Kurban bayramında çocukların sağlığının korunması
Kurban bayramında çocukların sağlığının korunması
Kurban bayramında çocukların sağlığının korunması
Kurban Bayramı hem uzun bir tatil hem de yolculukların arttığı bir dönem. Trafikte emniyet kemeri ve çocuk koltuğu kullanımının önemini, bayramda artan et ve tatlı tüketiminin çocuk sağlığına etkisini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Kurban Bayramı, hem dini duygularımız hem aile bütünleşmesi hem de yaz sonunu değerlendirmek açısından güzel bir fırsat. Ama uzun bir tatil dönemine girdiğimiz için trafikte her zamankinden daha dikkatli olmamız gerekiyor. Ülkemizde trafik kazaları maalesef ciddi kayıplara yol açabiliyor; hız kısıtlamalarına uymak ve trafik kurallarını uygulamak anlık bir tercih değil, hayati bir sorumluluk.
Trafikte emniyet kemeri ve çocuk koltuğu
Araştırmalar, tahmin edilenden daha fazla kazanın yakın mesafelerde olduğunu ve ciddi sakatlıklara yol açtığını gösteriyor. Bu yüzden kısa yolculuklarda bile emniyet kemerini takmayı hiç atlamamanızı öneriyorum. Bebeklere araç koltuğu alınıyor ama bazen bebek koltuğa oturtulmuyor ya da oturtulsa bile kemeri bağlanmıyor. Mutlaka bebeklerin ve çocukların yaşına, kilosuna ve boyuna uygun araç koltuğuna oturtulmasını, koltuğun kendisinin de araca emniyet kemeriyle sabitlenmesini istiyorum. Kendimiz de koltuğumuza bağlanmalıyız; hem kendi sağlığımızı koruruz hem de çocuklarımıza iyi bir örnek oluruz, çünkü onlar bizi izleyerek büyüyor.
Yola çıkmadan önce aracın kontrolden geçirilmesi, yorgun ya da aç kişilerin araç kullanmaması da önemli. Açlık halinde beynimizin dikkati dağılıyor, çünkü beyin şekerle çalışan bir organ; kan şekeri düştüğünde araç kullanmaya devam etmeyi önermiyorum. Aynı şekilde tıka basa doymak da uyku getiriyor. Bol su içmek, meyve sebze tüketmek, tok ve dinlenmiş olarak yola çıkmak, bayram tatilinin hepimizin içine sinmesini sağlıyor.
Bayramda tek tip beslenmeden korunmak
Kurban Bayramı'nda genellikle et ve tatlı ikramıyla karşılaşıyoruz, çocuklarımızı da bu tek tip beslenmeden korumamız gerekiyor. Son yıllarda çocuklarda hormon bozuklukları, şeker hastalığı ve obezite giderek yaygınlaşıyor. Bu yüzden özellikle ilk iki yaşta, yani doğumdan itibaren çocuklarımıza hiç şeker vermememizi öneriyorum; şekerli gıdaya alışan çocuğun ileride şekere dur demesi çok zor oluyor. Bal da bu iki yıl boyunca tüketilmemeli.
Hazır meyve suları yerine kendi hazırladığımız kompostoları, şurupları tercih etmenizi tavsiye ediyorum; hazır olanlar katkı maddesi ve tatlandırıcı içerdiği için kan şekeri dengesini bozabiliyor. Eğer bir ailede obeziteye yatkınlık varsa, yani büyükanne büyükbaba ya da anne babada kilo problemi varsa, çocuğu şekerden ve yağdan mümkün olduğunca uzak tutmakta, ama tamamen sıfırlamadan dengeli vermekte fayda var.
Bazı çocuklarımızda doğuştan protein sindirimini sağlayan enzimler yeterince gelişmemiş oluyor. Bu çocuklarda kurban etinin normalin üstünde tüketilmesi ciddi şikayetlere yol açabiliyor. Eğer ailenin bu konuda bir kaygısı varsa, çocuğu takip eden doktoruyla konuşup ne miktarda et verileceğini sorması gerekiyor. Kırmızı etin çok fazla tüketilmesi, erişkinlerde gut hastalığına da zemin hazırlıyor; bu yüzden kurbanın etini bir günde değil, birkaç haftaya, hatta birkaç aya yayarak tüketmekte yarar var.
Bir toplum kuralı olarak öneririm: bir çocuğa restoranda ya da misafirlikte ikram yapılacaksa, önce annesinin babasının onayı alınmalı. Çünkü hiçbirimiz, hekim olarak bile, bir çocuğa neyin dokunacağını önceden bilemeyiz; bunu ancak gözleyerek anlarız.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik
Değerli Anne ve Babalar, Siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, Sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, Gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim.
Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar,
Hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda.
Hoş geldiniz sevgili hocam. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederim, sağ olun. Geçmiş olsun. Sağ olun.
Bu zor koşullarda hem sağlık sorununuz olduğu halde programlara aynı gönüllülükle, aynı gülerlüsle devam ediyorsunuz. Tabii bizi dinleyen aile büyükleri ve dostlarımız göremiyorlar burada. Emine Hanım'ın bazı sorunları olmuş. Biz görüşmediğimiz dönem içinde ama
ona rağmen güler yüzünden hiçbir şey eksilmemiş. Hala güçlü ve tahtadeli güler yüzüyle bizi ağırlamaya devam ediyor. Bir an önce şifaya kavuşmanızı diliyoruz. Amin, amin. İnşallah hepimiz, bütün hastaların şifa diliyorum.
Sevgili dinleyenler, doçent doktor Fatma Nur Çakmak'la geçen haftaki programlarımızda çocuklarımızın aşılarından bahsetmiştik. Bu haftada yaklaşan kurban bayramı dolayısıyla çocuklarımızın sağlığının korunması ve anne babaların alması gereken önlemlerden bahsedelim istiyorum. Sevgili hocam, ne dersiniz?
Çok iyi olur Emine Hanım'cığım. Çünkü gene uzunca bir tatil dönemine giriyoruz. Bir grup öğrencimiz, çocuğumuz okullarına başladı. Ama hala başlamayı bekleyen çocuklarımız var. Ama sonuç olarak yaklaşan kurban bayramı
hem dini duygularımız açısından, hem ailelerin bütünleşmesi açısından, hem de yaz sonunu iyi değerlendirmek açısından güzel bir fırsat. Çünkü okullarda açılıyor. Evet, öncelikle hepimize sağlıklı, mutlu bayramlar diliyorum.
Ama sağlığımızı korumak, her zaman söylediğimiz gibi sağlığımızı korumak hastalıkları tedavi etmekten çok daha kolay ve ucuz olanı. Onun için de sağlığımızı korumaya devam edeceğiz kurban bayramında da. Nasıl koruyacağız? Öncelikle trafikte koruyalım.
Çünkü... Ben geç soba çıkacaktım. Çok fazla yolculuk olacağını öngörüyoruz ama bu geçen bayramda da konuşmuştuk, benzer bir konuya girmiştik. Çünkü ülkemizde maalesef trafik oldukça önemli sıkıntıların yaşanmasına yol açıyor.
Onun için demek ki daha dikkatli olmamız lazım. Hız kısıtlamasına çok dikkat etmemiz lazım. Trafik kurallarını çok iyi uygulamamız lazım. Çünkü trafik kuralları anlık nedenlerle uygulamalar değil. Anlık yapılan hataların sonuçlarında çok büyük acı sonuçlar yaşayabileceğimiz olaylar.
Saniyeler içinde oluyor zaten sevgili hocam. Bir trafik kazası. Tabii maalesef öyle. Hep bahsettiğimiz gibi emniyet kemerinin kullanmanın en faydalı olduğu dönemin yakın mesafelerde olduğu söyleniyor. Çünkü tahmin edilenden daha fazla kazanın yakın mesafelerde olduğu ve ciddi sakatlıklara ve hayati tehlikeye yol açtığı biliniyor.
Araştırmalar öyle rapor ediyor. Ama bunun önlemi de çok basit. Yani çok güzel emniyet kemeri sistemi geliştirmiş. Bizim de bunu kullanmamız lazım. Akıl ve beden sağlığımızı korumak açısından.
Ve hem kendimizin hem çocuklarımızın hem de ailemizin. Yani çocuklarımıza anneli babalı kendimize de çocuklarımıza yaşama şansını vermemiz gerekiyor. Ki bu kurallara dikkat edelim. Trafik kuralları çok büyük araştırmaların sonucunda ortaya çıkmış. Bir araç yola çıkmadan önce defalarca o kazaya hazırlanıyor.
Acaba bir kaza geçirirse neler olacak diye ondan sonra gerekli önlemler alındıktan sonra ancak trafiğe uygunluğu kararı verilebiliyor. Demek ki akıllı ve iyi insanlar çok çalışarak insan sağlığını trafik konusunda korumak için arabalarda önlemler alıyorlar. Gene trafik işaretlerine dikkat edilmesi, yollara dikkat edilmesi hepimize bu konuda duyarlı olma bilincini getiriyor. Onun için sizin bu güzel programınıza da biz annelerden, babalardan, büyükannelerden, büyükbabalardan yaşı kaç olursa olsun hani beşikten mezara herkesin emniyet kemeri kullanmasını rica ediyoruz.
Bebeklere mesela araç koltuğu alınıyor ama araç koltuğuna bebek ya oturtulmuyor veya oturtulsa bile kemeri bağlanmayabiliyor. Öyle olduğu için biz bu konularda biraz daha duyarlı olunmasını istiyoruz ailelerden. Mutlaka hem bebeklerin hem çocuklarımızın kendi yaşlarına, kilolarına, boylarına uygun araç koltuklarına oturtulması, araç koltuklarının emniyet kemeriyle araca bağlanıp bebeklerimizin, çocuklarımızın da kendi emniyet kemeriyle kendi koltuklarına bağlanmasını istiyoruz.
Aynı zamanda kendimiz de koltuklarımıza bağlanmalıyız ki hem sağlığımızı koruyalım hem de çocuklarımıza bu konuda iyi birer örnek oluşturalım. Çünkü bütün çocuklar anne babayla birlikte büyümeye gidiyorlar. Evet, en büyük hakları o. Çünkü hep konuştuğumuz zaman çocuk haklarından bahsettiğimiz zaman bir tanesi diyorduk ki sağlıklı yaşaması, ailesiyle birlikte yaşaması, annesi babasının sevgisiyle yaşayıp büyümesi.
Bu nedenle hepimizin, kendimizin ve çocuklarımızın sağlığını korumamız lazım. Hem kendi sağlığımız için hem çocuklarımızın sağlığı için. Onun için arabamızı mutlaka eğer mümkünse bir an önce kontrolden geçirtilmesi, trafiğe çıkışının uygun olduğundan emin olunması, gene yola çıkarken de hepimizin emniyet kemerlerimizi bağlamamız ve kapılarımızın iyi kapandığından emin olmamız
ve çocuklarımızın da araç koltuğunda seyahat etmesini istiyoruz. Gene hız kurallarına çok dikkat edilmesi, yorgun ve aç kişilerin araç kullanmaması, önce karınlarını doyurmaları ve uykularını iyi alıp iyi dinlendikten sonra yola çıkmaları, dediğiniz gibi eğer açlık hissediyor veya yorgunluk hissediyorsa da,
ya başka bir sürükçüye geçilmesi veyahut da dinlenip yola öyle devam etmesi. Çünkü beynimiz açlığa tahammülü yok. Açlık halinde ve uykusuzluk halinde beynimizin dikkati dağılıyor. Yani yeterince uygun araç kullanamıyoruz, yeterince dikkatimizi toparlayamadığımız için kazaya ve tehlikelere çok daha açık bir hale geliyoruz.
Çünkü biliyoruz ki aç olan insanın kan şekeri düşüyor ve kan şekeri de, beyin çünkü şekerle çalışan bir öğren olduğu için dikkati dağılıyor. Onun için kesinlikle aç olduğumuzda yola devam etmeyelim diyoruz. Evet, lütfen. Tabii çok fazla da tıka basa doymamak lazım.
O da uyku getiriyor değil mi? O da uyku getiriyor. Çok haklı. Bir de çok fazla şekerli gıdaların da tüketilmesini istemiyoruz. Gene havaların hala sıcak olması nedeniyle,
siz daha iyi biliyorsunuz havalar sıcak gidecek herhalde bayram döneminde de ama, sıcaklarda su kaybının fazla olması, gene sürücülerinde susuz kalmamaları ve tuzsuz kalmamalarını da özellikle öneriyoruz. O nedenle biraz bizim geleneksel gıdamızdan hafif tuzla ayranlar, eğer bunu engelleyecek bir nedeni yoksa,
sağlık zorun yoksa kişinin. Sırf su içmek bile çok gerekli. Gene meyve, sebze tüketimine dikkat etmek. Yani yola çıktığımızda aç ve susuz olmayacağız, uykusuz olmayacağız. Tok olacağız, suyumuz yanımızda olacak, daima içeceğiz ve
uykumuzu iyi almış, iyi dinlenmiş o şekilde yola koyulacağız ki, bayram tatili hepimizin içine sinsin. Bayram gibi bir bayram tatili yaşayalım. Kesinlikle öyle. Bir de sevgili hocam, bayramda birçok insan,
başta da çocuklarımız, tek tip beslenme durumunda kalabiliyorlar. Tabii. Hele kurban bayramlarında. Hele kurban bayramında.
Kurban bayramında hep et, hep gittiğimiz yerlerde et ikramı ya da tatlı ikramı yana karşılaşıyoruz. Ve çocuklarımızla bundan korumamız gerekiyor. Doğru. Çünkü çocuklarımızın da artık son dönemlerde benim gördüğüm medyadan takip ettiğim kadarıyla,
çevremdeki arkadaşların çocuklarından bildiğim kadarıyla, çocuklarda inanılmaz hormon bozuklukları, hem şeker hastalıkları, hem de kilo fazlalıkları. Yani obezite.
Obezite çok yaygınlaşmış durumda. Onun için çocuklarımızın beslenmesine, özellikle bayram gibi özel günlerde çok fazla dikkat etmemiz gerektiğini düşünüyorum ben. Anne babalara bu konudaki tavsiyeleriniz nelerdir? Çok teşekkür ederiz bu konuyu gündeme getirdiğiniz için.
Bizim çok güzel geleneksel şuruplarımız var. Meyvelerden hazırlanan, mümkünse çok meyvenin kendi tadıyla pişirilmiş olanlarını tercih ediyoruz. Tatlı yerine bunların ikram edilmesi, yaz aylarını, zaten yazın son günlerini yaşıyoruz.
Onun da tadını çıkaralım diye. Meyve suları, kendi hazırladığım zaman hazır meyve sularını kastetmiyorum. Çünkü hazır meyve suları da maalesef sağlık açısından... Katkı maddeleriyle dolu. Kesinlikle.
Hem katkı maddesi içermesi açısından, Hem de tatlandırıcı içermesi. Çok fazla şeker içerilmesi, tatlandırıcı içermesi nedeniyle, yani light denilen, hafifletilmiş içecekler bile olsa, yani şekersiz gibi bilinse bile,
onların içinde bile tatlandırıcıların olması nedeniyle, o da kan şekeri dengemizi bozabiliyor. Üstelik de bazı hastalıklara zemin oluşturabiliyor. Onun için mümkün olduğu kadar kendi yaptığımız meyve sularını tüketmemiz, yani eğer mümkünse hazır sıkılmış bir meyve suyu.
Yok öyle değilse ne güzel meyvelerimiz var şu anda. O meyvelerle işte erik kompostosu olsun, mişne kompostosu olsun veyahut da... Ve konsantre meyve sular da hazırlanabiliyor sevgili hocam kaynatarak. Çok güzel.
Kış için ya da daha sonrası içmek adına. Tabii. Çünkü geçmişte bizim anneannelerimiz, babaannelerimiz bunları yapardı. Doğru. Hala da yapan anneler, babalar var.
Çok görüyorum. Anneler, büyükanneler hala var. Bu konsantre yapılmış meyve suları da çok çok güzel oluyor. Tabii. Arzu eden bir parça şeker koyup ya da başka pekmez ya da bal koyup içebiliyor.
Ama hiçbir tatlandırıcı olmadan da kendi meyvenin kendi tadıyla da bu konsantre meyve suları içilebiliyor. Çok haklısınız. Çok da yararlı oluyor. Çocuklarımızı da abur cubura alıştırmaktan korumuş oluyoruz. Çünkü araştırmalar gösteriyor ki erken yaşlarda yani çocukluk yaşında,
özellikle ilk iki yaş, yani doğumdan ilk yaşına kadar olan çocuklarımızın hiçbir şekilde şeker tüketmesini istemiyoruz. Çünkü şekerli gıdalara alıştırılan çocuklarımızın iki yaşından sonra dur demeleri çok zor oluyor. Yani çocuğumuza bir banka hesabı açıyoruz, sağlık bankası hesabı ve bunda şeker hesabını sıfır yapmak istiyoruz. Çünkü çocuğumuzun kilo problemleriyle ve kilo problemlerini yani o beslenin getireceği kalp hastalıkları,
solunum problemleri, akciğer hastalıkları, tansiyon hastalıkları ve şeker. Çok güzel kalp damar hastalıkları ve sonuçta da psikolojik ve aynı zamanda nörolojik olan. Yani çünkü doğrudan bunlardan etkilenen beynimiz oluyor kan şekeri fazlalığı. Nasıl beynimiz şekeri kullanıyorsa fazlasından da zarar görüyor. Öyle olduğu için mutlaka şekersiz veyahut da çok az şekerli gıdaya alıştırılması lazım.
Bunun için de ilk iki yıl sıfır şeker tüketilsin istiyoruz. Bal da onların arası mesela. Bal da ilk iki yıl hiç tüketilmesini istiyoruz çocuklarımızın. Tüketilmesini istiyoruz ki şekerli gıdaya alışınca bir çeşit bağımlılık geliştiriyorlar. Ve ileriki yaşlarda şekere dur diyemiyorlar.
Daha bir tanesiyle doymuyor ikincisini istiyor. Yani sigaradan, alkolden çok da farklı seyretmiyor. Öyle olduğu için mümkün olduğu kadar ilk iki yıl hiç şeker vermiyoruz. Ondan sonraki yıllarda da mümkün olduğu kadar çocuklarımıza doğal şekerlerden nasıl meyvelerden olsun. İşte sebzelerde bile biliyorsunuz işte belli miktarda şeker var.
Veyahut da işte ekmeğinden, poğaçasından aldığı şekerden alsın. Veyahut da işte üzüm pekmezi yesin, keçi boynunuzu pekmezi yesin. Gene bizim annelerimiz, babalarımız, büyük anneler, büyük babalar bu konuda çok duyarlı. Kendileri hazırlıyorlar torunlarına, çocuklarına bu tür şeyleri. Bunları tüketmelerini çok arzu ediyoruz ama çok da tüketilmesini istemiyoruz.
Çünkü özellikle obesteye yatkınlığı olan aileler, çünkü bu genetik bir durum obesteye yatkınlık. Ama çevreyle desteklenirse obeste gelişiyor. Onun için eğer bir ailede obesteye yatkınlık varsa, yani büyük anneler, büyük babalarda kilo ve problemleri varsa veya anne de baba da kilo ve problemleri varsa, o zaman çocuklarımıza mümkün olduğu kadar şekerden, yağdan uzak tutmak. Ama hiç sıfır değil tabii ki.
Çünkü onlar büyüyen kişiler. Ama kısıtlı olarak bunların verilmesi, dengeli verilmesi, abur cuburdan kaçınılarak verilmesini öneriyoruz. Gene bazı ailelerin diabete yatkınlığı olabiliyor. Bazı çocuklarımız da diabetik olabiliyor. Gene bu bayram aylarında şeker ve şekerli gıdaların çok tüketiliyor olması,
diabetik çocuklarımızın ve diabetik erişkinlerin hastalık şikayetlerini artırıp, hastanelere, acillere başvurmalarını artırabiliyor. Bu daha çok Ramazan bayramında, hani şeker bayramı diye geçen, çok daha fazla şekerin ve şekerli gıdaların tüketildiği bayramımıza daha sık. Ama kurban bayramında da gene bizim geleneklerimiz nedeniyle tatlı tüketimi çok fazla. Sevgili hocam, halk arasında şöyle bir bilinen bir şey gerçek midir bilmiyorum.
Tabii siz uzmanlar olarak bu konuda daha doğru cevap vereceksiniz. Estağfurullah, halkın gözlemine biz çok fazla katılıyor ve çok kulak veriyoruz. Çünkü çok büyük bir gözlem gücü var. Halk diyor ki etle tatlı bir arada yenmez. Etle tatlı yenirse birlikte hasta olur insan.
Yani dengeyi bozarsınız. Onun için bir arada tatlıyla birlikte et yemeyin. Onda birazcık daha farklı düşünüyoruz herhalde. Çünkü mesela meyveleri bile hani yoğurt üstüne meyve yesin çocuğumuz diye öneriyoruz ki. Çünkü meyveyi veya tatlıyı doğrudan yediğimiz zaman.
Hatta bizim memlekette şey derler, bayram beyi olursun. Eğer yerse, yani eti üzerine tatlıyı yerseniz bayram beyi olursun. Bayram beyi demek yani hasta olursun, yatağa düşersin. İnsanlar seni ziyaret etmek durumunda kalırlar. Bayram beyi olursun derler.
Bizde atasöz olarak geçer. Onu ilk kez duyuyorum ama şöyle eğer şeker ve şekerli gıdaları tek başına yersek ve açken yersek kan şekerimiz çok hızlı bir şekilde yükseliyor. Çok hızlı yükselince beraberinde insülin dediğimiz kana karışmasını artıran hormonun da hızlı yükselmesine yol açıyor. Halbuki yoğurtla, sütle veyahut da işte proteinden zengin bir gıdayla yani yemek üstüne bunları yediğimiz zaman veya onlarla beraber yediğimiz zaman kan şekeri yavaş yavaş yükseliyor.
Çünkü onların hazma, sindirimi ve kana karışması biraz daha zaman alıyor. Yavaş yavaş sindirildiği için de kan şekeri yavaş yavaş yükseliyor. Dolayısıyla insülin de birdenbire böyle kana barajdan boşalır gibi, barajın kapağı açılmış gibi boşalmıyor kanımıza. Tabii yavaş yavaş boşalıyor. Öyle olunca yavaş yavaş olduğu için de kana karışması da kan şekerinin yükselmesi de kanımız da yavaş yavaş oluyor.
Onun için hani biz orada onu biraz daha düşünmemiz gerekecek galiba sizin bu önerinizi. Bir de etli gıdalardan özellikle kırmızı etin çok fazla tüketilmesi yüzünden gut hastalığı var. Ve toplumda da oldukça yaygın diyebiliyor. Özellikle yaşlı, belli yaşın üzerinde olan kişilerde yaygın olan bir hastalık ve ciddi bir hastalık tabii ki. Evet, evet.
Hayat kalitesini düşürücü bir hastalık. Tabii çok ağrılı. Çok ağrılı. Hayat kalitesinin hem ağrısı hem yürüme problemleri yapması, eklem problemleri yapması nedeniyle. Genel olarak bu tür hastalıkların sebebi çok sık ve fazla yenilmesi mi?
Ben mi kaynaklanıyorum sevgili hocam? Zengin beslenilmesi yol açıyor. Şimdi gut hastalığı çocuklukta pek fazla rastladığımız bir şey değil ama çocuklukta kurban bayramları sırasında rastladığımız bir başka hastalık var. Tabii ki gut hastalığı hep bütün erişkinlerin aklına tutması ve öyle birdenbire çok miktarda et tüketilmesinin arzu edilmediği bir dönem kurban bayramı. Yani o kadar kurban bayramının kurbanını mümkün olduğu kadar birkaç aya yayarak yemekte yarar var.
Hem kendimiz için hem çocuklarımız için sağlığımızı korumak adına. Ne oluyor? Çok tatlı yediğimiz zaman kan şekerimiz çok hızlı yükseliyor. Proteinden zengin beslediğimiz zaman da kanımızda bazı maddeler çok fazla yükseliyor. Ve bu maddelerin yükselmesi bazı çocuklarımızda protein sindirimi çok iyi olmuyor.
Çünkü nasıl biraz daha farklı bir mekanizma. Şimdi nasıl kan şekerimiz yükselince tatlı yedik kan şekerimiz yükseldi veya şekerli bir şey yedik kan şekerimiz yükseldi. Ne oluyor? Ne dedik? İnsülin yükseliyor dedik.
Protein ne? Buna benzeyen, proteini sindirmeye yarayan bazı hormonlar ve enzim dediğimiz yani hormon benzeri maddeler var. Bazı çocuklarımızın doğasında bunlar yok. Ve yaşla beraber de bazılarında azalmalar olduğu için işte yaşta bunlar eskimeye yüz tuttuğu için şikayetler olabiliyor. Ama çocukluk çağında daha doğumdan itibaren bu tür maddeler olmadığı için çocuğumuzun protein hazmı iyi değil.
Yani etten zengin besleyemiyoruz çocuğumuzu. Veya çocuğumuz sağlıklı doğuyor hiç böyle bir şey yokken araya bir böbrek hastalığı geliyor. Bir böbrek hasarı gelişiyor. Ve o nedenle proteinden kısıtlık beslenmesi gerekiyor. İşte bu dengeyi en azından normal proteinle beslenmesi gerekiyor.
Yani birdenbire kurban bayramında arzu edildiği veya alışılagelmiş olduğu gibi çok et tüketimi değil. Demin konuştuğumuz gibi birkaç ay ayarak kurban bayramı. Mesela bir günde değil de o eti bir haftada tüketebiliriz bir gün için ayırdığımızı. Parça parça yani normalin üstüne çıkmamak isteniyor. Ama bazı çocuklarımız var ki onların hani bahsettiğimiz enzim eksikliği olan bunlar doğuştan olan durumlar.
Bu durumlarda zaten çocuklarımızın doğuştan itibaren bazı şikayetleri oluyor. Ve metabolizma bölümü dediğimiz bölümlerde bu çocuklarımız takip altında oluyor. Bu çocuklarımızın proteinin kaçağı yapması yani tıpkı hani diabetiklerin daha fazla şekerle beslenmesini kendisini acile götürdüğü gibi kan şekeri yüksekliği ve komaya soktuğu gibi protein ihtiyacı olmayan çocuklarımızın da acilen hastaneye başvurması ciddi hastalıklarla acile gidecek kadar şikayetlerinin artmasına yol açabiliyor.
Onun için bu tür problemi olan çocuklarımızın biliniyor çünkü bunlar da bebekliklerinden itibaren teşhis edilmiş ve takip edilen çocuklarımız olduğu için bunların kurban bayramı dolayısıyla etlerinin eskisinden daha farklı verilmemesi öneriliyor. Eğer ailelerin bu konuda kaygısı varsa da doktorlarıyla konuşması ne miktarda protein verecekleri ne miktarda kurban etriği yedirecekleri konusunda takip eden doktor arkadaşlarımıza konuşmalarını öneriyoruz.
Ayrıca bu çocuklarımızın hiçbir zaman çok fazla proteinden beslenmemeleri gerektiği için ya diabetik çocuklarımızın şekerden aşırı beslenmemeleri gerektiği için onların alışagelmiş diyetinin dışına çıkarılmaması bir toplum sorunu. Mesela bir restorana gidiyor orada bir jest olarak çocuğa bir şey ikram ediliyor. O ikramı büyük çocuklarımız geri çevirebiliyor veyahut da o sırada çocuğumuz aç olup canı istediği için geri çeviremeyebiliyor.
Onun için bu tür şeyleri, ikramları annenin babanın onayı olmadan yapmamak gerekiyor. Bizim toplum olarak yapmamız gereken şey çocuklara anneleri babalarına ikram edip uygun görüyorsa annesinin babasını çocuğumuza yedirmesi. Çünkü hiçbirimiz çocuğumuza neyin dokunduğunu mesela ben bir hekim olarak bile bir çocuğa neyin dokunduğunu en baştan bilemem, öngöremem. Sadece görerek gözleyerek. Çünkü çocuk eğitiminde çocuk sağlığında gözlem çok önemli.
En başta da konuştuğumuz gibi halkımızın gözlemi çok önemli. Öyle sözler var ki insan o sözleri nasıl bu kadar özlü söylemiş, ne kadar güzel bir gözlemin ürünü diye çok saygı duyuyoruz halkımıza. Mesela anne bebeğini emzirmezsen sütün küser diye bir özdeyiş var. Bunu biz yıllar sonra öğrendik. Hakikaten bebeğin çok sık emzirilmesi sırasında anne sütünün arttığı ve bebeğinin tok kalmasını
ve bu şekilde kan şekeri düşüklüğü, açlık problemleriyle karşılaşmamasına yardımcı olduğunu. Ve sütünün devamını sağlandığını gözlemiyorsun. İşte bebeğe su ver diyor mesela bir yaşlı erişkin. Neden? Çünkü gözlemiş ki kendini.
Ay bu çocuk çok huzursuzlandı galiba susadı diyor. Su verdiğiniz zaman bebek rahatlıyor. Bunu onun kadar iyi gözleyen kimse yok. Yani çocukları hani hep diyoruz ya annelerin babaların kalbi doğruyu söyler. Çünkü anne baba olmak yürek işi.
Evet. Beyin çok önemli bir organ. Bizi rehberlik yapıyor ama tamamen yüreğimizin sesini dinlemekte çok yararlı oluyor. Bize çok büyük bir rehber oluyor ve bizi doğru yola götürüyor. Sevgili hocam zamanımızın sonuna geldik.
Bu konuda eklemek istedikleriniz varsa onları da alalım. Hem derneğimiz hem de kendi adıma tüm anne babalara ve çocuklarımıza bütün milletimize ve bütün insanlığa sağlıklı mutlu bayram tadında bir ömür diliyorum. Ve bayramlarını kutluyorum. Ben de bütün dinleyenlerimizin Türk halkının kurban bayramını kutluyorum. Sağlıklı mutlu huzurlu bir şekilde bayram sonrasında da hayatlarına devam etmelerini istiyorum.
Sevgili hocam önümüzdeki hafta tekrar görüşmek üzere diyorum. Çok güzel olur. Sağ olun. Sağlıklı Bebekler İçin El El Ede programımızın bugün de sonuna geldik sevgili dinleyenler. Sağlıklı Bebekler İçin El Ede Derneği Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la bugün
Kılaşan Kurban Bayramı dolayısıyla çocuklarımızın sağlığının korunması ve anne babalara bir takım önerilerde bulunduk. Önümüzdeki hafta Sağlıklı Bebekler İçin El Ede programında tekrar buluşuncaya dek ben Emine Ertürk Karahasan. Konuğumuz Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak ve Teknik Masada Gülçin Çağlar hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ede
İçin El Ede
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.