Aşılar ve çocuklarımızın korunması
Aşılar ve çocuklarımızın korunması
Aşılar ve çocuklarımızın korunması
Okul döneminin yaklaşmasıyla el yıkama alışkanlığından, ergenlik çağında beslenme ve spora, büyükanne-büyükbabaların aşılarından doğumdan itibaren uygulanan aşı takvimine kadar aşı ve korunma konusunu anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Okulların açılması yaklaşırken velilerime hep aynı şeyi hatırlatırım: aşı kadar kıymetli olan bir başka konu da el yıkama alışkanlığıdır. Dünya Sağlık Örgütü ve çeşitli sağlık kuruluşları el yıkamayı "kendi kendine aşılama" olarak tanımlıyor. Okula giden çocuklarımız dışarıda yemek yiyor, atıştırıyor; bu yüzden tuvaletten çıkınca, sokaktan geldiğinde, bir hayvanı sevdikten sonra ve özellikle yemeklerden önce ellerini yıkama alışkanlığını iyi kazanmalarında büyük yarar var. Geçen programlarımızda konuştuğumuz ishal-kusmayla seyreden hastalıklar ve hepatit, ağız yoluyla, yiyecek ve içeceklerle bulaşıyor; demek ki el yıkama burada çok önem kazanıyor. Temiz gıda tüketme alışkanlığını da çocuklarımıza kazandırmakta yarar var.
Ergenlik Döneminde Beslenme ve Spor
Çağımızın hastalığı olan obeziteye karşı çocuklarımızı korumak için fast food denilen ayaküstü yiyeceklerden, içinde katkı maddesi olan paketli gıdalardan uzak durmalarını, bunun yerine annelerinin yaptığı kekleri, kurabiyeleri tercih etmelerini öneriyorum. Şeker ve şekerli gıdalardan, özellikle kutu içeceklerden de uzak durmalarını istiyorum. Ergenlik çağındaki, 12-15 yaş arası çocuklarımızın spor etkinliklerinde çok fazla tükettiğini gördüğüm enerji içecekleri bir yere kadar faydalı gösterilse de çocuklarımızın dengeli beslenmesiyle asla aynı şey değil; içerdiği bazı maddelerin yüksek oranları böbrek yükünü artırarak ileride böbrek hastalıklarına, hatta böbrek yetmezliğine ve karaciğer hastalıklarına yol açtığı biliniyor.
Bunun yanında çocuklarımızın spor alışkanlığı kazanmasını, akşam yürüyüşleri yapmasını, yüzmeye gitmesini, basketbol, voleybol gibi toplu sporlara katılmasını çok istiyorum. Bunlar hem beden hareketi hem de akranlarıyla birlikte olma, rekabet etme, paylaşma ve başarıya koşma alışkanlığı kazandırıyor. Akran eğitiminin yerini tutan hiçbir şey yok; yaşıtlarıyla birlikte olan çocuklar birbirini çok daha iyi eğitiyor. Vücutları hızla değişirken -ayaklar, eller, burun, çene büyürken- bu uyumsuzluğu en kolay atlatmanın yolu da spor veya güzel sanatlarla ilgilenmek oluyor.
Büyükanne, Büyükbaba ve Genç Erişkinlerin Aşıları
Çocuklarımızın aşılarına devam ederken artık büyükannelere, büyükbabalara da aşı öneriyoruz; bu, Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF'in son yıllarda çok önem verdiği bir konu. Sadece çocukluk çağı aşısı değil, bütün ailenin aşı programı önem kazanıyor. Difteri, boğmaca, tetanos içeren erişkin bel-ci aşısı tek doz yapılan bir aşı olup erişkinlerin olması, 10 yılda bir de tekrarlanması öneriliyor; ciddi bir yaralanma ya da kaza durumunda tetanos aşısı tek başına da uygulanabiliyor.
1998'den önce doğan anne, baba, büyükanne ve büyükbabalara hepatit B ve hepatit A yönünden kan testi yaptırmalarını öneriyorum; aşılı değillerse ya da hastalığı geçirmemişlerse bu aşıların yapılması gerekiyor. Genç hanımlara ise hamile olmadan önce kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısını mutlaka öneriyorum, çünkü kızamıkçık hamilelik sırasında geçirilirse bebekte görme, işitme, beyin gelişimi hasarı ve ciddi kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Bu canlı bir aşı olduğu için aşıdan sonra en az 3-6 ay hamile kalınmaması gerekiyor; bebeğiyle birlikte aşı olmayan bir anne bebeğiyle beraber de aşılanabiliyor. Genç erkeklerde de kabakulak geçirilmesinin kısırlığa kadar gidebilecek ciddi bir tehlike oluşturduğunu biliyorum, bu yüzden aşı hem hanımlar hem erkekler için önemli.
Doğumdan İtibaren Aşı Takvimi
Ülkemizde artık aşı yaptırmak herkese zorunlu; aile aşı yaptırmak istemezse çocuğun hiçbir sağlık hizmetinden yararlanamayacağı uygulanıyor, çünkü aşısız kalan çocuk yalnız kendi sağlığını değil toplum sağlığını da tehdit ediyor. Ülkemizde aşılama oranı yüzde 98'e ulaşmış durumda; hedefimiz yüzde 100.
Doğumda hepatit B aşısının ilk dozu doğumhanede yapılıyor, ikinci doz bebek bir aylıkken, üçüncü doz altıncı ayda uygulanıyor. İki aylık olduğunda difteri, boğmaca, tetanos ve çocuk felci içeren beşli karma aşı ile birlikte halk arasında menenjit aşısı denen Hib aşısı ve zatürre aşısı (pnömokok) uygulanıyor; bunlar farklı bacaklardan yapılıyor ve dört ile altıncı ayda tekrarlanıyor. Bir yaşında pnömokok aşısının dördüncü dozu, bir buçuk yaşında beşli karma aşının tekrarı ve hepatit A aşısı, iki yaşında da hepatit A'nın ikinci dozu uygulanıyor. Dokuzuncu ayda kızamık aşısı tek başına, bir yaşında ise kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı yapılıyor. Ülkemizin göç alan bir ülke olması nedeniyle çocuk felci aşısı hem iğne hem ağızdan damla olarak, canlı aşı şeklinde de uygulanıyor ki bu koruma daha güçlü olsun. Bu aşı takvimini eksiksiz uygulamanın çocuklarımızı kulak iltihabından zatürreye, menenjitten kalıcı sakatlıklara kadar pek çok riskten koruduğunu görüyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız,
gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımız başlıyor.
Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda.
Hoş geldiniz. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederiz, sizleri gördük, daha iyi olduk. Aynı şekilde teşekkür ederim. Sevgili dinleyenler, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la,
geçen hafta Sağlıklı Bebekler İçin, ishal ve kusmayla seyreden hastalıklardan, çocuklarımızın sağlığının korunması için, anne babaların yapması gerekenlerden bahsettik. Bugün Sağlıklı Bebekler İçin,
aşılar ve çocuklarımızın sağlığının korunması için, anne ve babaların yapması gerekenlerden bahsedeceğiz. Sevgili hocam, çünkü okulların açılması da yaklaşıyor. Evet. Ve aşı dönemine de giriliyor.
Evet, bazı okullarımız erkenden başlıyor, bazı okullarımız biraz daha geç başlayacaklar. Ama en azından okul öncesi çocuklarımızı hazırlamamızda yarar var. Zaten Sağlık Bakanlığımız okul öncesi aşıları çok güzel yapıyor. Bazıları okul döneminde bizzat okullara gidilerek yapılıyor.
Bazıları ise aileler kendileri sağlık ocaklarına, veyahut da arzu ettikleri sağlık kuruluşlarına yaptırabiliyorlar. Hep aşıların çok kıymetinden bahsediyoruz. Ama hiç gene tekrar tekrar konuştuğumuz el temizliği konusu var. O el temizliği konusu, el yıkama alışkanlığı,
Dünya Sağlık Örgütü tarafından da, ve çeşitli sağlık kuruluşları tarafından da, kendi kendine aşılama olarak biliniyor. Onun için okula giden çocuklarımızın, bu el yıkama alışkanlığını iyi kazanmalarında yarar var.
Çünkü onlar gittikleri yerde yemek yiyebilirler. En azından bir şeyler atıştırabilirler. Onun için belli temizlik kurallarına edinmeleri ne çok arzu ediyoruz. İsterseniz sağlık ve aşılama konusunda, kendi kendimizi aşılamadan başlayarak,
gene el yıkamadan bahsedelim. El yıkamada mutlaka, ne zamanlar yıkıyorduk ellerimizi aileler de biliyor, tuvaletten çıkınca, sokaktan geldiğimizde,
bir hayvan seviyorsak, hayvanı sevdikten sonra, Emeklerden önce, En önemlisi haklısınız yemeklerden önce. Çünkü,
hep konuşuyoruz, geçen iki programımızda, İshal Kusma ile seyreden hastalıklar ve hepatitten bahsettik. Hepatit anında, ağız yoluyla bulaşan,
yiyeceklerle, içeceklerle bulaşan bir hastalık olduğunu bahsettik. Demek ki, el yıkama alışkanlığı burada çok önem kazanıyor. Gene,
temiz gıdalar, tüketme alışkanlığını da, çocuklarımıza kazandırmakta yarar var. Ve özellikle, çağımızın hastalığı olan,
bu obesteye karşı, çocuklarımızı korumak için, beslenme alışkanlıklarının üzerine sokmaları, avur cuburdan uzak durmaları, işte bu fast food denilen,
hızlı yenilen, ayaküstü yiyeceklerin, uzak durmaları, özellikle, içinde katkı maddesi olan,
paketlerde satılan yiyecekleri tüketmek yerine, annelerinin yaptığı güzel kekleri, kurabiyeleri tüketmelerini öneriyoruz. Özellikle de son zamanlarda, şeker ve şekerli gıdaları,
yiyecek olsun, içecek olsun, özellikle kutularda satılan içecekleri, tüketmemelerini öneriyoruz. Özellikle bu,
ergenlik çağınlık çocuklarımızın, 12-13 yaşında, 14-15 yaşlarında, vücut değişimiyle beraber, kendilerini geliştirmek amacıyla,
katıldıkları spor etkinliklerinde, enerji içecekleri, çok fazla tükettiklerini görüyoruz. Enerji içecekleri, bir yere kadar faydalı görünüyor,
ve öyle tanıtılıyor olsa bile, çocuklarımızın dengeli beslenmesiyle, asla aynı şey değil. Onun yanı sıra, bazı maddeleri çok yüksek oranlarda,
içermesi nedeniyle, böbrek yükünü artırarak, ileride böbrek hastalıklarına, ve böbrek hastalığına, hatta böbrek yetmezliğine,
neden olduğu da, ve karaciğer hastalıklarına, yol açığını da, gayet iyi biliniyor. Karaciğer diyecektim,
çünkü karaciğeri de, buldukça yoran gıdalar. Çok yüksek, yani içindeki katkı maddelerine, bakılsa,
son derece yüksek, fakat çocuklarımızın, vücudumuzu güzelleştiriyor, diye, kendi bedenlerine,
çok önem verdikleri, bir dönem olması nedeniyle, bu ergenlik dönemi, o tür yiyecekleri, içecekleri,
çok tükettiklerini görüyoruz. Rica ediyoruz, ve öneriyoruz ki, bu tür gıdalardan, aileler,
çocuklarımızı uzak tutsunlar. Kesinlikle. Ve tabii ki, spor alışkanlıklarını, çok fazla kazansın istiyoruz,
çocuklarımızın, işte akşam yürüyüşleri olsun, hazır yaz ayları da, devam ediyorken, ve önümüzde bayram,
dolayısıyla gene, hemen hemen bir aya yakın, en azından 2-3 hafta kadar, tatil süreci olması, ve bu süreç boyunca da,
aileleriyle daha fazla zaman, geçiriyor olması nedeniyle, ailece yürüyüşler, akşam yürüyüşleri yapılması, ya da sabah yürüyüşleri yapılması,
yüzmeye gidilmesi, ya da çocuklarımızın arkadaşlarıyla, basketbol, voleybol gibi, toplu sporlara katılmasını, çok istiyoruz.
Çünkü bunlar, hem çocuklarımıza beden hareketi kazandırıyor, hem de bir düşünce alışkanlığı kazandırıyor. Çünkü kendileri gibi düşünen, kendileri gibi hisseden kişilerle beraber olmayı,
ve onlarla, biraz rekabete girmeyi, bir taraftan paylaşmayı, ama sonuçta, başarıya koşmayı öğretiyorlar.
Onun için, çocuklarımızın beden gelişimi kadar, ruh sağlığının da önemli olduğunu düşünerek, mutlaka spora, güzel sanatlara,
sporun hangi dalı olursa olsun, mesela şu ara, evet, bizi çok gururlandıran çocuklarımız oldu. Bu dünya olimpiyatları sırasında,
okçuluktaki oğlumuzdan, herkes gururla bahsediyor. çok genç bir yaşta, kendi yaşları arasında birinci, ama dünya sıralamasına bakıldığında,
kendinden büyüklerin arasında, dördüncü olduğu bildirildi. Tabii ki bu çok gurur verici bir tablo. Çok, çok. Gene bir kızımız,
jimnastikte, çok büyük başarı elde etti. Bunların bir kısmı belki arzu edilen, veya kendi hayal ettikleri yerlere gelmeseler bile, biz onların bu başarılarından,
kendilerinin de gurur duymalarını istiyoruz. Çünkü bu, çok büyük bir kültürel ve çok büyük bir zaman, emek, çaba gerektiren bir başarı.
Hem ailelerinin, hem kendilerinin, ve tabii ki ulusumuzun gurur kaynağı. Onun için de, aynı şekilde,
diğer çocuklarımızın da, bu tür etkinliklere katılmalarını, yüzme olsun, basketbol olsun, futbol olsun,
bisiklet olsun, her neyse ilgi alanları, aileleri tarafından bunların desteklenmesi, hem kendileri gibi güzel insanlarla beraber, olma alışkanlığını kazandıracak,
hem kendilerini geliştirmeleri için, çok büyük bir katkı sağlayacak. Çünkü eğitimde, akran eğitiminin yerini tutan hiçbir şey yok Emine Hanımcığım. Eğer bir akranıyla birlikteyse,
birbirlerini çok daha iyi eğitiyorlar, ve çok daha güzel yerlere getirebiliyorlar. Hep öyle değil midir mesela, 12-13 yaşındaki bir çocuğumuza bir şey söyleriz. Aralarında tatlı bir rekabet başlıyor,
sevgili hocam. Biraz öyle oluyor. Bazen de birbirlerine işte, beğenmedikleri şeyleri, çok daha kolay söylüyorlar,
beğendiklerini çok daha güzel ifade edebiliyorlar. Onların bir kaygısı yok. İçlerinden ne geçiyorsa onu söylüyorlar. Doğru. Onun için akran eğitimi çok önemli.
Yani bir yaş, küçük bir yaş, büyük olması da çok önemli değil. Sonuçta düşünelim ki, kardeşler de birbirlerine,
iki kardeş de birbirini eğitiyor. Küçük de büyüğü eğitiyor, biraz daha hayata bağlıyor. Büyük de küçüğü eğitiyor, o da ona hayatın kurallarını,
ve gerçeklerini tanıttığı için. Ama sonuçta iki çocuk da birbirini yukarıya çekiyor. Onun için akranlarıyla birlikte olmaları, hem kendilerinin gelişme açısından çok önemli, hem de arkadaşlarına eğitim vermeleri açısından çok önemli.
Biz bunu çok öneriyoruz. Gene güzel sanatlarda da öyle, müzikle uğraşabilirler, resimle uğraşabilirler. Görmüyor muyuz şimdi,
olimpiyatlara kimler katıldı? Mesela şu yaş grubu katılıyor. İşte ne diyoruz? Oğlumuz kendi yaş grupları arasında, okçulukta birinci oldu ama,
öbür kendisinden daha büyük ile de yarıştan da dördüncü oldu diye. Onun için yaşıtlarıyla beraber olmakla, başka şeyler kazanıyorlar. Yaşıtlarından büyük veya küçük olmakla da, farklı eğitimler kazanıyorlar.
Mutlaka sporla, güzel sanatlarla ilgilensinler istiyoruz. Bu, özellikle ergenlik çağındaki çocuklarımız için çok kıymetli. Çünkü çok hızlı büyüdükleri bir yaş.
Ve çok hızlı büyüyüp, bir taraftan aile tarafından da, çevre tarafından da, daha sen küçüksün, ama bir boyuna bakıyorsunuz,
bir erişkin kadar, boyu ve kilosu, arkadan baktığınızda erişkin, ama yüzünü döndüğünde veya sohbete başladığınızda, yaşıyla uyumlu davranıyor.
Yani biraz daha erişkin olması için, zamana ihtiyacı ve eğitime ihtiyacı olması gereken bir dönem oluyor. Onun için bunlara devam etmelisini istiyoruz. Mutlaka yaşıtlarıyla beraber olsun. Çocuklarımızın yaşıtlarıyla beraber olunurken,
birbirlerine katkıda bulunuyorlar. Çünkü bir taraftan birinin bedeni çok hızlı büyüyebiliyor. Öbürününki biraz daha gerilerden gelebiliyor. O da onları rahatsız edebiliyor. Onun için de,
yaşıtlarıyla beraber, benzer hareketler yaptığı zaman, bu farkı kapatmış oluyorlar. Kendilerinin bedenindeki, bu değişimden rahatsızlık duymamayı öğreniyorlar.
Çünkü bedeninde, hem öncelikli hormonları değişiyor, ondan sonra birden ayakları büyüyor, elleri büyüyor, burunları büyüyor,
kulakları uzuyor, çeneleri büyüyor. Dolayısıyla, daha sonraki dönemde boyları uzuyor, ve farklı şekilleri,
beden şekilleri farklılaşmaya başlıyor. Bu uyumsuzluğu, en kolay atlatmanın yolu da, güzel sanatlar veya sporla ilgilenmek oluyor. Hem arkadaşlarıyla uyum içinde yaşamayı öğreniyorlar,
hem de onlarla güzel şeylere imza atmayı öğreniyorlar. Çünkü vücutları ve beyinleri, başka şeylerle meşgul olduğu için, kendileriyle çok fazla uğraşma zamanı kalmıyor. Ve onlarla uğraşırken de,
zaten vücut kendi doğal şeklini alıyor. Evet, çok haklısınız. Sağlıklı şeklini alıyor. Öyle böyle, çocuklarımız büyürlerken,
biz de onların aşılarını yapmaya devam ediyoruz. Hatta, büyük annelere, büyük babalara da aşılar öneriyoruz. Bu,
Dünya Sağlık Örgütü, ve UNICEF'in, son yıllardaki, ve özellikle aşı programlarıyla uğraşan, sağlıkla uğraşan kişilerin,
son zamanlarda çok önem verdiği bir konu. Yani sadece çocukluk çağı aşısı değil, bütün ailenin aşı programları çok önem kazanıyor. Bütün ailenin aşı programları deyince, hep diyoruz ki,
hepimizin birden çok çocuğu olabilir ama, her çocuğumuzun bir annesi, bir babası var. O zaman anneler, babalar,
kendi sağlıklarını da koruyacaklar. Nasıl koruyacaklar? Eğer, bugüne kadar olmadılarsa, difteri,
boğmaca, tetanos çocuk belci aşısı, diye bir aşı var. Tek dozda yapılan bir aşı. Her başına diye geçiyor.
Evet, evet, erişkinlerin bunun mutlaka olması öneriliyor. 10 yılda bir de, mutlaka bu aşının tekrar öneriliyor.
Ama, tabii ki hiç arzu edilmeyen bir durum, ama ciddi bir yaralanma, kaza geçirme durumu olursa da, bu aşılar,
arada da, hepsi değil, ama tetanos aşısı olarak, tek başına uygulanması önerilenler arasında. Gene,
daha önceki programımızda, bahsetmiştik, hepatit günleri dolayısıyla konuştuğumuzda, 1998'den önce doğan, annelerin,
babaların, çocuklarımızın, büyükannelerin, büyük babaların, mutlaka,
hepatit B'ye, ve hepatit A yönünden, kan testi yaptırmalarını öneriyoruz. Ve aşılı değiller, veya hastalığı geçirmemişlerse de,
mutlaka, bu hastalıklara karşı da, aşılanmaların, yani, hepatit B ve hepatit A için,
kan testi yapılacak. Bu hastalıklar, geçirilmemiş, veya aşılı değilse de, veya,
aşılı olmuş, ama etkisi azalmaya başlamışsa da, bu aşıların, uygulanması öneriliyor. Erişkinlerde,
gene, kızamık kızamıkçı, kaba kulak aşısı, özellikle genç hanımlara, çok önerilen bir aşı,
hamile olmadan önce, önerilen bir aşı, çünkü, hamilelik sırasında, tehlikeli olabiliyor.
Evet, hamilelik sırasında, veya hamile olmayı planladıkları dönemde bile, tehlikeli olabiliyor. Çünkü bu canlı aşı,
yani, en az 3-6 ay kadar, hamile kalmaması bu aşıdan sonra. genç erkeklerde, bu tehlike daha da büyük boyutlarda olduğunu biliyorum ben.
Doğru, hem erkeklerin, hem hanımların, mutlaka aşı olması lazım. Hanımların,
şu bakımdan, önem kazanıyor, çünkü, kendisi hastalığı, hamilelik sırasında geçirirse,
bebek de hastalanmış oluyor, ve bebek hasta olduğu zaman da, sakat kalıyor. Ne gibi sakatlıklar olabiliyor? Görme,
işitme, beyin gelişiminin hasara uğraması, ve kalp hastalıkları, ciddi kalp hastalıkları oluyor. O nedenle,
özellikle kızamıkçıkta oluyor bu. Onun için mutlaka ve mutlaka, genç hanımların, kızamık kızamıkçık, kaba kulak aşısı olmaları,
bundan sonraki dönemde de, 3-6 ay kadar, hamile kalmamaları öneriliyor. Yahut da mesela, bebeğiyle beraber,
mesela bebek 1 yaşındayken, kızamık kızamıkçık, kaba kulak aşısı oluyor. O dönemden önce aşı olmamışsa, bebeğiyle beraber aşılanması öneriliyor.
Neden? Çünkü bir sonraki gebelik için, de hazırlıklı olması lazım. Hem kendi sağlığı için, hem de bebeğinin sağlığı için.
Bu babalar için de dediğiniz gibi, geçerli. Ama baba adaylarının, kendi sağlığını koruması, ama anne adaylarının,
hem kendilerinin, hem de bebeklerin sağlığını, koruması açısından, çok kıymetli bir aşı. Hocam,
halk arasında şöyle deniyor, özellikle 18 yaşından büyük erkeklerde, kaba kulak geçirilirse, kısırlığa kadar gidebileceğini söylüyorlar. Bu hanımlar için de geçerli Emine Hanım.
Hanımlar için de geçerli. Tabii hanımlar için de. Çünkü, hep konuşuyoruz ya, çocukluk çağında geçirilen hastalıklar,
daha sessiz seyirli olabiliyor. Yani oldu bitti, çocukluk geçmiş olsun gibi olabiliyor. Hakikaten bazıları çok daha hızlı geçiyor. Ama bazıları da,
iz bırakarak geçiyor. Zaten aşı yapmamızın temel amacı, bu hastalıkların yapacağı yan etkiler, ve bıraktığı izler, kalıcı sakatlıklara yol açması,
onun yanı sıra, çok ciddi, maalesef hayatı tehlikeye sokan, ciddi hastalıklara yol açması, gibi nedenlerle mutlaka aşıları öneriyoruz.
Hani madem ki çocukluk çağı hastalığı, bırakalım çocuklarımız kızamık da olsun, kızamıklık da olsun, kaba kulak da olsun diye, bir yaklaşan aileler de var.
Halbuki bu doğru değil. Çünkü bir hastalığı geçirmek, şans, şans, geçirip de hasarsız geçirmek çok büyük bir şans.
Çünkü bizim çocukluğumuzda mesela, kızamık aşısı yoktu. Ben 9 yaşındayken bulunmuş kızamık aşısı. Dolayısıyla ben kızamık hastalığını geçirenlerdenim. Çok ağır geçirdiğimi çok net hatırlıyorum.
Ama, en azından geçirdiğim için, çok şanslı buluyorum kendimi. ama herkes benim kadar şanslı değil. Mesela çocuk felci aşısı,
benim doğduğum yıl bulunmuş, ülkemize çok daha geç gelmiş. Dolayısıyla ben çocuk felci, belki çocuk felci mikrobuyla karşılaştım ama, çok sessiz sedasız geçirmiş olabilirim,
veyahut da çok büyük bir şans eseri olarak, geçirmemiş olabilirim. Ama çocuk felci geçiren, kişilerle birlikte oldum ben. Ve onların sakatlıklarını yaşadığım için,
çok hüzün duyarım. ve benim öğrencilik ve asistanlık yıllarımda da, çocuk felcini biz gördük. Çocuk felci çok şükür ki, ülkemize 1998'den sonra görülmediği biliniyor.
Ama, çok fazla göç alan bir ülke olmamız nedeniyle de, mutlaka çocuk felci aşısının çok iyi uygulanması, hatta çocuk felci aşısının, damla olarak bebeklere canlı aşı olarak verilmesi öneriliyor ki,
bu dış göçler nedeniyle, ülkemiz olan göçler nedeniyle, Son dönemlerde aldığımız göçleri düşünürsek, çok daha, mutlaka çocuklarımızı korumamız gerekiyor.
Yani Allah'a çok şükür, ülkemiz, çocuk felci hastalığının, görülmediği ülkelerden, ama bu demek değil ki,
görülmeyecek. Görülmemesi için, tedbirimizi almaya devam ediyoruz. Ne yapıyoruz? Çocuk felci aşılamalarına devam ediyoruz.
Hatta, tek başına çocuk felci aşısıyla yetinmiyoruz. Bir de, ağızdan damla olarak, canlı aşı olarak veriyoruz.
Onun için, bunlara çok özen göstermemiz gerekiyor. Aşı programlarını çok iyi yapmamız gerekiyor. Hem kendimiz açısından, hem de erişkinler.
Alışkinlerin de mesela, çocuk, dedik ki, dikleri, bormaca,
tetanos, çocuk felci aşısı olması lazım. Çünkü, tamam, benim kuşağımda çocuk felci aşısı,
ben de oldum, aşı oldum ama, geçirdim mi, geçirmedim mi, geçirmeden mi oldum bilmiyorum.
Ama, bundan sonra geçirmeyeceğim anlamı da, da gelmiyor. Çünkü, her yaşlının,
bağışıklık sistemini zayıfladığı için, hastalıklara, kapılar daha çok açılıyor. O hastalıklara karşı kendimizi korumamız adına, aşı programlarını daha ciddiye almamız gerekiyor.
Peki, sevgili hocam, Sağlık Bakanlığı programlarından, bazı aşılar kaldırıldı mı, yoksa bütün aşılar devam ediyor mu?
Hayır, bütün aşılar devam ediyor. Hatta, çok sevindirici olarak, artık aşı yaptırmak,
herkese zorunlu oldu. Yani, ailenin isteğine bakılmaksızın, ailenin onay... medyada bir haber okumuştu.
Çok sıkıntılı bir süreçti o. Çünkü, bunu yapan yerler var, bunu yapan ülkeler var. Yani,
diyor ki, peki, istemiyorsan çocuğuna aşı yapmayız. Ama, diyor,
bundan sonra, çocuğunun, hiçbir sağlık hizmetine, katkıda bulunmayız devlet olarak. Yani,
böyle. Çünkü, halk sağlığını, toplum sağlığını tehdit eden, ve bu konuda,
kendini çok geliştirmiş, çok güzel aşıları uygulayan kişiler, bu hakkı kendilerinde bulabiliyorlar. Ve, burada önemli olan,
tabii ki, kendi çocuğumuzun sağlığını koruyacağız. Ama, onun yanı sıra, toplum sağlığını koruyacağız.
Yani, ben sağlama olayım da, komşumun çocuğu ne olursa olsun, niye düşünmeyeceğiz? Kesinlikle.
Benim çocuğumda, Komşumun çocuğunda olan, bizim çocuğumuzla, sokakta ya da parkta karşılaşıp, hastalığı kapatıyor.
Hepsi bizim çocuğumuz. Hepsi çocuğumuz. Hepsini aşılamamız gerekiyor. Hepsini korumamız gerekiyor. Ülkemiz bu konuda,
aşılar konusunda çok başarılı, çocuk sağlığı açısından. Çünkü, %98'e ulaşmış. Yani,
100 çocuğumuzun, 98'i aşılı. Bütün dileğimiz, 100 çocuğumuzun, %100'ü aşılı olsun.
Onun için de, bu aşı programlarını, çok iyi uyguluyoruz. Nasıl uyguluyoruz? Çocuk sağlığı açısından,
aşılara baktığımızda, doğumdan itibaren, hepatit aşısı, doğumhanede daha, doğum hepatit B aşısının,
ilk dozu yapılıyor. İkinci dozu, birinci ayda yapılıyor. Bebek bir aylık olduğunda. Üçüncü dozu,
altıncı ayda yapılıyor. Bu arada, bebeğimiz iki aylık olduğunda, bir sürü aşı yapılıyor. Bunlardan bir tanesi,
veram aşısı. Veram aşısıyla beraber, difteri, boğmaca, tetanos,
çocuk felci aşısı. Hep diyoruz ya, çocuk felci aşısı yapıyor çocuğumuza. Ve, beşi bir arada olarak,
bir aşı, karma aşı olarak yapılıyor. Bu beşi bir arada olan, aşıdaki çocuk felci aşısı, ölü bir aşı aslında.
Yani, ağızdan damlattığımızdan, daha farklı bir aşı. Beraberinde, yani o beşi bir arada olan aşının,
bir diğer, beşinci olanı da, halk arasında, menajit diye bilinen bir aşı. O da çok sık,
sonunum yolu, kulak iltihabı, boğaz iltihabı, ama daha da sık olarak, menajit yapabilen,
bir mikroba karşı, geliştirilmiş bir aşı. Tek bir aşı olarak, yapıldığı için de, çok şanslıyız.
Hepsini bir arada uygulayınca, çocuklarımızın canı, çok daha az yanıyor. Gene, ikinci ayda çocuklarımıza,
zatürre halk arasında, zatürre aşısı diye bilinen, pneumococ tıbbi adıyla, aşısı yapılıyor. Bu da gene,
tıpkı o menajit aşısı dediğimiz, hemofilis, infilansatip B'ye karşı, geliştirilmiş aşı gibi, sonunum yolu,
enfeksiyonu yapabilen, beraberinde kulak iltihabı, menajit yapabilen, ama bütün organlarda, etkili olup,
zatürre, kemik iltihabı gibi, ciddi hasarlara da, yolaşabilen bir hastalık. Bu aşıların yapılması,
çocuklarımız için, çok büyük bir şans. Çünkü, bu hastalıklara bağlı, işte kulak iltihabıydı,
zatürreydi, menajit gibi, hastalıkları, biz artık, çok şükür görmüyoruz.
Bu hastalıkları görmediğimiz için, çocuklarımızın bu tür hastalıklardan, hasar görmesi, işte işitme kaybı, görme kaybı,
beyin iltihabı ve, zekalarında etkilenme, okul başarılığına düşme, zatürreye bağlı ölümler, gibi hastalıklardan da,
çocuklarımızı korumuş oluyoruz, bu aşılarla. Ve tabii ki, bu hastalıklara bağlı, antibiyotik kullanımı,
hastane bakımını da, azalttığımız için, hem ülke ekonomimize, hem dünya ekonomimize, hem de,
çocuklarımızın sağlıklı olarak, topluma katılmalarına, çok büyük bir katkı sağlamış oluyor. Bu nedenle, bu aşıları,
geliştiren, uygulayan, ki bütün kişilere, minnet ve şükran borçluyuz. Çünkü,
iyi insan olmanın, en güzel örneklerinden, birini sergiliyorlar. Bu aşılar, yani,
dihteri boğmaca tetanos, çocuk felci, menajit aşısının içeride, beşli karma aşıyla, zaldür aşısı dediğimiz,
pneumokok aşısı, ikinci ayda uygulanıyor dedik, farklı yerlerden uygulanır, bir sağ bacaktan, bir sol bacaktan gibi.
Dört ve altıncı ayda da, tekrarlanıyor. Bir yaşında, zatür aşısı, yani pneumokok aşısı,
tekrar yapılıyor, dördüncü doz olarak. Karma aşılar, yani o beşli karma aşısı da, bir buçuk yaşında,
tekrarlanıyor. Hepatit A aşısı uygulanıyor o sırada. İki yaşında da, hepatit A aşısının, ikinci dozu uygulanıyor.
Böylelikle, çocuklarımızın, çok büyük oranda, bulaşıcı hastalıklara karşı, korumuş oluyoruz.
Gene, ülkemizde çok fazla göç olması nedeniyle, dokuzuncu ayda, kızamık aşısı uygulanıyor. Eskiden kızamık aşısı,
tek doz olarak, bir yaşında, kızamık kızamıkçık, kabakulak aşısı olarak uygulanıyordu. Bu aşıyı,
sonra göçlerin olması, ve kızamık hastalığının, ülkemizde görülmeye başlanması nedeniyle de, tekrar, dokuzuncu ayda,
hatta bir ara, altıncı ayda uygulanıyordu. Şimdi, dokuzuncu ayda, bir doz uygulanıyor.
Bir yaşında da, tekrar, kızamık kızamıkçık, kabakulak aşısı olarak, uygulanıyor.
Sevgili hocam, programımızın sonuna geldik. Onun için, önümüzdeki haftada devam edelim. Olur.
Daha anlatacaklarımız var çünkü bu konuda. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın, bugün de sonuna geldik. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la bugün, aşılar ve çocuklarımızın, sağlığının korunması için, anne babaların yapması gerekenlerden,
bahsediyorduk. Ama, zamanımız yetişmedi. Önümüzdeki hafta, yine aynı konudan devam edeceğiz.
Ben Emine Ertürk Karaaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar, konuğumuz Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak. Hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.