İsal ve kusmaya bağlı hastalıklardan çocuklarımızın korunması
İsal ve kusmaya bağlı hastalıklardan çocuklarımızın korunması
İsal ve kusmaya bağlı hastalıklardan çocuklarımızın korunması
İshal ve kusma yaygın görüldüğü için hafife alınır, oysa vücuttan hızlı su ve tuz kaybına yol açarak böbrekleri tehdit eder. Evde ne verilmeli, hangi belirtilerde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna gidilmeli anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
İshal ve kusma, çok sık görüldüğü için basit bir rahatsızlık sanılır. Oysa muayenehanemde de sıkça karşılaştığım gibi, çocukluk çağının en ciddiye alınması gereken tablolarından biridir. Sebebi basit: çocuğumuz hem ishalle hem kusarak su ve tuz kaybediyor, üstelik kusması nedeniyle bu kaybı ağızdan yerine koymak da zorlaşıyor. Vücudumuzun büyük bölümü, özellikle çocuklarda, sudan oluştuğu için bu kayıp hızla ciddileşebiliyor.
Çişi Azalan Çocuk Bize Bir Şey Anlatıyor
Vücut su kaybına karşı kendini korumaya çalışırken önce böbrekler devreye girer ve idrar miktarını azaltır. Bu yüzden ishal ve kusması olan bir çocukta idrar miktarının nasıl olduğunu mutlaka takip ediyorum; çok sıvı dışkılama nedeniyle bezde idrar varmış gibi bir izlenim oluşabilir, bunu kaka ile karıştırmamak gerekir. Çocuk kaka yapıyor ama çişi azalmışsa, bu böbrek yetmezliğine doğru gidildiğinin bir işaretidir. Ağladığında gözlerinden yaş gelmemesi, ağzındaki tükürüğün azalması ve ağız kuruluğu da aynı ciddi tabloyu gösteren bulgulardır. Bunlara ek olarak çocuğun aşırı uykuya dalması, hiç uyuyamaması, huzursuzca ağlaması ya da anlamsız konuşmaya başlaması da bilincin etkilendiğini, yani durumun ağırlaştığını gösterir. Bu bulgulardan biri varsa vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna gidilmesini öneriyorum.
Kussa Bile Beslemeye Devam Edin
Ailelerin sık düştüğü bir yanılgı var: "besleyip vermezsek nasılsa çıkarmaz" diye düşünülüyor. Bu doğru değil; çocuk kussa bile su ve sulu gıda vermeye devam etmemiz gerekiyor. Taze sıkılmış portakal suyu bunun için değerli bir seçenek, çünkü hem su hem şeker hem de kusarak en çok kaybedilen potasyumu içeriyor. Muz, kavun ve şeftali de potasyumdan zengin gıdalar arasında. Yoğurt ve ayran da hazmı kolay, mide barsakları rahatlatan besinler; süt ya da yoğurda alerjisi olan çocuklarda ise pirinç lapası, pirinç suyu, haşlanmış patates ve beyaz peynir tercih edilebilir.
Evde bir sıvı-tuz karışımı hazırlamak isteyen aileler için önerim şu: yaklaşık 1 litre (4 su bardağı) kaynatılıp soğutulmuş suya bir kesme şeker ya da 2 çorba kaşığı toz şeker, 1 tatlı kaşığı tuz ve 1 çay kaşığı yemek karbonatı ekleyip karıştırıyoruz. Bu karışımı Türk kahvesi fincanı kadar, hatta yarım fincan kadar miktarlarla, 5-10 dakikada bir tekrar tekrar vermek gerekiyor. Lezzetli bir karışım değildir ama kaybedilen su ve tuzu yerine koyması açısından kıymetlidir. Aile sağlığı merkezlerinde, ana çocuk sağlığı merkezlerinde ve eczanelerde hazır ishal tozları da bulunuyor; onlar da benzer şekilde bir litre suya karıştırılıp az az sık sık verilebilir. Çocuk artık almak istemezse taze meyve suyuna, ayrana ya da dilim meyveye dönmekte yarar var.
Antibiyotik Kararını Sağlık Çalışanı Verir
Bu noktada altını çizmek istediğim bir konu var: ishal ve kusmanın ilaçla, özellikle antibiyotikle tedavi edilip edilmeyeceğine kendi başımıza ya da eczaneden aldığımız bir ilaçla karar vermeyiz. Bunun için mutlaka dışkı tahlili istiyoruz; bazen bir kan tahlili de gerekebiliyor. Dışkı tahlilinde amipli dizanteri ya da basilli dizanteri gibi mikrobik nedenler araştırılıyor. Kanlı ishal, çok yüksek ateş, havale geçirilmesi ya da kanına mikrop karışması gibi ciddi durumlarda ilaç tedavisi gerekiyor; aksi halde sadece sıvı ve tuz desteğiyle çocuğu iyileştirebiliyoruz. Hastalık geçtikten sonra bile birkaç gün sümüksü ya da cıvık kaka yapmaya devam edilebilir; bu dönemde yoğurt ve kefir gibi gıdalar barsakların toparlanmasına destek oluyor.
Hastalığın önüne geçmek için en basit ve en ucuz yöntem el yıkamak. Sokaktan gelince, hayvan elledikten sonra ve tuvaletten çıktıktan sonra su ve sabunla el yıkama alışkanlığını önce biz büyükler kazanmalıyız ki çocuklarımıza da örnek olalım. Gıda güvenliği de aynı derecede önemli: tavuk, süt ve yumurta çok çabuk bozulan gıdalar arasında. Çatlak yumurtayı asla kullanmıyoruz, yumurtayı hem akı hem sarısı iyice pişmiş olarak tüketiyoruz, sütü mümkünse kaynatarak içiyoruz. Elektrik kesintisi yaşanan yaz aylarında donmuş gıdaların ve dondurmanın çözülüp tekrar donması da mikropların üreyip toksin salgılamasına yol açabildiği için, emin olmadığımız donmuş gıdaları tüketmemekte fayda var.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız,
sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız,
Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz sevgili hocam. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ediyoruz. Geçen hafta sizinle, sağlıklı bebekler için,
hepatit hastalığı ve çocuklarımızın bu hastalıklardan korunması için, anne babaların yapması gerekenlerden bahsettik. Toplum olarak yapılması gerekenlerden bahsettik. Bugün de sağlıklı bebekler için ishal ve kusmayla seyreden hastalıklardan, çocuklarımızın korunmasından bahsedelim diyorum.
Çünkü son dönemlerde duyduğum kadarıyla sadece çocuklar değil, büyükler de bu hastalıklardan etkileniyorlar. Çok haklısınız. Ve bizim arkadaşlar arasında da rahatsızlanlar olduğu için biliyorum. Hastanelerde de çok fazla bu konuda vakalar olduğunu bildiğim için,
bu hafta o konuyu ayıralım dedik. Çok teşekkür ederiz. Gerçekten de ishal kusma bizim en çok korktuğumuz çocukluk çağı hastalıklarından. Aslında çok basit gibi görülebilir. Çünkü çok yaygın görüldüğü için,
çok sık rastlandığı için önemsenmeyebilir. Ama çocukluk çağının ve özellikle yaşlıların en ciddi hastalıklarından biridir. Neden? Çünkü ishal ile devamlı su ve tuz kaybediyor. Bir taraftan da kusuyor.
Kusarak da su ve tuz kaybediyor. Üstelik de hem kaybı oluyor, yani bir havuz, hep okullarımızda bize gösterilen havuz hesapları vardır. Havuzda iki tane delik var.
Biri kusarak, bir tanesi ishal ile, iki delikten de kaybediliyor su. Üstten doldurmaya çalışıyoruz. Kusması nedeniyle,
üstten dolduramıyoruz. Ne oluyor? Havuzdaki su giderek azalıyor. Havuzdaki su giderek azalınca ne oluyor? Öbür vücut,
kendini kaçaklara karşı koruma sistemine sokuyor. Yani suyu korumaya çalışıyor. Çünkü biliyoruz ki, vücudumuzun %80'ine yakını çocuklarda özellikle suydu. Evet, yaşlılarda biraz daha azalmasına rağmen,
gene de yarısından fazlası su. Öyle olduğu için, vücut kendini savunmaya başlayarak ne yapıyor? Suyu hapsetmeye çalışıyor. Hangi aracılıkla hapsetmeye çalışıyor?
Kendi bedenini korumak için. Böbreklerimiz aracılıyor. Ve ne oluyor? İdrar miktarı azalıyor. Bu çok önemli bir bulgu.
Hep biz ishali kusması olan hastalarımıza, idrar miktarı nasıl? Yani, çişini az yapmaya başlıyor. Hem çocuğumuz,
hem erişkinimiz, özellikle yaşlımız, çişini az yapıyor. Bu ne demek? Böbrekler artık iflasa doğru gidiyor.
Yani böbrek yetmezliği gelişiyor demek. Bu insan sağlığında böbrek yetmezliği yapan en önemli, en sık rastlanan hastalıklardan biri, nedeni ne olursa olsun, ishal ve kusma ile seyreden hastalıklardır.
Çünkü ciddi su kaybı vardır, alamıyordur. Alamadığı için, içinde suyu tutamadığı için, suyu hapsetmek amacıyla da,
böbrekler çok daha fazla çalışır. Ama o hale gelir ki, artık böbrek yetmezliğe girmiştir. Bu çok çok önemli bir şeydir. Böbrek süzemez olur.
Ve idrara göndermiyor sabahı. Bazen de çok fazla, ve iyileşme döneminde de, o kadar fazla idrar yapmaya başlar ki, yani mesela bir litre su içiyorsa bir insan,
su ve sulu gıda alıyorsa, üç litre idrar çıkarmaya başlar. Çünkü artık vücut dengesini kaybetmiştir. Vücudun su dengesini sağlayan hormonların da, dengeleri bozulmuştur.
O nedenle ishal ve kusma, hayatı tehdit eden en önemli hastalıklardan biridir. Ve tabii ki böbreklerimizi, yetmezliğe götürecek kadar ciddi, hasara sokan en önemli hastalıklardan biridir.
Çünkü böbrek, bütün organlarımız çok önemli ama, böbrek gerçekten, bir insan hayatının, yaşam kalitesini oldukça düşüren bir organ,
yetmezlik olduğu durumunda. Tabii. Onun için böbreklerimiz gerçekten çok çok önemli. Çok çok. Evet, haklısınız.
Yani hani, bir insanın hayatını kaybetmesi, bazen hani, Allah'ın rahmetine kavuşmak deniyor ya, ölüm için.
Gerçekten öyle. Çünkü öyle hastalıklar var ki, hayat kalitesini bozuyor. Biz de istiyoruz ki, hayatımızı kaliteli yaşayalım.
O nedenle aman sağlığımızı koruyalım diye, tekrar tekrar gündeme getiriyoruz. O zaman ishali ve kusması olan kişiler ne yapacaklar? Bir defa en yakın sağlık kuruluşuna başvuracaklar. Bakit kaybetmedi.
Evet. En yakın sağlık kuruluşuna başvururken, ne gibi tedbirler alınacak? Çünkü acil yardım gerektiren bir durumdur. Kussa bile,
tekrar tekrar söylüyorum, kussa bile, su ve sulu gıda verilmeye devam edilecek. Mutlaka su ve sulu gıda verilecek. Hastamıza,
çocuğumuza, yaşlımıza, kim olursa. O nedenle, bizim ailelerden ricamız ve önerimiz,
mutlaka ishali kusması olan kişi beslenmeye devam edecek. Çünkü, halk arasında şöyle bir inanç var. Aman, beslemezsek,
çıkarmayacak. Bu doğru değil. Tamamıyla yanlış. Neymiş? Kussa bile beslemeye devam edeceğiz.
Ne vereceğiz? Taze portakal verebiliriz. Allah'a çok şükür şu anda. Taze sıkılmış meyve suyu. Taze sıkılmış,
özellikle portakal suyu. Neden özellikle portakal suyu? Çünkü içinde suyu var. Şekeri var. Potasyumu var.
Çünkü insanlar kusarak, en fazla potasyum kaybediyorlar. Potasyumdan zengin. Başka ne potasyumdan zengin? Muz zengin.
Muz zengin. O zaman muz verilecek. Bildiğin kadarıyla, kavunla zengin. Şeftali de gene çok zengin.
Aslında, bunun için çok güzel hazırlanmış, ishal tozları var. Aile planlaması yapılan merkezler, yani aile sağlığı merkezlerinde,
ana çocuk sağlığı merkezlerinde, hatta eğer oraya ulaşamıyorlarsa, eczanelerde, hatta eczaneye ulaşamıyorlarsa, aileler evlerinde buna benzer suyu hazırlayabilirler.
Nasıl hazırlıyoruz? 4 su bardağı su, yani hemen hemen 1 litre su. Evet. 1 litre kaynatılmış,
soğutulmuş su içine, kesme şeker atıyoruz, veya 2 çorba kaşığı toz şeker atıyoruz, 1 tatlı kaşığı tuz atıyoruz, 1 çay kaşığı da yemek karbonatı atıyoruz.
Bunu, durup durup çocuğumuza içiriyoruz, veya yaşlımıza içiriyoruz. Bu aslında son derece lezzetsiz, aman ne biçim bir şey bu,
dinleyenlere çok lezzetsiz ve, acayip gelebilir. Önem taşıyor. Ama kaybettiklerini yerine koyması açısından, çok kıymetli.
O nedenle, mutlaka bunu hazırlayabiliriz. Ona ulaşamıyor muyuz? Sadece su. Su.
Kaynatılmış, soğutulmuş olmasa bile, su ve sulu gıda içirmeleri, bizim geleneksel ayranımız, en kıymetli içecek.
Çünkü ayran ve yoğurt, bu bizim geleneksel atalarımızın bulduğu bir gıda, ve bu konuda Nobel kazanmış bilim adamları. Neden? Çünkü içindeki madde,
mide barsakları, Rahatlatan. Evet. ve eminimi çok hızlandıran, ve çok güzel.
Vücudu temizleyen. Çok güzel. Ve iyileşmeye en büyük katkı da bunun. Hazmı çok kolay. Üstelik de,
çok rahat. Çok çabuk vücudun tepki vermeye, ikisindeki gıda diyebiliyor. Çok besleyici. Demek ki,
yoğurt vereceğiz. Ama şunu da unutmayalım, yoğurda karşı veya süte karşı, alerjisi olan kişiler, bunu kullanmayabilirler.
O zaman ne vereceğiz? Mutlaka pirinç. Pirinç lapası. Pirincin suyu. Hatta o demin bahsettiğimiz,
karışımı pirincin suyuyla, haşlayabiliriz. Az ve sık. Bir Türk kahvesi mincanı kadar. Yani birdenbire,
aman veriyor diye, birdenbire vermek de istemiyoruz. Çünkü mide bağırsak zaten, çok fazla çalıştığı için, çok fazla gaz üretiminde olduğu için,
çok fazla besliyor olmak, kusturabilir. Çok fazla vermeyeceğiz, az vereceğiz. Bir Türk kahvesi mincanı kadar vereceğiz.
Hatta yarım Türk kahvesi mincanı kadar vereceğiz. Ama sık vereceğiz. Ne kadar sıklıkla? 5 dakikada bir. 10 dakikada bir.
Vereceğiz, tekrar vereceğiz. Vereceğiz, biraz dinlendireceğiz, tekrar vereceğiz.
Aldığı kadarını alsın, tekrar tekrar vererek, midesinde, bağırsaklarının emildiği kadarı bize yeter. Susuz bırakmayacağız.
Susuz kalınca neler oluyor? Ya potasyum kaybını. Su kaybını engel olacağız. İçindeki, işte portakal suyu veriyorsak,
şeker vermiş olacağız, potasyum vermiş olacağız. Yani su ve tuz kaybını karşılamış olacağız. Hafif tuzlu bir ayran verdiğimizde, gene su ve tuz kaybına engel olmuş olacağız.
Ve bu şekilde çocuklarımızı, erişkinlerimizi, yaşlarımızı besleyerek, en yakın sağlık kuruluşuna, bir an önce ulaştırmaya çalışacağız.
Orada serum takılabilir hastamıza. Ne zaman serum takılması gerekiyor? Ne dedik? Hastamızın idrar miktarı azalmaya başlar. Eskisi kadar çok çiş yapmaz yani.
Kakadan ayrıdır yalnız. Çişle kakayı karıştırmamak lazım. Çünkü bazen çok sıvı kaka yaptığı için, yani ishali nedeniyle, su gibi kaka yaptıkça,
sanki bebeğimizin bezinde, veyahut da yaşlımızın çamaşırlarında, idrar varmış gibi algılanabilir. Çişini de kaçırıyor gibi algılanabilir. İkisi ayrı şeyler.
Eğer bir insan kaka yapıyor ama çiş yapamıyorsa, böbrek yetmezliğine girmeye başlamış demektir. Çok daha az çişini yapıyorsa, idrar çıkarıyorsa, o zaman böbrek yetmezliği başlamış demektir.
Böbrek yetmezliğinin başlama bulgularından, yani çok şiddetli su ve tuz kaybettiğimizin bir diğer bulgusu, ebekler ağlarken gözlerinden yaş gelmez. Ağızlarındaki tükrük miktarı azalmaya başlamıştır. Bunlar çok önemli tabii.
Yaşlımızın da tükrüğü azalmıştır. Ağız kuruluğu başlamıştır. Çocuğumuzun, yaşlımızın, erişkinimizin. Bunlar, demek ki çok ciddi tuz ve su kaybı var demektir. O nedenle az az sık sık, kaşık kaşık mı,
şırınga şırınga mı, damlalık damlalık mı, ne şekilde olursa olsun, bu kişinin mutlaka beslenmesi lazımdır. Bu kişiler bazen o kadar şiddetli su ve tuz kaybına uğrayabilirler ki,
bilinç kaybı odur. Yani artık sayıklanmaya başlamıştır. Bilinci bulanmaya. Artık hani, aa bu hastanın ne konuşuyor böyle,
hani anlamayız, anlamsız konuşmalar başlamıştır. O zaman ciddi su ve tuz kaybı var demektir. Ya da çocuklarımız uyku ile uyanıklık arasında gidip geliyorlar. Ya çok derin uyuyorlardır,
ya hiç uyuyamıyorlardır, çok huzursuz bir şekilde ağlamaya başlamışlardır. Bütün bunlar olduğu zaman, bir an önce sağlık kuruluşuna gitmek lazım. Ama ne dedik?
İshal kusma başlandığında, en yakın zamanda, en yakın sağlık kuruluşuna, en kısa zamanda ulaştırılması lazım. Neden?
Çünkü bu hastalık çok hızlı seyredebilir. Ve çeşitli nedenlerle oluşabilir. Bazıları ilaç gerektirebilir, bazıları ilaç gerektirmeyebilir. Ama buna karar verecek kişiler,
sağlık çalışanlarıdır. Onun için de mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması, gerekiyorsa ağızdan beslenmesinin devam edilmesi, ağızdan beslenemiyorsa, midesine hortum salmak diye halkanın tabir ettiği,
hortumla midesine su ve sulu gıdaların ulaştırılması, ama hastamızın durumu, onu da kaldıramayacaksa, işte bilinç kaybı başlamışsa, kan değerlerinde,
kan alındığında, bazı değerlerinde, çok ciddi bulgulara rastlıyorsak, bir an önce damardan beslenmesi, yani serum takılması,
damardan serum verilmesi, ve bu şekilde hastamızın bir an önce, böbreklerinin ve hayatının korunması şarttır. Onun için de ailelerin, bu konuda çok bilgili ve bilinçli olması,
bir an önce, sağlık kuruluşuna başvurması lazım. Sağlık kuruluşuna başvururken de, elimizde büyük bir şişe su, yanında mümkünse portakal,
şeftali, yoğurt, ayran, az muz, bulunabiliyorsa,
çok şükür şimdi ülkemizde, her zaman, her mevsimde, her çeşitli, bulunabiliyor yani,
gıda bulunabiliyor, o bakımdan şanslıyız. Çocuğumuzun, hastamızın sevdiği, alabildiği kadar,
ama bazen öyle oluyor ki, çok aç ve sus kaldıkları için, verdiğimizi çok iştahla, daha çok almak istiyorlar. Bu biraz tuzak oluyor,
çok iştahla, istekle aldığı zaman, birdenbire kusmaya başlıyor. O da kusmasını uyarabiliyor. Onun için,
ne dedik, canı kadar, 5-10 dakika aralarla, hastamızı besleyerek, devam edeceğiz.
Halkın çok iyi bildiği, patates haşlama, pirinçlapa, beyaz peynir, yoğurt,
gene alabileceği gıdalar arasında, mutlaka bunları da vermek istiyoruz. Özellikle yoğurtlu, pirinçli, pirinç unlu,
çorbalar, gene çocuklarımızın, çok rahat almasını arzu ettiğimiz, yaşlılarımızın da, ve çok hazmı çok kolay olan,
besleyici değeri çok yüksek, ve bir an önce, barsakların, midenin kendini toparlamasına, iyileşmesine katkıda bulunan gıdalar.
Bu arada dikkat edeceğimiz şeyler, hastamıza ilgili olarak, bir defa bilincinin olması, yani uyuklama hali, veya çok aşırı huzursuzluk halinin olmaması,
bizim için çok kıymetli. gözlerinden yaş gelerek, ağlıyor olması, veyahut da ağzındaki tükrük miktarı, çok önemli.
Eğer tükrüğü azalıyorsa, demek ki durumu çok daha ağırlaşıyor. Çünkü öyle oluyor ki, bazen bebekler, hiçbir şey ağızdan alamıyor,
devamlı kusuyor, ve aynı zamanda, çok sık kaka yaparak, su gibi kaka yaparak, hem kusarak,
hem isalle, aşırı su, tuz ve şeker kaybı olduğu için, beyin fonksiyonları da, yavaş yavaş kaybediliyor.
Hem beyin, hem böbrek fonksiyonlarının, takibi açısından, bilincinin takibi çok önemli. Hem de idrar miktarı,
tükrük miktarı, gözyaşı miktarı, çok önemli. Hastamızın, izleme açısından.
Evet, sevgili hocam, bu büyüklerde, çok daha tehlikeli olabileceğini söylediniz. Böbrek yetmezliğine,
ölümlere kadar gidebileceğini söylediniz. Çocuklarımızda da maalesef, çocuklarımızda da öyle ama, özellikle bebeklik çağında, ve yaşlılarda,
onların dengelerinin, çok ince olması. Yani yaşlılarla bebekler, ip üstünde cambaz gibidir. Bir tarafa dokunursunuz,
öbür tarafa düşer. Öyle olduğu için, onların, çok daha yoğun bakım gerektirebilirler. Yani yoğun bakım gerektiren,
hastalıklar arasındır, ishal ve kusma. Asla göz ardı edilmeyecek. Aman canım, herkes ishal ve kusma oluyor.
Bu da geçer. diye beklenmeyecek, evde bekletilmeyecek hastalıklardandır. Ama genelde, çocuklarımız için hassas olurken,
büyükler için, çok fazla hassasiyet gösterilmiyor. Doğru. Doğru. Özellikle.
Ishal ve kusmada. Doğru. Ve kendi kendine, geçirilmesi bekleniyor. Eğer devam ediyorsa,
üçüncü gün ancak götürüldüğünü, diyorum ben çevremizde. Ama yaşlılar içinde, çok tehlikelidir. Çünkü,
maalesef, onların da hayatını, böbreklerini, beyinlerini, tehlikeye sokan durumlardan biridir.
Zaten, yaşlılarla bebekler, bedenlerinin çalışması açısından, birbirlerine çok benzerler. İkisinin de açlığa tahammülü yoktur.
Aç kaldıkları zaman, bunların, beyin fonksiyonları gidiyor. İşitmeleri azalıyor. Görmeleri azalıyor.
Algılamaları azalıyor. Söylediğin, söylediğinleri anlamaları, ve muhakeme etmek denen, hepsini bir arada,
değerlendirmeleri azalıyor. O nedenle, çok kıymetlidir. Yaşlılarla bebekler, asla aç kalamazlar.
Hani, büyükler, büyük çocuklar, erişkinler, aman birazcık bekleyebilirsin,
canım denilebilir. Ama, tıpkı şeker hastaları gibi, diabetikler yani, gibi,
yaşlılarımızda, çocuklarımızın, açlığa ve, susuzluğa tahammülü yoktur. Onların beyinleri ve böbrekleri,
ve diğer organları, bütün bunlardan, çok daha çabuk etkilenir, ve kalıcı hasarlara yol açar. Demin de konuştuğumuz gibi,
beyin hasarı nedeniyle, çocukluk çağında, öğrenme güçlükleri olur. Okul başarıları düşer, veyahut da,
sizin bahsettiğiniz o sinirlilik hal nedeniyle, okul arkadaşlarıyla, uyumsuzluklar ve, arkadaşlarıyla iletişim kuramazlar. Hırçınlıklar olur.
Arkadaşların istemediği kişiler, haline gelebilirler. Toplumda uyumsuz oldular. Evet, onun için,
bunların mutlaka, çok iyi korunması lazım. Antibiyotik gerekir mi? Yani ilaçla tedavi gerekir mi? Buna,
sağlık çalışanları karar vermelidir. Çünkü, bunun için, muayene ederek, tek başına karar vermek,
doğru değildir. Bir takım testler gerekir. Bir defa, iyi bir kan tahlili, gerekebilir.
Her zaman şart değildir. Ama, mutlaka bir dışkı tahlili, yani kaka tahlili isteriz. Ve bu kaka tahlilinde,
acaba bir mikrobik bir hadise midir? Mikrobik hadiseler ne der? Halk arasında çok iyi bilinen, amiple dizanteri, basitli dizanteri denilen,
durumlar vardır. Ben de onları soracaktım şimdi. Bu, ishal ve kusmayla, çocuklarımızda görülen hastalıklara,
değinelim, anne ve babaları, o konuda bilinçlendirelim. Çok teşekkür ederiz. Gerçekten de,
amiple dizanteri, mutlaka ilaç tedavisi gerektiren bir durumdur. Üstelik de, bir defa ilaç tedavisi yeterli değildir. Çünkü,
bunların tekrar, vücuttan tamamen temizlenmeyi, tekrarlama ihtimaline karşılık, tedavinin bir süre sonra, tekrarı gerekmektedir.
Bunu, sağlık çalışan arkadaşlarımız, yönlendirecektir hastalarımızı. Basitli dizanterinin, tipleri vardır.
Tedavi gerektirebilir, veya gerektirmeyebilir. O, tamamıyla, hekimin karar vermesi gereken bir durumdur.
Yani, mesela, kanlı kaka yaptığı zaman, kanlı ishal denilen durum olduğu zaman, veyahut da,
çok yüksek ateşle seyrettiği zaman, veya, havale geçirebilir. Küçük çocuklarımız, havale geçirdiği zaman,
veyahut da, kanına mikrop karışması denilen, ciddi durumlarda, ancak tedavi gerekir. Yoksa,
kendi kendine, sadece, sıvı tedavisiyle, sıvı ve tuz tedavisiyle, hastaları kontrol edebiliriz.
Bir de, çocuğumuzun yaşı, hastamızın yaşı çok önemlidir. Yani, hem klinik olarak,
hem yaşı nedeniyle, çocuğumuzun durumuna göre karar verip, bu hastalığın, antibiyotik tedavisi gerekiyor mu, gerekmiyor mu,
sağlık çalışanlarının, karar vermesi gereken bir durumdur. Asla, kendi bildiğimize, veya,
giderek, bir eczaneden ilaç alarak, tedavi edilmeyecek bir durumdur. Ancak, takviye tedavisi dediğimiz,
destek tedavisi dediğimiz, demin bahsettiğimiz, o, toz halinde, ishal tozları denilen,
içinde, toz olarak, şeker, karbonat, tuz,
sodyumun ve, potasyumun bulunduğu, küçük paketler vardır. O paketler, bir litre suya karıştırarak,
hastalarımıza, az az, sık sık verilebilir. O da, hasta kabul ettiği süre içinde,
çünkü o lezzetsiz suyu, çok iştahla alırlar, ihtiyacı nedeniyle. Ama, öyle bir an gelir ki,
artık doygunluğa erişmiştir, ve, almamaya başlar. O zaman da, normal suya,
ayrana, demin bahsettiğimiz, şeftaliye, portakal suyuna, veya,
taze portakala, yani, dilim dilim de olsa, eğer bilinci açıksa, yedirebileceğimiz hale,
muza, dönmekte yarar var. Onun dışında, gene, mide ve barsaklar,
çok ciddi hasar görür, bu şiddetli ishaller ve kusmalar sırasında. Mide ve barsaklarımız, çok sümüksü böyle, dışkılama olur.
Sümüksü dışkılama, aslında, barsakların bir kısmının, özellikle, üst kısımlarının,
kıvrım kıvrım olan kısımlarının, kaybı anlamına gelmektedir. Onun iyileşmesi, bir süreç gerektirdiği için, ishal iyileştikten sonra,
ishalli kusmalı hastalık, düzeldikten sonra bile, cıvı kaka yapma, devam edebilir, birkaç gün süreyle.
İşte o sırada, destek tedavisi, özellikle de yoğurt ve yoğurt içeren gıdalar, ve yoğurdun içindeki, ya da kefir de.
prebiotik denilen, gıdalı tozların, ilaç tedavisi, gerekli olabilir. Ama antibiyotik tedavisine,
kesinlikle, sağlık çalışanlarının, karar vermesi gerekmektedir. Hastamızın, şikayetlerine,
ve kliniğine bağlı olmak üzere, ve seyrine bağlı olmak üzere. Özellikle sevgili hocam, büyüklerde bir karşılaştığımız, sık sık duyduğumuz bir durum var.
İshalli varsa, hemen Türk kahvesi yapın diyorlar. Yapılabileceklerden bir tanesi, hiçbir sakıncası yok. Çünkü bizim için önemli olan,
ya da kola için diyorlar. Kolayı çok tercih etmiyoruz. Çünkü bir defa, çok fazla gaza olduğu için içinde. Ama burada önemli olan,
hep bahsettiğimiz, mümkün olduğu kadar, doğal gıdalardan gitmek. Önemli olan bu dönemde, su ve şekerli gıda alması.
Suyun içine, demin bahsettiğimiz gibi, bir su bardağı suyun içine, bir kesme şeker, veya bir tatlı kaşığı,
toz şeker, atarak, işine yarım çay kaşığı, tuz, yarım çay kaşığı,
yemek karbonatı atarak, bunu kaşık kaşık, damla damla, hastamızın ağzına vererek, mümkün olduğu kadar,
su ve tuz kaybını, ve şeker kaybını karşılamak, ilk görevimiz, aileler olarak. Ve ikinci bir ilk görevimiz,
bunu verirken de, bir an önce, sağlık kuruluşuna ulaşmak. Ulaşmak, evet. Sevgili hocam,
programımızın yavaş yavaş, sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bu konuda, eklemek istedikleriniz varsa, anne babalara,
onları da alalım. Mutlaka, temiz gıdaların tüketilmesi, bu konuda, el yıkama alışkanlığı,
hep diyoruz ya, el yıkamak, çok bilinen şekliyle, kendi kendimize aşılamak. Çok basit.
Evet, en basit, en ucuz yöntem, çocuklarımıza, sokaktan gelince,
hayvan elledikten sonra, veyahut da, tuvaletten çıktıktan sonra, suyla, sabunla,
ellerini yıkamayı, alışkanlık haline getirmek için, önce kendimiz bu alışkanlıkları kazanacağız. Evet, ben şöyle düşünüyorum,
sevgili hocam, son dönemlerde, özellikle, son 15-20 gündür, çok fazla,
siz daha iyi takip etmiş olabilirsiniz, ishal ve kusmaya bağlı, hastalıkların, toplumda yaygınlaşmasının, birinci sebebi olarak,
ben birincisi, sıcaklardan, doğru, tabii, haklısınız.
İkinci sebep de, ülkemizin içinde bulunmuş olduğu, son durumda, çok fazla insanlar, iç içe olması,
çok fazla yakın, temasa girmesi, otobüslerde, dolmuşlarda, özellikle büyük şehirlerde,
otobüslerin de, ücretsiz olması, hasebiyle, çok fazla insanların, hani tıklım tıklım,
gitmeleri, işte meydanlara, orada çok çabuk, çok iç içe olmaları, temas halinde bulunmaları,
sonucunda, bir tanesinde varsa, diğer insanlara da, bulaşmıştır, diye düşünüyorum.
Çünkü çok fazla, bizim arkadaşlardan da, rahatsızlanan oldu, komşularımızdan da, rahatsızlanan oldu,
aynı şekilde. Çocuklarda, tabi bu doğaşlıklık sistemi, çok daha zayıf olduğu için, çocuklarımızın,
onların etkilenmesi, yaşlarımızın, daha kolay. Birçok insanın, bu konuda tedavi gördüğünü,
benim yakınımda, yani Ankara'da, tedavi gördüğünü biliyorum. Bunlardan kaynaklandığını, düşünüyorum.
Çok haklısınız. En başta sıcak, sonra da, insanlarla çok yakın, temasta bulunmak.
Çok haklısınız. Sıcağın ne gibi, bir dezavantajı var? Bir defa, gıdaların,
çabuk bozulmasına yol açıyor. Yani yemeklerimiz, çabucak bozuluyor. Onun için, çok uygun koşullarda,
saklanması lazım. Ve en hassas gıdalardan biri, tavuk, süt ve yumurta. Ve çok çabuk bozuluyor.
Asla, asla, çatlak yumurta, kullanılmaması, en hassas gıdalar,
bunların tüketiminde, çok daha, ve saklanmasına, çok daha duyarlı olmamız lazım. Hatta,
mümkünse, tavuğu, dışarıda yemeyeceğiz, artı evimize bile almayalım. Çünkü,
o kadar hassas bir gıda ki, evimize alırken bile, evimize getirirken bile bozulabilir. O, o kadar hassas.
Yumurta, aynı şekilde, çatlak yumurtayı asla, tüketmeyeceğiz. Ve,
bir defa almamak lazım. Alındıysa da, hani bir şekilde, veya gelirken, çatladıysa bile,
mutlaka kullanmayıp, atacağız onu. Çünkü, hiçbir şey, sağlamızdan daha değerli değil.
Çünkü, görüyorsunuz, deminden beri, anlattığımız, ciddi,
tabloya yol açabiliyor. Çünkü, yumurta çok güzel bir gıda, ve içinde bütün mikroplar, üreyebiliyor.
Virüsü de ürüyor, bakterisi de ürüyor, her şey ürüyor. Özellikle, tifo ve benzeri hastalıklara,
çok yol açar, yumurta ve tavuk. Öyle olduğu için, biz bu gıdaları, çok iyi saklamamız,
ve korumamız, hatta, tavuktan uzak duralım dedik, tavuğu, ne dışarıda yiyelim,
ne de, evimize alalım. Yumurta, ama yumurta tüketilen bir şey, yumurtayı da katı tüketelim,
çok iyi pişmiş olarak tüketelim. Yani, rafadandı, kayısıydı, işte sahanda yumurtaydı gibi değil.
Sahanda yumurta yapıyorsak bile, onun da çok iyi pişmesi. Akı, sarısı, çok iyi piştikten sonra, önemli değil.
Çünkü, onları öldürüyoruz, mikropları pişirerek öldürüyoruz. Peki, değerinden bir şey kaybeder mi?
Birazcık kaybeder. Yani, çok, bildiğimize göre, yani,
çok fazla pişirilmesi halinde, bazı, yararlı maddelerin de, kaybolduğunu biliyoruz. Doğru,
haklısınız. Kaybolmasına sebep oluyor, çok fazla pişirmek. Çok fazla pişirmek, bazılarını kaybettiriyor,
bazen de, çok az pişirmek, değerini kaybettiriyor. Mesela, yumurtadaki bir madde var,
az pişmiş yumurtada, diğer, evet, evet, evet,
evet. Onun için, yani, az pişmiş mi, çok pişmiş mi,
bunlar şey yapıyor, ama hani, zevke göre, tüketilebilir, ama kış aylarında,
zevke göre tüketilebilir. Bazen, yazı mümkün olduğunca, tüketmeyelim diyorsunuz. Yumurta,
özellikle çocuklarda, ve yaşlılarda, tabii ki, yani, hepimiz zaman zaman yumurta,
tüketebiliriz, ama, yumurtayı çok iyi pişmiş olarak, hem akı, hem sarısı,
çok iyi pişmiş olarak, tüketilmesi öneriliyor. Ki, kendimize, koruyalım diye.
Gene, süt, çok kolay, bozulan bir madde, çok hassas.
Öyle olduğu için de, sütü, mümkün olduğu kadar, pastörize olması, hatta,
pastörize sütlerin bile, özellikle, kutu içinde saklananların, hangi koşullarda saklandı, hangi koşullarda,
taşındığını bilemediğimiz için, onların da, çok iyi bir şekilde, kaynatılarak, tüketilmesini öneriyoruz ki,
herhangi bir, hastalıktan, ishal ve kusmayla, bulaşabilen, hastalıklara yol açmaması için.
Çünkü, süt de çok, besleyici bir ortam, ve içinde, pek çok mikrobu,
barındıran, üreten, ve çok kolay, üreten bir, ve kanımızı da,
çok çabuk, bulaştıran bir gıda. Maalesef, bunların, hani,
yaz aylarında, işte elektrik kesildi, mesela, dondurmalarda, bu çok önemli,
veya, dondurulmuş gıdalar da, çok önemli gene, elektrik kesildi. Elektrik kesilince,
ne oluyor? Buzdolabındaki, bazı maddeler, çözülmeye başlıyor. Özellikle,
buzluktaki, dondurulmuş gıdalar olsun, dondurma olsun. Bunlar, çözüldüğü zaman,
ne oluyor? İçinde bazı mikroplar, üremeye başlıyor. Bunlar, ürediği zaman,
toksin dediğimiz, bazı maddeler, salgılamaya başlıyorlar. Ve bu, tekrar dondurulduğunda,
biz bunun içindeki, maddeleri, fark edemiyoruz. Çünkü, gözde görülen şeyler değil ki.
Ancak, yediğimiz ve, şikayetler başladığı zaman, onun için, mümkünse dondurma,
bu kapalı şeylerdeki, dondurmalar, hani, hazır, evet,
hazır dondurmalar yerine, veya, çok güvenmediğimiz yerlerde, saklanmış, hani,
çünkü bazı yerler var ki, hemen, elektrik kesilir kesilmez, yedek elektrik, devreye giriyor.
Ve, donmuş gıda, çözülmeden, tekrar, donmuş halde,
korunmaya devam ediyor. Ama, eğer bundan emin değilsek, o zaman, dondurulmuş gıdaları da,
tüketmemekte yarar var. Taze gıda tüketip, taze, mesela, işte,
bizim meşhur, maraş dondurmalarımızı, tüketmekte, kendi dondurmasını, üreten yerlerden,
almakta yarar var. Çünkü, onlar pişmiş sütle, üretildiği için, bulaştırma şansı,
hastalık yapma şansı, çok daha zayıf oluyor. Evet. Sevgili hocam, programımızın sonuna geldik bu haftada.
Zamanımız tükendi. Sağlıklı, mutlu, bir yaz diliyoruz, bütün ailelere ve çocuklarımıza.
Teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenlerimiz, Sağlıklı Bebekler İçin El Ede programımızın, bugün ne sonuna geldik? Bugün sizlere,
Sağlıklı Bebekler İçin, ishal ve kusma ile seyreden hastalıklardan bahsettik. Çocuklarımızı ve yaşlılarımızı, bu hastalıklardan korumak için yapmamız gerekenlerden bahsedip, sizleri bilinçlendirmeye çalıştık.
Önümüzdeki hafta, aşılardan bahsedeceğiz. Çünkü, grip aşısı yaklaşıyor. Grip aşısı yapma zamanı.
Onun için, önümüzdeki ilk iki hafta, çocuklarımızda ve bütün insanlar için, öncelikle çocuklarımıza yapılması gereken aşılardan bahsedip, bahsedip,
o konuda sizi bilinçlendirmeye çalışacağız. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Pasaday Gülçin Çağlar, uzman konuğumuz, Sağlıklı Bebekler İçin El Ede Derneği,
Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, doçent doktor Fatma Nurçakmak, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ede İçin El Ede Derneği
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.