Hepatitten çocuklarımızdan korunması
Hepatitten çocuklarımızdan korunması
Hepatitten çocuklarımızdan korunması
Hepatit A, B ve C arasındaki farkı, bulaşma yollarını ve hepatit B aşısının neden bu kadar önemli olduğunu anlatıyorum. Havuzlarda ve yıkanmamış gıdalarla bulaşan hepatit A ile kan yoluyla bulaşan hepatit B'nin karıştırılmaması gerekiyor.
Bölümde neler konuşuldu
Karaciğer, vücudumuzun adeta fabrikası. Aldığımız maddeleri depoluyor, işliyor ve ihtiyaç anında kanımıza gönderiyor. Bu yüzden çok kıymetli bir organ ve hepatit dediğimiz karaciğer iltihabı, muayenehanemde anne babaların en çok karıştırdığı konulardan biri.
Hepatit A, B ve C birbirinden çok farklı üç hastalık. Hepatit A çocukluk çağında sık geçirilen, genellikle hafif seyreden bir hastalık; bazen sarılıkla, bazen hafif ishal ve iştahsızlıkla kendini gösteriyor. Ağız yoluyla, iyi yıkanmamış sebze meyveyle, temiz olmayan sularla ve havuzlarla bulaşıyor. Çocukken kolay atlatılan bu hastalık, erişkinlikte çok daha ağır seyredebiliyor; karaciğer yetmezliğine kadar gidebilen bir tablo yaşanabiliyor. 2012 Kasım'ından beri hepatit A aşısı ülkemizin aşı programında, bebeklere 1,5 ve 2 yaşında uygulanıyor. 2012'den önce doğmuş çocuklarımızın ve büyüklerin de hastalığı geçirip geçirmediğine bakılmasını, geçirmemişlerse aşılanmalarını öneriyorum.
Hepatit B nasıl bulaşır
Hepatit B, hepatit A'nın aksine suyla ya da gıdayla bulaşmıyor. Kan ve kan ürünleriyle, cinsel temasla ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiyor. Bu yüzden en tehlikeli grup, hepatit B taşıyıcısı bir kişinin eşi ve doğum yapmak üzere olan taşıyıcı bir annenin bebeği.
Hastalığı geçiren bir kişi eğer antikor oluşturamazsa taşıyıcı hale geliyor. Taşıyıcı kişi kendisi hasta görünmeden aramızda dolaşabiliyor; yüzüne bakarak taşıyıcı olduğunu anlamak mümkün değil. Bu taşıyıcılık en çok kan bağışı sırasında, laboratuvar tetkiklerinde ya da hamilelik takibinde ortaya çıkıyor. Sağlık çalışanları, diş hekimleri, cerrahlar, laboratuvar teknisyenleri ve kan ürünleriyle çalışan herkes bu konuda daha büyük risk altında; bir meslektaşımın kan alırken parmağına iğne battı ve hepatit B'ye yakalanıp karaciğer yetmezliğine kadar gitti, nakil oldu.
Taşıyıcılık kişinin kendi sağlığı için de ciddi bir tehlike. Karaciğeri siroza, hatta karaciğer kanserine çevirebiliyor. Bu yüzden hepatit B taşıyıcısı olan kişilerin en az yılda bir kez bulaşıcı hastalıklar veya dahiliye bölümünde kontrolden geçmesini öneriyorum.
Aşı bebeği doğumhanede karşılıyor
Hepatit B'ye karşı çok şanslıyız çünkü koruyuculuğu yüksek bir aşımız var. Ülkemizde 1998 Ağustos'undan beri aşı programında; bebek doğumhaneden çıkmadan ilk dozunu alıyor, 1. ayda ikinci, 6. ayda üçüncü doz uygulanıyor. Eğer anne hepatit B taşıyıcısıysa, aşıya ek olarak bebeğe koruyucu bir madde daha yapılıyor; bu sayede anne taşıyıcı olsa bile bebeğin hastalığı doğum sırasında kapma ihtimali büyük ölçüde önleniyor. Aksi halde, taşıyıcı bir anneden doğan bebeğin hastalığı bulaşma ihtimali yaklaşık yüzde 90'a çıkabiliyor.
Hem evlilik öncesi hem hamilelik sırasında hepatit B yönünden bakılıyor olması, riski erken fark etmemizi sağlıyor. Yetişkinler için de aşı takvimi aynı mantıkla ilerliyor; 0, 1 ve 6. aylarda üç doz.
Özetle, hepatit A'yı gıda ve su hijyeninden, hepatit B'yi ise kan ve cinsel temastan koruyoruz. İkisi de aşıyla önlenebilir hastalıklar ve ikisinin de tedavisi, korunmasından çok daha zor ve pahalı. Çocuklarınızın aşı takvimini aksatmadan takip etmenizi öneriyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim.
Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar,
hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz.
Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederiz hocam. Siz nasılsınız? İyiyiz. Sıcaklar nasıl gidiyor? Sıcaklar oldukça zor tabii ki. Çocuklar için ve yaşlılar için çok daha zor olduğunu düşünüyorum ben. İnşallah Cuma'dan sonra hafta sonuna doğru seriner diye düşünüyorum.
Öyle mi? Hatta dün bir sağanak attı. Belki her yerde fark edilmemiş olabilir ama Ankara'nın kuzeyinde ve doğu kısımlarında bir sağanak yetişi oldu. Belki bir 5 dakika, 15 dakika civarında olmuştur. İnşallah bu serinlik birazcık daha hafta sonuna doğru artacak diye söylüyor uzmanlarımız.
Oh yaşasın sizden güzel haberler aldık. Her mevsimin kendine göre güzelliği de var. Çocuklarımızın şu anda yazın sıcağı, güneş ve denizle çok daha güzel büyüdüklerini gözlüyoruz. Onun için bu yazın nimetinden de yararlanmakta yarar var. Hep konuşuyoruz kemik yirmelerine karşı hem hamile hanımların, hem çocuklarımızın, hem yaşlılarımızın
Güneş'ten faydalanmaları gerekiyor. Ama faydalanırken de... Geçtiğimiz programlarda değinmiştik ama yine de radyolarını belki yeni açanlar olabilir. Hemen konu açılmışken küçük anekdotlar olarak aktarabiliriz. Ciltlerini de korumaları lazım.
Güneş kremlerini mutlaka kullansınlar. Saat 10 ile 5 arasında mümkün olduğu kadar dışarıya çıkmamak. Çıkmaları gerektiği zaman da geniş kenarlı şapkalar, güneş göğslükleri kullanmaları, güneş kremleri kullanmalarını öneriyoruz. Ve bu arada hiç kuşkusuz ki yaz aylarında çok fazla sıvı kaybı olduğu için de bol bol su tüketimini öneriyoruz.
Çünkü suyun yerine hiçbir şey tutmuyor. En güzel içecek doğru. Üstelik de bu bazı gazlı içecekler var. Çok fazla, özellikle yazın tüketiliyor. Hazır meyve suları.
Çocuklarımıza hiç bunları önermiyoruz. Kendi yaptığımız kompostolar, şuruplar olabilir ama içinde katkı maddesi olma ihtimaline karşılıklı. Üstelik de şekerden çok zengin olması, çağımızın hastalığı. Obesteye karşı çocuklarımızı korumak açısından. Bunların yerine ya kendi yaptığımız meyvelerden, meyve sularından içirmek,
kompostolardan, şuruplardan içirmek yahut da bol bol su içirmek en güzel ve geleneksel ayranımızı tüketmek en sağlıklı olanı. Evet sevgili hocam, geçen haftaki programımızda temiz suların çocuklara ulaştırılması, çocuklarda temizlik alışkanlığının önemi ve anne babalarının yapması gerekenlerden bahsetmiştik. Bugün de yaz olması nedeniyle ve çocuklarımızın da havuzlara bolca gitmesi dolayısıyla hepatit hastalığı genelde bu yerlerden bulaştığını biliyorum ben.
Yani havuzvari çok fazla kalabalık olan ortamlarda, ortak kullanımlarda oluşan ve bulaşan yaygın bir hastalık çocuklarımız arasında. Bu hepatitin hem korunması, çocuklarımızın hepatitten korunması ve hepatitin çocuklarımıza yaptığı zararlardan da bahsederek anne babalara uyaralım istedim. Çok teşekkür ederiz Emine amcim. Sizin gibi duyarlı bir arkadaşımızın olması, böyle basın yayın aracılığıyla aileleri bilinçlendirmesi bizi çok mutlu ediyor.
Çünkü Dünya Sağlık Örgütü 28 Temmuz'da dünya hepatit günü, hepatitin farkındalığı gününü seçmiş. Ve tabii ki temel amacımız ailelerin bilinçlendirilmesi ve hem çocuklarımızın hem ailelerin hepatit hastalığına karşı korunması. Hepatit kelimenin tam karşılığıyla karaciğer iltihabı demek. Karaciğer çok kıymetli bir organ. Vücudumuzun adeta fabrikası.
Her şeyi hem depo yapıyor, hem üretiyor, hem tüketimimiz sırasında depolardan vücudumuzun ihtiyacı olan maddeleri kanımıza gönderiyor. Bu nedenle çok kıymetli, çok iyi korunması gereken bir organ. Kıymetini de çok iyi bilmemiz gerekiyor. Aslında hep sağlığımızın kıymetini bilmekten bahsediyoruz ve onu korumaktan bahsediyoruz. Hem söylersiniz hocam, sağlığı korumak, onu iyileştirmekten, sağlığa koşmaktan çok daha ucuz ve kolay diye.
Çok haklısınız çünkü tedavi etmek çok çok pahalı. Pahalı. Özellikle hepatit C hastalığı. Hepatit C hastalığı çok şükür ki daha nadir olan. Buyurun.
Hepatit C'de tedavisini bilmiyorum ama hepatit B'de tedavi eğer antikor oluşturulmamışsa tedavi olmuyor ve taşıyıcı oluyor kişi. Başkalarına da taşıyabiliyor. Onun için gerçekten çok tehlikeli bir durum oluşuyor. Belki kendisini koruyabiliyor ama başka insanlara bulaştırma riski olduğu için de tehlikeli olmuş oluyor. Harikasınız.
Tam konuşmak istediğimiz konuyu en güzel şekilde ifade ettiniz. Aslında bütün hastalıklar için o geçerli. Bir hastalığı geçirebiliriz ama o hastalığı mademki konu hepatit B'den açıldı. Hepatit B mikrobu ile vücudumuz karşılaşabilir. Ve karşılaştığında bu hastalığı geçirebiliriz.
Ve buna karşı bedenimiz güçlüyse ve hepatit B mikrobu da çok ciddi. Çünkü onların da kendi içlerinde çok hızlı seyirli olanları var. Daha yavaş seyirli olanları var. Ve bedenin daha kolay başa çıkabileceği tipleri var. Yahut da vücudumuzun o andaki durumu işte beslenme durumumuz olsun.
Bağışıklık sistemimizde bir şekilde diyelim ki üzüntülü bir olay geçiyor olabiliriz. Veyahut da başka bir hastalıktan iyileşme döneminde olabiliriz. Gibi herhangi bir nedenle bağışıklık sistemimizdeki zedelenmeler olduysa Vücudumuz çok iyi cevap vermiyor ve bu hastalıkla başa çıkamıyor. Dediğiniz gibi antikor oluşturamıyor.
O zaman ne oluyor? Hepatit B'yi taşır hale geliyoruz. Hepatit B'yi taşımak demek ben kendim hastalığı geçiremiyorum. Tam olarak bununla başa çıkamıyorum ama etrafıma da dağıtıyorum demek. Etrafıma nasıl dağıtılıyor? Hepatit B hastalığı öyle kolay kolay bulaşan bir şey gibi görünmemekle birlikte.
Havuzlardan bulaşabiliyor değil mi sevgili hocam? Bulaşma yolu kan ve kan ürünleriyle ve cinsel temasla oluyor. Ve doğum sırasında anneden bebeğe geçiş oluyor. O nedenle demek ki kimler çok tehlikeli oluyor? Hepatit B taşıyıcısı kişilerin cinsel arkadaşları yani eşleri.
Ondan sonra hepatit B taşıyıcı bir hamile hanımın bebeği, doğum yapmak üzere olduğu bebeği çok daha tehlike altında oluyor. O nedenle mutlaka hepatit B hastalığının önlenmesi lazım. Hepatit B hastalığını önlemek için çok şanslıyız. Çok güzel bir aşısı var ve koruyuculuğu çok yüksek.
Öyle olduğu için de hepatit B aşısının mutlaka herkesin olmasını istiyoruz. Ne zaman olacak? Sağlık Bakanlığımızın kontrolü ve önerisiyle Hepatit B aşısı bebek doğar doğmaz daha doğumhaneden çıkmadan uygulanıyor. Eğer anne hepatit B taşıyıcısı ise yani hamileliği hamile hanım,
doğum yapan, yeni doğan, doğum yapan hanım, hepatit B taşıyıcısı ise hepatit B aşısına ek olarak koruyucu bir madde daha yapılıyor bebeğimize. Bebeğin kanı değişmesiyle bu hastalık giderilebiliyor mu? Yani öyle bir şeye gerek yok. Aşıyla halledilir.
Evet. Hepatit B aşı hep aşı oluyor, hep tek başına aşıyla halledilmiyor. Yani eğer anne hepatit B taşıyıcısı değilse, Hepatit B aşısı yapılıyor bebeğimize. Çünkü hem hamilelikte hatta evlilik öncesinde çiftler evlenme dairesine başvurduklarına
hepatit B yönden bakılıyorlar. Ama diyelim ki o göğüsten bir şekilde o sırada hepatit B değildir. O arada olmuş olabilir. O nedenle mutlaka hamilelikler sırasında da hepatit B yönden anne adaylarına bakılıyor hamilelik sırasında. Hamilelikte bakıldığı da hepatit B taşıyıcısı olduğu tespit edildiyse,
bebek doğar doğmaz hem aşı yapılıyor, hepatit B aşısı hem de özel bir ilaç var. O ilaç uygulanıyor ki bebek hepatit B geçirmesin. Neden bu çok mutlaka yapılması gereken bir durum? Çünkü eğer bir hamile hanım, hepatit B taşıyıcısı ise, bebeğini hepatit B doğum sırasına geçirme ihtimali çok yüksek.
Ve hepatit B ulaştığı anda bebeğe, bebeğin bununla başa çıkması çok zor. Çünkü bağışıklık sistemi yeterince güçlü değil. Kendini savunamıyor. Öyle olunca ne oluyor? %90 ihtimalle bebek bu hastalığı karşı taşıyıcı hale gelebiliyor.
Veyahut da ona bağlı karaciğer problemleri oluyor. Eğer bir insan taşıyıcıysa, kendi sağlığı açısından ne gibi tehlikeleri var hepatit B açısından? Hepatit B taşıyıcısı kişi, sessiz sedasız hasta görünümlü olmadan aramızda dolaşıyor bir defa.
Eğer... Çünkü belirtisi yok değil mi hocam? Yani siz, ben pekala hepatit B taşıyıcısı olabiliriz. Çünkü yüzüne bakılarak, sen hepatit B taşıyıcısın gibi bir işareti yok.
Hem hekim olarak, hem de sağlıklı bir insan olarak. Ama bir şekilde hepatit B taşıyıcılığı, anlaşılırsa, bu en çok ne zaman ortaya çıkıyor?
Mesela sizin aracılığınızda çok fazla kan anonsları olur. Radyolar aracılığıyla, işte A grubu, B grubu kan lazım diye. O sırada gönüllü biri gidiyor,
kan vermek istiyor. Bir bakıyor ki, hepatit B taşıyıcısı çıkıyor. İşte bu sırada yapılması gerekenler ne? Bu hepatit B taşıyıcısı olan kişinin,
hem kendisinin çok yakından takip edilmesi lazım, hem de yakın çevresinin, evet, ailesinin ve çocuklarının. Neden bu çok önemli?
Çünkü hepatit B taşıyıcısı, kişinin kendi sağlığı açısından, tehlikelerini, kendisini siroza çevirebiliyor. Bu Atatürk'ümüzün,
Allah nurlar da yatırsın, hastalığı olan, siroz hastalığına çevirebiliyor. Veyahut da, karaciğer kanserine çevirebiliyor.
Yani her halükarda, karaciğeri yetmezliğe sokan, çok ciddi bir hastalığa dönüşebiliyor. Ya da pankreas kanseri. Pankreas kanseri,
ben bilmiyorum, hepatit B'nin ilişkisini. Ama, hepatit B'nin çok iyi bilinen yan etkisi, siroz yapması,
veya karaciğer kanseri yapması, ileriki dönemlerde. Ve, daha da tehlikeli olanı, belki etrafa bulaştırıyor olması,
farkında olmadan. Çünkü, bir kişiyi etkiliyor, hasta olanı etkiliyor ama, taşıyıcı olduğu zaman,
bütün toplum tehdit altında olmuş. Onun için, o çok daha tehlikeli olduğunu düşünüyorum ben. Çok haklısınız. Hepatit B'nin dedik ki,
bulaşma yolları var. En çok bulaşma yolu, sizin söylüyordunuz demin, en çok dediniz. En çok havuzlarda bulaştığını ben duymuştum.
Hepatit A, birazcık daha havuzlarda bulaşan bir şey. Hepatit çünkü 3. En baştan, karaciğer iltihabı dediniz,
hepati. Evet. 3 çeşidi var. A, B ve C.
Aslında başka çeşitleri de var. En bilinen. Halk arasında, en bilinenleri, hepatit A,
B ve C biliniyor. Çok daha iyi biliniyor. Aslında hepatit yapan, bu saydığımız A, B,
C virüslerinin dışında, başka hastalıklar da var. Yani, diğer mikroplarda yapabilir. Yani,
bakteri dediğimiz, mikroplarda yapabilir. Veya, diğer virüslerde yapabilir. Pek çok hastalık yapabilir.
Ama, halk arasında, çok iyi bilinen, A, B,
C, hepatitleri, A, B, C virüsleriyle oluşuyordur.
Hepatitin, A, B, C virüsüyle oluşuyordur. Hepatit A,
en masumu gibi görünür. Çocukluk çağında, çok yaygın olarak, geçirilen bir hastalıktır. Bazen sarılıkla seyreder,
bazen sarılık olmadan, hafif ishal kusma, iştahsızlık, hafif bir ateşlenme, nezle grip gibi seyirli olur.
Yani, çok dikkatli bir gözle, çok belli belirsiz bir sarılık, fark edilebilir. Veyahut da,
baya sararabilir çocuğumuz. Yani, göz, özellikle göz, beyazından,
Evet, evet. Fark edilebilir. Sarılık denilen hastalıktır, hepatit A.
Ve bu, ağız yoluyla ve sizin bahsettiğiniz, havuzlarla çok fazla bulaşır. Veya yediğimiz gıdalarla çok bulaşır. Evet.
İyikanmayan sebzelerle, meyvelerle. Çok haklısınız. Bunlarla çok kolay bulaşan bir hastalıktır. Suyla bulaşır,
işte temiz olmayan sularla bulaşır. O nedenle, hepatit A hastalığı, çocukluk çağında, çok kolay bulaştığı için,
çok kolay atlatılabilir. Ama, erişkinlerde çok gürültülü seyreder. Çünkü, çocukluk çağı hastalıkları,
erişkinlerde çok daha ağır seyirlidir. Çocuklar kadar çabuk atlatmaz, erişkinler çocukluk çağı hastalıklarını. Ama, çok sevindirici olarak,
artık hepatit A'yı, benim asistanlık, öğrencilik yıllarımdaki gibi, çok görmüyoruz. Neden?
Çünkü, çok güzel aşılar bulundu. Hep bahsediyoruz ya, akıllı ve güzel insanlar, iyi insanlar,
çok yaşasınlar. Çok güzel şeyler üretiyorlar, insan sağlığına, insanlığın, iyi şeylerden yararlanmasına,
dünyanın, güzelliklerini yaşamasına, çok vesile oluyorlar. Yani, dünyadaki hayırlı insan deyince,
iyi işler yapan, böyle güzel insanlar. Bütün insanların faydası, buna bir şeyler yapan, ortaya koyan.
Yani, hepatit A hastalığı, artık ülkemize giderek azalan, ve bizim, çok fazla görmediğimiz bir hastalık.
Çünkü, çocukluk çağında, çok güzel aşılar başladı. Ama, ne zamandan beri,
2012'nin sonlarından, yani, 2012 Kasım'ından beri, ülkemizde, Sağlık Bakanlığımızın,
aşı programına girdi. 1,5 ve 2 yaşında, yapılıyor bu aşılar. Bizim önerimiz ne? 2012'den,
önce doğan çocuklarımızın da, mutlaka, hepatit A'ya karşı aşılanmaları. 2012'den, önce doğan çocuklarımızın arasında,
kimler var? Anneler, babalar, büyükanneler, büyükbabalar da var.
Ne dedik? Çocukluk çağı hastalıklarını, erişkinler, çok daha ağır geçiriyorlar. Hayati tehlike,
yani, hepatit A hastalığı, çok sessiz seyredebilir ama, erişkin döneminde, karaciğer yetmezliğine götürecek,
çok ciddi, işte sizin o bahsettiğiniz, kan değişimine yol açacak kadar, ciddi karaciğer yetmezliği yapabilecek kadar, ağır seyirli olabilir.
Ve hatta, maalesef hayatı tehlikeye sokabilir. O nedenle, mutlaka, 2012'den önce,
doğmuş olan çocuklarımızın, ve büyüklerinin, mutlaka, hepatit A geçirip, geçirmediğine bakılması,
geçirmediyse de, mutlaka aşılanmasını öneriyoruz. 2012'den sonra, doğan çocuklarımızın da, Dünya Sağlık Örgütü,
1 yaşından sonra diyor, ülkemizde, 1,5 ve 2 yaşında, olmak üzere, 2 doz aşı öneriliyor.
Bunların da zaman zaman, yani hemen hemen, 5-10 yıl arasında, tekrar öneriliyor ki, vücuttaki koruyuculuk azaldığı için,
tekrar hastalığa yakalanmasın diye. Ya da virüsler, şekil değiştirip, vücudu kandırma olasılığında, olabilir diye düşünüyoruz.
O da olabiliyor. Hepatit B'ye gelince, hepatit B, böyle suyla falan, pek kolay bulaşan bir hastalık değil.
Yani yediğimiz gıdalarla, bulaşan bir şey değil. Kan ve kan yoluyla bulaşıyor. Ne oluyor? Yani mesela,
bebeğin kan değişimi dedik. Ve sarılık geçiriyor bebek, ama bu sarılık, hepatitten ayrı bir sarılık. Yani yeni doğan döneminde,
sarılık yapan çeşitli nedenler var. Onları daha sonraki, programlarımızda konuşacağız. Ama bir çocuk, bebeğe kan değiştiriliyorsa,
ve farkında olmadan, hepatit B taşıyıcısı birinden, yani onlar test ediliyor ama, o sırada, Gözden kaçmış olabilir.
Yani, hepatit B'nin, mesela kuluçka dönemindedir de, kan veren kişi, fark edilememiş olabilir.
Veyahut da, laboratuvarda, yani bir şekilde, gözden kaçması nedeniyle, hepatit B geçiren birinden,
veya hepatit B taşıyıcısı birinden, kan almışsa bebek, o şekilde olabiliyor. Veyahut da, birine kan nakli gerekiyor,
acil kan nakli gerekiyor, hayati tehlikesi olduğu için. Ve acil kan nakli sırasında, hepatit B taşıyıcısı birinden, kan almış olabilir gibi,
kan ve kan ürünleri. Onun dışında neyle olabilir? Mesela bizim çocukluğumuzda, ve hatta maalesef, asistanlığımızın ilk yıllarında,
enjektörler, yani şırıngalar kaynatılıyordu. Ve bu hepatit B'ye, taşıyıcılarını, aldığımız kanla yaptığımız,
evet, o şırıngı olabiliyordu. Ama daha da tehlikeli olanlar kimler? Sağlık çalışanları, laboratuvar çalışanları,
veyahut da, diyelim ki, yaşlı evlerinde, çocuk bakım evlerinde, çalışan kişiler bu konuda,
çok daha tehlike altındalar. altındalar. Rizk altında. Evet, evet,
neden? Çünkü, o kişilerin kanlarıyla, idrarlarıyla, veya,
su ekli temas halinde oluyorlar. diğer atıklarla, çok ciddi olarak, temas halindeler. Özellikle laboratuvar,
kan ve kan ürünleriyle çalışan, laboratuvar çalışanlarının, mutlaka, hepatit B'ye karşı, aşılanmaları gerekiyor ki,
onlar da bu hastalığa, karşı yakalanmasınlar. Hepatit B'nin, sağlık çalışanlara, en çok bulaşma yollarından biri de,
şırınganın batmasıdır. hep mesela, bizim bir arkadaşımız geçirmişti, daha önceki programımıza da anlatmıştım. Hepatit B'ye geçiren bir hastadan,
kan alırken, kan aldığı iğne, arkadaşımızın parmağına battı. Ve, düşünebiliyor musunuz,
ne kadar bulaşıcı? Parmağına batan iğneyle, hepatit B hastalığına yakalandı. Ve maalesef, karaciğer yetmezliğine girdi bu arkadaşımız.
Karaciğer nakli gerekti, arkadaşımıza. Evet, çok şükür, şimdi sağlığına kavuştu.
Ama, bu kadar bulaşıcı. Peki, o zaman başka kimler risk aldı? Yaş grubunda da,
o zaman belli bir yaşın üzerindeyse de, çok tehlikeli boyutlara ulaşıyor. Tabii, tabii. Başka kimler,
iğne deyince, başka kimler risk altında? Diş hekimleri. Diş hekimleri en çok? Cerrah arkadaşlarımız.
Cerrahlar. Çok risk altında. Gene, cerrahi servislerinde çalışan, hemşire hanımlar,
ve kanla çalışan, laboratuvar teknisyenleri, ve, yani, kan hastalıklarıyla uğraşan,
arkadaşlarımız risk altındadır. Başka kimler risk altında? Halktan bahsedecek onunca, hani bu, maalesef,
bazı ilaç alışkanlığı olan kişiler, aynı şırıngayı kullanabiliyorlar. Bu, aynı şırıngayı kullanması halinde ne oluyor? Aynı şırıngayı birinden öbürüne bulaştırırken,
bu kişiler genellikle, uygun olmayan hayat tarzları da olan kişiler olduğu için, hem hepatit B'yi, hem AIDS gibi hastalıkları, aynı şırıngayla birbirlerine de nakledebiliyorlar.
Gene, uygun olmayan cinsel yaşam nedeniyle, çok eşlilik nedeniyle de, hepatit B, ve tıpkı AIDS hastalığı gibi,
birbirine cinsel yaşamla da bulaştırılabilen hastalıklar. O nedenle, mutlaka, hepatit B aşısı var. Herkesin mutlaka,
hepatit B aşısını olmasını istiyoruz. Hepatit B aşısı, ülkemizde ne zaman, Sağlık Bakanlığı tarafından, günlük aşı programında alındı,
1998 Ağustos'undan beri, yani 18 yıldır, ülkemizde, hepatit B aşısı, çocukluk,
çocukluk, doğan bebeğe, yeni doğan bebeğe, daha doğumhanede, aşılanmaya başlıyor bebeğimiz.
Peki, sonra ne zaman aşılanıyor? Birinci ayda, tekrar götürülüyor, hepatit B aşısı oluyor.
Altıncı ayda, üçüncü dosunu alıyor. Yani, yetişkinler için, sevgili hocam,
0,1, 6 diye geçiyor. Yetişkinler için de, aynı şey geçerli. yetişkinlerin de mutlaka,
bu aşıyı, yani ilk yaptığımız, 98'den önce doğan kişilerin, 1998'den önce doğan, şu anda 18 yaşında olan,
çocuklarımızdan daha büyük olan, 1998'den önce doğan, hem çocuklarımızın, hem erişkinlerimizin, mutlaka,
hepatit B geçirip geçirmediğine, kan tahlili yaptırmaları, ve, hepatit B hastalığını, hiç geçirmemişse,
mutlaka aşılanması öneriliyor. Taşıyıcı olmuş olabilir, bu kişiler geçirmiş, ve taşıyıcı olabilir. Taşıyıcı ise,
mutlaka onların da, ileri tetkiklerinin yapılması, gerekiyorsa, tedavilerinin olması, ve yakın takip olmaları,
gene, aile fertlerinin de, hem eşlerinin, hem çocuklarının, hem de anne babalarının,
olmak üzere, hepatit B yönünden, araştırılması, gerekiyorsa da, aşılanması öneriliyor.
Hepatit C'de, benzer şekilde, hepatit B gibidir, o da gene, kan ve kan ürünleriyle,
bulaştığı için, ve cinsel yaşamla, bulaştığı için, mutlaka, kan ve kan ürünleriyle,
çalışan, sağlık çalışanlarının, ve diğer kişilerin, bu konuda, tedbirli olması lazım.
Maalesef, hepatit C'ye karşı, bir aşı yok. Hepatit A, ve hepatit B'ye karşı,
aşı var, ama, hepatit C'ye karşı, henüz uygun bir aşı, geliştirilmedi.
Hepatit C'nin seyri, nasıldır sevgili hocam? Hepatit C'nin seyri de, hepatit B'ninkine benziyor, o da çok ağır seyreden,
çok ciddi karaciğer hasarı, ve ciddi karaciğer yetmezliğiyle, sonlanan bir hastalık maalesef. Hepatit A ve B'nin, aşısının olması,
onun, henüz aşısının olmaması, tabii ki, büyük bir dezavantaj, biz sağlık çalışanları,
ve özellikle halk sağlığı açısından, düşünüldüğünde, ama, halkı çok tehdit ettiği için, ama,
sevindirici olan, hepatit A ve B'nin, aşısının olması, çünkü, hepatit A ve B'ye karşı,
mutlaka, herkesin aşılanması öneriliyor, ki, hepatit C'ye geçirirse, hem ona karşı,
karaciğer daha güçlü olsun, hem de korunsun, diye, sevindirici olan, hepatit C açısından,
son zamanlarda, çok güzel tedavi yöntemlerinin, geliştirilmesi, ve, hastaların tedaviden,
yararlanıyor olması, ama, ideali, bu hastalığı geçirmemek, diliyor,
ve umuyoruz ki, aşısı geliştirilir, ve yakın zamanda, hepatit C'ye karşı da aşılarız, ama,
her kim olursa olsun, ne dedik, 2012'den önce doğan, herkesin, mutlaka,
hepatit A'ya karşı, 1998'den önce doğan, herkesin de, mutlaka, hepatit B'ye karşı,
kendini test ettirmesi, bunun için, yapacağımız en basit şey, gidip, bir laboratuvarda kan vermek,
ve ben, hepatit geçirmiş miyim, sormak, hepatit geçirmemişse, o zaman,
hem A'ya, hem de B'ye karşı, kan tahliliyle, bu çok rahat anlaşılıyor, hem A'ya,
hem B'ye karşı, mutlaka, bir an önce aşılanması, ne dedik, hepatit A aşısı,
3 doz yapılıyor, bugün yaptığımızda, 0 dozu diyoruz, yani, ilk dozu bugün kabul edersek,
1 ay sonra, ve 6 ay sonra, olmak üzere, toplam, 3 kez aşı öneriliyor,
ve bunların da, bunların da genellikle, 5 ila, 10 yılda bir, tekrarı gerekiyor ki,
koruyuculuk azaldıysa, tekrar, ben aşılayım diye, kendimizi, güvende hissetmeyelim,
güvenli, güvenli, güvenli, devam ettirelim diye, tekrar tekrar aşı öneriliyor,
hepatit A içinde, bugün, ilk aşıyı yapıyorsak, 6 ay sonra da, ikinci aşıyı yapacağız,
demek ki, hepatit A ve B'yi, geçirmediysek, ne yapacağız, bugün aşı yapacağız,
hem A'yı, hem B'yi, aynı anda yapabiliyoruz, hiçbir sakıncası yok, hayır yok,
farklı kollardan yapılması, öneriliyor, 6 ay sonra, hepatit A'nın, ikinci dozu,
1 ve 6 ay sonra da, hepatit B'nin, ikinci ve üçüncü dozu yapılacak, hepatit B'de, çünkü 3 doz,
3 doz, hepatit B'de, 3 doz, hepatit A'da, 2 doz olmak üzere,
toplam, hepatit B'de, 6 ay aralıklarla mı, yapılıyor hocam, aynı şekilde yoksa,
hepatit B'de, hepatit B, 3 doz, 3 doz yapıyoruz, bugün yapıyoruz,
1 ay sonra, yani Eylül ayında, kurban bayramı sırasında, kurban bayramından sonra, 2. dozunu yapıyoruz,
6 ay sonra da, yani yeni yılda da, 2. doz, 3. dozunu yapmış oluyoruz, hepatit A'yı nasıl yapıyoruz,
bugün yaptık, 6 ay sonra da, yani hemen hemen yeni yılda da, veya işte çocuklarımızın, kış tatili sırasında da,
hem hepatit B'yi, hem A'yı, yapmış oluyoruz ki, bütün aşılarını tamamlamış olalım diye, aşı ihtiyacımız olan aşıları tamamlamış olalım,
böylece, bir miktar kendimizi, hepatit C'ye karşı da korumuş oluyoruz, çünkü, karaciğerimizi koruduğumuz için,
karaciğerimizi, güçlendirdiğimiz, bilgilendirdiğimiz, bilinçlendirdiğimiz için, bedenimizi,
ve bağışıklık sistemimizi, hepatit C'ye karşı da, bir miktar koruyuculuğu, gelişmiş oluyor, böylece,
kendimizi, çocuklarımızı, ve ailenimizin, diğer fertlerinin, büyüklerimizi,
ve toplumumuzu, kesinlikle çok haklısınız, toplumumuzu, karaciğer hastalıklarına, özellikle siroz,
ve karaciğer kanseri gibi, çok ciddi hayati tehlikesi olan, ve pek çok ciddi, vücudu, çok hırpalayan,
hastalıklara karşı da, korumuş, ve bilinçlendirmiş oluyoruz, böylece, Dünya Sağlık Örgütü'nün,
hepatit konusunda, bilinçlendirme programına, katkıda bulununuz, size de çok teşekkür ediyoruz, biz teşekkür ederiz,
sevgili hocam, programımızın sonuna geldik, hepatit konusunda, eklemek istedikleriniz, ya da anne babalara,
tavsiyenleriniz varsa, onları da alalım, programı kapatalım, bütün ailelerden ricamız, annelerden,
babalardan, çocuklarınızı, kendinizi, ve anne babalarınızı, mutlaka,
hepatite karşı, koruyun, hem hepatit A aşısı, hem hepatit B aşısı, mutlaka,
bütün aile fertlerine, dediğim gibi, hem çocuklarınıza, hem anne babalarınıza, hem de büyük annelerinize,
büyük babalarınıza, lütfen hepatit A ve B aşısı yaptırın, bunun için öncelikle, lütfen, bir an önce,
kan tahlilleri yaptıralım, çünkü, çok basit, birkaç damla kanla, hepatit hastalığını,
geçirip geçirmediğiniz, belli olur, eğer geçirmediysek, bu hastalığı, geçirme ihtimali,
yüksektir, çünkü, dedik ki, hepatit A hastalığı, en çok,
yiyeceklerden, içeceklerden, özellikle, sulu gıdalardan, sudan geçer,
yaz aylarında, çok su tüketiliyor olması, ve, pis sularında, maalesef,
hala, karışmış olması, olması ihtimaline karşılık, hepatit A'yı, daha fazla geçirme ihtimalimiz var,
erişkinlerde, hepatit A çok daha, ağır seyreden bir hastalıktır, onun için, bu hastalığa karşı,
mutlaka, hepimizin korunmamız lazım, hepatit B, dedik ki, kan ve kan ürünleriyle,
cinsel yolla bulaşır, o nedenle, hepatit A ve B'ye karşı, kendimizi koruyacağız, ama,
çok daha önemlisi, bu hastalıkların, bir kısmının, hangi yolla bulaştığı da, bilinmemektedir,
ama, toplumda, taşıyıcı olan, hemen hemen, beş insandan birinin,
taşıyıcı olduğunu, aklımızda tutmakta yarar var, o nedenle, çok büyük bir rakam, çok büyük bir rakam,
giderek azalıyor, çünkü, özellikle, hepatit B aşısı, dünyada,
yüzde seksenden fazla, çocukluk çağında, yüzde seksenden fazla, çocuğumuz aşılanmış, o çok yüz güldürücü bir şey,
2020'de, Dünya Sağlık Örgütü'nün, hedefi, 2020'de, aşıyla,
aşıyla önlenebilen, hastalıkların, hiçbirinin, görünmemesi, çocuklarımızda,
bu hedefler arasında, hepatit B ve, hepatit A da var, o nedenle, çocuklarımızı,
ve kendimizi aşılamaya, devam edelim, Sağlık Bakanlığımız, bu konuda, çok bilgili ve bilinçli,
hareket ediyor, ekibimiz var, hepsine minnettarız, bu aşılamalar, çok iyi uygulanıyor,
aman ne olur, bu aşıları ihmal etmeyelim, ama kendimizi de, koruyalım, çünkü her çocuğun,
bir annesi, bir babası var, önce siz, evet, teşekkür ederiz,
biz size çok teşekkür ederiz, Sağlıklı Bebekler İçin Elele, programımızın, bugün de sonuna geldik, Sağlıklı Bebekler İçin Elele Derneği Başkanı,
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nurçakmak'la, bugün, Sağlıklı Bebekler İçin, Hepatit Hastalığı ve,
çocuklarımızın, bu hastalıklardan korunması, üzerine sohbet ettik, önümüzdeki hafta, Sağlıklı Bebekler İçin,
İsal ve Kusma ile, seyreden hastalıklardan, çocuklarımızın, korunması, ve anne babaların,
yapması gerekenlerden, bahsedeceğiz, ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Pasada, Gülçin Çağlar,
ve, Doçent Doktor Fatma Nurçakmak, Hepinize Sağlıklı Günler Diliyoruz, Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin,
Elele
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.