Temiz su ve çocuklarda temzilik alışkanlığı
Temiz su ve çocuklarda temzilik alışkanlığı
Temiz su ve çocuklarda temzilik alışkanlığı
Ergenlik döneminde beden ve ağız temizliğinin neden bir kez daha önem kazandığını, dünyada su bulamayan insanların beslenme sorunuyla neden paralel gittiğini anlatıyorum. Bebeklerin daha anne karnındayken duyup gördüğüne dair gözlemlerden ve erken yaşta diş çürüğünün D vitamini eksikliğiyle bağlantısından da söz ediyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Geçen programda temizlik ve suyun önemini, el yıkamanın nasıl kendi kendimize uyguladığımız bir aşı gibi çalıştığını konuşmuştuk. Bu hafta konuyu biraz daha genişletmek istiyorum, çünkü yaz aylarında özellikle ergenlik dönemindeki çocuklarımızın hormonları değişiyor, terleme artıyor ve bebeklikte, çocuklukta duymadığımız kokular ortaya çıkabiliyor.
Ergenlikte beden temizliği neden daha da önemli
Bu dönemde gençler her şeyin çabuk olmasını istiyor; hızlı yenen tostlar, sandviçler tercih ediliyor, el yıkamaktan ve banyo yapmaktan da hoşlanmıyorlar, sanki bir şey kaybedeceklermiş gibi. Halbuki kaybettikleri bir şey yok, aksine dostluk ve arkadaşlık kazanıyorlar. Beden temizliği kadar giysi temizliği de önemli, çünkü ter ve kir kokusu kıyafete siniyor. Her gün banyo imkânı olmasa bile koltuk altlarının su ve sabunla temizlenmesi, iç çamaşırı ve gömleklerin sık değiştirilmesi gerekiyor.
Diş fırçalamak da gençlerin pek sevmediği bir alışkanlık; ama ağız sağlığı beden sağlığının önemli bir parçası. Diş çürükleri mide-barsak hastalıklarını, kalp ve böbrek hastalıklarını bile tetikleyebiliyor, çünkü çürüklerin içine yerleşen mikroplar oradan barınabiliyor. Bu yüzden en azından yatmadan önce günde bir kez diş ipliğiyle diş aralarını temizleyip fırçalamak öneriliyor.
Su bulamayan bir dünya
Su konusunu biraz daha geniş bir çerçeveden ele almak istiyorum. Dünyada üç insandan biri uygun koşullarda su bulamıyor, yedi insandan biri de tuvalet ihtiyacını normal tuvaletlerde değil dışarıda gideriyor. Bu durum suyun dışkı ve idrarla temas etmesine, dolayısıyla tarlaların sulanmasında kullanılan suyun kirlenmesine yol açabiliyor. Bu yüzden özellikle yeşil yapraklı sebzelerin çok iyi yıkanması, iyi yıkama imkânı olmayan yerlerde kabuğu soyulabilen meyve ve sebzelerin tercih edilmesi, kapalı kaplarda saklanan suların tüketilmesi öneriliyor.
Su ve beslenme sorunları birbirine paralel gidiyor: dünyada yaklaşık 170 milyon insan gerçek anlamda aç, 350 milyon kadar insan da yeterince beslenemiyor; iyi su bulamayan insan sayısı da neredeyse aynı düzeyde. Bu yüzden suyu tasarruflu kullanmayı, diş fırçalarken ya da el yıkarken musluğu boşuna açık bırakmamayı çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Rahmetli Süleyman Demirel'in çocukluğunda annesinin kovalarla su taşıdığını, "anamın kolları uzamıştı su taşımaktan" dediğini anlattığı bir anıyı hatırlıyorum; bu çocukluk anısının onu su işlerine yönlendirdiğini düşünüyorum. Su, çocuklarımızın beslenmesi ve beş yaş altındaki çocuklarımızın hayatta kalması için bu kadar kıymetli bir kaynak.
Bebekler daha doğmadan duyuyor ve görüyor
Çocukların alışkanlıklarının iki yaşından itibaren çok daha etkili ve kalıcı olduğu biliniyor; ama aslında çocuklar doğduğu andan, hatta doğmadan önce bile bizi izlemeye başlıyor. Anne karnındaki bebeklere yapılan ultrason görüntülerinde, bebeğin parmağını emerken bir çıngırak sesi duyunca parmağını bırakıp elini çıngırağa uzattığı gözlemlenmiş; bu, bebeklerin daha doğmadan işittiğini gösteriyor. Doğumhanelerde de anne ya da babasının sesini duyan bebeğin sakinleştiği, tanımadığı seslere ağlayarak tepki verdiği biliniyor. Görme konusunda da benzer bir gözlem var: annenin karnına tutulan bir ışığa doğru bebeğin başını çevirdiği görülmüş. Bütün bu gözlemler bize çocukların söylediklerimizi değil yaptıklarımızı örnek aldığını hatırlatıyor; eğitim aile içinde başlıyor.
Diş çürüğü, D vitamini ve hamilelik öncesi hazırlık
Üç yaşında dişlerinde birden fazla çürük olan bir çocuğa uyutularak dolgu yapılması gerektiğini duyduğumda çok üzülmüştüm; bu yaşta böyle bir kayıp gerçekten büyük. Erken yaşta görülen diş çürüğü kemik erimesinin bir görünümü olabiliyor ve bu genellikle annede de D vitamini eksikliğine işaret ediyor. Bu yüzden hamilelik öncesinde ve hamilelik sırasında annenin D vitamini, demir ve folat açısından desteklenmesi çok önemli; anne kendi kemik yapısından bebeğine veriyor, eğer kendisi yeterli D vitamini almamışsa bebek de kemik eksikliğiyle doğuyor ve bu, ilerleyen yaşlarda kemik kırıklarına zemin hazırlıyor. Sağlığı korumak, hamilelik daha planlanırken başlıyor.
Sonuç olarak temizlik ve su konusu, sandığımızdan çok daha büyük bir sağlık meselesi. Çocuklarımıza hem beden hem ağız temizliğini, hem de suyu tasarruflu kullanmayı öğretirken, aslında onlara hayat boyu sürecek bir sağlık alışkanlığı kazandırmış oluyoruz.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.