Çocuklar yaz hastalıkları
Çocuklar yaz hastalıkları
Çocuklar yaz hastalıkları
Yaz tatilinde kitap alışkanlığının nasıl sürdürüleceğinden, denetimsiz havuzların taşıdığı mikrop riskinden ve güneşten doğru saatlerde yararlanmanın D vitamini için önemine kadar, yaz mevsiminin getirdiği fırsat ve riskleri bir arada anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Yaz tatili başladığında çocuklarımıza öncelikle ailesiyle güzel, sağlıklı bir tatil diliyorum. Bu dönemde en iyi arkadaşımız olan kitapla ilişkimizi sürdürmemizi öneriyorum; tatil aylarında çocukların ilgisini çeken dergiler, yaş gruplarına göre hazırlanmış yayınlar var ve bunlara ulaşmak hem kolay hem de uygun fiyatlı. Kitap seçerken ailelerin rehberliği önemli; birlikte okunan bir kitabın yorumunu yapmak hem paylaşımı güçlendiriyor hem de çocuğun aklındaki soru işaretlerini aydınlatıyor. Okuyan insan etrafına ışık saçar derim hep; bir bardağın taşabilmesi için önce dolması gerekiyor, bu da ancak kitaptan edinilen bilgiyle oluyor.
Yaz aylarında anne baba çalışıyorsa çocukların çeşitli etkinliklere katılması, ya da ailece köye, yazlığa gidilmesi söz konusu oluyor. Bu dönemde çocukların yeni arkadaşlıklar kurması doğal; ailelerin bu arkadaşlıkları gözlemlemesi ve çocuğun duygularını dinlemesi önemli.
Kazalara açık bir dönem
Yaz aylarında çocuklar daha özgür, gezme alanları daha geniş olduğu için bazı tehlikelere de daha açık bir dönemdeyiz. Bisiklet, motosiklet, kay kay gibi meraklar artıyor, çocuklar yol ortasında oyun oynayabiliyor, parklarda ve havuzlarda vakit geçiriyor. Uygun olmayan koşullarda bisiklete binen sapasağlam bir çocuk, bir yaz tatili heyecanıyla ciddi bir tehlikeyle karşılaşabiliyor. Bu yüzden kask, dizlik, kolluk gibi koruyucu önlemleri hem öğretmek hem de bunlara uyulup uyulmadığını denetlemek gerekiyor; çocuklar fırsat bulunca bu önlemlerden kaçabiliyor, ama bunun bedeli çok ağır olabiliyor.
Açık havuzlar, fıskiyeli alanlar konusunda da dikkatli olunması gerekiyor. Bu tür denetimsiz sulu ortamlar aslında birer mikrop yuvası; özellikle çocuk felci, tifo, hepatit A ve B gibi karaciğer hastalıkları, mide barsak hastalıkları, ishal ve kusmalara yol açabilecek ortamlar. Bunun yerine iyi denetlenen, temiz tutulan havuzları tercih etmekte yarar var. Bu havuzlarda hasta olan, açık yarası bulunan ya da ishal-kusma geçiren kişilerin havuza girmemesi gerekiyor; herkesin havuza girmeden önce duş alması öneriliyor. Tuvalet eğitimini tamamlamamış küçük çocuklara su geçirmez bez ya da kilot tipi mayo giydirilmeli, kirlendiği anda hemen değiştirilmeli.
Güneşten yararlanmanın doğru yolu
Açık havada havuza giriliyorsa güneş koruyucu kullanımı önemli, ama toplumda bunun doğru uygulandığına pek inanmıyorum. Sabah saat 10'dan önce ve akşam üzeri 4-5'ten sonra doğrudan güneş almak öneriliyor; bu yalnızca çocuklar için değil, belli bir yaşın üstündeki yetişkinler, büyükanneler ve büyükbabalar için de geçerli. Çünkü kemik erimesine karşı bizi en çok koruyan şey, vücudumuzun güneş ışınlarıyla kendi kendine ürettiği D vitamini; güneş koruyucu kremler bu üretimi engellediği için, doğru saatlerde koruyucusuz güneş almak da gerekiyor. Bunu akşam ya da sabah yürüyüşleri şeklinde yapmak, hem cildimize güneş aldırıyor hem de haftalık spor ihtiyacımızı karşılıyor; çocukların ve yetişkinlerin haftada 2-2,5 saat kadar spor yapması sağlıklı olmalarına yardımcı oluyor.
Aileyle geçirilen zaman ve çocuğun sessiz mesajları
Akşamları yürüyüşe çıkmak, ev işlerini paylaşarak zamandan kazanmak, çocuğun günü hakkında konuşmak, dinlemek -bunların hepsi kaliteli aile zamanı demek. Çocukla geçirilen sürenin uzunluğu değil derinliği önemli. Bir çocuk "bugün havuza gittim ama sevmedim" dediğinde bunun altında farklı nedenler olabilir: arkadaşıyla anlaşamamış olabilir, kendini yaşıtlarından geride bulmuş olabilir, ya da gerçekten o spor onun kişiliğine uygun değildir. Bunlar konuşulmadan anlaşılamaz; sorunu bilmeden çözüm üretilemez.
Yaz aylarında çocuklarımızı spora, kitaba, güzel sanatlara ve yabancı dile yönlendirmeye çalışıyoruz. Ama son olarak bir ricam var: araçlarda emniyet kemeri kullanılmadığını çok sık görüyorum. Çocuklar kendi koltuklarında oturmalı, emniyet kemerleri bağlanmalı; bu, sağlıklı bir çocuğa sahip olmanın değerini korumak demek.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaaslan, Teknik Basada Cemre Akbulut hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuza. Hoş geldiniz. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederim sevgili hocam. Yine bir programda sizinle birlikteyiz.
Çocuklarımız tatile girdi. Onun için çocuklarımızda rastlanabilecek hastalıklar ve anne babaların dikkat etmesi gereken hususlardan bahsedelim diye düşündüm. Ne dersiniz? Çok iyi olur, teşekkür ederiz. Öncelikle çocuklarımıza aileleriyle beraber sağlıklı mutlu çok güzel bir tatil diliyoruz. Başarılarının devamını diliyoruz.
Bunun için de en iyi arkadaşımız, hiçbir zaman değişmeyecek en yakın dostumuz kitaplarla arkadaşlıklarını devam ettirmelerini rica ediyoruz. Bu konuda da ailelerin teşviki çok kıymetli. Çünkü tatil aylarında daha çok ilgi duydukları kitaplar, dergiler olabilir. Çok güzel dergiler var. Örneğin bilinme, teknik, bilinme, çocuk, meraklı minik gibi yaş gruplarına göre veya işte doğaya yönelik olan, spora yönelik olan çocuklarımızın ilgi alanları çerçevesinde.
Bunlar çok alımı da kolay ulaşılabilir. Çünkü fiyatı da uygun olan dergiler ve bu dergilerden yararlanabilirler. Ama mutlaka çocuklarımızın kitap okuma alışkanlıklarını sürdürmelerini ve hatta pekiştirmelerini çok arzu ediyoruz. Çünkü okuyan insanlar daima etrafına ışığı saçacak. Bir bardağın taşabilmesi için öncelikle dolması lazım.
Bu da ancak kitaptan edindiğimiz güzel bilgilerle. Bu arada kitap okuma konusunda tabii ki ailelerin rehberliği çok kıymetli. Çünkü hangi kitabı okuyacaklarını seçerken bazen çocuklarımız yanılabilirler. Yahut da birlikte okudukları kitapların birlikte yorumunu yapmaları hem aileyle paylaşma açısından çok kıymetli olur. Hem de çocuklarımızın akıllarındaki soru işaretlerini aydınlatmak.
Yahut da akıllarında olmayan soruları onlara düşündürmeyi sağlamak açısından da ailelerin bu kitaplarla ilgili görüşleri, paylaşmaları çocuklarıyla çok kıymetli. Çocuklarımızın sağlığı açısından yaz ayları çok önemli. Bu arada tabii ki aileler için de çok önemli. Çünkü eğer anne baba çalışıyorsa o zaman çocuklarımızın belli etkinliklere katılmalarında yarar var. Bazen de ailece büyükleri ziyarete gidiliyor köylerimize.
Ya da en sahil kenarlarında yazlıklara. Evet. Burada da çok dikkatli olmamız lazım. Çocuklar çok çabuk büyüdüğü için ve kendilerine yeni yeni arkadaşlar kazandıkları için onlarla arkadaşlıklarını gözlemek ve o konuda da çocuklarımızın düşüncelerini ortaya çıkarmak, onların duygularını öğrenerek eğer bir yanlış varsa o şekilde düzeltme konusuna gitmekte yarar var.
Bu arada hiç kuşkusuz ki çocukları yaz ayları biraz daha özgür olmaları nedeniyle gezme alanları arttığı için bazı tehlikelere karşı da açık olunan bir dönem. Onun için örneğin çok bisiklet, motosiklet merakı olabiliyor çocuklarımızın. Veyahut da işte kay kay, paten gibi çeşitli merakları olabiliyor. Veyahut işte yol ortasında oyunlar oynayabiliyorlar. Bunlar da çocuk mutlaka...
En çok vakit geçirdikleri de dışarıda olduğu için de parklarda. Evet. Parklarda büyük bir tehlike arz ediyor aslında. Havuzlar. Çok haklısınız.
Bunlar çok kıymetli. Çocuklarımız çok kıymetli çünkü ve onların sağlığı çok kıymetli. Düşünürsek eğer çocuğumuz uygun olmayan koşullarda bisiklete biniyorsa pekala o sapasağlam yavrumuz bir yaz tatili heyecanıyla çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya. gelebiliyor. Onun için mutlaka çocuklarımıza kask kullanma alışkanlığını, bisiklet kullanırken, motosiklete binerken veya kay kay yaparken mutlaka kask kullanmasını, dizlik kullanmalarını, kolluk kullanmalarını yani yaptıkları spora bağlı olmak üzere...
Koruyucu önlemleri almalarını tavsiye ediyoruz. ...mutlaka almaları lazım ve bunun denetlenmesini istiyoruz. Ki çocuklar hani fırsat bu fırsat diye kaçamaklar yapmasınlar. O kaçamakların bedeli çok ağır olabilir herkes için. Diğer taraftan demin sizin bahsettiğiniz havuzlar.
Maalesef su birikintisini veyahut işte ortama açık böyle fıskiyeli ortamları çocuklarımızı görüyoruz zaman zaman. Evet çok seviyorlar. İçinde yıkandıklarını. Bu aslında mikrop yuvası. Çünkü açık olan havuzların denetimi yok.
Yani o fıskiyeti tarzında. Yani denetimi olsa bile zaten düşünün ki bir sürü aracın yanından geçtiği, bir sürü böceğin içine düşebildiği bir ortamda çocuklarımızın havuza girmesi hiç güvenilir değil sağlıkları açısından. Özellikle çocuk felci, tifo veya benzeri hastalıklar özellikle hepatit B gibi veya diğer hepatit A gibi çeşitli karaciğer hastalıkları ve mide barsak hastalıklarına, ishallere, kusmalara yol açabilecek ortamlar var aslında buralarda.
Onun için oralara girmek yerine çok güzel denetimli havuzlar var. O havuzlarda çocuklarımızın spor yapmalarını istiyoruz. Çünkü spor, kitap, güzel sanatlar, resim olsun, müzik olsun çocuklarımızı hayatına renk katan, aynı zamanda onların kişiliklerine olumlu güzellikler getiren, kendileri gibi güzel insanlarla birlikte olma şansı veren ortamlar. Onun için özellikle çalışan anne babalar veyahut da çalışmıyorsa bile annesi babası,
çocuklarımızın bu tür etkinliklerde yaşıtlarıyla beraber hayatlarını devam ettiriyor olmaları, okuldan daha farklı bir ortamda yaşıtlarıyla güzellikleri yaşıyor olmaları çok kıymetli. Mutlaka bunları yapmalarını istiyoruz. Mesela bir basketbol, çok güzel yaz okulları var. Bu yaz okullarında pekala basketbol, tenis veya voleybol veyahut da kendi ilgi alanları çerçevesinde herhangi bir sporla uğraşabilirler.
Ama uğraştıkları spor her neyse mutlaka çok dikkatli olmaları lazım. Mutlaka ona yönelik hazırlıklar yapması lazım. Örneğin yüzmeye gidiyorsa mutlaka eğer ilk defa yüzmeyi öğreniyorsa, yüzme yeleği, koruyucu yelekler kullanmasını öneriyoruz ki çocuğumuzun başına kaza gelmesin. Tabii ki yüzlü havuzun kalitesi de çok önemli.
Çok çok önemli. Temizliği, denetimli olması çok çok önemli. Çok önemli. Hem çocuklarımız için çok önemli hem erişkinler için önemli. Çünkü çok güzel denetlenen havuzlar var. Bunlarda mesela hasta kişiler bir defa havuza girmeden önce mutlaka herkesin bir dakika duş alması öneriliyor. Açık yarası olanların, ishal, kusma gibi mide, barsak hastalığı geçirenlerin
yahut da vücudunda herhangi bir yerinde açık yarası olan kişilerin kesinlikle havuza girmemesi gerekiyor. Hem kendi sağlıkları açısından hem de diğer kişilerin sağlığını korumak açısından. Bunlara dikkat edilmesine yarar var. Ama ona rağmen gene de çok iyi temizlenmiş, iyi ilaçlanmış, çok temiz tutulan havuzlara tercih etmekte yarar var ki çocuklarımız buradaki hastalıkları kapmasınlar. Çünkü iyi temizlenmeyen havuzlarda çocuklarımızın bir şekilde mikrop kapma ihtimali olabiliyor.
Özellikle küçük çocuklarla paylaşılan havuzlarda ailelerin çok daha özenli olması gerekiyor. Küçük çocuklarımıza, tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklarımıza mutlaka su geçirmeyen bezler var piyasada. Bezler veyahut da kilot şeklindeki mayoların çocuklarımıza giydirilmesi öneriliyor. Bunları da kirlettikleri anda derhal havuzdan çıkarılarak değiştirilmesi gerekiyor ki gene hem kendi sağlıkları açısından hem de çocuklarının sağlıkları açısından önemli.
Çok kıymetli. Bunlara dikkat etmekte yarar var. Eğer açık havada havuza giriliyorsa mutlaka güneş koruyucuların kullanılması gerekiyor. Gene çocuklarımızın... Güneş koruyucularının kullanımı nasıldır hocam?
Öncelikle ben onu sorayım. Çünkü toplumda kesinlikle doğru kullanılmadığına inanıyorum ben. Çok haklısınız. Mutlaka sabah 10'dan önce ve akşam üzeri 4-5'ten sonra doğrudan güneş ışınlığıyla güneşlenmelerini istiyoruz çocuklarımızın ve ailelerinin. Hem bu yaşlı grubu için de öyle yani belli bir yaşın üstündeki kişiler için de erişkinler için de öyle.
Yaşlı mesela büyükanneler, büyükbabalar hatta nineler, dedeler için de aynı şey geçerli. Çünkü kemik erimesinin hastalığa karşı bizi en çok koruyan şey vücudumuza güneş ışınlarıyla kendi kendimize oluşturduğumuz cildimizin oluşturduğu D vitamini. Bu kaynağı güneş koruyucu kremlerle engelliyoruz. Yani güneş ışınlarının vücudumuza etkili olmasını engellediğimiz için D vitamini oluşumu da engelliyoruz. O nedenle çok ciddi olarak D vitamini eksiğiyle karşı karşıya kalabiliyoruz.
Mutlaka sabah 10'dan önce ve akşam 4'den 5'den sonra güneşin zararlı etkilerinin çok az olduğu saatlerde doğrudan cildimizin güneş almasında yarar var. Güneş almasında bu gölgede de olabilir. Yoksa daha sağlıklı olarak akşam üzeri sabah yürüyüşleri şeklinde doğrudan cildimize güneşin gelmesi şeklinde de olabilir. Bu yürüyüşleri çok öneriyoruz. Hem çocuklarımızla zaman geçirmek açısından hem de kendi sağlığımız açısından ve çocuğumuza spor alışkanlığını kazandırmak açısından.
Çünkü çocukların ve erişkinlerin haftada 2-2,5 saat kadar spor yapması onların sağlıklı olmasına yardımcı oluyor. Şimdi bir sürü aileden duyuyoruz. İşte kolesterol problemimiz var, kan şekeri. Şeker problemimiz var, tansiyon problemimiz var. Kilo problemimiz var.
Kilo problemimiz var. Kireçlenme problemimiz var en büyük yaşıyla birlikte gelen. Kemi kerimesi problemimiz var. Bunların hepsinin en güzel çözümü spor yapma alışkanlığı. Bu yürüyüşler şeklinde olabilir, yüzme şeklinde olabilir, bisiklete binme şeklinde olabilir veya ailenin kendi seçtiği bir spor alışkanlığı.
Evde spor yapmak bile çok yararlı. Onun için mutlaka çocuklarımız... Evde çok fazla spor yapılmıyor sevgili hocam. Ne kadar yapılabilir? Hani spor aletleriyle yapan arkadaşları var ama çok sıkıcı olduğundan ve bir süre sonra da artık bıraktıklarından bahsediliyor.
Paylaşmak çok kıymetli Emine Hanımcığım. Kesinlikle ben de aynı şeyi düşünüyorum. Akşam üzeri şimdi düşünün ki çalışan bir anne baba çıkıyor evinden zaten canı sıkılmış, yorulmuş eve geliyor. Ondan sonra çocuğuyla hem sohbet etmek hem işte bisiklete binilecekse bisiklete binmek veya yürüyüş yapmak veya işte birkaç ağacın arasında dolaşmak veya ev uygunsa bahçesinde belki bir toprakla uğraşıyor olmak. Hepsi birer etkinlik ve pay daha da...
Paylaşım. Evet. En kıymetlisi o. Çocuğumuza o günün özetini kendimiz anlatırız. Onun anlattıklarını dinleriz.
Daha da önemlisi dinlemek çocukları. Çünkü çocukların... Bazen öyle bir şey oluyor ki sevgili hocam. Bir insanları görmek sevdiğiniz, işte hoşlandığınız insanları görmek bile yeterli olabiliyor. Hayata bağlıyor, umut veriyor.
Evet hayata bağlıyor, yorgunluğunuzu alıyor. Yani eve gittiğiniz zaman üzerinizi değiştirdikten sonra dışarıya çıkıp bir saat yürüseniz herhangi bir insanları görmek bile, insanlarla birlikte çocukları görmek, diğer doğayı görmek, fark etmek, bulunduğumuz ortamın canlılığını fark etmek. Onlar bize daha farklı hisler uyandırıyor. Bizi rahatlatıyor, hayata bağlıyor, mutlu ediyor, yorgunluğumuzu alıyor. Ben şahsen öyle hissediyorum.
Yani zaman zaman özellikle yaz günlerinde akşamları yemekten sonra yürüyüşe çıkıyorum ve bir saat, iki saat yürüyorum. O beni hiç yormuyor. Dinlendiriyor tam tersi. Evet belki arkadaşlarınızla birlikte yürümekte, sohbete de artır. Bazen öyle de yapabiliyoruz tabii.
Şimdi bazı anne babaların bize peki evdeki işleri kim yapacak dediğini duyuyorum. Ama evdeki işler de paylaşılırsa çok daha güzel olur, zevkli olur, yürüyüş olmaz. Evet mesela sizin yaptığınız gibi yemek üstüne yürüyüşler yapılabilir veyahut da şey olabilir mesela hemen gelince şöyle bir küçük bir akşamüstü çayı ve yanında biraz kendi yaptığımız kekler, kurabiyelerle atıştırarak, hiç olmazsa bir peynir ekmek, domates yiyerek belki açlığımızı bir yatıştırıp ondan sonra bir çıkıp bir akşamüstü yorgunluğumuzu atıp çocuklarımıza keyif yaparak.
Hani diyoruz ya çocuklardan, dünyadan umudu. Onların umudundan biz de payımızı alalım. Çok güzel bir atasözümüz var. Çocuklar dünya meyvesi diye. Gerçekten de öyle bize heyecan ve umut veriyorlar.
Hep anneler babalar olarak daha ağırlıklı olarak onlara karşı görevlerimizi yapıyoruz. Ama onların tadını çıkarmak biraz daha erteleniyor işte bu evdeki işleri kim yapacak diye düşündüğümüz anda. Halbuki dediğiniz gibi ya gelip evde hemen bir yemek pişirilir, hadi gel sen de bana meyveyi hazırlama. Ya paylaşım yapılırsa çok daha çabuk iş biter. Salatayı sen yap.
Sohbete daha fazla vakit kalır diye düşünüyorum. Aynı zamanda yani düşünün ki çocuğunuz da mutfakta bir şeyler yaparken bile bir sürü sohbet oluyor. Ve o sohbet sırasında da veyahut işte çocuklar birbirine, kardeşler birbirine o sırada sohbet ediyorken, anne baba da birbiriyle bir şeyler paylaşıp, o sırada bir el birliğiyle çok kısa bir süre içinde yemekler hazırlanıp,
akşam nasıl olsa şimdi yaz aylarında çeşitli bol, yemek hazırlamak da kış ayları kadar zor değil. Çok kısa bir süre içinde yemek işi tamamlandıktan sonra, yürüyüşe de zaman ayrılarak hem aileye daha çok zaman ayrılmış olur. Çünkü... Hem de kaliteli vakit geçirmiş oluruz ailemizle.
Ne kadar haklısınız Emine Hanım'cığım. Diyor ya psikolog ve çocuk ruh sağlığı uzmanı arkadaşlarımız, çocuğumuzla geçirdiğimiz sürenin uzunluğu değil, derinliğidir. Önemlidir evet. Yani kaliteli zaman geçiriyor olmak.
Yani o arada çocuğumuzun gün içinde neler yaptığını... Yaptığımız paylaşımlar tabii. Tabii neler yaptığını fark edebilmek. Arkadaşlarla ne veya kardeşle veya diğer kişilerle ne gibi şeyler yaşamış, sıkıntılar yaşamış. Mutlaka onları anlatıyorlar çocuklar.
Eğer aile içinde bu kadar dostluk varsa. Ama çocuklarımıza yaklaşırken daha onun yanında ve arkasında olduğumuzu hissettirerek yaklaşmak bizim için çok kıymetli. İşte diyebilir ki mesela ben bugün havuza gittim ama havuzu sevmedim. Olabilir. Gerçekten de yüzme onun için uygun bir spor olmayabilir.
Konuşuruz. Neden sevmemiş? Belki oradaki bir arkadaşını beğenmedi. Veya hani arzu edilmez ama öğretmeniyle... Kavrını beğenme.
Öğretmeniyle... İletişim kuramada, sağlıkla... İletişim kuramamış olabilir. Veyahut da istemediği bazı şeyler yaşanmış olabilir havuzda. Çünkü çocuklar bunu doğrudan ifade edemezler.
Ama çocuğumuzu konuşturduğumuz zaman, dinlemeye başladığımız zaman bir şekilde biz onu fark ederiz. Hani arkadaşını mı tartıştığı için yoksa kendini yüzmede yetersiz bulduğu için öyle oluyor. Örneğin çocuk gidiyor, yüzmeyi çok iyi bilen bir grubun içine katılıyor. Yaşı ve gelişimi dolayısıyla. Dolayısıyla çocuk kendisini çok geride buluyor ve yaşıtlarından geride olmak onu rahatsız ediyor.
Onun için de gitmek istemeyebiliyor. Ama bunlar konuşulmadan anlaşılabilecek şeyler değil. Havuzumu beğenmedi. Kirli mi buldu? Arkadaşlarıyla mı ilişkisi iyi olmadı?
Öğretmeni mi? Ona bir şey söyledi de kırıldı. Bunların hepsi olabilecek şeyler veyahut da hiçbiri olmadı. Gerçekten de kişiliği yüzmeyle çok uyumlu değil. Ama bunlar konuşulmadan anlaşılamaz.
Ve bunu konuştuktan sonra yani sorunu bilip çözüm üretmekte yarar var. Yani söküğün nerede olduğunu bilirsek o zaman yamaya ihtiyaç kalmadan onarabiliriz. Demek ki çocuklarımızı yaz tatillerinde sporla, güzel sanatlara daha çok zaman ayırarak yönlendirmeye çalışacağız. Gene en iyi dostları olan kitaplarıyla birlikte olmalarına katkıda bulunacağız. Ve hiç kuşkusuz ki bu dinlenme dönemini...
Ve birlikte kitabı okumamız lazım çocuklarımızla. Evet, evet. Yani çocuklara örnek olmak açısından bizim de çok okumamızda yarar var. Geçen bir yarışma programında çok etkilendim. Bir itfaiyede görevli bir beyefendi çıktı.
Ve bir soruda takıldı. Ve arkadaşını aradı bunun üzerine. Arkadaşı iş yeri arkadaşı. Ve daha soruyu sorduğu anda cevap verdi. Yani seçenekleri dinlemeden cevap verdi.
Telefondaki arkadaşı beyefendi. Dedi ki yarışmacı beyefendi, arkadaşımız çok kitap okur. Düşünebiliyor musunuz? İtfaiye çalışanı.
O kadar yoğun iş temposu içinde daima kitapları vardır. Onun ve daima okur. Biz hani bir iş görüşmelerini yaparız. Ondan sonra kalan zamanda o daima kitap okur. Yani okuma alışkanlığı çok önemli.
Ben hiç bulundum ama Japonya'da bahsederler. Mesela metroya binildiğinde herkes mutlaka kitap okuyarak metroya devam edermiş. Çünkü çok uzun süre metroda vakit geçiyor. Ve boşu boşuna vakti geçirmiyorlar. Bizim de çocuklarımıza bu tür alışkanlıkları kazandırmamızda yarar var.
Hatta çok şaşırtıcı olarak mesela biz yeni doğan bebeklere bile kitap öneriyoruz. Çünkü o kadar hoş kitaplar çıktı ki eski zamanlı yani şu andaki anne babaların zamanında olmayan kitaplar şu anda satılıyor. Ve çok uygun fiyatlarla satılıyor. Hatta bazı yerlerde toplu halde satılınca indirimler bile olabiliyor. Onun için ailelerden ricamız mutlaka yeni doğdukları dönemden itibaren çocuklarımıza kitap alışkanlığını kazandırıp kitabı sevdirmek.
Çünkü o kadar renkli, o kadar güzel, o kadar eğitici kitaplar var. Hem sesli kitaplar var sevgili hocam. Banyo sırasında, banyoda bakabileceği, okuyabileceği kitaplar var. Çok güzel kitaplar var. Bizim çocuklarımızın zamanında olmayan şeyler şu anda bilim ve teknoloji ve güzel insanların sayesinde çocuklarımıza sunuluyor.
Bu imkanları bizim çocuklarımıza yaşatmamıza yarar var. Çünkü çocuklar maalesef giderek teknolojinin esiri haline geliyorlar. Ve biz de teknolojiyi çocuklarımızın yararına kullanabiliriz. Evet mutlaka yani öyle güzel programlar var ki cep telefonlarında, bilgisayarlarda ve televizyonlarda gerçekten çocuğumuza dünyayı gezdiriyor. Mesela bilimsel programları seyreden, çok küçük yaşta seyretmeyen, dörtlü beşli yaşlarında, okul öncesi seyretmeye başlayan ve bunlardan etkilenen çocuklarımız var.
Ve ne olacaksın dediğimiz zaman o küçücük hallerle biz bilim adamı olacağız diyorlar. İnsanı çok mutlu ediyorlar. Ama mesela çöpçü olacağım diyen çocuklarımız da var. Biz onları da hiçbir şekilde çocukların hayallerini kırmamamız, aksine desteklememiz lazım. Çünkü her mesleğin iyi yapıldığı zaman, insanlık adına yapıldığı zaman her mesleğin yeri doldurulamaz.
Çünkü toplum büyük bir halka, daha doğrusu bir zincir ve herkes bir halka. O halkanın hangisi koparsa irili ufaklı olması önemli değil. Hangi halka koparsa zincir bozulur. Onun için toplumda herkesin görevi vardır. Herkesin bir hayali, her çocuğun bir hayali vardır.
Önemli olan çocuklarımızın... Yapılan işi en iyi şekilde yapması için biz çocuklarımızı destek vermemiz gerekiyor. Çocuklarımızın hayallerini desteklemek. Ve bu destekleme sırasında da çocuklarımızın yabancı dil eğitimine de katkıda bulunalım lütfen. Çünkü yaz aylarında kazanılacaklardan bir tanesi de hiç kuşkusuz ki yabancı dil.
Çünkü bir lisan bir insan. Haklısınız. Ne kadar güzel sözlerimiz var. Bunlara dikkat etmekte yarar var. Yaz aylarında demek ki çocuklarımızı okul çağındaki veya okul öncesi çocuklarımızı bu tür etkinliklere yönlendiriyoruz.
Onları kazalara karşı koymak konusunda bilinçlendiriyoruz ve bilgilendiriyoruz. Ve birbirlerini teşvik etmeleri için de yardımcı oluyoruz. Bu arada benim ailelerden bir ricam olacak. Araçlarda emniyet kemeri kullanılmadığını çok sık olarak gözlüyorum. Yani bazen inip arabadan bitişip arabanın camına vurup bu çocuğa sahip olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu biliyor musunuz dememek için kendimi zor tutuyorum.
İnanır mısınız Emine amcim? Çünkü düşünün sapasağlam pırıl pırıl bir bebeğimiz çocuğumuz etrafı cıvıl cıvıl seyrederken bir büyüğünün kucağında ön koltukta otururken görüyoruz. Halbuki akıllı, çalışkan ve iyi insanlar çocuklar için koltuk geliştirmişler. Ve bir sürü deneyler yapılmış emniyet kemerleri geliştirmiş. Emniyet kemerlerinin çok ciddi olarak trafik kazalarını engellediğini gösterilmiş.
Üstelik de hani bu şehirler arası kullanıyorum ama şehir içinde kullanmıyorum. Oysa trafik kazalarının en ciddi olanları, en büyük yaralanmalara, sakatlıklara ve hatta maalesef hayat kayıplarına neden olanları yakın mesafe kazalarla olan trafik kazaları. Onun için emniyet kemeri arabaya biner binmez bağlanacak. Çocuklar emniyet koltuklarında oturulacaklar. Yani çocuklar kendi koltuklarında oturulacak.
Hatta Amerika Birleşik Devletleri'nde yeni doğan bebekler eğer araba koltuğu yoksa taburcu edilmiyor. Düşünebiliyor musunuz ne kadar önemli olduğunu? Dermiyor aile. Önce gidiyor koltuğunu alıyor, bebek koltuğu alınıyor. Ne kadar güzel.
Çok muhteşem bir sistem. Tabi bazı arabalarda da koltuk oluyor ama maalesef çocuklar oturtulmuyor. Ama zeka insanlara verilmiş büyük bir armağan. Sağlık çok kıymetli. Hayatta sahip olabileceğimiz en büyük servetimiz sağlığımız ve zekamız.
Sapa sağlam çocuklarımızın sağlığını korumak biz erişkinlerin görevi. O emniyet kemerleri hem kendimizin hem çocuklarımızın bağlanacak. Evet sevgili hocam bugün de programımızın sonuna geldik. Eğer bu konuda söylemek istediklerimiz varsa önümüzdeki haftaya da devam edelim. Memnuniyetle.
Sevgili dinleyenler Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la bugün sağlıklı bebekler için yaz tatilinin gelmesiyle birlikte çocuklarımızda rastlanabilecek hastalıklar ve anne babaların dikkat etmesi gereken hususlardan bahsettik. Ama konumuz bitmediği için önümüzdeki haftada aynı konudan devam etmek istiyoruz. Sevgili dinleyenler ben Emine Ertürk Karahaslan, uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak
ve Teknik Basada Cemre Akbulut hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.