Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocuklara trafikte karşıdan karşıya geçmeyi nasıl öğreteceğimizi, bir kazaya tanık olduklarında ne yapmaları gerektiğini ve evde en sık karşılaşılan yanma, düşme ve çaydanlık kazalarını anlatıyorum. Torunumun bir kazaya doğru şekilde tepki vermesinden aldığım örnekle konuyu somutlaştırıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bu haftaki programda geçen hafta konuştuğumuz çocukluk çağı kazalarının ardından, çocuklarımızı bu kazalardan nasıl koruyabileceğimizden söz etmek istedim. On kaybettiğimiz çocuğun dördü maalesef trafik kazası yüzünden kaybediliyor; bir o kadarı da sakat kalıyor. Bu yüzden önce kendimiz bilinçlenip sonra çocuğumuza öğretmemiz gerekiyor.
Çocuklara trafik bilinci nasıl kazandırılır
Küçük çocuklar önce elimizden tutarak yürümeyi öğreniyor, genellikle iki yaşından itibaren de elini bırakıp kendi bağımsızlığını ilan ediyor. Bu dönemde her şeyi kendisi yapmak istiyor ama tehlikeleri bilmiyor, bu yüzden korunması gerekiyor. Karşıdan karşıya geçerken önce üst geçit olup olmadığına bakmayı, yoksa yolun en dar yerinden, önce sağa sonra sola bakarak geçmeyi uygulamalı olarak göstermek gerekiyor; çocuk bunu uygulayarak öğrendiğinde çok daha kalıcı oluyor. Park etmiş araçların önünden ya da arkasından geçmemeyi, çok yoğun trafikte hiç geçmemeyi de öğretiyoruz. Araştırmalar gösteriyor ki saatte 30-35 kilometre hızla giden bir aracın durabilmesi için üç araç mesafesi, 50-60 kilometre hızda ise on üç araç mesafesi gerekiyor; bu yüzden çocuklarımızı bu konuda bilinçlendirmek şart.
Bisiklet ve motosiklet kullanan çocuklara açık renkli, fosforlu kıyafetler giymelerini, kask takmalarını, trafik ışıklarına uymalarını, yaya kaldırımının dibinden sürmelerini öneriyoruz. İki yaşından itibaren çocuklar trafik ışıklarını, kuralları öğrenmeye başlıyor; giderken yol üzerinde gördüğümüz örnekleri -bir kaza, bir tehlikeli davranış- anlatmak çok etkili oluyor. Torunumun oyuncak arabalarla oynarken "güzergahın dışına çıktın, kaza yapacaksın" demesi bile, çocukların bunları eğlenerek ve farkında olmadan öğrendiğini gösteriyor.
Bir kazayla karşılaşınca ne yapmalı
Çocuklarımız bir kazaya tanık olabilir. Bu durumda yapmaları gereken şey, eğer güvenli bir şekilde durabiliyorlarsa durup en yakın yetişkinden yardım istemek, "yardım edin, kaza oldu" diye bağırmak. Yaşına bağlı olarak, kazazede soğuksa üstünü bir hırka ya da ceketle örtmek, ambulans ya da polis gerekiyorsa telefonla haber vermek de öğretilebilir. Ama en önemlisi, kazazedeye zarar verecek bir müdahalede bulunmamak: omurgasında kırık olabilecek birini çekip çıkarmaya çalışmak çok daha ciddi sonuçlara, sakatlıklara yol açabilir. Torunumun yaşadığı bir olayı anlatmak isterim: bir kaza gördüğünde olay yerinden ayrılmadan, hastaya dokunmadan, sadece yardım isteyerek doğru olanı yapmıştı. Çocuklarımıza öğretmek istediğimiz tam da bu davranış.
Ambulansa yol vermek konusunda da hem çocuklarımızı hem kendimizi eğitmemiz gerekiyor. Ambulansın yolu ne sağ ne sol, orta şerittir; orta şeridi boşaltmak, hastaların yaşama hakkını korumak demek.
Suda, evde ve oyunda güvenlik
Su konusunda çocukların daima bir yetişkinin gözetiminde oynaması, bilmediği bir denize koşarak değil yürüyerek girmesi gerekiyor. Kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım: ilk kez gittiğimiz Karadeniz kıyısında, arkadaşımızın çocuğu "yüzmeyi biliyorum" diyerek hiç düşünmeden suya daldı ve büyük bir dalga onu kıyıya öyle savurdu ki hepimiz çok korktuk. Her denizin kendine has kuralları var; bilinmeyen bir suya güvenerek girmemek gerekiyor. Bir arkadaşını suda zor durumda gören çocuğun yapması gereken şey onu kurtarmaya kalkışmak değil, bağırarak yardım istemek.
Yanma da çok önemli bir kaza nedeni ve en çok evde gerçekleşiyor. Banyo suyunun sıcaklığının girmeden önce kontrol edilmesi, evde duman ve yangın alarmı bulundurulması, çocuklara çakmak, kibrit, mum gibi araçların asla verilmemesi, sıcak çay bardağı ya da çorba tabağının ellerine tutuşturulmaması gerekiyor. Sofrada bırakılan çaydanlıklar da büyük bir tehlike; çocuk çaydanlığı açıp elini içine daldırabiliyor, bu tür kazalarla karşılaştım ve sonucunda sapasağlam bir çocuğun eli kullanılamaz hale gelebiliyor.
Evde oyun alanı ve küçük ama önemli kurallar
Ayakkabı bağcıklarının iyi bağlanmaması bile düşmeye ve yaralanmaya yol açabiliyor. Pencere kenarları, balkonlar, koltukların üstü, masa ve sehpaların üzeri çocukların oyun alanı değil; bu alanları kendimiz belirleyip çocuğa "burası senin oyun alanın" demek hem güvenlik hem de sınır öğretme açısından değerli. Emin olmadığı bir şeyi yemeden önce büyüğüne sorması, ilacın bir oyuncak olmadığını bilmesi de öğretmemiz gereken şeylerden.
Bütün bunların hedefi tek: çocuklarımızın güzel, sağlıklı, mutlu ama güvenli koşullarda büyümesini, anneleriyle babalarıyla ve kardeşleriyle güzel günler geçirmesini diliyorum.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik
Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz, doçent doktor Fatma Nurçakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımız başlıyor. Ben Emin Ertürk Karahaslan, Teknik Basada Gülçin Çağlar, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili hocam, geçen hafta çocuklarımızın başına gelen kazalardan bahsetmiştik. Bu hafta nelere dikkat etmemiz gerekiyor çocuklarımızı korumak için? Çocuklarımızı eğitmemiz lazım.
Yani önce tabii ki kendimiz eğitim alacağız, bilinçli olacağız ama ondan sonra da çocuğumuzu öğreteceğiz. Madem ki kazalar nedeniyle kaybedilen 10 çocuğumuz, yani dedik ya yaklaşık 1 milyon çocuğumuz kaybediliyor. Kazalar nedeniyle, sağlıklı çocuğumuz kazalar nedeniyle kaybediliyor. Bunun da büyük bir kısmını trafik kazaları oluşturuyor. Yani 10 kaybedilen çocuğun 4'ü maalesef trafik kazası nedeniyle kaybediliyor.
Bir bu kadar, hatta daha da fazlası da maalesef sakat kalıyor çocuklarımızın. Öyle olduğu için çocuklarımızı bir defa trafik konusunda uyarmamız lazım. İyi bilinçlendirmemiz lazım. Ne öğreteceğiz çocuğumuza? Eğer bir yere çocuk yolda yürüyorsa, artık o olgunluğa gel.
Bir defa küçük çocuklar elimizden tutarak yürümeyi öğrenecekler. El bırakarak. Genellikle de 2 yaşından itibaren çocuk kendi başına yürümeyi öğrendikten sonra eli bırakıp kendi bağımsızlığını ilan ediyorlar. Çevremizde de hep görürüz kendi çocuklarımızdan.
Ben, ben, ben. Her şeyi onlar yapacaklar. Her şeyi onlar biliyorlar. Her şeyi onlar yapacaklar ama tehlikeleri bilmiyorlar. Öyle olduğu için de korunmaları gerekiyor. Biraz daha büyüdükleri zaman da işte genç kızlık delikanlılık döneminde de
o zaman da gene her şeyi ben, ben, ben yapmak istiyorlar. Ama o zaman da gene daha önceki programlarımızda olduğu gibi belli eğitimleri almaları, belli olgunluğa erişmeleri konusunda eğitmemiz gerekiyor. Çocuklarımıza bir defa karşıdan karşıya geçmeleri gerekiyorsa geçmeleri gerektiğini öğreneceğiz. Yoksa aynı yolda devam etmeleri gerekecek.
Ve karşıdan karşıya geçerken öncelikle bir üst geçit var mı ona baksınlar. Daha sonra da eğer yoksa yolun en dar yerinden varsa yaya yolundan, yoksa da yolun en dar yerine kadar yürümeleri, onun önce işte sağa, sonra sola, sonra tekrar sola bakarak karşıya geçmeleri gerektiğini uygulamalı olarak gösterirsek, çocuk da çok daha kalıcı oluyor.
Tabii, hem eğleniyorlar hem öğreniyorlar. Zaten eğitimin amacı eğlenerek öğrenmek, ama öbür taraftan koruyarak eğlenmek, kendi canını, sağlığını, çevresinin sağlığını koruyarak öğrenmesine yardımcı olmak. Sizin de çok güzel vurguladığınız gibi,
yaya geçitlerini, üst geçitleri kullanarak karşıdan karşıya geçmeleri gerektiği zaman, geçmeleri gerektiğini öğretiyoruz. Park etmiş iki aracın önünden, arkasından asla geçmemeleri gerektiğini öğretiyoruz. Park etmiş araçların arkasından. Çok trafiğ...
Geçmek durumunda kalırlarsa da, başta geçecek yer yoksa, beklemeden çok hızlı bir şekilde geçmelerini söylüyoruz. Çok yoğun trafiği olan yerlerde asla geçmemelerini öneriyoruz. Çünkü trafik çok akıcı oluyor oralarda. Gene araştırmalar gösteriyor ki,
saatte 30-35 kilometre hız yapan, yani ne kadar yavaş, yani adeta araba yürüyor gibi gidiyorken, yani hız yapmıyorken, ki siz geçen programlarımızda da söylemiştiniz,
çok azdır saatte 30-35 kilometre hız yapan araçlar diye. Saatte 30-35 kilometre hız yapan bir aracın, durması için 3 araç mesafesinde gitmesi gerekiyormuş. 50 kilometre hız yaptığı zaman, 50-60 kilometre hız yaptığı zaman,
13 araç kadar gitmesi gerekiyor, durabilmesi için. Çocuklarımızı bu konuda bilinçlendirmemiz gerekiyor Emine Hanımcığım, o nedenle. Eğer yaya kaldırma varsa, daima oralardan yürümelerini öneriyoruz. Gene bisikletle gidiyorlarsa,
yaya kaldırımından değil, ama yaya kaldırımın dibinden sürmeleri gerektiğini. Evet, bunlar çok önemli. Bir de bisiklet, motosiklet kullanan kişilerin, açık renkte kıyafetler giymeleri,
çok önemli. Kask takılacak, ama açık renkte kıyafet giyecek. Fosforlu kıyafet giyecekler. Harikasın, çok güzel. En güzel, bunlara çok dikkat etmeleri gerektiği,
öğretiyoruz çocuklarımıza. Ve trafiğin aktığı yönde, eğer yol varsa, trafiğin aktığı yönde, aynı istikamete gitmelerini öneriyoruz.
Trafik işaretlerine mutlaka, bisiklet ve motosiklet kullanan çocuklarımızın da mutlaka, trafik işaretlerine dikkat etmesini. Ve öğretilmesi. Kırmızı yandığı zaman,
onların da beklemesi gerektiğini öğretiyoruz. Karanlıkta o dikkat etmelerini, dediğiniz gibi, fosforlu kıyafetler giymelerini istiyoruz. Trafik ışıklarını,
trafik kurallarını çocuklarımız, iki yaşından itibaren öğrenmeye başlıyorlar. Doğru. Bir sürü şey öğreniyorlar. İki yaşından itibaren,
çocuklarımızla birlikte giderken, kırmızı ışığı, yeşil ışığı, ne zaman yayıların geçtiğini, ne zaman araçların geçtiğini,
anlatırsak çok daha net anlıyorlar. Özellikle uygulamalı, giderken yol üzerinde. İşte, kötü örnekleri göstererek,
göstererek çocuklarımızı, daha fazla bilinçlendirebiliriz. Giderken, diyelim ki, küçük bir kaza gördü.
Hemen, işte, o kazayı, niçin yaptığını, çocuklarımıza anlatırsak,
çok daha etkili oluyor. Çok haklısınız. Oyuncaklarıyla oynarken bile, ben şimdi, torunumdan izliyorum.
Oyuncaklarıyla oynarken, diyor ki, kaza olacak şimdi. Mesela, bir güzergah çiziyoruz.
Araba güzergahı. Şuradan, şuraya kadar, işte, kullanalım diyoruz.
Güzergahın dışına çıktığın anda, bak diyor, anneanneciğim, şimdi kaza yapacaksın, diyor.
Yolun dışına çıktın, diyor. Bunlar bile, o kadar etkili ki. Evet.
Yani, farkında olmadan, aslında çocuklarımızı eğlenerek, biz eğitiyoruz, öğretiyoruz.
Çok, tabii. Hani, oyun çocukların, işi deniyor ya, iş gücü,
hatta oyun oynayamadığı zaman, çocuğumuzun iş gücü kısıtlandı, diyoruz. Şimdi, ambulans almıştım ben,
bir ay önce. Ambulans aldım. Dedi ki, anneanneciğim, bu ne işe yarar,
dedi. Dedim ki, bu kaza yapmış kişileri, yaralan insanları, hastaneye yetiştirir,
dedi. Onları iyileştirmek için, kullanılan araç dedim, özel bir araç dedim. Kaza olduğu zaman,
özellikle ambulanslar çağrılır. Onda sesi var tabii, hoşuna gitti. Ondan sonra, dedi ki,
bir kaza oldu. Sehpanın üzerinde sürüyordu. Arabasını, araba düştü, hemen kaza oldu.
Dedi ki, yetişin, imdat, yardım edin, kaza oldu.
Bravo. Yardımcı olun bize, lütfen yardım edin, ambulans çağırın, ambulans gelsin,
doktor baksın. İnanamadık. Harika. Harika. İşte o bilinci oluşturmuşsunuz,
ellerinize sağlık. Çünkü bizim de önerdiğimiz, şimdi konuşmak istediğimiz konulardan, bir tanesi de o. Çocuklar,
bir şekilde, bir kazaya tanık olabilirler. O kazaya tanık oldukları zaman, yapmaları gereken şey, eğer orada durabiliyorlarsa,
durup, en yakın şeyden yardım almaları, erişkinlerden yardım almak için, yardım diye bağırmaları, yardım istemeleri.
Öbür taraftan, işte çocuğumuzun yaşına bağlı olmak üzere, mesela hasta o sırada kan kaybediyor olabilir. O nedenle, üstünü bir şekilde örtmesi,
yani eğer kazaya uğrayan kişi soğuksa, üstünü örtmesi, bir hırkayla, bir ceketle örterek, o soğuk hissini,
korumaya almış olması. Öbür taraftan, ne gerekiyor, ambulans mı gerekiyor, ondan sonra itfaiye mi gerekiyor,
ne gerekiyorsa, eğer ulaşabiliyorsa, bir telefondan, acil numaraları, çocuğumuzu öğretip,
yaşına bağlı olmak üzere, o numaraya, haber vermesi, ambulans çağırması, yani yetişimde ambulans geldi.
Çünkü ambulansın numarası, çok kolay öğrenilebilir. Polisten yardım isteme numarası, çok kolay öğrenilebilir. Ki çocuklarımız şu an,
3 yaşında, çok daha zekliler, bilinçliler, ve çok çabuk öğreniyorlar. Annelerinin,
babalarının sayesinde, çünkü onlar anneler, babalar, onları iğne oyası gibi, güzel güzel işliyor,
her şeyi anlatıyor, her şeyi öğretiyor, ve onlar da, ne zaman ne yapacaksın, mesela sizin torununuz,
çok küçük, düşünün, kaza oldu, ambulans yetişin diye, ama,
vaka, olay yerinden ayrılmıyor, yani, hastanın yanında, o sırada kendisi,
tıpkı bizim önerdiğimiz gibi, yetişin diye, erişkinden yardım istiyor, hastaya dokunmuyor, ona zarar vermemek için,
hastaya dokunmuyor, o da çok önemli, çünkü, hani, görürüz,
böyle, trafik kazası geçirir, arabanın içinden, hasta çıkarılmaya, kaza geçiren kişi,
çıkarılmaya çalışılır, halbuki, o sırada, mesela, bir omurgasında,
bir kırık vardır, o, omurilik kesisine dönüştürebilir, o biçimsiz çıkarmalar, çekmeler,
daha tehlikeli, sonuçlara, sakatlıklara yol açabilir, bunu da yapmamış, sizin torununuz,
çok akıllıca, yani, birincisi, hastanın yanında olmuş, ikincisi,
hasta için yardım istemiş, hastaya zarar verici, hiçbir müdahalede bulunmamış, ve hastanın yanından, ayrılmamış,
kaza geçiren kişinin, onun için, bizim de çocuklarımızın, öğrenmesini, istediğimiz şeyi,
gayet güzel, siz özetlediniz, torununuzdan, sonunuza teşekkür ederiz, bize bu güzel,
mutluluğu yaşattığı için, ve ailesine, size bu güzel eğitimi, ona kazandırdığınız için, çocuklarımızdan istediğimiz,
bu eğitimi kazanmaları, ve, şunu, gözlemliyorum, sevgili hocam,
oyuncaklar, o kadar güzel oyuncaklar var ki, çocuklarımız eğitici, çok haklısınız, her konuda,
eğitim, eğitici oyuncaklarımız var, bu oyuncakları, çocuklarımıza, alır,
onlarla birlikte, nasıl, ne işe yaradığını, kullanmasını, gerçek hayatta,
böyle şeylerin olduğunu, oyuncak halindeyken de, sokağa çıktığımızda, karşılaştıklarında, çocuklar zaten,
hani ben, ambulansı, aldıktan sonra, anlattım, sonra dışarıya çıktığımızda,
bir ambulans görünce, sesini duyunca, hemen, irkilip, dinleyip,
aa, ananeciğim, ambulans geçiyor, demek ki, bir kaza olmuş,
diyor, yani, çok basit bir şey, çok, ama,
çocuk, bir oyuncakla, bir oyuncakla, öğrenmiş oluyor, ve,
çok hoş bir şey, son zamanlarda görüyorum, reklam levhalarında, ambulansa nasıl yol verileceği, çünkü,
zaman zaman görüyorum, insan, o kadar hüzünleniyor ki, ambulansa nasıl yol vermemiz gerektiğini, biz erişkinler bile bilmiyoruz,
maalesef, trafiği durdurmamız gerektiği, ambulansın yolunu açmamız gerektiği, adeta ambulansla, yarışa girerek,
biz de kendine ulaşmak istediğimiz yere, gitmeye çalışıyoruz gibi, çok fazla, o sırada hasta haklarını, nasıl elinden aldığımızı,
onun yaşama hakkına, ne kadar engel olduğumuzu, maalesef, bilincini oturtmamız gerektiğini, ve ambulansın yolu,
ne sağ, ne soldur, orta şerittir, kesinlikle, orta şeridi,
boşaltalım ki, o hastalarımızın da, yaşama hakkını elinden almayalım, hastalarımızı zamanında, sağlık kuruluşlarına,
ulaştırmasını sağlayalım. Aynı şeyi, hani siz, burada anınızı paylaştınız, torununuzla,
aynı şeyi biz çocuklarımıza da, anlattırabiliriz, çünkü mutlaka, onların da işte, düşen arkadaşları olmuştur,
arkadaşların, kardeşlerinin, geçirdiği bir kaza olmuştur, neden olmuş, çünkü burada,
neden çok önemli, ne zaman çok önemli, ki, sebebi bilelim, nasıl olmuş çok önemli,
sonuca karşı, önlem alma bilincini, çocuğumuzla oluşturalım, hani bizim burada, size ile konuştuğumuz,
özetlediğimiz şeyleri, aslında çocuklarımız, bizden çok daha güzel, sonuçlar bildireceklerdir, eğer aileler de,
bize bunları, geri bildirirlerse, biz de onları, bir dahaki programlarda, rahatlıkla paylaşırız.
Gene, suya karşı, çocukların, yapması gerekenlerden, bir tanesi,
daima, bir erişkinin, denetiminde, sulu oyunlar, oynaması gerektiğini,
öğrenmeleri lazım. Çünkü, bizim atasözümüz var, suyla, ateşle,
elektrikle, şaka olmaz. Çok haklısınız. Ve, mesela,
bilmediği bir denize girerken, daima yürüyerek gitmesi. Çünkü bazen, doğrudan atlamaya kalkıyor, çocuklarımız,
ve çok ciddi kazalar oluyor. Ve bizim başımıza da, öyle bir kaza gelmişti. Bundan birkaç yıl önceydi, arkadaşlarımızla birlikte,
bir deniz kenarına gittik, ve yeni bir, ilk gördüğümüz bir deniz, Karadeniz kıyısındaydı. Akçakoca'ya gitmiştik.
Ve, arkadaşımızın çocuğu, hiç düşünmeden, ben nasıl olsa yüzmeyi biliyorum, diyerek,
birdenbire daldı. Daldığı anda, çok büyük bir dalga geldi. Dalga onu, kıyıya öyle bir savurup attı ki,
çok büyük bir tehlike atlattı. O zaman, gerçek tatilimiz, bir burnumuzdan gelebilir. Burnumuzdan gelebilirdi.
Çok büyük şok atlattık. Bir şey olmadı değil mi çocuğa? Bir şey olmadı çocuğa ama, hepimiz çok çok korktuk yani. Hep beraber.
Çünkü, bilmediğimiz bir deniz, su, ilk kez Karadeniz'e gidiyoruz, yüzme biliyoruz diye de,
atlamamak gerekiyor. Çünkü, her denizin, kendine göre bir kuralları var. Tabii.
ben Akdenizliyim. Alanya'da her zaman dalga vardır. Evet. Dalga her an sizi alabora edebilir. Alıp götürür.
Götürebilir. Sidiye gelirsiniz, beleye gelirsiniz. Orada çok daha, dingin,
düzgün, bir deniz var. Orada bile çok dalgaların olduğu olabiliyor. Çok nadir oluyor ama. Nadir ama olabiliyor.
Olabiliyor. Ama Ege'ye gidiyorsunuz, Ege'de, sürekli bir dalga var. Soğuk bir deniz.
Birdenbire geldiğinizde de, şok yaşayabilirsiniz. Karadeniz, yukarıya doğru çıkıldıkça, Marmara'ya doğru,
deniz değişiyor. Karadeniz'de tamamen, bir çılgın deniz ortaya çıkıyor. Çok büyük dalgaların, bir anda değişen deniz durumunun olduğu ve,
birdenbire derinleşen bir deniz var her yerde. Doğru. Yani, benim gözlemlediğim, Karadeniz'i boydan boya gezip dolaştım.
En çok gözlemlediğim bunlar. Çok nadir, çok iyi bilen insanlar Karadeniz'de denize girmeyi tercih ediyorlar. Ama mutlaka çocuklarımızın, koruyucu ceketlerle,
yani bu can yelekleriyle girmesi öneriliyor. Ve bir de şu hatalar yapıyor, ben hani deniz kenarında büyüyen, birisi olarak gördüğüm, hatıralarım arasında,
çocuklarımızı simitlere bindiriyoruz, ve sanki o simit kendisini koruyacakmış gibi, güvende olacakmış gibi, bırakıyoruz denizin ortasına. Bu da çok büyük.
Hem çocuklarımızı alıp götürebilir, hem de çocuklarımız alabora olarak simit, boğulmasına sebep olabiliriz. Ona da güvenmemek gerekiyor. Çocuklarımızın hiçbir zaman,
yalnız yüzmemeleri lazım. Hiçbir zaman bilmedikleri suda, ve ebeveynlerinin denemediği bir suda yüzmemesi lazım. Yani tanımadık, bilmedik bir yerde, ilk yüzen kişi çocuklarımız değil,
erişkinler olmalı. Hiçbir zaman bir diğerini oyun amaçlı suya itmemeleri gerektiğini öğrenmeleri lazım. Eğer, herhangi bir problemi olduğunu gördükleri bir arkadaşları varsa, yani yakınları olabilir,
arkadaşlar olabilir, onları kurtaracak kişi kendileri değil, bağırarak yardım isteyecek kişi olmaları öğrenmeleri lazım. Yani yardım istesinler, tıpkı sizin torununuzun yaptığı gibi,
gelin bize yardım edin desinler, ama onu kurtarmak için kendisini suya atmasın. Çocuklarımızın öğrenmesini istediğimiz şey bu. Gene, yanmalar dedik çok önemli,
kaza nedenleri, en önemli kaza nedenlerinden biri. Ve en çok da evde gerçekleştirilen, gerçekleşen tehlikeler. Banyo yaptıkları suyun,
sıcaklığının banyoya girmeden önce kontrol edilmesi. Gerek erişkinler, gerek büyüdükçe çocuklarımızın kendileri tarafından. Evde herhangi bir şey olduğu zaman, bir ateş yanması olduğu zaman,
bunu bir defa mümkün, hep bir an önce ailelerine haber vermesi gerektiği, ve tabii ki burada ailelere de çok önemli rol düşüyor. Duman alarmı olan, yangın alarmı olan,
cihazları mutlaka ev içinde bulundurulması lazım ki, herkes hem gaz kaçağına karşı, hem yangın sırasında oluşabilecek gaza karşı, kendini korusun. Ve buradan bulunan elektriklerin kapatılması konusunda,
çocuklarımızın ve ailelerin bilinçli olması lazım. yani sigortaların kapatılması. ve buradan uzaklaşmak için de, mümkün olduğu kadar yerden sürünerek, hem olumsuz gaza maruz kalmamak açısından,
ve hem de ortamdan bir an önce uzaklaşmaları gerektiğini bilmeleri lazım. Ama asla ve asla sigara, çakmak, kibrit, mum,
maytap, veya açık ateşlerle oyun olmayacağını da çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor. Kesinlikle çocuklarımızın eline çakmak tarzı, hiçbir şey, yakıcı bir aracın verilmemesi taraftarıyla.
Evet. Ayrıca, sıcak yiyecekleri içeren kapların da verilmemesi lazım. İşte çay bardağı olsun, yemek çorba tabağı olsun,
içinde sıcak yemek olan, veya mesela bulaşık makinesinden, çok sıcak çıkan tabaklar oluyor. Onların da çocuklarımıza verilmemesi lazım. Çünkü,
bunların hepsi gene, şu kazalara yol açabiliyor. Ve en çok da karşılaşılan şeylerden bir tanesi de, ortaya bırakılan sofralardaki çaydanlıklar. En büyük tehlikeyi.
Hem de nasıl? Oluşturuyor çocuklar için. Bazen tüplerin üzerinde. Tüplerin üzerinde, bir de en büyük yani tehlikede sofrada bırakılan,
tabakların yanına bırakılan çaydanlıklar. Çaydanlığı açıyor çocuk, elini içine daldırıyor. Böyle kazalarla karşılaştık. Tabii,
tabii çok haklısınız. Ondan sonra sapasağlam bir çocuk, elini kullanamaz hale geliyor. Yanık ve onun oluşturduğu yara dokusu nedeniyle. Çocuklarımızın oyun oynamasından çok mutlu olduğumuzu,
ancak kendilerini koruyarak oyun oynayamasının, kendisinin getirileri olacağını öğretmemiz gerekiyor. Onun için, birilerini iterek, veya itme çekme şeklinde oyun olmadığı,
canı acıtmanın bir oyun olmadığı. Ondan sonra, oyuncakların yerlerine yerleştirilmesiyle, ve tekerlekli oyuncakların ortada bırakılmamasıyla, kendilerini ve ailelerini koruyacağını öğretmemiz gerekiyor.
Gene, son zamanlarda paten, işte, skuter, otobisiklet,
otosiklet gibi oyuncaklarında, veya, daha küçük çocuklarının, daha küçük tekerlekli oyuncaklarının da, ortada bırakılmak yerine,
erişkinlerin denetiminde, kullanılması gerekiyor. siz vurgulamıştınız, ayakkabı bağlarının, daima bağlanmayı öğrenmeleri,
ve onun, bağcıklarının korunarak, yürümeleri gerektiğini bilmiyor. Çünkü, iyi bağlanmamış,
bağcıklar da çocuklarımızın, kazara düşmesine sebep olabilir, ve bir yaralanma ile, karşılaşmasına sebep olabilir. Yani,
çünkü, bağcıklar ayaklarına dolaşabilir. Dolayısıyla, düşer çocuk. Birçok çocuk da öyle,
karşılaşmışsızdır yani, çevremizde baktığımızda. Evet. Pencere kenarları, balkonlar,
çocukların oyun alanları değil, koltukların tepeleri, oyun alanları değil. Evet. Masaların,
sehpaların üzerler, çocuklarımızın oyun alanları değil. Evet. Çocuklarımızın, oyun alanlarını,
kendimiz belirleyelim. Çocuklarımıza, bir yer gösterelim. Evin içinde de, bir oyun alanı olarak.
Oğlum, kızım, sen şurada, şu şekilde oynayabilirsin. Burası senin,
özel alanın. Ya da, bizim hani, ev derdimizde de kullandığımız, küçük çocuklar için,
özellikle, iki yaş öncesi çocuklar için, kullandığımız, oyun parkları var. Çok güzel.
Evet. Onlar kullanılabilir. Ama, iki yaş sonrasındaki çocuklarımız, daha anlayışlı ve bilinçli olacağından dolayı,
anlatabileceğimiz için de, burası, oğlum, senin oyun alanı. Sen burada,
istediğin oyun oynayabilirsin. Ama, şu taraf, bizim alanımız. Hem sınırlı olmayı öğreniyorlar.
sınırları öğreniyorlar. Hem de, kendine ait bir yer olmasının, mutluluğunu yaşıyorlar. Çok küçük de olsa,
onu yaşıyorlar. Çok haklısınız. Tabii. Gene de, başına bir şey gelirse,
o, mesela, emin olmadığı bir şeyi, yemek istiyor. Canı bir şey yemek istedi.
Bunu, yemek için erişkine sorması, bunu yiyebilir miyim, bana zarar verir miyim? Eğer,
zarar vermediğini, öğreniyorsa, yemesi gerektiğini, kötü kokan, ona,
lezzetsiz, şeylerle, oynamaması gerektiğini, yiyeceklerle, ve bunu asla,
ağzına almaması gerektiğini, hele hele bir, büyükleri vermedikçe, ilacın, bir oyuncak olmadığını,
öğrenmesini istiyoruz, çocuklarımızdan. Ve, çocuklarımızın yanında, tabii ki biz,
erişkinler olarak, asla, onlara, zarar verecek şeyleri, bulundurmuyoruz.
Onun, o erişemeyeceği yerlerde, kilitli olarak, durmasını istiyoruz. Hocam,
programımızın, sonuna doğru yaklaşıyoruz. Son olarak, eklemek istedikleriniz, ve sorunları da alalım.
Çocuklarımızın, çok güzel, sağlıklı, mutlu, ama güvenli,
koşullarda, yaşamaları, ve, onların çok güzel günlerini, görmelerini diliyoruz.
Anneleriyle, babalarıyla, kardeşleriyle, ve sevdikleriyle. Teşekkür ediyoruz,
sevgili hocam. Çocuklarımızı, kazalardan korunma yollarını, sizlere hatırlatmaya çalıştık, sevgili dinleyenlerimiz.
Önümüzdeki hafta, bir başka konuda, sizlerle yine birlikte olmak istiyoruz. Sağlıklı Bebekler İçin, el ele programımızın,
bugün de sonuna geldik. konuğumuz, doçent doktor Fatma Nur Çakmak, ben Emine Ertürk Karahaslan, ve teknik basada,
Gülçin Çağlar, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin, el ele.
abone ol. abone ol. abone ol. abone ol. abone ol.
abone ol. abone ol. abone ol. abone ol. abone ol.
abone ol. abone ol. abone ol. abone ol. abone ol.
abone ol. abone ol. abone ol. abone ol. abone ol.
abone ol.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.