Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocukları kazalardan korumanın yolları
Çocuklara trafikte karşıdan karşıya geçmeyi nasıl öğreteceğimizi, bir kazaya tanık olduklarında ne yapmaları gerektiğini ve evde en sık karşılaşılan yanma, düşme ve çaydanlık kazalarını anlatıyorum. Torunumun bir kazaya doğru şekilde tepki vermesinden aldığım örnekle konuyu somutlaştırıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bu haftaki programda geçen hafta konuştuğumuz çocukluk çağı kazalarının ardından, çocuklarımızı bu kazalardan nasıl koruyabileceğimizden söz etmek istedim. On kaybettiğimiz çocuğun dördü maalesef trafik kazası yüzünden kaybediliyor; bir o kadarı da sakat kalıyor. Bu yüzden önce kendimiz bilinçlenip sonra çocuğumuza öğretmemiz gerekiyor.
Çocuklara trafik bilinci nasıl kazandırılır
Küçük çocuklar önce elimizden tutarak yürümeyi öğreniyor, genellikle iki yaşından itibaren de elini bırakıp kendi bağımsızlığını ilan ediyor. Bu dönemde her şeyi kendisi yapmak istiyor ama tehlikeleri bilmiyor, bu yüzden korunması gerekiyor. Karşıdan karşıya geçerken önce üst geçit olup olmadığına bakmayı, yoksa yolun en dar yerinden, önce sağa sonra sola bakarak geçmeyi uygulamalı olarak göstermek gerekiyor; çocuk bunu uygulayarak öğrendiğinde çok daha kalıcı oluyor. Park etmiş araçların önünden ya da arkasından geçmemeyi, çok yoğun trafikte hiç geçmemeyi de öğretiyoruz. Araştırmalar gösteriyor ki saatte 30-35 kilometre hızla giden bir aracın durabilmesi için üç araç mesafesi, 50-60 kilometre hızda ise on üç araç mesafesi gerekiyor; bu yüzden çocuklarımızı bu konuda bilinçlendirmek şart.
Bisiklet ve motosiklet kullanan çocuklara açık renkli, fosforlu kıyafetler giymelerini, kask takmalarını, trafik ışıklarına uymalarını, yaya kaldırımının dibinden sürmelerini öneriyoruz. İki yaşından itibaren çocuklar trafik ışıklarını, kuralları öğrenmeye başlıyor; giderken yol üzerinde gördüğümüz örnekleri -bir kaza, bir tehlikeli davranış- anlatmak çok etkili oluyor. Torunumun oyuncak arabalarla oynarken "güzergahın dışına çıktın, kaza yapacaksın" demesi bile, çocukların bunları eğlenerek ve farkında olmadan öğrendiğini gösteriyor.
Bir kazayla karşılaşınca ne yapmalı
Çocuklarımız bir kazaya tanık olabilir. Bu durumda yapmaları gereken şey, eğer güvenli bir şekilde durabiliyorlarsa durup en yakın yetişkinden yardım istemek, "yardım edin, kaza oldu" diye bağırmak. Yaşına bağlı olarak, kazazede soğuksa üstünü bir hırka ya da ceketle örtmek, ambulans ya da polis gerekiyorsa telefonla haber vermek de öğretilebilir. Ama en önemlisi, kazazedeye zarar verecek bir müdahalede bulunmamak: omurgasında kırık olabilecek birini çekip çıkarmaya çalışmak çok daha ciddi sonuçlara, sakatlıklara yol açabilir. Torunumun yaşadığı bir olayı anlatmak isterim: bir kaza gördüğünde olay yerinden ayrılmadan, hastaya dokunmadan, sadece yardım isteyerek doğru olanı yapmıştı. Çocuklarımıza öğretmek istediğimiz tam da bu davranış.
Ambulansa yol vermek konusunda da hem çocuklarımızı hem kendimizi eğitmemiz gerekiyor. Ambulansın yolu ne sağ ne sol, orta şerittir; orta şeridi boşaltmak, hastaların yaşama hakkını korumak demek.
Suda, evde ve oyunda güvenlik
Su konusunda çocukların daima bir yetişkinin gözetiminde oynaması, bilmediği bir denize koşarak değil yürüyerek girmesi gerekiyor. Kendi başımdan geçen bir olayı anlatayım: ilk kez gittiğimiz Karadeniz kıyısında, arkadaşımızın çocuğu "yüzmeyi biliyorum" diyerek hiç düşünmeden suya daldı ve büyük bir dalga onu kıyıya öyle savurdu ki hepimiz çok korktuk. Her denizin kendine has kuralları var; bilinmeyen bir suya güvenerek girmemek gerekiyor. Bir arkadaşını suda zor durumda gören çocuğun yapması gereken şey onu kurtarmaya kalkışmak değil, bağırarak yardım istemek.
Yanma da çok önemli bir kaza nedeni ve en çok evde gerçekleşiyor. Banyo suyunun sıcaklığının girmeden önce kontrol edilmesi, evde duman ve yangın alarmı bulundurulması, çocuklara çakmak, kibrit, mum gibi araçların asla verilmemesi, sıcak çay bardağı ya da çorba tabağının ellerine tutuşturulmaması gerekiyor. Sofrada bırakılan çaydanlıklar da büyük bir tehlike; çocuk çaydanlığı açıp elini içine daldırabiliyor, bu tür kazalarla karşılaştım ve sonucunda sapasağlam bir çocuğun eli kullanılamaz hale gelebiliyor.
Evde oyun alanı ve küçük ama önemli kurallar
Ayakkabı bağcıklarının iyi bağlanmaması bile düşmeye ve yaralanmaya yol açabiliyor. Pencere kenarları, balkonlar, koltukların üstü, masa ve sehpaların üzeri çocukların oyun alanı değil; bu alanları kendimiz belirleyip çocuğa "burası senin oyun alanın" demek hem güvenlik hem de sınır öğretme açısından değerli. Emin olmadığı bir şeyi yemeden önce büyüğüne sorması, ilacın bir oyuncak olmadığını bilmesi de öğretmemiz gereken şeylerden.
Sonuç olarak çocuklarımızın güzel, sağlıklı, mutlu ama güvenli koşullarda büyümesini, anneleriyle babalarıyla ve kardeşleriyle güzel günler geçirmesini diliyorum.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.