İçeriğe geç
Fatma Nur ÇakmakDoç. Dr.Çocuk Sağlığı
Tüm yazılar
Bölüm 066 · Sağlıklı Bebekler İçin El Ele

Çocukların düşme çarpma sonucu hayatını kaybetmemsi

27 dk dinlemeDoç. Dr. Fatma Nur Çakmak
BÖLÜM 066

Çocukların düşme çarpma sonucu hayatını kaybetmemsi

0:0026:46

Çocukların düşme çarpma sonucu hayatını kaybetmemsi

Bir otobüs şoförünün emniyet kemeri konusundaki kararlılığından yola çıkarak, çocuğu yol ortasına bırakmama kuralını, ehliyetsiz araç kullanımının gençler için taşıdığı riski ve ev içindeki sık görülen düşme-çarpma tehlikelerini anlatıyorum. Kendi torunumdan yaşadığım bir olayı da paylaşıyorum.

Bölümde neler konuşuldu

Geçtiğimiz programlarda emniyet kemerinin trafik kazalarına bağlı ölüm ve sakatlıkları neredeyse yarı yarıya azalttığından söz etmiştim. Bu hafta konuyu biraz daha genişletmek istiyorum, çünkü emniyet kemerini sadece kendi aracımızda değil, bindiğimiz her araçta düşünmemiz gerekiyor. Bir arkadaşımın yurt dışında yaşadığı bir olayı çok etkileyici buldum: bindikleri otobüste şoför, farklı bir dilden olmasına rağmen bütün yolcular emniyet kemerini bağlayana kadar aracı hareket ettirmemiş. Bu kadar basit bir kural, bu kadar kararlı şekilde uygulanabiliyor.

Bizde ise durum biraz farklı. Şehir içi ve şehirler arası otobüslerde emniyet kemeri kullanma alışkanlığı yaygın değil, hatta ayakta giden yolcular bile oluyor. Halbuki bu bilinç aile içinde oluşturulduysa, çocuklarımız okul servisine bindiğinde de emniyet kemerini takıyor; servis şoförü de aynı bilince sahipse kemersiz kimseyi yola çıkarmıyor. Bu, toplumsal bir alışkanlık meselesi; bilenin bilmeyene öğretmesi, çocuğun öğrendiğini anne babasına, arkadaşına, öğretmenine hatırlatması gerekiyor.

Çocuğu yol ortasına bırakmayalım

Maaşımızı aldığımızda onu yolun ortasına bırakmayız, değil mi? Ama maalesef çocuklarımızı bu duruma düşürdüğümüz anlar oluyor. Çocuk bisikletiyle yol ortasına çıkabiliyor, top peşinde koşabiliyor, kardeşini kurtarmak için kendini yola atabiliyor. Çocuklarımıza öğretmemiz gereken şey şu: yola ne çıkarsa çıksın -oyuncak, bisiklet, para, herhangi bir şey- trafiğin olduğu bir yola asla çıkılmayacak, yaya kaldırımının dışına adım atılmayacak. Yaya kaldırımına araç çıkabildiği bir dünyada bile bu kural geçerli.

Ergenlik döneminde bisiklet ve motosiklete ilgi artıyor, kazalar da bu dönemde sıklaşıyor. Bir diğer risk de ehliyetsiz araç kullanımı: gençlerin anne babalarının arabasını izinsiz kullanması ciddi kazalara yol açabiliyor. Çocuğumuza "bu araba senin" diyebiliriz, ama ehliyeti olmadan araç kullanmasına asla izin vermemeliyiz; ehliyeti aldıktan sonra da bir süre bizim denetimimizde kullanması gerekiyor. Çünkü on sekiz yaşındaki bir gencin kişiliği -daha atılgan, daha sabırsız, olası tehlikeleri daha az öngören bir kişilik- onu kazaya daha açık hale getiriyor.

Arkadaş kontrolü ve güven

Bir gencin ehliyetsiz birinin arabasına binmesi de aynı derecede tehlikeli; bunu da açıkça söylememiz gerekiyor. Burada hem kendi çocuğumuzu hem de yanındaki arkadaşlarını koruyoruz, çünkü bir kazada arkadaşına zarar vermiş olma hüznünü bütün ömür taşımak çok ağır bir yük. Gençlere sınır koyarken "sana güvenmiyorum" değil "çevreye güvenmiyorum" mesajını vermek önemli; bu ayrımı anlayan çocuk, o an kırılsa da ailesinin kararına güvenmeye devam ediyor.

Arkadaş çevresini tanımak da kontrolün en iyi yollarından biri. Arkadaşların aileleriyle tanışmak, onlarla birlikte vakit geçirmek, çocuğumuzun kimlerle beraber olduğunu bilmemizi sağlıyor. Kendi hayatımdan bir örnek vereyim: üniversiteyi bitirdikten sonra kardeşlerimle nereye gidersek birlikte giderdik, onlar bir süre buna itiraz etseler de yıllar sonra bunun kendilerini nasıl koruduğunu söylediler. Araştırmalar da gösteriyor ki iyi kontrol edilen çocuklar, o anda kızıp bağırsalar bile, kendilerine koruyucu bir sığınak olduğunu bildikleri için özgüvenleri ve ailelerine güvenleri daha yüksek oluyor.

Ev içindeki tehlikeler

Çocukluk çağı kazaları en sık 1-4 yaş arasında görülüyor; çünkü bu yaştaki çocuk dolaşmayı öğrenmiş ama kendini koruma bilinci henüz gelişmemiş. Ev içinde pencere kenarları, balkonlar, açık bırakılan sokak kapıları, buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi gibi görünüşte sıradan yerler ciddi tehlike taşıyor. Kendi hayatımdan bir anı paylaşayım: torunum bir gün iki dakika içinde bahçe kapısını açıp sokağa çıkmış, gördüğü güvenlik görevlileri onu tanıdıkları için hemen sahip çıkmışlar. Ama karşısına çıkan herkes o kadar iyi niyetli olmayabilirdi; bu yüzden çocuklarımıza anne babadan başka kimseden hediye almamayı, yabancılarla iletişime geçmemeyi de öğretmemiz gerekiyor.

Çocuğu asla yalnız bırakmamak -araçta, bahçede, evde- en temel kural. Bazı ülkelerde araçta yalnız bırakılan çocuk için devletin aileden çocuğu aldığı kadar ağır yaptırımlar var; bu, konunun ne kadar ciddiye alındığını gösteriyor.

Konu geniş ama özünde tek bir şey söylüyor: çocuklarımızın oyun alanını biz belirleyelim, tehlikeyi önceden görelim ve onlara kendilerini korumayı öğretelim.

Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.

Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.