Çocuk işçiliği ve çocuklarımız
Çocuk işçiliği ve çocuklarımız
Çocuk işçiliği ve çocuklarımız
Bu bölümde tarım alanlarında çalışan çocukların karşılaştığı kazaları, bir tarım ilacı zehirlenmesiyle ilgili acı bir anımı ve çalışan çocukların oyun ile eğitim hakkının nasıl korunabileceğini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Her Çocuk Tektir, Hepsi Bizim Çocuğumuzdur
Dünya Sağlık Örgütü'ne göre on sekiz yaşın altındaki herkes çocuk sayılıyor. Bu tanımı hatırlatmamın nedeni şu: on üç, on beş yaşında çalışan bir genç de hâlâ bir çocuk ve onun da ailesiyle birlikte olma, güvenli bir ortamda büyüme, eğitim alma ve oyun oynama hakkı var.
Haziran ayı tarım işçiliğinin arttığı bir dönem; çocuklarımızın bir kısmı bu dönemde ailelerine tarım alanlarında eşlik ediyor. Bu, çocuklarınızın karşılaşabileceği bazı riskleri de beraberinde getiriyor.
Tarım Alanında Karşılaşılan Kazalar
Meslek hayatımda gördüğüm örneklerden biri, uzun saçlı bir kızımızın saçının bir makineye dolanması sonucu ciddi bir kafa derisi yaralanmasıydı; hastanemizin acil servisine getirilmişti. Kuyulara düşme, geçici barınakların çatılarının ya da duvarlarının çökmesi, çadır yangınları ve traktör kazaları da tarım alanlarında çocukların karşılaştığı riskler arasında.
Tarım ilaçlarının yanlış saklanması da ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Kendi ailemden bir örnek vereyim: bir tarım ilacı torbasıyla un torbası yan yana, aynı tel çuval içinde konulmuş; ilaç zamanla una sızmış. O undan yapılan böreği yiyen altı kişiden üçü hayatını kaybetti, üçü uzun süre tedavi gördü. Bu yüzden tarım ilaçlarının çocukların erişemeyeceği, gıda maddelerinden tamamen ayrı yerlerde saklanmasını önemle öneriyorum.
Küçük Kardeşine Bakmakla Görevlendirilen Çocuklar
Annesi çalışmak zorunda olduğu için küçük kardeşine bakmakla görevlendirilen büyük çocuklarımız da unutulmamalı. Bir kaza olduğunda ilk suçlanan genelde bu büyük çocuklar oluyor; oysa onlar da beş altı yaşında, kendi çocukluğunu yaşayamayan birer çocuk. Sorumluluk, büyüklerin bu konudaki düzenlemeleri yapmasında; küçük bir çocuğa başka bir çocuğun bakımını tek başına bırakmak yerine, ailenin bu yükü paylaşabileceği çözümler aranmalı.
Çalışan Çocukların Oyun ve Eğitim Hakkı
Tarım işçiliği ya da benzeri işlerde çalışmak zorunda kalan çocuklarımızın en doğal hakkı olan oyun oynama fırsatını kaybetmemesi için, bu alanlarda "çocuk dostu alanlar" oluşturulmasını ve çocukların burada arkadaşlarıyla vakit geçirebilmesini destekliyorum. Aynı şekilde eğitimlerine ara vermek zorunda kalan çocuklara, çalıştıkları yerlere yakın yerlerde öğretmenler aracılığıyla eğitim imkânı sunulmasını öneriyorum; hastanelerimizdeki hastane okulları, uzun süre yatan çocuklarımızın eğitimden ve arkadaşlarından kopmaması için güzel bir örnek.
Halı dokumacılığı gibi ince el işçiliği gerektiren işlerde uzun yıllar çalışan çocuklarımızın on yedi-on sekiz yaşına geldiğinde ellerini ve parmaklarını eskisi gibi kullanamadığı biliniyor; çünkü bu, henüz gelişmekte olan bir bedene zarar veriyor. Bu nedenle çocukların bu tür işlerden mümkün olduğunca uzak tutulmasını öneriyorum.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik
Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz, doçent doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Masada Gülçin Çağlar, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, doçent doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz sevgili hocam. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız?
Teşekkür ederim. Sizlerle program yapmak, sizleri ağırlamak bizim için büyük zevk diyoruz. Bizim için de öyle, çok teşekkür ederiz. Geçen hafta sevgili hocam, sizlerle bebeklerin sağlıklı beslenmesinden ve açlıkla mücadeleden bahsetmiştik. Bu haftaki programımızda da Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü dolayısıyla çocuk işçiliğinden bahsedelim. Ne dersiniz?
Çok iyi olur, çok teşekkür ederiz. Çünkü dünyadaki her çocuk dünyadaki tek. Belki bizim birden fazla çocuğumuz olabilir, dünyada belki milyarlarca çocuk olabilir ama sonuç olarak o çocuklar her biri bir defa bizim yavrumuz oluyorlar. Çünkü Allah herkesi tek olarak yaratmış. Kesinlikle.
Evet, ikiz bile olsalar yani tek yumurta ikizi olarak bilinen halk arasında ikizler bile olsalar her biri bir birey. Ve her birinin de temel hakları ve temel ihtiyaçları var. Bunlar hep tekrar tekrar konuştuğumuz gibi bir defa ailesiyle beraber olma hakkı, sıcak bir ortamda yaşama ve büyüme hakkı, uygun beslenme hakkı, uygun sağlık ve eğitim hizmetleri alabilme hakkı, istismardan ve tacizlerden korunma ve güvenli ortamlarda büyüme hakkı gibi.
Bunlar aslında Allah'ın insanlara vermiş olduğu haklar. Ve biz de erişkinler olarak çocuklarımıza bu haklarını yaşatmakla yükümlüyüz. Ve bunlar bizim için kutsal birer görev. Ama her birimiz o kadar şanslı olmayabiliyoruz. Zaman zaman haklarımızı yaşayamadığımız, bazı haklarımıza hasret kaldığımız dönemler olabiliyor.
İşte bunlardan biri de sizin çok güzel bahsettiğiniz çocuk işçileri. Bir tarafta da tabii dünyadaki savaşlar dolayısıyla maalesef çocuk savaşçılar da var. Veya işte ailesine hasret kalan çocuklarımız da var. Çocuk bu savaşlarda ailelerinin maalesef çocuklarının gözü önünde. Kimsenin üzmek istemeyiz buradan anneleri babaları ama bunlar çocuklarımızın gerçekleri ve dünyamızın gerçekleri.
Bu konuda biz ne yapabiliriz erişkinler olarak? Ve son dönemlerde de ülkemizde gelen Suriyeli mültecilerin çocukları. Öbür taraftan kendi çocuklarımız. Kendi çocuklarımız. Dünyanın neresinde olursa olsun, hangi cinsen ırktan olursa olsun, dili dini ne olursa olsun dünyadaki çocuklar çocuk.
Ve hepsi bizim çocuğumuz. Biz erişkinlere emanet edilmiş çocuklar. Ve toplum olarak biz onları korumak ve onlara güzel bir gelecek hazırlamakla yükümlüyüz. Bu maalesef ülkemizin çeşitli yerlerinde yaşanan üzücü olaylar veyahut da işte çeşitli göçler, iç ve dış göçler dolayısıyla haklarını yaşayamayan çocuklarımız var. Ve biz de onların yanında bulunmak durumunda olduğumuz için bu konuları tekrar tekrar gündeme getiriyoruz.
Ne yapacağız? Bir defa çocuklarımızın yüreğine sevgi, saygı ve dostluğu aşılayacağız. Ve bizim onların yanında ve arkasında onlardan hiçbir şey beklemeksizin. Onların yanında ve arkasında olduğumuz güvencesini vermeye çalışacağız ki onlar da rahat yaşayabilsinler. Ve silahların aslında bir oyuncak değil, bir savunma aracı olduğunu ve bunu ancak ehil kişilerin kullanabileceği yani bu konuda eğitim almış.
Ve gerekli olmadıkça da kullanılmayacak. Evet. Evet. Tabii maalesef gazetelerde okuyoruz. İşte maalesef silahlar ulu orta satılıyor ve ulu orta çocuklarımızın, özellikle kadınlarımızın kayıplarına yol açabiliyor.
Onun için aman ne olur çocuklarımızı korumaya alırken bu tür alışkanlıklar konusunda da onların yanında ve arkasında olan. Eğer dünya çocuk işçiliğine dönecek olursak dünyada maalesef çocuk işçiler var. Dünyanın her yerinde var ve ülkemize de var. Özellikle de yaz aylarının yaklaşıyor olması ve hatta başlamış olması nedeniyle Haziran ayı dolayısıyla tarım işçiliği daha bir gündeme geliyor. Bizim ülkemizde tarım işçiliği çok yaygın.
Özellikle çocuklarımız da tabii tarım alanlarında bulunmak durumunda kalıyorlar. Bunların bazı sakıncaları olabiliyor. İşte çeşitli kazaları da davet ediyor çünkü tarım alanları. Mesela kuyulara çocukların düşmesi veya geçici yapılan evlerin damlarından, çatılarından çocukların düşmesi. Veya işte...
Neflerin yıkılması, çatıların üstüne düşmesi, duvarların yıkılması. Çünkü eğreti olarak yapılıyor o tür şeyler. Barınaklar öyle diyeyim. Çadırların yanması sonucu çocuklarımız ölebiliyor, sakat kalabiliyor, yaralanabiliyorlar. Tabii traktör kazaları.
Ailelerinin de aynı şey başına gelemiyor. Gene tarım aletleriyle kazalar olabiliyor çocuklar. Mesela benim şu anda aklıma gelenlerden bir tanesi uzun saçlı bir kızımızın oradaki bir makineye saçlarının dolanması sonucunda ciddi kafa tasının derisini kaldıracak şekilde ciddi bir yaralanması olmuştu. Hastanemiz aciline getirilmişti. Ona benzer kazalar olabiliyor.
Veya işte tarım ilaçlamalarında kullanılan maddeleri çocuklarımızın içmeleri veyahut da onun ağaçlar ilaçlanırken o ilaçlı ortamlardaki onların soluması, onun solumasının yanısına mesela ipe serilmiş çamaşırlara geliyordu. O ilaçlar gelmişti. Benim gene anılarımdan bir tanesi. Ve o kıyafetleri giyen çocuklarımızın üst cildinden o ilaçlar vücuduna karışarak, kanına karışarak zehirlenmelere yol açmıştı. Bu tür olaylar çok sık rastlanandığı için bir defa kuyuların kapalı tutulması.
Bu tarım aletlerinden çocuklarımızın korunması ve uzak tutulması. Tarım alanında bulunan çocuklarımızın iyi korumaya alınması gibi basit ama ciddi önlemler alınarak bu basit olmasına rağmen çok hayat kurtarıcı önlemler alınarak çocuklarımızın sağlıklarının birinci aşamada korunmasında yarar var. İkinci aşama olarak da burada çocuklarımız için ciddi bir iş gücü kaybı var. Ne iş gücü kaybı? Çocuklar çocukluklarını yaşayamıyor.
Yani en doğal hakkı olan oyunları oynayamıyor. Çocuk oyunlarını oynayamıyorlar. Çocuk oyunlarını oynayamadıkları için de çocuklara acaba bu tarım işçiliği sırasında yani o tarım alanlarında bulunurken özel bir alanlar yapılsın. Çocuk dostu alanlar deniyor. Ve orada çocuklarımız arkadaşlarıyla öbür tarım işçisi çocuklarımızla birlikte bulunsunlar.
Ve orada arkadaşlarıyla zaman zaman oynayabilsinler. Gene çocuklarımızın en doğal hakkı olan eğitim. Eğitimlerine ara veriliyor tarım işçiliği sırasında veyahut da diğer işçilikler sırasında. Benim çocukluğuma götürdünüz hocam şimdi. Buyurun sizin anılarınızı dinleyelim.
İlkokul öncesinde. Aslında eminim keyifli bir süreçti de. Bizim için çok keyifliydi. Çünkü hani dediniz ya siz oyun alanları oluşturulabilir şeklinde. Direkt oraya gitti.
Bize de traktörün kasası oyun alanımızdı. Çocuklara. Çok hoş. İlkokul işte öncesinde 6 yaşında 5-6 yaşındaki çocuklar küçük kardeşlerine bakmakla görevliydi. Ya.
Kürt çocuk. Ya. Ama kendisi 5-6 yaşında. Kendi 5-6 yaşında. Zaten kendisi çocuk.
Ya. Zaten kendisi çocuk. Ona anne baba büyük bir sorumluluk verirdi. Ben de ablam benim bakıyordu ben hatırlıyorum. Ablam da biraz geç okula başlamıştı 7 yaşında.
Ablam işte 6 yaşındaydı. Benim en son hatırladığım ve ondan sonra gitmedik zaten. Başka gitti. Ben gitmediğim için bilmiyorum en son hatırladığım anılarımdan. Biz traktörün kasasında oyun alanımızdı.
Traktörün kasasından asla aşağıya inmek yasaktı. Çünkü traktör yol kenarındaydı. Otoyolun kenarındaydı. Ne kadar büyük bir tehlike aslında. Yani çok büyük bir tehlike.
Ben de oturup traktörün kasasından geçen Volkswagen araçları takip ederdim. Ve onları sayardım. Çok rahatlı. Kendinize başka bir oyun bulmuşsunuz. Oyun içinde oyun kurmuşsunuz.
Oyun içinde oyun. Ben direkt onlara gidiyorum. Akıl insana sermaye. Ve zaman zaman işte otoyoldan inekler geçerdi. Yayalar geçerdi.
Arabalar beklerdi. Ben de hayranlığım traktörlere karşı. Şimdi traktörlere diyorum. Volkswagen arabalara karşıydı. Küçük.
O zaman kaplumbağa denilen. Kaplumbağa denilen. Yani benim de çok sevdiğim bir modeldi. Onların kesinlikle işte beklemesini, hızla geçmesini isterdim. Onun içinde hayal kurardım, otururdum.
İşte köprüler yapardım, alt geçirler yapardım, üst geçitler yapardım. İnekler işte insanlar oradan geçsinler. Benim kaplumbağa aracım hiç beklemeden vız diye geçsin diye. Ya çocukluk ne kadar kıymetli bir şey değil mi? Şimdi şöyle bir söz var.
Çocuklarınızın kendi hayallerinizi değil, çocuklarınızın kendi hayallerini. Yani siz anne babalar olarak kendi hayalleriniz değil, çocuklarınızın hayallerini dinleyin diye. Çünkü bizim hayallerimiz kendi hayat. Ama çocuklarımızın hayalleri de kendi hayatları. Örneğin sizin bu aman işte alt geçit olsun, üst geçit olsun, benim Volkswagen'lerim hiç beklemesin hayaliniz.
Şehir planlama hocam. Evet. Bir de sizin kuşağınızın çocukluğunda var olan şeyler değil de o kadar yaygın değil de alt geçitler, üst geçitler, köprüler. Sadece belki hani bir köprü ve tünel vardı o yıllarda. Ama o yıllarda alt geçit olsun, üst geçit olsun ne kadar ufkunuz genişmiş o çocukluk hayalleriniz, ne kadar zenginmiş.
Çocukların kendi hayallerini yani çocuklarımızın hayallerini besliyor olmamız onların ufkunu daha da genişletiyor. Yani sizin hayalleriniz belki aileniz tarafından daha fazla... Yönlendirilmiş olsaydı, dinlenmiş olsaydı daha farklı yerlerde olabilirdiniz. Olabilirdiniz yahut da şu anda siz kendi hayallerinizi gerçekleştiriyorsunuz. Çünkü insanlara köprüler kuruyorsunuz, alt geçitler yapıyorsunuz programlarınız sayesinde.
Onun için köprü kurmanın çeşitli yolları var. İlla da taş üstüne taş yığmak değil köprü kurmak, onu yapmak da çok büyük bir sanat ve beceri işi. Mimar Sinan'ın köprüleri hala ayakta. Yüzyıllar geçtiği halde veya ona benzer bir sürü köprü var. Pek çok eser zarar gördü ciddi depremler sırasında ama hala ayakta duran çok kıymetli sanat eserleri var.
Çok güzel yapıldığı için, iyi ehil elemanların ellerinden çıktığı için. Ama sizin gibi güzel hayallerle de insanlar arasında köprüler oluşturulabiliyor. Ben o Volkswagen arabaları sayarak sayı saymayı öğrenmiştim. Ya. İlkokul öncesinde.
Ya. Ne hoş bir şey. Yüze kadar sayıyordum. Hiç kaza oldu mu peki Emine Hanımcığım o şeyler traktörlerde falan? Çünkü çok tehlikeli.
Yani bir defa traktörün kasası. Kaza olarak geçirmedik ama. Çok şükür. Tarım ilaçlarından. Zehirlenmeler oldu.
Zehirlenmeler oldu. Benim çok yakın bir akraban. Tarım ilacıyla un çuvalını yan yana koymuşlar. Yanlışlıkla. Bu da hani bilinçsiz bir kişiye yerleştirilmesi için söylendiğinden dolayı.
Çok hüzün verici. Hüzün verici. Gerçekten çok acı. Üç kişi hayatını kaybetti. Toplam babaanne ekmek yapıyor.
Ekmeğin arkasından da börek yapıyor. Çörek demir bizde. O çörek de içinde işte soğan, çökelek ve çeşitli baharatlar olan. İşte taze nane, taze maydanoz, taze soğanla yapılmış. Hoş bir börek bizim yüreğe has.
Babaanne de onu çok zevkli, lezzetli yaptığı için o sırada dayımın gelini ve dayımın gelininin abisi, yengesi. Akrabalardan altı kişi birlikte yemek yiyorlar. O börekten yiyen üç kişi hayatını kaybetti. Öyle mi? Üç kişi de uzun süre tedavi gördü.
Daha sonra anlaşıldı ki tarım ilacı torbası ile un torbası yan yana gelmiş. Un torbası da tabii ki tele çuval içinde olduğu için birbirlerine temas edip zehir geçmiş. Onun için. Çok enteresan. Ben hani yanlışlıkla oradan da alındı değil.
Tamamen hassasiyetten kaynaklanan, börekleri çok yiyen insanlar o zehirlenmeden geç kaldımları için vefat ettiler. Bir tanesi de benim dayımın geliniydi. Allah rahmet eylesin. Allah rahmet eylesin bu mesaj. Çocuk da ona dikkat etmemiş.
Belki de diyorlar çocuk hani öbüründen de aldı. Çünkü beyazmış her ikisi de. Burada o zaman dikkat etmemiz gerekenlerden bir tanesi de tarım ilaçlarının iyi saklanması. Çocukların erişemeyeceği yerlerde bulunması. Gene söylemedi korkusundan.
O çuvaldan getirip aldı. Hamuru yaparken üstüne hamura katma değil de hamuru açarken kullanılan unun oradan karışım olduğunu. O çocuğumuz için de ne kadar büyük bir acı. Ömür boyu taşıyacağı bir yük. Yani bir çocuğun sorumluluğu değil aslında.
Tabii ki. Bu tür işleri düzenlemek. Düzenlemek. Yani büyüklerin hatası. Doğru ama aracı olan kişi çocuğumuz olduğu için eminim ki o da çok büyük bir hüzün yaşamıştır ve belki de hala içinde yaşıyordur o hüznü.
Ancak hani bir tedavi gördüyse ve bunun onun hatası olmadığı kendisine söylendiyse hüznü hafifletebilir ona benzer bir sürü olay yaşanıyor maalesef. Annesi çalışmak zorunda olup kardeşlerine bakma yükümlülüğü sizin örneğinizde olduğu gibi. Taşıyan çocuklarımızın çocuklarının başına bir kaza geldiği zaman ilk suçlananlar büyük çocuklar oluyor. Büyük çocuk aslında o da bir çocuk. Kendisini çocukluğunu yaşayamıyor ki.
Büyük sorumluluk veriyorsunuz. Kardeşine bakmakla görevli. Tabii. Ve kendisi de oyuna dalıp kardeşinin zarar görmesine sebep olabiliyor. Evet.
Çünkü o da çocuk olduğu için. Hiç kuşkusuz ki burada temel amacımız çocuk işçiliğin engellenmesi Emine amcim. Çocuk ne demek aslında bir onu tanımlayacak olursak. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre 18 yaşın altındaki herkes çocuk. Düşünebiliyor musunuz?
Yani 6 yaşındaki bir çocuk 18 yaşında olması için hayatını 3 kere daha yaşaması gerekiyor. Küçücük hayatına. 6, 12, 18 olacak. 3 kere daha aynı yılları. Daha deneyimli olarak, daha bilgili olarak yaşayacak ama sonuç olarak 13 yaşındaki, 15 yaşındaki bile çocuk.
Kaldı ki Amerikan Çocuk Sağlığı Akademisi çocuk yaş grubunu 21 yaşa yükseltti. Neden? Çünkü kişilik olarak oturmaları 21 yaşını buluyor insanların. Yani kişilikler hep diyoruz ya 3,5 yaşına kadar çocuklarımızın temel kişilik yapıları oluşuyor. Yani temel atılıyor aslında.
Ama iyi bir temel atarsak üzerine sağlam bir bina inşa ediyoruz 21 yaşına kadar. Ama eğer iyi bir temel atmazsak o bina çökmeye daha yatkın bir bina oluyor. Zelzelede en çabuk etkilenenlerden oluyor. 21 yaş deyince aklıma şöyle bir şey geldi. Ozanımız Karacoğola'nın bir yaş destanı var biliyorsunuz.
Yaş destanında 21 yaşına kadar geliyor. Ya. Yani ben size hatırladığım kadarıyla okuyayım. Lütfen çok seviniriz. 11'inde mah yüzüne bakılır.
12'inde kahırları çekilir. 13'ünde akgül olup açılır. 14'ünde her bir yanı bal olur. 15'inde zülüfleri tel olur. 16'da yadlar girer düşüne.
17'de gezer kendi başına. 18'de gayet yüksekten uçar. 19'da gözlerinden kan saçar. 20'sinde sevdiğinden vazgeçer. 21'de bir kötüye kul olur.
Ne kadar özlü bir tanım. Her biri tabii ergenliği tarif ediyor aslında. Hani ergenler halk arasında çok güzel bir tanım var. Delikanlı. Eğer delikanlı gerçekten en çılgın yılların olduğu yıllar.
Delikanlı tanım var. Eğer durgun olsalardı akıllı kanlı derlerdi diye. En coşkulu, en yaratıcı oldukları ama iyi kontrolle çok o güzel. özelliklerinin toplum yararına çevrilebildiği. Hani nehir gibi.
İyi bir baraj yaparsak nehrin üzerine o çılgın sular kontrol altına alınabilir. Faydalı hale getirir. Evet. Kuraklığa engel olunur. Ama öbür taraftan.
Elektrik üretilir bir taraftan. Tabii. Hem üretime hem tüketime engelleniyor. Ama üretime çok büyük bir katkı oluyor. Sizin dediğiniz gibi elektrik üretiliyor.
Tarım üretimine katkıda bulunuyor. Belki benim bilmediğim daha başka faydaları da var. Ama sonuç olarak o nehir çılgın akmasına izin verildiği anda da sel basıyor ortalığı. Tabii. Delikanlılık dediğimiz o ergenlik süreci de hem kızlarımızda olsun hem erkek çocuklarımızda olsun böyle bir süreç.
Ve Karaca oğlanını da bize hatırlatan için teşekkür ederiz bu güzel şiirle. Ama yüzyıllar önce yaşamış ve ne kadar güzel özetlemiş değil mi sevgili hocam? Onun için hani hep diyoruz ya aman kültürümüze sahip çıkalım. Çocuklarımızın eline silah vermek yerine, çocuklarımızın eline tarım işi... İşe koşmak yerine.
Evet işe koşmak yerine onların ellerine kağıt verelim, kalem verelim, saz verelim, kaval verelim. Veyahut da neyse çocuklarımıza kazandırmak istediğimiz boya kalemleri verelim. Çocuklarımızın hayallerini... Evet kitap okusunlar. Spora yönlendirelim, sana yönlendirelim.
Çok güzel. Ve çocuklarımızı toplumumuza kazandıralım. Ve ondan sonra üretken olmalarını bekleyelim. Çünkü eğer iyi temeller atar, iyi bir bina inşa edersek ondan sonra onlardan hiç korkmayalım. Çünkü insanları insan yapan eğitimleri öbür türlü sadece dürtüleriyle yaşayan kişiler olarak topluma karışıyorlar.
Onun için de biz dürtüler insan hayatının vazgeçilmezler. İşte açlık dürtüsünde olduğu gibi. Ama öbür taraftan o dürtüyü iyi bir şekilde insan gibi değerlendirdiği anda hem kendi açlığını gideriyor hem de insan sağlığına katkıda bulunabiliyor. Başkalarının açlığı da onu rahatsız edip onlar için üretken hale gelebiliyor. Bizim burada gayret ettiğimiz şeyler çocuk işçiliği açısından bir defa çocukların oyun haklarının onlara iade edilmesi amacıyla çocuk işçilerin olduğu yerlerde onların oyun alanları kurmak.
Hiç kuşkusuz ki onların birinci derecede sağlıklarını korumak ama ek sağlık hizmetlerini giderebilmek. Mesela işte çocuk işçilerin bulunduğu ortamlara sağlık koşullarının düzeltilmesi, onların temiz iyi gıdalarla besleniyor olması, zehirlenmelere karşı korunuyor olması, zehirlenmelere ihtimali olan yerlerden mümkün olduğu kadar uzak tutulması. Gene mesela halıcılıkta çocuklar çok fazla evet çalıştırıyorlar. Çocuklarımızın yıllar içinde maalesef 17-18 yaşına geldiğinde ellerini ve parmaklarını kullanamaz olduğu biliniyor.
O nedenle hani bazı işlerde tamam çok üretken gibi görünse bile çocukların o işlerde daha mümkün olduğu kadar uzak tutulması öneriliyor ki aman bu bedenlerini iyi koruyalım. Çünkü gelişmekte olan bir bedene zarar veriyoruz sonuç olarak. Zarar yok bir halı kullanmayabiliriz. Veyahut da halıların ilmikleri biraz daha seyrek olabilir. Bir santimetre kayaraya düşen ilmik sayısı daha az olabilir ama yeter ki çocuklarımız sağlıklı ve üretken olarak erişkin olarak toplumumuza katılabilsinler inancıyla.
Gene çocuklarımızın eğitim haklarını ellerinden almayalım. Hatta eğitim haklarını işçiler olarak çalıştıkları yerlerde onların yanlarına götürelim. Orada öğretmenler bulunduralım. Onların eğitim hizmetlerine biz de katkıda bulunalım. Gene hastaneler mesela bunun için iyi bir örnektir.
Hastanelerimizde okullar vardır. Çünkü hastanelerde uzun süre yatması gereken çocuklarımızın hastane okullarında yaşıtlarından ve arkadaşlarından uzak kalmaması. Onlarla beraber üretken olduklarını hissetmeleri. Gidip nasıl heyecanlanırlar o dersimiz var okula gidiyoruz diye. Küçücük bir sınıfta 3-5 arkadaş toplandıkları zaman öğretmenlerinin.
Işığını aldıkları zaman. Teşekkür ederiz sevgili hocam. Bugün de programımızın sonuna geldik. Bu konuda eklemek istedikleriniz varsa onları alalım. Bütün ailelere ve çocuklarımıza sağlıklı, mutlu, çok güzel bir ömür diliyorum.
Teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin Elele programımızın bugün de sonuna geldik. Bugün sizlere çocuk işçiliğinden ve çocuk işçiliğine mücadeleden bahsettik. Önümüzdeki hafta babalar günü. Dolayısıyla çocuklar için babaların öneminden bahsedeceğiz.
Ben Emine Ertürk Karahaslan. Uzman konuğumuz doçent doktor Fatma Nurçakmak. Ve teknik pasada Gülçin Çağlar'la birlikte hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin Elele
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.