İçeriğe geç
Fatma Nur ÇakmakDoç. Dr.Çocuk Sağlığı
Tüm yazılar
Bölüm 058 · Sağlıklı Bebekler İçin El Ele

Çocukların aşılanması-01

24 dk dinlemeDoç. Dr. Fatma Nur Çakmak
BÖLÜM 058

Çocukların aşılanması-01

0:0023:57

Çocukların aşılanması-01

Bu bölümde altı yaş altı çocuklar için aşının neden artık zorunlu olduğunu, yenidoğan tetanozuyla ilgili bir hekimlik anımı ve hamilelik öncesinden başlayan aşı takvimini anlatıyorum.

Bölümde neler konuşuldu

Aşı Neden Artık Aile Tercihine Bırakılmıyor

Sağlık Bakanlığımız önceden aşıyı ailenin rızasına bırakıyordu. Ama bir hastalığın bulaşıcı olması, yalnızca aşısız çocuğu değil çevresindeki diğer çocukları da tehlikeye attığı için altı yaşın altındaki her çocuğun aşılanması artık yasal bir zorunluluk. Dünya Sağlık Örgütü'nün hedefi, 2020 yılına kadar aşıyla önlenebilen hastalıkların dünyadan tamamen kazınması; bunun gerçekleşmesi için tek bir vakanın bile kalmaması gerekiyor.

Çocuk felci bu hedefin en güzel örneklerinden biri. Ülkemizde 1984 yılında başlayan ulusal aşı kampanyasıyla sağlık çalışanları köy köy dolaşarak bu aşıyı uyguladı; 1999 yılından bu yana ülkemizde çocuk felci görülmüyor. Ama Türkiye çok fazla göç alan bir ülke olduğu için, göçle gelen çocukların aşı durumunu bilemiyoruz; bu yüzden aşı programını sürdürmek hâlâ hayati önem taşıyor.

Yenidoğan Tetanozu: Görmek İstemediğim Bir Hastalık

Meslek hayatımın ilk yıllarında yenidoğan tetanozu olan bebekler gördüm; bugün genç meslektaşlarımın hiçbiri bu hastalığı hiç görmedi. Bu benim için sevindirici bir gösterge çünkü yenidoğan tetanozu, bir hekim olarak beni en çok üzen hastalıklardan biriydi. Bebek aklı başında ama her dokunuşta kasılıyor, beslenemiyor; ışıktan ve sesten korumak için bebeği kapkaranlık, sessiz bir odada tek başına tedavi etmek zorunda kalıyorduk.

Bu hastalık tek bir aşıyla önlenebiliyor: hamile anne adayının tetanoz aşısını olması. Sağlık Bakanlığımız bu aşıyı ücretsiz uyguluyor. Genç anne baba adaylarının evlenmeden ya da hamileliği planlamadan önce tetanoz aşısını, kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısını ve hepatit B aşısını tekrarlamalarını öneriyorum; çünkü bu aşıların koruyuculuğu zamanla azalabiliyor ve çoğu genç çift bu aşıları çocukluklarından beri tekrarlamamış oluyor.

Doğumdan Sonra İlk Aşı: Hepatit B

Bebek doğar doğmaz hepatit B aşısı uygulanıyor; bu aşı bir aylıkken ikinci, altı aylıkken üçüncü dozuyla tamamlanıyor. Hepatit B özellikle doğum sırasında anne bebeğe kanla temas ettiği için bulaşabiliyor; bu yüzden anne taşıyıcıysa bebeğe doğumda hem aşı hem de koruyucu bir madde uygulanıyor, çünkü tek başına aşı yeterli olmayabiliyor.

Annenin gebelikten önce ya da gebelik sırasında hepatit B aşısını tekrarlaması, bebeği doğum anındaki bu riske karşı daha güvenli hale getiriyor. Bu aşı 1996 yılından beri ulusal aşı programımızda yer alıyor; bu tarihten önce doğan anne baba adaylarının aşı durumlarını bilmiyoruz, bu yüzden gebelik öncesi bu aşının tekrarlanmasını öneriyorum.

Aşı programının bu ilk basamağı, bebeğinizin hayatının en kırılgan döneminde en ağır sonuçlara yol açabilecek hastalıklara karşı kurduğumuz ilk savunma hattı. Önümüzdeki hafta, iki aylıktan itibaren yapılan aşılarla devam edeceğiz.

Bölümün tam dökümü

Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz, doçent doktor Fatma Nurçakmak cevaplıyor.

Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaslan, teknik basada görevli arkadaşımız Cemre Akbulut, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, doçent doktor Fatma Nurçakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz sevgili hocam.

Merhaba, nasılsınız Emine Hanım? Teşekkür ederiz, sizleri gördük, daha iyi olduk. Geçen hafta çocukların sağlıklı büyümesindeki izlenimlerden bahsetmiştik. Ve ergenlik çağına kadar olan çocuklarımızın yetişmesinde, gelişmesinde anne babanın görevlerinden ve yapılması gerekenlerden söz ettik. Bugün de çocuklarımızın sağlıklı olarak büyümesi için yaptırmamız gereken aşılardan bahsedeceğiz.

Hatta geçen haftalarda bir düzenleme yapıldığını hatırlıyorum ben sevgili hocam. Sağlık Bakanlığı önceden ailenin rızasına bırakıyordu aşıyı. Ama bazı hastalıkların diğer insanlara da o aşılanmamış kişilerden bulaşacağını göz önüne alarak, diğer hastaların da korunması adına ailelerden bu aşıların kontrolünü alıp, bütün çocukların aşılanması gerektiğine hükmetti sanırım.

Evet, çok güzel bir yasal düzenleme oldu. Çünkü 6 yaşın altındaki bütün çocuklar ailenin rızası olmadan, dediğiniz gibi olmasına gerek olmadan mevcut aşılarla aşılansın isteniyor. Yani korunmayı hak ediyor çünkü. Tabii, Dünya Sağlık Örgütü'nün, Emine Hanım'cığım bir planı var.

2020 yılında aşısı olan bütün hastalıkların dünyadan kökünün kazınması hedefleniyor. 2020, şurada kaldı, 3,5 yılımız. Evet. 3,5 yıl çok hızlı geçer. Çünkü hangi aşılar var?

Bir defa çok sevindirici olarak mesela çocuk felci dünyada birkaç ülkede sadece var. Çok sevindirici. Ama bir tane çocuk felci hastasının olması bile öbür çocuklar için tehlike oluşturur. Öyle olduğu için eğer bir hastalığın tamamen yok olmasını istiyorsak bir kişide bile görülmemesi gerekiyor. Tabii ki.

Çiçek hastalığı biz çiçek aşısı olan yaş grubundanız. Ama çok şükür ki çiçek hastalığının kökü kazındığı için bu güzel aşı programları sayesinde, dünyaca uygulanan aşı programları sayesinde çiçek hastalığı şu anda görülmüyor. Dünyada yok. Çok sevindirici olan. İsteniyor ki şu anda mevcut aşısı hangi aşı varsa o aşılarında hastalıkları 2020 yılında hiç kimse de görülmesin.

Böyle bir hedef çok hoş bir hedef. Bu hedef doğrultusunda hepimiz taşın altına elimizi koyacağız. Kim olursa olsun. Biz sağlık çalışanları olarak, Sağlık Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı olarak, siz basın yayın çalışanları olarak, öbür taraftan politikacılar bu yasanın desteklenmesi açısından veya çıkarılması açısından veyahut da geliştirilmesi açısından. Çünkü Sağlık Bakanlığımız bazı aşıları yapıyor ama birazdan konuşacağız.

Dünyadaki bütün aşıları yapma şansımız önümüzdeki yıllarda olacak gibi görünüyor. Ama bu konuda girişimler devam ediyor. O zaman ne yapacağız? Zengin, fakir kız, erkek, dil, din, ırk ayırımı gözetmeksizin bütün çocuklarımız, dünyanın her köşesindeki çocuklarımız, bizim çocuklarımız olduğuna göre ve hepsinin eşit sağlık ve eğitim hizmeti hakkı olduğuna göre, bu bilinçle her insan, her erişkin ve ben insanı severim, ben çocuk dostuyum diyen herkesin çam sakızı, çoban armağanı bir şekilde bu işe katkıda bulunması lazım.

Bir sürü kampanyalar var. İşte deniyor ki mesela UNICEF'e katkıda bulun. UNICEF ne yapıyor? Çocuk felci aşısını dünyaya yaymaya yardımcı oluyor. Türkiye'de mesela Sağlık Bakanlığı'na belki çok arzu eden kişiler şu anda mevcut olan aşıların ama Sağlık Bakanlığı programına girmemiş olan aşıların bazı aileler diyebilir ki varlıklı aileler,

biz bu aşının Sağlık Bakanlığı'na şu şekilde katkıda bulunmak istiyoruz. Çünkü hayırın sonu yok. Tabii ki. Eğer iyi insan olmak istiyorsak veya iyi işler yapıp arkamızda güzel bir isim bırakmak istiyorsak ki illa da ismimizin altın harflerle bir yerlere geçmesi gerekmiyor. Mesela sağlık çalışanları isimlerini altın harfle yazan kişilerdir ama onlar adsız kahramanlardır.

Çünkü çocuk felci Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin sınırları içinde görülmemesinin en önemli nedeni çok kıymetli sağlık çalışanlarıdır. Ve onlara... Ve gerekli aşıların çocuklarımıza yapılmış olmasıdır. Evet, evet. Ve bu aşıları üretenlere çok sevgi, saygı ve rahmetli anıyoruz.

Ama bu aşıyı uygulayan kişilere minnetimiz sonsuz. Neden? Yağmur, çamur, kar, kış demiyor. Görevini izlerliyor. Sırtında, gerekirse kapalı yollarda çocukların evlerine tek tek tek ulaşılarak çocuk felci aşısı uygulanarak 1984 yılında başlayan bir ulusal aşı programı kampanyasıyla bu çocuk felci aşısı uygulandı.

Ve çok sevindirici olarak 1999 yılından beri çok güzel bir süre ülkemizde görünmüyor. Ama ne oluyor? Türkiye çok göç alan bir ülke. Çok göç aldığına göre... Ve son dönemlerde de çok fazla mülteci, suyeden ülkemize giriş yaptığından dolayı bundan sonraki yapılacak aşılamalarda bütün çocuklar bizim olduğuna göre, tabii yurt dışından bize giren bütün çocuklar da bizim çocuklarımız oluyor.

Kesinlikle. Ve o çocukları da korumamız lazım. Ayrıca o çocukların aşı programları... Var mıydı? Bilmiyoruz.

Ne kadarına ulaşabildiler bilmediğimiz için. Bütün çocuklarımızı aşı programına alıyoruz. Şimdi bazı aileler bu konuda tereddütleri var. Acaba rıza alınsın mı alınmasın mı diye. Bu dünyanın tartışma konusu Emine Hanım'cığım.

Rıza alınmayan bazı şeyler var. Mesela bazı ülkelerde rızası olmayanlara aşı yapılmıyor. Ama diyorlar ki o ülkeler siz aşı yaptırmıyorsanız biz devlet olarak hiçbir sağlık güvencenizi üstlenmiyoruz. Hiçbir sağlık sorununuzu üstlenmiyoruz. Bundan sonra bütün sağlık sorunlarınızla kendiniz başa çıkacaksınız.

Bu koşullarda kabul ediyorlarsa devam ediyorlar. Bir defa çocuklar kendi adlarına karar veremezler. Yeni doğan bebeğe bir sürü aşı yapılıyor. Bir yaşına kadar yani neredeyse aşı takviminin en önemli kısmı ilk bir yaş içinde yapılıyor. Bunu konuşacağız sizinle.

Ama bu dönemde bebeğe diyor muyuz? Yavrum müsaade eder misin sana aşı yapalım diye. Çocuk istese de istemese de aşısını oluyor. Neden? Çünkü Emine Hanım'cığım genç meslektaşlarımız.

Ben dün bir sağlık çalışanını bir grup arkadaşımla beraberdim. Ebe hemşirenin ve doktor arkadaşlarla beraberdim. Oradaki sohbet sırasında sordum. Siz yeni doğan tetanozu gördünüz mü diye. Hiçbiri bilmiyor yeni doğan tetanozunu.

Hiçbiri görmemiş. Bu o kadar yani o kadar sevindirici bir şey ki anlatamam size. Çünkü ben yeni doğan tetanozunu gören hekimlerdenim. Benim öğrencilik ve asistanlığımın ilk yıllarında ne yazık ki ülkemizde yeni doğanın tetanozu olan bebekler vardı. Hayatımda pek çok hastalık görmüş olmama rağmen beni yeni doğan tetanozu kadar üzen hiçbir hastalık yok Emine Hanım'cığım.

Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Herkese söyleyebilirim. Neden? Çünkü yeni doğan tetanozu önlenebilen bir hastalık. Bir tek aşıyla ne zaman aşı oluyor?

Hamileyken anne aşı olacak. Tetanoz aşısı olacak. Bunu da Sağlık Bakanlığımız yapıyor zaten. Ücretsiz olarak yapıyor üstelik de. Hamilelik bakımı neden yaptırıyoruz?

Sağlıklı olsun annelerimiz, anne adaylarımız ve bebeklerini sağlıklı olarak. Hem kendileri sağlıklı olsun, hem eşleri sağlıklı olsun, hem çocukları sağlıklı olsun. Tedavisi imkansız gibi bir hastalık yeni doğan tetanozu. Ama bebek aklı başında. Düşünebiliyor musunuz?

Ama bebek yemek yiyemiyor. Niye? Çünkü bebeğe her dokunuşunuza kasılıyor. Ve bu bebeği ne yapıyorduk biz? Bütün simsiyah perdelerle örtülü bir odada, küçücük bir oda, sizin bu stüdyonunuz kadar bir odaya bebeğimizi yatırıyoruz.

Tek başına yatırıyoruz ki öbür bebeğin ağlaması, bebeği sıçratmasın, kasılmasına yol açmasın diye. Bebeğe bir tane serum takılıyor, o serumundan beslenmeye çalışılıyor, tedavisi olmaya çalışılıyor. Bebeğin hiçbir uyaran almaması gerektiği için kapkara, o zifiri karanlık odaya sadece hemşiren tedavisi amacıyla ve bebeğin beslenmesi amacıyla giriyor. O kadar. Onun dışında bir de doktoru giriyor.

Düşünebiliyor musunuz? Çocuğu ölüme terk etmek gibi bir şey yani. Yeni doğan, yani ne diyoruz? Her yeni doğan bebek tanrının dünyadan yeni bir umudu. Ailenin yeni bir umudu diye siz ısrarla söylüyorsunuz.

Ailenin 9 ay boyunca umutla beklediği bebeği bir tek aşıyla engellenebilen bir hastalığa terk ediyoruz ve ölüme terk ediyoruz. Ve ailesine büyük bir hüzün yaşatıyoruz. Şu anda ama bu durduruldu. Ülkemizde durdu bu hastalık. Neden?

Çok güzel aşı programlar uygulandığı için. 2000 yılından beri yani hemen hemen hatta 2010'dan beri çok daha düzenli olarak çok güzel gebe takibi olduğu için gerek hamilelik ve doğuma bağlı anne ölümleri, anne sakatlıkları ve hamilelik ve doğuma bağlı bebek ölümleri çok büyük oranda ülkemizde azaltıldı. Çok iyi sağlık çalışanları sayesinde, çok özverili sağlık çalışanları sayesinde. Bu nedenle buradan bütün sağlık çalışanlarına teşekkürlerimizi ve minnetimizi de sunuyoruz.

Ayrıca bu arada 12 Mayıs Hemşireler Günü'ndeki arkadaşlarımızı şimdiden kutluyoruz ve 13 Mayıs Eczacılar Günü'nde gene sağlık çalışanları olarak derneğimiz adına bütün arkadaşlarımızı kutluyoruz. Sağlıklı, mutlu, bol üretken ve güzel şeyler yapıldığı bir dünyada daha iyi şeyler yapmalarını dileyerek. Hocam teşekkür ederim programımız da ilerlemeye devam ediyor. Biz aşılardan bahsedeceğiz dedik bugün. Yeni doğandan itibaren aşılardan başlayalım.

Hangi aşılar yapılıyor? Ne dedik? Anne karnında başlıyor dedik önce aşılamalar. Tedanoz aşısı. Tedanoz aşısı.

Eğer mümkünse hamile olmayı planladığı sırada anne adaylarının bazı aşıları olması lazım. Neler olması lazım? Mutlaka tedanoz aşısı olması lazım. Şimdi genç kızlarımızı ilgilendiren bir sorunumuz daha var. Kızamık aşısı.

Kızamık aşısı eskiden tek doz yapıldığı zaman korur diye bilinirdi. Ömür boyu korur diye bilinirdi. Ancak sonradan görüldü ki ömür boyu korumuyor Emine Hanımcığım. Yani bir süre sonra olabilir. Onun da tekrarı gerekiyor.

O nedenle kızamık kızamıkcık kabakulak aşısı olarak ülkemizde şu anda o var. Kızamık kızamıkcık kabakulak aşısı var. Bu hamile olmaya karar vermeden önce mümkünse ve yakın zamanlarda eğer aşı olmadılarsa yani hamilelikten bir üç ay önce hamile olmayı arzu ettikleri planlamayı düşünmeden üç ay kadar önce tetanoz aşısında olsun anne adayları. Kızamık kızamıkcık kabakulak aşılarını da tekrarlasınlar. Çünkü şu anda hamile olan anne adaylarımız ve baba adaylarımız bu aşıyı olmuşlar bir kere ama ikincisinin olup olmanı bilmiyoruz.

Gene tetanoz aşısı muhtemelen liseden sonra yapılmadı bunlara. Bu çocuklarımıza yani şu anda anne baba adayı ama onlar bizim yavrularımız. Onların da mutlaka bu aşıyı olmalarını öneriyoruz. Diltleri boğmaca tetanoz aşısını mümkünse çocuk felci aşısını olsunlar. Yani ditleri boğmaca tetanoz çocuk felci.

Bu tek bir aşı olarak uygulanan bir aşı. Şu anda Türkiye'de var. Karma aşı mı? Karma aşı olarak geçiyor. Anne baba adayları mümkünse hatta yeni evlendikleri evlenmeden önce bu aşıları olsunlar.

Kızamık kızamıkcık kabakulak aşılarını tekrarlasınlar. Diltleri boğmaca tetanoz çocuk felci aşılarını tekrarlasınlar ki hem kendileri sağlıklı olsunlar hem sağlıklı çocuklarının olması için gerekli zemini oluştursunlar. Gene 1996 yılından beri hepatit B aşısı yani B tipi sarılık aşısı bizim ulusal aşı programımıza girdiği için bu aşının da etkisi yavaş yavaş azalıyor olabilir. Hepatit B aşılarını tekrarlamalarını öneriyoruz genç çiftlerimize.

Dolayısıyla çocuklarımızı bunlara karşı hamilelikten önce daha anne baba hazırlıyoruz ve bebeğimizi de hazır hale getiriyoruz. Ama bebek doğduktan sonra hangi aşıya oluyor? Doğar doğmaz hemen sağlık bakanlığımızın kuralları gereği hepatit B aşısı bebeğe yapılıyor doğumda. İlk aşı o şekilde oluyor. Anne karnında aldığı aşılara ek olarak.

Sonra bir aylık olduğunda hepatit B aşısı tekrarlanıyor. Ve 6. ayda da 3. doz yapılıyor. 3 doz olarak yapılması lazım. Sevindirici olan ne var? Eğer anne hepatit B aşısı olmuşsa o 96'lı yıllarda annenin taşıyıcı olma ihtimali çok zayıf.

Hep hepatit B hastalığında en çok korktuğumuz şey hastalığı geçirip taşıyıcı hale dönüşmesi. Çünkü bir insan taşıyıcı olursa kendisi hasta görünmüyor ama etrafa bulaştırıyor. Nasıl bulaştırıyor? Eşine cinsel yolda bulaştırıyor. Veya kan verirse dikkat edilmeden bu test yapılmadan veya bir yanlış testle.

Hepatit B kendisi taşıyıcıyken kan verdiği kişiye kanını bulaştırıyor. En tehlikeli olanlardan bir tanesi de tam doğum esnasında bebeğine bulaştırıyor. Hamilelik sırasında da bulaştırılabiliyor ama bu çok daha nadir olan bir hadise. Hepatit B daha çok doğum anında eğer anne taşıyıcıysa doğum anında geçiyor. Doğum anında nasıl geçer hocam?

Bebek kanla temas ediyor ya doğum sırasında annesinin kanıyla çok daha fazla temas ediyor. O nedenle bulaşma ihtişansı çok daha artıyor. Bu bulaşma tehlikesine karşı ne yapılıyor? Bebek doğar doğmaz hem aşı oluyor hem de koruyucu bir madde yapılıyor bebeğe. Hepatit B'ye karşı yani hasta olmasın diye.

Çünkü tek başına aşı koruyucu olmuyor. Yeterli olmayabiliyor. Onun için mutlaka koruyucu bir madde yapılması lazım. Bu koruyucu madde de oldukça eğer hepatit B aşısı olarak korunma ihtimali varsa neden böyle bir şeye gerek görülsün? Hem ülke ekonomisi hem aile ekonomisi açısından ve insanlık açısından baktığınızda hiç de gerekli bir şey değil.

Üstelik de ülkemiz gibi 1996 yılından beri hepatit B aşısını düzenli olarak uygulayan şanslı bir millet olduğumuza göre bu aşıyı hamilelikten önce veya hamilelik sırasında anne adaylarına, baba adaylarına tekrarlayarak bebeğimizi daha kolay korur hale gelebiliyoruz. Gene annenin geçirmiş olduğu bazı hastalıklar mesela kızamık kızamıkçık kaba kulak anne aşılı dedik ya aşılı değil de hastalığı geçirmiş olabilir veya anne aşılı olabilir.

Annenin kanında oluşturduğu koruyucu maddeler gerek hastalıkla gerek aşıyla oluşturduğu koruyucu maddeler bebeğine hamilelik sırasında kendi kanıyla geçebiliyor. Ve bu neden nedir ki bebeği ilk 6 ay kadar bazı hastalıklara karşı koruyabiliyor. Onun için biz mutlaka anne baba adaylarının çok düzenli aşı olmalarını, eksik aşıları varsa onları tamamlamalarını öneriyoruz ki çocuklarını hamilelikten sonra doğum sırasındaki tehlikelere karşı korusunlar.

Aksi halde eğer anne kızamık hastalığı geçirmemiş ve aşısı da koruyucu değilse o zaman ne olacak? Bebeği kızamıklı biriyle karşılaştığı anda ilk 6 ay içinde kızamık olma ihtimali çok yüksek. Onun gibi bazı tehlikelere karşı korumak amacıyla herkesin çok düzenli, hem çocuklarımızın hem erişkinlerimizin çok düzenli bir şekilde aşı olmaları şart. Bebeğimiz doğdu, doğumdan itibaren hepatit B'yi birinci doğar doğmaz yaptık, birinci ayında ikinci dozunu yaptık, altıncı ayında üçüncü dozunu yaptık.

Bebek 2 aylık oldu, gene kontrollere gidiyoruz, büyümenin izlenmesi kontrollerine gittiğimiz sırada bebeğimize gene aşılar yapılıyor. Hangi aşı yapılıyor? Bir tanesi verem aşısı, koldan yapılan bir aşı. Diğeri karma aşı dediğimiz difteri boğmaca tetanoz aşısı ve bunun içinde çocuk felci ve bir çeşit mikroba, halk arasında menenjit diye geçen bir mikroba karşı da aşı var. Beyin iltihabı mı oluyordu hocam?

Evet, beyin zarı iltihabı. Beyin zarı. Çünkü bebeklerde ilk 3 ve 5 yaş içinde çok sık görülen, en sık görülen menenjit etkinlere karşı aşı yapılıyor. Sağlık Bakanlığımız bunu da ücretsiz olarak yapıyor. Bir tanesi halk arasında zatürre diyebilinen aşı, diğeri de menenjit aşısı diyebilinen aşı.

Bu nedenle bebekler 2. ayda bir sürü aşıyı birlikte olmuş oluyorlar. Ve bu aşıları olurken pek çok hastalığa karşı da korunmuş oluyorlar. Özellikle solunum yolu hastalıklarına karşı. Ve bu nedenle çok sevindirici olarak biz çocuklarımızda artık kulak iltihabı, zatürre gibi hastalıkları çok daha az görüyoruz. Mesela bizim öğrencilik ve asistanlık yıllarımızda gene özellikle kızamık sonrası zatürreleri çok sık görürdük.

Ama şu anda o kadar güzel aşı programları uygulanıyor ki ne kızamık görüyoruz ne de kızamık bağlı zatürre. Veyahut da zatürre nedeniyle gelişebilecek akciğer kalp hastalıklarını son derece az görüyoruz. Çok sevindirici olarak ülkemizde bu 2-4-6. aylarda bu aşılar yapılıyor. Gene çocuk felci aşısı bizi çok mutlu eden aşılardan bir tanesi. Çünkü mesela sağlık çalışanları ve genç meslektaşlarımız çocuk felci hastalığını, kuş palası dediğimiz dikleri hastalığını görmediler.

Yıllardır yok çünkü ülkemizde. Ama ben hatırlıyorum mesela bizim çok sevdiğimiz bir öğretmen ablamız vardı. Ankara'nın bir köyünde öğretmenlik yapıyordu benim çocukluğumda. Ben o sırada ilkokula gidiyordum. Ve onun öğrencisi bir arkadaşımızla karşılaşırdık onu ziyarete gittiğimizde.

Ve bu kardeşimiz arkadaşımız maalesef çocuk felci geçirmişti. Ve o arkadaşımın yanında iskemle de oturmak, bacaklarımı nereye saklayacağımı bilemezdim otururken. O kadar beni hüzünlendiren bir olaydı. Çünkü onun yerde sürünmesi beni çok hüzünlendiriyordu. Ben bacaklarımın varlığından rahatsızlık duyuyordum bu nedenle.

Ve onun yerine kendimizi koyuyordunuz. Evet, evet. Şimdi de öyle olmuyor mu Emine Hanımcığım? Şimdi bir tas çorba içiyoruz, sıcacık bir çorba. Acaba bunu kaç kişi içemiyor diye aklımıza gelip boğazımıza diziliyor.

Sıcacık evimizin kapısını örterken acaba kaç kişi sokakta soğukla uğraşıyor, yağmura kara karşı direniyor. Acaba bunların kaçı çocuk diye içimizden hep sızı duyuyoruz. O çocuklarımız için ne yapıyoruz? İşte o çocuklarımızın sağlık hizmetlerine koşturuyoruz. Siz onların daha sağlıklı koşullarda büyümesi için eğitimle katkıda bulunmaya çalışıyorsunuz.

Ne yapıyor? Öbür taraftan öğretmenler gene o çocuklarımızın sokakta yaşasınlar, ev içinde olsunlar. O çocukları topluma kazandırmak için, onları hayata bağlamak için, onların kapasiteleri dahilinde emek vererek becerilerini geliştirmeye çalışıyorlar. Ve tabii ki bu arada bütün topluma, çünkü çocuklar topluma emanet, bütün topluma iş düşüyor. Bu en tepedeki politikacısından olsun, sokaktan geçen seyyar satıcısına kadar herkesin sorumluluğu içinde o çocukları korumak,

her erişkinin ben insanım diyen, insanlığa gönül vermiş, kalbinde insan sevgisiyle doldurmuş ve süslemiş, beynini onunla donatmış herkesin sorumluluğu içinde. Herkes, bizim toplumumuz çok zengin. Herkes çocuğu için bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ve çocuklar da bunu biliyorlar gayet iyi. Biz ne yaparsak yapalım, ailelerimiz bizimle bağrına basarı.

Ama ailesi olmayıp da bağrına basılması gereken çocuklarımız da var. İşte çeşitli kurumların himayesine girmiş veya çeşitli ailelerin korumasına alınmış çocuklarımız da var. Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin… Bu ailelerin…

Bu ailelerin… Henüz… Sağlık Bakanlığı'nın… Aşı programına… Alınma…

Aşamasında… O nedenle… Ailelere… Bu aşıyı da… Yaptırmalarını öneriyoruz…

Yani şu an… Kendi olanaklarıyla… Şu anda… Ama kendi olanaklarıyla… Yaptırabilir…

Evet… Diğer aşılar… Diftiri, boğmaca, tetanos… Çocuk felci… Ve menajit aşısı dediğimiz…

Zatüre dediğimiz… Ve veram aşısı dediğimiz… Bütün aşılar… Sağlık Bakanlığı'nın… Ücretsiz olarak…

Uyguladığı aşılar… Diğer aşıları da… Yani bebeğimiz büyüdükçe… Önümüzdeki programlarda… Konuşmaya devam edelim…

Çünkü aşı programları… Çok kıymetli… Ve çocukları… Ve erişkinleri… Kalıcı…

Sakatlıklardan koruyan… Ve ölümlerden koruyan… Çok büyük… İnsanlık hizmeti… En başta söylediğimiz gibi…

Bütün programlarda söylediğimiz gibi… Sağlığın korunması… Aşılanması… Tedavisinden çok daha… Hem kolay…

Hem de ucuz… Kesinlikle… Teşekkür ederiz… Biz çok teşekkür ederiz… Sevgili dinleyenler…

Sağlıklı Bebekler İçin El Ele… Bugün de sonuna geldik… Bugün sizlerle… Bebeklerimizin aşılanması üzerine… Aşılar üzerine…

Sohbet ettik… Önümüzdeki hafta… Yine aşılar üzerinden… Devam edeceğiz… Ben Emine Ertürk Karaslan…

Program konuğumuz… Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı… Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak… Teknik Basada… Görevli Arkadaşımız…

Cemre Akbulut… Hepinize sağlıklı günler diliyoruz… Hoşçakalın… Sağlıklı Bebekler İçin El Ele… !

! ! ! ! !

! !

Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.

Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.