Bebeklerin İzlenmesi-02
Bebeklerin İzlenmesi-02
Bebeklerin İzlenmesi-02
Bebeğin sağlıklı büyüdüğünü kilo, boy, baş çevresi takibiyle; kalça ve kafa ultrasonuyla; iki yaşında yapılan tansiyon ölçümüyle izliyoruz. Bu basit ama kıymetli kontrollerin neden atlanmaması gerektiğini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bebekler ilk 6 ayda genellikle ayda yaklaşık 600 gram, ikinci 6 ayda ise yaklaşık 400 gram kilo alıyor; beslenme alışkanlığına, genetik yapıya ve çevresel etkenlere göre bu miktar biraz değişebilir. Bebeğin doğum kilosunun iki katına ulaşması genellikle 4-5. ayda, üç katına ulaşması ise yaklaşık 1 yaşında oluyor. Bir yaşından sonra kilo alımı ve boy uzaması eskisi kadar hızlı olmuyor, bu normal bir yavaşlama. Büyüme kontrollerinde boy, kilo ve baş çevresinin birlikte izlenmesi gerekiyor; çünkü kilo alımı durakladığında bir sonraki ay genellikle boy uzamasında da bir duraklama görülüyor. Bu yüzden aylık takipleri atlamamanızı öneririm.
İkinci Ayda Kalça Ultrasonu Neden Önemli
Halk arasında bilinen kalça çıkığının genetik bir yatkınlığı var; ailede böyle bir öykü yoksa bile bütün bebeklerin ikinci ayda kalça ultrasonuyla değerlendirilmesini öneriyorum. Kundaklama alışkanlığımızın değişmesiyle birlikte kalça çıkığı görülme sıklığı zaten oldukça azaldı, ama erken tanı için bu basit tarama her bebekte yapılmalı.
Kafa Ultrasonu ve Bıngıldağın Faydası
Yeni doğan bebeklerde bıngıldak dediğimiz kafatası kemikleri arasındaki açıklık, tam kemikleşme 18 yaşına kadar sürse de, gözle fark edilebilir şekilde genellikle 1,5 yaşında kapanıyor. Bu açıklık kapanana kadar röntgen uzmanı arkadaşlarımız o küçük bölgeden beyin dokusunu ve komşu yapıları rahatlıkla görüntüleyebiliyor. Bu yüzden ilk iki ay içinde kafa ultrasonu yapılmasını öneriyorum; bu yöntem bebeğe hiçbir zarar vermiyor, tomografi gibi pahalı ve zahmetli bir yönteme göre çok daha basit, ucuz ve güvenli. Bebeğin beyin gelişimini etkileyen bir durum varsa erken fark edip müdahale etme şansı sağlıyor.
İki Yaşında Tansiyon Ölçümü
Çocuklarda tansiyon ölçümünün iki yaşında, hiç olmazsa bir kez yapılmasını öneriyorum; hastanede yatan bebeklerde ise yaşı ne olursa olsun tansiyon zaten rutin olarak izleniyor, çünkü kan basıncı dolaşım hakkında en iyi göstergelerden biri. Erişkinlerde sık görülen sinirsel, üzüntüyle ilişkili tansiyon yüksekliği çocuklarda çok nadir; çocuklarda görülen tek benzer durum, sağlık çalışanını gördüklerinde heyecanlanıp ağlamalarıyla oluşan geçici "beyaz önlük tansiyonu". Ama gerçek bir tansiyon yüksekliği bulunursa mutlaka araştırılmalı; çünkü çocukluk çağında yüksek tansiyonun en sık nedenlerinden biri ciddi kalp hastalıkları, bir diğeri de iyi tedavi edilmemiş tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına bağlı böbrek hasarı. Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonu öyküsü, açıklanamayan baş ağrısı şikayetleri ya da büyümede duraklama-gerileme varsa tansiyonun mutlaka ölçülmesini öneririm.
Aşılar Kulak İltihaplarını Belirgin Azalttı
Çocukluğumuzda ve bir sonraki kuşakta çok sık görülen orta kulak iltihabı, son 15-16 yıldır uygulanan aşı programları sayesinde giderek azalıyor. Halk arasında menenjit aşısı diye bilinen aşı (2, 4, 6. aylarda ve 1,5 yaşında) ve zatürre aşısı (2, 4, 6. aylarda ve 1 yaşında) üst solunum yolu enfeksiyonlarının en sık nedenlerine karşı koruma sağlayarak bu iltihapları belirgin şekilde azalttı. Mikroplar da zamanla kendilerini geliştirip aşısız kaldıkları alanlarda çoğalmaya çalışıyor; bu yüzden bilim insanları yeni aşılar geliştirmeye devam ediyor.
Antibiyotik Seçiminde Komşu Tavsiyesi Ciddi Bir Hata
Bir antibiyotiğin kime, hangi dozda verileceğine karar vermek, o konuda eğitim almış sağlık çalışanları için bile testler ve tetkikler gerektiren ciddi bir süreç. "Komşumun çocuğuna bu ilaç iyi geldi" diyerek antibiyotik seçmek tamamen yanlış bir yaklaşım ve hiçbir ailenin üstlenebileceği bir sorumluluk değil. İlaç seçimi çocuğun yaşına, kilosuna, boyuna ve varsa kalp, böbrek, karaciğer gibi altta yatan bir hastalığına göre yapılmalı; her mikroba her antibiyotik etkili olmuyor. Verilen ilaçtan fayda görülmediğinde ya da yan etki fark edildiğinde ilacı kendi başınıza değiştirmek yerine, tedaviyi başlatan hekime geri dönüp durumu anlatmanızı öneririm.
Son olarak altını çizmek istediğim bir nokta var: sağlık hizmetlerindeki en büyük hatalardan biri karar verme aşamasında yaşanan gecikme. Bir günlük bir bebek için beslenmeme ya da hastalık belirtisini "yarın sabaha bakarız" diye ertelemek, bir yetişkin için yıllarca süren bir hastalığı görmezden gelmekle eşdeğer bir risktir. Özellikle yeni doğan döneminde, herhangi bir şikayette vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmanızı öneriyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini hayal ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz.
Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımız başlıyor. Ben Emin Ertürk Karahaslan, Teknik Basada görevli arkadaşımız Cemre Akbulut. Hepinize güzel ve sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenlerimiz Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız,
stüdyomuzda doçent Doktor Fatma Nur Çakmak. Hoş geldiniz. Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederim. Sizleri görünce çok daha iyi oluyoruz. Çok teşekkür ederiz, biz de öyle.
Sevgili hocam, geçen hafta çocukların büyümesini nasıl kontrol edeceğiz diye konuşmuştuk. Ben tekrar aynı konudan devam edelim diyorum şöyle. Çocukların büyümesinde kontrol için daha neler yapmamız gerekiyor? Bebeklerimiz büyürken ilk 6 ayda çok hızlı kilo alıyorlar dedik. Genellikle 600 gram kadar kilo alırlar.
İkinci 6 ayda 400 gram kadar kilo alırlar genellikle. Hani biraz fazlası olabilir bunun. Çünkü hani bebeğin beslenme alışkanlığına, genetik yapısına ve çevre yapısına bağlı olarak. Ama genelde beklediğimiz ilk 6 ayda 600 gram, ikinci 6 ayda da 400 gram kadar kilo alması ve sonuçta da bebek doğum kilosunun 2 katına 4 ayını bitirdiğine, yani 5. aya bastığında ulaşmasını istiyoruz.
3 katına da bebeğin doğum kilosunun 3 katına ulaşması da genellikle 1 yaş civarında oluyor. 1 yaşından sonra da büyümeye devam ediyorlar ama artık eskisi kadar hızlı kilo almaları ve boy uzamalarını beklemiyoruz. Bu arada... Yavaşlıyor biraz. Evet.
Büyüme kontrollerine gittiğinde bebeklerimizin mutlaka baş çevrelerinin ve boy uzunluklarında bakılması gerekli oluyor. İkinci ayda bebeklerin yapılması gerekenlerden bir tanesi kalça ultrasonu. Çünkü halk arasında da çok iyi bilinen bir şey var kalça çıkığı. Bu kalça çıkığı eskiden daha yaygındı kundaklama alışkanlığımızın değişmesiyle beraber kalça çıkığı da oldukça azaldı. Çünkü bu kalça çıkığının bir genetik yatkınlığı var.
Genetik yatkınlığı tabii ki. Onu hiç duymamıştı. Genetik yatkınlığı olan yani genetik olarak yatkın olduğunu düşündüğümüz çocukların daha yakından izlenmesi lazım. Ama o zaman kemik yoğunluğu daha mı az olmuş oluyor sevgili hocam? Farklı bir şey var gelişim var yani kas gelişimi, agare gelişimi ilişkili olarak.
Onun dışında mutlaka çocuklarımızın, bütün çocukların hiç böyle bir aile içinde kalça çıkığı problemi olmasa bile gene de mutlaka bütün çocuklarımızın kalça ultrasonu ile ikinci ayda değerlendirmesini öneriyoruz. Hatta iyi bir yöntem olarak dedik ki baş çevresi kontrolü çok önemlidir yeni doğan bebeklerde ve ondan sonraki dönemlerde. Baş çevresi kontrolü gibi. Boy da önemli midir sevgili hocam? Boy da çok önemli.
Çünkü iyi kilo alan bebeklerin boyları usuyor. İyi kilo almayan bebeklerin boyları da yavaş yavaş duraklamaya ve gerilemeye başlıyor yaşlarına göre. Çünkü genetik şeyler de önemli değil. Değerler de çok çok önemli diye düşünüyorum ben boyda. Kesinlikle çok önemli ama ilk yıllardaki boy ve kilo artışının genetikle çok fazla alakası olmadığı.
Böyle bir yaştan sonra. Evet. Daha ileriki yaşlarda. O da şu anda çok gençlerimizde yaygın ailelerin çok duyarlı olması sayesinde spor alışkanlıkları geliştirildiği için ve beslenmeleri, vitamin ihtiyaçları düzenine sokulduğu için çocuklarımızın boy uzamaları da ailelerine göre çok daha iyi eskiye göre. Yeni nesil biraz devasa değil mi?
Sevgili hocam. Çocuklar 15-16 yaşındaki çocuklara bakıyorum ben neseli, ortaokul, son sınıf ya da liseye giden çocuklara bakıyorum. O kadar iri yarılar ki. Acaba diyorum yediğimiz gıdalardan mı kaynaklanıyor yoksa anneler babalar daha bilinçlendi, daha sağlıklı besliyorlar da onun için mi böyle çok gürbüz çocuklar ortaya çıkıyor diye düşünüyorum. Kesinlikle bu sizin güzel programlarınızın etkisi var.
Çünkü bir defa işte hamilelikten itibaren anneler sağlıklı olsun. Çünkü bebeği kendi kanıyla ve canıyla besliyor. Kendi kemik yapısıyla besliyor. Kendi kemiklerini eritiyor, kaybediyor. Dişleri çürüyor, omurgası eğriliyor.
Ama bebeğine kemik dokusunu geliştirmeye devam ediyor. Yani çok kıymetli bir şey. Ama biz de istiyoruz ki anne de sağlıklı olsun ve bebeği de sağlıklı olsun. Bunun içinde ne yapılıyor? İşte hamile olmadan önce demir takviyesi yapılıyor.
Hamile olmadan önce vitamin desteği yapılıyor. Ve bu şekilde hem bebeği hem kendisi sağlıklı olarak hayata devam ediyorlar. Gene bebeğin doğumdan sonra vitamin desteği devam ediyor ki kendi kemik yapısını güçlü olarak devam etsin. Hatta kış gebelerinde ve kış emziklilerinde istiyoruz ki onlar da daha fazla D vitamini alsınlar. Ki güneş ışınlarından yararlanamıyorlar.
Kemik dokuları daha sağlıklı olabilsin diye. Bu takipler sırasında gözümüzden bir şey kaçmaması için de mutlaka aylık bebeklerin kontrolleri gerekiyor. Büyümeleri nasıl gidiyor? Boy uzamaları nasıl gidiyor? Çünkü kilo alışları durakladığı anda bir sonraki ay boylarının da yeterince uzamadığını fark ediyoruz.
Eğer bu ay kiloları iyi artmışsa gelecek ay boyları da beklediğimiz oranda artmış oluyor. Onun için mutlaka bebeklerin boyları, kiloları ve baş çevreleri izlenmelidir. Ve mümkünse kafa ultrasonu dediğimiz hani kalça ultrasonu gibi kafa ultrasonu da yapılmasına yarar var. Çünkü hani bebeğin acaba başının büyümesini durduran veya başının ileri derecede büyümesine yol açan bir neden var mı diye kafa ultrasonu ile değerlendirilebiliyor.
Bu çok basit bir yöntem. Çünkü bebeğin bıngıldak dediğimiz halkın arasında çok iyi bilinen bir açıklığı vardır. Hatta anneleri çok korkutur bu. Zamanla kapanan bir açık. Evet teorik olarak 18 yaşına kadar bu açıklığın devam yani kemik tam kemikleşmenin olduğu 18 yaşında tam kapanma oluyor.
Ama bizim fark edebildiğimiz genellikle 1,5 yaşında bu açıklığın kapanması gerekiyor. İşte bu açıklık kapanana kadar ne oluyor? Biz o bölgeden çok rahatlıkla beyinle ilişkili dokuları görebiliyoruz. Ve bebeğin beyin büyümesini durduran veya aşırı baş büyümesine aşırı neden olan başka şeyler var mı? O küçük açıklıktan çok ehil arkadaşlarımız var kıymetli röntgen uzmanı arkadaşlarımız var.
Onlar aracılığıyla beyne ulaşabiliyoruz. O küçücük delik aracılığıyla. Ve beyin yapısı beyne komşu dokular hakkında bilgi edinebiliyoruz. Ve eğer müdahale etmemiz gerekiyorsa o şekilde yardımcı olabiliyoruz. O nedenle akılda tutulması gerekenlerden bir tanesi kafa ultrasonunun da ilk 2 ay içinde yapılmasının yararlı olabileceği.
Ve aşılarının. Evet ve bu kafa ultrasonunun şöyle bir faydası var. Diyelim ki bebeğimizin beyin gelişimini etkileyen bir durum var. Bunu hemen öğrenip müdahale etme şansı var. Ve tomografi gibi çok daha bebeğe zarar verecek ve çok daha zor ve çok daha pahalı bir yönteme çok daha üstün bir yöntem.
Bu hem kolay olması hem uygulamak çok daha basit olması. Bebeği hiçbir şekilde rahatsız etmemesi ona hiçbir zarar vermemesi. Üstelik de çok ucuz bir yöntem olması nedeniyle. Bir de sevgili hocam en çok tavsiyeleriniz şöyle olur diye düşünüyorum ben. Anneleri kesinlikle bebeğinin sağlıklı büyüdüğünü, geliştiğini izlemeleri konusunda hem de gerçekten çocuk sağlığı üzerine bilgilenmelerini istiyorsunuz ki daha sağlıklı.
Tabii. Annenin hem kendine hem bebeğine güveninin ve ailenin, annenin, babanın kendilerine ve bebeklerine güvenleri açısından çok önemli. Mantıklı olarak da tabii ne yapacağını bilirse kendisi izleyerek, gözleyerek belki sağlık çalışanının gözünden kaçan durumları da ona izah ederek sağlık çalışanının o konu üzerine düşünmesini ve araştırmasını sağlayabilir. Çok önemli çünkü çok iyi çocuk sağlığı kitaplarının ilk cümlesidir.
Emine Hanım'cığım anneleri çok iyi dinleyin çünkü hiçbirimizin bilgisi ve deneyimi annelerin seslerinin önünde değildir. Biz o nedenle annelere... Çok güzel ifade kullanılmış gerçekten. Çok çok ailelere çok değer veririz. Onların söyledikleri bizim için çok kıymetlidir.
Hem ailelerinden hem de çocuklarımızdan pek çok şey öğrendik. Zaten tıptaki gelişmeler de tamamen bu gözlemlere bağlı. Evet sevgili hocam çocuklarımızın gelişmesinde izlememiz gereken başka ne yöntemler var? Ne yapmamız gerekiyor? Nasıl izleyeceğiz sağlıklı?
İki yaş gibi çocuklarımızı tansiyonlarının ölçülmesini de istiyoruz mutlaka. Yani hiç olmazsa bir kez. Eğer mümkünse daha erkenden de mesela... İki yaş gibi. Evet.
Çok erken değil mi sevgili hocam? Hiç erken değil. Hatta geç bile olabilir. Düşünün ki hastanede yatan bir bebek. Yeni doğan.
Prematüre. Prematüre bebeklerin bir parmak kalınlığı kadar tansiyon aletleri var Emin Hanım. Evet gerçekten. Ama o tansiyonu izlememiz lazım. Neden?
Çünkü bebeğin dolaşımı hakkında bize en iyi gösterge kan basıncı ölçümü. Yani tansiyon ölçümü. O nedenle mutlaka ölçeriz. Hastanede yatan bütün bebeklerin prematüre olsun zamanında doğan olsun zamandan geç doğan olsun. Hastane bakımı gereken bütün bebekler mutlaka kaç yaşında olursa olsun bir saatlik bile olsa tansiyonları ölçülür.
Eğer gerek oluyorsa tansiyonlu düşükse tansiyonlu yükseltici tedaviler uygulanır. Hatta bazen tansiyon yüksekliği olabilir. Herhangi bir nedenle. O zaman onun tedavisi yapılır. Çünkü bebekler ve çocuklarımız konuşamadıkları için sadece ağlayarak kendilerini ifade ediyorlar.
Eğer tansiyonlu yüksek ve çok şiddetli baş ağrısı olursa bunu kim fark eder? İyi bir sağlık çalışanı fark eder. Onun için mutlaka tansiyon takibi yapılması gerekmektedir. Ya da anneler takip eder. Çünkü karnını doyurmuştur, altını temizlemiştir ama hala çocuk ağlamaya devam ediyor.
Sebepsiz bir ağlayış varsa bir isyan vardır. Orada bir sıkıntı vardır ki sağlık çalışanına durumu anlatması lazım. Ondan sonra sağlık çalışanını da onun üzerine araştırma yapıp sebebini bulabilir. Hiçbir sorunu olmamış. O güne kadar gayet iyi büyümüş, gelişmiş bir çocuğumuzun mutlaka 2 yaşında tansiyon takibi yapılmadı.
Çünkü tansiyon bazen ailesi olabilir. Çocukluk çağında çok genellikle hani bu sinirsel erişkinlerde görülen sinirsel tansiyon denilen Asabi tansiyon. Evet asabi tansiyon denilen üzüntüyle sıkıntıyla heyecanla ortaya çıkan tansiyon yerine Çocuklarda da var diyorsunuz.
Çocuklarda onlar çok nadirdir. Sadece beyaz önlük tansiyon denilen bir şey vardır. O da biliyoruz. O da sağlık çalışanlarını gördüğünde heyecanlanmaları, ağlamaları, bağırmaları. Bu bende de vardı hocam hatırlıyorum.
Hafif bir yükseklik olabilir ama eğer bir çocuğumuzun tansiyonu yüksek bulunuyorsa mutlaka izlenmesi gerekmektedir. Bunun için de 2 yaşında bir çocuğun mutlaka hiç olmazsa bir kez tansiyonu ölçülmelidir. En azından yılda bir kez tansiyonu ölçülmelidir. Ama diyelim ki çocuğumuzun tekrarlayan idrar yola enfeksiyonları olmuş.
Bebeklikten itibaren. Veyahut da çocuğumuzun işte baş ağrısı gibi şikayetler oluyor. Veya bebeğimizin, çocuğumuzun büyümesinde yani iyi kilo alamıyor, boyu uzamıyor gibi büyümesinde duraklama olmuş veya gerilik olmuş. O zaman mutlaka ve mutlaka tansiyonu kan basıncı yani mutlaka ölçülmesi gerekiyor ki acaba altta yatan bir hastalığı var mı?
Çünkü bunlar bazen çocukluk çağında en sık rastlanan nedenlerden biri. Tansiyon problemi yapan, tansiyon yüksekliği yapan en önemli nedenlerden biri. Ciddi kalp hastalıklarıdır. Ve bu ciddi kalp hastalıklarını tansiyon ölçmekle beraber muayene yöntemleriyle de fark edebiliriz. Ayrıca eğer çocuğumuzun tansiyonu yüksekse gene idrar yolları açısından da mutlaka tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları açısından araştırılması lazımdır.
Gene çocuklarımızda iyi tedavi edilmemiş idrar yolu iltihapları ciddi böbrek hasarına yol açıp tansiyon problemlerine neden olabilir. O nedenle mutlaka çocukluk çağında tansiyon takibi şart. Benim en çok çevremde gördüğüm arkadaşların çocuklarından kulak iltihapları. Giderek azalıyor. Ortaklar.
Orta kulak iltihapları. Çünkü evet çok sık görülen sizin çocukluğunuzda ve hatta sizden sonraki kuşağın bir grubunda görülüyordu. Daha sık görülüyordu ama çok şükür ki şu anda 15 yıldır ülkemizde özellikle 15-16 yıldır çok güzel aşı programları uygulanıyor. Çocukluk çağında sık görülen kulak iltihabı yapan nedenlerle bağlı aşılar yapılıyor. Bunlardan bir tanesi halk arasında menajit aşısı diye bilinen 2. 4. 6. aylarda ve 1,5 yaş gibi tekrarlanan aşı.
Bir diğeri de zatürre aşısı diye bilinen yine 2-4 6. aylarda ve 1 yaşında yapılan aşı. Bu aşılar çocukluk çağının en sık sonunum yolu enfeksiyonu nedeni olduğu için en sık bunlara bağlı kulak iltihabı görülürdü. Şu anda giderek azalıyor. Mikroplar da kendilerini geliştiriyorlar. Nasıl biz aşıları geliştiriyoruz bu konuda çalışanlara minnettarız ama ve uygulayanlara tabii ki.
Mikroplar da kendilerini geliştiriyor. Onlar da kendi soylarının devamı için şu anda aşısı olmayan mikroplar çoğalmaya başladı. O nedenle yeni aşılar geliştirmeye başladı. Mesela halk arasında... Ya da doza karşı kendilerini koruyor.
Biraz daha bağışıklıklarını geliştiriyorlar. O özellikle antibiyotik kullanımında çok önemli. Doğuz etkilemiyor. Evet iyi ki hatırlattınız. Özellikle antibiyotik kullanımında bu çok önemli.
Çünkü hiç kimse antibiyotik kullanmayı sevmiyor. Ne aileler ne sağlık çalışanları ama denize düşen yalana sarılır. Eğer bir çocuğumuzun veya bir insanın çocuk veya yaşlı erişkin hiç fark etmez. Bir insanın eğer antibiyotik tedavi gerektiren bir hastalığı varsa antibiyotik gerçekten kullanılmalıdır. İyi ehil ellerde kullanılmalıdır.
Yoksa ben hasta oldum şu ilacı kullanayım komşuma bu ilacı iyi gelmiş. Arkadaşım çok yararlanmış çocuğuna şeklinde antibiyotik seçimi doğru değildir. Evet maalesef ama uygulanıyor. Aksine çok zararlı olabilir. Çok aileler açısından çok büyük bir sorumluluktur.
Çünkü bu işin eğitimini yapmış kişiler bile çok düşünerek çeşitli tetkikler yaparak, tahliller yaparak, testler yaparak hangi ilacı kullanacağına karar vermek durumundayken bir benim komşumun çocuğuna iyi geldi. Arkadaşım çok memnun kalmış şeklinde antibiyotik seçimi tamamıyla ciddi bir hatadır. Tabi hatadır. Ve hiçbir aile bunun sorumluluğunu taşıyamaz.
Onun için eğer bir ilaç kullanılması gereken durum varsa mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Ve onların önerdiği ilaçlar kullanılmalıdır. Ve antibiyotiklerde rastgele seçilmemeli. Kullanılmaz. Rastgele kullanılmamalı.
Rastgele kesilmemelidir. Çocuğum iyileştik. 3 gün kullandım. En büyük yaptığımız hatalar onlar zaten. İşte o sizin bahsettiğiniz hastalıkların direnç geliştirmesi, mikropların ilaçlara karşı direnç geliştirmesi böyle oluşmaktadır Emine Hanım'cığım.
Onun için mutlaka ilaçlar bebeğin ve çocuğumuzun kilosuna, yaşına hatta boyuna ve altta yatan mesela kalp hastalığı, böbrek hastalığı, karaciğer hastalığı gibi bir hastalık varsa ona göre uygun dozlarda seçilmelidir. Ayrıca her hastalıkta her ilaç kullanılmaz. Çünkü bazı mikroplara etkili olmayan ilaçlar vardır. Çok güzel bir ilaç olabilir ama o mikrop için etkili olmayabilir. Onun için rastgele ilaç kullanılmıyoruz.
Yaşına, kilosuna, boyuna ve varsa bir hastalığı, çocuğumuzun bir hastalığı varsa ona yönelik tedavi seçiyoruz. Biz sağlık çalışanları olarak. Çünkü gittiğimiz zaman antibiyotiği yazmak için sağlık çalışanlar zaten bizim bir takım testler uygulayıp ondan sonra bize antibiyotik veriyor. Yani hangi antibiyotik daha etkili sizde diye o şekilde de ciddi olarak hassas olan sağlık çalışanlarımız var. Hemen gittiğimizde rastgele bir antibiyotik yazmayan birçok sağlık çalışanımız var.
Rastgele antibiyotik yazılmamasına rağmen o ilaç o çocuğumuza ve o hastalığa uygun gelmemiş olabilir. O zaman da gene bu ilacı veren hekime geri dönüp ona göre biz bu ilaçtan şöyle şöyle fayda görmedik veya böyle yan etkilerini gördük diye sağlık çalışanına danışıp ona göre yeni bir ilaca geçilmesi önerilmektedir. Evet sevgili hocam programımız yavaş yavaş sonuna doğru yaklaşıyoruz. Onun için bu konuda daha neler söyleyeceksiniz annelerimize babalarımıza?
Çocuklarımızın gelişimini sağlıklı bir şekilde hayatına devam ettirmeleri için izliyoruz, gözlüyoruz dedik. Çocuklarımız hasta olduğu anda mutlaka hiç bekletmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını rica ediyor ve öneriyoruz. Çünkü sağlıktaki en büyük hatalardan biri karar verme aşamasına yani ben çocuğumu hastaneye götüreyim mi götürmeyeyim mi? Birincisi bu. Bu aslında herkes için geçerli, erişkinler için de geçerli ve maalesef sonuç çok ağır oluyor.
Ya kalıcı sakatlıklar veyahut da hayati tehlikeyle sonlanıyor. Öyle olduğu için birinci hata karar verme. En yakın sağlık kuruluşuna en yakın zamanda başvurmak. Çocuk hasta mı oldu? Hemen sağlık kuruluşuna başvurmak lazım. Özellikle bu yeni doğan döneminde çok kıymetli.
Mesela bebek emmiyor. Aman ne olacak canım yarın sabaha gideriz. Yarın sabah bebek için yani 20 yaşında bir insan için 20 yıl beklemekle bir günlük bebek için bir gün beklemek aynı şey. 50 yaşında biri için 50 yıl beklemek de aynı şey. Onun için sağlıktaki programlarımızda söylemiştiniz hatırlıyorum. Çok önemli çünkü sağlık hizmeti almakta sağlığa korumak önemli ve karar verme aşaması çok önemli.
Kimseyi dinlemeyecek. Anne baba diyecek ki ben çocuğumu hastaneye götürmek istiyorum. Çünkü çocuk anneye babaya emanet. Onun için de yakınların arkadaş eş dost çevresinin mutlaka anne babanın yanında ve arkasında olması lazım çocuğun büyütülmesi konusunda. Birinci aşama sağlık hizmeti almaya karar vermek. En yakın sağlık kuruluşuna başvuracağız.
İkinci aşama ne? Sağlık hizmetine ulaşmak çok önemli. Çabuk ulaşmak. Allah'tan kar kış bitti inşallah. Bundan sonra bahar iyi gider. Ama şimdi mevsim normallerinin dışına çıktığı zaman da dünyanın dengesi bozuluyor.
Onun için kışı kış olarak yazı yazı olarak baharı da bahar olarak yaşamayı arzu ediyoruz. Hepimiz öyle diliyoruz. İnşallah yani bu çok güzel gidiyor diye hoşumuza gidiyor ama bir taraftan da aslında üzülüyoruz için için. Doğru. Doğayı korumak çok önemli.
Doğaya sahip çıkarsak işte ağaçlarımızı. Çünkü başka bir dünya yok bizim yaşayabileceğimiz. Doğru. Ağaçlarımıza sahip çıkarsak, doğadaki hayvanları iyi korursak. Çünkü hepsi büyük bir denge içinde.
Bu dengeyi korursak o zaman yani mikroplar için yok mikroplar hastalık yapar diyoruz ama vücudumuzdaki kadar da mikrop hiçbir yerde yok. Ama onların da vücudumuza faydaları var. Mesela bağırsaklarımızdaki mikroplar bizi özellikle kanamaya karşı koruyan maddeler üretebiliyorlar. Cildimizdeki mikrop sayısı çok fazla miktarda. Boğazımızdaki mikrop sayısı çok fazla miktarda.
Yani çok ellerde herhalde. Evet. Ama bunlar da bizi bir bakıma bağışıklıyor. Vücudumuzdaki hastalıklara karşı direnci artırıyor. Başka hastalıkların oluşumuna engel oluyor.
Yani her mikrop da zararlı değil. Onun için de her mikrobu tedavi etmeyi de düşünmüyoruz. Tabii. Her şey dengesi. Evet.
Yani çünkü dünya bir denge üzerine kurulu. O dengelerin bozulduğunda da vücudun dengesi bozulduğunda hasta oluyoruz. Dünyanın dengesi bozulduğunda dünya hasta oluyor. Dolayısıyla biz hasta oluyoruz. Yani hepimizi etkiliyor.
Bütün dünya üzerindeki canlıları etkiliyor. Hatta baktığınız zaman hani nem fazla olduğu zaman ne oluyor? Hiçbir şeye dayanmıyor nemin karşısında. Başka bir sürü yaratık mikroplar, mikroorganizmalar gelişiyor. Onun dışında kuraklık oldu diyelim.
Kuraklık olunca su olmuyor. Suyla yaşayan çünkü susuz yaşayamayacağımıza göre suyla yaşayan bütün organizmalar, insanlar, herkes, her şey, bitkiler hepsi etkileniyor. Onun için bizim de dengeli bir şekilde yani yaşayabilmemiz için önce kendimizden başlayarak önce kendimizi sağlıklı besleyelim. Sonra çocuklarımızı sağlıklı besleyelim. Sonra çevremizdeki her şeye saygı duyalım.
Herkesin yaşama hakkına saygı duyalım. Onun için de her şeyi tasarruflu kullanalım diyorum. En başta hani biz Orman ve Su İşleri Bakanlığı olarak biz bağlı olduğumuz bakanlık o. Ağacı, yeşili her şeyi koruyalım, suyumuzu tasarruflu kullanalım, enerjiyi tasarruflu kullanalım diyorum. Programı bu şekilde kapatalım istiyorum.
Çünkü programımızın da sonuna geldik sevgili hocam. Siz neler söylersiniz? Size bütün kalbimle katılıyorum. Dünyada su görmemiş yani temiz su görmemiş maalesef pek çok insan varmış. Yani onun için enerji yani su olsun, doğa olsun çok sahip çıkmamız gerekiyor.
Haklısınız. Çocuklarımıza da bunu öğretmek için. Çünkü hepsi bir döngü. Baharın tadını da çıkarmak lazım. Çocuklarımıza bunu öğretmek için onlarla bol bol gezeceğiz.
Evet çocuklarımız. Güzel günleri. Şimdi çiçekler açmaya başladı. Burada da artık Ankara'da da İç Anadolu bölgesi olarak düşünürsek eğer. İç Anadolu bölgesinde de çiçekler açmaya başladı.
Onun için lütfen çocuklarımızı alalım. Parklara, mümkünse kırlara çıkaralım. Onları doğayla tanıştıralım. Doğadaki bütün doğanın uyanışını gösterelim. Çünkü bir kuşu görmek de mutluluk verir.
Bir karıncanın gidişini izlemek de mutluluk verir. Bir çiçeğin açtığını görmek de mutluluk verir. Mutlu olmak için gerçekten doğaya dönelim diyorum. Ve hoşçakalın diyorum şimdilik. Önümüzdeki hafta yine çocuklarımız üzerine konuşmaya devam edeceğiz.
Sanırım aşılar üzerinde konuşacağız diye tahmin ediyorum. Çocuklarımızın gene çok basit ama çok kıymetli yöntemlerden biri çocuklarımızın aşılamaları. Ve sağlıklarını korumak adına aşılar şart. Sevgili dinleyenler, sağlığımızı korumak önce alacağımız önlemlerle mümkün. Onun için önümüzdeki hafta aşılardan bahsedeceğiz.
Bugün de Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın sonuna geldik. Konuğumuz doçent doktor Fatma Nur Çakmaktı. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı. Önümüzdeki hafta tekrar buluşuncaya dek ben Emine Ertürk Karaslan. Teknik basada Cemre Akbulut ve program konuğumuz doçent doktor Fatma Nur Çakmaktı.
Hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Sağlıklı Bebekler İçin El Ele
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.