Bebeklerin İzlenmesi-01
Bebeklerin İzlenmesi-01
Bebeklerin İzlenmesi-01
Bebeğin yeterince beslendiğini evde nasıl anlayabileceğinizi, kilo takibinde neden kardeşlerle değil kendi eğrisiyle kıyaslama yapılması gerektiğini ve ikinci altı ayda büyümenin neden yavaşladığını anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Anneler en çok şunu merak ediyor: sütüm yetiyor mu, bebeğim yeterince besleniyor mu? Bunu anlamanın en basit yolu bebeğin çiş ve kaka yapma sıklığına bakmak. Bezi düzenli olarak ağır geliyorsa, bol miktarda kaka yapıyorsa bu, annenin sütünün yettiğinin ve bebeğin büyümeye devam ettiğinin iyi bir göstergesi. Çiş yeterince gelmiyorsa bu araştırılmalı ve sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Bebeklerin kıyafetlerinin kısa sürede küçülmesi de büyümenin bir işareti. Yine de kaygı varsa en güvenilir yöntem bebeği tarttırmak.
Bebekler doğumdan sonraki ilk günlerde küçük bir kilo kaybı yaşarlar; halk arasında "çişkinliğin gitmesi" denir. Bunun ölçüsü erken doğan ve zamanında doğan bebeklerde farklıdır, buna sağlık çalışanı karar verir. Bu yüzden doğumdan sonraki ilk haftada mutlaka bir kontrole gidilmesini öneririm; hem anne sütünün yeterliliği görülür hem sağlık çalışanı bebeğin sağlık sorunu olmadığından emin olur.
Kilonun kendi eğrisinde izlenmesi
Aylık kontrollerde bebeğin kilosuna, boyuna ve baş çevresine bakılıyor. İlk altı ayda bebeğin ayda yaklaşık 600 gram, yani yarım kilodan fazla almasını bekliyoruz. Doğum kilosunun iki katına dördüncü ayı tamamlayıp beşinci aya bastığında ulaşmasını, bir yaşını doldurduğunda ise üç katına erişmesini bekliyoruz. Ama burada önemli olan bebeği kardeşleriyle ya da yaşıtlarıyla değil, kendi başlangıç noktasıyla karşılaştırmak. İki kilo doğan bir bebeğin dört ayda dört kilo olması, üç kilo doğan bir bebeğin altı kilo olması kadar sağlıklı bir gelişme; hiçbir çocuk bir diğeriyle aynı değil, doğada da hiçbir şey birbirinin aynısı değil.
Baş çevresi ölçümü özellikle ilk aylarda çok kıymetli. Bazı bebeklerde baş büyümesi duraksayabiliyor, bazılarında beklenenden hızlı büyüyebiliyor; ikisi de araştırılması gereken durumlar. Çünkü beyin, kafatası denilen kemik yapının içinde gelişiyor; kemik yapı yeterince büyümezse beynin gelişimini baskılayabiliyor. Bu değerlendirmeyi yapmak sağlık çalışanının görevi, ailenin görevi ise aylık kontrolleri aksatmamak.
İkinci altı ayda büyüme neden yavaşlar
Hayatın en hızlı büyüdüğü dönem doğumdan bir yaşına kadar olan süre, bunun da en hızlısı ilk altı ay. İkinci altı ayda büyüme bütün bebeklerde doğal olarak yavaşlıyor; bu anneleri bazen üzüyor ama endişelenecek bir durum değil. İlk dört ayda doğum kilosunun iki katına ulaşan bir bebek, kalan artışı sekiz ay içinde tamamlıyor — bu yüzden ikinci yarıda büyüme daha yavaş görünüyor ama bebek ihtiyacı kadarını alıyor.
Halk arasında "aydaş olma" diye bilinen bir inanış var: bazı çocuklarda kilo üç ay boyunca hiç değişmediğinde buna aydaşlık deniyor. Aslında bunun asıl nedeni genellikle ek gıdaya yeterince ısrarla ve zamanında geçilmemiş olması. Sadece anne sütüyle beslenmeye devam eden bir bebek, sürekli az az emerek kendini tok tutabiliyor ama kaliteli beslenmiyor; bu da kilo alımını durdurabiliyor. Bu yüzden altıncı aydan itibaren ek gıdaya geçilmesi, annenin "sık emzirmezsem ihmal mi ediyorum" kaygısına kapılmadan bebeğini yeni gıdalarla tanıştırmaya devam etmesi önemli.
Ek gıdaya geçerken beş duyuyu harekete geçirmek
Altıncı aydan itibaren bebeği aile sofrasına katmayı öneriyorum. Yeni bir gıdayı önce koklatmak, sonra dokundurmak, sonra hafifçe ağzına değdirmek, aynı zamanda gösterip adını söylemek — "bu yumurta, dışı beyaz içi sarı" gibi — bebeğin beyninde tek bir nesneyle beş duyuyu birden harekete geçiriyor. Beyin, gelişmekte olan bir organ ve ancak farklı duyusal deneyimlerle gelişebiliyor. Havuç, kemikli bir et parçası, ekmek kabuğu ya da sert bir meyve gibi gıdalar hem dişlerini kaşımasına hem yeni tatları denemesine yardımcı oluyor.
Çocuğu aile sofrasına dahil etmek yalnızca beslenme için değil, ona ailenin değerli bir bireyi olduğunu hissettirmek için de önemli. Sofrada televizyon, cep telefonu ya da gazeteyle meşgul olmadan sohbet etmeyi öneriyorum; çocuk böylece ailesinin birbiriyle konuşmayı sevdiğini, sofranın kutsal olduğunu öğreniyor. Ayrıca çocuklar yaşıtlarını ya da aile bireylerini yerken görünce daha iştahlı yiyorlar; sofrada bir arada olmak bu yüzden de değerli.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız,
sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada görevli arkadaşımız Cemre Akbulut, hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz. Merhaba, nasılsınız İmine Ertürk Karaslan? Teşekkür ederim. Sizleri görünce tabii biz de mutlu oluyoruz. Biz de öyle çok teşekkür ederiz. Bütün dernek üyesi arkadaşlarımın size ve ailelere sevgi selamlarını iletiyorum.
Teşekkür ederiz. Biz de sevgi selamlarımızı gönderiyoruz. Bütün dinleyenlerimiz ve emeği geçen, bize destek olan herkese buradan teşekkür ediyoruz. Dinleyenlere de bize her türlü görüş ve önerilerinin bizlerle paylaşılmasını istiyoruz. Sevgili dinleyenler, sizler de programımızla ilgili her türlü görüş ve önerilerinizi paylaşabilirsiniz. Bizden yapmamızı, konuşmamızı istediğiniz konular varsa onu da belirtebilirsiniz.
Uzmanımız her hafta stüdyomuzda oluyor. Ve sizlerden gelen konuları da burada rahatlıkla konuşabiliriz diyoruz. Eğer sizler de programda konuşulmasını istediğiniz konular varsa lütfen sevgili anne ve babalar radio.mgm.go.tr adresine mail gönderebilirsiniz. Ayrıca 0 312 alan koduyla 302 25 25'e de telefonla not bırakabilirsiniz. Her türlü görüş ve önerilerinizi bizlerle paylaşabilirsiniz diyoruz.
Bu notu da ilettikten sonra programımıza tekrar dönelim. Sevgili hocam, geçen haftaki programımızda Kadınlar Günü dolayısıyla önce kadının analık görevinden ve anne olarak yapması gerekenlerden, eğitiminin nedeni önemli olduğundan, çocuğuna nasıl davranması gerektiğinden bahsetmiştik kısaca. Kısa kısa tavsiyelerde bulunmuştuk sevgili annelerimize toplumda. Bu haftada dedik ki çocuklarımızın büyümesinin kontrolünü nasıl yapacağız?
Sağlıklı büyüdüklerini nasıl kontrol edeceğiz, nasıl izleyeceğiz? Bu konuda bilgiler verir misiniz bizlere? Daima basit olan şeyler en etkili olan yöntemler aslında Emine Hanımcığım. Hep sizinle bu programlarımızda hep ailelere basit öneriler söylüyoruz. Çünkü basit öneriler uygulanabilir şeyler.
Ve herkesin ulaşabileceği öneriler olması çok daha kıymetli. Örneğin hamile olmaya niyet eden bir aileye ta başından itibaren dedik ki sağlıklı bir çocuk sahibi olmak istiyorsanız lütfen gidin kadın hastalıkları doğum uzmanı arkadaşlarımıza. Biz bebek planlıyoruz ne yapmamız lazım? Eğer aile içinde bir hastalık varsa o yönlerden araştırılması veya hiçbir hastalığı yok.
İki tane pırıl pırıl genç sağlıklılar ama biraz vitamin eksiklikleri var veya annenin kansızlığı var. Onları tedavi ediyoruz. Bebeği sağlıklı olsun, kendisi sağlıklı olsun gibi. Sonra hamileliği boyunca annenin aşılamaları yapılıyor. Annenin kontrolleri devam ediyor.
Tansiyon, şeker problemi oluştu mu oluşmadı mı gibi. Sökük varken dikiyoruz ki yırtık olmasın ve yamaya gerek kalmasın diye. Yani sağlığı korumak da böyle bu kadar basit bir şey. Onun için doğumla beraber ne oluyor? Doğuma mutlaka iyi bir merkezde doğumunuzu yapın.
Eğil ellerde doğum olsun. Hem anneler sağlıklı yaşasınlar. Hem çocuklar sağlıklı doğsunlar. Sağlıklı doğsunlar. Sağlıklı doğsunlar.
Ve sağlıklı yaşasınlar. Böylece ailenin bütünlüğü korunsun gibi. Bu kadar basit önlemler. Gene bebeğin beslenmesinde neye dikkat edilmesi lazım? Mutlaka annesi de ağlasın.
Anne sütüden bahsettik. Bahsettik, bahsetmeye devam edeceğiz. Çünkü en faydalı her bebek için özel olan gıda anne sütü. Ve onun değerinde dünyanın hiçbir yerinde mama yok. Ve bazı maddeler var ki onun içine anne sütünde olan bu maddeler mamalara konması denenmiyor bile.
Çünkü diğer hücrelere zarar verip... Onu karşılayacak hiçbir şey yok. Evet. Bazı hücrelere zarar verip onların da çoğalmasına, üremesine yol açacağı için, hastalıklara yatkınlık oluşabileceği için anne sütündeki bazı maddeler bilinçli olarak mamalara konmuyor. Ama anne sütünde bunlar var.
Ve nereye etkili olacağı çok belirgin olduğu için de... Nasıl mucize bir gıda değil mi hocam? Çok. Onun için daima hep bahsettiğimiz şeyler basit şeyler. Bu gene bugün çok basit bir şeyden bahsedeceğiz.
Bebeklerimizin büyümesini kontrolü. Bebeklerin büyümesini nasıl kontrol ediyor? Hani anneler çok kaygı duyuyorlar ya. Acaba sütüm yaradı mı, yaramadı mı? Biz de diyoruz ki idrar çıkarıyor mu yani çişini yapıyor mu bebeğiniz?
Yapıyor. Çok da bezi çok ağır oluyor. Veya yapmıyor diyor mesela. Yapmadığı zaman önemli. O zaman doktora başvurulması lazım.
Acaba neden bebeğin idrarı az? Bu araştırılmalı. Ona göre tekrar değerlendirmeli. Ama onun yanı sıra işte bebek normal çişini yapıyorsa, bezi çok dolu geliyorsa, kakasını yapıyorsa, o da çok bol miktarda geliyorsa, o zaman iyi bir gösterge anne ve bebek için.
Demek ki annenin sütü yarıyor, bebeği bol miktarda çiş yapıyor, kaka yapıyor. Dolayısıyla büyümeye devam ediyor. Gene bebeklerin özellikle ilk haftalarda hemen kıyafetleri küçülmeye başlar. Bu bebeğin kıyafetinin küçülmesi gene bebeğin büyüdüğünü gösteriyor. Ama annenin babanın eğer gene de kaygıları varsa yapılacak en güzel şey bebeğin tartılması.
Bebek ağırlık artışı oluyor mu? Bebekler doğumdan itibaren ilk günlerde biraz kilo kaybederler. O hani halk arasında. Çişkinliğin gitti diye tanımlanır halk arasında. Evet, çok küçük bir kilo kayıpları olur.
Yalnız bunun ölçüsü var tabii. Mesela erken doğan bebeklerdeki kilo kaybıyla zamanında doğan bebeklerdeki kilo kaybı aynı değildir. Ama onu sağlık çalışanı karar verecek. Onun için ailelere bu konuda bilmesi gerekmiyor. Sadece ailenin bilmesi gereken eğer bebeği yeterince çiş yapmıyorsa, yeterince kaka yapmıyorsa veya kendisi...
Düzenli olarak kontrole götürmek. Kendisinin kaygıları varsa, ben bebeğim beslenmiyor, yeterince kilo alamıyor diye kaygısı varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvuracak. Bu başvuruda nelere dikkat ediliyor? Bebeğin bir defa kilosu, ağırlığına bakılıyor. İkinci neye bakılıyor?
Boyuna bakılıyor ve baş çevresine bakılıyor. Çünkü baş çevresi ölçümü özellikle yeni doğan bebeklerde, özellikle ilk aylarda çok kıymetli. Çünkü bazı bebeklerimizin başlarının büyümesi duraksayabilir. Bazılarının başları çok hızlı büyüyebilir. Bazıların da normal büyür.
Bunu ayırt etmek gene normal mi büyüyor, az mı büyüyor, çok mu büyüyor ayırt etmek... Sağlık çalışanların görevi. Ama her muayeneye gidildiğinde, ki bunlar genellikle aylık kontrollerdir, ilk ay içinde birinci haftada mutlaka kontrole gidilmelidir. Çünkü bebeğin iyi kilo aldığını görmesi gerekiyor. Annenin sütü bollaşıyor, demek ki sütüm yarıyor diye.
Üstelik de sağlık çalışanları da çocuğun sağlık sorunu olmadığı konusunda daha güvende hissediyorlar. Aileye karşı kendilerini, sorumluluklarımız açısından. Mutlaka bebeğin aylık kontrollerini öneriyoruz Emine Hanımcığım. Bu aylık kontrollerde mutlaka bebeğin kilosuna bakıyoruz dedik. Boyuna bakıyorsunuz.
Evet, ilk 6 ay içinde bebeğin ayda genellikle 600 gram kadar, yani yarım kilodan daha fazla kilo almasını bekliyoruz. Ve bir bebek doğum kilosunun 2 katına 4. ayını tamamladığında erişir. Yani bebek 5. aya bastığında, 4 ayı bitirip 5. aya döndüğünde halkın tanımıyla bebeğin doğum kilosunun 2 katına çıkmasını bekliyoruz. Yani 3 kilo doğdu diyelim. Ortalama 3 kilo doğursa, 3 kilo doğan bir bebek 6 kilo olmasını bekliyoruz.
Ama sizin dediğiniz gibi 2 kilo doğmuş olabilir bebek. Biraz erken doğmuştur veya herhangi bir nedenle. Biraz düşük. İyi beslenmemiştir. Düşük kiloyla doğmuş olabilir.
Onu da tutup 3 kilo doğan bir bebekle karşılaştırmak iki tarafa da haksızlık olur. Hem zamanda yeni doğan bebeğe, iyi kiloyla doğmuş olan bebeğe hem de düşük kiloyla doğmuş olan bebeğe. O zaman 2 kilo doğan bir bebeğin kaç kilo olmasını bekliyoruz? 4 ayı bitip 5. aya bastığında 4 kilo olmasını bekliyoruz. O zaman demek ki bebekleri yaşıtlarıyla karşılaştıracağız ama kiloları ve boylarıyla asıl kendisiyle karşılaştıracağız.
Hep zaten ailelere denileceğimiz de o değil midir? Aman ne olur kardeşlerimiz... Herkes özel de diyoruz. Evet. Kardeşleriyle, yaşıtlarıyla, arkadaşlarıyla, çocuklarımızı karşılaştırmıyoruz.
Zaten hocam düşündüğümüz zaman hiçbir kişi ya da hiçbir şey birbirinin aynı değil ki. Doğada da öyle baktığımızda. Herkes tek. Herkes tek yaratılmış. Dolayısıyla çocuklarımız da tek yaratılmış.
Çok ünlü bir mimar var. O dünyada, doğada hiçbir şey birbirinin aynı değil diye hiçbir eserini aynı yapmamış. Yani mesela bir sütun yapıyor ev içinde veya işte binada. O sütun farklı bir biçimde. Ama yanındaki sütun ondan da apayrı.
Bakmış ağaçlar farklı. Hiçbir dal birbirine benzemiyor. O şekilde gerçekten de hiç kimseyi, hiçbir çocuğumuzu bir diğeriyle kardeşi bile olsa karşılaştırmıyoruz. Ama ne yapıyoruz? Mesela bebeğimiz ilk 6 ayda 600 gram kadar almasını bekliyoruz.
Bebek ayda 600 gram kadar alıyor mu? Ona bakıyoruz. Veya 2 kilo doğan bebek 4 kiloya erişti mi? Ona bakıyoruz. Ve bu dönem içinde eğer bunlarda aksamalar varsa, eğer yeterince kilo alamıyorsa, yeterince boyu uzamıyorsa, yeterince başı büyümüyorsa ya da başı umduğumuzdan çok daha beklenenden daha fazla büyüyorsa nedenini araştırıyoruz.
Biz sağlık çalışanları olarak bunu yapmak durumundayız. Aileye ve çocuğumuza sorumluluklarımız nedeniyle. Çünkü öyle nedenler var ki bebeğin başında büyüme duraksayabiliyor gerçekten. Bu nedeni araştırıp bazıları çabucak çözüm üretilmesi gereken nedenler. Çünkü bebeğin beyni o kafatası dediğimiz başın içinde, kemik yapının içinde duruyor.
Eğer o kemik yapı büyümüyor, duraksadıysa beynin büyümesini baskılıyor. Bu olmasın diye o beyin büyümesini rahatlatacak önlemler alınmak durumunda eğer bebeğin başı yeterince büyümüyorsa. Ama bebeğin başı çok hızlı büyüyorsa o da bir dezavantaj. Mesela bazı bebekler çok hızlı büyüyüp bütün vücutlarında hızlı büyüme olduğu için başlarıyla orantılı büyüyebilirler. Gene buna karar vermek sağlık çalışanının görevi.
Ama bazı bebeklerimiz var ki bedenleri yeterince büyümediği halde başları büyümeye devam ediyor. İşte o zaman da o baş büyümesinin duraklaması gerekiyor ki o da beyin basısı yapmasın, beyin gelişimini engellemesin. Çünkü bu yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan gibi biraz karışık bir konu olabiliyor. Bunu ayırt edip hangi nedenle olursa olsun bebeğin başının büyümesinin tedavi edilmesi gerekiyor. Gene bebeğimiz iyi kilo almaya devam ediyorsa eğer her şey iyi, boyu iyi uzuyor, kilosu iyi büyüyor.
Altıncı ayda ilk altı ay ayda bir kontrollere gidiyor bebeğimiz. Ve bu kontrollerde boyuna bakıldı, kilosuna bakıldı, baş çevresine bakıldı. İkinci altı ayda da gene devam ediyoruz kontrollere. Yalnız artık bebeğin büyümesi yavaşlamaya başlıyor bu dönemde. Bütün bebeklerin yavaşlar.
Çünkü hayatın en hızlı büyüdüğü yaş grubu 0-1 yaş dediğimiz doğumdan birinci yaş gününü kutlayana kadar ki dönemdir. Ama bunun da en hızlı büyüdüğü dönemi ilk altı aydır. İkinci hızlı büyüdüğü dönem ikinci altı aydır ama orada birinci altı aydaki kadar hızlı büyümez. Bu anneleri bazen üzebiliyor. Ay bebeğimin büyümesi duraksadı diye.
Halbuki bebekler ne dedik? İlk dört ay içinde doğum kilosunun iki katına çıkarlar. Bebek bir yaşında da doğum kilosunun üç katına erişmiş olur. Yani ilk dört ayda doğum kilosunun iki katına çıkmış. Yani üç kiloyken altı kilo olmuş.
Ama bir yaşında dokuz kilo olmasını bekliyoruz. Yani geri kalan, düşünün ki üç kiloyu ilk dört ayda almış. Geri kalan üç kiloyu da sekiz aya bölmüş olmamız gerekiyor ki aslında sanki yavaşlamış oluyor büyümesi. Ama ihtiyacı kadarını aldığını biliyoruz. Onun için de ikinci altı ayda bebeklerin büyümesinin yavaşlaması aileleri korkutmasın.
Ama umulandan daha az büyüyebilirler bebekler. Buna da çeşitli nedenler olabilir. Bunlardan bir tanesi... En başta beslenme herhalde. Kesinlikle.
Çünkü anne sütü ilk dört altı ay sırf anne özellikle ilk altı ay anne sütü veriyoruz diyoruz. Ama ikinci altı ayda ek gıdalar açılıyor ve başlanıyor. Bu dönemde anne için de bebek için de zorlu bir süreç. Neden? Çünkü bebeğin ne sevdiğini kimse bilmiyor.
Kendisi de bilmiyor. Çünkü yeni yeni gıdalarla tanışıyoruz. Şimdi biz düşünün ki kendi ülkemizden çıkmışız. Başka bir ülkeye gitmişiz. Oranın yemek kültürüne alışıyor gibi oluyoruz.
Mesela uzak doğu. Uzak doğuya gitmişiz. Orada hiç bilmediğimiz yiyecekler bize ikram ediliyor. Onlar arasından yiyebileceklerimizi seçmek için. Onun için denemek durumundayız.
Belli bir süreç gerektiriyor bu da. Evet. Ona alışma süreci gerekiyor. O nedenle daha ileriki programlarımızda konuşacağız bunu. Ama şu anda ailelerin bilmesi gereken ikinci altı ayda bebeklerin normalde yani her şey normal ve sağlıklı ihtiyaç kadar yiyor olsa bile eskisi kadar ilk altı aydaki kadar hızlı kilo almayacağını bilelim.
O bakımdan anneler rahat olsun. Ki bebeği de beslenirken huzurlu olsun. Çünkü hep diyoruz ya bebekler beden dili konuşurlar. Beden dili konuştukları için de biz onlardan daha uzun boylu ve daha iri cüsseli olduğumuz için bizi de dev aynasında görürler. Dolayısıyla heyecanımız paniğimiz onlara katlanarak yansın.
Onun için eğer biz bebeğimizin ikinci altı ayda yavaş büyüyeceğini bilirsek çocuğumuz da ben ikinci altı ayıma girdim. Demek ki bu aylarda daha yavaş büyüyeceğim ama gene büyümeye devam edeceğim rahatlığıyla. Daha rahat besleniyor. Ek gıdalara daha kolay alışıyor. Annenin o huzuru bebeğe yansıdığı için.
Genelde halk arasında şöyle bir anlayış vardır. İşte aydaş belki duymuşsunuzdur. Genellikle altı aylık olan anne sütü besleyemediği durumlarda eğer ek gıdaya geçilmezse çocuk da benim çevremde gördüklerimden söylüyorum. Çocuk da eğer yeni gıdalarla tanıştırılmadıysa, yeterince ısrar edilmediyse, seçmediyse sadece anne sütüyle kalıyor. Anne sütüyle kaldığı için de dolayısıyla ya aynı kilosunda bekliyor ya da çok az kilo alıyor.
Bu sefer annelerde bir panik başlıyor. Acaba çocuğum hasta mı oldu? Acaba çocuğum şöyle mi oldu? Ve halk arasında da böyle bir şey vardır. Çocuk aydaş olmuş.
Öyle bir şey derler. Yani inanış vardır. O aydaşlıktan da kurtarmanın çeşitli yollarını denerler, sorarlar, uygularlar. Ben de çocukluğumdan biliyorum çevremde duyardım. İşte bu aydaş olduğunu ispat etmek için derler ki en az çocuğun kilosunun 3 ay hiç değişmemiş olması gerekiyor.
Yani tıbben nasıldır bilmiyorum sevgili hocam. Önce bebekler kilo alıyorlar. Ondan sonra boyları uzamaya başlıyor. Eğer bir bebek yeterince kilo alamıyorsa boynun uzaması daha sonra yavaşlayarak duruyor. O nedenle gerçekten de iyi kilo artışı olması bizim için çok kıymetli.
Bebeğimizi iyi gözlemek açısından. Ve sizin demin çok güzel vurguladığınız belli bir dönemden sonra çok fazla anne sütü alan bebekler sanki gidip gelip bir şey atıştıran insanlar gibi oluyorlar, erişkinler gibi. Hiçbir zaman doymuyorlar, hiçbir zaman kaliteli beslenmiyorlar ama hep tok duruyorlar. Bu nedenle de devamlı anne sütü vermek belli bir dönemden sonra çok da tercih ettiğimiz bir şey değil.
Yani ek gıdalarla beraber anne sütü verilmesi gerekiyor. Ama sadece anne sütü almak bebeği tok tuttuğu için beslenme bozukluklarına ciddi olarak yol açabiliyor. O nedenle ikinci altı ayda beslenme sıkıntısı yaşamamızın nedenlerinden biri de o. Çünkü anneler acaba çok sık emzirmezsem çocuğumu ihmal mi etmişiz gibi bir kaygı yaşamaya başlıyorlar. Bu doğru değil.
Çünkü bebek artık ilk altı ayda ihtiyacı kadar anne sütü almış. Bundan sonra da almaya devam edecek. Ama bundan sonra artık alması gerekenler de var. Çünkü çocuğumuzun dişleri çıkmaya başladı. Çocuğumuz kendi kendini beslemek eğilimine girdi.
Ne diyorsunuz? Çocuk kendini ifade ediyor diyorsunuz. Çocuk kendisi azda... Çünkü bulduğu her şeyi ağzına götürüyor. Belli bir aydan sonra.
İşte mesela bu aylar altıncı aydan sonra bebeğimize bu mevsimde verilecek en güzel gıdalardan bir tanesi. Havuç mesela çok rahatlıkla havuç aileyle beraber. Ondan sonra yakında taze soğan çıktı çıkacak. Sarımsak çıktı çıkacak. Gene bunları hem aile sofrasına oturup ailenin bir bireyi olduğunu yaşamış oluyor.
Hem de işte ufak mesela ekmek kabuğu gibi veya işte bizim geleneksel gıdalarımızdan simit gibi gıdaları ağzına götürerek. Hem dediğimiz gibi dişlerini kaşıyor. Hem onlarla yavaş yavaş tanışıyor. Veya mesela kemikli bir eti çok rahatlıkla alıp onunla dişini kaşıyarak rahatlıkla hem de onu tatmaya başlayabilir. Yavaş yavaş onları deneyebilir.
Bu tür gıdaları veya çok sert meyveleri ağzına alıp onlarla dişini kaşır. Onun tadını deneyebilir. Kendi kendini besleme alışkanlığını kazanabilir. Gibi küçük önlemlere yavaş yavaş başlamakta çocuğumuzu aile sofrasına katmaya ve onun da ailenin en değerli bireylerinden biri olduğunu öğretmeye başladığımız aylar. Şöyle mi diyorsunuz sevgili hocam?
6 aydan itibaren ek gıdalarla beraber çocuğumuzu soframızda besleyelim. Kesinlikle. Kendi yediğimiz gıdaları çocuğumuza koklatıyoruz. Önce koklatıyor muyuz? Önce koklatıyoruz.
Onu dokunduruyoruz. Çünkü beyin nedir Emine amcim? Beyin gelişmekte olan bir organdır. Nasıl geliştiriyoruz? Değişik şeylerle tanıştırarak geliştiriyoruz.
Mesela kendi yemeğimizi sabah kahvaltı yaparken yumurtayı yiyoruz. Yumurtayı bebeğimize koklatıyoruz. Yumurtanın kokusunu alıyor. Hiç düşünmemiştim. Ondan sonra dokunduruyoruz.
Yani dokunma duyusunu geliştiriyoruz. Koku duyusunu geliştiriyoruz. Ondan sonra da hafif ağzına dokunduruyoruz. Tat duyusunu geliştiriyoruz. Dolayısıyla onu üstelik gözüne hitap ediyoruz.
Gösteriyoruz. Bu yumurta diyoruz. Tanıtıyoruz. Dışı beyazdır, içi sarıdır gibi. Hem de hem çocuğumuza sohbet ediyoruz.
Hem onu da bu gıdayı hazırlıyoruz. Hem de çocuğumuzun beyin gelişimine çok büyük katkıda bulunuyoruz. Çünkü beyin bir hücre diğer hücrelerle beş duyuyla ilişki kurarak ancak gelişebiliyor. Yani bir tek hücreye beş tane mesaj vermiş oluyoruz. Kokusuna, dokunmasına, görmesine, işitmesine ve tat duyusuna hitap etmiş oluyoruz.
Sadece bir objeyle. O nedenle bu beş duyusunu geliştirmek gene bizim katkımızda oluyor. Ve aile sofrasına oturduğu zaman çocuk psikolojik olarak da çok daha güvenli oluyor. Annesinin, babasının kucağında olabilir. Kendi mama masasının da olabilir.
Bebeğimizin gelişimine bağlı olarak ve ayına bağlı olarak. Ama bu dönemde asıl bizim yapmamız gereken erişkinler olarak onu sofraya almak. Evet. Ve sofraya aldığımızda... Sofraya aldığımızda da sizin güzel radyo programlarınızı dinliyoruz.
Televizyon seyretmiyoruz. Cep telefonlarını kullanmıyoruz. Telefonlara bakmıyoruz. Çünkü çocuğumuz şunu öğreniyor ki bizim ailemiz birbiriyle sohbet etmeyi sever. Aile sofrası kutsaldır.
Ve yarın öbür gün çabucak büyüyüp de geri döndüğünde şunu öğreniyor ki ben ailemle masada oturmayı çok seviyorum. Öbür türlü herkes cep telefonuyla, telefonda, gazeteyle, televizyonda haşır neşir olursa değişik objelerle uğraşır, yemek yerine ve aile sohbetleri yerine başka ilgi alanları geliştirirse o zaman çocuk da yavaş yavaş sofranın önemini kavramakta zorlanıyor. Ve bu özellikleri biraz... Evet çocuklar da zaten sevgili hocam şöyle bir gerçek de var ki çocuklar sofradayken çok daha iyi yediklerini söylüyor anneler.
Çok daha iştahlı. Başkalarını görüyor çünkü hele hele kendi yaşıtlarından birileri varsa sofrada biraz da onlara özenerek onların nasıl yediğini örnek alarak ona göre yiyorlar ya da yemiyorlar. Evet. Onun için sofra çok çok önemli. 6 aydan itibaren 6 aylıktan itibaren çocuklarımıza sofrada mutlaka bir yer ayıralım diyorsunuz.
Mutlaka lütfen. Sevgili hocam programımızın bugün de sonuna geldik. Önümüzdeki hafta tekrar devam edelim bu konuda. Çok çok teşekkür ederiz. Biz de size.
Katkılarınızdan dolayı. Sevgili dinleyenler sağlıklı bebekler için el ele programımızın bugün de sonuna geldik. Önümüzdeki hafta yine aynı konuda görüşmek istiyoruz, konuşmak istiyoruz. Sizler de lütfen radyolarınızın başında başka kimseciklere randevu vermeyin yine birlikte olalım diyorum. Ben Emine Ertürk Karaslan.
Uzman konuğumuz doçent doktor Fatma Nur Çakmak ve teknik pasada görevli arkadaşımız Cemre Akbulut. Hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı bebekler için el ele. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.