Anne ve bebeklerin solunum yolu hastalıklarından korunması
Anne ve bebeklerin solunum yolu hastalıklarından korunması
Anne ve bebeklerin solunum yolu hastalıklarından korunması
Yeni doğan bebekleri ve lohusa anneleri solunum yolu hastalıklarından korumak için grip aşısının zamanlamasını, el ve maske hijyenini ve hasta olduğumuzda evde kalmanın önemini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bu dönem solunum yolu enfeksiyonlarını sık görüyoruz; özellikle yeni doğan bebekler ve lohusa hanımlar bu konuda dikkatle korumamız gereken ama aynı zamanda korunması mümkün olan bir grup. Hastalıkları tedavi etmek, korunmaktan hem çok daha pahalı hem de aileye çok daha ağır bir yük getiriyor; evde bir hasta olduğunda hem hastalık daha kolay yayılıyor hem de bakıma ihtiyaç duyan kişi sayısı artıyor, iş gücü kısıtlanıyor.
Grip Aşısı Ne Zaman ve Kimlere
Mevsimsel grip aşısının Eylül-Ekim, en geç Kasım ayında yapılmasını öneriyorum; grip salgını çok yaygınsa Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisiyle Ocak ayında bile yapılabiliyor. Aşı olması gerekenler arasında 65 yaş üstü herkes, kreşe ve okula yeni başlayan çocuklar, astım ya da kalp hastalığı gibi solunum ve dolaşım sistemini ilgilendiren kronik rahatsızlığı olanlar, toplu taşımada çalışanlar, öğretmenler ve sağlık çalışanları var. Aşı olmak hastalığı hiç geçirmeyeceğimiz anlamına gelmiyor; virüs değişik şekillere girebildiği için vücut onu tanımayabilir. Ama aşılı kişiler hastalığı çok daha hafif ve kısa sürede atlatıyor. Aşı, sağlıklı olduğumuz bir anda yapılmalı; hafif bir kırgınlığımız varsa iyileşene kadar beklemekte fayda var.
Hasta Olduğumuzda Karantina İlkesi
Hasta bir kişi işyerinde ya da toplulukta bulunursa hastalığı adeta bir pinpon topu gibi herkese saçıyor. Bu yüzden hasta olduğumuzda mümkünse evde kalmalı, işe gidip gelirken sadece ihtiyaçlarımızı karşılamak için çıkıp evdeki istirahatimize devam etmek yerine tam anlamıyla evde durmalıyız; bu yüzyıllardır bilinen karantina ilkesinin küçük ölçekte uygulanması. Yeni doğan bebeklerin ve sağlıklı bebeklerin kontrole gittiği poliklinikler mümkünse hasta kişilerin bulunmadığı ayrı bir alanda olmalı, çünkü topuk testi ve işitme testi gibi zorunlu kontroller sırasında bebeği hasta bir ortama sokmuş oluruz.
El ve Maske Hijyeni
Ağız, burun ve gözümüze elimizle dokunduğumuzda üzerimizdeki mikropları oraya taşımış oluyoruz; solunum yolu enfeksiyonlarının en sık belirtileri olan gözde sulanma, burun akıntısı, öksürük hep bu yolla yayılıyor. Bu yüzden yeni doğan bebeğin ya da lohusa annenin bulunduğu eve, evdeki biri hasta değilse bile, hasta ziyaretçileri kabul etmemek öneriliyor. Aynı evde yaşayan biri hastaysa evde sürekli maske takması, elini sık yıkaması gerekiyor. Bir maske birkaç kuruş, el yıkamak tamamen bedava, ama ikisi de hayat kurtarıcı önlemler. Toplu taşıma araçlarında tuttuğumuz demirlerde mikroplar iki saat kadar canlı kalabiliyor; bu yüzden indiğimde elimi hemen ıslak mendille silmeyi alışkanlık haline getiriyorum, bu gerçekten etkili bir önlem. Öksürürken ya da aksırırken ağzımızı kapatamadıysak bile en azından kendi elimizle ağzımızı örterek başkasının mikrobunu almamaya çalışabiliriz.
Bu önlemler bazen aşırı temkinli görünebilir, ama unutmayalım ki çocuklarımızın sağlığında aldığımız küçük tedbirler hayatını kurtarabiliyor. Hastalığı fark etmeden eve taşıyıp bebeğimize bulaştırdığımızda kulak iltihabı, zatürre, bronşit gibi ciddi tablolarla, hatta yoğun bakım gerektiren durumlarla karşılaşabiliyoruz. Hasta olan kişileri evde ziyaret etmemek ya da hasta ziyaretçileri eve kabul etmemek hiç ayıp değil; çocuğumuza istemeden hastalık bulaştırmaktansa bu konuda özenli davranalım.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Müzik
Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz.
Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı bebekler için El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karahaslan, Teknik Basada Cemre Akbulut, hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Fatma Nur Çakmak'la bugün anne ve bebek sağlığı açısından, solunum yolu enfeksiyonlarından korunmanın yollarını konuşacağız.
Hoş geldiniz sevgili hocam. Nasılsınız Emine Hanım? Teşekkür ederim. Sizler nasılsınız? Teşekkür ederim.
Bu ara maalesef çok sık solun yolu enfeksiyonları görüyoruz. Çeşitli nedenlerle olabiliyor bu. O nedenle bu konuyu gündeme getirdiğiniz için size çok teşekkür ederiz. Çünkü özellikle yeni doğan bebekler ve lohusu hanımları korumamız gereken bir hastalık. Ve korunabilecek de bir hastalık.
Onun için umarım ki ailelerimize faydamız olur. İnşallah diyorum. Sevgili hocama o zaman hemen ben sözü size bırakayım. Diyeyim ki yeni doğanın ve annelerimizin enfeksiyonlardan korunması için neler yapmamız gerekiyor? Anneler neler yapması lazım?
Çevresindeki insanlar, işte diğer ebeveynler, kardeşler, akrabalar, diğerleri neler yapması lazım? Doktorlar neler yapması lazım? Bu konuda neler söyleyeceksiniz? Mevsimsel grip hastalığının güzel aşısı var Emine Hanımcığım. Hastalıklardan korunmak biliyorsunuz hep konuşuyoruz derneğimizin sloganı haline geldi. Ve sizin programlarınızın.
Tedaviden çok korunmaya önem vermeniz gerekiyor. Evet, evet. Çünkü bu Dünya Sağlık Örgütü'nün, bizim Sağlık Bakanlığımızın ve pek çok sağlık kurulunun ve kuruluşunun önerisi de bu zaten. Çünkü biliyoruz ki hastalıkları tedavi etmek çok daha pahalı olanı. Ve çok zaman alır. Evet, evet.
Dile manevi aile için çok ciddi bir külfet getiriyor. Çünkü aile içinde bir hasta kişinin olması hem hastalığın yayılmasını kolaylaştırıyor, hem de bakıma ihtiyacı olan kişi sayısını artırıyor. Dolayısıyla iş gücü kısıtlanıyor. Aile içindeki dengeler bozuluyor. Özellikle çocuklarımızda ve hasta kişilerde iştah problemleri dolayısıyla beslenme sorunları ortaya çıkıyor.
O nedenle mutlaka öncelikle korunmak lazım. Bunun korunma yollarından bir tanesi de en güzeli aşılanmak. Grip aşıları var. Sağlık Bakanlığımız 65 yaşın üstündeki kişileri grip aşısıyla aşılıyor. Ne zaman aşı oluyor yalnız?
Mümkünse Eylül-Ekim aylarında, Kasım ayında. Hadi diyelim ki en geç Aralık ayında. Ama ideal... Aralık ayına kadar sarkabiliyor hocam. Aralık ayına kadar sarkabiliyor.
Hatta eğer grip salgını gibi hastalıklar çok sık görülüyorsa, Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri arasında bu aylarda bile, yani Ocak ayında bile grip aşısının yapılabileceği vurgulanıyor. Yeni yayınlarda da bu söyleniyor. Onun için eğer grip aşısı olursak çok daha sağlıklı olanı.
Çünkü hem kendimizi koruyoruz. Hem çevremizi koruyoruz. Aşı olacak kişiler belli. Dediğim gibi öncelikle 65 yaşın üstündeki kişiler rahatlıkla olabilirler. Ve küçükler.
Evet küçük bebekler. Özellikle kreşe yeni başlayan, okullara yeni başlayan çocuklarımızın grip aşısıyla okul zamanında, dediğimiz gibi Eylül-Ekim, Kasım aylarında aşılanmasını öneriyoruz. Ve özellikle astım gibi, kalp hastalığı gibi solunum ve kalp ve akciğer yollarını ilgilendiren hastalıklar olduğu zaman, altta yatan hastalıklar olduğu zaman, mesela kalp hastası bir çocuğumuz,
geçirilmiş romatizmeye bağlı kalp hastalığı olan çocuğumuz veya astımlı bir çocuğumuz veyahut da herhangi bir şekilde akciğer hastalığı olan bir çocuğumuz varsa veyahut da yaşlılarımızda koah dediğimiz hastalıklar varsa, onların da mutlaka grip aşısıyla, mevsimsel grip aşısıyla Eylül-Ekim-Kasım aylarında aşılanmalarını öneriyoruz. Ve bunu zaten aile sağlığı merkezlerinde rahatlıkla temin edip aşılarına olabiliyorlar.
Aşı olmaya rağmen gene de hastalıklar geçirilebiliyor. Ama zaten aşıların temel amacı hastalıkları hafif geçiriyor olmak. Tam onu soracağım. Buyurun soralım. Yani aşı olduğu zaman, şunu anlamayalım o zaman,
hasta olmamak gibi, yani asla bu hastalık bize gelmez, biz grip aşısı olursak grip olmaz gibi bir düşünce o zaman olmasın diye. Hayır, hayır. Kesinlikle öyle bir şey yok. Ama grip bulaşabilir. Çünkü virütük bir hastalık olduğu için değil mi?
Virüsler sebep olduğundan olay, virüsler değişik şekillere girebiliyor. Doğru. Vücut bu sefer tanımıyor. Tanımadığı için de hemen ele geçirebiliyor. Rahatsızlık meydana çıkabiliyor bu zaman.
O zaman diyeceğiz ki grip hastalığını geçirebiliriz. Yine hasta olabiliriz ama daha az etkiyle, hafif etkiyle geçirebiliriz. Tabii çok daha hafif geçiriyoruz. Çünkü ben de eşimden biliyorum. Eşim de bir fabrikada çalıştığı için fabrikalarda genelde bütün işçilerin
Eylül-Ekim aylarında özellikle Eylül ayı çıkmadan aşı yapmayı uygun buluyorlar ve zorunlu aşı olmak zorundalar. Hatta iş yerinde gelip iş yeri hekimi yapıyor. Yani bir bizzat odalarında gelip yapıyor hatta öyle diyeyim. Bu durumda kesinlikle eşim daha az hasta oluyor ama mutlaka hasta oluyor. Yani benim kadar çok fazla hasta olmuyor ama daha hafif geçiriyor.
Çok kısa süre içinde iyileşebiliyor. Ve şu anda da etrafta duyuyoruz, arkadaşlarımızdan görüyoruz. Hala hazırda da arkadaşımızın iki tanesi rapordu şu anda. Evet, geçmiş olsun. Geçmiş olsun diyoruz buradan da.
Gerçekten çok ağır geçiriyorlar. Çok ağır geçiyor maalesef. Grip çok uzun sürüyor. Hele hele bizim gibi meslek erbapları çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Sesiyle eğer iş yapıyorsa, sesiyle para kazanıyorsa kesinlikle çok çok daha fazla dikkat etmeleri gerekir.
Ciddi kayıplara sebep olabiliyor yani. Çok. Şimdi ben izindeki arkadaşımı bir eve çağırmak zorunda kalacağım. Evet. Veya o arkadaşınızın sorumluluğunu siz de üstleniyor olacaksınız.
Yani bir kişinin işini paylaştırmış olacağım. Tabii, tabii. Onun için yani sevgili anneler özellikle şimdi bizi genelde anneler dinlediği için sevgili dinleyenler lütfen aşı olalım. Bu saatte de hala aşı olmamışsanız mutlaka aşı olmaya çalışalım ki önümüzdeki zaman diliminde bize gelecek hastalıkları daha hafif atlatabilelim diyorum. Çok güzel.
Eşinizin iş yeri çok güzel bir örnek. Çünkü çok böyle çok güzel iş yerleri var ve gerçekten personeli devamlı olarak aşılanıyor. Grip aşısıyla aşılanıyor. Bahsettiğiniz gibi genellikle Eylül ayı içinde bu aşılama işlemi tamamlanmış oluyor ki ideal olan da o. Çünkü Eylül ayında hangi ay özellikle okulların açıldığı ay yani kalabalığın arttığı ay.
Sosyal ilişkilerin çok daha yoğunlaştığı insanların çok daha sık bir araya geldiği bu vesileyle… Bu vesileyle… Dolmuşların çok fazla kalabalık olduğu bir an. Tabii, tabii. O nedenle mutlaka Eylül ayı mümkünse Ağustos sonu gibi geliyor bu aşılar genellikle Ağustos sonu, Eylül başı gibi bu aşıları…
O aşıları… O okulda açılmadan aşılanmakta yarar var. Harika olur, çok güzel olur. Kimler aşılanacak ilave olarak demin bahsettiğimiz kronik hastalığı olan yani kalp hastalığı, akciğer hastalığı, böbrek hastalığı olan kişilerle ek olarak… Koah gibi hastalığı olanlar…
Solunlu olan hastalığı. Evet, aynı zamanda astım olanlar ve 65 yaşın üstünde yani akciğer ve kalp sağlığı tehdit altında olan kişilere yapılacağı gibi bu aşıların toplu taşımalarda çalışan personelin… Gene toplu iş yerlerinde olan mesela banka personeli, mesela öğretmenler, mesela sağlık çalışanları… Tabii en önemli. Bunların da mutlaka aşılanmalarını arzu ediyoruz ki bu hastalığıyla karşılaştıkları zaman onlar da hasta olmasınlar.
Ciddi hastalığı, yani hasta olsalar bile hafif geçiriyor olsunlar. Hastane bakımı, antibiyotik tedavisi… Çünkü antibiyotik tedavisi grip hastalığı için geçerli, yeterli ve gerekli olan bir şey değil. Ancak grip hastalığı bazen o kadar ağır geçiyor ki vücut direnci kırılarak yeni mikroplara zemin hazırlanıyor. Ve dolayısıyla asıl gripten korktuğumuzdan çok kulak iltihabına yol açabiliyor, sinüziteye yol açabiliyor.
Zatürreye, bronşiteye yol açabiliyor. O zaman da özellikle de yeni mikroplar eklenmişse mutlaka tedavisi gerekiyor, antibiyotik tedavisi. Dolayısıyla hem sağlıklı kişinin sağlığını kaybetmesi yanı sıra bir sürü ilaç kullanma ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bedeni bir de o yönden risk altına girmiş oluyor. Öbür taraftan iş gücü kısıtlandığı için toplum sağlığına da korunması gerektiği için işine gidemiyor oluyor.
Ve iş yerinin yükü artmış oluyor. Sizin demin çok güzel vurgularınız gibi sorunlar yaşanabiliyor. O nedenle neler yapacağız? Birincisi bir defa en kolay olanı aşılamaları. Eylül ayı içinde mümkünse hadi biraz daha sürülür.
Eylül başında diyelim. Ekim diyelim. Haydi hiç yaptıramadık bir şeyler oldu oldu. Engeller çıktı çıktı. Kasım'da bu aşılama işlerini bitirmiş olalım istiyoruz.
Peki hocam şöyle bir şey sorabilir miyim? Aşılama işlemini nasıl bir zamanda zamanı söylediniz ama insan açısından ne tür bir zamanda tercih edecek? Mesela ben diyorum ki hafif bir kırgınlık varsa bu aşıyı yaptırırsak direkt hasta oluruz. Ben öyle düşünüyorum. Prensip olarak Eminen'cığım aşılar daima sağlıklı kişilere yapılır.
Çünkü amaç sağlığı korumak zaten. Eğer ufak tefek hastalığı varsa Eylül ayı içinde birazcık kırgınlık hissediyorsa birazcık beklenir. Kendini hastamız iyi hissettikten sonra yapılır. Hiçbir sakıncası yok. Ama diyelim ki aile içinde enfeksiyon var.
İşte tam onu söyleyecektim yani. Aile içinde birisi hasta. O zaman kişi grip aşısı olursa bu sefer hani hasta olan zaten etkilendiği için çok daha ağır geçirirdi. Aşıdan gelen mikrobu birazcık daha ağır geçirmiş olur. Zaten prensip olarak.
Sağlıklıysa yani herhangi bir sıkıntısı yoksa o zaman çok hafif atlatıyor. Mutlaka aşı yapıldıktan sonra bir kırgınlık oluşabiliyor vücutta. Direnç gösteriyor çünkü vücut. Direnç gösterdiği için de kişide hastalık başlangıcı gibi bir süreç oluşuyor. Hafif bir burun akıntısı bir defa kol ağrısı olabilir bir miktar.
Hafif bir burun akıntısı. Hafif bir kırgınlık. Hafif bir ateş olabiliyor. Gerçekten hiçbir şey olmadan da ayakta geçiren bir sürü. İnsan da var tabii.
Tabii ki. Bazı insanlar biraz daha duyarlı oluyor. Biraz daha ağır geçirebiliyorlar. Bu kişisel farklılıklara bağlı. Ama sonuçta grip aşısı.
Ama sağlıkta olduğu anı. En güzeli o. Eğer böyle aileş. Tespik edip o zaman yaptıracak aşısını. Evet kesinlikle en sağlıklı anda yapılmasına yarar var.
Ama dediğimiz gibi eğer aile içinde bir grip var da aman işte yaşlığımızda hasta olmasın veya bebeğimizde hasta olmasın diye bir yaklaşım varsa o zaman sağlık çalışanı arkadaşlarımıza danışarak iyi bir muayeneden sonra bir sorun yoksa çok orada karar verilip o karar uygulanabilir. Şimdi dedik ki hastalar hasta insanlar olabiliyor. Çevremizde gene ne olursa olsun aşılansak da hasta olabiliyoruz. Hasta olduğumuz zaman ne yapacağız?
Hasta olduğumuz zaman birincisi kendi sağlığımızı koruyacağız. Önce biz sağlıkta olacağız. Ne yapacağız? O zaman gideceğiz. Evimize güzel.
Kendi bakımımıza bakıma alacağız. İşte istirahatimizi yapacağız. Beslenmemize dikkat edeceğiz. Nelere dikkat edeceğiz özellikle? Meyve bu turunçgillere biraz daha ağırlık vererek.
Sarımsak, soğan gibi gıdalara biraz onların etkilerinden yararlanarak ilerleyeceğiz. Ve istirahat edeceğiz. İstirahat etmede birincisi kendi sağlığımızı koruyor gibi görünsek de aslında temel olarak çevremizin sağlığını koruyoruz. Şimdi hasta olan arkadaşımıza rapor verildi dediniz. Tabii ki rapor verilecek.
Çünkü sizi de koruyoruz bir raporla. Burada çalışan 20 arkadaşınız çalışıyorsa bir kişi 20 kişiye hasta ediyor. Buna ne diyoruz? Pimpon etkisi diyoruz. Yani ben elime topu alıyorum herkese fırlatıyorum hastalığı.
Tek tek tek tek saçıyorum. Ve öyle olmasın diye hasta kişi evde tutacak. Evde bulunacak. Mümkünse hiçbir şekilde yani. Ay ben istirahat diyeyim.
Hadi gideyim biraz alışveriş merkezinde dolaşayım. Hadi biraz gideyim çocuklarımın ihtiyaçlarını karşılayayım da evime geldiğimde istirahatime devam edeyim değil. Çünkü evde durmanın asıl amacı bu çok yıllardır bilinen bir şey. Karantina adıyla bilinen şey. Hasta kişi evde durur ki hastalığı ne olursa olsun bulaşıcı bir hastalığı varsa bu ishallerde de geçerli.
Son yolu enfeksiyonlarında da geçerli. Hasta kişiyi evde tutuyoruz ki çevreye yayılmasın. Yayılmasın. Veyahut da diyelim ki o bölgede çok sık görüldü. Mesela bizim apartmanda diyelim çok fazla grip hastalığı var.
O zaman etrafa o grip hastalığını yaymamak amacıyla ne yapıyoruz? Apartmanını korumaya alıyoruz. Veyahut da köy korumaya alınıyor. Karantinaya alınıyor. O köye giriş çıkışları engelleniyor.
Bu yüzyıllardır bilinen bir gerçek. Onun için biz bu gerçeği kendi içimize kendi irademizle uygulayalım ki çevremizde bu vesileyle koruyalım. O zaman hocam çok özür diliyorum. Hemen bir ekleme yapmak istiyorum. Şimdi büyük şehirlerde özellikle alışveriş merkezleri var.
Hem de nasıl bir kaynak hastalık için? Yani hastalıklar için çok büyük bir risk. Şimdi o zaman hasta olma riski ya da yeni anneler diyelim. Bizim şimdi sağlıklı bebekler için el ele olduğu için ben direkt anne ve bebek sağlığı açısından düşünüyorum. O zaman diyeceğiz ki yeni doğan kişi hani çok fazla loğusa döneminde işte kırk çıkmadan dışarı çıkmayanlar da var ama bir hafta on gün sonra da dışarı çıkan anne ve bebekler var.
Bazen de çıkmak zorunda kalıyorlar. Bazen de çıkmak durumunda kalıyorlar. Yok toplu testine gidiyor. Aşı olmaya gidiyor. Mutlaka o zaman esas bu durumda çıkmak durumunda olanlar için neler yapmamız gerekiyor?
Ya da çıkmak durumunda olan anneler kendi sağlığını ve bebeklerinin sağlığını korumak için neler yapmaları gerekiyor? Bence onları konuşalım ki daha şey olsun. Hassas olduğumuz alan çünkü anne ve bebek sağlığı. Kişilerin bir defa yeni doğan bebeklerin yani sağlam yeni doğan bebeklerin kontrollere gittiği merkezler genellikle hastaların olmadığı yerlerde olmalı. Yani ayrı bir poliklinik şeklinde hizmet verilmeli sağlık çalışanları için.
Hastalarla temas edecek ortamlar hazırlandığı zaman bu çocuklar için kaçınılmaz oluyor. Yani bu annenin bebeğin koruyuculuğu değil artık burada sağlık çalışanının koruyuculuğu gündeme geliyor. Eğer aile sağlığı merkezinde yeni doğan bebeklerin takip edildiği veya hastanelerimizde yeni doğan bebeklerin takip edildiği merkezler hastaların giriş çıkışının olmadığı onların da adeta yeni doğan bebeği karantinaya yani korumaya almış olduğumuz bir yerde yeni doğan bebeklerin takip edilmesi.
Çünkü yeni doğanla topuk testi yapılmak zorunda. Yeni doğanla işitme testi yapılmak zorunda. O zaman hastaların olmadığı, hastaların giriş çıkışının olmadığı yerler ayarlanmalı. Hastanelerde ve polikliniklerdeki çocuklarımıza ve annelerine bunu bulaştırmayalım. Ayrıca hasta kişiler eğer diyelim ki sağlık çalışanında hasta olabilir.
Veyahut da anne veya aile içinde birileri hasta olabilir. O zaman onlar ne yapacaklar? Her şeyden önce el yıkamaya çok özen gösterecekler. Ağız burun kapa. Ağız burun ve gözse elimizi sürdüğümüz anda en fazla mikrop elimizde olduğu için ağız burun elimize sürdüğümüz anda mutlaka oralara yani ağzımıza burnumuza gözümüze mikrobu yayıyoruz.
Ve sonun yolu enfeksiyonlarına en sık rastladığımız şikayetlerden biri gözlerde sulanmalar, çapaklanmalar, kulak şikayetleri, burun akıntısı, öksürükler, aksırıklar olduğuna göre demek ki el temizliği burada biraz daha ön plana çıkıyor. Eğer yeni doğan çocukların ve bir yaşın altındaki bebeklerin bu hastalığa daha fazla yatkın olduğu düşünülecek olursa ve lohusalarla hamilelerin o zaman onların bulunduğu ortamlardaki kişilerin bir defa kesinlikle mümkünse o kişileri ziyarete gitmeyeceğiz.
Kesinlikle ama diyelim ki aynı evde yaşıyor baba hasta oldu. O zaman ne yapacak? Baba maske kullanacak. Devamlı ev içinde maske kullanacak. Ve ortalar saçmayacak.
Evet evet. Maskeler çok koruyucu. El yıkamak çok koruyucu. Ve çevre temizliği çok önemli. Mesela demin bahsettiğiniz bu alışveriş merkezlerinde.
Şimdi hepimiz ister lohus olsun, ister çocuk olsun, ister bebek olsun, isterse hiç yaşlı kişiler olsun, isterse de normal genç erişkin kişiler olsun, sağlıklı kişiler olsun. Onların bulunduğu ortamlarda neyse grip yani toplu bir yere gidiyorsak eğer toplu taşımacılığı kullanıyorsak ve biz hastaysak ve o oralara gitmek durumundaysak el temizliğimize çok dikkat edeceğiz. En önemlisi hep altı çizilerek vurgulanan ve maske kullanmak çok önemli ki etrafa mikrobu dağıtmayalım.
Gördüğünüz gibi hep diyoruz ya en basiti en kıymetlisidir yöntemlerin diye. Ve sağlığı korumak hastalıkları tedavi etmekten çok daha kolay ve ucuzdur. Bir maske nedir ki? Dünyanın en ucuz şeyi neredeyse 3-5 kuruş kadar değerinde. Bir el yıkamak nedir?
Herkes zaten elinle sabunla, akarsuyla yıkamak durumunda. Ama bunları yapmadığımız zaman yani maske kullanmadığımız zaman, el temizliğimize dikkat etmediğimiz zaman diyelim ki maske kullanmadan onlar da çok harika. İyi ki hatırlattınız. Evet çünkü her zaman her yerde elini yıkayamayabilir. Mesela ben herhangi bir toplu taşım aracına bindiğim zaman bir otobüse dolmuşa bindiğimde inerken tuttuğum yerlerden çok te oluyorum.
Haklısınız çünkü 2 saat orada mikroplar duruyor. Söylemek istediğimiz de o. 2 saat orada mikroplar duruyor. Ben iner inmez hemen elimi ıslak mendille siliyorum. Birazcık hani içimi rahatlatmak etkisi var mı diye söylüyorum.
Hayır çok etkili. Çünkü eve gelene kadar elimi yüzüme sürebilirim, gözüme sürebilirim hesabıyla ben hemen indiğim anda ıslak mendili çıkarıp siliyorum. Harikasınız çok güzel. Aynen bu tavsiye ediliyor zaten yani Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri arasında. Mutlaka el temizliğinize dikkat edin, mutlaka maskenizi kullanın.
Ama bunların yapılmadığı ortamlarda bulunuyorsak. Mesela ben aksırdım ama veya öksürdüm ama ağzımı kapatamadım o sırada. Evet. Kapatmadım ya da kapatamadım. İkisi de olabiliyor maalesef çünkü.
O zaman ne oluyor? Bir defa etrafa bol miktarda saçmış oluyoruz. Hadi saçlık bitti diyelim. Ama öyle bir durumda da ne yapabiliriz? Biz kendi elimizle ağzımızı kapatabiliriz.
Veya elimizdeki mendille kendi ağzımızı burnumuzu kapatabiliriz ki o aksiren, öksüren kişinin mikrobunu biz almamış olalım diye. Yapabileceklerimizden bir tanesi de bu. Ama diyelim ki o da olmadı. O mikrob orada işte sizin bahsettiğiniz otobüsün veya toplu taşımacılığın elimizle tutunduğumuz demirinde iki saat duruyor. Veya mesela.
Kapı kolu. Kapı kolu. Harikasınız kapı kolu. Veya işte sizin elinizde şu anda kalem var mesela. Siz öksürdünüz kaleminize doldu.
Elinizde kalem varken ağzınızı kapattınız. Öksürdünüz kaleme de geçti. Ben de sizin kaleminizi kullandım. Ben sizin mikrobunuzu almış oldum. Veya siz telefonla konuşuyorsunuz.
Telefonu bana uzattınız. Sizin telefonunuzu da ben de almış oldum. Bunlara çok dikkat etmek gerekiyor. Belki insana sen de ruh hastasısın herhalde dedirtecek kadar ciddi önlemler gibi gelse de bunlar hayat kurtarıcı önlemler. Çünkü hiç unutmayalım ki sevgili anneler babalar çocuklarımızın sağlığında aldığımız küçük önlemler onların hayatını kurtarıyor.
Çünkü diyelim ki biz buna dikkat etmedik ve kendimiz hasta olarak eve döndük. Hastalığı alarak döndük. Hastalığı alır almaz hemen hasta olmayabiliyoruz. Birkaç gün alabiliyor hastalıktan sonra şikayetlerin ortaya çıkması. Bu dönemde çocuğumuza bunu bulaştırdığımız anda çocuğumuz hastaneye yatacak kadar ciddi hasta olabilir.
Neler oluyor? Dedik ki işte boğaz iltihabı olabilir, kulak iltihabı, zatürre, bronşit gibi hastalıklar. Zatürreden çok ciddi sıkıntıyla yoğun bakımlarda izlenecek kadar ciddi hasta olan çocuklarımız var. Ve kaybettiğimiz çocuklarımız var. Ne yazık ki.
Ama onlardan korunmak bu küçük önlemlerle. Çok iyi el yıkamak, çevre temizliğine çok dikkat etmek ve hem kendi sağlığımızı aynı zamanda toplumun sağlığını düşünerek gittiğimiz zaman çok sağlıklı oluyoruz. Diyelim ki her şeye rağmen hasta olduk. O zaman ne yapıyoruz? Doktora gidiyoruz.
Doktorumuzun önerdiği grip ilacı mı? Grip ilacı. Grip ilacı değil de başka mikroplar mı eklenmiş, hastalıklar mı eklenmiş? Onların tedavisini yaptıktan sonra ancak kendimize ve toplumumuza karşı sağlık borcumuzu ödemiş oluyoruz. Sevgili hocam bugün de programımızın sonuna geldik.
Bilmiyorum yani bu konuda söyleyecekleriniz var mıydı daha. Son olarak eklemek istediklerinizi alalım, konuyu toparlayalım. Herkesin sağlığını korumasını rica ediyorum. Hasta kişilerin birbirlerine ziyaretlerine gitmemelerini, hastaları mümkünse eve kabul etmemelerini. Bunda ayıp ve günah yok.
Çünkü çocuğumuza hastalığı bulaştırmayı hiç kimse istemez. Biz belki farkında olmadan bunu yapabiliyoruz ama bu konuya çok özenli olmamızı rica ediyorum. Ve herkese sağlıklı mutlu günler diliyorum. Teşekkür ederiz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın bugün de sonuna geldik sevgili dinleyenler.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la bugün anne ve bebek sağlığı açısından solunum yolu enfeksiyonlarından bahsettik. Korunmanın yollarını sizlere anlatmaya çalıştık. Önümüzdeki hafta sağlıklı bebekler için hayatımızın ilk bin günü üzerine duracağız. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada Cemre Akbulut hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.