Güvenli yeni doğan
Güvenli yeni doğan
Güvenli yeni doğan
Güvenli bir yeni doğanın temel ihtiyaçlarını; sevgi, beslenme, sıcak tutulma, aşılama ve cinsiyet ya da görünüm farkı gözetmeden kabul edilmeyi anlatıyorum. Ayrıca karar gecikmesinin anne ve bebek sağlığını nasıl tehdit ettiğinden bahsediyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Güvenli yeni doğan dediğimizde aslında çok basit bir şeyden bahsediyoruz: ihtiyaçları karşılanan bir bebekten. Bu ihtiyaçların başında annesiyle ve ailesiyle birlikte olmak, sevgi görmek geliyor. Her çocuğun sadece bir annesi bir babası vardır; bizim birden fazla çocuğumuz olabilir ama onların bizden başka kimsesi yok. Bu yüzden önce anne baba sağlıklı olmalı ki çocuğa güvenli bir aile ortamı sunabilsin.
Bebeğin beyni açlığa ve oksijensizliğe tahammül edemez; doğar doğmaz beslenmeye ihtiyacı vardır. Son yıllarda doğar doğmaz bebeğin annenin koynuna verilmesini öneriyoruz, çünkü bu hem anne sütünün oluşumunu artırıyor hem de bebeğin ilk sütten, yani antikorlarla dolu o değerli gıdadan daha bol yararlanmasını sağlıyor.
Isı kaybını önlemenin en basit yolu: kanguru yöntemi
Bebeğin beyin gelişimi henüz yeterli olmadığı için ortam ısısından çok çabuk etkileniyor. Hava sıcaksa ateşi yükselebiliyor, soğuksa vücut ısısı hızla düşebiliyor. Hastanede çalıştığım yıllarda bebek ateşinin 33-34 dereceye kadar düştüğü durumlarla karşılaştım; bu da yüksek ateş kadar tehlikeli, beklenmeyen bir durumdur.
Bunu önlemenin en basit ve en ucuz yolu kanguru yöntemi: bebeği annesinin, babasının ya da büyükannesinin koynunda taşımak. Bebek hem erişkinin vücut ısısıyla dengede kalıyor hem de sıkıca sarılmış olmanın verdiği güvenle rahatlıyor. Bir yerden bir yere nakil gerekiyorsa bu şekilde taşımak çok daha güvenli; ama arabaya biniyorsak emniyet kemerini takmayı da unutmamak gerekir, çünkü her çocuğun sadece bir annesi babası var. Bebek koltuğu kullanırken de sadece oturtmak yetmiyor; koltuğun kendisinin de araca sabitlenmesi, ani frende bebeğin savrulmasını önlemesi gerekiyor. Kendi emniyet kemerimizi takmadan bebeğin güvenliğini de sağlayamayız — uçaklarda söylenen gibi, önce kendi maskenizi takın, sonra çocuğunuzunkini.
Karar gecikmesi hayat kurtaran süreyi çalıyor
Yeni doğanlarda ve lohusalarda tıbbi bakıma ulaşmayı geciktiren üç aşama var. Birincisi karar verme aşaması: bebekte sarılık gibi sık görülen bir durum olduğunda "herkeste olur, bizim de çocuğumuzda olmuştu" diyerek hastaneye gitmeyi ertelemek çok yaygın bir hata. Sarılıklı bir bebek, kim ne derse desin, vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna götürülmelidir. İkinci aşama ulaşım — özellikle kış aylarında yol kapanması gibi nedenlerle sağlık hizmetine ulaşmak gecikebiliyor. Üçüncüsü de gidilen yerde sağlık çalışanına ulaşamamak.
Bu gecikmelerin bedeli ağır: dünyada her yıl yaklaşık 500 bin anne hamilelik ve doğuma bağlı nedenlerle, 4 milyon bebek de ilk ay içinde kaybediliyor. Ama bunların yüzde 80'i önlenebilir nedenlerle oluyor — kanama, kansızlık, enfeksiyonlar gibi. İyi bir gebelik takibiyle, küçük bir demir hapıyla ya da zamanında başlanan bir antibiyotik tedavisiyle bu ölümlerin büyük kısmını önleyebiliyoruz. Bu yüzden lohusa ve bebek ziyaretlerine hasta olan kimsenin gitmemesini, iyileşince gitmesini rica ediyorum; kış aylarında solunum yolu enfeksiyonları hem anne hem bebek için ciddi risk taşıyor.
Yeni doğanın aşılanması da güvenliğinin bir parçası. Sağlık Bakanlığımızın uyguladığı programla bebeğe doğar doğmaz Hepatit B aşısı yapılıyor, çünkü anne taşıyıcıysa doğum kanalından bebeğe geçme ihtimali var; bu durumda aşıya ek olarak koruyucu bir madde de uygulanıyor.
Cinsiyet ve görünüm farkı gözetmeden kabul etmek
Güvenli bir yeni doğanın temel ihtiyaçlarından biri de kabul görmek. Kız çocuğu da erkek çocuğu da başımızın tacı; bu konuda özellikle babalara büyük görev düşüyor ki anneler üzerinde baskı oluşmasın. Aynı şekilde bebeğin görünümündeki farklılıklar — yarık damak, yarık dudak, kulak kepçesindeki değişiklikler gibi — kabul edilmeli ve suçlama aracına dönüştürülmemeli. Önemli olan o anda bebeğin hangi desteğe ihtiyacı olduğu; örneğin yarık damaklı bir bebeğin beslenmesi anne için zor olabiliyor, bizim görevimiz emzirmeyi ya da sağılan sütle beslenmeyi kolaylaştırmak.
Çocuklarımızı ve kadınlarımızı şiddetten ve taciz olaylarından korumak da güvenli yeni doğan kapsamının bir parçası. Çocuk yaştaki evlilikler hem annenin hem bebeğin sağlığını ve geleceğini tehdit ediyor; bedeni henüz gelişmemiş küçük yaştaki bir kız çocuğu ne kendine ne bebeğine gerektiği gibi bakabiliyor. Bunlar toplum sağlığını doğrudan zedeleyen konular ve hepimizin dikkatini gerektiriyor.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Müzik Müzik Müzik
Müzik Müzik Müzik Müzik Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız,
sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor.
Ben Emine Ertürk Karaslan, teknik basada görevli arkadaşım Cemre Akbulut, hepinize sağlıklı günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz. Hoş bulduk. Nasılsınız Emine Hanım?
Görüşmeyeli. Teşekkür ederim sevgili hocam. Sizleri görmek bizi de mutlu ediyor. Aynı şekilde umarım bizi dinleyen aileler ve yavrularımız da sağlıklı ve mutlulardır. Ve daha da güzel günler onları bekliyordur.
Tabii ki teşekkür ederiz. Umarım biz de faydalı oluyoruzdur annelerimize, babalarımıza. Fatma Nur Çakmak'la bugün Güvenli Yeni Doğan için yapılması gerekenlerden bahsedeceğiz. Yayın dönemimiz başladığından beri sağlıklı anne baba olmak, sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, anne baba adaylarının yapması gerekenler,
güvenli annelik, güvenli yeni doğan bebeklerden, çocuklarımızı iyi faaliyetlere yönlendirmenin öneminden bahsettik. Bugün de sağlıklı, güvenli yeni doğan için neler yapılması gerektiğinden bahsedeceğiz. Sevgili hocam, güvenli yeni doğan ne demektir? Şimdi benim için de sağlıklı deyim olduğu için tabii ki çok sizden duyduğum kadarıyla tahmin etmeye çalışıyorum. Annelere, babalar, toplum ne anlayacak güvenli yeni doğan dendiğinde?
Güvenli yeni doğan ne demek? İhtiyaçları karşılanan yeni doğan demek. Bebeğin ne ihtiyacı olacak? Çok basit şeyler aslında. Bir tanesi annesiyle ve ailesiyle birlikte olma ve sevgiye ihtiyacı var.
Geçen programlarımızda konuştuğumuz, anne baba adaylarına çeşitli mesajlar ilettik. Aman ne olur siz sağlıklı olun. Ne diyoruz? Hep her çocuğun sadece bir annesi babası vardır.
Bizim birden çok çocuğumuz olabilir ama diyoruz. O nedenle öncelikle anne baba sağlıklı olacak ki çocuğumuza güvenli bir ortam, önce anne baba sağlıklı olabilecek ki çocuğumuza güvenli bir aile ortamı sağlayabilelim. Çünkü çocuğun temel ihtiyacı bu. Temel gereksinimi bu.
Diğerine bebeğin beslenme koşulları. Çocuğun anne sütü almaya hakkı var. Uygun beslenmeye hakkı var. Yeni doğan bebeğin. Çünkü bebeğin beyninin tahammül edemediği şeylerden bir tanesi oksijensizlik yani havasızlık.
Bir diğeri de açlık. O nedenle bebeğin doğar doğmaz beslenmeye ihtiyacı var. O nedenle anne sütünü de artırdığı için son zamanlardaki uygulamalardan bir tanesi. Doğunca hemen annenin koynuna verilmesi, anne sütünün oluşumunun artırılması ve bu şekilde bebeğin anne sütünden daha bol yararlanmasının sağlanması. Yani bebeğin temel ihtiyaçlarından bir tanesi annesiyle ailesiyle birlikte olma ve sevgi.
Bir de annenin ilk sütü çok önemli midir? Çok önemli. Onun için hemen anneye uzatılıyor bebekler. Tabii o pek çok gıdalardan çok daha zengin. Onun yanı sıra antikor dediğimiz koruyucu maddelerden de bebeği hastalıklara karşı, çeşitli hastalıklara karşı koruyucu maddelerden de çok daha zengin.
Bebeğin ilk ihtiyacı olan gıda hazır oluyor zaten. Gene bebeğin güvenli bir yeni doğan olabilmesi için temiz bir ortamda ve sıcak bir ortamda bulunması lazım. Çünkü bebeklerin beyin gelişimi yeterli olmadığı için ortam ısısından çok çabuk etkileniyorlar. Eğer hava sıcaksa bebeğin ateşi yükselebiliyor veya hava soğuksa da bebeğin vücut ısısı düşebiliyor. Biz hastanede çalıştığım dönemlerde öyle olaylarla karşılaşmıştık ki Eminemciğim, bebeğin ateşi 35-34-33 yani neredeyse 30 derecelere yakın düşmüştü.
Bebeğin ateşinin yükselmesi, yeni doğan bebeğin ateşinin yükselmesi de beklenen bir şey değil. Halk arasında ateş denilen şey, yüksek ateşte beklenen bir şey değil. Ateşin düşmesi de beklenen şeyler değil. O nedenle bebeklerin uygun ortamda vücut ısıslarının temini gerekli. Bunun içinde ne oluyor?
Mesela bizim hastanede yaşadığımız olaylardan bir tanesi bu yüksek ateş veyahut da düşük ateşin çok düşmesiydi. Bu nasıl engelleniyor? Kanguru yöntemi denilen çok basit bir yöntemle. Dünyada bir söz var ya hani basit olan şeyler en iyilerdir diye gerçekten de pahalı veya ucuz olması fark etmiyor. Bu çok bedava bir yöntem takdir edersiniz.
Bir büyüğünün annesinin, babasının, büyükannesinin, büyükbabasının koynunda bebeğin bir yerden bir yere nakli. Bu kanguru yöntemi denilen şey. Çünkü bebek erişkinin vücut ısısıyla kendi vücut ısısının denge. Bir defa bebek çok iyi sarılıyor ailesi tarafından kucaklandığı için. Güvende hissediyor.
Hem güvende hissediyor aynı zamanda vücut ısısı da korunmuş oluyor. Şimdi önümüz kış. Hiç arzu edilmez ama gerekli olabiliyor bebeğin bir yerden bir yere nakli. İster yeni doğan döneminde olsun ister biraz daha büyük olduğu dönemlerde. Bebeği koynumuzda bir yerlere, kucağımızda bir yerlere götürüyor olmak.
Çok daha sağlıklı ve güvenli olanı ama tabii ki bu arada emniyet kemerlerimizi kullanmayı da unutmayacağız. Çünkü demin de konuştuğumuz gibi hepimizin birden çok çocuğumuz olabilir. Ama her çocuğun sadece bir annesi bir babası vardır. O nedenle lütfen kendinize iyi bakın. Emniyet kemerlerinizi kullanmayı unutmayın.
Hatta Amerika gibi bazı ülkelerde bebek koltuğu olmayan arabalarla bebeklerin nakli, yani bebek hastaneden taburcu bile edilmiyor. Yeni doğan bebeği mutlaka araba koltuğuyla nakli gerekiyor. Şimdi bizde araba koltuğu oluyor bazen ama araba koltuğu güvenli bir önlem alınmadan yerleştirilmiş oluyor. Bebek içine sadece oturtulmuş oluyor.
Yani araba koltuklarında uygun koşullarda alınması ve uygun koşullarda kullanılması öneriliyor. Neden? Çünkü araba koltuğuna bebeği koymak yeterli değil. Orada amaç ne? Bebeği ani bir frende fırlamasına engel olmak.
Eğer bebeği bağlarsak, bebeğin koltuğunu arabamıza bağlarsak ancak korumaya almış olabiliyoruz bebeği. İşte o zaman güvenli yeni doğan kapsamına girmiş oluyor. Gene kendi emniyet kemerimizi, arabayı kullanan anne baba veya yakınlar, herkes kendi emniyet kemerini ön koltukta oturan, arka koltukta oturan fark etmez. Herkesin emniyet kemerini kullanması halinde bebeğe güvenli bir ortam sağlanmış oluyor.
Çünkü kendimiz de koruyoruz, bebeğimiz de koruyoruz. Uçaklarda ne deniyor? Oksijen maskesini önce kendiniz takın, sonra çocuğunuza takın deniyor. Çünkü kendimizi korumadan... Kendimizi güvenli almadan başkalarının güvenliğini sağlayamaz.
Sağlamak mümkün değil. Önce kendimiz besleneceğiz, önce kendimiz koruyacağız. Ondan sonra da çocuklarımızı dolaylı olarak korumuş olacağız. O neden nedir ki sizin bu çok güzel programınızda haftalardır anne babanın sağlığını koruyarak gitmeye çalışıyoruz ki çocuğumuza sağlıklı bir anne baba, sağlıklı bir çevre.
Yani hem genetik hem çevre olarak çocuğumuzun sağlığı için gerekli yatırım yapalım. Çok güzel bir söz var. Her doğan bebek Tanrı'nın dünyadan yeni bir umudu. Eğer onlar bize umut, onlar bize hediye, onlar bize emanetse yeni doğan bebeklerimiz. O zaman biz de onlara sahip olacağız ve bu emaneti iyi koruyacağız.
Ona iyi bir gelecek hazırlayacağız. Bu da nasıl olacak? İşte annesiyle birlikte olacak, ailesiyle birlikte olacak. Orada sevgi görecek, uygun beslenecek, sıcak bir ortamda barınacak, temiz bir ortamda büyüzecek. Ve aynı zamanda ihtiyacı olduğu zaman da tıbbi bakım alabilecek.
Dediğimiz gibi hiç arzu edilmese de çok iyi bakım almış. Gebeliklerin sonunda bile bebeklerin ani tıbbi bakım gereksinimleri olabiliyor. O zaman da anında ulaşmak lazım. Tıbbi bakım deyince bir konuyu dile getirmekte yarar var Emine Hanım'cığım. Sağlık hizmetlerinde dünyada çok bilinen bir konu bu.
Bizim ülkemizde benzer sonuçları gösteriyor. Neler etkiliyor tıbbi bakım almayı? Bir tanesi karar verme aşaması. Şimdi bebek doğdu. En basit olaylardan bir tanesi sarılık oldu.
Genelde birçok bebeğin başına gelen. Bir sürü bebeğin başına gelir canım. Sadece sen mi anne baba oldun? Sizden başka anne baba yok muydu? Siz de bebekken sarılık geçirmiştiniz.
Konu komşu böyle diyebilir. Arkadaşlarımız aman canım bizim çocuklarımız doğmuştu diyebilir. Veya büyük anneler büyük babalar diyebilir. Kim ne derse desin sarılıklı bir bebek derhal hastaneye götürülmelidir. Bütün annelerden babalardan ricamız bu.
Çünkü bu karar almadaki o çok fazla karışıklık nedeniyle karar verme aşamasında çok büyük gecikme oluyor. Ve bu gecikme çocuklarımızı ve anneleri yani lohusu hanımları çok etkiliyor. Nasıl etkiliyor? Hastaneye geç karar veriliyor. Aman bir an önce hastaneye götürelim denmediği için.
Aman canım hepimiz de olmuştu bu dendiği için. Bir defa anne baba karar vermede çok zorlanıyor. Ve dolayısıyla ihtiyacı olan lohusu hanımlar ve ihtiyacı olan yeni doğanların evden çıkarılması gecikiyor. İkinci aşama ne? Şimdi önümüz kış.
Ulaşımda çok sıkıntı oluyor. Hele bazı yerlerde haberlerde duyuyoruz işte kar medenli yollar kapandı. İşte kimse ulaşamadı oraya gibi sıkıntılı durumlar. Yani ulaşma aşamasında sağlık hizmetlerine ulaşma aşamasında gecikme oluyor. Ve bu da anne ve bebeklere bağlı hastalık, sakatlık ve maalesef ölümleri çok artıran bir neden.
Bir diğeri de gittiği zaman diyelim ki bütün bu engeller aşıldı. Bir an önce karar verildi. Bir an önce ulaşıldı en yakın sağlık kuruluşuna. Ama gittiği yerde maalesef sağlık çalışanı bulamıyorlar. Tayin olmamış veya tek çalışanmış izne çıkmış gibi.
Herkesin dışında olan çeşitli nedenlerle. Ya da sağlık çalışanı kendisi de hasta olmuş olabilir. Evet. Sağlık çalışanı hasta da olsa çalışıyor. Doğrusunu isterseniz ben kendi hastanemizden biliyorum.
Ben eski ismi de Sosyal Sigortalar Kurumu Çocuk Hastanesi'nden emekli bir hekimim. Ve orada arkadaşlarımız Yenidoğan Kliniğinde çalışan ve bebek kliniğinde çalışan arkadaşlarımızın gerek çalışan, sağlık çalışan teknik personelimiz olsun, gerek temizlik işlerinde çalışan görevlerimiz olsun, gerek hemşirelerimiz, gerek asistan doktorlarımız ve gerekse uzman arkadaşlarımız olsun. Her düzeydeki sağlık çalışanı kapıdaki personelden en üst düzeydeki başhekime kadar.
Kollarında inanır mısınız kollarına intrak et dediğimiz damar tedavisi alarak ve kendi hastalıklarını erteleyerek damar tedavilerini hastane ortamında bebek bakımını üstlenerek götürerek tedavilerini aldığını ben şahidim. Öyle olduğu için de sağlık çalışanı hasta da olsa eğer oralarda yakın bir yerden ise mutlaka hisset vermeye devam ediyor. Ama o sırada olmamış olabilir dediğim nedenlerle. Ama o zaman ne oluyor? İşte anne ölümleri artıyor, bebek ölümleri artıyor.
En üzücü olan da bu. Neden? Çünkü anne ve bebek ölümleri daha önceki programlarda konuşmuştuk. Dünyada maalesef 500 bin civarında anne hamilelik ve doğma bağlı. 4 milyon bebekte.
Ve hemen hemen bunların 1 milyona yakını da ilk ay içinde kaybediliyor. Ve üzücü olan bu. Bu kadar ölümlü olması ama düşündürücü ve umut verici olan da bunların %80'i önlenebilen nedenlerle oluyor. Ne gibi nedenler? Mesela anne ölümlerinde en önemli nedenlerden bir tanesi kanamalar.
O nedenle karar verme çok önemli. Aman canın bütün lohusaların kanaması olur değil. Bir lohusanın kanaması oluyorsa derhal en yakın sağlık kuruluşuna gitmeli. Ki gerçekten herkeste olan bir kanama mı? Yoksa biraz daha önemli tedavi edilmesi gereken bir kanama mı?
Gene anne lohusalık ve hamileliğe bağlı anne ölümlerinde en önemli nedenlerden bir tanesi kansızlık. İşte iyi bir gebelik takibi olmuşsa, kansızlığı gebelik döneminde tedavi edilmişse bu ölümlerden korumuş oluyoruz. Yani bir küçücük hapla anneyi korumuş oluyoruz. Bebeğiyle yaşama, ailesiyle yaşama ve onları koruma şansını ve sorumluluğunu vermiş oluyoruz anneye. Bu bir küçücük hapla, demir hapıyla.
Onun için %80'inin hastalıklarının korunabilir olduğunu ve bebek ve anne ölümlerinin ve hastalıklarının %80'inin önlenebilir olduğunu bilirsek, o zaman sağlık çalışanlarına ulaşmayı biraz daha hızlandırmayı öğrenmiş oluyoruz. Onun yanı sıra enfeksiyonlar. Yani anne lohusa hanımın ateşi çıktı. Hasta halk arasında gayet iyi biliyor.
Lohusalar 40 gün kendilerini korumalıdır deniyor. Aman hasta olmayın deniyor. Bu nereden kaynaklanıyor? Annelerin bedenleri çok hızlı değişim geçirdiği için hamilelik ve lohusalık döneminde büyük bir hormon değişimi oluyor. Ve çok fazla da kan kaybı olduğu için.
Kan kaybı olduğu için. Annelerin bağışıklık sistemi çok değiştiği için yani hastalıklara dirence azaldığı için hamilelik ve lohusalık döneminde hastalıklara çok açık oluyor. Bebek ve lohusa ziyaretine giderken çok rica ediyoruz. Hasta kişiler lütfen gitmesinler. Kimse kimseye kırılmaz.
Bir telefonda herkes birbirine ulaşabiliyor. İyileşince gitsinler. Çünkü hastalık bulaştırılır. Ya da çok fazla kalmasınlar. Hiç gitmesinler.
Hasta olan. Çünkü kış mevsimi solunum yolu enfeksiyonlarının çok olduğu ve bulaşıcılığın çok olduğu bir mevsim. Çünkü kapalı ortamlarda yaşanıyor. Hani yaz olsa bahçede de kutlanılır. Ama bir telefon da kutlayarak gönül almak mümkün.
İyileştikten sonra gitmek çok daha sağlıklı olanı. Aman ne olur hasta bebeklere lohusalara giderken kimse hasta olmasın. Hasta olanlar da lütfen ziyaretlerini iyileşince. Çünkü gebelik ve lohusalığa bağlı anne ölümleri, bebek ölümlerini en çok artıran nedenlerden bir tanesi enfeksiyonlar. Özellikle de sonunum yolu enfeksiyonları.
Her iki tarafı da çok etkileyen bir şey. Bakınız şeylerde ilk ayda bebek ölümlerinin en önemli nedenleri. Bir tanesi erken doğum. Gene iyi bir hamilelik takibi olursa erken doğuma olabiliyor. Ne yaparsak yapanın olabiliyor erken doğum.
Ama onu engellemek için işte tedavi. Erken doğuma neden olan mesela enfeksiyonlar. Erken annenin geçirdiği enfeksiyonlar. Özellikle idrar dolu enfeksiyonları, mide barsak enfeksiyonları. Son aylarda geçirilen bu enfeksiyonlar.
Yakın komşuluk nedeniyle doğum kanalına bulaşma ihtimali var. Ve dolayısıyla erken doğumu tetikleyen nedenler arasında gösteriliyor. Yani prematür doğum dediğimiz bebekleri erken tetikleyen olaylardan. Bunlar tedavi edilirse dolayısıyla erken doğum önlenmiş oluyor. Yani küçük bir antibiyotik tedavisiyle ve iyi bir bakımla bunları erteleyebiliyoruz.
Doğumu erteleyebiliyoruz. Erken doğuma bağlı ilk prematüre bebeklerin ölümü biraz daha sık rastlanan bir şey. Gene iyi bir doğum olmazsa, uygun koşullarda doğum olmazsa ilk ayda bebekler kaybediliyor. Gene üçüncü en önemli neden bebek ölümlerinde, ilk ayda bebek ölümlerinde enfeksiyonlar. Çünkü bebeğin vücut ve zatürre dördüncü bir neden.
Herkes için geçerli. Ama yeni doğan bebeklerin bağışıklık sistemi gelişmemiş olduğu için yeterince kendilerini koruyamıyorlar. Onlar daha çabuk enfeksiyonlara yakalanabiliyorlar ve çok daha yakın takip gerektirerek, çok daha çabuk hasta olarak bütün vücuduna mikrop daha çabuk yayılıp tedavileri daha uzun sürebiliyor ve çok da başarılı olmadığı durumlarla karşılaşabiliyoruz. O nedenle demek ki bir hasta ziyaretine gitme, yani lohusa ve bebek ziyaretine hasta kişilerinin gitmemesiyle de çocuklarımızı hastalıklardan ve sakatlıklardan ve ölümlerden korumuş oluyoruz.
Onun için bu konuya da özen göstermemiz gerekiyor. Gene dedik ki yeni doğanın gereksinimleri arasında aşılanmalar var. Aşılanmalar yani güvenli bir yeni doğan olması için bu nedenle de Sağlık Bakanlığımız çok güzel bir şekilde aşı programları uyguluyor. Doğar doğmaz bebeklere aşı yapılıyor. Hangi aşı yapılıyor?
Hepatit B aşısı yapılıyor. Tabii en tehlikeli. Evet. Çünkü anne doğum kanalından bebeğe geçme ihtimali var. Eğer anne hepatit B taşıyıcısıysa tek aşı da yetmiyor.
Aşıyla beraber koruyucu bir maddenin de eklenmesi gerekiyor. Yani onun tedavisini de alması gerekiyor. Şimdi yeni doğanın temel gereksinimlerinden güvenli bir yeni doğanın olması açısından en önemli başlıklardan bir tanesi de cinsiyetinin ve görünümünün kabulü. Cinsiyetinin kabulü deyince ne geliyor? Kız erkek ayırımı olmayacak çocuklarımız arasında.
Kız çocuğumuz da başımızın tacı, oğlumuz da başımızın tacı. Her ikisi de çok kıymetli. Yeter ki sağlıklı olsunlar, mutlu olsunlar, güzel ve güvenli bir ortamda büyüsünler. Ama bu konuda tabii ki herkese iş düşüyor. Büyük anneler, büyük babalar, anneler, babalar çocuklarını kız çocuk ve erkek çocuk olarak kabul etmeliler.
Çünkü hepsinin de verdiği zevk farklı zaten. Tabii. Tat farklı. Tabii tabii tabii. Ayrıca onları neler bekliyor?
Onlar bize nasıl geri dönecekler? Onu da kimse bilmiyor. Mesela bazen atılmış çocuklar aileye çok daha fazla, atılmış ve itilmiş çocuklar aileye çok daha fazla değer verip ona çok daha fazla bakan, sonunda hayırlı evlat denilen gruba daha fazla girenler olabiliyor. Onun için çocuklarımıza cinsiyet ayırımı yapmıyoruz. Temel öğelerden bir tanesi.
Ama bu konuda en büyük görev hiç kuşkusuz ki babalara düşüyor. Ki annelere baskı olmasın. Anneler de çocuklarını kız çocuk, erkek çocuk ayırımı olmadan sevsinler ve büyütsünler. Gene görünümünün kabulü çok önemli. Çocuğun sakatlıklarının olması veyahut da işte yarık damak, yarık dudak gibi veya kulak kepçesindeki değişiklikler gibi bazı ciddi sıkıntıları olabiliyor bebeklerimizin doğum anında.
İşte bunların veya çok parmaklı olabiliyor veya ona benzer bazı şikayetleri olabiliyor. Bunların kabul edilmesi çok önemli. Bunlar da gene hep babalara çok büyük görev düşüyor. Ve anneyi bu konuda rahatlatması ve büyükannelerin büyük babalarında bunu bir suçlama aracı olarak görmemeleri. Yani acaba ki hangi tarafta böyle bir hastalık var diye araştırmaya gerek yok.
Kimde olursa olsun bizim için önemli olan o anda bebeğimizin bir bakıma ihtiyacı var mı? Mesela yarık damaklı, yarık dudaklı bir bebeğin beslenmesi anne için korkunç, zor. Onu kolaylaştırmak temel, biz erişkinlerin temel görevi aileye bu konuda destek vermek, anne sütü almasını kolaylaştırmak, annenin eğer gerekiyorsa sağması, sağmadan beslemek istiyorsa uygun desteklerle bebeğini emzirmesi konusunda yardımcı olmak, eğer tıbbi müdahale gerekiyorsa bir an önce yapmakta yarar var.
Aslında en önemlilerinden bir tanesi gene temel ihtiyaçlarından biri güvenli yeni doğan olmak için bebeğin nüfus rüzdanının çıkarılması. Biz çok şanslı bir milletiz. Özellikle Türk kadınları. Çünkü dünya kadınlarından çok daha önce Aralık ayının başında kutladık 5 Aralık. Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilmesini kutladık.
Bu vesileyle sevgili Atatürk ve silah arkadaşlarını bize bu güzelliği yaşattıkları için saygı ve minnetle tekrar analım ve sevgiyle. Ve çocuklarımıza da aynı güzelliği yaşatmak için el ele ve gönül gönüle vermeye devam edelim ki Dünya standartlarında hatta onun ötesinde gitsinler. Dediğim gibi 1944'te Fransa, İtalya, Yugoslavia gibi pek çok Avrupa ülkesi İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra kadınlarına seçme ve seçilme hakkını vermişken
biz 1934 yılında bu hakkı elde etmişiz. İlk kadın milletvekilimiz 1935'te bu hakla beraber seçilmiş ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne katılmış. Demek ki biz millet olarak kadınla çok kültürümüz öyle. Kadına değer veren millet. Yüzyıllardır Türkiye Cumhuriyeti tarihinde de olsun, Osmanlılar'da da olsun, Selçuklular döneminde de olsun
kadınlarına çok değer veren bir milletiz. O nedenle de kız çocuklarımız çok daha değerini korumalılar ve onları korumaya devam etmeliyiz. Ve tabii ki hem çocuklarımızı hem de kızlarımızı, kadınlarımızı şiddetten ve tacizden korumak da güvenli yenidoğanın açısından çok önemli. Çünkü maalesef gazete haberi olarak, televizyon haberi olarak çeşitli vesilelerle
şiddete ve tacize uğramış çocuklarımızla, kızlarımızla ilgili çok örselenmeler duyuyoruz. Ve bu arada bahsetmeden geçemeyeceğimiz konulardan bir tanesi de çocuk yaştaki evlilikler. Bunlar hem annenin hem yeni doğan bebeğin hem kendi sağlığını hem de geleceğini etkileyen olaylar. İstenmeyen gebelik diye başından beri sağlık, güvenli annelik güvenli yeni doğan kapsamında aman istenilen aralıklarda çocuk sahibi olsun.
Evlilik dışı ilişkiler yaşanıyor maalesef bu şiddet ve taciz olayları sırasında. Ve onun dışında istenmeyen gebelikler olabiliyor. Küçücük kız çocuklarımız evlendiriliyor. Ve onlar küçücük yaşta çocuk yaşlarında daha bedenleri gelişmeden hamile oluyorlar. Ve dolayısıyla ne kendilerine ne bebeklerine bakamıyorlar.
Ve her iki taraf içinde hem anne hem bebek açısından fevkalade tehlikeli bir ortam oluşuyor. Toplum sağlığı da bu şekilde zedeleniyor. Sevgili hocam bugün de programımızın sonuna geldik. Hatta biraz süreyi de aşıyoruz. Onun için son olarak bu konuda eklemek istedikleriniz varsa kısaca onları alalım.
Hepimize sağlıklı mutlu yıllar diliyorum Emine Hanım. Teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenler Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın bugün de sonuna geldik. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak ile bugün Güvenli Yenidoğan için yapılması gerekenlerden bahsettik.
Ben Emine Ertürk Karaslan. Teknik Basada görevli arkadaşımız Cemre Akbulut. Hepinize sağlıklı güzel günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.