Çocuklarımızı iyi faaliyetlere yönlendirmek
Çocuklarımızı iyi faaliyetlere yönlendirmek
Çocuklarımızı iyi faaliyetlere yönlendirmek
Çocuklarımızı spor ve güzel sanatlarla erken yaşta tanıştırmanın, akşam yemeğini ailece kutsal bir an haline getirmenin ve onlara zaman ayırmanın neden en büyük yatırım olduğunu anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Geçenlerde bir çocuk senfoni orkestrasının konserine gitmiştim; 8-15 yaş arası çocuklardan oluşan, henüz on bir aylık bu orkestra o kadar güzel çalıyordu ki gözyaşlarımı tutamadım. Üstelik konserin geliri dünyadaki tarım işçisi çocukların ihtiyaçlarına gidiyordu; kendileri henüz çocukken hiç tanımadıkları başka çocuklar için bir şeyler üretmiş olmaları beni çok duygulandırdı. Bu tür haberler bana çocuklarımızı iyi faaliyetlere yönlendirmenin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı.
Beden ve Ruh Dengesini Kurmanın Yolu
Çocuklarımızın hızla büyüyen bedenleri ile buna uyum sağlamaya çalışan ruhları arasında bir denge kurulması zaman alan bir süreç. Bu süreci kolaylaştırmanın en etkili yollarından biri onları erkenden spor ve güzel sanatlarla tanıştırmak. "Daha küçük, ne anlar müzikten, ne anlar spordan" demeyelim; doğumdan itibaren güzel, gürültüsüz müzik dinletebiliriz, kitap okuyabiliriz. Bir jimnastikçi, basketçi ya da futbolcu yetiştirmek zorunda değiliz; hafta sonu kar yağdığında evde kapanmak yerine çocuğu sıkıca giydirip kar topu oynamak, akşam yemeğinden sonra kısa bir aile yürüyüşü yapmak, alışveriş merkezinin kalabalık ve mikroplu ortamı yerine parkta vakit geçirmek bile yeterli. Önemli olan anne babanın bunu sözle değil davranışıyla göstermesi; çocuğa "sen spor yap" demek yerine ailece bir faaliyete katılmak çok daha etkili.
Akşam Yemeği Neden Kutsal
Çocuklarımızla bol vakit geçirmemizi, akşam yemeklerinde telefonları kapatmamızı öneriyorum; çünkü akşam yemeği ailenin bir araya geldiği, bütün güzelliklerinin parladığı an. Benim hayatımda en çok sevdiğim yiyeceklerden biri gofrettir; bunun nedeni gofretin lezzeti değil, babamı küçük yaşta kaybettiğimizde bize son getirdiği hediye olması ve "susadım ama boğazımdan bir şey geçmedi, size gofret aldım" demiş olmasıdır. Çocuklarımıza bıraktığımız en büyük servet pahalı hediyeler değil, birlikte geçirilen zaman ve emek; annemin pişirdiği bir yumurta bile bana çocukluğumun tadını hatırlatıyor. Bu yüzden çocuklarımızın büyüdükten sonra bizi, bize özgü o sofrayı özleyip geri dönmelerini istiyorsak, bugünden onlarla bu anıları biriktirmemiz gerekiyor.
Kitap Okumak İçin Yaş Yok
İki buçuk yaşındaki torunumun kendisi kitap istediğini, hatta hangi büyüğün nasıl okuduğuna göre seçim yaptığını görünce çok mutlu oldum; düz okumaktansa mimiklerle, sesleri taklit ederek, tiyatral okumak çocukların çok daha ilgisini çekiyor. Aileler genelde iki buçuk üç yaşından önce kitap okumanın gerekmediğini düşünüyor, oysa doğumdan itibaren çocuğa kitap okunabilir, müzik dinletilebilir; bir bebek bile müzik duyduğunda tempo tutmaya başlıyor.
Bunların hiçbiri para gerektirmiyor; bir parkta yürümenin, çocuğun kahkahasını duymanın parası yok. Yine de imkanı kısıtlı ailelerin çocuklarına spor etkinlikleri sunan vakıflar da var; bunlardan biri, kaybettiğimiz bir gencin adını yaşatmak için kurulan ve ihtiyaç sahibi çocuklara spor imkanı sağlayan bir vakıf. Sevgili anne babalar, çocuklarımıza daha fazla zaman ayıralım, onları spor ve sanatın güzellikleriyle tanıştıralım, ruhlarını bedenleri kadar besleyelim.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, En kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim.
Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaaslan, teknik basada görevli arkadaşımız Can İşcan,
hepinize sağlıklı, güzel günler diliyoruz. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Fatma Nur Çakmak'la bugün çocukları iyi faaliyetlere yönlendirmekten bahsedeceğiz.
Hoş geldiniz sevgili hocam. Merhaba, nasılsınız Emine Hanım? Teşekkür ederim. Sizinle güne başlamaktan onur duyuyorum. Bu yayın dönemimizde sağlıklı anne baba olmaktan başladık. Sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için anne adaylarının yapması gerekenlerden bahsettik.
Güvenli annelik ve güvenli yeni doğan bebeklerden bahsettik ve hala da bahsetmeye devam edeceğiz. Sağlıklı bebekler için El Ele programımızın bugünkü konu biraz daha farklı olacak. Hocam bugün gazetelere oldukça göze atmış ve etkilenmiş. Dün akşam da bir konsere gittiğinden bahsetmişti. O konserle ilgili de duygulanmış.
Onun için farklı bir konudan bahsedelim dedik. Çocuklarımızı iyi şeylere, iyi faaliyetlere yönlendirmek. Buyurun sevgili hocam ne diyeceksiniz? Çocuklarımız hepimize umut kaynağı. Bir söz var Emine Hanımcığım.
Çocuklar hepimize yaşama sevinci veriyor. Hepimize umut kaynağı oluyor. Onun ötesinde bir sürü güzel şey de öğretiyorlar. Hem yaşatıyorlar, aynı zamanda da öğretiyorlar. Dün çok bahsettiğiniz konserden çok etkilendim.
Çünkü o küçücük bedenleriyle ama o kocaman yürekleriyle muhteşem bir başarıya imza attılar. 6. Uluslararası Şefika Kutluer Festival programı çerçevesinde Eskişehir Tepebaşı Belediyesi iki elin sesi var. Çocuk Senfoni Orkestrası'nı izleme şansım oldu. Çocuklarımızla her zaman gurur duyuyoruz ama bazı başarıları insanı çok daha duygulandırıyor ve daha çok teşvik etmeye, daha çok çalışma isteği uyandırıyor bizde de, biz erişkinlerde de.
Dünkü programındaki çocuklarımız, iki elin sesi var, Senfoni Orkestrası çok genç bir orkestra. Bir defa çocuklarımızın yaş grubu nedeniyle çok genç bir orkestra. Kaç yaşlarında? Muhtemelen 8-12 yaşlarında veya 8-15-16 yaşlarında. Ama ondan daha etkileyici tarafı çok muhteşem eserler çalmalarına rağmen Ocak 2015'te kurulmuş bir orkestra.
Yani orkestranın yaşı da çok küçük. Daha 11 aylık. Evet, daha 11 aylık. Daha hem emeklemeleri beklendiği bir dönemde bunlar koşmaya başlamışlar çocuklarımız. O nedenle çok muhteşem bir görüntüydü.
Daha da etkileyici tarafı, dün akşamki konserin geliri dünyadaki UNICEF, Sayın Şefika Kutlayer'in UNICEF İyi Niyet Elçisi olması nedeniyle, dün akşamki konserin geliri UNICEF dünyadaki tarım işçisi çocuklarımızın ihtiyaçlarına giderilmek üzere. Aydınmış. Evet, evet.
Güzel bir şey tabii. Çok. Yani çocuklarımızın dünyada hiç tanımadıkları, dünyanın başka bir yerindeki arkadaşları için böyle bir etkinliğe katılmış olmaları, onlar için bir şeyler üretiyor olmaları hepimizi çok duygulandırdı. Konseri hem gururla aynı zamanda da sevinç gözyaşlarıyla izletti bize.
Onun için hem bu organizasyonu yapanları, başta Sayın Şefika Kutlayer ve eşi olmak üzere UNICEF'te görev olanları ve bu etkinliğe katılan herkesi ve hiç kuşkusuz ki Eskişehir Tepebaşı Belediyesi'deki görevlileri ve çok saygı ve minnetle kuranlarımızı sunuyoruz. Ama tabii ki çocuklarımıza bize bu güzellikleri yaşattığı için ayrıca selamlarımızı, sevgilerimizi de gönderiyoruz. Anne babalara da teşekkür ediyoruz. Bu desteği verdikleri için çok haklısınız ve öğretmenlerine.
Bu arada ben bu şeyden çok etkilendiğim için bu sabah da gazetede haberler birbirini, böyle güzel şeylerin birbirini kovalaması insanı çok mutlu ediyor. Çünkü ne yazık ki son zamanlarda haberleri dinlerken acaba neyle karşılaşacağız diye çok ciddi kaygıyla oturuyoruz haberleri okurken, dinlerken. Ama bugünkü haberler çok güzel. Mesela minikler program üretiyor diye bir gazete haberi var. Minik parmaklar geleceği programlıyor diye bir projeyi okudum.
Bunda diyor Sayın Oya Akın'ın Yıldız Koleji öğrencilerinin bir projesiymiş bu. Ve bilişim üretimindeki proje çalışmalarına katkıda bulunacaklarmış. Gene bir başka haber, toplum destekli şube müdürlüğünün sevgi evlerinde yaşayan çocuklarımıza yaşattığı bir güzellik var. O da küçük dokunuşlarla büyük bir aile olalım projesi. Ve bu proje muhteşem bir şey.
Evet, çocuklarımızı spora teşvik etmişler. Burada bizi düşündüren ve duygulandıranların en başında geleni çocuklarımız büyüyor. Farkına varmadan büyüyor. Evet, farkına varmadan büyüyorlar. Bir bakıyoruz işte çocuklarımız ay başını dik tuttu, gülümsedi, oturdu, konuşmaya başladı, yürüdü.
Derken bir bakıyorsunuz ki çocuklarımız evinden uçuyorlar. Ve kendilerini bekleyen değişik bir çevreyle karşılaşıyorlar. İşte bunlar anaokulları olabiliyor veyahut da ilkokullar olabiliyor. Ama onun yanında hem güzelliklerle tanışırken bir taraftan da tehlikelerle de burun buruna gelebiliyorlar. Gene maalesef gazetelerde, acı haberlerde okuyoruz.
İşte çocuklarımızın başına şu şu şu olaylar geldi gibi onları söyledi. Kimseyi şu anda üzmek istemiyorum. Ama çocuklarımızı tehlikelerden korumak istiyorsak, bugün programda hem bu etkinliklere katılan değerli yapımcılara, bu projeyi başlatanlara, yürütenlere sevgilerimizi, saygılarımızı, şükranlarımızı sunarken,
öbür taraftan da çocuklarımızı en değerli hazinesinin sahibi olan ailelere şu mesajı vermemiz gerekiyor. Çocuklarımızı sporla ve güzel sanatla mutlaka tanıştırmamız gerekiyor büyüme çağında. Çünkü çocuklarımızın çok hızlı büyüyen bedenleri ve ona uyum sağlamaya çalışan ruhları arasında bir dengeyi kurmaları bir süreç gerektiriyor. Bu süreci kolaylaştırmanın en etkili yollarından bir tanesi, çocuklarımızın beynini ve bedenini iyi şeylerle değerlendirme konusunda eğitmek.
Ve bu eğitme nasıl? En başta anne babaların görevi tabii ki. Evet, kesinlikle. En azından bu tür etkinliklerden bilgilerinin olması gerekiyor ki, veyahut da çocuklarımızın ay daha çok küçük,
canım ne anlar müzikten, ne anlar spordan dememeleri gerektiğini öğrenmemiz gerekiyor ki, çocuklarımız her yaşta her şeyi öğrenebilirler. Ama diyelim doğar doğmaz koşmasını beklemememiz gibi, bazı spor etkinliklerine, bazı resim, müzik gibi, güzel sanatlar veya yazmak gibi, drama gibi, güzel sanatlar etkinliklerine hemen doğumda başlamalarını istemiyoruz.
Ama şunların bilmelerini istiyoruz. Çocuklarımıza güzel müzik dinletmeyi rica ediyoruz ailelerden. Gürültüden uzak olsunlar. Bulundukları ortamlarda daha huzur olsun istiyoruz. Kendi ailelerden de spor yapmalarını istiyoruz.
Yapıp da çok ağır sporlar gidip de jimnansizlikçi, basketçi, futbolcu olmalarını veya voleybolcu olmalarını istemiyoruz anne babalardan. Ama çocuklarını alıp bir hafta sonu, bir akşam, işte bebekken havalar soğudu diye eve kapanmak yerine, çocuğumuzu sarıp sarmalayıp, yaşasın kar yağdı, hadi kalkın kar topu oynayalım diye, hep beraber çıkıp bir faaliyete katılmaları,
hadi kalkın yemeğimizi yedik, bir akşam yürüyüş yapalım diye, küçük yürüyüşler yapmaları veyahut da bir cumartesi pazar gününde küçük bir yürüyüş yapalım diye bir parka gidip, park içinde çünkü çeşitli parklar var, o parklara gidip yani bir alışveriş merkezine gitmek yerine gidip çocuklarımızı sıkıca giydirip, ağızlarını, burunlarını kapatıp, soğuktan korkmadan,
sonra alışveriş merkezindeki o kalabalık, gürültülü, aynı zamanda manyetik ve mikroplu. Çünkü herkes öksürüyor, herkes kapalı bir ortamda ve mikropların 2 saat kadar en azından o ortamlarda, hava da arzında kalabildiklerini biliyoruz. Bunlarla maruz kalmalarından çok,
hem de çocuklarımızı tüketmek yerine üreticiliğe alıştırmak amacıyla, çocuklarımız tabii ki alışveriş merkezlerine de gidilecek, o da bir ihtiyaç ama, temel ihtiyaç çocuklarımızı aileleriyle bütünleşmek adına, güzel faaliyetlere katılmaları ve anne babanın da bu alışkanlığın bir parçası olduğunu göstermeleri, yani çocuğumu mutlaka spor yapmalısın sözüyle değil,
aynı zamanda davranışıyla da yüreklendirmemiz gerekiyor. Çünkü ortak yapılanlar çok daha zevkli oluyor. Doğru. Özellikle anne babayla yapılanlar çok farklı oluyor. Paylaşımlar, biz kaç yaşında olursak olalım,
onlar bizim anne babamız, bu değişmiyor, biz onların evlatlarıyız. Ne olursa olsun, yani ben kendimden de biliyorum, kesinlikle anne babayla yapılan bir davranış, içilen bir kahvenin bile çok farklı tadları oluyor. Doğru.
Şimdi çocuklar anne babaya çok daha fazla bağlı yaşıyorlar. Benim bir anımı izninizle paylaşayım. Benim hayatımda en çok sevdiğim gıdalardan bir tanesi gofret. Neden? Gofret, gofret olduğu için değil.
Biz babamızı çok küçük bir yaşta kaybettik. Nur içinde yatsın. Allah sünnetle kavuştursun. Mutlaka öyledir. Çok özel ve güzel bir insandı.
Ama Allah annemizden razı olsun. Çünkü annemiz de çok genç bir yaşta bizi büyütme sorumluluğunu tek başına üstlendi. Ve hep bizim yanımızda ve arkamızda hala bu yaşımızda bile. Ama insan dediğiniz gibi hani ailesiyle bir yemek sofrasının lezzeti bambaşka. Öbür taraftan ben gofreti çok seviyorum.
Çünkü bizim babamızla son görüşmemizmiş o. Babam bize gofret getirdi, kuzenlerimle bize. Ve ben gofretimin yarısını babama verdim. Babam da almadı. Dedi ki ben dedi çok susamıştım.
Bir şeyler içtim. O zaman gazoz vardı. Gazoz içtim. Ama sissiz boğazımdan geçmedi. O nedenle de size gofret aldım.
Şimdi orada gofret bir sembol tabii ki. Beni gofreti neden bu kadar çok sevmem. Tabii ki babamızın bize verdiği bu değer. Bizsiz boğazından bir şey geçmediğini bize söylüyor olması. Bize ver yaşattığı en büyük servet.
Çünkü bizim babamızla dediğim gibi bu son görüşmemiz olduğu için zaten ondan fazla anımız olmadı maalesef. Ondan öncekiler var. Benzer anılar var. Ama ondan sonrası yok. Ama bir çocuğun daha başka servete sahip olmasına da gerek yok.
Dediğiniz gibi ailesiyle beraber. Mesela annemizin pişirdiği yumurtayı pişirdiğim zaman o gün en mutlu günüm geçiyor. Çünkü çocukluğum da bana yaşattığı o lezzetin. O bir sembol aslında. İşte ailelerle de hep aynı şeyleri rica ediyoruz.
Ama ne olur çocuklarınızla bolca vakit geçirin. Onlarla bol bol konuşun. Aman ne olur sabah koşturmasında, öğlen koşturmasında çocuklarımızla yemek yiyemiyoruz belki ama. Akşam saatlerine ne olur ailece bir araya gelin. Telefonlarınızı kapatın akşam yemekleri sırasında.
Çünkü çocuklarımız öğrensinler ki akşam yemeği kutsaldır. Bizim ailemiz, herkes keyifkanlı olsa. Ailenin bir araya geldiği yerdir akşam yemeği. Evet, ailenin bütün güzellikleri parlıyor. Bizim için öyleydi.
Tabii. Onun için akşam hala yüzünüz gülüyor, gözleriniz parlıyor aileniz o akşam yemeğinden bahsederken. Ben görüyorum ama seyircilerimize de aktarıyorum o nedenle. O akşam yemeğini çocuklarımız o kutsallığı yaşasınlar, o güzelliği yaşasınlar. Televizyon olmasın, gazete olmasın o sırada.
Radyo olsun, sizi dinlesinler. Sizin güzel şarkılarınızı dinlesinler. Onlarla hayat bulsunlar. Geçmişi yaşasınlar, geleceği yaşasınlar. Çocuklarına aynı şeyi yaşatmayı hayal etsinler.
Ve belki de daha da önemlisi, kendimize bir güzel bir yatırım yapalım buradan. Çocuklarımız büyüyüp evden uçukları zaman tekrar annelerine babalarına dönmeyi, onları ziyaret etmeyi, annelerinin pişirdiği çorbayı, babalarıyla sohbeti özleyerek bir akşam yemeğinde çocuklarını kapıp, eşlerinin çocuklarını kapıp bize koşsunlar istiyoruz. Aynı anı yaşamak için koşsunlar. Evet, yaşasınlar ve çocuklarına da aynı şeyi yaşatsınlar diye.
Bakın mislilerini çocukluğumuzda böyle şeyler yapardık gibi. Duyguları yaşasınlar ve yaşatsınlar diye çocuklarımızla mümkün olduğu kadar çok şeyi paylaşmamızda yarar var. Akşam yürüyüşlerini, pazar yürüyüşlerini aman ne olur sevgili anne babalar. Çocuklarımız çok çabuk büyüyorlar. Hem onlara sizin ne kadar zarif ve özel anneler babalar olduğunuzu, onlar için ne kadar çok koşturduğunuzu
ve ama o kadar koşturmacı arasında hala onlar için zaman ayırdığınızı yaşatalım. Çünkü zaman ayırmak zaten sevginin ifadesi değil miydir sevgili hocam? Doğru, haklısınız. Sevgi, emek başka bir şey değil. Ve biraz da buradan kendimize çıkarım yapalım.
Hani atalarımız demiş ya çocuklar dünya meyvesidir. Madem ki çocuklarımıza bu kadar emek veriyoruz, onların bir tane esprileri, onların bir tane kahkahası, onların birbirleriyle koşturmalarındaki heyecanı biz de yaşayalım ki hayatın zorluklarından tat almayı da öğrenebilelim. Yani çocuklarımıza anne baba olarak, biz sağlık çalışanları olarak annelerin babaların yemeden yedirdiklerini, içmeden içirdiklerini o kadar çok tanık olduk ki
kendileri soğukta dururlar ama çocuklarını sıçı açık bir yerde barındırmak için koştururlar. Mallarını, mülklerini satarlar çocuklarının sağlığını satın alabilmek için. Böyle aileler varken o zaman bunları çocuklarımıza ben senin için şunu şunu yaptım değil. Hadi gelin hep beraber gidelim gülelim oynayalım. Mesela bir parkta yürüyüşün parası yok.
Bedavaya satın alınan şeyler. Öbür taraftan çocuğumuzun kahkahasını duymak da bedavaya. Ama bunları hem anne babalarımız hak ediyor hem de çocuklarımız hak ediyor. Ne olur onlara çok zaman ayıralım. Onlarla daha fazla beraber olalım.
O sırada cep telefonlarımız, ev telefonlarımız, televizyonlarımız kapalı dursun ama radyolarımız açık olsun. Bol bol sohbet edelim onların gün içindeki neler yaşamışlar arkadaşlarını dinleyelim. Birlikte kitap okuyalım. Harikasınız. Bizim şimdi bir torunumuz var.
Allah bağışlasın ne güzel. Teşekkür ederim. Kitap okumasını istiyor artık 2,5 yaşında. Kendisi mi istiyor? Kendisi istiyor.
Ne kadar. Sizi kutlarım çünkü ona öğretmişsiniz. Çünkü anneler babalar 2,5 yaşından önce kitap okunacağı ve onlara çocukların buna ihtiyacı olup bir gün isteyecekleri konusunda hani zannediyorlar ki daha bir 2,5-3 yaş faaliyeti. Halbuki 2,5-3 yaştan önce yani doğumdan itibaren çocuklarımıza kitap okuyabiliyoruz.
Kitap okunması gerekirdi. Tabii müzik dinletiyoruz mutlaka. Güzel, gürültülü olmayan şeyler. Zaten herhangi bir müzik duyduğu zaman tempo tutuyor. Sonra ne yaptı şeyi?
Kitap istedi, size kitap oku. Ben de küçük bir hikaye kitabı vardı. Onu okudum. Önce annem okusun dedi. Annesi okudu.
Durdu. Yani 2 dakika sonra sen bırak. Anneannem okusun dedi. Ben okudum. Ben biraz daha tiyatral okudum.
Kitabın sonuna kadar ağzını açıp böyle çeşitli mimiklerle gülümseyerek yüzünde ben bir taraftan da bakıyorum okurken. Kitabın sonuna kadar hiç yaramazlık yapmadan dinledi. Güzel mi dedim. Çok güzel dedim. Ne mutlu.
Ondan daha büyük ödül olamaz değil mi? Ben de tabii çok mutlu oldum. Dedim kızıma bundan sonra mutlaka her gün çocuğa kitap oku ve tiyatral olarak oku. Muhtemelen annesinin düz okuduğunu beğenmedi. Aksiyonlu istiyor.
Aksiyonlu istiyor. Çünkü çocuklar öyle zaten. Doğru. Seyrettikleri çizgi filmler de aynı şekilde aksiyonlu. Onlar çok seviyorlar.
Hele erkek çocuğuysa biraz daha aksiyonlu seviyorlar. Mesela Ali Baba'nın çiftliği şarkısı çocukların favori şarkılarından biri. Çünkü orada değişik sesler var. Değişik sesler var. Bir de kendilerinin katılabileceği şeyler var.
Yani kendileri de etkinliğe katılmaktan. Demin bahsettiğimiz çocuğumuz. Siz belki ilk defa okunan bir kitapta ama işte mimikleriyle yani beden diliyle. Destek verdik. Evet sizinle beraber okumuş o kitabı.
Şeyde de öyle mesela Ali Baba'nın çiftliğinde hep ailelerle. Aileler ses çıkarıyor. Onlar çok hoşuna gidiyor. Bizimki de öyle. Onlar da katılıyor işte.
Kedi sesi çıkarıyorlar. Köpek sesi çıkarıyorlar. O nedenle çocuklarımız da mümkün olduğu kadar. Lütfen burada paradan bahsetmiyoruz. Yani paraya ihtiyaç olduğu durumlar tabii ki oluyor ailelerin.
Çocuklarının eğitimi ve geleceği için. Ama çok uygun koşullarda spor etkinliklerinin olduğu yerler var. Benim çok etkilendiğimlardan bir tanesi gene Efe Güray Vakfı. Maalesef bu Efe Güray gencimizi kaybetmişiz. Ama ailesi onun adını yaşatıyor.
Nasıl yaşatıyor? İhtiyacı olan ailelerin çocuklarına spor etkinlikleri veren bir vakıf kurmuşlar. Ve çok kıymetli gençler yetişiyor buradan. Onun için her şey para değil. Sevgili anneler babalar lütfen çocuklarımıza daha fazla zaman ayırarak onları spor ve sanatın güzellikleriyle tanıştırarak
ruhlarını bedenleri gibi zenginleştirelim. Besleyelim. Teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenler bugün de programımızın sonuna geldik. Bugün çocuklarımızı iyi faaliyetlerine yönlendirmenin ne kadar önemli olduğundan bahsettik.
Önümüzdeki hafta sizlerle yine çocuklarımız üzerine konuşmaya devam edeceğiz. Sevgili dinleyenler Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın bugün de sonuna geldik. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak'la bugün sağlık güvenli annelikten bahsettik. Bulması gerekenler herkesin görevlerinden bahsettik ve güzel dileklerde bulunarak programımızı sonlandırdık.
Önümüzdeki hafta Sağlıklı Yeni Doğan'dan bahsedeceğiz. Ben Emine Ertürk Karaslan Teknik Basada görevli arkadaşımız Can İşcan. Hepinize sağlıklı güzel günler diliyoruz. Hoşçakalın.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.