Kazalar (Sezon Finali)
Kazalar (Sezon Finali)
Kazalar (Sezon Finali)
Yaz aylarında çocukların daha uzun süre sokakta olmasıyla artan kaza risklerini, araç koltuğu ve emniyet kemerinin neden asla ihmal edilmemesi gerektiğini, güneş çarpmasından korunmayı ve böcek-yılan-akrep sokmalarında ilk yardımı anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Yaz ayları çocuklarımızın çok daha uzun süre sokakta ve açık havada geçirdiği bir dönem; bu da kaza riskini belirgin şekilde artırıyor. Çocuklar yola kaçan bir top için kendilerini gözü kara şekilde sokağa atabiliyor, bisiklet ya da paten kullanacak uygun alan bulamayınca yol ortasında oynamaya başlayabiliyorlar. Bu yüzden sürücülerin, özellikle sokak aralarında, çok daha dikkatli olmasını rica ediyorum; bu yalnız ailelerin değil bütün toplumun duyarlı olması gereken bir konu.
Yaz aylarında sıkça karşılaştığımız bir diğer kaza türü kuyu kazaları; kırsal kesimde meyve sebze soğutmak için açık bırakılan kuyuların mutlaka örtülü tutulması gerekiyor. Üst katlarda yaşayan ailelerin pencerelere çocuk koruması takması, balkon kapılarının erişkin denetimi olmadığında kapalı tutulması önemli. Güneydoğu bölgemizde sıcaklar nedeniyle damda uyuma alışkanlığı sırasında damdan düşme vakalarına da sık rastlıyoruz; bu konuda ailelerin ekstra dikkat göstermesi gerekiyor.
Araç koltuğu ve emniyet kemeri asla pazarlık konusu değil
Trafikte sık karşılaştığım bir manzara var: sapasağlam bir çocuğun, ailesinden bir büyüğün kucağında, ön camdan sarkarak ilerlediği araçlar. Halbuki yasalarımıza göre bütün çocuklarımızın kilosuna, boyuna ve yaşına uygun bir araç koltuğuna oturması gerekiyor. "Nasıl olsa yakın mesafe" diye bunu göz ardı ettiğimizde kaza ihtimalini ciddi şekilde artırıyoruz. Sağlıklı bir çocuğa sahip olmak zaten zayıf bir olasılık; eğer bu şansı yakaladıysak, onu korumayı da o kadar özenli yapmamız gerekiyor. Bugün bu kuralların yasal zorunluluk haline gelmiş olması, geçmişte trafik kazalarında bebek ve çocuk kayıplarının ne kadar ciddi olduğunun bir göstergesi.
Gençlerin araç kullanımı konusunda da dikkatli olmak gerekiyor. On sekiz yaş yasal sınır olmasına rağmen bazı gençlerin ailelerinin izniyle ya da izinsiz araç kullandığını biliyorum; bunu kesinlikle önermiyorum. Bir çocuğa erken yaşta araba kullanmayı öğretmek isteyen aileler olabiliyor, ama bunun için çocuğun hem beden hem ruhsal olgunluğa — yani karşıdan gelen bir davranışa öfkeyle değil kontrollü tepki verebilecek bir olgunluğa — erişmiş olması gerekiyor. Yasalar boşuna konmadı; bu konuda ailelerin çocuklarına "seni araba kullanmaya teşvik etmiyorum, çünkü yasal yaşın henüz gelmedi" diyebilmesi önemli.
Güneş çarpmasından korunmak
Çocuklarımızı güneş yanığına ve güneş çarpmasına karşı korumak için geniş kenarlı şapka, ultraviyole koruyucu gözlük ve kıyafet kullanılmasını, sabah on ile akşam beş arasında güneş kreminin uygulanmasını öneriyorum. Uzun süre dışarıda kalan çocuklarda sıvı kaybına bağlı güneş çarpması gelişebiliyor; bu yüzden yaz aylarında bol sıvı tüketimi ve meyvelerdeki gibi doğal şekerli gıdaların tüketilmesi önemli. Güneş çarpmasının belirtileri arasında yüksek ateş, dalgınlık, kusma ve ifade edebilen çocuklarda şiddetli baş ağrısı sayılabilir; daha önce olmayan bu tür şikayetler uzun süre dışarıda kaldıktan sonra ortaya çıktıysa dikkatli olmak gerekiyor.
Böcek, yılan ve akrep sokmalarında ilk yardım
Yaz aylarında piknik ve açık hava etkinlikleri arttıkça arı sokması gibi alerjik reaksiyonlarla da karşılaşıyoruz. Bazı bünyelerde çok ciddi alerjik tepki gelişebiliyor; bu durumda ilk yardım olarak buz konulabilir ama en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurulması şart, çünkü alerjik olaylar çok hızlı ilerleyebiliyor, dakikalar hatta saniyeler önem taşıyor. Arı alerjisi bilinen çocukların aileleri, tatile çıkmadan önce doktorlarıyla görüşüp gerekli ilaçları yanlarında bulundurmalı.
Özellikle Güneydoğu ve kırsal kesimde akrep ya da yılan sokmalarında, sokulan bölgenin kalbe yakın tarafından — kolda omuza yakın, bacakta ayak bileğine yakın bir noktadan — sıkıca bağlanması, dolaşımın engellenerek zehrin vücuda yayılmasının yavaşlatılması öneriliyor. Uygun bir bağ bulunamıyorsa iki elle bölgeyi sıkıca kavramak da işe yarar. Ama bütün bunlar ilk yardım niteliğinde; en kısa sürede sağlık kuruluşuna ulaşmak şart. Kene ısırığında ise durum farklı: hiçbir şekilde kendimiz dokunmuyoruz, doğrudan en yakın sağlık kuruluşuna başvuruyoruz, çünkü bu konuda uzman bir müdahale gerekiyor.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızdan merhaba diyoruz. Hep dedik ki yayın dönemimiz süresince sağlıklı, huzurlu, mutlu bir şekilde çocuklarımızın büyümesini ve dolayısıyla sağlıklı nesiller hayal ediyorsanız gelin bize eşlik edin dedik. Birlikte yol alalım, birlikte bütünün bir parçası olalım dedik. Ve bu birliktelikte elbette bize yol gösterici olan bilgilerini, birikimlerini esirgemeden o hoşgönüllülüğüyle, kocaman yüreğiyle, sıcacık gülümsemesiyle bizlerden esirgemeyen,
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak'la yolumuz aydınlandı. Sayın Çakmak bir kere daha hoş geldiniz. Bir kere daha merhaba diyorum. Nasılsınız? Beni çok şımartın, çok teşekkür ederim. Aynaya bakarak konuşunuz herhalde. Kendinize anlattınız çünkü.
Çok zarifsiniz. İnsanlar birbirinin aynasıymış. Çok güzel şeyler gösteriyorsunuz bana. Çok teşekkür ediyorum. Ama içim tabii ki biraz buruk. Bunu da yani dinleyicilerimizle paylaşalım istedim. Yakinen takip eden dinleyicilerimiz de muhakkak böyle düşünüyordur. Çünkü hem bilgileniyoruz. Bilgilenirken ben çok eğleniyorum. O kadar net açıklayıcı örnekler veriyorsunuz ki.
Boşa kürek çekmediğimizi hissediyorum. Muhakkak bu bilgiler birilerine birilerine ulaşıyor. Ve öğrenmemiz gereken çok sıradan ama göz ardı edebildiğimiz şeyler. Malzif çok fazla yer verilemeyebilen de şeyler. İşte gözden kulaktan kaçabilecek şeyleri burada verebiliyorsak, duyurabiliyorsak,
ne kadar çok insana ulaşabiliyorsak çok mutluyuz demiştik. Ki derneğiniz de bu anlamda çok güzel destek oluyor. Bence kamu yararına eğer biz burada yayıncılık yapıyorsak ve elbette en önemli görevimiz, en asli görevimiz hava durumu bilgilerini ilk elden en doğru ve en hızlı şekilde, en detaylı şekilde dinleyicilerimize aktarmak olduğu kadar,
arta kalan zamanlarda da kamu yararına programlar yapmamız gerekiyor. Ve hayal ettiğimiz o toplumun gerçekleşebilmesi için çekirdekten başlamamız gerektiğine inandık. Siz de bu konuda hep bize destek oldunuz. Ben şimdi nasıl üzülmeyeyim, nasıl içim vurulmasın? Tabii muhakkak yeni yayın döneminde yeniden birlikte olabilmeyi ümit ediyoruz.
Ama böyle bir ayrılığımız olacak. Yaz aylarında oluyor bazen böyle küçük ayrılıklar. Ama dediğiniz gibi bizim derneğimiz Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği'nin temel amacı, sağlıklı bebeklerden oluşan ailelere ve sağlıklı ailelerden oluşan bir topluma ulaşabilmek. Bunun için de sizinle el ele ve gönül gönüle vermek bizi çok mutlu etti.
Bu vesileyle şahsınızda, kurumunuza ve bakanlığımıza teşekkürü bütün dernek üyeleri adına borç biliyorum. Çok teşekkür ediyoruz. Onur ediyorsunuz. Biz çok teşekkür ederiz. Gerçekten sizin gibi genç bir hanımefendinin, bir annenin bu konuya bu kadar yürek vermesi ve bu iş için emek vermesi hepimizi çok heyecanlandırıyor. Ve bize de şevk veriyor. Demek ki ülkemize, dünyamıza daha güzel günlerle çocuklarımızı bırakabileceğiz inancını yerleştiriyor.
Ne kadar dediğiniz gibi bu iş birazcık gönüllülük işi. Biraz değil tamamen gönüllülük işi. Zaten anne baba olmak yürek işi. Hiç mantıkla, akılla hiçbir ilgisi olmayan bir iş. İyi yürek olan insanların yaptığı bir iş.
Ve gerçekten de yürekle yapılan bir şey. Yani kim için gece yarısı sabaha karşı koştur koştur kalkarsınız, besleyeceğim, bezini değiştireceğim diye. Sadece çocuklarımız için yapıyoruz bunu. Ve onun da hiçbir mantığı yok. Yani üstelik de bundan mutlu oluyorsunuz.
Gece yarısı beni uyandırdı, yaşasın çocuğumun bezini değiştirdim, yaşasın bebeğimi besledim diye. Onun için böyle bir kurumda bu işe bu kadar gönül veriliyor olması çok onur verici. Hem sizi hem de kuruma gerçekten çok müteşekkiriz. Çok teşekkür ediyoruz. Sayın Çakmak madem yaz aylarında noktalayacağız programımızı.
Maalesef ki belki adı bile sevimli değil ama dile getirmek zorundayız. Kazalar. Yazın çok fazla kazalara maruz kalabiliyor. Hem de nasıl? Tabii çünkü çocuklarımızın çok fazla sokağa çıktığı bir süreç oluyor.
Yani kış aylarına göre çok daha uzun süre sokakta geçiriyorlar. O nedenle sürücülerin çok daha özenli olmaya davet ediyoruz. Çünkü çocuklarımız yola kaçan bir top için kendilerini gözü kara bir şekilde sokağa atabiliyorlar. Veya bisiklet kullanan çocuklarımızın veya kaykaya binen paten kullanan çocuklarımızın bunu yapabilecekleri alanlar kısıtlı olunca onlar da dışarıya çıkıp yol ortasında bu ihtiyaçlarının oyunlarını oynuyorlar.
O zaman da gene sürücülerin daha dikkatli olması, sokak aralarında araçlarını çok daha dikkatli kullanmaları gerekiyor. Onun için sadece çocuklarımızın değil ailelerinin ve çevrenin de yani toplumun da bu konuda duyarlı olmasını istiyoruz. Gene maalesef çok fazla kuyu kazalarına rastlarız biz yaz aylarında. Çünkü herkes kuyu açık olan kuyudan bir şeyler almaya veya orada meyvelerini, sebzelerini soğutma yöntemini seçebiliyor.
Kırsal alanlarda özellikle. Bu kuyuların örtülü tutulması erişkinlerin dikkat etmesi gereken bir konu. Kapılar, pencereler çok açık olabiliyor. O nedenle yüksek üst katlarda yaşayan ailelerin çocuk korumaları pencereler kullanması, kapılarını ona göre ayarlamalarını arzu ediyoruz ve öneriyoruz.
Gene damdan düşmeler maalesef özellikle Güneydoğu'da çok sıcaklar nedeniyle ailelerin damda uyuma alışkanlığı sırasında çocuklarımızın damdan düşmesine çok sık rastlayabiliyoruz. Bu kazalara çok daha dikkatli olmamız gerekiyor. Bir diğeri de tabii ki trafik kazaları. O hiç imkar edilemez. Ben görüyorum maalesef bazen yani kendimi zor tutuyorum inanın Ayşemciğim.
Pencereye vurup lütfen çocuğu arka koltuğa koltuğuna alır mısınız denemek için. sapasağlam nur topu gibi bir çocuğumuz aileden bir büyüğün kucağında en önde kendini ön cama başını dayamış. O şekilde aracın içinde ilerlemeye çalışıyor. Halbuki yasal olarak bizim yasalarımız gereği bütün çocuklarımızın araç koltuğuna oturması lazım. Çocuk koltuğuna oturması lazım.
Kilosuna ve boyuna uygun koltuklar seçerek. Ve tabii ki yaşına uygun seçimler yaparak. Ama bunu yapmadığımız zaman özellikle de nasıl olsa yakın mesafe diye göz ardı ettiğimiz zaman kaza ihtimalini çok artırıyoruz. Üstelik de bir insanın sağlıklı bir çocuğa sahip olması çok zayıf bir olasılık. Her ne kadar bizim elimizde ne kadar güzel nur topu gibi bir çocuğumuz oldu diye çok kolay elde edilmiş bir şey görünse bile
doğaya baktığımızda sağlıklı bir çocuğa sahip olma ihtimali çok zayıf. Eğer bir insan sağlıklı bir çocuğa sahip oluyorsa o zaman onu korumayı çok daha özenli yapmamız gerekiyor. Ve bizim de sağlık çalışanları olarak bu konuda eğitim vermek asıl görevimiz, asli görevimiz oluyor. Çünkü dediğim gibi nur topu gibi bir doğan çocuğumuzun bir araç kazası aslında bir trafik kazası aslında sadece ve sadece emniyet kemeri kullanılmadığı için
çocuğumuz araç koltuğuna oturmadığı için çocuğumuzu eğer sakatlık veyahut da kayıpla sonlanıyorsa o zaman bunu kendi içimizde tekrar sorgulamamız gerekiyor. Ve hiçbirimiz bu vicdani sorumluluğu taşıyacak olgunlukta ve güçte olamayız. Olmamalıyız da. Olmamalıyız çünkü aman canım işte bugüne kadar çocuklara emniyet kemeri mi takıyorduk da işte onlar da adam oldu da arabada yer kaplıyor gibi söylemler olabilir.
Ama şu var bugüne kadar demek ki biz trafik kazalarında çocuk ve bebek anlamında çok ciddi kayıplar verdik ki bugün bu noktaya geldik. Bugün yasal olarak bu kemerlerin bu koltukların kullanılması gerekiyor. Doğru. Doğru. Tabii bizim çocukluğumuzda zaten araç sayısı azdı.
Bir de. Öbür taraftan. Yol imkanları yollarımız da bu kadar tabii ki düzgün değildi. Evet doğru ama araç sayısı azdı. Ama öbür taraftan.
Ve daha hızlı çok özür dilerim müdahil oluyorum sözünüze ama araçlar da çok hızlı artık. Teknoloji geliştikçe araçlar da hızlanmaya başladı. Tabii tabii. Sonra maalesef gençlerin tabii gençlere de dikkat etmemiz lazım hazır trafik kazalarından bahsediyorken. Yavaş yavaş çocuklarımızın da araba kullanma hevesi oluyor.
Ama yasal olarak 18 yaş olmasına rağmen çocukların bazen ailelerin izniyle bazen ailelerinin onayını almaksızın gençlerimizin araç kullandığını biliyoruz. Yapılmamasını rica ediyoruz ve öneriyoruz. Çünkü eğer bir yasa varsa onun nedeni olduğu için o yasa konulmuş sizin söylediğiniz gibi. Onun için de gençlerin ehliyeti olmayan gençlerin araç kullanmalarına kesinlikle izin vermemek gerekiyor. Hele onların asla teşvik edilmemesi lazım.
Mesela ben çocuğumu araba kullanmayı öğreteceğim. Özellikle büyümekte olan çocuklarımıza bazen aileler heveslenebiliyorlar. Aman çocuğuma ilk defa araç kullanmayı ben öğreteyim diye. Tabii ki öğretilsin ama yaşı var. Çocuğun o beden olgunluğuna ve o ruhsal olgunluğa yani bir defa karşıdan gelenin yaptıklarına şiddetli tepki vermeyecek bir yaş grubunda olması lazım.
Öfkesini kontrol edebileceği bir yaş grubunda olması lazım. Daha da önemlisi ailelerin bu konuda bilinçli olup çocuklarına bak yavrum ben sana araba kullanmayı öğreteceğim veya öğrettireceğim, ders verdireceğim ama bunun için senin şu yaşına erişmen lazım. Çünkü yasalar böyle diyor.
Hiçbirimiz yasalardan daha bilgili ve deneyimli olamayız. Yasalar belli bir amaçla insan sağlığını ve onların huzurunu korumak amacıyla gelmiştir. Onun için o konularda daha özenli olmamız gerekiyor. Gene araç deyince maalesef alkolü araç kullanımı onu da göz ardı etmemek lazım. Bazı kullanılan ilaçlar var.
O ilaçlar da gene uyku verici ilaçlar olabiliyor. Onlar olduğu zaman yahut da uykusuzken araba kullanma kesinlikle arzu edilmeyen şeyler. Ama bizim çocuk sağlığı açısından özen göstermemiz gereken mutlaka çocuklarımızın araç koltuğunda oturtulması, mutlaka hem kendimizin hem çocuklarımızın emniyet kemerleri bağlanılarak aile içinde bu alışkanlığın kazanıldığından emin olunması ve ergenlikteki çocuklarımızın araç kullanmaya özendirilmemesini rica ediyoruz ailelerden ve öneriyoruz.
Sayın Çakmak aklıma ne geldi? Araç kullanmak. 3 yaşında bile çocukları bıraksanız bunu ben kullanacağım diyebiliyorlar. O yüzden aile fonksiyonu burada çok çok önemli. Peki bu süre zarfında bizi evde bekleyen kazaları olabilir mi?
Tabii o kapı pencere. Çünkü yürüyen çocuklarımız hemen sokak kapısını açma eğiliminde. O nedenle kapıları kilitli tutulmasını öneriyoruz. Gene çocuk korumalı pencerelerde mutlaka çocuk korumasının uygulanmasını, balkon kapıların erişkinlerinin denetiminde olmadığı zaman daima kapalı tutulmasını özellikle rica ediyoruz.
Bu arada güneş de unutmayamak lazım. Güneş yanıklarına karşı çocuklarımızı gene güneş çarpmalarına karşı çocuklarımızı korumak amaçlı. Daha önceki programlarımızda konuştuğumuz gibi geniş kenarlı şapkalar kullanılması, çocuklarımıza ultraviolet koruyucu gözlükler ve kıyafetler, mayolar kullanılması ve mutlaka saat 10 ile 5 arasında güneş kreminin kullanılması.
Sabah 10 akşam üzeri 5 arasında güneş ultravioletine karşı koruyan güneş kremlerinin kullanılmasını öneriyoruz. Gene de çok uzun süre dışarıda kalan çocuklarımız güneş çarpması dediğimiz sıcaklarla sıvı kayıpları olabilir. O nedenle yaz aylarında mutlaka sıvı tüketiminin ve tuzlu şekerli gıdaların ama doğal şekerli gıdaların, meyvelerde olduğu gibi tüketilmesini öneriyoruz. Peki güneş çarpmasını nasıl ayırt edebilir dinleyicilerimiz?
Çok yüksek ateş olabilir, dalgınlık olabilir, kusmalar olabilir. Çocuklarımızın ifade edebildikleri yaşlarda çok şiddetli baş ağrıları olabilir. Daha önceden çocuklarımızda olmayan şikayetlerin uzun süre dışarıda kalmasıyla ortaya çıkan şikayetleri olabilir. Gene çocuklarımıza rastlediğimiz bir diğer durum piknikler vesairenin artması dolayısıyla bazı alerjiler, gene o tür alerjiler olduğunda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyoruz ve arzu ediyorum.
Alerjik dediğimiz zaman arı sokmalarını bu kategoriye sokabilir miyiz? Kesinlikle. Bazı bünyelerde çok ciddi alerjik tepki verebiliyor. Tabii onların mümkün olduğu kadar kendi içimizde yapmak yerine sağlık kuruluşlarında tedavisini almakta yarar var. Veya alerjisi mesela ara alerjisi olduğunu bildiğimiz çocuklarımızın aileleri tatile çıkmadan önce doktorlarıyla irtibata geçerek
uygun ilaçları mutlaka yanlarına almalarını istiyoruz. Onun dışında başka... Olup olmayacağı hakkında bir fikirleri yoksa ve böyle bir şey başlarına geliyorsa, ilk yardım olarak yapılabilecek, önerebileceğiniz bir şey var mı? Vuz konulmasını öneriyoruz ama dediğim gibi en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurulması.
Çünkü bazı olaylar, alerjik olaylar çok hızlı ilerler. Yani dakikalar, saniyeler kıymetli olabilir. O nedenle en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurulmasını istiyoruz. Gene böcek sokmaları var, akrep sokmaları, yılan sokmaları gibi özellikle Güneydoğu bölgemiz için ve kırsal kesim için geçerli olanlar. Onlarda da mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması ama akrep sokması, yılan sokması gibi durumlarda da
o bölgenin mutlaka bir eşarpla veya bir şekilde bağlanması ve ağzında çürük dişi olmayan kişiler tarafından o bölgenin emilerek kanın akıtılması ve mümkünse o serumun vücuttan uzaklaştırılması ilk aşama olarak öneriliyor. Ama tabii ki en yakın sağlık kuruluşuna başvurup gerekli tedaviye alması şart bu tür durumlarda. Bağlanan kısım yalnız kalbe yakın olacak şekilde sokan kısmın kalbe yakın tarafından bağlanıyor. Yani diyelim ki kolumuzdan ısırdı veya soktu akrep veya yılan bize.
Kalbimize en yakın kısmı yani omuza daha yakın olan kısmından bağlayacağız. veya bacağımızı ayağımızdan soktuysa hemen ayak bileğine yakın bir yerden çok sıkı bir şekilde. Yani kan dolaşımının engel olacak şekilde yani daha fazla serumun vücuda karışmasına engel olacak şekilde. Bir bağla bağlanması lazım. Bu bağ ne olursa hiçbir bağ bulamıyorsak da o zaman elimizle iki elimizle o bölgeyi çok sıkı bir şekilde kavrayacağız ki
dolaşım olmasın üst kısımlara geçmesin. Hayvanın serumu. Şimdi bir başka soru işareti. Buyurun. Sevgili anneler de büyük anneler de.
Keneler. Yeşil alanı sokacağız ama böyle bir endişe de var. O zaman da yine. Olur mu gibi yine. O zaman da hiçbir şekilde dokunmuyoruz.
En yakın sağlık kuruluşuna başvuruyoruz. Hatta bu konuda çok uzman arkadaşlarımız var. Bilmeyen kişilerin bu konuda hiçbir şekilde dokunmamaları öneriliyor. Peki çok teşekkür ediyoruz Sayın Çakmak. Biz de size sağlıkla mutlu nice yıllara.
Hep birlikte inşallah. Umarım öyle olur. Güzel bir sezonu birlikte kapattığımıza inanıyorum. Çok şanslı bir insan olduğumu da düşünüyorum bu manada. İyi ki varsınız.
İyi ki siz varsınız. İnşallah sizin gibi güzel insanlar. Sağlıkla, mutlulukla, ailelerle. Bütün anneler, babalar, yavrularıyla çok güzel günler yaşayın. Ve çocuklarımızın tadını çıkarın.
Özellikle yaz aylarında, tatillerde onlarla daha çok vakit geçirerek. Ev telaşı, iş telaşından biraz daha kendinizi arındırarak. Onlarla keyifli anlar geçirmenizi diliyorum. Belki şunu da eklesek Sayın Çakmak. İyi olur.
Biz burada şimdi çok sevimli olmayabilen şeylerden bahsediyoruz ama bunlar olasılıklar. Eğer olursa başımıza gelirse ne yaparız diye ama başımıza gelebilir diye de doğanın bahşettiği bu güzelliklerden
hem kendimizi hem yavrumuzu mahrum bırakmanın da bir manası yok. Tabii. Olmayacağını düşünerek, ona inanarak belki tadını doya doya çıkarabileceğimiz dakikalarımız, saatlerimiz, günlerimiz olsun inşallah diye temenni edelim.
Bol bol çocuklarımızla beraber olmakta yarar var. Değerli anne ve babalar, bize ayrılan sürenin bugün de sonuna geldik. Bu haftayı ve bu yayın dönemini noktalıyoruz. Niyetimiz, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir nesil yetiştirme konusunda
yol gösterici olmaya çalışmaktı. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak, her hafta bizi çok farklı, çok özel konularda,
birçok konuda bize önerilerde bulundu, tavsiyelerde bulundu, yol gösterici olmaya çalıştı. Çok çok teşekkür ediyoruz. İnşallah yeni yayın döneminde yeniden birlikte olabiliriz diyoruz. Sizler de iyi ki varsınız.
Siz olmasanız bizim burada oturup konuşmamızın da hiçbir manası muhakkak olmayacak. Eğer sizin için güzel bir şeyler yapabildiysek, anılarınızda küçük bir anekdot olabildiysek, ne mutlu bize diyoruz, siz de iyi ki varsınız diyerek programımızı noktalıyoruz efendim.
Mikrofonda ben Ayşe Bilgici Yücel. Mutlu kalın, sağlıcakla kalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele İçin El Ele
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.