Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar bir hafta daha sizleri sevgiyle saygıyla selamlıyoruz, mutluyuz ama biraz da buruz. Çünkü önümüzdeki hafta sizlere veda edeceğiz, artık yaz dönemine giriyoruz. Kısmetse yeni yayın dönemimizde elbette sizlere seslenmeye, yol gösterici olmaya devam edeceğiz. Geçen hafta çok güzel, çok hoş bir bayram programımız olduğunu düşünüyoruz.
Dedik ki çocuklarımız ışıcak değil miyelim, çocuklarımıza bu yazı değerlendirelim, doğanın tadını çıkartalım. Ama, ama dedi ki Fatma Nurhan'ım, yaz ishalileri var, bunlara da dikkat edelim. Süremiz yetmediği için biz dedik ki önümüzdeki hafta onu konuşmaya devam ederiz, o halde konuşalım diyoruz sayın çakmak. Ne dersiniz? Daha çok seyahatlerle ortaya çıkabilen bir durum bu.
Ama yaz aylarında ishalilerin artmasının nedenlerinden biri tabii ki seyahatlerin de artması. Çünkü beslenme alışkanlığımız değişiyor, gittiğimiz yerlerde bazı gıdalar çok taze olmayabiliyor veyahut da iyi koşullarda hazırlanmamış olabiliyor. Örneğin bundan birkaç sene önce iyi yıkanmayan salatalıklar nedeniyle Avrupa ülkelerinde çok ciddi sonuçlara yol açan ishal salgını olmuştu. O nedenle tükettiğimiz gıdaların iyi hazırlanmış olduğundan emin olmamız gerekiyor.
Özellikle küçük çocuklarımızda çünkü bazı hastalıklar var ki erişkinden onu zaten hani mikrobu ile tanışmış olduğu için veyahut da bedeni daha güçlü olduğu için kendi içinde halledebiliyor. Ufak bir ishal diyetiyle çabucak iyileşebiliyor ama küçük çocuklar için bu biraz daha gürültülü seyrediyor. Üstelik onların su ve tuz ihtiyacının çok daha yüksek olduğunu düşünecek olursak küçük bebeklerin ve çocuklarımızın biraz daha özenli olmamız gerekiyor.
Eğer bebek anne sütü alıyorsa çok şanslıyız çünkü anne sütü daima hazır ve en temiz gıda. Ve çocuğa has bir gıda onu da unutmam. Kesinlikle. Öbür taraftan çocuklarımızın büyük çocuklarımızın beslenmesine biraz daha özenli olmak gerekiyor. Dediğim gibi bir defa çok iyi yıkandığından emin olduğumuz gıdaları vermek yahut da iyi yıkandığından çok emin olamıyorsak kabuklarının soyulması o salatalık örneğinde olduğu gibi.
Çünkü salatalıkların uygun koşullarda sulanmaması kabuklarında bazı mikropların birikimine ve dolayısıyla hastalığa yol açarak çok ciddi hastalıklar, ishal ve kusmayla seyreden hastalıklara yol açabiliyor. Onun dışında en önemlisi gene koruyucu hekimlik olduğuna göre ellerimizin yıkanarak yemeye başlanmayı çocuklarımıza öğretmek, sebze meyveleri tüketirken onların yıkanmış olduğundan emin olmak, hatta böyle marul gibi kıvırcık gibi bazı salata türlerinin mutlaka en azından ilaçlı suda veya sirkeli suda bir süre bekletilerek o şekilde hazırlanmasını özen göstermekte yarar var.
Ama gene de her şeye rağmen çocuklarımız hasta olabilirler. Hasta oldukları sırada en önemlisi su ve tuz kayıpları oluyor. Ve halk arasında çok yaygın bir inanç var. İsel olan birine ve kusması olan birine sulu gıda verilmez diye. Bu tamamıyla yanlış bir inanç.
Neden? Çünkü zaten çocuğumuz veya hastamız bu yaşlılar için de geçerli. Çünkü yaşlılarla bebeklerin bedenleri birbirine çok benzer. Ve ikisinin de tuz ve su kaybına dayanıklılığı çok azdır. O nedenle mutlaka az az sık sık su ve sulu gıdalarla ve tuzlu gıdalarla beslenmesinde yarar var.
Bu arada geleneksel ayranımızı hatırlamak istiyorum. Çünkü hem hazmı çok kolay hem tuzdan hem proteinden hem sudan zengin olması nedeniyle yaz ishallerinde adeta başucu ilacı gibi bir şey. Ama aynana bence haksızlık ediyorlar bazı insanlar. Uykumuzu getiriyor diye yaz aylarında tüketmekten imtina edebiliyorlar. Ama ishalli dönemlerde en azından öyle bir alışkanlıkları varsa.
Hem de kılıklanmış bir şey yok bildiğim kadarıyla. Belki kişisel yatkınlık veyahut da öyle bir inanca sahip olmanın getirdiği durum olabilir. Doğru inandığımızı yaşıyoruz nütticede. Ama ishali kusmalı olan herkesin kusacak veya ishali sıvı kaybedecek diye ağızdan beslenmesini durdurmuyoruz. Tekrarlıyorum ishali kusması olan herkes ağızdan beslenmeye devam etmeli.
Ne zamana kadar? Ancak bilinç kaybı olana kadar. Eğer bilinci kapalıysa yani o kadar şiddetli su ve tuz kaybı olmuş ki artık bilincini kaybetmiş. O kişiyi ağızdan besleme ihtimali yok. O zaman tabii ki zaten en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmuş olması gerekiyor. Aksi halde yapmamız gereken en önemli şey en yakın sağlık kuruluşuna başvurana kadar her ishali kusması olan kişiyi ağızdan beslemek.
Neyle besleyeceğiz? Kesinlikle suyla. Mümkünse kaynatılmış soğutulmuş su olabilir bu. Hatta birazcık içine tuz ve şeker ekleyerek. Tuzlu şekerli çünkü madem ki ishal ve kusma sırasında tuz ve şeker kaybediyoruz.
Tuz, şeker ve biraz da karbonat ekleyerek yemek karbonatı ekleyerek hazırlanmış. Tuzlu şekerli karbonatlı suyla. Kabartma tuzu değil sevgili dinleyenler lütfen dikkat karbonat diyoruz. Yemek karbonatı evet. Mutlaka bununla hazırlanmış su verebiliriz.
Az az sık sık ne kadar azlıkta? Bir Türk kahvesi fincanı kadar. Hatta yarım Türk kahvesi yani çocuğumuz ne kadar alıyorsa ama adeta bir masanın üzerine çeşitli içecekler hazırlıyoruz. Biri su, biri bu karbonatlı şekerli tuzlu su, biri ayran, biri taze sıkılmış portakal suyu gibi veya çocuğumuzun sevdiği başka içecekler varsa onlardan hazırlanmış sular. Gene taze portakal yani çok şükür şimdi artık her mevsimde her çeşit meyveyi sebzeyi buluyoruz.
Taze portakal, taze şeftali gibi bunları da hafif küçük dilimler halinde hazırlarsak çocuğumuza ara ara gene yoğurt çok güzel bir gıda arada bir ikram etmekte çocuklarımıza bunu yedirmekte yarar var. Yani sık sık çocuğumuza işte hani çocuğu çok taciz etmeden ama hadi gel şunu içelim hadi gel bunu yiyelim gibi yoğurt çorbası, pirinç haşlama en güzel. Halk arasında çok iyi bilinen ishal ile karşı gıdalardır bunlar ve bunların verilmesini çok arzu ediyoruz ki çocuğumuz bir an önce gıdalarını alsın ve eksik olanları yani kaybettiklerini yerine koysun.
Ki ciddi kayıp olmasın. Bu arada takip edilmesi gerekenlerden biri de bebeğimizin veya çocuğumuzun veya yaşlımızın idrar miktarı. Çünkü madem ki ishal ve kusma ile su kaybediyoruz ve tuz kaybediyoruz o zaman ne yapıyor böbrekler diyor ki ha sen çok fazla tuz ve su kaybettin diyor bedenimize ben bu su ve tuz kaybını engel olacağım. Nasıl engel olacak? İdrar miktarını azaltarak engel oluyor.
O çok önemli bir bulgu ve çok ciddi bir bulgu. Eğer ishali kusması olan çocuk, genç, yaşlı her kimse ishali kusması olan biri idrarı azalıyorsa mutlaka en kısa zamanda sağlık kuruluşuna başvurması lazım. Zaten ishali kusması olan birinin en yakın sağlık kuruluşuna başvurması lazım. Ama bu arada da demin konuştuğumuz sulu gıdaları yoğurttu, şeftaliydi, muzdu, portakaldı gibi hem şeker hem tuzdan zengin gıdaları tüketmesi yanı sıra su, taze sıkılmış portakal suyu ayran gibi gıdaları almasının yanı sıra mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvuracak.
Ama idrar miktarı azalıyorsa en kısa zamanda başvuracak ki bu böbrek yetmezine sebep olabileceği için. Yani böbrek tamam bir döneme kadar koruyor bedenimizi, tuz ve su kaybını engel oluyor ama ondan sonrası artık kendi kapasitesini aştığı zaman böbrek yetmezliği gelişebiliyor. Ve bu ishalde kusmada en çok korktuğumuz bir sonuç, bir tablo. Ve hem çocuklar özellikle bir yaşın altındaki bebeklerimiz hem de yaşlılarımız bu böbrek yetmezliğine çok yatkınlardır ishal ve kusmayla.
O nedenle aman sevgili anneler, babalar çocuğumuz, yaşlımız ishal kusma olduğu zaman ağızdan mümkün olduğu kadar besleyelim ve idrar miktarını takip edelim. İdrar miktarında azalma olduğu anda da en yakın sağlık kuruluşuna en kısa süre içinde başvuralım. Şimdi gene halk arasında çok yaygın olarak yapılanlardan bir tanesi ağızdan ishal durdurucu ve kusma durdurucu ilaçların verilmesi. Evlâ yaygın maalesef. Çok yaygın.
Yapılabilir mi? Doktor kontrolünde belki ama kendi bildiğimize yapılmasını istemiyoruz. Özellikle çocuklarımıza ve yaşlılarımıza yapılmasını kesinlikle önermiyoruz. Yani ishali kusması olan kişinin ishalinin kusmasını durdurucu ilaç vermiyoruz. Neden?
Çünkü hastalığı başlatan her neyse ki genellikle bunlar mikrobiktir. Bu mikroplar vücudumuza girdiği anda ishali kusmayı başlattığı gibi vücudumuzda toksin dediğimiz bazı maddeler salgılıyor. Biz ishali kusmayı vücudumuzda durdurucu ilaç aldığımız anda bu hastalık devam ediyor ama maskelenmiş oluyor. Yani hastalığı biz göremiyoruz çünkü ishali kusmayı durdurduk. Ve belki belirti de olabilir başka bir hastalığın belirtisi de olabilir değil mi?
Kesinlikle. O belirtiyi de ortadan kaldırmış olabiliriz. Kesinlikle. Onu durdurduğumuz anda. Ama şey çok önemli işte o toksinler için şimdi detoks içecekler onlar bunlar bir sürü şeyler maalesef bilinçli bilinçsiz dolaşıyor.
Bilinçsizce de yapılabiliyor bunlar ama detoks da çok çok önemli bir şey artık bunu biliyoruz. Toksinleri atmak için özel formüller arıyoruz kendimize. Bir de düşünün ki o kendi bedenimizin toksinleri artı burada mikrobun ürettiği toksinler var. Ve onlar aslında beyinle etkili olabileceği gibi sinir sistemimize etkili olabileceği gibi kas ve iskelet sistemimize etkili olabileceği gibi bütün vücudumuz da etkili olabilir.
İlk başladığı yer ishal kusma şeklinde mide bağırsak sisteminden oluyor. O nedenle bu toksinlerin salgılanması devam edecektir. Ama biz göremeyeceğiz ishali kusmayı kesen ilaçlar kullandığımız süre içinde. O zaman hastalık şiddetini artırırken sanki hiçbir şey yokmuş gibi gözümüzden kaçıracağız. Ve yan etkileri artıracağız.
O nedenle kesinlikle ishal kusma kesici ilaç önermiyoruz ve vermiyoruz hastalarımıza. Ve ailelerin de vermesini kullanmasını asla istemiyoruz. En güzeli imkanımız varsa bir an evvel hekime gidiyoruz. Yoksa bahsettiğiniz sıvı alımını yani su muhakkak ayran demiştik. Taze portakal suyu, taze meyvelerden bahsettik.
Peki bir şey sorabilir miyim? Simdirim sistemimizde şimdi sıkıntı başladı. Pişmiş gıdaları daha rahat sindirebildiğimiz söyleniyor. Çiğ mi pişmiş mi acaba tüketilse bir şey fark eder mi? Daima pişmiş gıdalar özellikle yaz aylarında öneriliyor.
Çok teşekkür ederiz bu konuyu gündeme getirdiğiniz için. Gerçekten de pişmiş gıdalar mikrobu da öldürmesi nedeniyle ama iyi koşullarda saklanmak şartıyla. Çünkü iyi koşullarda saklanmaması halinde. Mesela dondurma. Bizim de çok sevdiğimiz bir yaz gıda.
Hatta kışın bile artık tüketilen bir gıda ama diyelim ki elektrikler kesildi. Buzdolabında eridi. O zaman içinde çok güzel mikroplar üremeye başladı. İşte o da bir hastalık kaynağı oldu. Veyahut da mesela buzlukta saklanılmış bir et dışarı çıkarıldı.
Bir kısmı kullanıldı ama kullanmadığımız kısmı tekrar buzluğa kondu. O kullanmadığımız kısmında bir grup bakteri üremeye başlamış oldu. Yani mikrop üredi. Aynı zamanda demin bahsettiğimizde o toksinleri üretti. İşte o zaman çok tehlikeli bir boyut kazandı.
Veya işte bir yemek pişirilmişti ama birazcık dışarıda kaldı. Veya gene elektrikler kesildi buzdolabında. İyi koşullarda saklanamadı. Yüksek ısıda kaldı. Ama biz onun buzdolabında olduğunu düşündüğümüz için tükettik.
Ve o bozuk gıdayı tüketerek bir sürü mikrop almış olduk. Mikroplar faydalı şeyler aslında. Vücudumuza pek çok mikrop var. Ama o mikroplar dengeli olduğu için bize zarar vermiyor. Ama dengesini bozduğumuz her şey hastalık olarak bize geri dönüyor.
O nedenle mikroplara karşı işte bahsettiğiniz çok iyi pişirilmiş gıdalar olması, pişirildikten sonra iyi koşullarda saklanıyor olması, çiğ gıda tüketeceksek çok iyi yıkanıp, sirkeli sularda bekleterek ve kabuklarını soyarak tüketilmesi gibi önlemlerle yaz ishallerine karşı kendimizi koruyabiliyoruz. Ve hep gene aynı şey.
Aman korunalım. Hastalıklardan korunalım. Çünkü bizim sağlık çalışanları olarak en çok korktuğumuz hastalıklardan biri ishaller kusmalardır. Evde takibi çok zordur. Öbür taraftan damardan tedavi gerektirdiği zaman yani etki ihtimali artıyor.
Tabi damardan tedavi normal bir beslenme yolu değil. Normalin dışına çıkıldığı anda da tehlikeler artıyor. Hastalık tehlikeleri. Çünkü oradan da mikrop kapabilir. Çok rahatlıkla.
Serum takılan yerden mikrop kapabilir. Serum takılma koşullarına bağlı olarak, özellikle çocuklarımız çok fazla hareket ettikleri için damar zedelenmeleri olabilir gibi çeşitli yollarla hastalıklara zemin hazırlayabilir. Onun için hasta olmamak için de gıdalarımıza dikkat ediyoruz.
El yıkamaya çok özen gösteriyoruz. Hastalıkların yaygın olduğunu bildiğimiz ortamlara seyahat etmiyoruz. Ve o ailelere ziyaret etmiyoruz. Mesela benim çocuğum ishal kusma geçiriyorsa ve siz de bize gelmek istiyorsanız, Ayşen kusura bakmayın.
Çocuğumu şöyle bir problemi var diye söylüyorum. Siz de teşekkür edip başka sefere erteliyorsunuz. Onun için hastalara ziyarete gitmek çok kutsal bir görev. Ama hastaların olduğu ortamlara çocuklarla gitmek çok sağlıklı ve önerilen bir yöntem değil. O neden nedir ki hastanelere çocuklar alınmaz?
Çünkü çocuklar çok savunmasızdır. Çok kolay hastalık kapabilirler. Ve hastalıkların olduğu ortamlara çocuklarımızı götürmüyoruz. En pratiği o. En sağlıklı ve uygun olanı.
Evet. Peki. O halde dondurmaya geldi bir kere laf Sayın Çakmak. Çünkü miniklerimiz ne yapacak? Bayram harçlıklarını fırsat buldukça gidip dondurmaya yatıracak.
Yazın ne yapsınlar? Sıcakta öf diyecekler. Püf diyecekler. Gidip dondurma alacaklar. Ve diğer bazı alternatiflerine göre hazır alınabilecek.
Belki de en masum yiyeceklerden biri. Ama hangi koşullarda masum? Ve ne kadar tüketildiğinde masum? Bir defa evimize ulaştırırken dondurmaları mutlaka buz kalıbıyla taşıyalım ki erimesin dondurmalar. Çünkü havalar çok ısındı.
Çok kısa bir süre içinde eriyebilir. İdeali çok iyi koşullarda hazırlandığından ve saklandığından emin olduğumuz yerlerden dondurmayı almak. Ki hani dondu eridi tekrar dondu. Mikrop kaptı ve içinde toksinler üredi. Tehlikesi olmasın diye.
Ama dondurma bizim çok sevdiğimiz. Çünkü kalsiyumdan çok zengin. İyi bir besin kaynağı olduğu için. Çok da şekeri de ölçülü olması nedeni de iyi bir besin kaynağı. Onun için onu arada bir tüketebilirler.
Bütün zevkle yesinler çocuklarımız da. Aileleri de dondurmanın tadını çıkarsınlar. Bir de pişmiş sütten olması tabii çok insana güven veriyor. Çünkü pastörize olmamış ve pişmemiş sütlerde başka mikropların üremesi daha sık olabiliyor. O nedenle pişmiş sütten yapılmış olması bizi çok mutlu ediyor.
Yoğurt ve dondurmanın daha güvenli sütlü gıdalar olarak. Ve hiç kuşkusuz ki evde ailelerin hazırladığı sütlü tatlıları da çok öneriyoruz bu arada. Peki Sayın Çakmak şuna belki vurgu yapsak iyi olur programımızı noktalamadan önce. Minik bebeklerimize çok fazla soğuk yedirmek istemiyoruz. Azıcık erisin de öyle yedirelim diyoruz.
Ama bakteri üremesi açısından sakıncası olabilir mi? Tekrar dondurmamak gerekiyor onu. Yani onu işte bir miktar eridikten sonra muhallebiye yakın kıvamdayken yediriyoruz. Çok da ılımadan, sıvı hale gelmeden. Bu arada antibiyotik kullanımı da çok önemli.
Tabii çünkü çocuklarımız bu sefer hasta oluyor. Bir dondurmalara bahane bulunduyor ama. İyi koşullarda. Belki saklanma koşullarını vurguladık çok fazla bu programda. İyi koşullarda saklanmadığı için belki çocuğumuz hastalık sahibi oldu.
Ve ne oldu? Doktorumuz bize antibiyotik verdi. Evet. Mesela ishalilerde biz çok antibiyotik sevmiyoruz. Ama antibiyotik kullanılması gerektiren durumlar yok mu?
Tabii ki var. Mesela çok yüksek ateşle seyreden veya kanlı ishaller veya çok ileri derecede sıvı ve tuz kaybına yol açan ishallerde ama mutlaka sağlık çalışanlarının kontrolü ve denetimi altında ve onların önerdiği ilaçların kullanılması lazım. Yoksa ishalden korunayım diye bir antibiyotik yok. Daha doğrusu önerilmiyor.
Verilen antibiyotiklerde çok uzun süreli kullanılıyor. Çok sevindirici olarak ve bütün ilaçlardan daha farklı olarak genellikle doktorun kontrolünde 3 ila 5 gün içinde tedavi tamamlanıyor. Maalesef sıradanmış gibi algılayabiliyoruz antibiyotik kullanımını ama önceki programlarımızda bunun üzerinde çokça durmuştuk. Çok imtinalı kullanılması gereken bir ilaç. Kesinlikle.
Böyle söylesek anlaşılır. Kesinlikle. Çünkü iki ucu keskin bir kılıç kelimenin tam anlamıyla. Onun için dokunan kişilerin çok ehil kişiler olması lazım. Ki ne kullanan ne kullanılan kişi zarar görmesin.
Çok haklısınız. Bu haftada biz ayrılan sürenin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Çok çok teşekkür ediyoruz size. Biz size teşekkür ederiz. Sağlıklı, mutlu, bol güneşli yazlar diliyoruz.
Teşekkür ediyoruz dinleyicilerimiz adına da. Değerli anne ve babalar bu haftada biz ayrılan sürenin sonuna geldik. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak. Bu hafta da stüdyo konuğumuzdu.
Önümüzdeki hafta yayın döneminin son programı olmak üzere. Görüşmeyi ümit ediyoruz. Mutlu, huzurlu, sağlıklı bir nesil yetiştirme arzumuzla. Bu haftayı da noktalıyoruz efendim. Mikrofonda ben Ayşe Bilgici Yücel.
Sağlıcakla kalın, mutlu kalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın.
Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın.
Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın.
Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın. Sağlıcakla kalın.