Bayram Özel
Bayram Özel
Bayram Özel
Ramazan Bayramı vesilesiyle şeker ve tatlı tüketiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğini, şeker hastası çocukların bulunduğu ortamlarda neden şeker bulundurulmaması gerektiğini ve 2 yaşın altında şekerli gıdadan neden uzak durulması gerektiğini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bayramda şeker ve tatlı tüketimine dikkat
Ramazan Bayramı, şeker ve tatlının en çok tüketildiği günler. Evde pişirdiğimiz tatlıları tercih etmenizi, şeker seçiminde özenli olmanızı ve çocukların önünde şeker kâselerini sürekli bulundurmamanızı öneriyorum. Bunun özellikle önemli olduğu bir grup var: şeker hastası çocuklar. Maalesef Ramazan Bayramı ve sonrasını, şeker hastalığı olan çocukların komaya girerek acile başvurduğu bir dönem olarak görüyoruz; bu yüzden şeker hastası bir çocuğun bulunduğu ortamda kesinlikle şeker bulundurulmamasını, yanında ikram yapılmamasını, mümkünse eve hiç şekerli gıda sokulmamasını rica ediyorum. Bu diğer çocuklara haksızlık gibi görünse de, bir çocuğun bu şekilde mağdur olmasını hiçbirimiz istemeyiz.
İki yaşın altında şeker sıfır olmalı
Çocuklara iki yaşın altında hiçbir şekilde şeker ve şekerli gıda verilmemesini öneriyorum; bu yaştaki bebekler şeker ihtiyaçlarını zaten meyve, makarna, ekmek, pirinç ya da anne sütünden karşılıyor. İki yaşına kadar şeker alan çocuklar ciddi bir şeker bağımlılığı geliştirebiliyor ve bu, ileride ciddi tedavi gerektirecek kadar önemli bir sürece dönüşüyor; ayrıca gereksiz kiloya, obeziteye yatkınlık oluşturuyor. Bunun yerine meyve, sebze, salata ya da kendi yaptığımız kek, kurabiye ve sütlü tatlılarla çocuğun ihtiyacını karşılamayı öneriyorum. Bu beslenme alışkanlığı ailede kazanılıyor; dışarıdan alınan şekerli gıda çocuğa bir örnek oluşturuyor ve o da ileride dışarıdan tüketebileceğini öğreniyor.
Şeker hastalığı bir hastalık değil, bir hayat tarzıdır
Çocuğa şeker hastalığının bir hastalık değil, iyi uygulamayla yönetilebilen bir hayat tarzı olduğunu öğretmemiz gerektiğini düşünüyorum; nasıl gözlük kullananların bundan bir şikayeti yoksa, şeker değerlerine dikkat etmek de aslında çok daha sağlıklı bir yaşam biçimi. Diyabetik çocukların üç ana öğünü düzenli yemesi, ara öğünlerini aksatmaması, uykusuna ve egzersizine dikkat etmesi aslında herkesten beklenen sağlıklı beslenmenin ta kendisi. Çikolata da şekerin bir alternatifi olarak görülüyor ama unutulmamalı ki içindeki kakao ve süt tozu nedeniyle en çok alerji yapan gıdalardan biri; tüketiliyorsa günde en fazla iki üç küçük kare ile sınırlı tutulmasını öneriyorum, egzama ya da kaşıntı gibi alerjik yakınmaları olan çocukların ise bu gıdalardan uzak tutulmasını öneriyorum.
Yaz aylarında gıda güvenliği
Yaz aylarında ishal vakalarının arttığını görüyorum; dışarıda hangi koşullarda yıkandığını, hangi koşullarda saklandığını bilmediğimiz gıdaları tüketmek yerine mümkün olduğunca evde hazırladığımız yiyecekleri tercih etmemizi öneriyorum. Hazır meyveli yoğurt ve sütler yerine kendi hazırladığımız meyveli yoğurt ve sütleri tercih etmenizi tavsiye ediyorum; bunlar genellikle daha az kalorili ve daha az katkı maddesi içeriyor.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, mikrofonda ben Ayşe Bilgici Yücel. Sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir nesil yetiştirme konusunda yol gösterici olmaya çalıştığımız programımızdan bu haftada merhaba diyor. Sesimizin ulaştığı herkese sevgiyle, saygıyla selamlıyoruz. Tabii nasıl yol göstereceğiz?
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak ile Sayın Çakmak hoş geldiniz. Nasılsınız? Çok teşekkür ederim Ayşe Hanım. Siz nasılsınız? Çok teşekkür ediyorum. Ben de iyiyim. Havalar nasıl olacakmış bu arada? Havaları hiç karıştırmayalım.
Çünkü biz insanoğlu bir türlü şu havalardan memnun olmamayı geliyoruz. Genel anlamda olanlarımız tabii ki var ama soğuk soğuktu niye gelmiyor bu sıcaklar bir türlü dedik. Sıcak gelince de of nereleri atsak kendimizi öyle mi böyle mi bir sürü kalabalık ediyoruz zihnimizin içinde. Halbuki öğreneceğimiz, göreceğimiz, doğanın bize bahşettiği o kadar çok güzellikler var ki belki biraz daha barış içerisinde yaşayabilsek dünya genelinde işte o sıcakların da keyfini çıkarabileceğiz gibi geliyor.
Doğru, doğanın da tadını çıkarırsak, doğayı da korursak çocuklarımız da olduğu gibi doğamızı da korursak çocuklarımıza çok büyük bir kültürel miras ve hayat içinde çok güzel bir gelecek bırakma şansımız olacak. Bu arada iyi ki barıştan sevgiden bahsettiniz. Bayramımız da kutlu ve mutlu olsun. Gerçekten de sağlık, mutluluk, barış, dostluk getirsin insanlığa. Umarım öyle olur.
Çok ihtiyacımız var. Çok çok ihtiyacımız var. Artık bakış açımızı ciddi manada değiştirmemiz gerektiğine inananlardanım. Dünya evet her geçen gün biraz daha büyüyor ama bu dünyanın da bir sonu olduğuna inanıyorsak tez elden cümle alemin kendisini toparlaması bir silkinmesi gerekiyor.
Yoksa gördüklerimiz bazı duyduklarımız hakikaten katlanılacak ölçüde değil. Doğru. Düşündüğünüz zaman biz niye yaşıyoruz bile gelebiliyoruz. Nasıl bir hak yemektir, nasıl insanlara kastetmektir, Allah'ın emanetine nasıl yapılabilir diye birçok konu konuyu açar. Biz bu konuyu kapatamayız ama sizin dediğiniz gibi inşallah barış, barış, barış, sevgi, hoşgörü.
Tabii. Sevgi ki zaten bütün duyguların en büyüğü, en kutsalı onunla aşılamayacak hiçbir şeyimiz yok. Haklısınız. Yaradan bize bu kadar koşulsuz bunu bahşederken biz neyiz ki bunu esirgiyoruz? Bunu en güzel Yunus söylemiş değil mi Yunus Emre?
Ben gelmedim kavga için, benim işim sevgi için diye. Gerçekten de öyle. Onun için çocuklarımızı hep aşılardan bahsediyoruz ama onların o küçücük ama çok zengin yüreklerine ve beyinlerine, pırıl pırıl beyinlerine daima sevgi ekmeği. Bu sevgi için de tabii ki öncelikle annesine, babasına, ailesine, akrabaya, eş, dosta, doğaya ve diğer insanlara sevgiyi ekmeği ve ona aşılamayı arzu ediyoruz. Onların o zengin yüreklerini daha da zenginleştirmek için.
Onun için gerek sohbetlerimizde, gerek bir televizyon programını seçerken, gerek onlarla oyun oynarken daima sevgi üzerine kurulu oyunları oynamayı arzu ediyoruz. Mesela havalar çok güzel, şimdi çok sıcak tamam çok sıcak falan ama sonuçta akşamüstü bir serinlik oluyor ve o akşamüstü serinliğinde çocuğumuza ayıracağımız zaman dilimini belki bir parkta geçirmek, meyve veren ağaçları seyretmek, kaydırakta arkadaşlarıyla kaydırakta sıra beklemeyi öğretmek veya salıncakta kendi kısa bir süre sallandıktan sonra arkadaşına sırasını devretmeyi, paylaşmayı öğretmek gibi
küçük etkinlikler içinde bu vesileyle fırsat yaratılmış oluyor sıcak havalar dolayısıyla. Onun için sıcağında biraz tadını çıkaralım, çocuğumuza doğa sevgisini bol bol dağlarda, kırlarda, pikniklerde dolaşalım. Hatta böyle küçük çay başlarında bulunalım ki hem onun serinliğiyle rahatlayalım, hem de çocuklarımıza doğadaki farklı görüntüleri yaşatalım. Bu bayram tatili de belki bu tür etkinlikler için güzel bir vesile olur.
En önemlisi ailenin birlikte olması ve kaynaşması için iyi bir fırsat olur. Bu arada bayram deyince tabii ki Ramazan bayramı eşittir. Şeker ve tatlının çok tüketildiği bir bayram. Maalesef mi desin? Çünkü fazlasının artık zehir olduğunu biliyoruz şekerin değil mi?
Ne kadar dikkatli olmak lazım. Onun için çok haklısınız. Onun için özellikle evde pişirdiğimiz tatlıları tüketmek, şeker seçiminde çok özenli olmak, çocuklarımızın önünde şeker kaselerini çok fazla bulundurmamak. Burada tabii ki özellikli olarak diabetik dediğimiz çocuklarımıza bulunduğu ortamlarda şekerin ortalıkta bulunmamasına daha özen göstermek. Çünkü maalesef Ramazan bayramları ve sonu şeker hastalarının çok fazla komaya girdikleri, hatta şeker hastalığın ilk şikayeti olarak o komayla çocuk acillere başvurdukları bir dönemdir.
Onun için de aman çok rica ediyoruz çok fazla şeker ve tatlı tüketilmemesi. Tekrar edebilir miyiz lütfen sayın çakmak? Şeker hastası olan çocuklarımızın sonuç olarak erişkinlerin bile şekerli gıdalara daha fazla düşkün olduğu düşünülecek olursa, şeker hasta çocuklarımızın olduğu ortamlarda lütfen şekerler ortalıkta bulundurulmasın. Hatta onların yanında ikramlar yapılmasın.
Hatta mümkünse eve hiç sokulmasın. Çünkü belki öbür çocuklara haksızlık gibi görünüyor olsa bile sonuçta çocuklarımızın böyle bir mağduriyeti yaşamasını hiçbirimiz istemeyiz. Hepimizi çok üzer. Çünkü maalesef çocuk acillerini Ramazan bayramı çok sık olarak şeker hastalarının komada geldiği bir dönem olarak kabul ederiz. Ve biz o yönden tedirli olmak isteriz.
Onun için aman sevgili anneler babalar lütfen çocuklarımıza bir defa 2 yaşın altında hiçbir şekilde çocuklarımıza şeker ve şekerli gıda verilmemesini öneriyoruz. Onlar meyvelerinden veya işte makarnalarından, ekmeklerinden, pirinçlerinden kendi şeker ihtiyaçlarını zaten karşılıyorlar. Veya anne sütünden karşılıyorlar. Ama 2 yaşına kadar şeker alan çocuklarımız çok ciddi olarak şeker bağımlısı oluyor. Ve artık şekerin bağımlılık yapması çok ciddi tedaviler gerektirecek kadar önemli bir sürece giriyor.
Lüzumsuz kiloya yatkınlığa, obeste dediğimiz aşırı kiloluğa yatkınlığı oluşturuyor. Onun için 2 yaşın altında çocuklarımıza lütfen şekerli gıda sıfır veriyoruz. Doğrudan şeker olarak yani veya tatlı, pasta gibi içinde çok fazla şeker içeren gıdalar. Onun yerine meyveler, sebzeler, salatalar yahut da kendi yaptığımız kekler, kurabiyeler, kendi yaptığımız sütlü tatlılarla çocuğumuzun ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Ama özellikle Ramazan bayramları sırasında şeker tüketiminin çok artması nedeniyle gene tatlıları mümkün olduğu kadar kendi evde yaptığımız tatlılardan tüketilmesini istiyoruz.
Ki çok yüksek dozda şeker almalarını istemediğimiz için çocuklarımızın ve erişkinlerin. Çünkü bu beslenme alışkanlığı ailede kazanılan bir beslenme alışkanlığı. Dışarıdan şekerli gıda alınması çocuklara bir örnek teşkil ediyor. Ve onlar da yarın öbür gün oradan dışarıdan tüketebileceklerini öğreniyorlar. Bunu öğretmek yerine evde pişirdiğimiz tatlıları hem çocuğumuzla vakit geçirmiş oluruz.
Birlikte kekler, kurabiyeler yaparak, üzerine küçük bir şerbet dökerek veya çok fazla şeker tüketileceği için sütlü tatlılara daha ağırlık vererek daha çok besleyebiliriz. Veya işte meyvelerden kompostolar yaparak hem biraz serinlik sağlamış hem su ihtiyacımızı karşılamış oluruz gibi bunları özen göstermesine. Ama şeker hastası olan çocuklarımızın bulunduğu ortamlara kesinlikle şeker bulundurulmaması, eve tatlı gıdaların alınmamasını özellikle çok rica ediyoruz.
Çünkü kaçırmama ihtimali çok zayıf. Üstelik de toplumda aman işte ne olacak bir defadan bir şey olmaz alışkanlığı. Çocuk o. Değil mi? Bunu çok sık söylüyoruz Sayın Çakmak.
Lütfen devam edin. Çünkü ben de onu bilhassa vurgulamak istiyordum. Dediğiniz gibi hem bir defadan bir şey olmaz aman çocuk canım o canı çekmiştir yesin bir kerecik bir şey olmaz demeyelim. Ne olur demeyelim. Çocukta şeker hastası olur mu?
Böyle bir şey yok. Maalesef çocukların şeker hastalığı erişkinlerinkinden çok daha dikkat edilmesi gereken, çok daha özen gösterilmesi gereken, çok daha fazla diyete uyulması gereken bir durumdur. Hemen hemen mutlaka insülin kullanmayı gerektiren bir durumdur. Öyle olduğu için şeker hastası çocuklarımızın olduğu ortamlarda kesinlikle şeker ikram edilmemesi. Onun yerine çok bol miktarda meyveler var.
Ama bunlar arasında da tatlı meyveler yerine daha hama yakın meyveler veyahut da mesela karpuzun kendisi yerine karpuzun kabuğuna yakın olan daha az şekerli olan kısımların tüketilmesi. Ama mümkünse de şekersiz meyvelerden hazırlanmış şekersiz kompostoların ikram edilmesini öneriyoruz ve rica ediyoruz. Özellikle rica ediyoruz ailelerden ki çocuklarımızın hayatını kolaylaştıralım ve ben niye yiyemiyorum sorusu yerine. Bak işte hepimiz aynı şeyi yiyip içiyoruz'un özgürlüğünü onlara tattıralım.
Bu bayram dolayısıyla. Onlar da bayram heyecanını yaşasınlar. Yaşasınlar yaşasınlar onlarla çok güzel her şey onlarla rengi oluyor çünkü. Kesinlikle kesinlikle ayrıca da hep söylenen şeker hastalığı hastalık değildir hayatın bir parçasıdır. Madem ki hayatın bir parçası nasıl biz ikimiz gözlük kullanıyoruz bundan bir şikayetimiz yok.
Çünkü gözlük kullandığımız zaman dünyayı çok daha ve birbirimizi çok daha iyi görüyoruz. Şeker değerleri oynayan veya yüksek bulunan kişilerin de şeker yönünden diyetlerine dikkat etmesi aslında çok daha sağlıklı bir şey. Çünkü hep denir ki şeker hastaları çok daha uzun süre yaşarlar. Çünkü diyetlerine çok daha fazla özen gösterirler. İşte mutlaka 3 ana öğün alırlar.
Yemeği saatine yerler. Ara öğünler tüketirler. Uykularına dikkat ederler. Yemekten sonra egzersizlerine dikkat ederler gibi. Çok daha sağlıklı beslenirler aslında.
Herkesten hepimizden bekleneni en iyi uygulayan kişiler diyabetiklerdir. Onun için bunlara özen gösterilmesi adına çocuğumuza bunun bir hastalık olmadığını, bir hayat tarzı olduğunu, bunun da iyi uygulamayla çözülebileceğini öğretmemiz lazım. Ki siz yine söylemiştiniz. Bütün her şey birbirine o kadar bağımlı ki.
Belki başa dönüyor gibi oluyoruz ama bütün konular birbirine bağlı. Çocuklarımızın beslenmesiyle alakalı çok önceleri programlarımızda yine paylaşmıştık Sayın Çakmak. Siz vurgulamıştınız. Biz kendi beslenmemizi buna göre ayarlarsak çocuk zaten otomatik onu örnek alacaktı. Biz aslında kendi standartlarımızı şöyle bir gözden geçirip daha iyi, daha dengeli, daha sağlıklı nasıl yaşayabilirim ki öyle olayım ki çocuğuma çok daha iyi bakayım mi dersek
zaten çoğu hastalıktan kendimizi korumuş olacağız. Hem de nasıl? Hem de nasıl? Her şey çünkü beynimizde gizli. Eğer iyi beslenme alışkanlığı kazanırsak, sabah, öğlen, akşam öğünlerimizi düzgün alırsak aralarda da kurabiyeler, kekler veya küçük kuru yemiş gibi veya meyveler,
kendi hazırladığımız meyveler ve yoğurtlar gibi gıdalarla zenginleştirirsek öğünlerimizi ve yürüme gibi en azından basit spor hareketlerine ya da mevsim nedeniyle yüzme gibi spor hareketlerine ağırlık verirsek o zaman hem çocuklarımıza güzel bir örnek oluyoruz hem de aile için beslenme düzeniniyle onlara bir hayat tarzı kazandırmış oluyoruz ki ileride o besiteyle uğraşmayalım. Çünkü aşılar aşılar diye çocuklarımızı her ay bir defa doktora veyahut da sağlık ocaklarına götürerek orada çeşitli aşıları yaptırıyoruz.
Ama aslında çocuklarımızın beslenmesi konusunda aşılamamız gereken bu evladım bak 3 ana öğününü yiyeceksin düzenli olarak. Sabah kahvaltı yapacaksın, öğlen yiyeceksin, akşam yiyeceksin ama aralarda da yoğurdunu yiyeceksin, sütünü içeceksin veya işte onun yerine kurabiyeni, kekini yiyeceksin ama bunlar genellikle abur cubur gıdalar olmayacak. Genellikle bizim ev içinde hazırladığımız gıdalar olacak. Ev içinde hazırlamak da aslında çok keyifli bir şey.
Bu da evet çok güzel bir aktivite. Çocukla zaten annelerin babaların çocukla geçirdikleri süre çocuğun büyümesiyle beraber azalıyor. Çünkü çocuğumuz okula gidiyor, dersleri oluyor, ödevlerinin başında olması gerekiyor. Veya işte biraz televizyon programlarına ilgi duyuyor ya da arkadaşlarıyla oyun oynamak için dışarı çıkmak istiyor. Ama çocuğumuzla evde yapabileceğimiz işte babayla yaptıkları ufak tamiratlar, anneyle yaptıkları küçük yemek hazırlıkları, kekler, kurabiyeler
onlara hem çok büyük bir kültürel zenginlik kazandırıyor hem de aile içinde üretken olmanın keyfini dolu dolu yaşatıyor. En önemlisi de sağlıklı beslenmeleri konusunda çok büyük bir örnek oluşturuyor. Aman ne olur sevgili anneler babalar çocuklarımızı hazır alınan gıdalar yerine mümkün olduğu kadar aile içinde hazırlanılan ve onlar aracılığıyla tüketilen gıdalarla beslenme alışkanlığını kazandıralım. Hele hele bu yaz mevsiminde ishallerin çok artması nedeniyle dışarıda hiç bilmediğimiz yerlerde hangi koşullarda yıkandığını,
hangi koşullarda saklandığını bilemediğimiz gıdaları tüketerek oradan özellikle ishalli kusmalı hastalıklara karşı çocuklarımızı yüksek ateşte seyredebilecek hastalıklara karşı çocuklarımızı koruma yoluna da katkı sağlamış olalım. Gıda zehirlenmelerini çok sık duyuyoruz bu mevsimlerde. Hem nasıl? Sayın Çakmak belki önümüzdeki program bunu daha detaylı konuşabiliriz. Süremizin sonuna geliyoruz ama çok mühim bir şey daha var.
Şekerin alternatifi çikolata. Ben çocuğuma şeker yedirmiyorum deyip çikolata yemesine izin verebiliriz ama bunun da muhakkak bir ölçüsü olmalı. Ne olmalı? Bir çocuk ne kadar çikolata tüketebilmeli? Çikolata maalesef en çok alerji yapan gıdalardan bir tanesi içindeki kakao nedeniyle. Onun için hani mümkün olduğu kadar eğer tüketiyorsa küçük bir parça şeklinde gün içinde en fazla 2-3 parça şeklinde yani kocaman bir parça değil.
Küçük bir iki parça şeklinde hani o en küçük karelerden bir tane 2 tane tüketebilir. Ama kakao'nun da alerjik olduğunu hatta içindeki süt tozu nedeniyle de alerjik olabileceğini de hatırda tutmakta yarar var. Bu tür duyarlılığı olan çocuklarımıza işte egzama gibi döküntüleri olan veya ciddi kaşıntıları olan çocuklarımıza da bu tür gıdalardan uzak tutmakta gene yarar var. Hatta hazır sütler, hazır yoğurtlar yani meyveli yoğurtlar, meyveli sütler yerine kendi hazırladığımız meyvelerle hazırladığımız sütler veya meyvelerle hazırladığımız yoğurtları çocuklarımızın tüketmesine yarar var.
Çünkü genellikle diğerleri çok daha yüksek kalorili ve çok fazla katkı maddesi içeren ve alerji ihtimali çok yükselten gıdalar olduğu için onlara hazır olması yerine kendi hazırladıklarımızı tüketmelerini arzu ediyoruz. Şeker gibi o halde ev sahiplerimizden rica edelim çikolatayı da lütfen bu şeker değil çikolata bir şey olmaz çocuk çikolata tabii ki yiyecek deyip de birden fazla vermeyelim. Belki gönlümüzden çok geliyorsa şunu yapabiliriz bir mendile sarıp anneye onu gizliden verebiliriz istediğinde yesin diye.
Yemekten sonra yesin şeklinde. Bir de en güzel hediye kitap hiç kuşkusuz ki çocuklarımız için çok küçük kitaplar var. Hatta bugün bir şiir kitabı gördüm bir bankanın dağıttığı bir şiir kitabı ve inanın içindeki şiirleri çocuk şiirleri var ve içindeki şiirleri okurken kendimi tutamadım gözlerimden yaşlar süzülmeye başladı. O kadar duygulu o kadar duyarlı ki bütün annelerden babalardan mümkünse uğrayıp bu şiir kitabını almalarını rica ediyorum.
Çünkü ücretsiz olarak ailelere dağıtılan bir kitap. Çocuklarımıza şiiri sevdirmek kitabı sevdirmek hatta işte bu tatil süresince arzu ederlerse kendileri kitap yazsınlar. Yani mesela küçük çocuklarımız resimler çizerek kitap yazabilirler. İşte tatilde neler yaptık bugün bayramda nerelere gittik mesela büyük anneyi çizsin büyük babayı çizsin. Çok sevmiyorsa fotoğraf çekebilir değil mi?
Tabii bazı çocuklarımız gerçekten de fotoğraf video çekimine çok yatkınlar ve meraklılar. Tabii maşallah teknoloji çocukları ve harikaları çok da başarılılar bu konuda. Ama onları bir araya getirmeyi yani üretken olmayı öğrenmelerini çok arzu ediyoruz. İşte ben bir kitap yazdım resimlerle kitap çizdim. İşte bugün şu şu büyüklerimi ziyarete gitmiştik orada şunları yaşadık.
Neyse hiç yönlendirmeden bugün neler yaptık mesela oturalım masa başına akşamleyin. Bugün nerelere gittik hadi gelin çizelim. Birkaç sayfa da çizebilirler. İşte neler yapmıştık kimlere gitmiştik. Herkes ayrı bir şey çizsin herkesin kitapçığı ayrı olsun daha iyi değişik değişik.
Tabii en çok mutlu eden şey neydi beni en çok güldüren neydi? Ya da en çok heyecanlandığım şey neydi bugün gibi. Sohbetler açılabilir. Çok da hoş olur aslında. Hatta onlardan küçük armağanlar yapabilirler.
Mesela anneme bayram hediyesi bu olsun. Babamın bayram hediyesi bu olsun gibi. Farklı kitapçıkları. Çocuklarımızın el emeği göz noru olan şeylerle hem üretken olmayı hem de ailelerine sevgilerini göstermesi için hiçbir masraf yapmadan katkıda bulunmayı öğretmiş oluruz böylelikle. Ne kadar hoş.
Belki bir şey daha ekleyebiliriz. Sayın Çakmak günlük tutma alışkanlığı kazanabilirler böylelikle. Doğru. Onu özellikle okuma çağındaki çocuklarımıza çok arzu ediyoruz. Ve okuyup bir yandan da yazınca kendilerini çok daha ifade etmeye başlayacaklar zaman içerisinde.
Onların gelişimi açısından da harika bir fikir. Çok iyi olacak. Ellerinize sağlık. Ben çok tuttum. Sizin de gönlünüze sağlık diyoruz.
Bayram özel programımızı da burada noktalıyoruz sevgili dinleyiciler. Bayramınız kutlu olsun. Nice bayramlarda görüşmek üzere Sayın Çakmak. Hep birlikte sağlıkla mutlulukla inşallah ülkemiz, milletimiz ve tüm insanlık için ve evren için bol şansın, sağlığın, mutluluğun, bereketin olduğu nice bayramlara. Çok teşekkür ediyoruz.
Sevgili dinleyiciler biz de Sayın Çakmak'la birlikte çok yıllar öncesinde de program yapma şansına sahip olmuştuk. Bu bayramı da birlikte geçirebilmek nasip oldu diyelim. Kendimize şanslı adlediyoruz. İyi ki varsınız. İyi ki radyo başında bize eşlik ediyorsunuz.
Bayramınız gönlünüzce geçsin inşallah. Kırgınlıklar, küskünlükler, endişeler şöyle bir sıyrılıp gitsin hayatımızdan. Geleceğe çok daha umutlu, çok daha sevgi dolu bakalım. Belki yılların bize unutturduğu ya da unutturduğuna inandığımız hayallerimizi yeniden önümüze koyalım. Çok daha güzel bir dünya inşa edelim.
Barış inşa edelim. Temennimiz bu efendim. Mikrofonda ben Ayşe Bilgici Yücel. Allah'a ısmarladık. Sağlıklı bebekler için el ele.
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.