Güneş Işınları ve Korunma Yolları
Güneş Işınları ve Korunma Yolları
Güneş Işınları ve Korunma Yolları
Güneş ışınları cildimizin hücrelerinde kalıcı değişime, hatta cilt kanserine zemin hazırlayabilir. Beş altın kuralla, doğru saatlerle ve doğru güneş kremiyle çocuğunuzu ve kendinizi nasıl koruyacağınızı anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Yazın sıcaklarıyla birlikte güneş ışınları, özellikle içindeki ultraviyole ışınlar, dikkat edilmediğinde bedenimiz için ciddi bir tehdide dönüşebiliyor. Bazı çocuklar bu konuda özellikle hassas; hava bulutlu ya da yağmurlu olsa bile güneş koruyucusu kullanılması gerekebiliyor. Bu noktada altını çizmek istediğim bir şey var: bilerek tenimizi güneşte yakmaya çalışmak sağlıklı bir davranış değil. Yanık ten, aslında hasar görmüş bir tendir.
Güneş Işınları Cildimizde Neden Kalıcı Hasar Bırakır
Güneş ışınları cildimizdeki bazı hücrelerde değişim yapıyor; bu değişim bazen o kadar şiddetli oluyor ki sağlıklı bir hücre kanser hücresine dönüşebiliyor. Cildimiz, göz önünde olmasa da vücudumuzun en büyük organı ve sağlığımızın önemli bir göstergesi. Cilt kanserinin farklı tipleri var; kimi daha hafif, kimi daha ciddi seyrediyor ama hepsi ciddiye alınması gereken hastalıklar. Cildinizde renk değişikliği, yeni çıkan ya da şekli/rengi değişen benler, ben sayısında artış ya da akıntı gibi bir bulgu fark ederseniz mutlaka bir cilt doktoruna görünmenizi öneririm; çünkü bu tür değişimlerin tanısı gözle değil, mikroskop altında yapılan patolojik incelemeyle konur.
Beş Altın Kural
Cilt kanserinden korunmak için önerdiğim beş basit kural var: gölgede durmak, uzun kollu kıyafetler giymek, güneş gözlüğü kullanmak, geniş kenarlı şapka takmak ve güneş koruyucu krem kullanmak. Şapka özellikle burun, çene ve yanak gibi güneşe doğrudan maruz kalan çıkıntılı bölgeleri korur. Bu beş kuralı hem kendiniz hem çocuğunuz için uygulamanızı öneririm; sırt ve bacakların arkası gibi kendi gözlerimizle kolay göremediğimiz bölgeleri de zaman zaman kontrol etmekte, oralarda ben değişimi olup olmadığına bakmakta fayda var.
Hangi Saatlerde, Ne Kadar Süre Güneşte Kalınmalı
Sabah 10'dan önce ve akşam 5'ten sonraki güneş ışınlarının kanser yapıcı etkisi çok daha zayıf; bu saatlerde çocuğunuz D vitamini için güneşlenirken şapkasız, kremsiz de olabilir. Ama sabah 10 ile akşam 5 arasında mutlaka bu beş kurala özen gösterilmesi gerekiyor. Güneş ışınlarının olumsuz etkisi cildte 15 dakika içinde başlıyor, 2 saat içinde yüksek düzeye ulaşıyor; bu yüzden güneşte 15 dakika ile 2 saat arasında, mümkünse 1 saati geçmeyecek şekilde kalınmasını öneriyorum. Güneş kremi kullanıyorsanız, etkisi banyodan ya da kurulanmadan sonra azaldığı için 2 saatte bir tekrar sürülmeli. Krem seçerken en az 15 faktörlü, mümkünse daha yüksek faktörlü ürünleri tercih edin. Ultraviyole geçirmeyen mayolar da normal mayolarla benzer fiyatta olduğu için imkanı olan ailelere öneriyorum.
Güneş Çarpması ve Sıvı Kaybına Dikkat
Çocuklar güneşe ve sıcağa erişkinlerden daha hassas. Güneş çarpması dediğimiz durum şiddetli baş ağrısı ve kusmayla seyredebiliyor, ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor; küçük bebekler zaten sıvı kaybına çok yatkın. Bu yüzden güneşte bulundukları sürece bol sulu gıda ve sıvı tüketmelerini, güneşte bir saatten uzun kalmamalarını öneriyorum. Her şeyin azı karar, çoğu zarardır; güneşten faydalanalım derken kendimizi ve çocuklarımızı riske atmayalım.
Deniz mi Havuz mu
Yüzme mevsiminde imkanınız varsa denizi tercih etmenizi öneririm; havuzda, özellikle kalabalık havuzlarda enfeksiyon riski daha yüksek. Tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklar için su geçirmeyen bez ve mayoların kullanılması da idrar yollarını suyun ve havuzun olumsuz etkilerinden bir miktar koruyor.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımıza bu haftada hoş geldiniz, safalar getirdiniz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği ile birlikte yol aldığımız programımızda merak ettiklerinizi biz soruyoruz. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, aynı zamanda Dernek Başkanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sayın Çakmak hoş geldiniz.
Merhaba nasılsınız Ayşen? Teşekkür ederim siz de iyisiniz umarım. Çok teşekkür ederim ben de iyiyim. Bir şey koşturmaca içinde yazla haşır neşir olmaya çalışıyoruz. Ya bahar bitti miydi bitecek miydi yağışlar derken hoş bir yandan da bereket diyoruz barajlarımız doluyor.
Kısmetse kışın onları sağlıkla güzellikle kullanmayı nasip etsin yaradan diyorum. Doğru. Ama artık sıcak iyiden iyiye yüzünü göstermeye başladı. Sıcak nasıl oluyor? Güneşle oluyor efendim.
Güneşte dikkat etmediğimiz takdirde bedenimiz için çok da zararlı bir unsur haline gelebiliyor. Kesinlikle öyle. Sıcakla beraber tabii ki güneş ışınları ve özellikle içindeki ultraviyole ve benzeri ışınlar bizi çok olumsuz etkileyenlerden bir tanesi. Bu nedenle de çok daha yaz aylarında biraz daha dikkatimizi çekiyor. Ama bazı çocuklarımız biraz daha hassas.
Yani sıcak olsun olmasın. Güneş görünsün görünmesin. Yani bulutlu olsun yağmurlu olsun ne olursa olsun. Mutlaka güneş koruyucularının kullanılması öneriliyor. Hatta bazı insanlar o kadar duyarlı oluyorlar ki ev içindeki bile güneş ışınlarının etkisinden ne maruz kalıp.
Çünkü böyle bir şey başlamış. Akım başlamış. Hani ev içinde güneş yanıkları olunması. Yani güneşin olumsuz etkisinden zarar görmeyeyim. Ama tenimde biraz yanık olsun.
Yanık ten her şeyden önce bütün ailelere buradan söyleyelim ki yanık ten sağlıklı bir ten değil. Yani yanık ten aslında biraz hasar görmüş biten. Yani durup dururken kendi kendimize hasta etmişiz gibi oluyor. Nasıl oluyor? Güneşle yanacağız diye.
Ne oluyor bizim derimizde de öyle oluyoruz? Güneş ışınları bazı hücrelerde değişim yapıyor. Ve bu değişim bazen o kadar şiddetli oluyor ki normal sağlıklı bir hücreyken birden hastalıklı bir hücreye yani kanser hücresine dönüşebiliyor. Ve temelde cilt kanseri olarak bildiğimiz hastalığa zemin hazırlanıyor. Asıl korktuğumuz yani güneş ışınlarıyla temasta, ultraviyoleyle temasta ve güneş koruyucusu kremler kullanmaktaki temel amacımız bu cilt kanserine.
Ve farklı tipleri olabiliyor cilt kanserinin. Bazıları biraz daha hafif seyirli, bazıları biraz daha ciddi olanları veya orta grup olan gibi. Üç ayrı tipi var ama ne olursa olsun sonuçta hastalık. Peki geri gelmişken nasıl bir hastalık? Belki birazcık tanıtırsak daha temkinli olabiliriz.
Çok teşekkür ederiz. Cilt kanseri çok ciddi bir hastalık. Çünkü cildimiz vücudumuzun en büyük organı aslında. Hani karaciğer gibi, dalak gibi, kalp gibi, akciğer gibi görünmüyor belki ama gerçekte sağlığımızın en iyi göstergesi olan ve en büyük organımız.
Ve bu organın yani nasıl kalp krizi geçirmek istemeyiz? Akciğer kanseri olmak istemeyiz. Onun için sigaradan kendimize veyahut da işte çeşitli yabancı maddelerden kendimizi uzak tutmaya çalışıyoruz gibi cildimizi de kendisine zarar verecek olan güneş ışınlarından uzak tutmamız gerekiyor. Neler oluyor bulguları olarak?
Cildimizde renk değişikliği olabilir. Eskiden var olan renklerden daha farklı renklerde benler çıkabilir. Veya var olan benimizsin rengi değişebilir. Şekli değişebilir. Veya başka ek şikayetlere yol açmaya başlayabilir.
Mesela işte akıntısının olması gibi. Veyahut da birken sayısının artması gibi. Birden çok olması gibi. O nedenle eğer cildimizde ufak değişimler görüyorsa mutlaka doktora başvurmamız gerekiyor. Çünkü bunun tanısı gözle yapılabilecek bir tanı değil.
Mutlaka mikroskop altında incelenmesi yani patolojik tanı gerektiriyor. Bu konuda deneyimli olan cilt doktoru arkadaşlarımızın desteğini almamız gerekiyor. Ya daha önceden takip eden doktor tarafından görülmesi veya o konuda uzman olduğunu düşündüğümüz bir cilt doktorunu mutlaka görmesini istiyoruz. Ve mutlaka çok yakın takip ve tedavi gerektiriyor bu tür durumlar. Ama nasıl bütün hastalıklardan korunmak için çabalıyoruz?
Cilt kanserinden de korunmak için çabalamamız lazım. Nasıl çabalayacağız? O kadar basit ki 5 tane kuralı var. 5 altın kuralı. Bir tanesi gölgede durmak.
Yani güneş ışınına direkt maruz kalmamak. Ama diyelim ki güneş ışınıyla haşır neşir olmamız gereken bir mesleğimiz var. Tarlada çalışanlar olduğu gibi veya güneşte çalışarak tamirat yapması gereken bir sürü meslek grubu var gibi. Veya inşaat işçilerinde olduğu gibi. Onlar ne yapacaklar?
Veyahut da öyle bir işimiz olmasa bile kendimizi güneş koruyucu olması nedeniyle uzun kollu kıyafetler giymek gibi. Yani güneş ışınlarıyla maruz kaldığımız zamanlar. Gene bir diğeri geniş kenarlı şapkalar takarak gözümüzü, kulaklarımızı, yüzümüzün sivri olan burnu çenesi gibi, yanaklarımızın çıkık olan köşeleri gibi güneş ışınlarıyla doğrudan temas edip çok hasar görecek kısımlarından şapka takarak, geniş kenarlı şapkalar takarak kendimizi koruyacağız.
Bunu tabii ki çocuklarımıza da yapacağız. Deniz, şimdi yazın herkes denize gitmek isteyecek. Veya denize gitmek istemezsek bile çocuğumuzu alıp parka gideceğiz. O zaman ne yapacağız? Çocuğumuzu güneş koruyucu kremler kullanacağız.
Cildine güneş koruyucu kremler kullanacağız. Güneş koruyucu kullanamadığımız zamanlarda da uzun kollu kıyafetler giydirip güneş ışınlarıyla direkt cildinin temas etmesine engel olacağız. Geniş kenarlı şapkalar giydireceğiz ve gözlük kullanacağız çocuğumuza. Gene ultraviolet ışınına karşı koruyucu olan gözlükler kullanacağız ki güneş ışınları gözünde rahatsız etmesin diye. Bu kadar basit yani bir gölgede yaşamayı tercih edeceğiz.
İki uzun kollu giysiler giyeceğiz. Üç gözlük kullanacağız. Dört şapka takacağız ve ultraviolet koruyucu kremler kullanacağız. Peki şimdi diyecek ki dinleyicilerimiz tamam koruduk güneşten. Peki çocuklarımız hep öğrendik ya D vitaminini nasıl alacak?
Kışın alamıyorlardı. Damlalarla takviye yapmamız gerekiyordu. Yazında almayacak mı diye düşünebilirler. Harikasınız. Bunun için sabah 10'dan önce ve akşam 5'den sonra diye bir kural var.
Sabah 10'dan önceki güneş ışınlarının kanser yapıcı etkileri çok o kadar şiddetli olmuyor. Veya akşam 5'den sonra da artık o etkiler zayıflamış oluyor. O nedenle sabah 10'dan önce akşam 5'den sonra güneşlenebilirler. Ve bütün bunlar yani işte şapkasız güneşlenebilir, şey olmayabilir, uzun giymeyebilir, ultraviyole kremlerini kullanmayabilir. Ama 10 ile 5 arasında sabah 10 ile akşam üzeri 5 arasında mutlaka bu söylediklerimize özen gösterilmesi gerekiyor.
Gene çok güzel mayolar var deniz kenara gidecek aileler için. Ultraviyole geçirmeyen. O tür mayoları tercih etmelerini öneriyoruz ailelere. Ya da onları bulamıyorlarsa, mesela kız çocuklar için daha kolay da uzun kollu ve bedenini koruyan. Ama erkek çocuklarda bunları bulmak biraz daha zor olabilir.
O zaman çocuklarımızın üzerine yine uzun kollu t-shirtler giydirerek en azından omuz başlarının ve göğsünün yanmasına engel oluyoruz. Güneş ışınlarının bu olumsuz etkisi 15 dakika içinde başlıyor Ayşe Hanım. 2 saat içinde de oldukça yüksek düzeye erişiyor. O nedenle güneş ışınlarında kaldığımız zamanlarda pek öyle 15 dakikadan uzun kalmayı önermiyoruz. 2 saatten fazla kalmayı hiç önermiyoruz.
Yani güneş ışınları çok faydalıdır bizim kemiklerimizi güçlendirir diye kendimizi tehlikelere atmaya gerek yok. Gene güneş kremlerinin bu güneş ışınlarından bizi koruyan kremlerin 2 saat aralarla tekrarı öneriliyor ki gene aynı etkinin giderek azalıyor olması nedeniyle. Yani kremin etkisi geçtiği için veyahut da banyodan sonra bu kremin etkisi kalmadığı için veya kurulandıktan sonra bu kremin etkisinin kalmaması nedeniyle mümkün olduğu kadar 2 saatte bir tek kremin tekrar kullanılması gerekiyor.
Çok uzun süre dışarıda kalınmak gerekiyorsa ama ideali mümkünse 15 dakika ile 2 saat arasında dışarıda kalmak. Hatta mümkünse 2 saatten daha erken süre içinde çok 1 saati geçirmemekte yarar var. Çünkü sadece güneş ışınlarıyla olan bu cilt ve güneş ışınları olumsuz etkileşimi yanı sıra çocukların bir de güneş ışınlarına karşı daha hassas olduğu, sıcağı hassas olduğu bir gerçek. Hani güneş çarpması diye bilinen çocuklarımızın çok şiddetli baş ağrılarına, kusmalarına yol açan olaylar olabiliyor.
Ciddi sıvı kayıplar oluyor. Zaten çok küçük bebek olduğu için çok sıvı kaybetmeye çok müsaitler. Onun için güneşte bulundukları sırada mutlaka daha bol sulu gıdalar tüketmelerini ve dediğim gibi 1 saatten uzun sürede güneşte kalmamalarını öneriyoruz ki Güneşten yararlanıyoruz diye hani her şeyin azı karar çoğu zarar prensibiyle. Hakikaten.
Peki çoğu demişken şimdi güneş koruyucuların faktörleri hemen aklıma geldi. Güneş kremi seçerken çocuklarımız için nelere dikkat etmemiz lazım? Mümkün olduğu kadar çok faktörlüsü öneriliyor. En az 15 faktörlü krem kullanılması öneriliyor. Mümkünse en yüksek faktörlü de önerilenler arasında ki bu olumsuz etkileşimden kendimizi koruyalım.
Hem kendimizi hem çocuklarımızı yani burada çocuklarımız için biz çocuk doktoru olarak çocuklarımız için diyoruz ama tabii ki aileler çok kıymetli. Ailelerin de kendilerini iyi koruması arada bir sırtımızı yani çünkü vücudumuzun diğer kısımlarını görebiliyoruz ama sırtımızı bacaklarımızın arka kısımlarını göremiyoruz. Onları da mutlaka kontrol etmemiz, vücudumuzda bu tür benlerde değişim var mı görmekte yarar var.
Ki vücudumuzdaki renk değişimi oluyor mu takip etmemizde yarar var. Çünkü maalesef cilt kanserlere giderek çok artan bir sıklıkta dünyanın sorunu haline gelmeye başladı. Belki göz önünde olan sanatçılarımızın bu konuda biraz hassasiyet göstermesi daha yapıcı olabilir. Çünkü biz toplum olarak benimsediğimiz insanların gözümüzün önünde sürekli olan insanların yaptıklarını çok çabuk örnek alıp uygulayan bir toplumuz. Doğru.
Belki onlara da buradan bir çağrıda bulunmuş olabiliriz bu vasıtayla. Hepimizin güneş konusunda daha duyarlı olmamız lazım. Güneş koruyucularından yararlanmak da çok önerilenler arasında. Yani beş altın kural gibi gölgede durmak. Geniş kenarlı şapkalar kullanmak.
Eğer güneş kremi kullanamıyorsak uzun kollu uzun paçalı kıyafetler giyerek cildimizi mümkün olduğu kadar güneşten korumak. Güneş ışınlarının zararlı etkilerinden korumak. Gözlük kullanarak gözlerimizi korumak ve mümkünse güneş kremlerini kullanmak çok önerilenler arasında. Bir şey daha eklediniz. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerileri arasında.
Bir şey daha eklediniz Sayın Çakmak. Dediniz ki mümkünse imkanı olanların ultrabiyole koruyucu mayolar çocuklarına giydirmeleri. Çok önemli. Bu da çok önemli. Çünkü 3 aşağı 5 yukarı fiyat olarak aynı.
Bunların diğer mayo fiyatlarından çok büyük farkı yok. Gene deniz mevsimi ve mayo deyince su geçirmeyen mayoları özellikle idrar ve tuvalet eğitimini tamamlamamış çocuklarımız için su geçirmeyen bezler ve mayolar tavsiye ediliyor. Bir yere kadar koruyor ama idrar yollarını su ve havuzun yan etkilerinden korumak da çok yararlı. Gene eğer yararlanabiliyorsak denizi tercih etmekte öneriliyor. Çünkü havuzda enfeksiyon tehlikesi daha fazla.
Hele çok kalabalık bir havuzda çok daha yüksek. Şu ara sulu oyunlar çok moda. Su oyunlarının olduğu parklar. Gene oraya giderken bunlara çok dikkat etmekte yarar var konuştuklarımıza. Parka giderken de gene çok özenli olmamız lazım.
Yani çocuklarımızı mümkün olduğu kadar doğayla bütünleşsinler. Hem doğaya saygılı olmayı hem de doğanın keyfini sürmeyi öğrensinler aynı zamanda istiyoruz. Onun için parka giderken de gene küçük oyuncaklarını beraberlerinde götürsünler. Hem belki orada arkadaşlarıyla paylaşmak isterler. Eğer izin verirlerse birbirlerine hem birbirlerine top oynarlar.
Kovalarını küreklerini kullanırlar. Ve belki küçük çiçekler ekmeği, küçük ağaçlar dikilmesinde yardımcı olmayı öğrenirler. Çünkü çocuklar doğa konusunda bizden çok daha duyarlılar doğrusu. Hiç unutmuyorum. Evlerin önündeki ağaç budanıyordu.
Torunum pencereyi açıp avaza çıktığı kadar bağırarak canını acıtacaksınız yapmayın diye seslendi bu dayanlara. Gerçekten onlar onların canının acıyabileceği bilincinde. Onun için çocuklarımıza doğayı sevdirmenin, onunla birlikte büyümenin, onları zenginleştirmenin en güzel yolu olduğunu parklarda bol bol gezmek ve akşam üzere yürüyüşleri olduğunu hatırlamakta yarar var. Bu bizim için de çok güzel bir şey. Çünkü günün yorgunluğunu atmanın en güzel yolu çocuklarımızla bolca vakit geçirmek.
Ya hem derinleşiyoruz, hem geyitli vakit geçiyoruz, hem günün stresinden, koşuşturmasından şöyle bir sıyrılıyoruz. Bambaşka alemlerde zenginleşiyoruz. Hakikaten. Fakat benim aklıma takılan bir konu var Sayın Çakmak. Çok da az bir zamanımız kaldı.
Fakat su oyunları deyince çok yaygın olan su tabancaları var. Hiç onu konuşmayalım. Biz aslında onu şöyle çözdük. Çiçek sulamak için spreylerden kullanıyoruz. Harikasınız.
Nasıl? Çok da eğleniyoruz. Çok güzel. Kendimizi ıslatmaya başladık. Hem bu arada balkona çıkartıyoruz, çiçeklerimizi baştan ayağını güzel onlarla yıkıyoruz.
Yetmiyor. Balkona çıkıyoruz, pencereden kolumuzu uzatıyoruz, yetişebildiği kadar. Yaşasın bugün size çok güzel bir şey öğrendik. Çünkü biz tabanca ve silahlar asla bir oyuncak değildir. Onlar bu işin profesyonelleri yani meslek grubu tarafından sadece onların kullanması gereken savunma araçlarıdır.
Öğretmek istiyoruz çocuklarımıza. Çünkü hep dostluk, sevgi, saygı aşılamaya çalışırken, karşımızdakine saygılı olmayı öğretirken, silahın bir oyuncak olmadığını da öğretmek. Bunun çok önemli bir parçası. Sizin yaptığınız şeyden bugün biz çok şey öğrendik. Bundan sonra çiçek sulama fıstıları diyelim.
Evet. İle bahçelerimizi sulayacağız, birbirimizi ıslatacağız. Bir de çok hoş bu köpüklü oyunlar var. Hani suyun içine birazcık deterjan katarak veya sabun katarak, sabun köpüğü yaparak çocuklar ondan çok eğleniyor. Ama her yaştaki çocuklar buna yaşlılarımız dahil onlar.
Büyük anneler, büyük babalar. Hazır mevsim uygunken herkes eline böyle bir oyuncak alsın. Bir bardak, plastik bir bardak. İçine birazcık sabun, köpüğü koyup veya deterjan koyup bol suyla bol bol çocuklarımızla yazın keyfini çıkaralım. İnşallah.
Kışa hazır olalım. Çok haklısınız. Hazırlık ama işte oyuncak çocukların vazgeçilmez parçası en önemli materyalleri. Tabii, tabii. Aslında hepimizin oyuncağımız var.
Yani şimdi mesela sizin oyuncağınız mikrofon. Çok haklısınız. Hepimizin bir miktar bilgisayar. Cep telefonlarımız. Yani cep telefonu oyuncak değil ama sonuçta hepimizin kullandığı bir araç.
E çocuklarımızın oyuncakları da onlara hayat felsefesi kazandıran küçük cihazlar. Öyle olduğu için işte bir su kovası olsun. İşte sizin bahsettiğiniz o çiçek sulama fıskiyeleri olsun. Ondan sonra bu sabun köpüğü yaptığımız küçük halkalar olsun. Ne olursa olsun hepsi hepimizi eğlendiren ve güldüren ve bir arada tutan oyuncaklar.
Onlardan bol bol yararlanmamız lazım. Bağımlılığımızı değil bağlılığımızı geliştiren çok sevimli araçlar. Çok teşekkür ediyorum. O halde belki bir sonraki haftanın konusu oyuncakları olabilir. Neden olmasın?
Neden olmasın? Çok iyi olur. Peki bakalım sürpriz olsun hepimize. Değerli anne ve babalar bu haftada bize ayrılan sürenin sonuna geldik. İyi ki varsınız.
İyi ki radyo başında biz de eşlik ettiniz. Çok teşekkür ediyoruz ki paylaştıklarımız böyle anlamlı olabiliyor. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanımız, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak. Bu hafta da stüdyo konuğumuzdu. Önümüzdeki hafta yeniden buluşabilmeyi ümit ediyoruz.
Mutlu, huzurlu, sağlıklı bir nesil yetiştirme arzumuzla. Bu haftayı da noktalıyoruz efendim. Mikrofonda ben Ayşe Bilgici Yücel. Sağlıcakla kalın, mutlu kalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele
Sağlıcakla kalın.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.