Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızdan bu haftada merhaba diyoruz. O muhteşem konuyu konuşmaya bu haftada devam ediyoruz. Kiminle? Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak'la. Sayın Çakmak merhaba hoş geldiniz.
Merhaba Ayşe Hanım nasılsınız? Teşekkür ederim iyiyim siz de iyisiniz umarım. İyiyiz inşallah aşılar konusunda aileler mutlu oluyorlardır. Biz böyle her hafta aşıları konuşuyoruz çünkü aşılar çok özel ve güzel bir konu. İnsan sağlığına hizmet etmek isteyen herkesin çalışması arzu edilen bir konu.
Eğer aynı pencereden bakıyorsak çok mutlu ve memnun olmaları lazım. İnşallah. Bu arada çok müjdeli bir haberim var. Aşılarla ilgili yeni gelişmeler üzerine bilim adamları çalışıyor. Hani eskilere çok minnet ve saygıyla anıyoruz.
Çünkü zor koşullardı yani elektriğin olmadığı mum ışığında çalışarak mikropları bulmuşlar. Onlardan aşı üretmeye çalışmışlar. Bu arada kendi atalarımızı da sevgi saygı ve rahmetle anıyoruz. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kurulduğu sırada Sağlık Bakanlığımız bazı aşıları üretmiş. Ve o sırada o savaştan çıkmanın yorgunluğuyla kimse pes etmemiş.
Daha azimle çalışmış. Ve işte Verem hastalığı o sırada ülkemizin başının derdiyken. Birdenbire Verem Savaş dispanserleri kurulmuş. Sağlık Bakanlığı çok kararlı bir şekilde aşılamaları uygulamaya başlamış. Ve ülkemizde işte dipleri boğmaca tetanoz aşısı.
Önce çiçek hastalığına karşı aşı uygulanmaya başlanmış. 1930'da aşılara çiçek aşısıyla düzenli bir şekilde başlanmış. Ve ülkemiz artık çiçek aşısı dünyada olduğu gibi kökü kazınmış. Onun için çok mutluyuz. Bu arada tabii ki bazı kayıplar olmuş ama sonuç çok başarılı olduğu için çok mutluyuz.
Bugün bunları yaşamıyorsak tabii ki bu bizim için çok büyük bir mutluluk. O nedenle gerek Atatürk'ümüzü, gerek silah arkadaşlarını, gerekse tüm sağlık çalışanlarını o yıllardan itibaren bize böyle bir dünya bıraktıkları için ve dünya sağlığına emek veren herkese sevgi, saygı ve minnetle anıyoruz. Ve şu anda da hala çalışmaya devam edenlere saygılarımızı iletiyoruz. Çünkü çok güzel aşılar yapılması için planlar var.
Ne gibi? İşte hep ay aşı deyince hepimiz yüzümüzü buruştururuz. Eyvah çocuğumun canı yanacak. Acaba çok mu ağlayacak diye, canı çok mu yanacak diye içimiz titrer. Bilim adamları şöyle bir çalışma yapıyorlar. Bebeğin çok sevdiği meyve hangisi?
Mesela elma. Elmanın içine aşıyı koyalım. Ve bebeğimiz hem aşı olsun hem meyvesini lezzetle, afiyetle yesin diye. Veya siz mesela şey seviyorsunuz şu ara çok moda olan meyveniz yeşil erik. Siz yeşil erik seviyorsunuz.
Hemen yeşil eriğin içine aşı veriliyor. Ve bebeğimiz bunu yerken, yeşil eriğini yerken çocuğumuz aşılarını oluyor. Veya krem şeklinde aşı yapmaya çalışıyorlar. Ya çok sevdiği bir meyvenin yiyeceğin içinde çocuğumuza aşısını ikram ediyoruz. Veyahut da krem şeklinde yapıyoruz.
Böylece hiç canına acımıyor. Ama bunlar henüz deneme safhasında olan aşılar. Ama çok umut verici. Hani ben nasıl artık yeni doğan tetanus görmüyorum diye seviniyorum. Artık çok şükür çocuk felci ülkemizde kökü kazındı.
Birkaç damla aşıyla, işte 2-4-6. aylarda yapılan aşıyla, 1,5 yaşında yapılan okul öncesi aşılarla. Çocuk felcini artık görmüyoruz. Herkes bu hastalığı geçirmediği için sakatlıklar ve bebek ölümleri bitti. Bu hastalığa bağlı diye seviniyoruz. Onun gibi belki zaman içinde bizim yerimize konuşanlar diyecekler ki,
bir zamanlar bu aşılar çok can yakıyormuş ama şimdi can yakmayan aşılar var diye sevinecekler. Daha da ilerisi bilim adamları öyle bir aşı geliştirmeyi deniyorlar ki, bütün hastalıklara karşı korusun. Bir tek doz aşıyla vücudumuzu akıllandırıyoruz. Bak bunların hepsi yabancıdır diyoruz.
Ve bunlara karşı kendini koru diyoruz. Bir tek doz aşıyla veya birkaç doz ama tek tip aşıyla bunun üzerine çalışıyorlar. Şimdi söyledikleriniz bana çok güzel bir ilham verdi Sayın Çakmak. Biz anne baba olarak ne yapabiliriz bu konuda diye düşünüyorum. Hayal gücümüzü kullanabiliriz.
Belki köreltilmeye çalışıldı farkında olarak olmayarak her neyse. Ama hayal gücümüzü kullanarak biz anne babalar bu konuda bence çok güzel bir enerji yaratabiliriz. Biz hayal edelim o enerjiyi bilim adamlarımıza gönderelim. Çünkü Kurtuluş Savaşı yıllarında da biz çok imkansız gibi görünen bir şeyi nasıl başardıysak, O güce sahibiz, o güç çünkü genlerimizde, kodlarımızda var.
Hem de nasıl? Hem de nasıl? İnanarak çünkü mananın maddiyi yendiği günlerde ve bütün dünyaya bunun kanıtlandığı günlerde hiç de hafifsenmeyecek bir şey. Doğru. Bugün belki en azından oradan ilham alarak.
Doğru. Neden olmasın? Biz enerjimizi birleştirelim sevgili anne babalar diyorum. Doğru. Öbür taraftan da bu çocuklar niye bizim çocuklarımızla bu tür şeylerle çalışmasınlar?
Ben bütün çocuklara işte aşı olmak istemeyip birazcık mızlık yaptıkları zaman hemen bunu anlatıyorum. Bakın bilim adamları böyle çalışıyor. Sizin gibi akıllı ve iyi insanlar. Belki bir gün siz de bu konularda çalışırsınız diye. Düşünecek olursak bizim çocukluğumuzda aya seyahat, denizler altında 20 bin fersah gibi
Jules Verne'nin kitaplarını okurken bize böyle hep masal gibi gelen şeylerdi. Halbuki biz aya ilk adım atılmasına, ilk ayak basılmasına tanık olan kuşağız. Ama bu ne? Bu hayal gücünün çocuklarımıza aktarılmasıyla gerçekleşen şeyler. Aya seyahat konusunda Jules Verne bir kitap yazmış ve bize heyecan ve coşku yaratmış.
Bu heyecanı yaşayan çocuklar onu gerçekleştirmişler yıllar içinde. Aynı şekilde aşılar konusunda da çocuklarımıza pekala bu tür öyküler anlatabiliriz. Bakın bilim adamları böyle şeyler yapıyorlarmış. Siz de belki bir gün çok çalışırsanız bunları gerçekleştirebilirsiniz. Sizin dediğiniz gibi bizim atalarımız ne kadar yoktan var etmişler ve bize bu özgür ülkeyi, bu güzel ülkeyi bırakmışlar.
Siz de belki hastalıklara karşı çocuklara pek çok aşılar oluşturabilirsiniz diye onlara umut verebiliriz ve heyecan da verebiliriz. Beni çok etkileyen 23 Nisan törenlerinde bir televizyon programı oldu. Çocuklarımızı hep böyle koltuklara oturtuyorlar ya. İzleyen ailelere tekrar olacak ama tekrarda yarar var. O çocuğumuzu sevgi saygıyla hepinizin huzurunda selamlıyorum.
Sayın Kadir Topbaş'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın koltuğuna bir çocuğumuz oturdu. Ve çocuğumuza ne yapmak istiyorsun diye sorduklarında İstanbul'u engelli insanların yaşayabileceği bir ile dönüştürmek istiyorum diye çocuğumuz hüngür hüngür ağlamaya başladı. Meğer halası falç geçirmiş bu çocuğumuzun ve halasını dolaştırmak için hep yanında bulunmuş. Halasını hayata bağlamak için yanında bulunmuş. Halasını ile sonra bir sohbet oldu ve çocuğumuzdan övgüyle bahsetti halası.
Hep bana umut verdi, hep bana heyecan verdi ve hep beni yaşama bağlı diye. Şu anda halasının koluna girerek onu yürüttüğünü gözledik. Ve ben o çocuğumuzu bu duyarlılığı için teşekkür ediyorum, çok kutluyorum ve doktor olacağını söyledi. İnanıyorum ki çok büyük bir beyefendi olacak. Doktor olacak veya başka bir şey yapacak ama inanıyorum ki bir gün İstanbul'u engelli insanların da yaşayabileceği bir kente dönüştürecek.
Ne yazık ki biz erişkinler o kadar duyarlı değiliz. Bu çocuğumuz kadar ve çocuklarımızın bu yönlerine çok daha açık olmamızı davet ediyorum. Bütün annelere, babalara ve onları bu konuda yüreklendirmelerini çok rica ediyorum. Ve onlara umut vermelerini özellikle rica ediyorum. Çünkü dünyayı güzelleştiren aslında çocuklarımız bir söz var.
Her yeni doğan Tanrı'nın dünyadan yeni bir umudur diye. Ve bebekler öyle baktığımız zaman insan onlara dokunurken elleri titriyor, içi titriyor. Yani gözümü açsam da mı baksam, gözümü daha mı dikkatli, ellerimi daha mı dikkatli kullansam da bu değerli emaneti. Çünkü Tanrı'nın değerli bir armağanını elimize alıyoruz ama aslında o bizim değil. O bize bir emanet.
Ona işte engelsiz bir dünya bırakmak için biz buradayız. Ve derneğimizin kuruluş amacı da o. Çocuklarımıza engelsiz bir hayat yaşatmak. Şimdi şehirde yürümeye kalkıyoruz. Hangi şehre gidersek gidelim.
Ben kaç defa ayağımı burktum. Ki Allah'a şükür benim yerime problemim yok. Ve her ayağımı burkuşumda Allah diyorum engellilere yardım etsin. Çünkü engelsiz insanların düzgün yürürken ayağını incittiği bir dünyada engelli çocuklarımızın yürümesi için maalesef düzgün bir düzen yok. Ve öbür taraftan kaç defa çok şiddetli karda ve kışta görme engelli insanların yürümesi için hazırlanmış yollarda kayan erişkinler oldu.
Ve o çocuğumuzun o 23 Nisan törenlerinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi koltuğuna oturan çocuğumuzun duyarlılığına hepimizi davet ediyorum. Ki çocuklarımıza engelsiz bir dünya yaşatalım. İşte aşıların temel amacı çocuklarımıza engelsiz bir dünya bırakmak. Nelerden konuştuk? Kuş palazından konuştuk.
Kuş palazı çocuğumuzun hayatını engelleyen bir hastalık. Kuş palazına karşı yani nitleri aşısı çocuğumuzun hayatını bağışlayan bir aşı. Boğmacadan konuştuk. Ne yapıyor? Çocuğumuz sonun problemleri, ciddi sonun problemleriyle kaybediyoruz.
O zaman çocuğumuzu o hastalığa karşı koruduk. Tetanos. Tetanos mikrobu ne dedik? Yeni doğan döneminde eğer annesi aşalı değilse bebeğine karşı bu hastalığa karşı koruyucu geçirmemişse, antikolları geçirmemişse, bebek daha doğar doğmaz kapkara bir odada yalnızlığa atılıyor.
İtilmiyor, atılıyor. Çünkü sadece bir bakım hemşiresi onun yanına girme çıkma şahsına sahip ve o sırada... Yaşadığı sıkıntılar nedeniyle dokunamadığımızı bile söylemiştiniz. Işığı açamıyoruz bebeğimize. Bütün odayı kapkara bir oda haline çeviriyoruz.
Düşünebiliyor musunuz? Yeni doğan bir bebeğe sunduğumuz hayata bakın. Allah'ın bize ne diyor? Tanrı'nın dünyadan umudu olarak verdiği bir canlıya bizim sunduğumuz hayat bu diyoruz. O olmasın diye işte tetanos aşısı geliştirilmiş ve hamileyken yapılıyor.
İki kere yapılıyor ve bebeğimize yepyeni pırıl pırıl rengarenk çiçeklerin olduğu bahara davet ediyoruz ve o dünyada karşılıyoruz çocuğumuzu. Ya bu var ya o var. Çocuklarımıza bir hayatı sunarken neler yapacağımızı öncelikle planlayacağız. Çocukların Tanrı'nın bize çok büyük bir hediyesi aynı zamanda değerli bir emaneti olduğunun bilinciyle onları karşılayacağız. Tertemiz bembeyaz çarşaflarda karşılayacağız ve tertemiz bembeyaz çarşaflarda ağırlayacağız.
Eğer gücümüz yetmiyorsa tıbben ona yeterince hizmet sunamıyorsak tertemiz beyaz çarşaflarda uğurlayabiliriz. Ama deriz ki biz elimizden gelen ve gereken her şeyi çocuğumuza verdik ama bu kadarın tıbben bugün mümkün. Bundan sonrasını hani Allah verdi Allah aldı ya o zaman teslim olabiliriz. Ancak o arasını görevlerimizi yerine getireceğiz. Çok iyi değerlendireceğiz ondan sonra tabii ki Allah veriyor Allah alıyor ama o arada Tanrı bize emanet ediyor onu.
O sırada da görevlerimizi bütün erişkinler olarak yapacağız. Neler yapacağız? Anne sütüyle besleyeceğiz. Aşı programlarını uygulayacağız. Aşı programlarının yanında steril malzemeler kullanacağız ki bebeğimizi olmayacak mikroplarla daha doğar doğmaz karşılaştırmayalım.
Tertemiz odalarda doğumunu yaptıracağız. Yani tertemiz dediğim tabii ki temizlik anlamında beyaz çarşaf beyaz iyi yıkanmışca ütülenmiş çarşaflar olacak ama onun yanı sıra tabii ki steril olacak. Yani mikropsuz ortamlarda bebeğimizi karşılayacağız. Doğar doğmaz aşılarını yapacağız ve ondan sonra da aşılarına devam edeceğiz. Yaradan yaratılmışların en mükemmelidir insan diyor.
Bunun için diğer canlılardan bizi farklı kılan aklımız onunla yaptığımız sercihler. Belki biliyoruz kulağımızda muhakkak bir şeyler kalıyor. Öğreniyoruz ama sadece inandığımız kadarını yaşıyoruz. Çocuklarımıza sevgiyi aşılayacağız. Etrafına başka insanlara doğaya saygıyı aşılayacağız ve onlara umut vereceğiz.
Bak yavrum sen bunu yapabilirsin. Bunu yapanlar da çok zor koşullarda yetişen insanlardı. Ve bunlar daha güzellerini yapmak için çalışıyorlar. Çok çalışan insanlar akıllı ve iyi insanlar güzel şeyler yaparlar. Dünyada iyi olmayanlar da var.
Olaylar olarak da, insanlar olarak da. Ama hep yaşayanlar iyiler. Ve yaşatılanlar da iyilikler. İşte benim öğrencilik ve asistanlık yıllarımda yaşayamadığımız aşıları şu anda uygulama şansına sahibiz. Bu iyi insanların bıraktığı emanetlerle.
Gene aynı şekilde mesela ultrasonografi. Ultrasonografi benim öğrencilik ve asistanlık yıllarımda yoktu. Asistanlımın son yıllarında tam çocuk doktoru olmak üzereyken aa ultrason diye bir cihaz varmış diye kitaplarda, dergilerde okuyorduk. Acaba bebeğe zararı olur mu yapıldığı zaman?
Acaba anne karnındayken de yapılabilir mi diye. Sonra gördük ki bunlar zararı olmayan aksine çok yararlı teknolojik ürünler. İşte akıllı ve iyi insanların yaptıkları böyle yaşıyor. Ve çocuklarımıza iyilikleri, aklını iyi kullanma özelliğini aşılarsak onlara çok güzel pırıl pırıl bir dünya bırakma şansını ve zenginliğini yaşamış olabiliyoruz. Ben de hayatımda sizinle karşılaştığım için kendimi çok şanslı kılan insanlardanım Sayın Çakmak.
Çünkü şöyle bir şey var. Önceden olsa oğlum olmadık bir şey talep ettiğinde ya da işte keşke şu da şöyle olsaydı diye kendi işine gelen bir şey söylediğinde. Keşke deyip gülüp geçiyordum ama artık öyle yapmıyorum. Kim bilir belki onu sen yaparsın diyorum. Ne kadar güzel.
Doğru. Neden olmasın? Neden? Çünkü çocukların hayal gücü çok zengin. Ve bazen biz onları kendimize benzetmeye çalışırken acaba bozuyor muyuz?
Eğitim, gölgeliyor muyuz onların özelliklerini diye hepimiz kendi kendimize sorguluyoruz. Hiç unutamadım bir anımı da paylaşayım. Bir baba geldi ilk karşılaşmamız. Lütfen bana bir şey söyleyin ben çocuklarıma zarar vermeyeyim dedi. Hiç unutamam onun bu yaklaşımını.
Yani gerçekten de bu kadar duyarlı annelerin babaların olduğu bir toplumda yaşadığımız için çok şanslıyız. Hepsine çok çok teşekkür ediyoruz çocuklarına. Verdikleri bu değer ve gösterdikleri özen için. Biz de size bir kere daha teşekkür ediyoruz Sayın Çakmak. Bu haftada sohbetimizi noktalamak durumundayız.
Değerli anne ve babalar, sevgili dinleyiciler. Programımızın bize ayrılan süresi bu kadardı. Önümüzdeki hafta biz sohbetimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Radyo başında eşlik ettiğiniz için çok çok teşekkür ediyoruz. Haftaya yine bekliyoruz efendim.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak bu haftada merak ettiklerimizi cevapladı. Haftaya dedik ya yepyeni bir sohbetle karşınızda olacağız. Aşılar bitmedi konuşulacak çok şey var. Aman yan etkileri var kimlere yapılmalı kimlere yapılmamalı gibi çok hassas konular var.
Yetişkinler İçin Aşı programını tekrar gözden geçireceğiz daha detaylı bir şekilde. Haftaya görüşünceye dek mikrofonda ben Ayşe Yücel. Sesimizin ulaştığı herkesi sevgiyle saygıyla selamlıyoruz. Esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Hoşçakalınız.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K.