Aşılar 6
Aşılar 6
Aşılar 6
Hepatit B taşıyıcısı annelerde bebeğin çift korunmaya alınmasını, hiçbir aşının yüzde yüz koruyucu olmadığını ama yan etkileri büyük ölçüde önlediğini ve meningokok aşısının neden 10. aydan itibaren önerildiğini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Hepatit B taşıyıcısı annelerde bebek çift korunmalı
Hepatit B aşısını doğum anında, birinci ayda ve altıncı ayda olmak üzere üç doz halinde yapıyoruz. Eğer anne hepatit B taşıyıcısıysa bunun mutlaka doğumdan önce sağlık çalışanına bildirilmesini istiyorum; çünkü bu durumda bebeğe aşıya ek olarak bir koruyucu madde daha, mümkünse ilk 24 saat içinde uygulanması gerekiyor. Anne hamilelik sırasında bebeğine hastalığı geçirme ihtimali düşük olsa da doğum sırasında kan teması nedeniyle bulaşma riski yükseliyor; bu yüzden taşıyıcı bir anneden doğan bebek aşı artı koruyucu ilaçla çift korumaya alınmalı. Aşı takviminde ufak bir gecikme olması, örneğin birinci doz yerine ikinci ayda yapılması büyük sorun yaratmıyor, ama anne taşıyıcıysa bu süreci hızlandırmayı öneriyorum.
Hiçbir aşı yüzde yüz koruyucu değil, ama yan etkiyi önlüyor
Ailelere hep şunu hatırlatıyorum: hiçbir aşı hastalığı yüzde yüz önlemez, aşılı bir çocuk da o hastalığı geçirebilir. Çünkü aşı, mikrobu vücudun kaldırabileceği ölçüde standart bir dozda veriyor ve her beden buna farklı tepki gösterebiliyor. Aşının asıl değeri, hastalığı geçirsek bile kızamık sonrası zatürre ya da beyin iltihabı gibi ağır yan etkileri önlemesinde. Su çiçeği aşısına bağlı beyin iltihabı riski binde bir gibi düşük bir oran, ama bu bir insanın başına geldiğinde onun için yüzde yüz oluyor; görme, işitme, yürüme kaybı ya da daha ağır sonuçlar doğurabiliyor. Bu yüzden aşıyı yapanlara da uygulayan sağlık çalışanlarına da minnettarım.
Meningokok (menenjit) aşısı ve zamanlaması
Beşli karmanın içindeki menenjit koruması dışında, ayrıca meningokok denilen ve özellikle kalabalık ortamlarda, hac ve umre mevsiminde daha sık görülen bir mikroba karşı yapılan ayrı bir aşı var. Hacca giden kişiler bu hastalığı kendileri hafif atlatıp mikrobu boğazlarında taşıyarak dönebiliyor ve etrafa bulaştırabiliyorlar; bu yüzden hacca gidenlere bu aşı öneriliyor. Bebeklerde ise 9. ayda kızamık aşısı yapıldığı için aynı anda iki aşıyı uygulamak pratik olmuyor; bu yüzden meningokok aşısının 10. aydan itibaren yaptırılmasını öneriyorum. Bu hastalığın çok hızlı, saatler hatta bazen dakikalar içinde ilerleyebilen, gürültülü seyreden bir hastalık olduğunu görüyorum; yüksek ateşle acile başvuran bir çocukta bu ihtimali de her zaman göz önünde bulunduruyoruz.
Aile bilgilendirilmeli, karar ailenin
Hastanede yatan bir annenin "bu aşı vardı da neden benim haberim yoktu" diye ağladığını hiç unutmuyorum; bu yüzden sağlık çalışanları olarak bütün aşı seçeneklerini ailelere anlatmayı görev sayıyorum. Sağlık Bakanlığımızın ücretsiz uyguladığı aşılar dışında kalan bazı aşılar için karar ailelere ait, ama bu kararı bilgiyle vermelerini istiyorum. Ülkemiz beş yaş altı çocuk ölümlerini azaltma konusunda UNICEF tarafından dünyanın üçüncü başarılı ülkesi olarak tanımlanıyor; bunda hem Sağlık Bakanlığımızın hem sağlık çalışanlarının hem de aşılarına özenle sahip çıkan ailelerin payı var.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızdan sevgiyle bir muhabbet de selamlıyoruz bu haftada sizleri. Sağlıklı nesiller arzu ediyoruz, hep söylüyoruz ya dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyoruz. Bunun için de ne kadar bilinçli olmamız gerekiyor, neler yapmamız gerekiyor, belki farkında olmadan kulak arda ettiğimiz bilgiler var. İşte bu bilgileri hep birlikte tazeliyoruz.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanımız, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak. Bu haftada stüdyomuzda bizlerle birlikte. Hoş geldiniz Sayın Çakmak. Merhaba Ayşe Hanım, nasılsınız? Merhaba, teşekkür ederim. Siz de iyisiniz umarım. Çok teşekkür ederim. Umarım bütün anneler, babalar, çocuklarımız da iyidir.
Havalar güzelleşince böyle içimize daha fazla umut geliyor. Bazı solunum yolu hastalıklarından kurtuluyoruz diye. Çok haklısınız. Hatta belki bazen bahar bizim enerjimizden sanki kendisine bir şeyler katıyor. Katarken bizim enerjimizi düşürebiliyor. Ama o enerjiyi almak için doğaya dönsek sanıyorum çok daha iyi hissedeceğiz kendimizi.
Kesinlikle. Sağlığımızın çok daha farkına varacağız herhalde öyle. Çok iyi olur. Özellikle bu mevsimde çocuklarımız da bol bol seyahat etmekte. En azından küçük yürüyüşler yapmakta. Anneler, babalar işten döndüklerinde, çocuklarını alıp dolaşmalarında çok yarar var.
Bir defa doğanın canlandığını görmek hem annelere, babalara hem de çocuklarımıza umut verecek. Öbür taraftan çocuklar böyle değişik çiçekler, değişik kokular alacaklar, değişik görüntülerle karşılaşacaklar. Ve kapalı ortamlardan yavaş yavaş uzaklaşmaya başlayacaklar. Dolayısıyla kapalı ortamların mikroplarına karşı da çocuklarımızı korumuş olacağız. Koruyucu hekimliğin bir ayağını da anne baba olarak bizler gerçekleştirmiş olacağız galiba.
Ama çok önemli bir ayağı daha var ki konuş konuş bitiremiyoruz dedik. Aşılar aşılara geri dönüyoruz. Anneyi koruma altına aldık. Niye? Çünkü dedik ki anne adayının yaptırmış olduğu aşılar bebeğe de antikorlar aracılığıyla geçiyor dedik. Bir nevi anne karnındayken çocuğumuzu koruma altına alıyoruz.
Bebeğimiz doğduktan sonra bir takım aşılar yaptık. Sonra ne yapacağız? Tekrarları vardı. Tekrarlarına gelmeden hatırlatmamız gerekenler varsa lütfen onlardan başlayalım. Gene bir isterseniz küçük bir özet yapalım.
Dediğiniz gibi anne adayını hatta hamilelikten üç ay önceden başlayarak aşılamaya başladık. Ondan sonra bebeğimiz doğdu. Bebek doğar doğmaz sağlık çalışanların elinde ilk aşısını oluyor. Hepatit B. Hepatit B evet.
Ondan sonra bu ağlama anneyi babayı birazcık üzüyor ama çok faydalı bir şey olmuş oluyor hepatit B aşısına karşı. Sadece burada dikkat etmemiz gereken eğer anne adayı veyahut da artık anne olmuş oluyor. Anne hepatit B taşıyıcısı ise mutlaka bunu sağlık çalışanının bilmesi gerekiyor ki bebeğimize bir koruyucu ilaç daha yapılıyor. Tedavi amaçlı hepatit B aşısı artı o koruyucu ilacın yapılması lazım. Ki anne taşıyıcı ise hamileliği sırasında bebeğine hastalığı geçirme ihtimali çok zayıf Ayşe Hanımcığım.
Ama hepatit B'yi son aylarda geçirirse bebeğine hepatit B'yi geçirme ihtimali biraz daha yükseliyor. Ama anne hamileliğinde hepatit B taşıyıcısıydı. Yani çok eskiden geçirmiş hepatit B hastalığını ama bununla başa çıkamamış bedene yani vücuda antikor oluşturamamış taşıyıcı hale gelmiş. O zaman mutlaka bebeğine koruyucu madde yapılması gerekiyor. Aşıyla birlikte yapılması gerekiyor ve mümkünse de ilk 24 saat içinde yapılması gerekiyor.
O nedenle sağlık çalışanları doğum öncesinde bunu bilip hazırlıklı olmak istiyorlar. Neden önemli? Çünkü doğum sırasında bebeğine bulaştırma ihtimali yani hamilelik sırasında bulaştırma ihtimali çok zayıf ama çok nadiren olabiliyor. %1-2 kadar olabiliyor ama doğum sırasında bulaştırma ihtimali çok yüksek oluyor. Kan yoluyla demiştik değil mi? Kan yoluyla bulaştırabiliyor.
O nedenle mutlaka hepatit B taşıyıcısı annelerimizin bebeklerinin çift korumaya alınması lazım. Aşı artı koruyucu ilaçla. Hepatit B aşısının mutlaka 0 dediğimiz doğum anında 1 ay sonra ve 6 ay sonra yapılması lazım. Varsayalım ki şimdi bir şekilde aşılarda bir aksama oldu. Aile bir yere gitti.
Birinci ayda değil de ikinci ayda yapıldı. Olabilir. Çok önemsemiyoruz ama eğer hepatit B taşıyıcısı annesi onu daha hızlı yapmayı istiyoruz. Ama eğer hepatit B taşıyıcısı değilse anne ikinci ayda da yapılabilir. Ama ideali 0-1-6 dediğimiz doğum anında birinci ayda ve altıncı ayda olmak üzere yapılanı.
İkinci ayda bebeğimize pek çok aşı yapılıyor. Veram aşısıyla beraber. Yanında ditleri boğmaca tetanos, çocuk felci ve halk arasında menenjit diye bilinen özellikle sonun yolu hastalıklarına karşı ve o yaş grubunda en sık görünen menenjit hastalığı oluşturan bir mikroba karşı yapılan bir aşı. Beşli karma diye biliniyor.
Aşı kartlarımızı aileler izliyorsa beşli karma diye geçen aşı bu. Bebeğin genellikle bacağından yapılıyor. En güzel kas dokusu orada olduğu için. Diğer bacağından da zatürre aşısı diye bilinen o yaş grubunda en sık zatürre yapan mikroba karşı geliştirilen aşı yapılıyor. Bu ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda bu aşılarımız yani beşli karma ve zatürre aşısı tekrarlanıyor.
2-4-6 olmak üzere 3 doz yapılıyor yani. Ve 1,5 yaşında bu karma, beşli karma aşısının tekrarı gerekiyor. Zatürre aşısı diye bildiğimiz aşı da 1 yaşında su çiçeği ve kızamık kızamıklık kabakulak aşısı ile birlikte dördüncü dozu olarak yapılıyor. Bazı çocuklarımızın özellikleri olabiliyor. Bu çocuklar biraz daha solunum yolu enfeksiyonlarına yatkın olabildikleri için kalp hastalıkları veyahut da alerjik astım gibi hastalıklarda daha ileri yaşlarda bu aşılar tekrarlanabilir.
Doktor kontrolü ile ve doktor önerisi ile hiç kuşkusuz. Ancak ailelerin de aklını da tutmasını istediğimiz konulardan biri bu. Daha ileriki yaşlardan kastımız ne? Okul çağı yani mesela dihteri boğmaca tetanos çocuk felce aşısı okul öncesi mutlaka uygulanıyor. Kızamık kızamıklık kabakulak aşısı okul öncesi mutlaka tekrarlanıyor.
Yani 5-6 yaş gibi tekrarlanıyor ama zatürre aşısı pek tekrarlanmıyor. Ama bazı kan hastalıkları var. Belli kan hastalıkları. Ona demin konuştuğumuz gibi zatürreye yatkınlığı olan alerjik astım olan bronşiyel astım dediğimiz astım olan hastalarımız veya doğuştan kalp hastalığı olan çocuklarımızın da zatürre aşısının mutlaka o dönemlerde tekrarında yarar var. Ki bu çocuklarımız solunum yolu hastalıklarına daha yatkın oldukları için onları korumaya almamız gerektiği için mutlaka yapılması ve tekrarı öneriliyor.
Ama normal koşullarda fazla bir sorun olmayan çocuklarımızın zatürre aşısının tekrarı önerilmiyor. Bugünkü bilgilerimiz dahilinde. Tabi bunlar yıllar içinde değişen bilgiler. Gene aklımızda bulunmasında yarar var. Ki verem aşısının dahi bugün geliştirilme aşamasında olduğunu söylemiştiniz.
Evet. Mutlaka geliştirilmesi gereken ve uygulanırken de herkese uygulanması gereken aşılardan bir tanesi olduğu inancını taşıyoruz. Çünkü dünyada çeşitli nedenlerle yıllar önce verem hastalığı özellikle savaş yıllarında kişilerin iyi beslenemiyor olması, çok kapalı ortamlarda bulunuyor olması ve mikrobu daha kolay üreyebileceği ortamların daha sık olması nedeniyle verem hastalığı çok yaygınmış. Ama özellikle o yıllarda, Cumhuriyetimizin kurulduğu yıllarda verem savaş dispanserlerinin çok iyi çalışıyor olması nedeniyle
verem hastalığı Türkiye'de hemen hemen kökü kazınır hale gelmiş. Halen veremle savaş konusunda en iyi ülkelerden biriyiz. Çünkü verem aşısını çok iyi ve düzenli uygulayan ülkelerden biriyiz. Ama verem aşısı giderek dünyada değerini değiştirip bazı ülkeler uygulayıp bazı ülkeler uygulamadığı için ve AIDS gibi bazı hastalıklar ortaya çıkıp verem mikrobu tekrar görülmeye başladığı için,
kendi içinde de bir değişim geçirdiği için verem mikrobu yeni aşılar üretilmesine çalışılıyor. Diliyor ve umuyoruz ki yıllar içinde biz de o mikroplara karşı aşılanma şansını elde edeceğiz. Ama şu anda elimizde olan aşı da iyi bir aşı. Onun yapılmasını öneriyoruz. Zaten Sağlık Bakanlığımız ikinci ayda bütün bebeklerimize verem aşısını uyguluyor.
Mutlaka yapılmasını önerdiğimiz aşılardan bir tanesi. Sağlık Bakanlığımızın çalışma programı içinde. Bunun eskiden tekrarı oluyordu. Ancak şu anda Türkiye'de bu konuda çok başarılı olunduğu için tekrarı pek önerilmiyor. Ancak gerekli tıbbi koşullarda tekrarı öneriliyor.
Onu da sağlık çalışanları arkadaşlarımız yönlendiriyorlar zaten. İkinci ayda bu aşıları yaptık. 4-6'da tekrarladık. 1 yaşında su çiçeği aşısını yaptık. Gene kızamık kızamıkçık kabakulak aşısını yaptık ve zatürre aşısını yaptık.
Bu arada 9. ay civarında ülkemizde son 2 yıl içinde çok fazla dış göç almış olmamız nedeniyle dünyada olduğu gibi ülkemizde de kızamık hastalığına rastladığımız oldu. Bu kızamık hastalığına rastladığımız için çok küçük bebeklerimizi korumamız gerekiyordu. Hep diyoruz ki anne karnındayken bebeklerimizi antikor dediğimiz maddelerle anneden geçen koruyucu maddelerle çocuklarımızı adeta aşılamış gibi oluyoruz. Ama 6. aydan sonra bu maddeler bebeğin kendisine oluşturmasını beklediğimiz doğal bir süreç.
Ve anneden geçenlerin de kayba uğradığı bir süreç. Dolayısıyla bebek doğuşta kızamık hastalığına karşı aşılı gibiyken veya birkaç ay içinde aşılı gibiyken 6. ayda hemen hemen aşısız gibi oluyor. Bütün bebekler böyle. Ama ne yapıldı bu nedenle 6. aydan sonra aşılama yapıldı. Dünya Sağlık Örgütü de öyle önerdi.
Pek çok ülkenin Sağlık Bakanlığı da öyle önerdi. Ve dolayısıyla ülkemizde de 6. ay civarında kızamık aşısı yapıldı bebeklerimize. Dış göçlerin çok olması ve kızamık hastalığını zaman zaman görüyor olmamız nedeniyle. 6. ayda görülen aşı o dönem iyi uygulandıktan sonra biraz daha temkinli davranılmaya başlandı. Yani artık hastalık azalıyor gibi görüldüğü için daha ileri bir yaşa kaydırıldı.
Şu anda 9. ayda kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı veyahut da tek kızamık aşısı gibi yapılıyor. Ama mutlaka 1 yaşında kızamık kızamıkçık kabakulak aşısı olarak tekrar öneriliyor. Dünya böyle uyguluyor. Bizim ülkemize de böyle uygulanıyor. Çocuklarımızı en hastalığa açık olduğu dönemde hastalığa karşı koruma amaçlı yapılıyor.
Ama dediğimiz gibi tekrar öneriliyor. Yani bir kere bebeğimize 9 aylık aşı yapmış olmamız 1 yaşındaki aşıyı yapmamamızı gerektirmiyor. Mutlaka onun da yapılması gerekiyor. Aynı zamanda 2 kere yaptırdık diye 5-6 yaşında yani okul ilkokul öncesi yapacağımız aşıyı da engellemiyor bu. Mutlaka 5-6 yaşında da bu aşının kızamık kızamıkçık kabakulak aşısının tekrarı lazım.
Aslında aşılar hiçbir aşı %100 koruyucu değil Ayşe Hanımcığım. Yani o hastalığı geçirebiliriz biz aşılı olduğumuz halde. Aa bu çocuk aşılıydı hastalık geçirmez diye bir garanti yok. Hiçbir aşıda yok. Çünkü demiştik ki aşı demek o mikrobu belli ölçüde vücudun kaldırabileceği ölçüde genel bir standart halinde veriliyor.
Her vücudun buna vereceği tepkide muhakkak ki farklı olacaktır. Kimimiz daha hafif kimimiz biraz daha ağır geçiriyor olabiliriz. Ama hastalığı birebir yaşamıyoruz. Ve vücuda verilebilecek belli bir oranı var. Belki o günkü koşullarda o kadar verebiliyoruz.
Belli bir yaşa geldikten sonra bunu tekrar hatırlatmakta fayda olacaktır vücuda. Doğru. Hatırlatma yapıyoruz. Nasıl çocuklarımızı demiştiniz çok güzel örnekler veriyorsunuz. Yabancılara karşı koruması için 3 yaşında 4 yaşında farklı bilgiler aktarırken 5 yaşında çok daha farklı bilgiler aktarıyoruz.
Bu da sanıyorum onun da aynı orantıda. Kesinlikle kesinlikle. Aşıyı yaptığımız zaman da hastalığı geçirebiliyor ama o bahsettiğimiz sıklıkla bahsettiğimiz yan tesirleri. Mesela kızamık sonu zatürre, kızamık sonu beyin iltihabı gibi yan etkileri görülmüyor. Aşıların en güzel tarafı veya mesela su çiçeği aşısı yapıyoruz.
Binde bir diye biliniyor su çiçeği aşısına bağlı beyin iltihabı olması. Ama bir insanın başına geldiğinde %100 oluyor. Çünkü beyin iltihabı olan bir insanın iyileşme süreci nedir? O nasıl seyredecek? Sonuçta hangi sakatlıklar oluşacak?
Görmesi mi bozulacak? İşitmesi mi bozulacak? Yürüme problemleri mi olacak? Yahut da bitkisel hayata mı dönecek? Yahut da hayatını mı kaybedecek?
Kimse bunu bilemez. Tabii çok güzel bir örnek vermiştiniz. Unutulmaz halk ozanımız, Aşık Veysel. Hayat hikayesini okurken nasıl içimiz titriyor? Boşuna değil.
Neden aynı şeyleri yaşayalım ki? Onun için de aşıları yapanları gene sevgisi, saygı, minnetle anlıyoruz. Ve bunun uygulamasını yapan sağlık çalışanlarınıza da teşekkür, borç biliyoruz. Ama ailelere de bu konudaki duyarlılıkları için gerçekten çok minnettarız. Çünkü bizim toplumumuzda, bizim milletimiz için çocuklar ailenin baş tacı.
O bakımdan çok şanslıyız. Onlar için, çocukları için evlerini, barklarını, hayvanlarını satan çok aileyle çalıştık biz. Kar, kış demeden, bir çay, bir simitle hayatlarını devam ettirerek, bazen araba içinde, bazen araba içinde değil, çatıların altında yaşayarak, çocukları için her türlü güçlüye göğüs geren, onların yanında olmak için çabalayan annelere, babalara minnettarız. Onların yanında ve arkasında olmak için de bu aşıların daha yaygın olarak kullanılması için hepimiz el ele, gönül gönüle veriyoruz ki çocuklarımızı birinci derecede hastalıklardan koruyalım.
Ki? Ki çok daha kolay ve ucuz diyoruz çünkü kendimizi hastalıklardan korumak. O kadar zahmet, o kadar kalp kırgınlığı, vücut kırgınlığı, ne gereği var, niye hem kendimize hem çocuğumuza yaşatalım ki onu? Dolayısıyla aşılar çok daha ucuz ve çok daha kolay. Tabii.
Çok büyük nimet bizim için. Ben tarif edecek kelime bulamıyorum. Bu arada çok hoş bir şey. Bazı aşılar var. Sağlık Bakanlığımız onları ücretsiz olarak yapıyor. Ve dünyada aşıları en iyi uygulayan ülkelerin başında geliyoruz Ayşe Hanım'cığım.
Ve bu nedenle de ülkemiz çocuk sağlığının en önemli göstergesi olan 5 yaşın altındaki çocuk ölümlerinin çok azaldığı ülkeler arasında. Ve UNICEF bu konuda bizi dünyanın üçüncü başarılı ülkesi olarak tanımlıyor. Biz de bu bakımdan Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına minnettarız. Bu arada ailelerin de çok desteğini aldığımız için ailelere de çok minnettarız. Ancak şu var ki tabii ki sağlık çalışanları ve aileler el ele gönül gönül vererek bir yere geliyorlar.
Ama bazı şeylerin de çok daha iyi yapılması için daha da fazla çalışmamız gerekiyor. Örneğin eskiden su çiçeği aşısı yoktu. Vardı fakat Sağlık Bakanlığının programında yoktu. Ve demin bahsettiğimiz o beyin iltihabı nedeniyle hastanemizde yatan bir annenin ben hıçkıra hıçkıra ağladığını ve bu aşı vardı da niye benim haberim yok kimse niye beni bu konuda bilgilendirmedi dediğini hatırlıyorum. Çok haklılar.
O nedenle aileleri hepimiz bilgilendirmek durumundayız. Ama aşıları istedikleri ölçüde yaptırabilirler veya yaptırmayabilirler. Mesela bir aşı var gene menenjit aşısı diye biliniyor halk arasında. Hani o bebeğimize beşli karma içinde yaptığımız menenjit hastalığına karşı olan mikroptan daha farklı bir mikrop bu. Ama bu aşı özellikle haç mevsiminde çok görülen bir hastalık meningokok denilen bir mikroba karşı.
Neden haç mevsiminde çok görülüyor? Çünkü çok fazla kalabalığın olduğu ve çok fazla kişinin bir arada olduğu bir ortam oluştuğu için. O nedenle hacca giden kişilere hacca umreye giden kişilere bu aşı yapılıyor. Ama bu aşı da kendileri olduğu için giden kişiler bu hastalığı geçinmeyebiliyorlar. Ama oradaki farklı mikroplarla karşılaşıp sanki hafif neyse garip gibi dönüp geldiklerinde etrafa bu hastalığı kendileri taşıyıp etrafa dağıtabiliyorlar.
İşte bu olmasın diye özellikle 9. aydan sonra bu aşı öneriliyor. Meningokok aşısı diye gene menenjit aşısı diye geçiyor. Ailelere kolay anlatabilmek açısından. Yalnız değişik bir yaş dilimi var. 9 aydan 55 yaşa kadar yapılabilir deniyor.
Yani çok geniş bir yaş dilimi bu aslında. Şimdi 9 aylıkken bebeklere kızamak aşısı yapıyoruz dedik. Koruyalım diye tekrarlamasın diye. O zaman 9 aylıkken bu kızamak aşısıyla birlikte yapmak çok pratik olmayabilir. Ailelerimizin aklında bulunsun.
- aydan itibaren bu meningokok denilen aşıyı, menenjit aşısı diye bilinen aşıyı yaptırmakta yarar var. Dediğimiz gibi o 2, 4, 6 ve 1,5 yani 18 aylıkken yapılan aşıdaki menenjit mikrobundan biraz daha farklı bir mikrob. Bu çok gürültülü seyreden bir hastalıktır. O kadar gürültülü seyreder ki. Mesela ailenin şikayeti, acile başvurma şikayeti, çocuk acil poliklinine başvurma şikayeti yüksek ateş olabilir.
Ve yüksek ateşli çocuk görünce biz daima bir dönem gözlemek isteriz. Acaba bu meningokok hastalığını geçiriyor da o nedenle çocuğumuzun hastalığı saatler içinde hatta bazen dakikalar içinde ilerleyebilir. O nedenle mesela işte boğaz kültürü alırız, idrar tahlili alırız, idrar kültürünü bekleriz, bebeklerden idrar almak çok zahmetlidir. O nedenle bu meningokok hastalığına karşı çok hızlı seyreden bir hastalık olması nedeniyle hepimizin duyarlı olması ve mümkünse bu aşıyı da yaptırmakta yarar var.
O nedenle ailelerin bilgilerini sunuyoruz. Peki yaptıracağımız aşılar daha çok mu diye sormak istiyorum. Tekrar aşılara yaklaşıyoruz. Peki sevgili dinleyiciler sağlıklı bebekler için el ele programımızın bu haftada sonuna geldik. Doçent doktor sayın Fatma Nurçakvan bilgilerini sizlerle de paylaşmaya gayret ediyoruz her zaman olduğu gibi.
Bugünlükte biz ayrılan sürenin sonuna gelmiş bulunuyoruz. Sağlıklı nesiller için biz el ele verdik. Kiminle sağlıklı bebekler için el ele derneğiyle. Siz de bu yolda kendinize düşen payı almak istiyorsanız, siz de bu yolda bize arkadaş olduysanız çok çok teşekkür ediyoruz. Yolumuzu siz de aydınlattınız diyoruz.
Önümüzdeki hafta görüşünceye dek esenlikler diliyoruz. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele.
Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele.
Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele. Sağlıklı bebekler için el ele.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.