Aşılar 5
Aşılar 5
Aşılar 5
Genç kızlarda kızamıkçık aşısının gebelik öncesi neden şart olduğunu, yeni doğan tetanozunun ne kadar ağır bir hastalık olduğunu ve kendi mesleki hayatımdan aşısızlığın bedelini gördüğüm örnekleri anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Otuz yılı aşkın meslek hayatımda elli binin üzerinde bebeği annesiyle babasıyla birlikte gördüğümü düşünüyorum; bu deneyimi ailelere aktarabilmeyi kendim için büyük bir şans sayıyorum. Aşılar konusuna devam ederken önce genç kızlarımızın kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısından söz etmek istiyorum, çünkü bu aşı yalnız çocukları değil, gelecekteki bebekleri de koruyor.
Gebelik Öncesi Kızamıkçık Aşısı Neden Şart
Bir anne adayı hamileliğinin ilk üç ayında kızamıkçık geçirirse bu bazen belirgin bir döküntüyle, bazen de hafif bir nezle gibi sessizce seyredebiliyor; döküntüsüz geçirilmesi teşhisi zorlaştırdığı için asıl riskli olan da bu. Bebek tam organlarının oluştuğu bu ilk dönemde kızamıkçık mikrobuyla karşılaşırsa beyni, işitmesi, görmesi ve kalbi ciddi şekilde etkilenebiliyor, doğuştan kalp hastalıklarına yol açabiliyor. Eğer döküntülü geçirilirse en azından kan tahliliyle teşhis konup gerekirse gebeliğin yasal olarak sonlandırılması mümkün oluyor; ama hiçbirimizin arzu etmediği bir durum bu.
Bunu yaşamamak için çok basit bir çözüm var: genç kızlarımızın hamile kalmadan en az 3-6 ay önce kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı olması. İdeali evlilik kararı alındığı sırada, evlilik öncesi kan tahlilleri yapılırken bu aşıyı da olmak; bu anne adayını on yıl kadar koruyor. Bu fırsat kaçtıysa hamile kalmayı düşündüğümüz an aşı olup en az 3-6 ay hamile kalmamak gerekiyor, çünkü aşının koruyucu etkisinin oluşması bu kadar süre alıyor. Anneden bebeğe göbek bağı yoluyla geçen antikorlar sayesinde aşılı bir anne adayı, kendi bebeğini de anne karnındayken korumuş oluyor.
Yeni Doğan Tetanozu: Gördüğüm En Hüzünlü Hastalıklardan Biri
Hamileliğin son üç ayında sağlık ocaklarında iki kez uygulanan tetanoz aşısı da aynı mantıkla, annenin kanındaki antikorları bebeğe geçirerek onu yeni doğan tetanozundan koruyor. Yeni doğan tetanozu, meslek hayatımda gördüğüm en hüzünlü hastalıklardan biri; bebek en ufak bir uyaranda -ışıklı bir odada bile- kasılıyor, titriyor, onu doğru dürüst beslemek ya da kucağa almak bile mümkün olmuyor. Çok şükür aşı programları sayesinde bu hastalığı artık görmüyoruz, ama aşılamaları durdurursak bu hastalıklar geri döner.
Aşısızlığın Bedelini Gördüm
Kızamık aşısı benim dokuz yaşımdayken bulundu ve ben kızamığı geçirenlerdenim; ama asistanlık yıllarımda kızamığa bağlı zatürreden kaybedilen pek çok bebek gördüm, kızamık o dönem beş yaş altı çocuk ölümlerinin en başta gelen nedenlerinden biriydi. Daha da ağırı, kızamık geçirdikten yaklaşık on yıl sonra ortaya çıkabilen sinsi seyirli bir beyin iltihabıydı; sapasağlam bir çocuk birden yatağa bağımlı, sonda ile beslenen, göz göze bakılamayan bir hale gelebiliyordu. Çocukluğumda çocuk felci geçirmiş bir arkadaşım vardı; bacakları görevini yitirdiği için yürüyemiyor, yerde sürüklenerek ilerliyordu. Onun yanındayken kendi bacaklarımı kullanabiliyor olmak bana ağır bir yük gibi gelirdi. Bu anıları taşıyan bir kuşak olarak aşıların bizim için neden bu kadar kıymetli olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Bu yüzden ailelere şunu söylüyorum: "bana olmaz, benim çocuğuma olmaz" demeyelim. Özellikle ergenlik döneminde kendine güveni artan gençlerimizi de aşı konusunda desteklemeye devam edelim; bir genç kızın bugün olacağı kızamıkçık aşısı yarın kendi bebeğini, yani bizim torunumuzu koruyacak. Aşılarımızı hem sevgiyle hem de bu bilinçle yaptıralım.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatmanur Çakmak. Bu haftada merhaba diyoruz. Hoş geldiniz Sayın Çakmak.
Merhaba Ayşe Hanım. Nasılsınız? Teşekkür ediyorum. Siz nasılsınız? Çok teşekkür ederim. Sizi görmek çok güzel. Çok güzel bir enerjiniz var. Aynı şekilde sizinle olmak çok güzel. Aslında bu enerjiyi çocuklarımıza borçluyuz ve onların sevgili annelerine, babalarına.
Çünkü onlar bize yaşama sevinci ve umudu veriyorlar ve çalışma isteği veriyorlar. Çocuklarını annelerimiz, babalarımız o kadar çok değer veriyor, o kadar çok emek veriyor, o kadar sevgilerini güzel bir şekilde dile getiriyorlar ki, anneler babalar için biraz daha çalışalım diye biz de enerjiyle dolmak durumunda kalıyoruz. Çok hoş bir alışveriş aslında bu enerji alışverişi. Doğru.
Siz de hakikaten çok kıymetli bir hekimsiniz. Estağfurullah. Çünkü bugüne kadar kim bilir hayatınız boyunca kaçla ifade edilir bilmiyorum ama... Benim kabaca hesabıma göre 50 binin üzerinde bebek ve annesi babasıyla beraber olduğumu düşünüyorum. Ve onlardan aldığınız enerjiyle kendinizi sürekli besliyor ve yeniliyorsunuz.
Öyle yapmaya çalışıyorum. Dilerim onu da yansıtabiliriz. Çünkü hepimiz bir gün bu dünyayla vedalaşacağız. Ama vedalaşırken bilgilerimizi, deneyimlerimizi, ailelerimizi aktarabiliyorsak o bizim için çok büyük bir şans ve gerçekten de çok büyük bir lüks. Çünkü dünyada bir sürü çalışkan ve iyi insan var.
Ama onların dünyaya katkıları belli ölçülerde oluyor. Örneğin ben bir çocuk doktoru olarak belli bilgi ve deneyime sahibim. Ama sizin aracılığınızda bu bilgi ve deneyimi annelere babalara aktarabilme şansını yakaladığım için kendimi çok zengin, şanslı ve mutlu buluyorum. Bu nedenle hem size hem ekibinize hem de bakanlığımıza radyonuz aracılığıyla teşekkürü bir borç biliyorum. İnşallah güzel haberleri sizden alırız ailelerden geri dönüşüm aracılığıyla.
İnşallah, inşallah. Memnuniyetle ileteceğiz tabii ki o mesajları. Şimdi dünyada çok çok önemli olan bir başka şey var. Haftalardır bunu konuşuyoruz, dinleyicilerimizle paylaşıyoruz. Uzun uğraşlar sonucu.
Hem de birçok imkansızlık. Bugünkü imkanlarla kıyaslandığında çok kıymetli bir hediyesi var bilim insanlarının insanla. Aşılar dedik. Doğru. Aşılar bitmedi.
Bitmemesi çok güzel bir şey. Ben çok seviniyorum siz anlattıkça. Çünkü daha da akıl erdiriyorum ne demek olduğunu. Aşı deyip geçemiyorum artık. Aşı dediğim zaman sadece üç harf değil böyle dolu dolu kelimeler, harfler zihnimin içerisinde uçuşup duruyor.
Çok haklısınız. Bir yaşına kadar aslında çocuklarımızı getirmiştik Sayın Çakmak ama belki bugüne kadar programımıza konuk olmayan dinleyicilerimiz vardır. Belki bir özet olması amacıyla toparlayıp bir yaşına kadar neler yapıyorduk? Bir yaşından sonra bizi neler bekliyor? Hatta anne babaların aşı konusunda neler yapması gerekiyor?
Çünkü büyük anneler büyük babalarda bazı hastalıklara biraz daha yatkın oluyorlar. Ve bunu Sağlık Bakanlığımız belli bir yaşın üzerinde 65 yaş bildiğim kadarıyla 65 yaşın üzerindeki büyük annelere, büyük babalara ücretsiz olarak bu aşıları uyguluyor. Mesela zatürre aşısı. Çünkü o yaş dilimini korumak gerekiyor ki etrafı da bu şekilde koruyabilirim. Aşıların temel amacı aslında toplum sağlığını yükseltmek ve toplum sağlığını hastalıklardan koruyarak hastalıkların oluşturabildiği yan etkilerden,
hem maddi hem manevi zararlardan koruyarak toplumun daha sağlıklı yaşaması, yani bizim amacımız da derneğimizin amacıyla sağlıklı ailelerden oluşan topluma kavuşma amacıyla düzenlenmiş çok büyük bir hizmet sizin de vurguladığınız gibi. Ve daha önceden de konuştuğumuz gibi aşılamalar daha anne karnındayken başlıyor. Annenin aşılı olması, anne adayının aşılı olması iyi bir hamilelik, sağlıklı bir hamilelik geçirmesine yardımcı oluyor ve bebeğini sağlıklı olarak eline almasına yardımcı oluyor.
Hemen aklıma geleni söyleyeyim. Kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısı. Şimdi sizin kuşakta kızamıkçık kaba kulak aşısı olmuş olabilen anneler olabilir. Yahut da olmamış anneler olabilir. Ama bir anne adayı kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısını çocukluğunda olmuşsa bile mutlaka hamileliğinden önce kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısı olmasını öneriyoruz anne adaylarına.
Neden? Çünkü özellikle kızamıkçık hastalığı bebek için çok tehlikeli bir hastalık. Nasıl bir tehlikesi var? Bir defa beyin gelişimini bozuyor. Eğer anne hamileliğinin başlangıcında yani ilk 3 ayında kızamıkçık hastalığına yakalandıysa bu döküntünü bir kızamıkçık hastalığı olarak geçirebileceği gibi nezle grip gibi hafif bir burun akıntısı, hafif kırgınlık, hafif öksürük, halsizlik, hafif iştahsızlık şekli böyle sessiz sedasiz hafif bir grip al bir hastalık.
Aman ne olacak canım herkes hasta oluyor gibi bir hastalık geçirebilir. Döküntülü olabilir dediğim gibi olmayabilir. Döküntülü olması tabi bir bakıma şans oluyor ama eğer döküntüsüz olursa hastalığı daha sessiz geçirdiği için teşhis koymak çok daha zor. O zaman ne oluyor? Bebek tam hayatının en hızlı büyüdüğü dönemindeyken yani ilk 3 ayda daha bebeğin organları yeni yeni gelişiyorken,
tek bir hücreyken birkaç hücreye ondan sonra yavaş yavaş organlara dönüşüyorken birdenbire bebek hiç tanımada bir mikropla karşılaşıyor kızamıkçıkla. Ve özellikle beyni etkileniyor. İşitme, görme problemleri bebek doğduktan sonra yaşayabiliyor. Artı bebeğin kalbini çok etkiliyor bu kızamıkçık mikrobu ve dolayısıyla ciddi doğuştan kalp hastalıklarından neden olabiliyor. O nedenle eğer bir anne adayım hamileliğinin ilk 3 ayında kızamıkçık geçirdiyse dediğim gibi döküntülü olduğu için şans oluyor.
Çünkü doktor düşünebiliyor ve test edebiliyor. Kan tahliliyle teşhis edilebiliyor. Ve o zaman yasal olarak o gebelik sonlandırılabiliyor. Hiç arzu etmediğimiz bir durum. Sizin de çok şu anda hüzünlendiğinizi görüyorum.
Hiçbirimizin arzu etmediği bir şey. Bu arzu etmediğimiz şeyi yaşamamak için ne yapacağız? Çok basit bir şey aşı olacağız. Kim aşı olacak? Genç kızlarımız aşı olsunlar.
Ne zaman aşı olsunlar? Hamile kalmadan en az 3 ila 6 ay önce aşı olsunlar. Yani mesela evlenmeye karar verdiği sırada aşı oluyor olması Ayşe Hanım'cığım anne adayını en az bir 10 yıl kadar koruyor. Yani hani o kan tahlilleri yapılıyor ya anne adaylarına. Yani evlilik sırasında evlilik öncesinde annelere babalara kan tahlili yapılırken eğer o sırada bir de kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısı yaparsak oh yaşasın.
Çok sağlıklı bir kuşağa bir sürü doğuştan kalp ve beyin hastalığına karşı bebeğimizi koruma garantisi olmuş oluyor. Diyelim ki öyle bir şansımız olmadı. Evlilik öncesi aşı olmadık. O zaman hamile olmayı arzu ettiğimiz sırada aşı olalım ki en az 3-6 ay da hamile kalmayalım. En az 3 ay.
Bunu hiç unutmayalım lütfen. Çünkü kızamıkçık hastalığı, kızamık kızamıkçık kaba kulak hastalığını geçirmekle aşının bedeni koruma süresi o kadar bir süre gerektiriyor. Bugünkü bilgilerimizde en az 3 ay hamile kalınmaması öneriyoruz. O nedenle yeni evlilik sırasında eğer hamileliği kimse düşünmüyorsa yeni evlilik sırasında aşı olmakta veya evlilikten hemen önce aşı olmakta yarar var. Daha da ideali genç kızlarımızın düzenli olarak aşılarının olması.
Kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısı. Daha önceki programlarımızda konuşmuştuk. Eskiden ömür boyu koruduğunu biliyorduk ama yıllar içinde gördük ki ömür boyu korumuyor, tekrarı gerekiyor. Tekrarında ne zaman yapalım mümkünse işte o kızlarımızın tam büyüdüğü, liseyi bitirdikleri, üniversite çağında gibi veyahut da en önemlisi evlilik çağında yaparsak bebeğimizin anne karnındayken aşılamış gibi oluyoruz. Çünkü anneden geçen, aşıyla oluşan, hastalığa karşı koruyan antikor dediğimiz maddeler annenin kanında var.
Ve nasıl bebek annesinden şekerini alıyor, etini alıyor, sütünü alıyor, göbek bağındaki kan aracılığıyla aşısını da alıyor. O neden nedir ki kızamık kızamıkçık kaba kulak hastalığına karşı eğer anne adayı aşılıysa bebeğini de korumuş oluyor. Gene aynı şekilde hamileliğin son 3 ayında 2 kez sağlık ocaklarımızda, aile sağlığı merkezlerimizde düzenli olarak yapılıyor tetanoz aşısı. Gene tetanoz aşısı bebeğimizi aynı şekilde annesinin kanında oluşan antikorlarla yani hastalığa karşı koruyan maddelerle bebeğine geçiriyor ve bebeği yeni doğan tetanozundan koruyor.
Yeni doğan döneminde tetanoz benim meslek yaşantımda gördüğüm en hüzünlü hastalıklardan bir tanesi. En hüzünlü yani bütün hastalıkları gözümüzün önünden geçirsek bebeğe hiçbir faydamızın olmadığı hemen hemen hiçbir şekilde bebeğimize ulaşamadığımız neden? Çünkü bebeğe ne yaparsanız yapın bebek titremeye başlıyor. Kasılıyor bu hastalık tetanoz hastalığı nedeniyle. Tetanoz hastalığı nedeniyle bebek kasılır için bebeği doğru dürüst beslemek, doğru dürüst tedavi etmek, doğru dürüst kucağınızı almak bile mümkün değil.
En ufak bir uyaranda mesela ışıklı odada tutulmaz o bebekler tutulmazdı. Çok şükür ki bu çok güzel aşı programları sayesinde bu bakımdan Sağlık Bakanlığımız başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına minnettarız. Çünkü artık bu hastalığı görmüyoruz. Ama bu hastalığı görmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Eğer aşılamaları düzenli devam ettirirsek görmeyiz bundan sonra da görmeyiz ama aşılamaları durdurursak bu hastalıklar devam edecektir.
Onun için aşıların düzenli olarak tekrarı özellikle tetanoz mikrobuna karşı aşıların herkesin hani büyük anneler, anneler, büyük babalar, babalar olsun dediğimiz aşılardan bir tanesi bu işte ditleri tetanoz boğmaca ve çocuk felce aşısı. Çünkü bunların tekrarıyla ömür boyu kendimizi hastalıklardan ve sakatlıklardan ve hatta hayatımızı kaybetmekten koruyabiliyoruz. Onun için bu hastalıklara karşı korunmanın en basit yolları aşılamalar.
Ve hayatımızın aşılamaları daha annemizin karnındayken başlıyor. Annemiz bazı hastalıkları geçirmişse o tıpkı aşılama gibi bebeği koruyor. Ama anne o hastalığı geçirmemişse yapılan aşılar sayesinde koruyor ki ideali aşılar sayesinde hastalıklardan korunmak. Çünkü her hastalığın kendine göre bir riski var. Mesela kızamık hastalığının riskleri neler?
Bir defa en sık görülenlerden biri kulak iltihabı yapabilir. Kulak iltihabı tamam aman gelmiş geçmiş olsun tamam çocuk kulak iltihabı oldu diye geçiştiremeyiz. Çünkü her bebeğin her çocuğun kulak iltihabı farklı seyreder. Ya eşitme kaybı olursa o bebeğimizde kulak iltihabına bağlı olarak. Ya tedavimiz yeterli olmazsa yani bu tıbbın yetersizliği.
Yani bakan kişinin, ailenin o sırada sağlık hizmetleri veren doktorun, hemşirenin yetersizliği değil tıbbın yetersizliği. Çünkü öyle mikroplar var ki ne yaparsak yapalım iyileştiremiyoruz. Keşke öyle doğaüstü güçlerimiz olsa çocuğumuza karşı bütün hastalıkları önleyebilsek. Ama onları önlemenin en güzel yollarından biri. Madem ki aşılama o zaman aşılarını düzenli yaptıralım.
Çocuklarımızı hastalıklardan ve hastalığın oluşabilecek yan etkilerinden koruyalım. Bazı hastalıkların direkt tedavi edilemediğini yani etkilerinin teker teker tedavi edilmesi gerektiğinden bahsetmiştik. Şunu da hatırlatabiliriz belki. Hani biz demiştik ya çocuklarımıza aşı olurken belki hastalığın olumsuz yanlarını, döküntülerini bu hastalığı geçirken bu gibi rahatsızlıklar olabilir diye gösterirsek onların algılaması açısından daha kolay olabileceğini söylemiştik.
Bunu önce biz kendimize yapmalıyız. Doğru. Çok haklısınız. Çünkü dediğiniz gibi bazı hastalıklar düzenli aşı programlarıyla artık görülmediği için ne olduğunu biz dahi bilmiyoruz. Dönüp bakma ihtiyacı dahi duymuyoruz çünkü.
Hem nasıl? Yani çok güzel bir konuyu dile getirdiğiniz için teşekkür ederiz. Mesela şimdi genç doktor arkadaşlarımızdan, hemşirelerimizden, ebelerimizden. Mesela çocuk felci hastalığını tanımayanlar var. Çok şükür.
Bunun için çok mutluyuz. Kuşpalazı hastalığı. Kuşpalazı hastalığı düşünün Ömer Seyfettin'in kaşığı öyküsüne konu olacak kadar bir zamanlar sağlığı tehdit etmiş. Ve toplumu ilgilendirdiği için öykü kahramanı bundan bahsediyor. Bu hastalıktan bahsediyor.
O kadar önemli bir hastalıkken. Şu anda görse kimse tanımayabilir. Doktorlar tanımayabilir. Mesela su çiçeği hastalığı geçiren bir çocuğumuzu biz artık teşhis etmekte zorlanıyoruz. Neden?
Çünkü su çiçeği aşısı uygulanıyor. Ve tesadüfen çocuğumuz su çiçeği geçiren biriyle karşılaştığında çok hafif döküntüsü oluyor. Acaba bu alerjik döküntü mü? Acaba bu sivilce mi? diye biz bile düşünüyoruz. Geri dönüp soruyoruz. Acaba çocuğunuzun okulunda veya bulunduğu ortamlarda hiç su çiçeği çıkaran oluyor mu?
Geçiren oluyor mu? Ya evet var dedikleri zaman o zaman bu su çiçeği diyoruz. Onun için sağlık çalışanlarının bile unutmaya başladığı hastalıklar oldu artık bu aşılar sayesinde. Ama bazı hastalıklarda var ki aşılamalarda kırılmalar oldu. Mesela verem aşısı.
Verem aşısı dünyada bazı ülkeler uygulamıyor. Bazı ülkelerde de uygulanmaya devam ediyor. Dünyada AIDS hastalığı nedeniyle maalesef vücut direnci kırılan insanlarda verem hastalığı görüldü. Ama görülen verem hastalığı maalesef dirençli mikroplarla oldu. O nedenle şu anda verem aşısı geliştirilme safhasında yeni verem aşısı uygulanıyor.
Çünkü daha önceki verem aşısında direnç geliştiği varsayılıyor. Ve daha dirençli verem mikrobuna karşı daha kuvvetli aşılar oluşturulmaya çalışılıyor. Yani hem aşılar geliştiriliyor. Bu arada mikroplarda kendi soylarını devam ettirmek için çok çalışıyorlar. Hatta belki bizden bile çok çalışıyorlar.
Ve böyle güzel aşı gelişimleri oluyor. Ama aşılara hiç ara vermemek lazım. Hiçbirimizin bana olmaz diye kulak ağrıdı etmememiz lazım. Mesela çocuk felci aşısı benim doğduğum yıl bulunmuş. Ama ülkemize gelişi biraz daha geç olmuş.
Ben çok hüzünle hatırlıyorum. Bir arkadaşımız çocuk felci geçirmişti. Yani ben tanıdığımda çocuk felci geçirmiş ve onun izlerini taşıyordu. Ve yürüyemiyordu. Sadece yerde sürükleniyordu.
Ve yerde sürün yani emekleme bile değildi onu ki. Yani bacakları o kadar görevini yitirmişti ki sadece bacaklarını sürüyebiliyordu. Bedeniyle bacaklarını sürükleyerek gidebiliyordu. Ve o arkadaşımı şu anda sizinle konuşurken bile hatırladığımda çok hüzünleniyorum. Onun yanında bacaklarımı nereye saklayacağımı bilemezdim.
Yani o bana çok büyük ağırlık verirdi bacaklarımı seyrediyor olmak. Bacaklarımı kullanabiliyor olmak bana büyük bir yük getirirdi. Bu tür yani düşündüm ben de çocuktum o zamanlar. Ve bunlar işte çocukluk çağında yaşadığımız bütün çocuklar hastalıklara karşı duyarlıdır. Ve hiç kimsenin hasta olmasını istemezler çocuklar.
Onların çok zengin güzel yüreklerini aslında hiçbir insan istemez. Ama tabii tıbbın çaresiz kaldı. O dönemlerden bugünlere gelince ve o hüznü yaşayınca benim için aşılar ve bizim kuşağımız için aşılar çok daha kıymetli oluyor. Mesela kızamık hastalığı gene ben 9 yaşındayken bulunmuş ve ben kızamık hastalığını geçirdim. Ama geçirdiğim için geçirebildiğim için daha doğrusu mutluyum.
Neden? Çünkü benim kuşağımda geçiremeyen, hayatını kaybeden ve hatta benim öğrencilik ve asistanlık yıllarımda kızamığa bağlı zatürreden kaybedilen pek çok bebeğimiz oldu. Bebek ölümlerinin 5 yaş altındaki çocuk ölümlerinin en başında gelen nedenlerinden bir tanesi kızamık hastalığıydı. Ama kızamık hastalığının kendisi değil. Kızamık hastalığından sonra oluşan zatürreden kaybedildi bebeklerimizin ve çocuklarımızın çoğu.
Sonra daha da ağrı kızamık hastalığının hemen hemen bir 10. yılı civarında yani ilk 10 yıl içinde ya da kızamık hastalığına bağlı sessiz sinsiz seyirli bireyin iltihabı vardır. Ve halkımızdan maalesef bunu geçirenler çok iyi bilir. Çünkü birdenbire sapasağlam bir çocuk bu hastalığın iziyle bitkisel hayata döner. Yatağa bağımlıdır. Sadece beslenildiği kadar beslenir.
Yani onu sonda ile besler aileler genellikle. Çocuk yataktan kalkması mümkün değildir. Onu bırakın. Çocukla göz göze bakmak, konuşmak ve onunla iletişim kurmak mümkün değildir. Kesinlikle bir bitkisel hayata sokan bir hastalıktır.
Biz bunları yaşayan hekimlerdeniz. O nedenle aşılar çok daha anlamlı bizim için Ayşe Hanımcığım. Diliyoruz ki aileler bu konuda çok daha duyarlı olurlar. Tekrar aşılarını da yaptırırlar. Çünkü bana olmaz.
Benim çocuğum olmaz değil. Hele hele çocuklarımız büyüdükçe özellikle ergenlikte. Tıbba çok fazla rağbet etmeyip kendilerine güvenleri çok yükseldikçe onları biraz daha bu konularda yüreklendirip desteklememiz gerekiyor ki bu aşılar senin sağlığın içinde lazım.
Senin gelecekteki ailenin sağlığı içinde lazım. Düşünebiliyor musunuz? Bir genç kızımızın kızamıkçık aşısıyla, aşılanmasıyla onun bebeğini koruyoruz. Yani torunumuzu korumuş oluyoruz. Bir sonraki kuşağa hizmet etmiş oluyoruz.
O nedenle aşılara hem sevgiyle çocuklarımızı aşılayalım hem de sağlıklarını korumak amacıyla aşılayalım. Aşılayalım. Aşıları konuşmaya devam edeceğiz. Bu hafta bize ayrılan sürenin sonuna geldik Sayın Çakmak.
Ama çok mühim bir şey söylediniz. Bu kadar anlatıyoruz, anlatıyoruz. Dediniz ki bugün aşılamayı kestiğimizde en başa dönüyoruz. Allah korusun bu kadar tecrübe etmiş insan var bunu. Neden aynı üzüntüleri?
Çünkü zaman zaman anlatırken gözlerinizin dolduğunu ben görüyorum. Dinleyicilerimiz de belki hissedebiliyordur ama bunu paylaşmakta fayda var. O sızı bana da geçiyor. Biliyor musun de gözleriniz doluyor.
Ne olur yaşamayalım diyoruz sevgili dinleyiciler. Konuşmaya önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız doçent doktor Sayın Fatma Nurçakma. Bir kere daha teşekkür ediyoruz. Mikrofonda ben Ayşe Yücel.
Önümüzdeki hafta görüşünceye dek esenlik ve güzellikler diliyoruz. Hoşçakalınız. Sağlıklı bebekler için el ele. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.