Aşılar 4_Karma
Aşılar 4_Karma
Aşılar 4_Karma
Aşılar vücudumuzu bir mikropla güvenli şekilde tanıştırıp kendini savunmayı öğretir. Hepatit B'nin neden doğumda yapıldığından, beşli karmadan, zatürre ve su çiçeği aşılarına kadar çocukluk çağı aşı takvimini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Aşı, vücudumuzu bir mikropla güvenli şekilde tanıştırmak demektir. Aşının içindeki mikrop ya da mikrobun bir parçası vücudumuz için yabancı bir şeydir; bağışıklık hücrelerimiz bunu tanıyıp kendini nasıl savunacağını öğrenir. Bu sayede vücut gerçek hastalıkla karşılaştığında ya hiç hastalanmaz ya da çok hafif atlatır; kulak iltihabı, zatürre, beyin iltihabı gibi ciddi yan etkiler görülmez. Aşı olmuş bir çocuk yine de o mikropla karşılaşabilir ama bedeni ona karşı kendini nasıl koruyacağını zaten öğrenmiştir.
Hepatit B Aşısı Neden Doğumda Yapılır
Bebek doğar doğmaz, daha doğumhanedeyken hepatit B aşısının ilk dozu yapılır. Hepatit B, halk arasında sarılık diye bilinen ama yeni doğan sarılığından tamamen farklı bir hastalıktır; kan ve kan ürünleriyle bulaşır. Doğum anında bebek annenin kanıyla temas eder; anne hepatit B taşıyıcısıysa bulaşma riski bu anda çok yüksektir. Anne taşıyıcıysa doğumu takip eden ekip bunu önceden bilip bebeğe aşıyla birlikte ek bir tedavi de uygular. Ayrıca evde henüz aşılanmamış büyükanne, büyükbaba ya da kardeş taşıyıcı olabileceği için bebeği bu riskten korumak amacıyla aşı doğumda başlatılır. İkinci doz birinci ayı bitirince, üçüncü doz altıncı ayda yapılır; böylece bebek altı aylıkken hepatit B'ye karşı bağışıklık kazanmış olur. Bazen yeterli bağışıklık oluşmayabilir; bu durumda ek bir doz önerilir. Okul öncesi dönemde herhangi bir nedenle kan alınıyorsa, o sırada hepatit B koruyuculuğunun hâlâ yeterli olup olmadığına da baktırmanızı öneririm.
İkinci Aydan İtibaren Beşli Karma ve Zatürre Aşısı
İkinci ayda bebeğe verem aşısı yapılır. Aynı dönemde beşli karma dediğimiz aşı da başlar: difteri (kuşpalazı), boğmaca, tetanoz, çocuk felci (polio) ve menenjit etkeni Hib'e karşı koruma sağlayan bu aşı 2, 4 ve 6. aylarda tekrarlanır. Eskiden ağızdan damla şeklinde ayrıca verilen çocuk felci aşısı, ülkemizdeki aşı programının başarısı ve dış göçlerle artan hastalık riski nedeniyle Sağlık Bakanlığı tarafından yalnızca altıncı ayda bir doz olarak uygulanmaya devam ediyor. Beşli karmayla birlikte 2, 4 ve 6. aylarda zatürre aşısı da yapılıyor; bu aşı ülkemizde ilk olarak Kasım 2008'de düzenli uygulamaya girdi, 2011'den itibaren daha gelişmiş bir formuyla devam ediyor.
Bu kadar çok aşının bir arada yapılması bazen huzursuzluk ya da ateşe yol açabiliyor. Bu yüzden hasta bir çocuğun aşılanmasını ertelemenizi, sağlık çalışanına çocuğunuzun o gün hasta olduğunu söylemenizi öneririm. Daha önce aşı sonrası huzursuzluk ya da ateş yaşamamış bir çocuğa önceden ateş düşürücü vermenin gerekli olmadığını düşünüyorum; gereksiz ilaç, bebeğin ileride o ilaca karşı alerjik duyarlılık geliştirmesine yol açabiliyor. Ama daha önce huzursuzluk ya da ateş görülmüşse, sağlık çalışanına danışıp onların önerisi doğrultusunda hareket etmek doğru olur.
Bir Yaşında Kızamık, Kızamıkçık, Kabakulak ve Su Çiçeği
Bir yaşındaki bebeğe kızamık-kızamıkçık-kabakulak ve su çiçeği aşıları yapılır; bunlar okul öncesi dönemde ya da ilkokul birinci sınıfta, difteri-boğmaca-tetanoz-çocuk felci aşısıyla birlikte tekrarlanır. Bu iki aşı canlı aşıdır, yani çok az miktarda mikrobun kendisi verilir. Bu nedenle aşıdan yaklaşık bir hafta sonra hafif ateş, hafif nezle, öksürük hatta döküntü görülebilir. Evde bu hastalıkları geçirmemiş bir hamile varsa çocuğun ondan uzak tutulmasını, su çiçeği aşısından sonra da yaklaşık bir ay aspirin ve benzeri ilaç kullanılmamasını öneriyorum.
İki Yaşından Sonra: Grip ve Menenjit Aşıları
Kreşe ya da okula başlayan, astım ya da bronşit gibi tekrarlayan solunum sorunu olan ya da ciddi bir kalp hastalığı geçirmiş çocuklarda grip aşısı öneriliyor. Grip aşısı altıncı aydan itibaren yapılabilir; ilk yıl Eylül-Ekim aylarında bir ay arayla iki doz olarak uygulanır. Hiçbir aşı yüzde yüz koruma sağlamaz ama grip aşısı olan çocuklar hastalığı çok daha hafif geçirir, zatürre ve kulak iltihabı riski de belirgin şekilde azalır.
Meningokok aşısı, beşli karmadaki menenjit bileşeninden farklı bir mikroba karşı koruma sağlar ve özellikle hac mevsiminde daha sık görülür; hacca giden aşılı kişiler kendileri hastalanmasa da mikrobu taşıyıp çevrelerine bulaştırabilir. İki yaşından önce başlanırsa iki doz, iki yaşından sonra başlanırsa tek doz yeterli görülüyor; ergenlik döneminde bağışıklığın güçlendirilmesi için tekrar öneriliyor. Ayrıca zorunlu program dışında olsa da rotavirüs aşısını, bebeklerde ağır ishallere yol açabilen bir virüse karşı koruduğu için, ve hepatit A aşısını, 1,5 ve 2 yaşlarında uygulanmak üzere, öneriyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımıza hoş geldiniz diyoruz. En kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesi arzusuyla yola çıktığımız programımız, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmağ'ın verdiği bilgilerle aydınlanmaya devam ediyor.
Sayın Çakmak merhaba, hoş geldiniz. Hoş bulduk, nasılsınız? Çok çok teşekkür ediyorum, siz de iyisiniz umarım. Ben de iyiyim, çok teşekkürler. Aşılar konuş konuş bitmeyecek, bitmesin de.
Vallahi, keşke bütün hastalıkların aşısı olsa Ayşe Hanımcığım. Olsa, aşının neden bu kadar hayati önem taşıdığının daha net anlaşılabilmesi açısından, bu haftaki programımıza başlayalım istedim. Çok memnuniyetle, aşılar bir mikropla vücudumuzu tanıştırmak demek. Mesela ne yapıyoruz?
Biz çocuklarımızı gezmeye götürüyoruz. Gezmeye giderken, mesela akraba ziyareti, eş dost ziyareti yapıyoruz. Ve diyoruz ki işte falanca teyzelere, falanca amcalara gidiyoruz. İşte orada arkadaşlarımız var, şunlar şunlar. Fakat biz oradayken çocuklarımız oraya hazırlıklı gidiyorlar.
Onların tanımış olarak gidiyorlar ve onların yabancı olmadığını biliyorlar. Ama orada misafirliğe giderken birisiyle karşılaşıyoruz. Ve o kişi aslında çocuğumuzun tanımadığı bir kişi ve çocuğumuzla konuşmak istiyor. Böyle bir şey mikroplar. Eğer biz bu kişiyi hiç tanımıyorsak ne yapacağız?
Yabancı olduğu için konuşmayacağız, başımızı çevireceğiz, geçeceğiz. Ama kişiyi tanıyabiliriz ve konuşmaya başlayabiliriz. Ama konuşmanın gidişi çok hoşumuza gitmeyebilirse de durdurabiliriz. Aşılamalar böyle bir şeyler. Diyoruz ki bak bu vücudumuzu öğretiyoruz.
Vücudumuzda bağışıklık hücreleri var. Aküvar dediğimiz. Bu hücreleri eğitiyoruz aslında. Diğer organlarımızdaki hücrelerle beraber. Diyoruz ki bakın bu gördüğünüz mikrop aslında mikroptur.
Çünkü verdiğimiz aşının bir parçası mikrop olabilir. Mikrobün bir parçası olabilir. Bu vücudumuz için uygun bir şey değildir. Bu bizim için yabancıdır. Ve onların savunma sistemlerinin gelişmesine katkıda bulmak.
Öyle olunca vücudumuz o hastalıkla temas ettiğinde yani kızamıklığıyla herkes temas ediyor mu? Herkes hasta olmuyor. Neden hasta olmuyor? Çünkü aşılı olduğu için. Onu tanıdığı için kendini nasıl savunacağını bildiği için.
Ona karşı kendini korumaya alıyor. Ve hastalığı geçirmiyor. Ya da geçiriyorsa da çok hafif geçiriyor. Böyle kulak iltihabı, zatürre, beyin iltihabı gibi yan etkiler görülmüyor o zaman aşılsa olan kişilerde. Nasıl hani biz çocuklarımız büyüdüğünde onlara iyi bir hayat standardı oluşturalım diye belli miktarda birikim yapıyorsak.
Bunlar da sağlık tasarrufu. Her insan her yerde her tür mikropla karşılaşabilir. Ama aşılı insanlar bu hastalığı ye geçirmezler. Çünkü bedenleri öğrenmiştir onlara karşı kendini nasıl savunacağını. Veya çok hafif geçirirler.
O kadar hafif geçirirler ki görülebilecek yan etkileri görülmez. Gerçekten aşılarla çalışan insanlar, aşıları hem uygulayanlar hem bu konuya hizmet edenler, katkısı olanlar, insanlığa en büyük hizmeti yapmış olan, kelimenin tam anlamıyla cennetlik kişiler. Hakikaten şimdi minnet duymamak mümkün mü? Evet ve üstelik de aşıları ilk yapan kişiler mum ışığında bu mikropları tanımlayan,
o günün teknolojisiyle aşıları çok iyi bir şekilde üretip insan sağlığına sunabilen kişiler. O nedenle onlara hayran olmamak ve saygı duymamak mümkün değil. Hepsini sevgi, saygı ve rahmetli anlıyoruz. Ben hatta bir miktar kıskanıyorum da onları. Çünkü insanlığa bu kadar geniş kitlelere hizmet eden çok az sektör var.
Onlar da insanlığı bir sürü hastalıktan korumuşlar. Şu anda çok sevindirici bir şey var tabii. Bilim adamları aşıları geliştirmek için çok çalışıyorlar. Daha az sayıda aşı yaparak daha çok hastalığa karşı vücudumuzu korumak. Mesela vücudumuza bir mikrop geldi ama beraberinde başka bir mikrop da geldi.
Hepsine karşı sen benim vücudum için hastalık yapan bir etkensin diye bir çırpıda hepsine karşı öğrensin istiyoruz. Karma aşıları örnek verebilir miyiz bunlara? Tabii ki. Onun yanı sıra aşılar herkesi çok ürküten şeyler. Şu anda bilim adamlarının çalıştığı bir diğer konu bu aşıları sevimli hale getirmek.
Mesela çocuğumuzun, bebeğimizin çok sevdiği meyveyle aşıyı vermek. Mesela elmayı çok seviyor bir çocuğumuz. Bir başka çocuğumuz armutu çok seviyor. Öyle bir aşı yapılsın ki elma yiyor gibi elmanın içinde aşısını alsın. Veyahut da krem şeklinde aşıları yapıp hiç canı yanmadan güzelce aşısını olsun.
Mesela gene buna güzel bir örnek çocuk felce aşısı. Ağızdan yapılan çocuk felce aşısı. Bize okullarda şekerle çocuk felce aşısı verirlerdi. Çok keyifli bir anı tabii hepimiz için. Diliyoruz ki ileride çocuklarımıza da böyle güzel aşılar sunarız.
İşte onların sevdiği meyvelerle, sevdiği gıdalarla aşılarını yaparken güle oynuyor aşılara gelirler. Şu anda hiç kimse güle oynuyor aşıya gitmiyor. Özellikle de erişkinler aşıdan kaçıyor. Çünkü çocukluğumuzdaki anılar nedeniyle. Bir anlık belki canı acıyacak.
Ama sonuçlarına bakarsak, bizi neden koruduğuna bakarsak hiçbir şey değil. Tabii ki. Sayın Çakmak aşılara yapılmadığı takdirde nelerin bizi beklediğine dair fikir sahibi olabilmemiz adına sizden tek tek bunları bize açıklamanızı rica edeceğiz. Bir aşı programlarından şöyle bir gözden geçirelim. Hay hay.
Yeni doğan döneminde yani bebek doğar doğmaz daha doğumhanede bebeğe hepatit B aşısı yapılıyor. Hepatit B aşısı aslında halk arasında sarılık diye bilinen bir mikroba karşı yapılan bir aşı. Ama aileler bu sarılık aşısı deyince bazen yeni doğan dönemindeki sarılıkla birlikte değerlendiriyorlar. Halbuki bu yeni doğan döneminde görülen sarılık ayrı bir olay. Hepatit B dediğimiz sarılık hastalığı her yaşta görülebilecek bir hastalık.
Neden doğumda yapıyoruz? Çünkü hepatit B taşıyıcısı bir anneden bebek doğabilir. Veya o kuşak yani anne kuşağı hepatit B aşısıyla aşılanmamış olduğu için ve hatta evdeki büyükanneler, büyükbabalar ve belki de kardeşler aşılanmamış oldukları için o yıllarda yapılmıyordu çünkü yaygın olarak. Evde hepatit B taşıyıcısı olabilir. Evde hepatit B taşıyıcısı olmak demek yeni doğan bir bebek için çok tehlikeli bir ortam demek.
Çünkü yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemi zayıftır ve bebekten bebeğe çok rahat etraftan bulaşabilir. Aslında hepatit B hastalığı çeşitli yollarla bulaşır insana. Özellikle kan ve kan ürünleriyle geçer. Bu neden nedir ki doğum anı çok kıymetlidir. Yani eğer anne hepatit B taşıyıcısı ise doğum anında bebeğine çok miktarda kanla teması hem kendi kanı bebekle temas ettiği için bulaşma ihtimali çok daha yüksek oluyor.
Eğer anne taşıyıcı ise bunu mutlaka doğumdan önce takip eden arkadaşlarımız bakıyorlar kan değerlerine. O zaman ilave bir tedavi daha uygulanıyor bebeğe. Mutlaka ikisinin birlikte uygulanması lazım ki bebek hepatit B olmasın doğum anında annesinin kanıyla temas ettiği için. Ama bebek hepatit B ile bir eve gidebilir. Hepatit B taşıyıcısı olan kişilerin bulunduğu ortamlarda bulunabilir.
İşte öyle olmasın diye. Çünkü bir miktarda hepatit B hastalığının nasıl geçtiği bilinmiyor. Bir kısmı biliniyor ama bir kısmı da bilinmiyor. Öyle olduğu için bebeği korumamız lazım. Hemen doğar doğmaz hepatit B aşısı yapılıyor ilk dozu.
İkinci dozu ne zaman yapılıyor? Birinci ayı bitirdiğinde bebek. Birinci ay kontrollerine gittiğinde yapılıyor. Üçüncü dozda altıncı ayda yapılıyor. Yani bebek altı aylık olduğunda hepatit B hastalığına karşı bağışıklık kazanmış oluyor.
Yani hepatit B ile temas etse bile kendini nasıl koruyacağını gayet iyi öğrenmiş oluyor. Çünkü bağışıklık sistemi hücrelerimizi akıllandırmış oluyoruz. Onları eğitmiş oluyoruz. Sen bu hastalığa karşı bizim bebeğimizi korumalısın diyoruz. Koruyacaksın diyoruz.
Ancak bazen yeterince bağışıklık sağlanamıyor. O zaman bir doz daha tekrar öneriliyor. Gene bunun yıllar içinde tekrarı gerekebilir. O da çeşitlilik zamanlarda yani mesela 6 yaş gibi okul öncesi dönemde çocuğumuza herhangi bir nedenle kan alınıyorsa o kan alınırken çocuğumuzun hepatit B aşısı hala koruyor mu diye doktorumuzu uyarıp kanı alınırken
hepatit B koruyuculuğuna da bakılmasında yarar var. Onun dışında ikinci ayına geldiğinde bebeğimiz gene sağlık ocaklarında, aile sağlığı merkezlerinde bebeğimize verem aşısı yapılıyor. Verem aşısı yanında bebeğe bir sürü aşı daha yapılıyor. Onlardan bir tanesi difteri boğmaca tetanoz aşısı.
Yani halk arasında kuş palız denilen hastalık difteri hastalığıdır. O hastalığa karşı boğmaca hastalığını tetanos hastalığına karşı koruyoruz. Çok güzel bir aşımız var. Şimdi beşli karma olarak geçiyor. Bu difteri boğmaca tetanoz aşısıyla beraber çocuğumuza çocuk felci aşısını
ve halk arasında menenjit diye bilinen aşıyı da veriyoruz ikinci ayda. Ve bunu dördüncü ayda ve altıncı ayda tekrarlıyoruz. Yani bu beşli karma aşıyı dördüncü ve altıncı ayda tekrarlıyoruz. Bu sizin bebekliğinizde sadece difteri boğmaca tetanoz olarak yapılıyordu. Ağızdan da size çocuk felci aşısı damlatıyorduk.
Ama ülkemizdeki aşı programlarının çok iyi uygulanması nedeniyle ağızdan çocuk felci aşısı artık sadece altıncı ayda bir doz olarak yapılıyor. Gene bunda da dış göçlerin çok fazla olması, ülkemize göçlen kişilerin çok fazla olması ve hastalık ihtimalinin yükselmesinden kaynaklanan bir şey. Bir doz yapılması uygun görülüyor Sağlık Bakanlığımız tarafından.
Altıncı ayda tekrarlanıyor. Ama çok gelişmiş bir aşı olduğu için difteri boğmaca tetanoz, çocuk felci ve menenjit aşısı diye bilinen beşli karma ile bebekler zaten oldukça iyi bir şekilde korunuyorlar. Bu beşli karma ile beraber iki, dört ve altıncı aylarda bebeğimize zatürre aşısı, halk arasında zatürre aşısı diye bilinen bir aşı da uygulanıyor.
Bu aşı ülkemizde ilk olarak 2008 Kasım'ında uygulanmaya başladı. Yani uygulanıyordu ama düzenli olarak bütün çocuklarımıza uygulanması. Kasım 2008'e denk geldi. Ama bu aşı da yeterli bulunmadı. Daha gelişmiş bir şekle 2011 yılından beri uygulanıyor.
Yani iki buçuk yıl içinde daha iyi bir aşı programına geçildi. Bu kadar çok aşının birlikte uygulanıyor olması bazı yan etkiler doğurabiliyor. Çünkü bebek çok huzursuz olabiliyor. Çok güzel aşılar olmasına rağmen ateş olabiliyor. O nedenle çok iyi bir şekilde çocuklarımızın ateşlerinin kontrol edilmesi
ve mümkünse de hasta çocuklarımızın aşılanmamasını arzu ediyoruz. Sağlık çalışanlarını uyaracağız bizim çocuğumuz hasta diye. Eğer bir iki gün ertelemek sorun değilse önce tedavisini alıp ondan sonra erteleyecek. Peki sıklıkla çocuğumuzu aşılatmadan önce ateş düşürücü içerip götürüyoruz. Bunun herhangi bir sakıncası olabilir mi?
Sakıncası yok ama çok gerekli mi? O tartışılabilir Ayşe Hanım. Çünkü bir çocuğun bağışıklık sisteminin güçlendirmesinde biraz savunma sisteminin gelişmesi gerekiyor. Ateş vücudumuzun savunma sisteminin iyi çalıştığını gösteriyor. Ama çok küçük bebeklerde ateş çok arzu edilen bir şey değil.
Çünkü ateşin beyinde ne gibi yan etki yapacağını hiç kimse önceden bilemez. Öyle olduğu için de mutlaka çok iyi bir şekilde takip edilmesi. Mümkünse bebeklerde huzursuzluk veya ateş veya hem huzursuzluk hem ateş başladığında sağlık çalışanlarına danışılması ve onların önerileri doğrultusunda ateş düşürücü ilaçlar uygulanmasında yarar var. Bir defa hiç huzursuzluk yapmamış, hiç ateş yapmamışsa niye çocuğumuza ilaç vereceğiz?
Çünkü çocuğumuz hasta olduğunda ilaç verirken o kadar çok düşünüyoruz ki hem sağlık çalışanları hem aileler. Çok gerekli görülen ilaçları bile insan çok ölçüp biçerek tartarak veriyor bebeğimize zarar vermeyelim diye. İhtiyacı olmayan bir şeyi niye verelim? Çünkü her verdiğimiz ilaç bebeğimizin alerjik uyaran almasına yol açıyor. Ve alerjik hastalıklara veya bundan sonra o ilaçlara karşı duyarlılığını artırıyor.
Ve bizim kullanma şansımızı azaltıyor. Onun için mümkün olduğu kadar gereksiz ilaç kullanmayı ihtiyaç olmadıkça arzu etmiyoruz. Ama gerekli olunca da hiç kaçınmıyoruz. Ama hangi dosta vereceğimizi, ne vereceğimizi sağlık çalışanlarıyla birlikte karar veriliyor ki çocuğumuza en uygun şekilde yardımcı olabilelim diye. Onun dışında rotavirüs aşısı Sağlık Bakanlığımızın şu anda uygulamanın programında olmayan ama önerdiği bir aşı.
İshallara karşı koruyan bir aşı. Gene Sağlık Bakanlığımızın uygulamaları arasında 1,5 ve 2 yaşında olmak üzere hepatit A dediğimiz çok yaygın olarak görülen sarılığa karşı aşı var. Bu aşılardan kızamık kızamık çık kaba kulak aşısı ve su çiçeği aşısı ilk olarak 1 yaşında yapılıyor. Gene okul öncesinde veya ilkokul 1. sınıfta da hem kızamık kızamık çık kaba kulak hem de su çiçeği aşısının tekrarı öneriliyor. Diftleri boğamaca tetanos çocuk belci aşısıyla beraber.
Ve bu şekilde hemen hemen çocukluk çağı aşıları tamamlanmış oluyor. 2 yaşından sonra bizi bekleyen aşılar var mı? Çocuklarımız okula gidiyorsa yani kreşe başlamışlarsa, alerjik hastalıkları varsa, astım gibi, bronşit gibi tekrarlayan solunum problemleri geçiriyorlarsa veya ciddi bir kalp hastalığı, kalp ameliyatı gibi durumlar yaşamışlarsa o zaman grip aşısı da önerilenler arasında. Grip aşısı mevsimsel bir grip aşısı.
Hiçbir aşı %100 koruyucu değil. Aşı olduktan sonra hafif olarak hastalığı geçirebiliyoruz. Bu çok önemli bir nokta sanacak. Çünkü aman grip aşısı oldum yine de hasta oldum gibi tepkiler verebiliyor insanlar. Doğru.
Aşı olduğunuz için daha hafif atlattınız diyebiliriz değil mi? Daha hafif atlatılabiliyor. Ve aşı olduğu zaman hem hafif geçiriyor hem de diyelim ki grip aşısı neye karşı koruyor? Üst sonlu yolu enfeksiyonlarına karşı ve sonlu yolu enfeksiyonlarına karşı koruyor özellikle. O zaman mesela zatürre geçirme ihtimalleri çok azalıyor grip aşısı olan kişilerin.
Veya kulak iltihabı geçirme ihtimalleri çok çok azalıyor. Gene daha önceki güzel aşı programlarıyla birleştirildiğinde. Ama bir çocuk kreşe başladığında Ayşe Hanımcığım, kreş demek kapalı ortamda ilk defa, kapalı ve kalabalık ortamda ve yaşıtları ilk defa karşılaşıyor. Sonlu yolu hastalıklarına yatkınlığı arttı demek.
Halk arasında menajit diye bilinen ve halk arasında zatürre aşısı diye bilinen 2, 4, 6 ve 1 yaş civarında uyguladığımız aşılarla zaten sonlu yolu hastalıklarına karşı çocuklarımızı önemli oranda korumuş oluyoruz. Ama bu nezle grip gibi hastalıklara karşı koruyamadığımız için onun mevsimsel grip aşısı yapılmasında özellikle ilk yıl giden çocuklarımızın aşılanmalarında yarar var. Eğer çocuklarımız çok erken yaşlarda yani 1 yaş civarında başlamışsa
grip aşısı 6 aydan sonra önerilen bir aşı aslında. 6 aydan sonra yapılabilir. Çocuklarımızı bu toplu ortamlara hazırlarken nasıl yabancılarla konuşmayı öğretiyorsak bak bu yabancı mikroplara karşı seni koruyoruz'u bedenini öğretmek istiyoruz.
O nedenle de grip aşısını öneriyoruz. 6. aydan sonra yapılabilir. Çocuklarımıza genellikle bu aşı ilk defa uygulandığı yıl mesela bu yıl çocuğumuz kreşe başlayacak. Eylül ayında başlatıyoruz.
O zaman Eylül ayında ve Ekim ayında olmak üzere yani peş peşe 2 ay 1 ay arayla grip aşısını 2 dozda yapıyoruz. Bu çocuğumuzun yaşına bağlı olarak doz ayarlamasını sağlık çalışanları yapıyor. Yani hangi dozda yapılacağına çocuğumuzun yaş grubuna göre karar veriyoruz. O nedenle çocuğumuzun yaşını söyleyip grip aşısı olmak istediklerini söylerlerse
grip aşısı çok rahatlıkla uygulanabilir. Peki bunun dışında bizim takip edebileceğimiz özel olarak talep edebileceğimiz aşılar da var. Su çiçeği mesela. 1 yaşında çocuklarımıza Sağlık Bakanlığımızın uyguladığı aşılardan. 1 yaşına kadar uygulanmayan bir aşı var.
Rotavirüs dediğimiz bir aşı. Bu rotavirüs aşısı özellikle bebeklerde çok şiddetli ishallere yol açabilen rotavirüs adındaki bir mikroba karşı bir virüse karşı geliştirilmiş bir aşı. Oldukça güzel bir aşı. Bunun da yapılmasını öneriyoruz.
Yine 1 yaşa kadar menajit aşısı diye halk arasında bilinen bir diğer aşı. Bu hani 5'li karmanın içinde ditleri boğmaca tetanos çocuk felci ve menajit dediğimiz aşı diye geçen bir 5'li karma aşımız var. Ondan farklı bu. Meningo Kok diye bir aşı. O mikroba karşı gelişen bir aşı.
Bu maalesef çok tehlikeli bir mikrop. Hangi mevsimde en sık görülüyor? Haç mevsiminde çok sık görülüyor. Çünkü hacca giden kişiler gitmeden önce bu hastalığa karşı aşılı gidiyorlar. Dolayısıyla kendileri geçirmiyor.
Ama onların olduğu aşı meningo Kok ailesinin belli fertlerine karşı hazırlanmış bir aşı. O fertlere karşı direnç kazanıp gidiyorlar. Ama haç sırasında çok büyük kalabalığa girdikleri için orada diğer kişilerden aşılı veya aşısız kişilerden o mikrobu alıp kendileri hasta olmadan getirip etrafa taşıyabiliyorlar. Buna taşıyıcılık diyoruz. Özellikle de küçük çocuklarımızda da o mevsimlerde bu mikrobun görülme ihtimali artıyor.
O nedenle 9. aydan sonra çok ilginç bir yaş aralığı var. 9 ay 55 yaş gibi 2 yaşından önce bebek aşılanmaya başlıyorsa 2 doz yapılması öneriliyor. Ama 2 yaşın üzerinde yapılıyorsa o zaman tek doz yapılması yeter de bulunuyor. Ama blue çağında yani ergenliğe geldiğinde tekrar öneriliyor. Çünkü onun da daha dirençli olması ve bağışıklık sisteminin daha güçlü olması vücudumuza hatırlatılması amacıyla.
1 yaşında geldi bebeğimiz. Kızamık kızamık çık kaba kulak. Su çiçeği hastasına karşı aşılandı. Su çiçeği aşısında dikkat edilmesi gerekenlerden bir tanesi ve kızamık kızamık çık kaba kulakta. Bunların canlı aşılar olması.
Yani mikrobun kendisini çok az miktarda iyi bir şekilde hazırlanmış ve çok az miktarda mikrobun kendisini veriyoruz. Kendisini verdiğimizde her zamankinden farklı olarak belki vücutta şişlik ağrı yapmıyor ama genellikle birinci hafta civarında çocuklarımızda hafif bir ateş, hafif bir nezle hali ve hafif bir öksürük hatta döküntü yapabiliyor. Evde hamile varsa bu hastalığı geçirmemiş kişiler varsa onlardan uzak tutulması öneriliyor.
Su çiçeği aşısı olan kişilerin bir ay kadar süreyle aspirin ve benzeri ilacın kullanılmasını öneriyoruz. Çok teşekkür ediyoruz. Biz de size çok teşekkür ederiz. Değerli anne ve babalar bu haftada sağlıklı bebekler için el ele programımızın sonuna geldik. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak merak edilenleri her zaman olduğu gibi en açık şekliyle bizlere anlatmaya çalışıyor, farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz hep birlikte.
Mikrofonda ben Ayşe Yücel. Bir sonraki programda görüşünceye dek esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Sağlıklı bebekler için el ele. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.