Aşılar 3
Aşılar 3
Aşılar 3
Aşıların bağışıklık sistemine nasıl bir tanıştırma programı gibi çalıştığını, çocukluk çağı aşı takviminin nasıl ilerlediğini ve kreşe başlayan çocuklarda grip aşısının neden önerildiğini anlatıyorum. Ayrıca anne baba adaylarının kendi aşılarını da gözden geçirmesi gerektiğinden bahsediyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Aşılar konusuna devam ediyorum, çünkü bu konu ne kadar konuşulsa bitmiyor. Aşı aslında vücuda bir tanıştırma programı: kanımızdaki ak yuvarlar dediğimiz savunma hücrelerine "bak bu sana zararlı olacak, karşılaştığında kendini böyle koru" diyoruz. Bunun için mikrobun zayıflatılmış halini ya da bir parçasını veriyoruz; bilim insanları yıllardır bunu geliştirmek için çalışıyor, kimileri çok zor koşullarda mikropları bulup bu aşıları insanlığa kazandırmış.
Aşı yaparken asıl korumaya çalıştığımız şey döküntü ya da hafif ateş değil; kızamık ve su çiçeği gibi hastalıkların yol açabileceği beyin iltihabı, kızamıkta yıllar sonra ortaya çıkabilen ciddi beyin hastalığı ya da düşük kilolu çocuklarda zatürreye dönüşüp hayatı tehdit edebilecek tablolar. Aşı olan bir çocuk hastalığı yine geçirebilir ama çok daha hafif atlatır; tıpkı çocuğa yabancılarla nasıl davranacağını öğretip sonra tek başına dışarı çıkmasına izin verdiğimiz gibi, bedenine de mikroplara karşı kendini nasıl savunacağını öğretmiş oluyoruz.
Çocukluk çağı aşı takvimi nasıl ilerliyor
Bebeğimizi doğumda, birinci ayda ve altıncı ayda olmak üzere üç doz Hepatit B aşısıyla aşılamaya başlıyoruz. Difteri, boğmaca, tetanos, çocuk felci ve menenjit etkenlerine karşı koruyan beşli karma aşıyı ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda, bir buçuk yaşında da tekrarını yapıyoruz. Okul öncesinde ya da ilkokul birinci sınıfta bu aşının menenjit kısmı çıkarılmış hali olan dörtlü karma bir doz daha uygulanıyor. Zatürre aşısı dediğimiz pnömokok aşısı da ikinci, dördüncü ve altıncı aylarda yapılıyor, bir yaşında tekrarlanıyor; bağışıklık sistemini zedeleyen bir durum ya da ciddi bir kırık gibi özel durumlarda ilave doz önerilebiliyor.
Sağlık Bakanlığımızın uygulama programında olmasa da önerdiği bir aşı var: rotavirüs aşısı, ishallere karşı koruyucu. Bir buçuk ve iki yaşında Hepatit A aşısını, yani yaygın görülen sarılığa karşı koruyucu aşıyı uyguluyoruz. Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı ile su çiçeği aşısı ilk olarak bir yaşında yapılıyor, okul öncesinde ya da ilkokul birinci sınıfta dörtlü karmayla birlikte tekrarlanıyor. Hiçbir aşı yüzde yüz koruyucu değil; ama aşı olan bir çocuk hastalığı geçirse bile çok daha hafif atlatıyor.
Kreşe başlarken grip aşısı neden öneriliyor
Çocuğunuz kreşe başlıyorsa, bu ilk defa kapalı ve kalabalık bir ortamda yaşıtlarıyla karşılaşması demek; solunum yolu hastalıklarına yatkınlığı bu dönemde artıyor. Zatürre ve menenjit aşıları bu riskin önemli bir kısmını zaten karşılıyor, ama nezle ve grip gibi hastalıklara karşı koruma sağlamıyor. Bu yüzden özellikle kreşe ilk giden çocuklarda mevsimsel grip aşısını öneriyorum. Grip aşısı altıncı aydan sonra yapılabiliyor; alerjik hastalığı, astımı, tekrarlayan solunum yolu problemi ya da ciddi bir kalp rahatsızlığı olan çocuklarda da önerilenler arasında.
Grip aşısı genellikle eylül-ekim aylarında uygulanıyor, bazı yıllar Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisiyle ocak ayına kadar da yapılabiliyor. Bir çocuğa ilk defa grip aşısı yapılacaksa, eylül ve ekim aylarında olmak üzere bir ay arayla iki doz uygulanıyor; doz miktarını çocuğun yaşına göre sağlık çalışanı belirliyor. Aşı olan bir çocuk yine hastalanabilir ama çok daha hafif atlatıyor, zatürre ya da kulak iltihabı geçirme ihtimali de belirgin şekilde azalıyor.
Anne baba adaylarının da aşıya ihtiyacı var
Aşı konusu yalnız çocuklarla sınırlı değil. Hepatit B aşısı ülkemizde ancak 1998 civarında aşı programına girdiği için, o tarihten önce doğan şimdiki anne baba adaylarının da Hepatit B aşısı olmasını öneriyorum — hem kendi sağlıkları hem de çocuklarına daha sağlıklı bir ebeveynlik yapabilmeleri için. Aynı şekilde kızamık aşısının tek doz ömür boyu koruma sağladığı bilindiği için, anne baba olmaya hazırlanan gençlerin, geçmişte bu hastalığı geçirdiklerini düşünseler bile kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı olmalarını istiyorum. Çünkü kızıl ya da kızamıkçık gibi başka döküntülü hastalıklar kızamıkla kolayca karıştırılabiliyor ve kişi aslında bağışık olmayabiliyor.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız,
gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Biz sağlıklı bebekler için el ele derneğiyle birlikte el ele verdik. Yolunuzu aydınlatmaya gayret ediyoruz. Ne kadar farkındalık oluşturabilirsek bizim için en büyük mutluluk odur diyoruz. Bu konuda merak ettiklerimizi de dernek adına çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız,
doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sayın Çakmak, merhaba, hoş geldiniz. Merhaba Ayşe Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederim, siz de iyisiniz umarım. Çok teşekkür ederim, iyiyim.
Gene aşıları konuşalım. Evet, evet. Aşılar konuş konuş bitmeyecek, bitmesin de. Vallahi, keşke bütün hastalıkların aşısı olsa Ayşe Hanımcığım. Olsa, öyle güzel şeyler anlatıyorsunuz ki,
ve ben şunu da temenni ettim, evrensel olsa. Çünkü tek başına bir ülkenin, bir bölgenin korunması çözüm getirmiyor. Evrenselliğinin de ne kadar mühim olduğunu sizin konuşmalarınızdan çok net bir şekilde çıkartmış oldum. Biz çok şanslıyız. Tabii çocuklarımıza çok güzel aşı şansı yakaladığımız için.
Çünkü aşılar, vücuda giren hastalık etkenlerini tanıma amacıyla bir tanıştırma programı aslında. Yani diyoruz ki, bak bu senin için zararlı olacaktır. Eğer karşılaşırsan kendini koruman gerekecektir. O nedenle tanımalısın ki nasıl savunacağını da bilmelisin. Onun için de damarlarımızda dolaşan kanımızdaki ak yuvar dediğimiz vücudumuzun savunma hücreleri,
ki bunlar çok akıllı hücreler, çünkü birbirlerine ve kendi içlerinde bilgi nakledebiliyorlar ve diğer organları da bilgilendirme konusunda eğitiyorlar. O nedenle biz diyoruz ki, bak bunlar yabancıdır. Aşılarla verdiğimiz mikroplarla.
Onun için kendini hazırla ve bu mikropla karşılaştığın zaman kendini savun. Tıpkı çocuklarımıza, bak düşersen bacağını incitebilirsin. Ama dikkatli yürürsen canını yakmadan da düşebilirsin. Veya işte bıçağa dokunmazsan kendini canına zarar vermezsin gibi. Eğitimler verdiğimiz gibi veya çocuklarımıza yabancılarla konuşmayın.
Veya yaşlılarımıza yabancılarla konuşmayın. Dediğimiz gibi, çünkü maalesef bunların hiç arzu edilmeyen etkilerini hepimiz görüyoruz, okuyoruz, duyuyoruz. Onun gibi vücudumuza da mikropları, hangi mikrop olursa olsun, ya onların zayıflatılmış olarak mikrobun kendisini veriyoruz veyahut da hastalık etkeni olan bir parçasını veriyoruz.
Bunu bilim adamları çok güzel çalışmışlar. Sağ olsunlar daha da çok çalışmaya devam ediyorlar. Daha güzellerini yapmak, çocukların daha seveceği, kabulleneceği tipte aşılar yapmak için çalışıyorlar. Bir grubu da çok zor koşullarda, mum ışığında mikropları bulup onlara karşı aşılar geliştirerek insanlığa çok büyük katkıda bulunmuşlar.
Doğrusu isterseniz insan sağlığına hizmet etmenin bedeli yok Ayşe Hanımcığım. Sağlığımızı korumak çok kıymetli. Onun için her seferinde diyoruz ki sağlığımızı korumak, onu tedavi etmekten çok daha kolay ve ucuzdur. Doğru. Sağlık insanların sahip olacağı eşi benzeri bedeli olmayan bir servet.
Aman ne olur sevgili anneler, babalar. Hem kendi sağlığınızı hem çocuklarınızın sağlığını koruyunuz ki pırıl pırıl bir dünyada bu güzellikleri hep birlikte yaşayabilelim. Siz onların güzel günlerini görün. Onlar da sizin onlara yaşattığınızı kendi yavrularına yaşatsınlar.
Ve bu şekilde evren güzellikler içinde dönmeye devam etsin. Ben buraya bir şey daha eklemek istiyorum Sayın Çakmak. Çocuklarımızın hayal dünyasını da çok iyi korumamız lazım. Çünkü siz demiştiniz ki bilim adamlarımız öyle çalışmalar yapıyorlar ki çocuğumuz misal dediniz bir meyve elmayı mı çok seviyor, armutu mu çok seviyor.
Onun formunda onunla birlikte alabilecek şekilde bu aşıların geliştirilmesi için çaba gösteriliyor. Biz eğer hayal dünyamızı zengin tutmazsak insanlık yararına tabii ki bunu kullanıyoruz. Elbette her şeyin iyisi de var, kötüsü de var. Sağlıklı ve iyi nesiller yetiştirirken çocuklarımızın herhalde hayal dünyasını korursak insanlık adına neler yapılabilir? Sadece hayal dünyamızda sınırlı.
Çok çok haklısınız Ayşen'cim. Şimdi bizim çocukluğumuzda halen var olan Jülber'in işte Denizler Altında 20 bin Persah, Ay'a Seyahat gibi kitaplarını biz heyecanla okurduk. Ondan sonra 1968 yılında Ay'a Seyahat'in tanığı olduk. Şimdi çocuklarımız için artık uzay yolu öyküleri ve uzaya seyahat heyecanı var.
Bunun gibi bazı çocuklarımız adında aşılar konusunda işte canları yanlarında hepsini uyarıyoruz, anlatıyoruz. Bakın sizin gibi akıllı ve iyi insanlar bu aşıların can yakmayanı, çok lezzetli olanını bulmaya çalışıyorlar. Belki bir gün siz de bunları yapanlar arasında olursunuz diye. Çocuklarımızın şu anda maalesef teknolojinin içinde kaybolması hem aileleri hem de toplumu çok kaygılandırıyor. Çünkü bir yere gidiliyor.
Orada bir bakıyorsunuz herkes elinde cep telefonu. İrili ufaklık kaç yaşında olursa olsun neredeyse 7'den 77'ye. Herkes cep telefonuyla aile içi sohbetler giderek azalıyor. Arkadaşlar arası sohbetler azalıyor. Ve dolayısıyla çocukların ufku tamam çok güzel bir teknoloji ve bir sürü bilimi de yanında getiren bir teknoloji bu cep telefonları ve bilgisayarlar.
Ama çocuklarımızla konuşmanın ve birbirimize bilgi ve deneyimimizi aktarmanın bedeli de yok. İnsanlar sonuç olarak genleriyle yaşıyorlar. Yani çocuğumuzla geçirdiğimiz zamanın kıymeti daha biçilmez bir şey. Onun için de mutlaka bu konularda konuşmamız tamam bu aşılar senin canını yakıyor ama bak böyle böyle hastalıklardan da koruyor. Mutlaka çocuklarımıza bu tür hastalıkların oldukları aşıların hastalıklarının fotoğraflarını göstermek veya onlardan olabilecek hastalıkları görmelerinde de yarar var.
Mesela kızamık hastalığının döküntülerini gördüğü zaman çocuklar çok etkileniyorlar. Yine su çiçeği hastalığının döküntüsünü gördüğünde ondan çok etkileniyor. Oysa biz sağlık çalışanları döküntüden çok su çiçeği hastalığının ve kızamık hastalığının oluşturabileceği yan etkilerden kaygı diyoruz. Ne gibi yan etkiler? Beyin iltihaba.
Her ikisinin de hem kızamık hastalığının hem su çiçeği hastalığının beyin iltihabı yapma gibi ciddi yan etkisi var. Aşı yaparken asıl korumaya çalıştığımız şey o döküntüler değil. O hastalık sonucunda oluşabilecek su çiçeğinde beyin iltihabı, kızamıkta beyin iltihabı veya kızamıkta çok daha uzun süre sonra 7-8-10 sene sonra gelişebilecek ciddi bebeği çocuğu bitkisel hayata dönüştüren beyin iltihabı veyahut da ani olarak gelişebilecek.
Özellikle düşük kilolu çocuklarımıza zatüreye dönüşüp ondan sonra çocuğumuzun hayatını tehdit edebilecek ciddi hastalıklara karşı çocuğumuzu korumak amacıyla aşıları yapıyoruz. Yoksa hastalığı ufak tertip geçirebiliyorlar. Geçirsinler daha iyi daha bağışık olabiliyorlar. Bedenleri daha güçlü oluyor ama tanışmış oldukları biriyle temas ettiği için bir mikropla temas ettiği için ben yabancılara karşı kendimi korumayı öğrendim.
Çocuğumuz öyle yapmıyor muyuz? Bir dönem hep bizimle seyahat ediyor ama ondan sonra tek başına seyahate gönderdiğimiz zaman da yabancılara karşı kendini nasıl koruyacağını bilerek seyahate çıkmış oluyor. Bu aşılarla da bedenimizi seyahat ettirirken yani hayatta tanıştırırken mikroplara karşı korumayı öğretmiş oluyoruz. Onun için biz aşıları çok seviyoruz. Sağlık çalışanları bu işe çok gönüllüler.
Bizde de çok güzel aşı programları uygulanıyor. Doğumda başlıyoruz bebeklerimizi aşılamaya hepatit B aşısıyla. Birinci ayda ve altıncı ayda olmak üzere 3 doz yapıyoruz hepatit B aşısını. Diftleri boğmaca tetanos, çocuk felci ve menenjit dediğimiz beşli karma aşıyı 2, 4 ve 6. aylarda yapıyoruz. 1,5 yaşında da tekrarını yapıyoruz.
Bu aşıyı okul öncesinde veya ilkokul 1. sınıfta çocuğumuza bir doz daha yapılıyor Ayşen'cığım ama bu sefer o menenjit denilen kısmı çıkarılmış. Diftleri boğmaca tetanos ve çocuk felci olarak dörtlü karma aşı olarak beşli değil dörtlü karmaya dönüştürülerek yapılıyor. Gene çocuklarımıza 2, 4, 6. aylarda zatürre aşısı denilen pneumokok mikrobuna karşı bir aşı geliştirilmiş. O aşı yapılıyor ve 1 yaşında o da tekrarı oluyor ve eğer bebeğimizin çocuğumuzun ilave ihtiyacı olursa bu aşının da tekrarı öneriliyor.
Ama özel durumlarda eğer çocuğumuzun bağışıklık sisteminize deliyen durumlar varsa veya ciddi bir kırık geçirmişse gibi durumlarda tekrarı öneriliyor. Onun dışında rotavirüs aşısı Sağlık Bakanlığımızın şu anda uygulama programında olmayan ama önerdiği bir aşı. Haç döneminde de meningokok aşısını yapıyoruz. O da meningit hastalığına karşı ciddi bir aşı. Rotavirüs aşısı da ishallere karşı koruyan bir aşı.
Gene Sağlık Bakanlığımızın uygulamaları arasında 1,5 ve 2 yaşında olmak üzere hepatit A dediğimiz çok yaygın olarak görülen sarılığa karşı aşı var. Bu aşılardan kızamık kızamık çık kaba kulak aşısı ve su çiçeği aşısı ilk olarak 1 yaşında yapılıyor. Gene okul öncesinde veya ilkokul 1. sınıfta da hem kızamık kızamık çık kaba kulak hem de su çiçeği aşısının tekrarı öneriliyor. Giftleri boğamaca tetanol çocuk belci aşısıyla beraber.
Ve bu şekilde hemen hemen çocukluk çağı aşıları tamamlanmış oluyor. 2 yaşından sonra bizi bekleyen aşılar var mı? Çocuklarımız okula gidiyorsa, alerjik hastalıkları varsa veya astım gibi, bronşit gibi tekrarlayan solunum problemleri geçiriyorlarsa veya ciddi bir kalp hastalığı, kalp ameliyatı gibi durumlar yaşamışlarsa o zaman grip aşısı da önerilenler arasında. Grip aşısı mevsimsel bir grip aşısı. Hiçbir aşı %100 koruyucu değil.
Dediğimiz gibi hafif aşı olduktan sonra hafif olarak hastalığı geçirebiliyoruz. Bu çok önemli bir nokta sanacak. Çünkü aman grip aşısı oldum yine de hasta oldum gibi tepkiler verebiliyor insanlar. Doğru. Aşı olduğunuz için daha hafif atlattınız diyebiliriz değil mi?
Daha hafif atlatılabiliyor. Ve aşı olduğu zaman hem hafif geçiriyor hem de diyelim ki grip aşısı neye karşı koruyor? Üst sonlu yolu enfeksiyonlarına karşı ve sonlu yolu enfeksiyonlarına karşı koruyor özellikle. O zaman mesela zatürre geçirme ihtimalleri çok azalıyor grip aşısı olan kişilerin. Veya kulak iltihabı geçirme ihtimalleri çok çok azalıyor.
Gene daha önceki güzel aşı programlarıyla birleştirildiğinde. Ama bir çocuk kreşe başladığında Ayşe Hanımcığım kreş demek kapalı ortamda ilk defa kapalı ve kalabalık ortamda ve yaşıtları ilk defa karşılaşıyor. Ve bu tür hastalıklara sonlu yolu hastalıklarına yatkınlığı arttı demek. Halk arasında menajit diye bilinen ve halk arasında zatürre aşısı diye bilinen 2, 4, 6 ve 1 yaş civarında uyguladığımız aşılarla zaten sonlu yolu hastalıklarına karşı çocuklarımızı önemli oranda korumuş oluyoruz.
Ama bu nezle grip gibi hastalıklara karşı koruyamadığımız için onun mevsimsel grip aşısı yapılmasında özellikle ilk yıl giden çocuklarımızın aşılanmalarında yarar var. Eğer çocuklarımız çok erken yaşlarda yani 1 yaş civarında başlamışsa grip aşısı 6 aydan sonra önerilen bir aşı aslında 6 aydan sonra yapılabilir. Yahut da çocuğumuzun bağışıklık sistemini zedeleyen dediğimiz gibi zatürre gibi veya tekrarlayan zatürre atakları gibi
veyahut da astım gibi veyahut da ciddi bir sonlu yolu hastalığı gibi bazı hastalıklar var veyahut da kalp hastalığı gibi çocuğumuzun ciddi altyapıda sonlu yolu hastalıklarına yatkınlığı varsa bedeninde o zaman grip aşısı 6. aydan sonra da yapılıyor. Mevsimsel grip aşısı genellikle Eylül-Ekim aylarında yapılıyor. Bazen Kasım aralığa da yapıldığı olabiliyor.
Ancak mesela geçen sene çok sık grip hastalığı görüldüğü için Dünya Sağlık Örgütü Ocak ayında bile yapılsın diye önerilerde bulunmuştu. Onun için çocuklarımızı bu toplu ortamlara hazırlarken nasıl yabancılarla konuşmayı öğretiyorsak bak bu yabancı mikroplara karşı seni koruyoruz'u bedenine öğretmek istiyoruz. O nedenle de grip aşısını öneriyoruz. 6. aydan sonra yapılabilir ama eğer çocuğumuz hiçbir şeye gitmiyorsa kreşe gitmiyor.
Çok kalabalık ortamlarda bulunmuyor. Aile içinde çok fazla gripli çalışan yoksa mesela baba toplu taşıma araçlarında çalışıyordur ve kendisi çok sık hasta olup eve de hastalık taşıyordur. Veya anne öğretmendir, doktordur, sağlık çalışanıdır. Hastanede herhangi bir görevde çalışıyordur ve hastalarla çok temas ediyordur.
O zaman çocuklarını bulaştırma ihtimali gibi ihtimallerde belki sağlık çalışanlarına danışılıp bu aşılar yapılabilir. Ancak birinci derecede çocuklarımız kreşe başlarken yapıyoruz. Çocuklarımıza genellikle bu aşı ilk defa uygulandığı yıl, mesela bu yıl çocuğumuz kreşe başlayacak, eylül ayında başlatıyoruz.
O zaman eylül ayında ve ekim ayında olmak üzere yani peş peşe 2 ay üst üste, bir ay arayla grip aşısını 2 dozda yapıyoruz. Bu çocuğumuzun yaşına bağlı olarak doz ayarlamasını sağlık çalışanları yapıyor. Yani hangi dozda yapılacağına çocuğumuzun yaş grubuna göre karar veriyoruz. O nedenle çocuğumuzun yaşını söyleyip grip aşısı olmak istediklerini söylerlerse
grip aşısı çok rahatlıkla uygulanabilir. Aşıların en güzel taraflarından birisi uygun fiyatlarda olması. Özellikle de toplu aşılamalar yapıldığı sırada çocuklarımız da tabii ki çok daha uygun fiyatlarla yapılabiliyor. Ama kaç lira olursa olsun hiçbir çocuğun sağlığının ve ailesinin sağlığının bedeli parayla ölçülemez. Hem dedik ya çok daha kolay ve ucuz diye korumadığı.
Doğru. Doğru. Üstelik de düşünün ki siz çalışan bir annesiniz çocuğunuz. Hasta olduğunda iş yerinize gidemiyorsunuz. Gittiğiniz zaman çocuğunuzu bırakacağınız koşulları ayarlamanız gerekiyor.
Bazen ayarlayabiliyoruz, bazen ayarlayamıyoruz. Onun anneye babaya getirdiği hüzün var gibi. Hem toplum açısından hem aile sağlığı özellikle de çocuk sağlığı açısından aşıların bedeli yok. Bu aşılara hizmet eden insanlar kesinlikle insanlığa hizmetin doruğuna erişmiş insanlar. Hiç kuşkusuz ki.
Ve aşıların yapımında çalışan insanlar da hem insanlığa hem de inançları doğrultusunda belki Allah'a en çok hizmet eden ve en yakın insanlar. Zaten peygamberimiz ne demiş? Bilim adamlarının uykularıyla diğer insanların namazları tartılmış. Ama bilim adamlarının uykusu daha ağır basmış. Onun için bilime hizmet etmek, insanlığa hizmet etmek ve Tanrı'ya hizmet etmenin zirvesine ulaşmak muhtemelen.
Çok teşekkür ediyoruz. Biz de size çok teşekkür ederiz. Bu bilgilerle yolumuzu aydınlattığınız için size de çok teşekkür ediyoruz. Ama aşılar bitmedi. Bir de anne babalarımızın aşı programları var.
Büyüyen çocuklarımızın aşıları var. Dedik ki yıllar içerisinde yapılan araştırmalar, gözlemler bize gösteriyor ki aşıların tekrar edilmesi gerekiyor sevgili dinleyiciler. Belki bir iki dakikayla sayın çakmak aktarabilir miyiz onu sevgili yetişkinlere? Sadece çocuk deyip geçmeyin sevgili dinleyiciler. Kendiniz için de lütfen kulak verin.
Tabii şimdiki anne babalar benim asistanlığımda hatta öğrenciliğimde hatta neredeyse doçent olmak üzere olan doğan bebeklerimiz. O sırada maalesef bazı aşıları yapamıyorduk Ayşen'cim. Çok istiyorduk, çok da üzülüyorduk yapamadığımız için. Mesela hepatit B aşısı benim doçentlik yıllarımda ülkemizde tanınmaya başlandı. Hatta hepatit B aşısının doçentlimin 10. yılında ancak hepatit B aşısı ülkemizde aşı programına girdi.
O nedenledir ki 1998'den önce doğan şu anki annelerimiz babalarımızın veya anne baba adaylarının mutlaka hepatit B aşısıyla aşılanmalarını öneriyoruz. Onlar da bizim kuşağımızın çocukları olduğu için bizim çocuklarımız. Ve çocuklarına daha sağlıklı anne baba olarak hizmet edebilmeleri, onlara daha güzel bir dünya yaşatabilmeleri için önce kendi sağlıklarını koruyacaklar. Gene o yıllarda kızamık aşısı tek doz ömür boyu korur bilindiği için şu anda anne baba olmaya hazırlanan genç adayların mutlaka kızamık aşısı,
kızamık kızamıkçı kabakulak aşısıyla o hastalığı geçirmiş olduklarını düşünseler bile olmalarını istiyoruz. Neden istiyoruz? Çünkü bazı döküntülü hastalıklar birbiriyle çok karışabiliyor. Görünce anneler, babalar, büyükanneler, büyükbabalar bazen kızamık geçiriyor diyor. Halbuki bu kızamık dışı daha önceki programlarda da konuştuğumuz gibi mesela kızıl hastalığı olabilir.
Mesela kızamıkçık olabilir. Veyahut da başka bir döküntülü hastalık olabilir herhangi bir nedenle olan. O tür hastalıklarla karışabileceği için şu andaki anne baba adaylarını mutlaka hepatit B aşısıyla, mutlaka kızamık kızamıkçık kabakulak aşısıyla aşılanmalarını öneriyoruz. Çok çok teşekkür ediyoruz.
Bir sonraki programda dedik ki bitiremeyeceğiz bu aşıları. Öğrendikçe insanın öğrenesi geliyor. Hakikaten ufkumuz genişledi. Çok teşekkür ediyoruz. Biz de size çok teşekkür ederiz bu güzel program için ve tüm yapımcılara, tüm kuruma ellerinize sağlık.
Değerli anne ve babalar, sağlıklı bebekler için El Ele Derneği'le birlikte yol aldığımız programımızı bu haftada noktalayacağız. Dernek kadına çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak bu haftada bizlerle birlikteydi. Önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. Mikrofonda ben Ayşe Yücel. Görüşünceye de kesenlik ve mutluluklar diliyoruz efendim.
Hoşçakalınız. Sağlıklı bebekler için El Ele. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.