Kızamık_Aşılar Giriş
Kızamık_Aşılar Giriş
Kızamık_Aşılar Giriş
2014 sonrası yeniden gündeme gelen kızamık hastalığını, neden bu kadar ciddiye aldığımızı ve aşının vücudumuzda tam olarak ne yaptığını anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Kızamık yıllar önce çok iyi bilinen bir hastalıktı; bu yüzden bugünün büyükanneleri kızamık hakkında oldukça bilgili, çünkü çocukları ya da kendileri bu hastalığı geçirmiş olabiliyor. Aşılamalar yaygınlaştıktan sonra uzun süre pek gündeme gelmeyen kızamık, göçlerin ve uluslararası seyahatlerin artmasıyla yeniden sağlık gündeminin başlıklarından biri oldu.
Kızamık Nasıl Seyreder
Kızamık, döküntüler çıkmadan dört gün önce başlayıp döküntü başladıktan sonra dört gün daha, yani toplam bir hafta kadar bulaşıcılığı süren bir hastalık. Başlangıçta öksürük, gözlerde sulanma, burun akıntısıyla sıradan bir solunum yolu enfeksiyonu gibi seyrediyor, döküntüler ancak dördüncü gün civarında ortaya çıkıyor. Kuluçka süresi yaklaşık üç hafta; kızamık geçiren biriyle temas eden bir kişi bu üç hafta içinde hastalığı geçirebilir. Asıl bizi, sağlık çalışanlarını, rahatsız eden döküntüler değil, kızamık sonrası gelişebilen hastalıklar: bunların başında kolay tedavi edilemeyen zatürre geliyor, binde bir oranında görülen beyin iltihabı da olabiliyor. Daha da tedirgin edici olanı, bazen hastalıktan yıllar sonra -7-10 yıl kadar sonra- ortaya çıkabilen ve sapasağlam bir insanı bitkisel hayata sürükleyebilen sinsi seyirli bir beyin iltihabı türü.
Aşı Bir Kere Yeterli mi
Eskiden kızamık aşısının ömür boyu koruduğu düşünülüyordu; ama yıllar içinde bağışıklığın zayıfladığı görüldü, bu yüzden ikinci doz önerilmeye başlandı. Bugünkü uygulamada kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı bebek bir yaşındayken, ikinci doz ise okul öncesi dönemde, 4-6 yaş arasında yapılıyor. Göçler nedeniyle bazı yıllarda 6-9 aylık bebeklere de erken bir doz uygulanabiliyor; ama bu erken doz tek başına yeterli değil, bir yaşında mutlaka tekrarlanması gerekiyor. Türkiye'de kızamık aşısı ilk kez 1970'te uygulanmaya başladığı için, 1970'ten önce doğup hastalığı geçirmemiş ya da sadece bir kez aşı olmuş erişkinlerin bir doz daha kızamık aşısı olmasını öneriyorum; hastalığa karşı bağışık olup olmadıkları bir kan tahliliyle öğrenilebiliyor. Çocukluk çağında hafif seyreden bu hastalıklar erişkinlikte çok daha ağır geçebiliyor, bu yüzden hiçbir yaş grubu risk grubu dışında değil.
Aşı Vücutta Ne Yapıyor
Aşıyı şöyle düşünüyorum: çocuğumuzu bir misafirliğe götürüyoruz, tanıdığı insanlarla rahat, ama orada tanımadığı biriyle karşılaşırsa temkinli davranıyor. Aşı da vücudumuzun bağışıklık hücrelerine mikrobun bir parçasını önceden tanıtmak, "bunu gördüğünüzde derhal uzaklaştırın" demek gibi bir şey. Böylece vücut gerçek hastalıkla karşılaştığında hazırlıksız yakalanmıyor, hastalığı ya hiç geçirmiyor ya da çok hafif atlatıyor. Bağışıklık sistemi doğuştan zayıf olan ya da ağır bir hastalık nedeniyle tedavi gören çocuklarda bu hastalıklar daha gürültülü seyredebiliyor; bu da hepimizin aşılanmasının, toplumdaki herkesi korumanın önemini gösteriyor.
Maalesef kızamığın, kızamıkçığın ve kabakulağın bir tedavisi yok; ateş düşürücü verebiliyoruz, kulak iltihabı gibi bir komplikasyon gelişirse ona yönelik tedavi uygulayabiliyoruz, ama hastalığın kendisine karşı elimizde bir ilaç yok. Bu yüzden aşı, elimizdeki tek gerçek koruma. Çocuklarımız için nasıl bir sağlık standardı hayal ediyorsak, aşıları da o standardın en temel yatırımı olarak görüyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımıza hoş geldiniz diyoruz. Ve sizde en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, hep birlikte bu hayali gerçekleştirmek üzere biz stüdyomuzda hazırız, sizde radyo başında hazırsanız,
hemen Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanımız, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakma. Selamlayalım Sayın Çakmak. Merhaba, hoş geldiniz. Merhaba Ayşen, nasılsınız? Çok teşekkür ederim, çok iyiyim. Siz nasılsınız?
Ben de çok iyiyim, teşekkür ederim. Sayın Çakmak, isteriz ki değerli dinleyicilerimize kızamık hakkında bilgi verelim. Çünkü 2014 yılı sonrası için bilhassa konuşulan bir konu olarak önümüze çıktı. 2015'inde başlarındayız şu anda. Ve hala azaldığına ya da o anlık gelip geçici bir rahatsızlık olmadığı intibası yer aldığı için o konuya biraz açıklık getirelim isteriz.
Neden kızamık daha önce muhakkak çok uzun yıllar öncesinde bir sorun olarak, önümüze sağlık sorunu olarak çıkıyordu. Ama gerekli aşılamalar yapıldıktan sonra kızamık olabilir aşısı yapılıyor. Çok da duyulan, önemsenen bir hastalık değildi aslında bir süre. Bununla birlikte tabii yurdumuza gelen göçler ve diğer ülkelerin de gündem konusu haline geldi sağlık başlıkları olarak. Bu konuda dinleyicilerimize bilgi verelim isteriz.
Bildiğimiz aşılar var. Nasıl korunmak gerekir bunun dışında? Nasıl teşhis edilir? Neye benzer? Bu konuda bir farkındalık oluşturalım isteriz hep birlikte.
Aslında Ayşe Hanım dediğiniz gibi bu yıllar önce çok iyi bilinen bir hastalıktı. O nedenle şu andaki büyükanneler de kızamık hastalığı hakkında oldukça bilgililer. Çünkü muhtemelen çocukları bunu geçirmiş olduğu için veya çocukluğunda kendileri geçirmiş olduğu için bilgililer. Ama kabaca kızamık hastalığı sonunum yolu enfeksiyonu şeklinde başlayıp döküntüler başlamadan bir dört gün önce, döküntüler başladıktan sonra dört gün kadar,
yani toplam bir hafta kadar bulaşıcılığı devam eden. Ama tabii başlangıç döneminde döküntüler çıkmadan önce bulaşıcı olduğu için bulaşıcılığı çok fark edilmeyen bir sonunum yolu enfeksiyonu gibi geçen bir hastalık. Ama burada kızamık hastalığının döküntüleri bizi rahatsız etmiyor. Asıl halkı rahatsız ediyor. Çünkü döküntülü bir hastalık.
Kimsenin çocuğunda kırmızı döküntüler görmek kimsenin hoşuna gitmiyor. Ama bizi rahatsız eden, sağlık çalışanlarının rahatsız eden kızamık sonrası gelişebilecek hastalıklar. Kızamık sonrası hangi hastalıklardan korkuyoruz? Bir defa yıllar önce sizin vurguladığınız o yıllar önceki dönemleri, hatta benim asistanlığımın, öğrenciliğimin, asistanlığımın ilk yıllarında gördüğümüz kızamık sonu zatürre çok yaygın.
Ve maalesef kızamık sonu zatürre hastalığı kolay kolay tedaviye cevap vermeyen ve maalesef hüzünlü sonuçlar alınabilen bir hastalık idi. O nedenle biz kızamık hastalığından hiç hoşlanmıyor idik. O zamanlar gene binde bir görülen başka bir yan etkisi var. O da beyin iltihabı yapabiliyor. Bir başka gene binde bir görülen başka bir yan etkisi var.
O da hemen değil ama daha ileriki yıllarda yani 7-8 yıl sonra bazen biraz daha uzun 7-10 yıl kadar sonra beyin iltihabı yapıyor. Ama gizli seyirli bir beyin iltihabı oluyor. Ve sapasağlam bir insanı yatağa bağlayacak, bitkisel hayata dönüştürebilecek ciddi bir hastalığa dönüşebiliyor. O nedenle biz kızamık hastalığını, hiçbir hastalığı çocuklarımızın geçirmesini arzu etmeyiz. Ama kızamık hastalığının özellikle geçirilmesi arzu edilmez.
Yan etkilerinden dolayı. Mesela çok sık kulak iltihabı yapar, çok sık zatürre yapar. Zaten hastalığının başlangıcında bir solunum yolu enfeksiyonu gibi başladığı için öksürükle, gözlerde sulanma, burun akıntısıyla başlayan bir hastalıktır. Ondan sonra hemen hemen 4. gün civarında bir döküntüsü olur. Kuluçka dönemi de hemen hemen 3 hafta kadar kuluçka dönemi olabilir.
Kızamık geçiren biriyle temas ettikten sonraki ilk 3 hafta içinde çocuğumuz kızamık hastalığını geçirebilir. Çocuğumuz demek çok da doğru olmayabilir. Neden? Çünkü sizin kuşağınız kızamık aşılı bir kuşak. Ama o yıllarda bizim bilgilerimize göre kızamık hastalığını insan bir kere geçirir diye düşünülüyordu. Halbuki kızamık aşısı bir kere yapılır ve ömür boyu korur diye düşünülüyordu.
Ancak görüldü ki yıllar içinde bağışıklık sisteminde zayıflama oluyor ve kızamık aşısının etkisi yıllar içinde kayboluyor. O neden nedir ki? İkinci aşılar mutlaka öneriliyor. Bu şu andaki uygulamada bebeğimiz 1 yaşına geldiğinde ve okul öncesine yani 4 ila 6 yaş arasında gibi uygulanabiliyor. Ama bir erişkin hiç kızamık hastalığını geçirmemişse veya kızamık aşısıyla aşılanmamışsa yani hiçbir şekilde bağışıklık kazanmamışsa kızamık hastalığına karşı mutlaka 2 doz 1 ay arayla en az 1 ay arayla 2 doz aşı olması öneriliyor.
Neden bu çok kıymetli? Çünkü kızamık aşısı dünyada 1963 yılında uygulama izni kazanan, ruhsat alabilen yani ve o zamandan beri uygulanabilen bir aşı. Ama ülkemize gelişi birazcık daha geç tarihlerde oldu ve ülkemizde kızamık aşısı ilk olarak 1970'de uygulanmaya başladı. O neden nedir ki 1970 doğumlu ve ondan sonra doğan çocuklarımız kızamık aşısı oldularsa veya 1970'den önce doğmuş ama kızamık hastalığı geçirmeyip aşılanmış çocuklarımız şu anda erişkinler.
Eğer onlar sadece bir kez kızamık aşısı oldularsa şu anda mutlaka kızamık aşısıyla tekrarlamaları öneriliyor. Yalnız kızamık aşısı tek bir aşı olarak bulunamayabilir. O zaman kızamık kızamıkçı kabakulak aşısı olarak 3'ü bir arada uygulanabilir. Ama bizim ricamız ve önerimiz bu ailelere yani şu andaki erişkinlere eğer kızamık aşısı olduysanız veya kızamık hastalığı hiç geçirmediyseniz mutlaka bir doz daha kızamık aşısı olmalarını öneriyoruz.
Eğer daha önceden hiç kızamık hastalığı geçirmemiş, hiç kızamık aşısı olmamışsa bunu bilmenin bir tek yolu var kan tahlili. Kan tahlili ile kızamık hastalığını geçirip geçirmediği yani ona karşı bağışık olup olmadığı belli olur. O testin yapılması önerilir. Eğer bağışık değilse yani aşıya ihtiyacı varsa en kısa zamanda kızamık aşısı olması ve bir ay sonra en erken bir ay sonra ama mümkünse daha sonraki bir dönemde de olabilir.
Ama mutlaka bir ay sonra en erken bir ay sonra ikinci doz aşısında olması öneriliyor ki bu hastalığı geçirmesi. Neden bu ürkütücü bir şey? Çünkü çocukluk çağı hastalıkları daha hafif geçer çocukluk çağında ama erişkin dönemde çocukluk hastalıklarını geçirdiğimiz zaman çok daha ağır olur, daha düşkünleştirir. Onun da ötesinde demin bahsettiğimiz o beyin iltihabı veya diğer zatüre gibi yan etkileri veya olabilecek diğer yan etkiler çok daha sık rastlanır erişkin dönemde.
Peki risk grubu diye bir şey söz konusu mudur sayın Çakmak? Şu şu hastalığa ya da kronik rahatsızlığa sahip olanları muhakkak yaptırması gerekir diyebilir miyiz? Her şeyden önce bütün insanlar risk grubudur. Yani eğer bir insan aşılı değilse veya hastalığı geçirmemişse demin konuştuğumuz gibi kesinlikle risk grubudur. Çünkü kiminle ne zaman karşılaşacağımızı bilemeyiz. Bu demin sizin bahsettiğiniz kızamık hastalığı daha sık görülmeye başladı.
Neden daha sık görülmeye başladı? Çünkü uluslararası seyahatler arttı. Dünyanın her yerinde çok güzel aşı programı uygulanan ülkelerde ki onlardan biri bizim ülkemiz, dış göçlerin, iç göçlerin çok fazla olması, çok fazla seyahatlerin olması nedeniyle kişiler hasta kişilerle temas ihtimalini çok daha fazla taşıyorlar. Hava alanında, otobüs terminalinde veyahut da bindiğimiz toplu taşıma aracında pekala kızamık geçiren biriyle karşılaşabiliriz.
Veyahut da kızamık döküntüsü başlamamış. Ama biraz önce konuştuğumuz kuluçka döneminde olan neyse grip gibi bir hafif sonun yola enfeksiyonu geçiriyormuş gibi olan çocuklarımız da hastalarla karşılaşıldığında çok rahatlıkla o mikrop kapılabiliyor. O nedenle herkes risk grubu bu durumda. Ama sağlık çalışanları hiç kuşkusuz ki çok daha fazla risk grubu, gene eğitimciler, öğretmenlerimiz çok daha fazla kapalı yerlerde çalışan, kalabalık ortamlarda çalışan kişiler, toplu taşımacılıkta çalışan kişiler çok daha fazla risk grubu oluşturuyor.
Hiç kuşkusuz ki. Ama mutlaka her insanın aşılanmasını öneriyoruz. Çocukluk çağına dönecek olursak çocukluk çağında bir yaşında bugünkü bilgilerimiz doğrultusunda gerek Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi gerekse Halk Bakanlığımızın uygulamalarına baktığımızda bir yaşında mutlaka kızamık aşısı yapılıyor. Ama kızamık aşısı çok pratik bir uygulamayla kızamık kızamıkçık kaba kulak olarak tek bir aşı içinde üç tane hastalığa karşı bağışıklık kazanılıyor.
Kızamık kızamıkçık ve kaba kulak hastalığına karşı. Ve bunun 4 ila 6 yaşında tekrar öneriliyor. Neden? Demin konuştuğumuz konu gibi bir kere aşılama yeterince bağışıklık bırakmıyor. İkinci bir doz mutlaka öneriliyor.
4-6 yaş arasındaki okullarımızda bu aşılar yapılabiliyor. Peki ömür boyu bu doz koruyacak mı? Yetişkin olduklarını da tekrarlamak gerekecek miyiz? Onu da zaman gösterecek Ayşe Hanım. Çünkü dediğim gibi sizin bebeklik ve çocukluk çağınızda biz kızamık aşısını 9 aylıkken yapıyorduk.
9 ay 1 yaş gibi. Ve diyordu ki bu ömür boyu koruyan bir aşı. Ama ondan sonra görüldü ki siz erişkin olduğunuzda bu hastalık korumuyor. Siz de onları geçirmeye başladınız. Çünkü yani sizin kuşağınız geçirmeye başladı.
Öyle olunca demek ki yeterince korumuyormuş diye bilim adamları yeni bir çalışma yaptılar. Ve bir doz daha aşı önerildi. Şu andaki uygulamamızda 2 doz yapılıyor. Ama dediğim gibi yıllar içinde bu aşıların tekrarı gerekebilir. Ve tekrar edilmesi gereken bazı aşılar var.
Onları da eğer uygun olursa bir başka programımızda da konuşuruz. Ama kızamık kızamıkçık kaba kulak aşısı ülkemizde 1 yaşına gelen bütün çocuklarımıza uygulanıyor. Sadece bizi dinleyen ailelerin kafasında bir soru işareti olabilir. Çünkü şu anda ülkemizde 6 ay 9 ay civarındaki bebeklerimize de geçen sene daha bir 6 ay civarındaydı. Bu yıl 9 ay civarında ki bebeklerimize de kızamık aşısı öneriliyor.
Neden öneriliyor? Demin bahsettiğimiz bu göçlerin gerek uluslararası gerek yurt içi göçlerin çok fazla olması. Seyahat edenlerin çok fazla hastalık taşıma ihtimalinin olması. Ve diğer kişilere de bulaştırma ihtimalleri nedeniyle mutlaka 9. ay civarında bir doz aşı yapılıyor. Kızamık aşısı olarak yapılıyor.
Ama bu aşı yeterli değil. Mutlaka 1 yaşın altında yapılan aşı tamam bir miktar bağışıklık bırakıyor olsa bile onu 1 yaşına tekrar mutlaka öneriliyor. Hani dedik ya 2 doz aşı ama 2. doz gibi kabul ettiğimiz 4-6 yaş aşısı belki 3. doz gibi olacak ama sonuç olarak mutlaka 1 yaşında ve 4-6 yaş aralığında herhangi bir dönem olabilir bu. O sıradaki gene toplumda hastalığın görülme ihtimaline bağlı olarak karar verilecek bir durumdur.
Sağlık çalışanların karar vereceği bir durumdur. 4 yaş mı olsun 5 yaş mı olsun 6 yaş mı olsun çünkü oldukça geniş bir aralık 4-6 yaş dediğimiz zaman. Ama mutlaka ailelerin akılla tutmalarını arzu ettiğimiz 9 aylık bir çocuğa aşı yapıldıysa kızamık aşısı bu yeterli değil. Olması gerekli ama yeterli değil. 1 yaşında mutlaka tekrarlayacağız.
Ve okul öncesi çağda bu 4-6 yaş arasındaki herhangi bir zaman diliminde olabilir. 2. doz yapılacak. Ve ondan sonra da mutlaka takip edilmesi yani sağlık çalışanlarını böyle 10 yılda bir falan aklımıza gelip çocuğumuz 15 yaşına geldiğinde acaba bu aşının tekrarı gerekiyor mu diye sağlık çalışanlarına sormakta yarar var. Belki hakikaten zaman içinde tekrar hastalığı görmeye başlayacağız.
Koruyuculuğun azaldığını fark edeceğiz. Ama bugünkü bilgilerimizde 2 doz yeterli gibi görünüyor. Aslına bakarsanız sonucuna bakarsak zatüre ve beyin iltihabı çok riskli hastalıklar. Bu riski göze almaktansa 3. bir doz gibi algılansa dahi bunu yaptırmak çok önemli bir tedbir. Eğer insanlar iyilik yapmak istiyorlarsa herhalde aşılımalar üzerine çalışmalılar.
Çünkü pek çok hastalığı şu anda görmez olduk. Mesela ben kızamık hastalığını çok rahat tanıyabilirim ama yeni mezun olmuş hatta yeni uzman olmuş bir arkadaşımız genç meslektaşımız kızamık hastalığını tanımayabilir. Çünkü görmemiş olabilir. O bakımdan biz çok şanslıyız onları artık görmeyen kuşaklar yetiştirdiğimiz için. Ama bu aşılamaların sayesinde onların başarısı ve aynı zamanda sağlık çalışanların başarısı.
Özellikle bizim sağlık çalışanlarımız çok özverili insanlar. Kapı kapı dolaşarak ailelere aşıları çok güzel uyguladıkları için şu anda ülkemizde oldukça iyi bir aşılama başarısı var. Biz öğrencilik ve asistanlık yıllarımızda çok hüzünlü hastalıklar görürdük. İşte demin bahsettiğimiz kızamık hastalığı ve onun etkileri ki maalesef çok çok aile içinde, sağlık çalışanları içinde, toplum içinde çok hüzün verici durumlardır bunlar.
Düşünün sapasağlam bir çocuk bir tek doz aşıyla hayata bağlanacakken hayattan uzaklaştırılıyor. Veyahut da yaşam kalitesi bitkisel hayata dönüştürülüyor, yaşam kalitesi bozuluyor. Ailenin bütün ümidi değiştiriliyor. O nedenle sağlık çalışanlarıyla iş birliği yapmak ve bu aşıların düzenli uygulanmasına katkıda bulunmak ailelerin en önemli görevi. Tabii ki biz sağlık çalışanları içinde bunların iyi uygulanmasını sağlamak ve hatta daha iyisini elde etmek için bilim adamlarının çalışmalarını sürdürüyorlar.
Diliyoruz ki zaman içinde çok daha güzel ve iyi aşılar olacak. Çocuklarımız çok daha huzurlu ve mutlu şekilde aşıya gidecekler. İnşallah aşı demek bağışıklık sistemini güçlendirmek demek değil mi hocam? Aşı şöyle bir mikropla vücudumuzu tanıştırmak demek. Mesela ne yapıyoruz?
Biz çocuklarımızı gezmeye götürüyoruz. Gezmeye giderken mesela akraba ziyareti, eş dost ziyareti yapıyoruz. Ve diyoruz ki işte falanca teyzelere falanca amcalara gidiyoruz. İşte orada arkadaşlarımız var şunlar şunlar. Fakat biz oradayken çocuklarımız oraya hazırlıklı gidiyorlar.
Onların tanımış olarak gidiyorlar ve onların yabancı olmadığını biliyorlar. Ama orada misafirliğe giderken birisiyle karşılaşıyoruz. Ve o kişi aslında çocuğumuzun tanımadığı bir kişi ve çocuğumuzla konuşmak istiyor. Böyle bir şey mikroplar hiç tanımadığı birinin vücuduna tanışmaya gelmiş olması. Eğer biz bu kişiyi hiç tanımıyorsak ne yapacağız?
Yabancı olduğu için konuşmayacağız. Başımızı çevireceğiz, geçeceğiz. Ama kişiyi tanıyabiliriz ve konuşmaya başlayabiliriz. Ama konuşmanın gidişi çok hoşumuza gitmeyebilirse de durdurabiliriz. Aşılamalar böyle bir şeyler.
Diyoruz ki bak bu vücudumuzu öğretiyoruz. Vücudumuzda bağışıklık hücreleri var. Aküvar dediğimiz. Bu hücrelere eğitiyoruz aslında. Diğer organlarımızdaki hücrelerle beraber.
Diyoruz ki bakın bu gördüğünüz mikrop aslında mikroptur. Çünkü verdiğimiz aşının bir parçası mikrop olabilir. Mikrobün bir parçası olabilir. Bu vücudumuz için uygun bir şey değildir. Bu bizim için yabancıdır.
Bunu gördüğünüz zaman derhal vücudumuzdan uzaklaştıracaksınız diye. aşılamalarda yaptırmaya çalıştığımız şey. Vücudumuzun savunucu hücrelerini, asker hücrelerini akıllandırmak. Ve onların savunma sistemlerinin gelişmesine katkıda bulmak. Öyle olunca vücudumuz o hastalıkla temas ettiğinde.
Yani kızamıklığıyla herkes temas ediyor mu? Herkes hasta olmuyor. Neden hasta olmuyor? Çünkü aşılı olduğu için. Onu tanıdığı için.
Kendini nasıl savunacağını bildiği için. Ona karşı kendini korumaya alıyor. Ve hastalığı geçirmiyor. Ya da geçiriyorsa da çok hafif geçiriyor. Böyle kulak iltihabı, zatürre, beyin iltihabı gibi yan etkiler görülmüyor o zaman aşısı olan kişilerde.
Ama direkt hastalığı geçiren yani onu yabancı gibi görmüyor. Çünkü vücut o sırada. Kendini nasıl savunacağını bilmiyor. Hazırlıksız yakalanıyor. Öyle olduğu için hastalık çok gürültülü seyredebiliyor.
Herkeste bunlar olacak değil. Ama olduğu zaman çok hüzünlü tablolar çıktığı için olacakmış gibi varsayılarak herkesin aşılanmasını istiyoruz. Tabii ki bazı insanlar var ki bu tür hastalıkların yan etkilerine biraz daha yatkın oluyorlar. Ne gibi hastalıklar? Doğuştan bağışıklık sistemi gelişmemiş olabilir çocuğumuzun.
Veya doğuştan değildir de bir hastalık geçiriyordur. Ciddi bir hastalık. Ve o ciddi hastalık nedeniyle çeşitli ilaçlar, tedaviler alıyordur. O bağışıklık sisteminize deliyordur. Hem hastalığı hem ilaçları nedeniyle zayıflıyordur ve kendini savunamıyordur.
İşte o durumlarda hastalıklar çok daha gürültülü seyredebiliyor. Ama bu tür hastalıklar hepimizin başına gelebilir. Onlara hazırlıklı olmak için de hepimizin vücudumuzu aşılarla donatmamız lazım. Nasıl hani biz çocuklarımız büyüdüğünde onlara bir şeyler iyi bir okula gönderelim, onlara güzel kıyafet alalım, onlara iyi bir hayat standardı oluşturalım diye belli miktarda birikim yapıyorsak.
Bunlar da sağlık tasarrufu. Hepimiz diliyoruz ki çocuklarımızın sağlık hesabı oldukça zengin olsun. Ve hastalık hesabı da çok kısıtlı olsun. Çok güzel özetlediniz. Biz ayrılan sürenin sonuna geldik Sayın Çakmak.
Göz açıp kapayana kadar vakit yine geçti. Fakat şunu merak ediyor olabilir dinleyicilerimiz. Bir iki dakikalık kızamık hastalığının tedavisi var mıdır? Ne yazık ki yok. Ne yazık ki yok.
Kızamık hastalığının tedavisi yok. Kızamıkçık kaba kulak hastalığının da tedavisi yok. Sadece bu tür durumlarda çocuklarımız hasta olduğunda eğer ateşi varsa ateş düşürücüler kullanıyoruz. Eğer kulak iltihabı gelişirse ona yönelik tedaviler yapıyoruz. Yani yaptığımız tedaviler aslında hastalığı değil, şikayetlerin tedavisi gibi oluyor.
O nedenle aşılar bir kere daha önem kazanıyor. O halde önümüzdeki hafta aşıları konuşmaya devam ediyoruz. Ne kadar iyi olur. Çok teşekkür ediyoruz. Değerli anne ve babalar bu haftada sağlıklı bebekler için el ele programımızın sonuna geldik.
Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak merak edilenleri her zaman olduğu gibi en açık şekliyle bizlere anlatmaya çalışıyor. Farkındalık oluşturmaya çalışıyoruz hep birlikte. Mikrofonda ben Ayşe Yücel. Bir sonraki programda görüşünceye dek esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Sağlıklı bebekler için el ele. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
İzlediğiniz için teşekkür ederim. İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.