Üst Solunum Yolları_MIX
Üst Solunum Yolları_MIX
Üst Solunum Yolları_MIX
Üst solunum yolu enfeksiyonları basit görünse de larenjit gibi acil bir tabloya ya da beta mikrobu nedeniyle kalp ve böbrek hasarına dönüşebilir. Neye dikkat etmeniz, antibiyotiği neden yarıda kesmemeniz gerektiğini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde aslında geniş bir tablodan bahsediyoruz: kulak iltihabı, nezle, açık ya da koyu kıvamlı burun akıntısı, aksırık, öksürük, çocukluk çağında sık görülen yüksek ateş ve kırgınlık, boğaz iltihabı ve maalesef bazen zatürreye kadar ilerleyebilen durumlar. Bu hastalıklar solunum yoluyla bulaşıyor; konuşurken, gülerken bile tükürük sıçratarak mikropları ortama saçıyoruz, hasta olduğumuzda öksürüp aksırarak bu bulaşmayı hızlandırıyoruz. Üstelik insan kendi hasta olduğunu fark etmeden önce bile bulaşıcı olabiliyor; çocuğunuzda hafif bir kırgınlık ya da iştahsızlık gördüğünüzde bunu bir hastalığın ön haberi olarak değerlendirmenizi öneririm.
Korunmanın En Basit Yolları
Bulaşmayı azaltmanın en kolay yolu öksürürken, aksırırken ağzı kapatmak; mümkünse bir mendile aksırıp bunu kapalı bir çöp kutusuna atmak. Hasta kişilerin mümkün olduğunca toplum içine çıkmaması, kapalı alışveriş merkezleri ve toplu taşıma gibi kalabalık yerlerden uzak durması gerekiyor; çünkü öksürük ve aksırıkla ortama saçılan mikroplar yaklaşık iki saat boyunca havada kalabiliyor. Grip aşısı da önemli bir tedbir; her hastalığa karşı yüzde yüz koruma sağlamasa bile, aşı olan kişilerde hastalık çok daha hafif seyrediyor, ilaç kullanma ihtimali ve kulak iltihabı, zatürre gibi yan etkiler azalıyor. Aşının Eylül-Ekim aylarında, en geç Kasım-Aralık başında yapılmasını öneriyorum.
Larenjit (Kurup) Acil Bir Durumdur
Halk arasında "kurup" olarak bilinen larenjit, çocukluk çağının en acil hastalıklarından biri. Mikrobik nedenlerle ya da mikrobik olmayan nedenlerle ortaya çıkabilir ama nedeni ne olursa olsun hemen müdahale ve tedavi gerektirir; bu yüzden ailelerin bu konuda bilgili olmasını istiyorum. Ateş yükseldiğinde çocuğu soyup ılık bir duş aldırmanızı öneririm, soğuk uygulama değil; çünkü bazı çocuklarda ateşe aşırı duyarlılık nedeniyle havale gelişebiliyor, bu da solunum yolu hastalıklarında sık karşılaştığımız bir durum. Ilık duş ve ateş şurubundan sonra ateşin nedenini araştırmak için en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı.
Beta Mikrobu ve Boğaz Kültürünün Önemi
Halk arasında bilinen "beta mikrobu" aslında streptokok ailesinden bir mikrop. Bir üst solunum yolu enfeksiyonu geçirdiğinizde ısrarla boğaz kültürü alınmasını istiyorum; çünkü bu mikrop tedavi edilmezse eklem romatizması, kalp romatizması ve halk arasında nefrit denilen böbrek hastalığına yol açabiliyor. Boğaz kültüründe beta üredi mi, mutlaka antibiyotik kullanılması gerekiyor; bu durumda ateş düşürücü ya da öksürük şurubu değil, doğrudan antibiyotik tedavisi önerilir.
Antibiyotiği Yarıda Kesmeyin
Ağızdan alınan antibiyotikler genellikle ikinci günden itibaren etkisini gösterir; iştah düzelir, ateş düşer, ağrılar azalır. Bu iyileşme belirtileri görülünce bazı aileler yan etki korkusuyla ilacı bir iki gün içinde kesebiliyor. Bunu kesinlikle önermiyorum. Çünkü verdiğimiz ilaç bazı mikropları öldürürken, kendini savunabilen daha güçlü mikroplar hayatta kalabiliyor; ilacı erken kestiğinizde bu dirençli mikropların çoğalmasına izin vermiş oluyorsunuz. Doktorun önerdiği süre boyunca (5, 7, 10 ya da 15 gün gibi) ilacın düzenli kullanılması, mikropların tamamen temizlenmesini ve dirençli mikrop üremesinin önlenmesini sağlıyor. Aynı şekilde komşudan ya da daha önce kullanılan bir ilaçla kendi kararınızla tedaviye başlamamanızı, yan etki fark ettiğinizde de ilacı kesmek yerine tedaviyi başlatan doktora danışmanızı rica ediyorum; gerekirse ilaç değiştirilebilir ya da ek bir ilaçla yan etkiden korunulabilir.
El Yıkamak En Ucuz ve En Etkili Yöntem
Solunum yolu enfeksiyonlarından korunmada Dünya Sağlık Örgütü'nün de öncelikli önerisi el yıkama alışkanlığı. Ellerin akarsuda, sabunla, avuç içi, el sırtı, parmak araları ve tırnaklar dahil olacak şekilde en az 20 saniye ovalanıp durulanması ve kurulanması gerekiyor; bu hem solunum yolu hem mide-bağırsak hastalıklarından hem de sarılıktan korunmanızı sağlıyor. El yıkama imkanı yoksa alkollü mendil ya da solüsyonlar bir alternatif olabilir, ama bunların yüzde yüz el yıkamak kadar etkili olmadığını unutmamak gerekiyor. Son olarak, hasta bir çocuğu bile kendini iyi hissediyorsa açık havaya çıkarmanızı öneririm; hem morali düzelir hem de kapalı ortamın mikroplarını tekrar tekrar almamış olur.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, sizde en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla, sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Meteorolojinin Sesi Radyosu'nda Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği ile birlikte biz de el ele verdik ve yolunuza ışık tutmaya çalışıyoruz.
Dernek Kadına Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak, bu haftada merhaba diyoruz, hoş geldiniz diyoruz. Hoş bulduk, nasılsınız Ayşe Hanımcığım? Çok teşekkür ederim, siz de iyisiniz umarım. Çok teşekkür ederim, iyiyiz ama bu ara çok solunum yolu enfeksiyonu ile karşılaşıyoruz, onun için dikkatli olmamız gerekiyor. Onun için de üzgünüz doğrusu, o kadar çok hasta görünce hüzünleniyoruz.
Çocuklarımızın biraz daha korunması gerektiğini düşünüyoruz ve ailelerinin. Ve biz de bu konuda, bu haftaki programımızda onlara yol gösterici olmaya çalışacağız. Ne gibi tedbirler almalıyız, nasıl korunmalıyız? Çünkü hep dediğiniz gibi, sağlığımızı korumak onu tedavi etmekten çok daha ucuz ve kolay. Kesinlikle haklısınız.
O halde, üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak adına neler yapmamız gerekir? Hatta hastalığı önce tanıyalım mı? Üst solunum yolu, hastalıkları dediğimiz zaman bunun içerisine neler girer? Üst solunum yolu enfeksiyonları deyince, kulak iltihabı, nezle, burun akıntısı, bu açık bir sıvı şeklinde bir burun akıntısı olabilir. Biraz daha koyu bir burun akıntısı olabilir.
Aksırık, öksürük, çocukluk çağında daha sık görünmek üzere yüksek ateş, kırgınlık gibi şikayetlerle seyreden, boğaz iltihabı ve maalesef sonunda zatürreye veyahut da daha ciddi hastalıklara dönüşebilen hastalıklar aklımıza geliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları deyince. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli özelliği, tabii ki solunum yoluyla bulaşıyor olması. Bu da şöyle oluyor, konuşurken, gülerken hepimiz tükrük sıçratıyoruz.
Ve bu bir şekilde karşımızdakine de ulaştırmış oluyoruz. Yani ortama saçtığımız bu mikropları. Daha da ciddi olarak hasta olduğumuz zamanlar öksürerek, aksırarak solunum yolu enfeksiyonlarını yayılıyoruz. Bundan korunmanın en kolay ve en güzel yolu hiç kuşkusuz ki öksürürken, aksırırken ağzımızı kapatmak. Onun yanı sıra hasta insanların mümkün olduğu kadar toplum içine bulunmamaları, çocuklarımızın mümkünse evde istirahat etmesi, anaokulu, okul çocuklarının veya çalışan kişilerin, anne babaların mümkünse o günlerde istirahat ediyor olmaları,
hele hele kapalı alışveriş merkezleri gibi toplu taşımacılık gibi yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durmalarını hasta kişilerin öneriyoruz ki diğer kişileri de hasta etmeyelim diye. Maalesef bu hastalıklar daha başlangıç döneminde bile bulaşıcılığını hatta insan kendi hasta olduğunu fark etmeden önce bile bulaşıcılığını göstermeye başlıyor. Hafif kırgınlıklar veyahut da işte çocuklarımızda iştahsızlık olduğu zaman dikkatli olmamız gerekiyor.
Bu bir solunum yolu enfeksiyonunun ön haberi olabileceği için. Nelere dikkat etmeliyiz ki hastalığımız diğer insanlara bulaşmasın? Tedbir açısından aşılamalar çok önemli Ayşen'cim hastalıklardan korunmak adına. Belki her aşı her hastalığa karşı korumuyor veyahut da istediğimiz oranda korumuyor ama koruduğu kadarı bile bizim için oldukça büyük bir şans oluyor. Çünkü demin de söylediğim gibi her duruma karşı aşı korumayabilir ama aşı olan kişilerin hastalıklarının seyri çok daha hafif oluyor.
İlaç kullanma ihtimalleri çok daha az oluyor ve hastalığa bağlı işte kulak iltihabıydı zatüre gibi yan etkiler çok daha az görülüyor. O nedenle mutlaka özellikle Eylül-Ekim aylarında en geç Kasım hatta Aralık başı gibi aylarda aşı yapılması öneriliyor. Maalesef geçen sene çok şiddetli denilecek kadar şiddetli bir grip görülme sıklığı oldu. Bu sırada Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi Ocak ayında bile aşılanmanın devam ettirilmesiydi.
Çünkü geçen sene hatırladığımız gibi sizin çok daha korumunuz nedenini çok daha iyi bildiğiniz havalar bir türlü soğumak bilmedi. Havalar soğumayınca ne oluyor? Mikroplar ortada o nemli ve ılık ortamda çok daha fazla çoğalıyorlar. Çok daha fazla çoğalarak çok daha fazla hastalığa neden oluyorlar. Halbuki bu yıl şanslıyız.
Güzel bir kış geçirdik. Bol karlı soğuk bir kış geçirdik. Ve böylece mikropların üreme şansının azaldığı bir süreç oldu. Ancak bunun da şöyle bir dezavantajı oldu. Herkes içeride ve kapalı mekanlarda barınmak durumunda kaldı.
Bu kapalı mekanlarda kalınca birbirimize hastalık bulaşma ihtimali ve tehlikesi arttı. Dolayısıyla şu anda gördüğümüz hastalık birazcık o kapalı mekanlarda durmanın sonucu gibi duruyor. Yüksek ateşte seyrediyor. Dediğimiz gibi çocukluk canında özellikle iştahsızlıkla başlıyor. Burun akıntısı, boğazda yanma, gıcıklanma hissi, öksürük, aksırık gibi şikayetler olabiliyor.
Buna ek olarak kulak ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal gibi yaygın kas ağrısı, eklem ağrısı, halsizlik gibi ek şikayetler de bu hastalığın seri sırasında görülebiliyor. Aman ne olacak basit bir sonun yola enfeksiyon diye geçiştirmiyoruz. Özellikle bu halk arasında kurup diye bilinen, bizim de tıpta larenjit dediğimiz bir hastalık var. Çocukluk çağının en acil hastalıklarından biri. Bu bazen mikrobik oluyor, bazen mikrobik olmayan nedenlerle olabiliyor ama nedeni ne olursa olsun çocukluk çağının mutlaka hemen tedavi edilmesi, müdahale edilip tedavi edilmesi gereken bir durumu olduğu için ailelerin bu konuda bilgili ve bilinçli olmasını istiyoruz.
Ayrıca da biz sağlık çalışanları olarak bile hangi hastalığını nasıl seyredeceğini öngöremiyoruz. Çünkü hangi mikroptan kaynaklanıyor zaten o nedenle ısrarla boğaz kültürü alalım diyoruz. Eğer gripal bir nedense yani viral dediğimiz çok da antibiyotik gerektirmeyen bir durumsa zaten tedavi etmeden gözleyerek ve küçük ateş düşürücülerle, işte ateşin düşürücü ılık uygulamalarla. Bu çok önemli, ılık uygulama çok daha önemli çünkü soğuk uygulama çocuğumuz için yan tesirleri olabilen bir uygulama.
Ilık duşlarla ateşini düşürmek çok sağlıklı bir yöntem. Çünkü bazı çocuklarımız ateşe çok duyarlı oluyor ve onun yan etkileri olarak havale geçirmek gibi tablolar ortaya çıkabiliyor. Ki bu da solunum yola hastalıklarında sıkça rastladığımız bir durum. O olmasın diye hemen çocuğumuzu ateşi yükselirse soyuyoruz, ılık bir duş aldırıyoruz, soğuk değil ılık duş mutlaka aldırıyoruz. Ondan sonra ateş şurubunu veriyoruz ve hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvuruyoruz.
Ateşin neden yükseldiği araştıralım diye. Eğer zamanında tedavi edilirse sonuç çok yüz güldürücü ama iyi tedavi edilmezse, zamanında müdahale edilmezse de maalesef çok hüzünlü sonuçlanabilen bir hastalıktır. Larenjit dediğimiz halk arasında kurup denilen hastalık. Onun için anında müdahale etmek gerekiyor. Şimdi bu konuda çok önemli bir şey daha var.
Beta mikrobu bizi ne şekilde tehdit ediyor bu mikrop? Halk arasında çok iyi bilinen beta mikrobu aslında streptokok denilen bir ailenin üyelerinden bir tanesi. Tekrar tekrar diyoruz ki sonun yola enfeksiyonunu geçiriyorsak yapacağımız en güzel şey en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak. Hem kendimiz adına hem çocuklarımız adına hem de ailenin diğer fertleri adına. Neden?
Çünkü bir defa iyi bir doktor kontrolünden geçecek. Acaba sadece üst sonun yola enfeksiyonu mu yoksa biraz daha akciğerlere ilerlemiş mi yoksa başka şikayetler mi eklenmiş gibi şikayetlerin değerlendirilmesi açısından iyi bir muayene gerekli. Artı diyoruz ki mutlaka bir yardımcı tetkik yapasın bu tetkike de ısrarla boğaz kültürü diyoruz. Mutlaka sonun yola enfeksiyonunu geçiriyorsak boğaz kültürü alınması, alınması konusunda da ısrarcı, ailelerin ısrarcı olmasını istiyoruz.
Neden? Çünkü bu betadan korktuğumuz için halkın çok iyi bildiği betadan korktuğumuz için. Çünkü boğaz kültürü çok sevimsiz bir şey. Evet, evet, evet, bebeklerimizi, çocuklarımızı ağlatan bir şey. Yaş grubu olarak tabii ki topluma karışmış olan işte kreşlere başlamış, anaokuluna giden, okul çağındaki çocuklarımız da biraz daha sık görülüyor. Ama diyelim ki çalışan anne babalar toplu taşımacılığı kullanıyorlar.
Toplu taşımalar sırasında yanında aksıran öksürenler oluyor. Onlardan bize bulaşma şansı oluyor. Veyahut da meslek grubu olarak mesela biz sağlık çalışanları mutlaka hasta muayene etmesi sırasında hastalarımızdan ufak tefek hastalıklar kapabiliyoruz. Kendimiz tekrar tekrar bu mikrobu kaptamız için hasta olmasak bile aile fertlerine bulaştırabiliyoruz. Çocuklarımıza veya yakın çevremize bulaştırabiliyoruz.
Onun için eğer bir insan boğazında gıcıklanma, kaşınma veyahut da nezle grip gibi bir öksürükle, aksırıklı bir hastalık geçiriyorsa mutlaka boğaz kültürü vermeli. Yaş kısıtlaması yapmadan kaç yaşında olursa olsun herkes belli bir riski taşıyor. Boğaz kültüründe eğer beta çıkıyorsa mutlaka mutlaka tedavi olması öneriliyor. Neden? Çünkü bu hastalığın yan etkilerinden korkuyoruz ve tedavide de ateş düşürücüler, ağır kesiciler, öksürük şurupları gibi ilaçlar değil de doğrudan antibiyotik kullanılması öneriliyor.
Beta denilen mikrop aslında ciddi olarak eklem romatizması, kalp romatizması, halk arasında nefret denilen böbrek hastalığına yol açan bir mikrop. O neden nedir ki mutlaka ve mutlaka antibiyotik kullanılmasını arzu ediyoruz ve öneriyoruz. Çok rica ediyoruz eğer bir çocuğumuzun boğaz kültüründe veya bir erişkinin boğaz kültüründe beta ürediyse mutlaka ve mutlaka antibiyotik kullanmalı. Yaşına, kilosuna uygun ve doktorunun önerdiği sıklıkta ve uygun dozlarda kullanmalı ve doktorunun önerdiği süreyi tamamlamalı.
Çünkü bir gün ilaç kullandım, iyileşti ama tamam artık tamamen iyileşti değil. Bu ancak hastalıkların seyrini uzatabilir, ilacın mikroplara karşı direnç kazanmasına yol açabilir ve bu ilaçtan daha sonraki hastalıklarına yarar görme ihtimalini, hatta diğer hastaların bu ilaçtan yarar görme ihtimalini azaltır. O nedenle ilacın düzgün, uygun dozlarda, istenen sıklıkta ve önerilen sürede kullanılması şart ki çocuklarımızın kalp romatizması, eklem romatizması veya nefret gibi hastalıklara karşı korunmasını engelle olalım.
Sayın Çakmak, antibiyotik kullanımında yanlış davranış biçimleriyle de karşılaşabiliyoruz. Çok çok haklısınız. Antibiyotik kullanırken genellikle ağızdan alınan antibiyotikler ikinci gün içinde etkisini göstermeye başlarlar. Çocuklarımızın iştahı düzelmeye başlar, ateşleri düşmeye başlar, ağrıları azalmaya başlar gibi iyileşme belirtileri ortaya çıkar. O sırada aile ilacın da yan etkilerinden korkup, ağa yaşasın çocuğumuz iyileşti diye bir iki gün içinde ilacı kesebiliyor bazen aileler.
Biz bunu hiç arzu etmiyoruz. Hastalık açısından düşündüğümüzde bazı mikropları öldürdük verdiğimiz ilaçla ama bazı mikropları öldüremedik. Öldüremediğimiz mikroplar aslında güçlü mikroplar. Yani o antibiyotiği kullandığı zaman kendini savunabilen mikroplar ve onların çoğalmasına izin veriyoruz antibiyotiği kestiğimiz zaman. Halbuki tam doktorun önerdiği süre içinde mesela 5 günse, 7 günse, 10 günse veya 15 gün kullandığımız durumlar olabiliyor.
O kadar uzun süre kullanılması önerildiği süre içinde kullanılırsa mikropların tamamını temizlemiş oluyoruz. Dolayısıyla hastalıklara karşı direnç geliştirmemiş oluyoruz. Biz mikroplara karşı direnç geliştirmemiş oluyoruz. Bizim toplumumuzda antibiyotik direnci çok yaygın maalesef bu nedenle. Antibiyotiğe başladım, iyileşti, kestim.
Aman yan etkileri olmasın. Halbuki hastalıklar bu şekilde daha fazla çoğalıyorlar. Bir önce kullandığımız ilaçtan yarar görmeyecek kadar dirençli mikropların üremesine izin vermiş oluyoruz. Ve doğal olarak biz hastalığın ilerlemesine katkıda bulunmuş oluyoruz. Onun için aman çok rica ediyoruz.
Ailelerden kesinlikle kendi istekleri doğrultusunda komşularının, yakınlarının veya daha önceki kullandığı ilaçları çocuklarına kendi istekleriyle başlamasınlar. Kendileri yan etkilerinden kaygı duyup kesmesinler. Yan etkisi ortaya çıkarsa bir an önce tedaviyi başlayan doktora danışsınlar. Gerekiyorsa arkadaşımız uygun bir ilaçla değiştirebilir tedaviyi. Veyahut da ek bir ilaçla yan etkilerinden çocuğumuzu koruyabiliriz.
Ama kesin ve kesin ailelerden ricamız ilacı kendi başlarına başlayıp kendi arzularıyla kesmemeleri. Bunun sonucunda olayışabilecek problemler ailelerin hiçbir ailenin hiçbir kişinin taşıyamayacağı kadar büyük bir sorumluluk. Böyle bir sorumluluğu almalarına hiç kıyamayız ailelerin. Onun için biz onların yanındayız ve arkalarındayız. Ne zaman arzu ederlerse biz sağlık çalışanlarına danışabilirler.
Ve sağlık çalışanların önerdiği doğrultuda ilaçları başlayıp kesebilirler. Maalesef istemesek de antibiyotik kullanımında doz atlamaları yapabiliyoruz. Bu konuda önerileriniz neler olabilir? Doğrusun isterseniz bunlar çok ciddi bilim adamlarının, çok ciddi çalışmalarının sonucunda bir ilacın etkileri, yan etkileri araştırılmış. Öncelikle hayvan deneyleri yapılmış.
Hayvan deneylerinden iyi sonuçlar alınınca, başarılı sonuçlar alınınca belli koşullarda insanlara denenmiş. Ve bunun sonucunda büyük bir bilimsel çalışmanın ürünü olan bu ilaçların kullanılması ve dozlarına sadık kalınması hepimizin arzu ettiği şeyler. Ama bunlarda ufak tefek atlamalar olduğu zaman da o kadar hayati önemi olmayabilir. Doz ayarlamaları mutlaka sağlık çalışanları tarafından yapılmalıdır. Çünkü bir çocuğumuzun altta yatan başka bir problemi olabilir.
Örneğin bir böbrek hastalığı, örneğin bir kalp hastalığı, örneğin bir diş problemi, örneğin bir beyin hastaları olmuş olabilir. O tür durumlarda hangi ilaca başlanacağı ve hangi dozda başlanacağı büyük bilimsel çalışmaların sonucunda belirlenmiştir. O dozlara ve o saatlere sadık kalınması arzu edilir. Ama atlandığı durumlarda da gene doktoruna danışmakta yarar var ne yapılacağı birlikte planlanması için. Dediniz ki hastalık yoktur, hasta vardır.
Dolayısıyla hekimlerimiz hastaya göre ilaç tedavisi uygulamaktadır. Çok teşekkür ederim Sayın Çakmak. Biz de size teşekkür ederiz. Peki şunun altını bir kere daha çizebiliriz. Nasıl korunmalıyız?
Solunum yolu enfeksiyonlarında çok basit bir önlem olarak mutlaka ve mutlaka el yıkama. Hangi kitaba bakarsanız, Dünya Sağlık Örgütü olsun, bizim Sağlık Bakanlığımız olsun veya dünyadaki diğer ülkelerin Sağlık Bakanlıkları olsun, solunum yolu enfeksiyonlarında ilk önerilen çok iyi el yıkama alışkanlığının kazandırılması. Ancak ülkemizde çok geç fark edildi bu alışkanlığın. Onun için bu alışkanlığı pekiştirilmesini istiyoruz.
Çünkü el yıkamak çok basit, çok ucuz ama en etkili yöntem. Çok da pratik aslında. Evet, evet. İki dakikamızı dahi almıyor. Önerilen 20 saniye yani yarım dakika kadar, yarım dakikadan bile az bir süre.
Önerilen ne? Mutlaka ellerimizi akarsuda yıkamak, mutlaka sabunla yıkamak, mutlaka ovalamak, avuç içlerimizi, el sırtlarımızı, parmak aralarını, eğer uzunsa tırnaklarımızın fırçalanması ve çok iyi bir şekilde akarsuyla durulanması, sonra da kurulanması öneriliyor. El yıkama bu kadar basit bir şey.
Ama el yıkamayla hem solunum yolu, hem mide bağırsak hastalıklarından, hastalıklarından, hatta bu halk arasında çok iyi bilinen, sarılık diye bilinen, hepatikten korunma şansını da kendimize ve yakın çevremize kazandırmış oluyoruz. Çocuklarımıza bu alışkanlığın kazandırılmasıyla da onlara ileriye dönük olarak kendi sağlıklarına sahip çıkmayı öğretiyoruz. Elimizi yıkayamayacağımız durumlarda ne yapmamız gerekir?
Biraz da bunlara değinelim mi? Çok haklısınız Ayşen'cim. O zaman mümkün olduğu kadar alkollü mendiller kullanmak veyahut da içinde alkol içeren el temizleme solüsyonlarını kullanmakta yarar var. Gene aynı şekilde avuç içlerimizi, el sırtlarımızı, parmak aralarımızı ovalayarak. Ancak bunun %100 el yıkamak kadar temizlemeyi sağlamadığını,
o nedenle elimize ağzımıza götürürken dikkatli olmamız gerektiğini de hatırta tutmamızda yarar var. Mümkünse kullanmamız solüsyonlarında alkollü solüsyonlar olmasında yarar var. Ama hiç kuşkusuz ki el yıkamanın ve sabunla el yıkamanın, akarsuda el yıkamanın, kurulamanın, durulamanın yararı tartışmasız. Alkol içerdiği için kolonyalı ya da kolonyalı mendillerde alternatif olabilir. Tabii ki.
Ama en son çare olarak bunları düşünüyorum. Çaresizlikte kullanabileceğimiz yöntemler. Yöntemler. Gene öksürürken ve aksırırken mutlaka peçeteye bir mendile aksırıp öksürmek. Ondan sonra da bunu kapalı bir kutuya çöp kutusuna atmakta yarar var.
Eğer bunu yapamıyor da elimize aksırıp öksürme durumu söz konusu da o zaman mutlaka elimizi yıkamakta yarar var. Yıkayamıyorsak da sizin bahsettiğiniz ıslak mendillerle temizlemekte yarar var. Gene akılla tutulması gerekenlerden bir tanesi öksürük ve aksırık veyahut da işte konuşmalar, gülmeler sırasında hasta kişilerin ortama saçtığı mikropların hemen hemen iki saat ortamda bulunduğunu hatırda tutmamız gerekiyor. O nedenle mümkün olduğu kadar elimize ağzımıza kapatarak ya da en ideali mendille ağzımızı kapatarak öksürmek, aksırmak ve mümkünse çocuklarımızı kapalı mekanlarda çok fazla bulundurmamak bugünlerde.
Çocuklarımızı açık havada dolaştıralım, gezdirelim. Hasta çocuk bile olsa açık havada dolaşmak ona sağlık getirecektir. Eğer kendini iyi hissediyorsa kucağımıza alalım, arabasına koyalım, pusetine koyalım, yürüyebiliyorsa yürütelim ama mutlaka birazcık temiz hava aldıralım ki hem morali düzelsin, kendini iyi hissetsin hem de kapalı ortamların mikroplarını tekrar tekrar almasın. Çok teşekkür ediyoruz. Çok güzel bilgiler paylaştınız.
Biz de size çok teşekkür ediyoruz Ayşe Hanım. Değerli anne ve babalar, sağlıklı bebekler için El Ele Derneği ile birlikte yol aldığımız programımızda bu haftada çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak merak ettiklerimizi cevapladı. Önümüzdeki hafta yepyeni bir programla karşınızda olmak üzere huzurlarınızdan ayrılırken esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Hoşçakalınız. Sağlıklı bebekler için El Ele
Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.