Üst Solunum Yolları
Üst Solunum Yolları
Üst Solunum Yolları
Kurup denilen larenjitin neden acil bir durum olduğunu, boğazda şikayetsiz durabilen beta mikrobunun tedavi edilmezse kalbe ve eklemlere nasıl yansıyabildiğini ve bağışıklığı güçlendiren basit alışkanlıkları anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Üst solunum yolu enfeksiyonları çocukluk çağının en sık rastladığımız hastalıklarından, ama bazıları çok ciddi seyredebiliyor; bu yüzden "basit bir soğuk algınlığı" diye geçiştirmemek gerekiyor. Halk arasında kurup, tıpta larenjit dediğimiz hastalık, çocukluk çağının en acil durumlarından biri. Çocuğunuzda at kişnemesine benzer bir ses ya da soluk alıp verirken farklı, tıkanık bir ses duyduğunuzda hiç bekletmeden — on dakika bile beklemeden — en yakın sağlık kuruluşuna gitmenizi öneriyorum. Bu şikayetler genellikle gece ortaya çıkıyor ve bazen dışarı çıkınca çocuğun nefesi biraz açılabiliyor; ama lütfen yarı yoldan geri dönmeyin, çünkü zamanında müdahale edilirse sonuç çok iyi olurken, gecikirse hastalık ciddi bir hal alabiliyor.
Ateş yükseldiğinde soğuk değil ılık duş öneriyorum; soğuk uygulamanın yan etkileri olabiliyor, bazı çocuklar ateşe çok duyarlı olduğu için havale geçirebiliyor. Çocuğu soyup ılık bir duş aldırmak, ardından ateş şurubunu vermek ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurmak, ateşin nedenini araştırmak için doğru yol.
Boğazda sessizce duran beta mikrobu
Beta dediğimiz streptokok mikrobu bazen hiçbir şikayete yol açmadan, sadece okul taramalarındaki boğaz kültüründe karşımıza çıkabiliyor. Çocuk gülüp oynayan, ateşi olmayan, sağlıklı görünen biri olabilir; kültürde beta üremesi çıktığında aileler şaşırıyor, hatta panikliyor. Panik gerekmiyor ama ciddiye almak gerekiyor: bu mikrop tedavi edilmezse kalp romatizması, eklem romatizması, böbrekleri etkileyen nefrit ve kızıl denilen döküntülü hastalığa yol açabiliyor. Bu yüzden boğaz kültüründe beta üreyen her çocuğun, doktorun önerdiği ilaçla, önerdiği sıklıkta ve en az bir hafta, mümkünse on gün süreyle tedavi edilmesini öneriyorum.
Tedavi edilmezse kalp ve eklemlere yansıyan riskler
Bir kez beta enfeksiyonu geçiren biri ömür boyu bir daha geçirmeyecek değildir; tekrarlama ihtimali her zaman var. Eğer çocuk daha önce eklem romatizması ya da kalp romatizması geçirdiyse, bir sonraki beta enfeksiyonunda bu sorunların tekrarlama ihtimali çok daha yüksek. Bunu önlemek için üç haftada bir ya da ayda bir, doktorun önerdiği ölçüde depo penisilin iğnesi yapılması gerekiyor. Bu iğneler ne aileleri ne çocukları mutlu ediyor, ama kalp kapakçıklarının etkilenmesi, ileride spor yapma ya da normal hayatı sürdürme kısıtlılığı, kız çocuklarında ileride hamilelik sürecinde yaşanabilecek ciddi sorunlar düşünüldüğünde bu korumanın harfiyen uygulanması şart.
Böbrek tutulumu, yani nefrit geçiren çocuklar da çocuk nefroloji bölümü olan bir hastanede uzunca süre takip edilmeli; bu süre bazı çocuklarda beş altı ayda tamamlanırken bazılarında bir iki yıla uzayabiliyor. Fark edilmemiş basit bir boğaz enfeksiyonunun bu şekilde kalp romatizmasına, eklem romatizmasına ya da nefrite dönüşmesi çocuğu okuldan, arkadaşlarından uzaklaştırıyor, ailenin iş gücü kaybına yol açıyor. Bu yüzden iştahın kesildiği, hafif ateşin yükseldiği, boğazda hafif bir gıcıklanma olduğu ilk anda bile durumu ciddiye almanızı istiyorum.
Hastaneye yatması gereken çocuklarda bir konuya da dikkat çekmek isterim: hastalığı hakkında yaşına uygun, az ve öz bilgi vermek çok değerli. Özellikle on bir on iki yaşındaki, ergenliğe giren çocuklarda beden zaten büyük bir değişim içinde; üstüne bir de hastalık eklenince kaygı artıyor. Anne baba ve sağlık çalışanının ayrı bir köşede fısıldaşması çocuğu daha da tedirgin ediyor. Çocuğa durumu anlattığımızda hem bize hem ailesine güveni artıyor, hastalığını kabullenmesi kolaylaşıyor; araştırmalar bu tür psikolojik desteğin bağışıklık sistemini de güçlendirdiğini gösteriyor.
Bağışıklığı güçlendiren basit alışkanlıklar
Kış aylarında güneşten yeterince yararlanamadığımız için bütün aile bireylerinin D vitamini takviyesini sürdürmesini öneriyorum; bu bağışıklık sistemini güçlendiren bir hormon. Bunun yanında portakal, mandalina gibi C vitamininden zengin meyveler, yeşil sebzeler, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi baklagiller, bulgur, yoğurt gibi geleneksel gıdalarımız ve sarımsak, soğan bağışıklığı destekliyor. Ama hasta olunca bunları kendi kendimize tedavi aracı olarak kullanmayalım; en yakın sağlık kuruluşuna başvurup önerilen tetkik ve tedaviyi uygulayalım ki süreç uzamadan tamamlansın.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin diyoruz, hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği ile birlikte yol aldığımız programımızda yine bu hafta dernek adına,
dernek başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı, doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak, merak ettiklerimizi cevaplamak üzere huzurlarınızda bulunuyor. Hoş geldiniz Sayın Çakmak. Merhaba, nasılsınız Ayşe Hanım? Teşekkür ederim, iyiyim. Siz de iyisiniz umarım.
Çok teşekkür ederim, iyiyim. Umarım bütün aileler ve yavrularımız da iyilerdir. Umarız. Onlar adına dileklerinizi kabul ediyoruz. İnşallah onların da dili olabiliyoruzdur. Sayın Çakmak, geçtiğimiz hafta beta mikrobu ile alakalı, hatta daha öncesinde üst solunum yolları, hastalıkları hakkında konuşacağımızı söylemiştik.
Yolumuz elbette beta'ya uğradı. Fakat bu hafta isterseniz şöyle bir toparlayalım, belki kaçıran dinleyicilerimiz olabilir. Solunum yolu enfeksiyonu çok yaygın bir şey. Çocukluk çağının en sık rastladığımız hastalıklarından bir tanesi. Bazıları da çok ciddi seyirli olabiliyor Ayşe Hanımcığım.
Öyle olduğu için çok dikkatli olmamız gerekiyor. Aman ne olacak, basit bir solunum yolu enfeksiyonu diye geçiştirmiyoruz. Özellikle bu halk arasında kurup diyebilinen, bizim de tıpta larenjit dediğimiz bir hastalık var. Çocukluk çağının en acil hastalıklarından biri. Bu bazen mikrobik oluyor, bazen mikrobik olmayan nedenlerle olabiliyor.
Ama nedeni ne olursa olsun çocukluk çağının mutlaka hemen tedavi edilmesi, müdahale edilip tedavi edilmesi gereken bir durumu olduğu için ailelerin bu konuda bilgili ve bilinçli olmasını istiyoruz. Çünkü solunum yolu enfeksiyonları sık sık rastlıyoruz ama nasıl yaklaşacağımızı bazen atlayabiliyoruz. Ayrıca da biz sağlık çalışanları olarak bile hangi hastalığını nasıl seyredeceğini öngöremiyoruz. Çünkü hangi mikroptan kaynaklanıyor?
Zaten o nedenle ısrarla boğaz kültürü alalım diyoruz. Eğer gripal bir nedense yani viral dediğimiz çok da antibiyotik gerektirmeyen bir durumsa zaten tedavi etmeden gözleyerek ve küçük ateş düşürücülerle, işte ateşini düşürücü ılık uygulamalarla bu çok önemli, ılık uygulama çok daha önemli. Çünkü soğuk uygulama çocuğumuz için yan tesirleri olabilen bir uygulama.
Ilık duşlarla ateşini düşürmek çok sağlıklı bir yöntem. Çünkü bazı çocuklarımız ateşe çok duyarlı oluyor ve onun yan etkileri olarak havale geçirme gibi tablolar ortaya çıkabiliyor. Ki bu da solunum yola hastalıklarında sıkça rastladığımız bir durum. O olmasın diye hemen çocuğumuzu ateşi yükselirse soyuyoruz, ılık bir duş aldırıyoruz. Soğuk değil, ılık duş mutlaka aldırıyoruz.
Ondan sonra ateş şurubunu veriyoruz ve hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvuruyoruz. Ateşi neden yükseldiği araştıralım diye. Eğer çocuğumuzun böyle at kişnemesi dediğimiz, havlar tarzda dediğimiz veyahut da ııııı şeklinde değişik bir sesle soluk alıp verdiği durumlar oluyorsa da en kısa zamanda hiç bekletmeden yani bir saat, yarım saat, on dakika bile bekletmeden bu tür şikayetleri çıkar çıkmaz hemen en yakın sağlık kuruluşuna başvuruyoruz.
Maalesef bu tür şikayetler genellikle gece saatlerinde oluyor. Hatta bazen dışarı çıktıklarında çocuklarımız nefesleri açılabiliyor. Ama lütfen aileler yarı yoldan geri dönmesinler. Hemen sağlık kuruluşuna gitsinler. Çocukluk çağının en acil,
en hayati hastalıklarından biri. Eğer zamanında tedavi edilirse, sonuç çok yüz güldürücü. Ama iyi tedavi edilmezse, zamanda müdahale edilmezse de maalesef çok hüzünlü,
sonuçlanabilen bir hastalıktır. Larenjit dediğimiz, halk arasında kurup denilen hastalık. Onun için anında müdahale etmek gerekiyor. Peki beta mikrobuna geri dönersek Sayın Hocam.
Demiştiniz ki yan etkileri var. Kalp romatizması, eklem romatizması ve böbrek hastalıkları. Doğru.
Bunlar çok ciddi yan etkiler. Çok haklısınız. Ve beta maalesef bazen hiçbir şikayet olmadan, sadece okul taramalarındaki, boğaz kültürlerinde ürenmesi fark edilen mikroplarda olabiliyor.
Yani çocuk gülüp oynayan, ateşi yükselmeyen, gayet sağlıklı görünüşlü biri oluyor. Boğaz kültüründe olunca, aile çok şaşırıyor.
Ve bizde aman mutlaka tedavi edilmesi lazım dediğimizde, aileler panik oluyorlar. Ama hiç panik olacak bir şey yok. Burada panik olunması gereken durum, bu hastalığın adının konulamıyor olması,
sizin bahsettiğiniz eklem romatizması, kalp romatizması, nefret gibi yan etkilerinden, korktuğumuz için, bu tür sorunlara yol açabilmesinden korktuğumuz için,
halk arasında, kızıl diye bilinen bir döküntülü hastalık vardır. Aslında o da betanın sonucunda ortaya çıkan bir hastalıktır. O nedenle bunlar, aman oldu bittiye getirilecek durumlar değildir.
Mutlaka tedavi gereklidir. Mutlaka doktorun önerdiği ilaçla, önerdiği sıklıkta, sabah akşam mı, günde bir defa mı,
günde üç defa mı, doktorumuzun önerdiği sıklıkta, doktorun önerdiği sürede, en az bir hafta, hatta mümkünse on gün süreyle,
tedavi edilmesi gerekmektedir. Çünkü eskiden çok daha sık karşılaşıyorduk, bu yöntemleri yani, boğaz kültürü almayı çok sık uygulamadığımız için, betanın yan etkilerinin,
hiçbir şikayeti olmayan çocuklarda da ortaya çıkacağını bilmediğimiz için, veyahut da çocuklarımız biraz daha geç, aman kendi başına hastalığı atlatsın diye bekletildiği için, tabii ki burada genetik yatkınlık söz konusu, ama genetik yatkınlığı olmasa da,
her insan, çocuk, genç, bebek, herkes bu hastalığın yan etkilerine çok açık.
O nedenle, boğaz kültüründe beta üreyen biri mutlaka tedavi edilmeli. Eğer, hiç arzu edilmeyen bu eklem romatizması, kalp romatizması gibi sorunlar görüldüyse,
o zaman, ömür boyu, antibiyotik korumasını anlıyor. Bu neyle anlıyor? Depo penisinin dediğimiz,
bir çeşit ilaçla, mutlaka, 3 haftada bir, ya da ayda bir çocuklarımızın, iğne tedavisi olması gerekiyor.
Bu iğne tedavisi, tabii hiç kimsenin hoşuna gitmiyor. Ne ailelerin, özellikle de çocuklarımızın. Hoşumuza gitmese bile,
mutlaka yapılması öneriliyor. Çünkü, eğer bir çocuk romatizma geçirdiyse, bir sonraki enfeksiyonda, beta enfeksiyonunda,
ki geçirme şansı çok yüksektir her insanın. Bir kere beta olan, ömür boyu beta olmayacak değildir. Bir kere beta olan, bir kere daha olabilir.
İki kere olabilir. Daha sık da olabilir. Beta enfeksiyonunu geçiren biri, eğer daha önceden, bir sorun yaşamadıysa bile,
bu tür kalp romatizması, eklem romatizması, nefret gibi hastalıklara yakınlığı oluşabilir. Ayrıca, eğer daha önceden,
bu tür problemleri yaşamışsa, bu tür problemlerin, tekrarlama ihtimali, çok daha yüksektir. Öyle olmaması için de,
çocuğumuzun bir daha beta enfeksiyonunu, geçirmesini istemeyiz. geçirmemesi için de, üç haftada bir, ya da ayda bir,
doktorun önerdiği ölçüde, mutlaka, depo, penisinin tedavisi olması gerekmektedir. Bu iğne şeklindedir.
Maalesef, onun dışında bir tedavi şu anda. Var, ama çok önerilen bir şey değil. Çünkü,
çok uzun süreli, ağızdan antibiyotik kullanması gerekiyor. Ki, bunlar ciddi hastalıklardır. Eklem romatizması geçiren bir çocuk,
kalp romatizması geçirme ihtimali çok fazladır. Ve kalp romatizması geçirdiği zaman, kalp kapakçıkları etkilendiği için, ileriye dönük olarak, bunu spor yapma,
veya başka hayatının, ileri dönemlerinde, normal hayatını sürdürme ihtimali bile giderek azalabilir. Yani merdiven çıkması, kısıtlanabilir.
Veya kız çocuklarımızda, hamilelik süreci, ciddi problemler kendisini bekliyor olabilir. Bu nedenle, mutlaka kalp romatizması,
eklem romatizması, ciddiye alınmalı. Ve, tedavi edilmelidir. Uzun süreli,
ömür boyu, penisilin koruması tedavisine de, uyulmalıdır. Harfiyen uyulmalıdır. Gene nefret,
geçirebilir çocuğumuz. O zaman da mutlaka, çocuk hastalıkları kontrolünde olmalıdır. Ve mümkünse de, çocuk nefroloji bölümünün olduğu,
tam teşekküllü hastanelerde, takip edilmesi, uzunca bir süre takip edilmesi gerekmektedir. Bu, uzunca bir süreyi,
belirleyecek, gene sağlık çalışanlarıdır. Çünkü, hep konuştuğumuz gibi, hastalık yoktur,
hasta vardır. Bu hastalık, çocuğumuzda daha hafif seyirli oluyordur. Ve daha kısa süre içinde, 5-6 ay içinde,
takipten çıkarılıyordur. Ama, bazı çocuklarımız, tekrar, tekrar,
daha uzun süreyle, bir yıl, birkaç yıl, takip gerektirebilir. Bu tür durumlar,
sabır gerektirir. Ama, sonuçları çok yüz güldürücüdür. O nedenle, beta enfeksiyonu dediğimiz,
streptekok ailesinin, sebep olduğu, bu sonun yolu hastalıkları, kesinlikle hafife alınmamalıdır. Aman,
oldu, geçer, nasıl olsa, diye bakılmamalıdır. Doktorlarımızın,
verdiği tedavi, ve önlemleri, çok iyi bir şekilde, uygulanması gerekmektedir. Hatta,
bu çocuklarımızın, bir süre, okuldan uzak kalmaları, gerekmektedir. Raporlu olarak,
evde istirahatleri, önerilmektedir. Bazı çocuklarımızın ise, özellikle, kalp romatizmasında,
ve nefrit durumlarında, hastane bakımı, gerekmektedir. Takdir edilir ki, bu,
çocuklar için, arzu edilen bir şey değildir. Çünkü, gülüp oynayacak, arkadaşlarıyla,
birlikte olacağı, saatler yerine, veya okulda, öğretmeniyle, arkadaşlarıyla,
bir şeyler öğreneceği yerine, hastane bakımı, gerektiren çocuklarımız için, bu çok ciddi bir, iş gücü kaybıdır,
Ayşen'cığım. Çünkü, çocuklarda iş gücü kaybı, oyun oynayamamaktır. Tabii.
Daha da, ileriye dönük olarak, bakıldığında, toplumsal olarak, toplum sağlığı açısından,
düşünüldüğünde, eğer bu çocuğumuzun, annesi babası çalışıyorsa, annesinin babasının, iş yerinin izini almasının,
hem aile bütçesine, hem topluma getireceği yük, ciddi bir kayıptır. Hiçbir şey, çocuğumuzun sağlığından,
daha değerli değildir. O nedenle, çocukların sağlık sorunları, en başından, daha iştahlarının kesildiği,
hafif ateşlerinin yükseldiği, hafif boğaz ağrılarının, boğaz gıcıklanmalarının, olduğu dönemde, dikkate alınmalıdır.
Çünkü, bu maalesef, çorap söküğü gibi, sorunlara yol açmaktadır. İşte,
fark edilmemiş bir, batı enfeksiyonu, kalp romatizmasına, eklem romatizmasına, nefrite yol açabilir.
Çocuğumuzu, okulundan, arkadaşlarından, uzak tutar. Eğitiminde,
aksamalara yol açar. Anne baba, iş yerine gidemez. Aile bütçesinde, maaş kesilmeleri gibi,
kayıplara yol açabilir. Veyahut da, bu anne babaların, ürettikleri işler, aksamaya uğradığı için,
toplumun, ekonomisini, ciddi oranda etkiler. Ama, tabii ki,
en başta, çocuğumuzun sağlanan etkiler. Çocuklar çok akıllı, Sayın Çakmak. 2000,
2010, sonrası doğan çocuklar, onların artık, farklı oldukları. Çünkü onlar sizin,
yetiştirdiğiniz çocuklar. Farklı. Çok bilinçli annelerin, babaların, çok güzel,
eğitimli çocukları. Çok teşekkür ediyoruz. Bu şekilde takdir görmek, inanın, daha çok onurlandırıyor insana.
Size teşekkür ederiz. Sizin kuşağınız, bize huzur, umut ve, yaşama sevinci veriyor.
Ve, daha fazla çalışma, bir şeyleri, paylaşma arzusu veriyor. İyi şeyleri,
toplumumuzda paylaşma, çocuklarımıza ışık tutma arzusu veriyor. Tabii ki, bu arada, bize bu güzel günleri yaşatan,
cumhuriyetimize, bize emanet eden, şehitlerimizi, atalarımızı, başta Atatürk ve,
dostları olmak üzere, anma isteği veriyor. Ki, çok yakın, silah arkadaşlarından,
Fevzi Çakmak, siz de o ailenin bir ferdisiniz. O nedenle, sizi burada ağırlamak, bizim için ayrıca bir onur.
Doğrusu, Maraşal Çakmak, bir Türk büyüğü, ve yaşadıkça, Maraşal Çakmak'ın,
Türk milletinin, bir akrabası olduğunu, bize yaşatan, çok sevgili dostlarımız oldu, sizin gibi.
Ben de bu aileye, layık olmak için, çok çabalıyorum, ve diliyorum ki, çocuklarımıza,
onların bize bıraktığı, bu büyük mirası, çok daha kaliteli, bir şekilde bırakırız. Sevgili Atatürk,
ve, çok değerli silah arkadaşları, ve, benim soyadın, taşıma şansını,
yakaladığım, Maraşal Çakmak, ve, layık olmak için, çok çabaladığım,
Çakmak ailesi, ve, diğer şehitlerimizi, atalarımızı, sevgi,
saygı, ve rahmetle anlıyorum. Çocuklarımıza, güzel bir dünya bırakmak için, el ele,
en başta gönül gönüle vererek, çok daha fazla çalışmamız, çok daha iyi ahlaklı, çok daha onurlu, bir dünya bırakmak için,
çabalamamız ihtiyacını, siz bize yaşatıyorsunuz. Çok güzel özetlediniz. Hakikaten, bu ülke,
kolay kurtarılmadı, hiçbir şey kolay olmadı, çok zordu, hatta hayal gibi görünüyordu, ama oldu,
neden oldu, inandık ve başardık. Eğer biz, sağlıklı bir toplum hayal ediyorsak, sağlık derken,
sadece fiziksel sağlığımızdan, bahsetmiyoruz. Çünkü, duygusal anlamda da, sağlığımızda,
bütün olarak hareket edebildiğimizde, elbette önce biz, sağlıklı nefes almayı öğreneceğiz. Ki, yolumuza devam edebilelim.
Atalarımızın, bırakın sağlığı, canını feda ederek gittiği, o anaların, evlatlarını,
yüreklendirerek, dualarla, o cephelere, gönderdiği bir ortamdan, biz ne kadar güzel konuşuyoruz,
daha bilinçli olalım diye, çaba sarf ediyoruz. Doğru. Neden? Madem aldık,
o şartlar altında kazandık, bizim bayrağımızı, daha şanlı ve şerefli bir şekilde, dalgalandırmamız gerekiyor. Sonsuza kadar.
Onlara, birçok şeyi anlatmak aslında daha kolay, sadece biz farkında olalım, ve bunu anlatmaya çabalayalım. Doğru,
çocuklara her şeyi anlatmak lazım Ayşe Hanımcığım, özellikle bu hastaneye yatan çocuklarımızın, psikolojileri çok önemli. Çocukların yaşına bağlı olarak, özellikle böyle onlu yaşlardaysa,
çocukların yanında hastalıkları hakkında bilgi vermek, çok güven verici bir şey oluyor. Çünkü, anne baba ve sağlık çalışanının, ayrı bir köşede konuşuyor olması,
çocuğu çok daha fazla tedirgin ediyor, benden neyi saklıyorsunuz diye. Onlu yaşlardaki çocuklar, yani 11, 12, 13, artık ergenlikteki çocuklarımız oluyor,
ergenliğe girmiş çocuklarımız oluyor. E bu çocukların zaten bedenleri, büyük bir değişim içinde olduğu için, bedenleriyle ilgili çok kaygılar oluyor. Bana ne oluyor böyle,
benim işte, kız çocuksa göğüslerim büyüdü, kalçalarım genişlemeye başladı, erkek çocukların cinsel organlarında farklılıklar oluyor, tabii ki kız çocuklarımızın da.
Ve bu büyük değişimin içinde, bir de, üstünde hastaneye yatmayı gerektiren, ciddi bir sağlık sorunu eklenirse, o zaman çocuğun kaygısı daha da artıyor.
O nedenle, çocuklarımızın anlayacağı dille, ve aileyle birlikte, çocuğumuza, hastalığı hakkında,
az ve öz bilgi vermek, ona, hem sağlık çalışanına, hem ailesine güvenini artıran, bir süreç oluyor.
Ve bunun sonunda da, inanır mısınız, çocuklarımızın çoğu sağlık çalışanı oluyorlar. Ne büyük, gürür verici bir şey değil mi?
Çok güzel bir şey. Çünkü bu çocuklar, bizim hastanede onlara, veremediğimiz şeyleri, vermeyi hayal ediyor,
bir sonraki kuşağa. Çok arkadaşımız var, çocuk doktor olmuş, hemşire olmuş, sağlık çalışanı olmuş.
Onun için, bu çocuklarımızın yanında ve arkasında olmamız lazım. Onlara kendi hastalıkları hakkında, hem anne babaları olarak, hem biz sağlık çalışanları olarak,
az ve öz, onların anlayacağı kelimelerle, bilgi vermemiz lazım. Bunun atlatılabilecek bir şey olduğunu anlatmamız lazım ki, onlar da hastalıklarını kabul etsinler öncelikle.
Ve araştırmalar gösteriyor ki, psikolojik destek, böyle hastaneye yatan çocuklarımızla, veyahut uzun süre bakım ve tedavi gerektiren, işte romatizmal kalp hastalığında olduğu gibi,
veyahut da işte eklem romatizmasını, dedik ki, 3 haftada, bir ayda bir çocuğun iğne olması lazım. Bu tür şeyleri çocuklarımıza anlattığımız zaman,
hem bağışıklık sistemleri güçlendiğini gösteriyor. Çünkü psikolojik destek alıyor çocuk o sırada. Bağışıklık sistemini güçlendiren, hücreler çoğalmaya başlıyor. Veyahut da küçük çocuklarımızsa bu,
işte elini tutmak, başını okşamak gibi küçük uyarılar, çocuğu gene güçlendiren şeyler, ve o da bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Ve bu arada ailelerimizden,
D vitamini kullanma alışkanlıklarını, hatırlatmak istiyorum. Çünkü D vitamini, bağışıklık sistemini güçlendiren bir vitamin. Günde 3 damla,
bebeklerin kullandığı, DELIT3 dediğimiz damladan, 3 damla, bütün aile fertlerinin alması, hem hastalıkları direnci artıracak,
yani bağışıklık sistemini güçlendirecek, hem güneşten yararlanamadığımız, o güneşin, faydalı ultraviolet ışınlarını, kış mevsimi dolayısıyla yararlanamıyoruz.
Onun yerine koymuş olacağız. Hem portakal, mandalina gibi, C vitamininden zengin meyvelerin tüketilmesi, yeşil salataların,
yeşil sebzelerin tüketilmesi, solunum yolu enfeksiyonlarına, ve diğer hastalıklara karşı, bizim bedenimizi güçlendirecek. Ve geleneksel,
kuru fasulye, nohut, mercimek gibi, baklagillerin, gene bulgur, yoğurt gibi, geleneksel gıdalarımızın tüketilmesi, bağışıklık sistemimizi güçlendirecek.
Bir başka geleneksel, evde yaptığımız meyve suları, kompostolarımız, sarımsak, soğan, mutlaka bunların bolca bu mevsimde tüketilmesini istiyoruz ki,
çocuklarımızın bağışıklık sistemini, hastalıklara direncini güçlendirelim, sık hastalıklardan koruyalım, ama has olursa da lütfen, kendi kendimize tedavi etmeyelim,
tedavisini kendi kendimize kesmeyelim, bir an önce en yakın sağlık kuruluşuna başvuralım, önerdiği tetkik ve tedavileri uygulayalım. tedbirimizi alalım ki, tedavi süreci de gerekiyorsa,
en kısa sürede tamamlanmış olsun, niye uzun vadeye yayalım? Çok teşekkür ediyoruz, bizi aydınlattınız her zaman olduğu gibi. Biz size çok teşekkür ediyoruz.
Sevgili dinleyiciler, değerli anne ve babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği birlikte, yolunuzla ışık tutmaya çalıştık bu haftada, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı,
doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak, yine sorularımıza cevap verdi, yolumuza ışık oldu. Önümüzdeki hafta görüşünceye dek, esenlik ve mutluluklar diliyoruz.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.