Üst Solunum Yolları
Üst Solunum Yolları
Üst Solunum Yolları
Üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunma yollarını, kulak iltihabında dikkat edilmesi gerekenleri ve antibiyotik kullanımında ailelerin en sık yaptığı hataları anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimizde kulak iltihabı, nezle, açık ya da koyu kıvamlı burun akıntısı, aksırık, öksürük, yüksek ateş, kırgınlık ve boğaz iltihabı gibi şikayetlerle seyreden, bazen zatürreye kadar ilerleyebilen bir grup hastalığı kastediyorum. Bu hastalıkların en önemli özelliği solunum yoluyla bulaşması; konuşurken, gülerken hepimiz etrafa tükürük sıçratıyoruz ve bu şekilde mikropları karşımızdakine ulaştırıyoruz. Hasta olduğumuzda öksürerek, aksırarak bu bulaşı daha da artırıyoruz.
Bulaşmayı Önlemenin Yolları
Öksürürken, aksırırken ağzımızı kapatmak en kolay ve en etkili korunma yöntemi. Hasta olan kişilerin mümkün olduğunca toplum içine çıkmaması, çocuklarımızın evde istirahat etmesi, kapalı alışveriş merkezleri ve toplu taşıma gibi kalabalık yerlerden uzak durulması öneriyoruz. Bu hastalıklar maalesef kişi kendi hasta olduğunu fark etmeden önce bile bulaşıcı olabiliyor; bu yüzden hafif bir kırgınlık ya da çocuklarda iştahsızlık gördüğümüzde dikkatli olmamız gerekiyor, çünkü bu bir enfeksiyonun ön habercisi olabilir.
Grip aşısının Eylül-Ekim, en geç Kasım ya da Aralık başında yapılması öneriliyor. Her aşı her durumdan tam koruma sağlamayabilir, ama aşı olan kişilerde hastalık çok daha hafif seyrediyor, ilaç kullanma ihtimali azalıyor ve kulak iltihabı, zatürre gibi yan etkiler çok daha az görülüyor. Havaların soğuk geçmediği yıllarda mikroplar nemli ve ılık ortamda daha çok çoğaldığı için hastalık sıklığı artabiliyor; soğuk ve karlı geçen kışlarda bu risk azalsa da herkesin kapalı mekanlarda daha çok vakit geçirmesi bu kez başka bir bulaşma riski doğurabiliyor.
Boğaz Kültürü ve Antibiyotik Kararı
Bir enfeksiyon geçirirken en yakın sağlık kuruluşuna başvurmayı öneriyorum; muayeneyle birlikte mutlaka boğaz kültürü alınmasını istiyorum, çünkü antibiyotik gerekip gerekmediğine bu şekilde karar veriyoruz. Tıpta çok güzel bir söz vardır: hastalık yok, hasta var. Aynı hastalık her kişide, hatta aynı kişide bile farklı seyredebilir; bir grip bazen ayakta atlatılırken bazen mide-bağırsak problemlerine, zatürreye, nadiren de olsa beyin iltihabına kadar ilerleyebilir. Bu yüzden hangi ilacın başlanacağına komşudan duyulan bir tavsiyeyle değil, sağlık çalışanının kararıyla karar verilmeli.
Kulak iltihabı olan çocukları yakından takip ediyoruz; şikayet artıyorsa hemen, artmıyorsa tedavinin 24. saatinde tekrar görmek istiyoruz, çünkü kulak iltihabı ilerleyip kulak zarının kendiliğinden delinmesine yol açabiliyor. Kulak zarı kendiliğinden delinirse işitme kaybı riski doğuyor; bu yüzden gerekiyorsa bu müdahaleyi bir kulak burun boğaz uzmanının yapması, zarın kendi kendine yırtılmasına izin verilmemesi gerekiyor. Ayrıca kulak iltihabı olan kimsenin kulağına dışarıdan hiçbir şekilde damla damlatılmamalı; bu kulak zarının patlamasına yol açabilir.
Antibiyotiği Yarıda Kesmenin Bedeli
Aileler bazen ilacın yan etkilerinden çekinip çocuk iyileşir gibi olunca tedaviyi erken kesiyor. Bunu evi temizlerken yarısını temiz bırakıp öbür yarısındaki tozu misafir ağırlarken temiz tarafa taşımaya benzetiyorum: doktorun önerdiği süre -5, 7, 10 ya da 15 gün- tam tamamlanmazsa zayıf mikroplar ölür ama kendini savunabilen güçlü mikroplar hayatta kalır ve çoğalır. Böylece hem hastalık geri döner hem de toplumda antibiyotik direnci artar. Aynı şekilde daha önce bir çocuğa ya da komşunun çocuğuna iyi gelen bir ilacı kendi kararımızla başka bir çocuğa vermek de hiç önermediğimiz bir davranış. Doz atlamaları ya da yan etki şüphesi olduğunda da tedaviyi başlatan doktora danışılması, ilacın kendi kararımızla kesilmemesi gerekiyor; bu sorumluluğu hiçbir ailenin tek başına taşıyabileceğini düşünmüyorum, biz sağlık çalışanları her zaman yanınızda ve arkanızdayız.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızdan sevgiyle, bir muhabbetle selamlıyoruz sizleri. En kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesi arzusuyla yola çıktığımız programımızda, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak. Bu hafta da stüdyomuzda hoş geldiniz Sayın Çakmak.
Merhaba Ayşe Hanım, nasılsınız? Çok teşekkür ederim, siz de iyisiniz umarım. Çok teşekkür ederim, iyiyiz ama bu ara çok solunum yolu enfeksiyonuyla karşılaşıyoruz, onun için dikkatli olmamız gerekiyor. Onun için de üzgünüz doğrusu, o kadar çok hasta görünce hüzünleniyoruz. Çocuklarımızın biraz daha korunması gerektiğini düşünüyoruz ve ailelerinin.
Ve biz de bu konuda, bu haftaki programımızda onlara yol gösterici olmaya çalışacağız. Ne gibi tedbirler almalıyız, nasıl korunmalıyız? Çünkü hep dediğiniz gibi sağlığımızı korumak, onu tedavi etmekten çok daha ucuz ve kolay. Kesinlikle haklısınız. Biz o halde üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak adına neler yapmamız gerekir?
Hatta hastalığı önce tanıyalım mı? Üst solunum yolu, hastalıkları dediğimiz zaman bunun içerisine neler girer? Üst solunum yolu enfeksiyonları deyince kulak iltihabı, nezle, burun gibi akıntıyla, burun akıntısı, bu açık bir sıvı şeklinde bir burun akıntısı olabilir, biraz daha koyu bir burun akıntısı olabilir. Aksırık, öksürük, çocukluk çağında daha sık görünmek üzere yüksek ateş, kırgınlık gibi şikayetlerle seyreden,
boğaz iltihabı ve maalesef sonunda zatürreye veyahut da daha ciddi hastalıklara dönüşebilen hastalıklar aklımıza geliyor. Üst solunum yolu enfeksiyonları deyince. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının en önemli özelliği, tabii ki solunum yoluyla bulaşıyor olması. Bu da şöyle oluyor, konuşurken, gülerken hepimiz tükrük sıçratıyoruz. Ve bu bir şekilde karşımızdakine de ulaştırmış oluyoruz.
Yani ortama saçtığımız bu mikropları. Daha da ciddi olarak hasta olduğumuz zamanlar öksürerek, aksırarak solunum yolları enfeksiyonlarını yayılıyoruz. Bundan korunmanın en kolay ve en güzel yolu hiç kuşkusuz ki öksürürken, aksırırken ağzımızı kapatmak. Onun yanı sıra hasta insanların mümkün olduğu kadar toplum içine bulunmamaları, işte çocuklarımızın mümkünse evde istirahat etmesi, anaokulu, okul çocuklarının
veya çalışan kişilerin, anne babaların mümkünse o günlerde istirahat ediyor olmaları, hele hele kapalı alışveriş merkezleri gibi toplu taşımacılık gibi yerlerden mümkün olduğu kadar uzak durmalarını, hasta kişilerin öneriyoruz ki diğer kişileri de hasta etmeyelim diye. Maalesef bu hastalıklar daha başlangıç döneminde bile bulaşıcılığını, hatta insan kendi hasta olduğunu fark etmeden önce bile bulaşıcılığını göstermeye başlıyor.
Hafif kırgınlıklar veyahut da işte çocuklarımızda iştahsızlık olduğu zaman dikkatli olmamız gerekiyor. Bu bir sonun yolu enfeksiyonunun ön habercisi olabileceği için. Dikkat etmemiz gereken şey nedir? Her şeyden önemlisi, eğer hastaysak nelere dikkat etmeliyiz ki hastalığımız diğer insanlara bulaşmasın? Öncelikle bilemiyorum hepimizin bir şansı oldu mu ama önümüzdeki yıl için en azından tedbir açısından aşılamalar çok önemli Ayşe Hanımcığım hastalıklardan korunmak adına.
Belki her aşı her hastalığa karşı korumuyor veyahut da istediğimiz oranda korumuyor ama koruduğu kadarı bile bizim için oldukça büyük bir şans oluyor. Çünkü demin de söylediğim gibi her duruma karşı aşı korumayabilir. Tamamen aşı korumayabilir ama aşı olan kişilerin hastalıklarının seyri çok daha hafif oluyor. İlaç kullanma ihtimalleri çok daha az oluyor ve hastalığa bağlı işte kulak iltihabıydı zatüre gibi yan etkiler çok daha az görülüyor.
O nedenle mutlaka özellikle Eylül-Ekim aylarında en geç Kasım hatta Aralık başı gibi aylarda aşı yapılması öneriliyor. Maalesef geçen sene çok şiddetli denilecek kadar şiddetli bir grip görülme sıklığı oldu. Bu sırada Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi Ocak ayında bile aşılanmanın devam ettirilmesiydi. Çünkü geçen sene hatırladığımız gibi sizin çok daha korumunuz nedenini çok daha iyi bildiğiniz havalar bir türlü soğumak bilmedi.
Havalar soğumayınca ne oluyor? Mikroplar ortada o nemli ve ılık ortamda çok daha fazla çoğalıyorlar. Çok daha fazla çoğalarak çok daha fazla hastalığa neden oluyorlar. Halbuki bu yıl şanslıyız. Güzel bir kış geçirdik.
Bol karlı, soğuk bir kış geçirdik. Ve böylece mikropların üreme şansının azaldığı bir süreç oldu. Ancak bunun da şöyle bir dezavantajı oldu. Herkes içeride ve kapalı mekanlarda barınmak durumunda kaldı. Bu kapalı mekanlarda kalınca birbirimize hastalık bulaşma ihtimali ve tehlikesi arttı.
Dolayısıyla şu anda gördüğümüz hastalık birazcık o kapalı mekanlarda durmanın sonucu gibi duruyor. Maalesef sık rastladığımız bir sürece girdik. Yüksek ateşte seyrediyor. Dediğimiz gibi çocukluk çağında özellikle iştahsızlıkla başlıyor. Burun akıntısı, boğazda yanma, gıcıklanma hissi, öksürük, aksırık gibi şikayetler olabiliyor.
Buna ek olarak kulak ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, kusma, ishal gibi yaygın kas ağrısı, eklem ağrısı, halsizlik gibi ek şikayetler de bu hastalığın seyri sırasında görülebiliyor. O nedenle bu tür şikayetleri olan kişilerin bir an önce en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını öneriyoruz ki hastalık hangi safhada? Acaba tedavi gerektiriyor mu, gerektirmiyor mu? Yakın takibi alalım mı, almayalım mı hastamızı diye belirlenmesi açısından mutlaka ailelerin hem kendi şikayetleri varsa hem de çocuklarımızın şikayeti varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalarını arzu ediyoruz ve öneriyoruz.
Peki Sayın Çakmak şöyle önemli gördüğüm bir husus var. Biz yetişkinler de bu şekilde davranıyoruz. Muhtemelen çocuklarımıza da bu davranışı öğretmiş olacağız dolaylı olarak. Antibiyotik kullanıyoruz. Fakat bitirdikten sonra iyileştiğimize inanmıyoruz. Aman canım içtim o kadar ilaçları yine de iyileşemedim.
Bu aşamada ne düşünmemiz gerekiyor? Doğru olan nedir? Dinleyicilerimizle siz paylaşır mısınız? Her şeyden önce bir enfeksiyon oldu demem. Bir enfeksiyon demek bulaşıcı bir hastalık demek. Bir bulaşıcı hastalık geçiriyorken dediğimiz gibi mutlaka en yakın sağlık kuruluşuna başvuracağız. Bu eğer sorunlu mu yola hastalığı ise o zaman yapılacak çok basit bir şey var. Mutlaka sağlık kuruluşundaki arkadaşlarımız muayenelerini tamamlayacaklar.
Hastalığın seyrini izleyecekler. Artı mutlaka ve mutlaka bir boğaz kültürü alınmasını arzu ediyoruz. Neden boğaz kültürü alınmasını istiyoruz Ayşancığım? Çünkü antibiyotik kullanmamız gerektiren bir durumu var. Antibiyotik kullanmaya gerek yok muyu ayırt etmek için boğaz kültürü alınması şart.
Bunun için mutlaka aileler bunu özellikle hekimlerinden veya gittikleri sağlık kuruluşundan talep etmeliler. Mutlaka ben çocuğumdan veya kendimden bir boğaz kültürü alınmasını istiyorum. Çünkü hepimizin gerek ailelerin gerekse biz sağlık çalışanlarının ilaç kullanma konusunda tedirginliğimiz var. Çünkü görüyoruz ilaçlar öyle de masum olan içecekler değil. Mutlaka yan etkileri var.
Ancak bir hastalık karşısında biz sağlık çalışanları hemen bir terazi kuruyoruz. Ve bir terazinin bir kefesinde hastalıklar ve yan etkileri yani zararları diğer kefeye de ilaçlar ve yan etkilerini koyuyoruz. Hangi kefe ağır basıyorsa o doğrultuda karar veriyoruz. Onun için de çok basit bir yöntemdir boğaz kültürü alınması ve çok da ucuz bir yöntemdir. Ancak bu yapıldığı zaman dediğimiz gibi ilaç kullanacak mıyız kullanmayacak mıyız buna karar veriyoruz.
Ama sadece boğaz kültürü yeterli değil. Tıpta çok güzel bir söz vardır hastalık yok hasta var. Hastaya göre davranmak çok önemli. Her yüksek ateşli antibiyotik kullanınca iyileşecek diye bir şey yok. Veyahut da her antibiyotik kullanan mutlaka antibiyotiğe ihtiyacı olduğu için kullanacak diye de bir kural yok.
Onun için buna karar verecek kişilerin mutlaka sağlık çalışanları olması gerekiyor. Maalesef çok yaygın bir davranış şekli var. Maalesef yanlış bir davranış şekli. Komşumuzda bir ilaç çok iyi geliyor. Yaşasın komşuma çok iyi geldi.
Hadi ben de kullanayım. Ben de iyileşirim. Bir önceki hastalığında bu çocuğuma çok iyi gelmişti. Hadi gene kullanayım gibi yaklaşımlar oluyor. Bu hiçbir zaman önermediğimiz ve uygulamayı tercih etmediğimiz bir yöntem.
Çünkü her hastalığın hem hasta için seyre farklı olabilir. Hem de aynı hastalık her hastada farklı seyredebilir. Yani aynı kişide bile bir hastalık farklı seyredebilir. Ben bir keresinde grip geçiririm. Ayakta geçiririm.
Ama bir başka seferinde grip geçiririm. Çok ciddi yan etkileri görülebilir. Ne gibi yan etkileri olabilir? Dediğimiz gibi mide barsak problemleri, zatürre gibi akciğer problemleri
veyahut da beyin iltihabına gidecek kadar nadirdir ama görülebilir. Binde bir görülse bile bizde görüldüğü anda yüzde yüz oluyor. Onun için bu tür enfeksiyonların nasıl seyredeceğini bilemediğimiz için hangi ilaç başlanacağını bırakalım sağlık çalışanları versin. Çünkü bir aile için bir sağlık sorununda ilaç kullanma kararını vermek çok büyük bir sorumluluk.
Bunu hiç kimsenin taşıyabileceğini zannetmiyorum. Bir hekim olarak yeri geldikçe tekrar ettiğiniz bir durum var Sayın Çakmak. Kontrol, kontrol, kontrol. Kesinlikle. Çünkü öyle durumlar oluyor ki Ayşen'cim.
Mesela hastamızı sabahleyin görüyoruz. Bakıyoruz iyi gibi duruyor. Ama ailesi bizi tekrar tekrar arıyor. Çocuğun şöyle şikayeti oldu. Ateşi çıktı.
İlave olarak çocuğun kusmaları başladı. İlave olarak İsrail'i başladı. Veya eklem ağrıları oldu. Kollarında, bacaklarında şişlikler oldu. Veya döküntüsü oldu gibi.
Öyle olunca hastayı birkaç saat arayla bile gördüğümüz. Veyahut da bir odada gözleme ihtiyacını duyduğumuz durumlar oluyor. O nedenle bir hastanın en önemli değerlendirme şekli hiç kuşkusuz ki iyi bir gözlemdir. Tedavi bittikten sonra dahi kendimizi iyi hissetmeyebiliyoruz. Doğru.
Çocuklarımız da keza öyle. O noktada da muhakkak bilhassa aynı hekime gidip hastalığın seyrini takip etmek açısından değil mi? Doğru. Bilhassa aynı hekime giderek son durum hakkında bilgi vermek ve daha ilerisi ne yapmamız gerektiğine de hekimin karar vermesine yardım etmek istedim. Kesinlikle.
Özellikle bu kulak iltihabı varsa çocuklarımızda erişkinlerde de olabilir. Kulak iltihabı olduğu durumlarda mutlaka çok yakın takip etmek isteriz. Ne kadar yakın mesela çocuğumuzun şikayeti giderek artıyorsa en kısa zamanda görmek isteriz. Aksi halde tedaviye başladığımızın 24. saatinde görmek isteriz. Çünkü kulak iltihabı ilerleyebilir.
Kulak iltihabı ilerleyince ne oluyor? Kulağın akıntısına sebep olabiliyor. Bu arada ailelerden bir ricamız ve önerimiz daha var. Kesinlikle kulak iltihabı olan çocukların ve şahısların kulaklarına dışarıdan hiçbir şekilde damla damlatılmaz. Çünkü bu kulak zarının patlamasına yol açabilir.
Kulak zarının delinmesi dediğimiz hadiseye yol açabilir. O nedenle dışarıdan kesinlikle biz ilaç kullanmayız ve kullanılmasını da önermeyiz. Ama diyelim ki çocuğumuzun kulağı iltihaplandı. İlacını başladık. Yarın mutlaka gelin dedik.
Yarın 24 saat sonra kontrole geldi aile. Kontrolle baktık ki çocuğumuzun kulağı iyileşiyor. O çok güzel tedavimize önerildiği sürece 5 gün mü olur? Kullanan ilaca göre 10 gün mü olur? O süre içinde kullanmasını ve sonra tekrar kontrole gelmesini isteriz.
Eğer arada şikayeti olursa daha erkenden de gelebilir. Ama diyelim ki kulak iltihabı 24 saatlik tedaviye rağmen ilerlemiş. O zaman mutlaka bir kulak burun boğaz doktorunun kontrolünü isteriz. Çünkü bazen kulak kendiliğinden delinecek duruma geliyor. Kulak kendiliğinden delineceğine doktor müdahalesiyle o içerideki iltihabın alınmasını ve kendi kendine delinmenin engellenmesini isteriz.
Bu aslında bir bakıma küçük bir cerrahi müdahale oluyor. Ama doktor nereden çok uygun bir delik açtığı için kulak zarında ileriye dönük olarak işitme kaybına yol açacak bir şey olmuyor. Halbuki kulağı hastalığın seyrinde kendiliğinden deliniyorsa çocuklarımızın kulak zarı yani deliniyorsa kulak delinmesi denilen hadise oluyorsa o zaman işitme kayıplarına yol açıyor. O nedenle hiçbir zaman çocuklarımızın kulak delinmesinin kendi kendine olmasını istemeyiz.
Eğer gerçekten kulak delinmesi gerekiyorsa onu kulak zarını bir kulak burun boğaz uzmanının yapmasını öneriyoruz ki ileride işitme sorunu yaşamasın çocuklarımız. Sayın Çakmak çok teşekkür ediyoruz. Programımızın son dakikalarındayız. Çok önemli bir husus daha olduğunu düşünüyorum. Bir hekim olarak muhakkak siz de bunu takip etmişsinizdir.
Antibiyotik kullanımında bir takım hatalar yapabiliyoruz. İyileştim aman zaten işte bu yan etkilerinden kaynaklı zaten bir sürü yan etkisi var. Çocuk da toparladı içmesin canım 3 gün içti 2 günde içmesin ya da 5 gün içti 2 gün daha üzerine içmesin gibi yanlış davranış biçimleriyle de karşılaşabiliyoruz. Çok haklısınız. Çok çok haklısınız.
Bunu çok gündeme getirdiğiniz için özellikle teşekkür ediyorum. Çünkü şimdi evimizi temizlerken Ayşe Hanımcığım temizlik yapıyorduk. Birkaç odayı çok güzel temizledik. Pırıl pırıl oldu. Tam o sırada bir misafirimiz geldi.
O misafirimizle meşgul olurken içeri dışarı dolaşırken temiz olmayan odadaki tozları öbür tarafa dolaylı olarak taşıdık. Antibiyotik kullanımı da böyle. Antibiyotik kullanırken genellikle ağızdan alınan antibiyotikler ikinci gün içinde etkisini göstermeye başlarlar. Çocuklarımızın iştahı düzelmeye başlar. Ateşleri düşmeye başlar.
Ağrıları azalmaya başlar gibi iyileşme belirtileri ortaya çıkar. O sırada aile ilacın da yan etkilerinden korkup ağa yaşasın çocuğumuz iyileşti diye bir iki gün içinde ilacı kesebiliyor bazen aileler. Biz bunu hiç arzu etmiyoruz. Demin söylediğimiz örnekte olduğu gibi evimizi temizlerken yarı temizlik oldu yarısı pis kaldı. Kirli taraftaki tozları temiz tarafa taşıdık.
Dolayısıyla temizliğimiz hiçbir şeye yaramadı. Tekrar temizlemeye başladık. Ama bu arada hastalık açısından düşündüğümüzde bazı mikropları öldürdük verdiğimiz ilaçla ama bazı mikropları öldüremedik. Öldüremediğimiz mikroplar aslında güçlü mikroplar. Yani o antibiyotiği kullandığı zaman kendini savunabilen mikroplar.
Ve onların çoğalmasına izin veriyoruz antibiyotiği kestiğimiz zaman. Halbuki tam doktorun önerdiği süre içinde mesela 5 günse, 7 günse, 10 günse veya 15 gün kullandığımız durumlar olabiliyor. O kadar uzun süre kullanılması önerildiği süre içinde kullanılırsa mikropların tamamını temizlemiş oluyoruz. Dolayısıyla hastalıklara karşı direnç geliştirmemiş oluyoruz. Mikroplara karşı direnç geliştirmemiş oluyoruz.
Bizim toplumumuzda antibiyotik direnci çok yaygın maalesef. Bu nedenle antibiyotiğe başladım, iyileşti, kestim. Aman yan etkileri olmasın. Halbuki hastalıklar bu şekilde daha fazla çoğalıyorlar. Bir önce kullandığımız ilaçtan yarar görmeyecek kadar dirençli mikropların üremesine izin vermiş oluyoruz.
Ve doğal olarak biz hastalığın ilerlemesine katkıda bulunmuş oluyoruz. Onun için aman çok rica ediyoruz ailelerden. Kesinlikle kendi istekleri doğrultusunda komşularının, yakınlarının veya daha önceki kullandığı ilaçları çocuklarına kendi istekleriyle başlamasınlar. Kendileri yan etkilerinden kaygı duyup kesmesinler. Yan etkisi ortaya çıkarsa bir an önce tedaviyi başlayan doktora danışsınlar.
Gerekiyorsa arkadaşımız uygun bir ilaçla değiştirebilir tedaviyi. Veyahut da ek bir ilaçla yan etkilerinden çocuğumuzu koruyabiliriz. Ama kesin ve kesin ailelerden ricamız ilacı kendi başlarına başlayıp kendi arzularıyla kesmemeleri. Bunun sonucunda olayışabilecek problemler ailelerin hiçbir ailenin, hiçbir kişinin taşıyamayacağı kadar büyük bir sorumluluk. Böyle bir sorumluluğu almalarına hiç kıyamayız ailelerin.
Onun için biz onların yanındayız ve arkalarındayız. Ne zaman arzu ederlerse biz sağlık çalışanlarına danışabilirler. Ve sağlık çalışanların önerdiği doğrultuda ilaçları başlayıp kesebilirler. Peki bir husus daha. Lütfen.
Maalesef istemesek de antibiyotik kullanımında doz atlamaları yapabiliyoruz. Bu konuda önerileriniz neler olabilir? Bazı... Telafisi olmadığı söyleniyor ama gerçekten öyle midir? Sizin baştan yeniden mi başlamak lazım?
Bazı durumlarda yeniden başlamak gerekebiliyor. Ama doğrusunu isterseniz bunlar çok büyük araştırmalarının sonucunda, çok ciddi bilim adamlarının, çok ciddi çalışmalarının sonucunda bir ilacın etkileri, yan etkileri araştırılmış. Öncelikle hayvan deneyleri yapılmış. Hayvan deneylerinden iyi sonuçlar alınınca, başarılı sonuçlar alınınca belli koşullarda insanlara denenmiş. Ve bunun sonucunda büyük bir bilimsel çalışmanın ürünü olan bu ilaçların kullanılması ve dozlarına sadık kalınması hepimizin arzu ettiği şeyler.
Ama bunlar da ufak tefek atlamalar olduğu zaman da o kadar hayati önemi olmayabilir. Doz ayarlamaları mutlaka sağlık çalışanları tarafından yapılmalıdır. Çünkü bir çocuğumuzun altta yatan başka bir problemi olabilir. Örneğin bir böbrek hastalığı, örneğin bir kalp hastalığı, örneğin bir diş problemi, örneğin bir beyin hastaları olmuş olabilir. O tür durumlarda hangi ilaca başlanacağı dediğimiz gibi büyük bilimsel çalışmaların sonucunda ve hangi dozda başlanacağı büyük bilimsel çalışmaların sonucunda belirlenmiştir.
O dozlara ve o saatlere sadık kalınması arzu edilir. Ama atlandığı durumlarda da gene doktoruna danışmakta yarar var ne yapılacağı birlikte planlanması için. Çok teşekkür ederiz Sayın Çakmak. Biz de size teşekkür ederiz. Peki şunun altını bir kere daha çizebiliriz.
Dediniz ki hastalık yoktur, hasta vardır. Dolayısıyla hekimlerimiz hastaya göre ilaç tedavisi uygulamaktadır. Lütfen buna dikkat edelim diyelim dinleyicilerimize ve Allah'a ısmarladık diyelim. Soylum yolla enfeksiyonları çalışmaya devam edeceğiz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneğimizle birlikte yol aldığımız programımızda bir nebze olsun ışık tutabildiysek hayatınızda ne mutlu bize diyoruz.
Programımızda noktalarken esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Hoşçakalınız. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.