Gebelikte Diyabet
Gebelikte Diyabet
Gebelikte Diyabet
Gebelik diyabetinin ne olduğunu, yaklaşık her 10 gebeden birinde görülebildiğini ve annenin kan şekerinin bebeğin gelişimini nasıl etkilediğini anlatıyorum. Düzenli beslenme ve hareketin gebelik diyabetini önlemedeki rolüne değiniyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Her çocuğun tek bir annesi babası var; bu yüzden çocuklarımızın sağlığı kadar, hatta bazen ondan daha önemlisi anne babanın sağlığı. Annenin şeker hastası olup olmadığını bilmek bu yüzden çok önemli. Eğer anne hamile kalmadan önce şeker hastasıysa ya da ailede insülin kullanmayı gerektiren bir şeker hastalığı varsa, hamile kalmadan önce açlık ve tokluk kan şekerlerinin çalışılmasını öneriyorum.
Gebelik diyabeti nedir
Daha sık görülen durum, gebelik sürecinde ortaya çıkan gebelik diyabeti. Bu tablo genellikle gebeliğin ikinci yarısında, dördüncü aydan sonra ortaya çıkıyor ve yaklaşık her 10 gebeden birinde fark edilebiliyor. Neden önemli? Çünkü hem annenin hem bebeğin sağlığını etkiliyor. Anne çok hızlı kilo alabiliyor; bu yüzden hızlı kilo almasını istemiyoruz. Ani kan şekeri oynamaları bebeğin beyin ve beden gelişimini, ileride de zeka gelişimini etkileyebiliyor.
Eğer ailede diyabete yatkınlık ya da insülin kullanan bir yakın varsa, anne adayının bunu doktoruna hamile kalmadan önce bildirmesini öneriyorum; böylece gebelik süresince beslenme alışkanlıkları gözden geçiriliyor, kilo artışı kontrol altında tutuluyor ve gebelikte diyabet sorunu büyük ölçüde engellenebiliyor.
Düzenli beslenme ve hareketin önemi
Hamile bir hanımın çift canlı olduğu doğru, ama bu "aman çok yesin" anlamına gelmiyor. Sabah, öğle, akşam ana öğünlerini düzenli saatlerde almasını, mutlaka ara öğün de eklemesini öneriyorum. Un, şeker ve tuzdan oluşan üç beyazı gözden geçirmek, sebze ağırlıklı beslenmek gerekiyor. Bu kural sadece şeker hastalığına yatkın anneler için değil, bütün hamile hanımlar için geçerli.
Halk arasında "çift canlısın, otur yorulma" diye bir inanç var ama bu doğru değil; hareketsizlik dolaşım problemlerini beraberinde getiriyor, bebeğin beslenmesini bozuyor. Hamile hanımın günlük yürüyüşler yapması, ağır kaldırmadan ama düzenli hareket etmesi öneriliyor.
Kontrolsüz şekerin bebeğe etkisi
Annenin kan şekeri düzensiz seyrettiğinde bebek de kendi kan şekerini düzenlemeye çalışırken aynı zamanda annenin şekerini de üzerine almaya çalışıyor. Bu aşırı çalışma sırasında bebek normalden daha iri doğabiliyor; halk arasında "tosuncuk bebek" denilen bu bebekler genellikle gebelikte şeker problemi yaşayan annelerin bebekleri oluyor. İrilik, bebeğin yağ dokusunu artırıyor ve bu da ileride obezite riskini yükseltiyor; doğum da genellikle normal olmuyor, çoğunlukla sezaryene gidiliyor.
Ayrıca yüksek kan şekeri bebekte kalp hastalıklarına, zihinsel gelişim gerilemesine yol açabiliyor; kan dolaşımının akışkanlığı bozulduğu için dokular yeterince beslenemiyor. Doğumdan sonraki ilk beş saat de kritik bir dönem; bebeğin anneyle bağlantısı koptuğu için kan şekerinde ani düşüşler görülebiliyor. Bu düşüş çok ciddi boyutlara ulaşırsa bebekte havale görülebiliyor; bu yüzden gerekirse serum ya da ilaç tedavisiyle bebeğin kan şekeri hızla düzenleniyor.
Bütün bunların önüne geçmenin yolu, annenin gebelik döneminde kan şekerinin düzenli takip edilmesinden, dengeli beslenmesinden ve hareketli kalmasından geçiyor. Eğer bir hanımın ailesinde diyabete yatkınlık varsa, doktoruna bunu bildirmesini ve gebelik süresince yakın takip edilmesini öneriyorum.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, sizde en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği ile birlikte yol aldığımız programımızda merak ettiklerinizi biz soruyoruz. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız, Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak cevaplıyor.
Haftanın soru ve cevaplarıyla Sağlıklı Bebekler İçin El Ele başlıyor. Sayın Çakmak, hoş geldiniz. Merhabalar, nasılsınız Ayşe Hanım? Çok teşekkür ediyorum. Siz de iyisiniz Umarım. Çok teşekkür ederim. Ben de gayet iyiyim. Umarım bütün aileler ve çocuklarımız da iyilerdir.
Umarız bu güzel dileklerimizle başlayalım. Nereden başlayalım? Gebelikten bahsediyorduk. Anneliğin ilk aşamalarından bahsediyorduk. Şimdi çok önemli bir hususa dikkat çekmiştiniz.
Diabet. Sadece gebelik süresince bu yaşanabiliyor. Gebelikten sonra gidebiliyor. Ama bebeğe, anne kaynadaki bebeğe... Diabetik bir anım gebek alabiliyor.
Hepsi olabilir. Evet. Ama sonuçta bebek bir şekilde bunlardan etkilenebiliyor. Tabii. Önce annelerde ne gibi değişiklikler oluyor?
Annelere ne gibi zorluklar çıkartabiliyor bu? Nasıl tedavi edilmesi ya da nasıl kontrol altına alınması gerekiyor? Bebeğe etkileri neler? Bu programımızı bunlara ayırdık. Sözü hemen size bırakıyorum.
Öncelikle her zaman söylüyoruz. Her çocuğun bir tek annesi babası var. O nedenle çocuklarımızın sağlığı kadar ve hatta bazen ondan daha önemlisi anne babanın sağlığı. Anne baba sağlıklı oldukça çocuğuna da daha sağlıklı olma şansını ve mutlu olma şansını verebiliyoruz. Bu nedenle annenin şeker hastası olup olmadığını bilmek çok önemli.
Eğer anne hamile kalmadan önce şeker hastasıysa veyahut da ailede şeker hastalığına yatkınlık varsa o zaman yani insülin kullanmayı gerektiren bir şeker hastalığı varsa anne adayının yakınlarında anneyi bu yönden değerlendirmek, annenin açlık ve tokluk kan şekerlerinin çalışılması hamile kalmadan önce ve annenin gerekiyorsa ileri testlerini yapılarak şeker hastalığına yatkının olup olmadığını bilmekte yarar var. Ancak daha sık görülen annelerin gebelik sürecinde şeker hastalığı, gebelik diyabeti denilen tablonun gelişiyor olması.
Bu tablo genellikle gebeliğin ikinci yarısında ortaya çıkıyor. Yani dördüncü aylardan sonra takip edilmesi daha dikkatli olunması gereken bir durum. Ve sıklık olarak da hemen hemen 10 gebeden birinde gebeliğe bağlı diyabet fark edilebiliyor. Bunun fark ediliyor olması neden çok önemli? Sizin de çok güzel vurguladığınız gibi annenin sağlığı açısından ve bebeğin sağlığı açısından.
Annenin sağlığını nasıl etkiliyor? Bir defa anne çok hızlı kilo alabiliyor. O nedenle annenin hızlı kilo almasını istemiyoruz. Veyahut da hızlı kilo alan annelerde tam tersi hani yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan gibi biraz karışık bir olay. Çok hızlı kilo alan bir annenin gebelik diyabetine bir yatkınlığı söz konusu olabilir.
O zaman annenin hemen diyetinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Hem kan şekerinin takip edilmesi hem de diyetinin gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü annenin çok aç olması da arzu edilen bir şey değil ki gebelik diyabetinde olabilecek bir şey. Aynı zamanda yani ani kan şekeri oynamaları sonuç olarak görülebiliyor. Ve ani kan şekeri oynamaları bebeğin beyin gelişimi, beden gelişimini ve ileriki dönemde de zeka gelişimini etkilediği için arzu edilen şeyler değil.
Onun için mutlaka yakın takip gerekiyor. Onun için eğer bir hanımın ailesinde diyabete yatkınlık varsa veya insünün kullanan bir şeker hastası yakını varsa o yönden doktorlarına uyarmasında yarar var ki benim akrabalarımda şöyle bir olay var insünün kullanan şeker hastalığı var o nedenle beni o yönden değerlendirir misiniz diye. Anne adayı daha hamile kalmadan önce bunu bildirir doktoruna ve o yönden takibe alınırsa kendisinin de gebelik süresince beslenme alışkanlıkları gözden geçirilir.
Ve anne iyi beslenmesi sağlanarak, kilo artışı kontrol altında tutularak annenin gebelikte diyabet sorunu yaşaması engellenebilir. En önemli nokta zaten bizim hep sizinle konuştuğumuz şey sağlığı korumaktan geçiyor. Çünkü dünya bunu öneriyor. Çünkü hem anne sağlığı açısından hem bebeğin sağlığı açısından hem aile sağlığı açısından en sağlıklı en güvenilir olan yol annenin ve bebeğin sağlığını daha hastalık ortaya çıkmadan koruyabiliyor olmak.
Eğer şekere yatkınlık biliniyorsa o araştırılıyor. Anneye uygun diyet veriliyor. Uygun beslenme programları düzenleniyor. Annenin aşırı kilo artışı engelleniyor. Ve aktivitesi artırılıyor.
En önemlilerinden bir tanesi annenin daha fazla hareket etmesi arzu ediliyor gebelik sürecinde. Çünkü hal arasında bir inanç var. Ay sen hamilesin. Aman çift can taşıyorsun. Aman otur sen yorulma.
Öyle bir şey yok. Belki bazı hareketleri yaparken dikkatli olması gerekiyor. O kesin. Ama hareket etmeyecek diye bir kural yok. Çünkü en tehlikeli hastalıklardan bir tanesi hareketsizlik.
Hareketsizlik beraberinde dolaşım problemlerini getiriyor. Yani kan dolaşımı bozuluyor. Dolayısıyla bebeğin beslenmesi bozuluyor. Annenin kan damarlarında bazı varis gibi değişiklikler olabiliyor. Bu nedenle annenin hareket etmesi gebelik sürecinde arzu ettiğimiz bir şey.
Aynı zamanda annenin beslenmesi arzu ettiğimiz bir şey. Ama çift canlısın. Aman hadi biraz daha ye. Doğru değil. Onun için aman çevreden de çok rica ediyoruz.
Sen çift canlısın. Çok güzel beslenmelisin. Yaklaşımdan hamile hanımı uzak tutalım. Sen iyi beslenmelisini destekleyelim. Zamanında beslenmelisin.
Sabah kahvaltını. Sabah 8'de mi kahvaltı alıyor? Her sabah 8'de kahvaltı almasını sağlamamız lazım. 12'de mi öğle yemeği yiyor? 12'de öğle yemeği yemesini sağlamamız lazım.
7'de mi akşam yemeği yiyor? O zaman 8'de 12'de 7'de yemeklerini, ana öğünlerini yiyecek. Ama mutlaka ara öğün alacak. Hamile bütün hanımlar ister şeker hastalığına yatkınlığı olsun. İster yatkınlığı olmasın.
Mutlaka her hamilenin düzenli beslenmesi lazım. Ve dengeli beslenmesi lazım. Mutlaka sebzesini yiyecek. Tuzdan kaçacak. Hani o şu 3 beyaz, klasik 3 beyaz.
Ve unumuzu, şekerimizi, tuzumuzu beslenirken gözden geçireceğiz. Bu alışkanlıklar ama bu herkes için. Hamile hanımlar için de, hamilelerin yakınları için de. Doğumdan sonra da herkesin bu alışkanlıklarını gözden geçirmesi lazım ki. Bebeğin bir tane annesi var, bir tane babası var.
Annesiyle babasıyla sağlıklı ve mutlu yaşasın. Çünkü çocuğun temel ihtiyacı, bir yeni doğanın temel ihtiyacı, ailesiyle birlikte güzel bir ortamda bulunmasıdır. Bunun için demek ki anne ister şeker hastalığına yatkınlığı olsun, ister olmasın düzenli beslenecek.
Dengeli beslenecek. Hem öğünlerini zamanında alacak, hem de ara öğünleri alacak. Ve bu ara öğünlerini, ve mutlaka hareketine devam edecek ki, bedenine aldığı gıdaları yaksın, tüketsin. Ve dolayısıyla bebeğine sindirilmiş olarak kanıyla,
hazır bir şekilde gıdayı verebilsin. Bunları verebilmesi için de, iyi bir şekilde uygulayacak bütün bunları. Ama ilave olarak eğer şeker hastalığına yatkınlığı varsa, aşırı kilo almaktan kaçacak.
Onun için mutlaka daha özenli gösterecek beslenmesini. Ve hareket etmeye. Neden bu çok önemli? Neden ısrarlı aman şeker hastası oluyorsa çok önemli diyoruz. Neden?
Çünkü kendi bedenini kurtarırken anne, kendi kan şekerini üzerine sokarken, bebek de bir taraftan kendi kan şekerini üzerine sokmaya çalışıyor. Aynı zamanda annesinin kan şekerini üzerine sokmaya çalışıyor. Ve bu sırada bebeğin bedeni çok fazla çalışmaya başlıyor.
Ve bu aşırı çalışma sırasında, bebekler normalde beklediğimizden daha iri oluyor. Şu halk arasında tosuncuk diye bilinen bebekler, genellikle bebeklik döneminde şeker problemi yaşayan annelerin bebekleri. Ama eğer anne iyi beslenmişse,
işte bu tosuncuk bebek doğmuyor. O irilik ne yapıyor? Bebeğin yağ dokusunu çok artırıyor. Bebeğin yağ dokusu çok arttıkça ne oluyor? İleriki yaşlarında obeste problemleri,
bir defa doğumu normal olmuyor. Yani doğumun normal olmadığı için, genellikle bu bebekler sezeryana gidiyor. Ama eğer sezeryan şansı yakalayamamışsa bu aile, o zaman bebeklerin doğumu hem anne açısından,
anneni sağlarsın, hem bebeğin sağlarsın, bebeğin sağlarsından çok ciddi sıkıntı yaşatabiliyor. Ciddi hasar, beyin hasarı olabiliyor.
Aynı zamanda, kanda dolaşan bazı hormonlar nedeniyle, bebeğin kanında da aynı hormonal düzensizlik görüldüğü için, bebeğin beyin gelişimi de iyi olmayabiliyor. Yani,
bebeğin zihinsel gelişiminde bozulmuş oluyor. Gene kan şekerinin yüksek olması, bebeğin kan şekerini de yükselteceği için, bebeğin bazı damar hastalıklarına, kalp hastalıklarıyla doğmasına neden oluyor.
Düşünebiliyor musunuz? Bir bebek, annenin iyi diyet kontrolü olmaması, yani beslenmesinin düzensiz olması, ve sonuçta şeker problemlerinin ortaya çıkması nedeniyle,
doğuştan kalp hastası olabiliyor, doğuştan iri oluyor, doğuştan zihinsel problemlere yatkınlık, zeka özürlüğüne yatkınlık oluşturuyor. Gene bebeğin kan şekerinin yüksek olması nedeniyle,
dolaşımın akışkanlığı bozulduğu için, yeterince oksijenlenemiyor dokular, ve o nedenle de yeterince beslenemiyor. Yani aslında iri bir bebek olmasına karşı, sağlıklı bir bebek olmuyor.
Ama ne kadar güzel toplu toplu bebek diye, bakınca hoşa gitse bile, sağlığı açısından hiç de güvenli bir ortam değil, bebeğin açısından. Bebekken güzel gibi görünüyor ama,
yaş ilerledikçe bunun ergenlik dönemi var, delikanlılık dönemi var. İşte o zaman da çocuğumuza çare bulmak için, çırpınıp duruyoruz. Hem de nasıl,
hem de nasıl. Onun yanı sıra, bebek doğduktan sonra, özellikle birinci saatte, beşinci saat arasında,
bebeğin anneyle artık bağlantısı koptuğu için, kan şekerinde oynamalar başlıyor Ayşen'cim. Ve en çok korktuğumuz şey, bebeğin kan şekeri düşüşe geçiyor. Annesinden geçen hormonal denge bozulmuş,
bebeğin zaten çok da sağlıklı bir bedenle doğmamış, o nedenle kan şekerinde ani bir düşüşler görülüyor. Çok tehlikeli demiştiniz. En tehlikeli, insan sağlığının en,
yani dünyada en yaygın, en sık görülen sorunlardan bir tanesi açlık. Açlık ne demek? Kan şekerinin düşüklüğü demek. Kan şekerinin düşüklüğü ne yapıyor?
Beyin gelişimini bozuyor her şeyden önce. Bütün organların bozulmasına yol açabiliyor ama, ondan daha önemlisi, kan şekeri, beynimiz devamlı kan şekerini taze istediği için,
devamlı hazır istediği için, beyin gelişimini çok önemli oranda etkiliyor. Gene kalp kaslarımız, kan şekerinin düzenli olmasını istediği için, kalp kasının iyi kasılmamasına ve dolayısıyla kalp problemlerini gene beraberinde sürükleyebiliyor.
Ve hiç arzu edilmeyen, maalesef yeni doğan döneminde, yani yeni doğan bile diyemeyeceğiz, ilk gününde, ilk beş saat içinde,
bebekte eğer kan şekeri o kadar ciddi boyutlara düşürebiliyor ki, bebek havale geçirebiliyor. Hem de nasıl ciddi bir sorun. Bunların olmaması için zaten, annenin kan şekerinin gebelik dönemindeki düzenli takibi çok önemli.
Eğer her şeye rağmen, bebek annenin kan şekeri düzensiz olarak seyrettiyse, ne yaptıysak anneye çok fazla, yani ilaç bazen ilaç desteği gerekebiliyor. Annenin kan şekerini düzenlemek için,
sade beslenmeyle kontrol edilemeyebiliyor. Eğer ona rağmen kan şekerinde düşüşler görülüyorsa, bebeğin kan şekerinin hızlı bir şekilde, doktor kontrolüne yükseltilmesi gerekiyor. Bunun için de hatta damardan tedavi gerekebiliyor.
Serum tedavisi gerekebiliyor, ilaç tedavisi gerekebiliyor. Bu nedenlerledir ki, mutlaka ve mutlaka kan şekerinin düzenli olması, gebelik döneminde annenin diyetine özen göstermesi,
aynı zamanda hareket etmesine çok özen göstermesi, ve bunun da ailedeki yakınlar tarafından, babaanneler mi olur, anneanneler mi olur, eşi mi olur, kimse, her öğünde annenin mutlaka hareket etmesini sağlanması
ve aldığı gıdaları iyi bir şekilde, kanında şekerini düzenlere sokacak şekilde sindirmesini istiyoruz. Tabii hareket derken şunu da vurgulayalım isterseniz Sayın Çakmak. Tabii ki normal insanın yaptığı hareketleri yapmayacağız. Ağır kaldırmak, ağır şeyleri itmek ya da çok fazla aldırmak gibi şeyler,
ardılmak gibi şeyler değil ama, basit günlük rutin hayatını gerektirdiği işleri, Kısa yürüyüşler, tabii kısa yürüyüşler, dediğiniz gibi evdeki küçük ev işleri, ama kendimizi yormadan,
ama mutlaka en azından güzel yürüyüşler yapmasını arzu ediyoruz. Hani çok, belki karlı buzlu havalarda değil ama, bundan sonra havalar güzelleşiyor, ilkbahar geliyor, bundan sonra bol bol anne adaylarının ve baba adaylarının,
güzel güzel yürüyüşler yapmalarını, hatta evde başka çocukları varsa, onları da beraber götürmelerini öneriyoruz ki, çocuklarımız da yürüme alışkanlığını kazansın. Çünkü, düşünebiliyor musunuz,
ben soruyorum mesela, ailelere ne kadar yürüyoruz? Bazen de kendi kendime soruyorum. Bakıyorum sadece arabaya kadar yürüyoruz, arabadan evimize, evimizden arabamıza,
ama onun dışında yürüme alışkanlığımızı giderek kaybediyoruz. Onun için, mümkün olduğu kadar yürüyüş alışkanlıklarının ve spor etkinliklerinin çoğaltılmasına yarar var. Sizin bahsettiğiniz o ileri yaşlardaki,
obeste sorunlarının temel nedenlerinden biri, daima çocuklarımızın servislerden okullara, okullardan servisten tekrar eve getirilmesi, ama bu arada, hafta sonu herhangi bir spor etkinliğine katılma,
alışkanlığının kazandırılmaması, veya aile içinde yürüme alışkanlıklarının, giderek unutuluyor olması, gibi alışkanlıklar, maalesef obesteye yatkınlığı oluşturuyor.
Üstelik de artık hepimiz neredeyse masa başı işleri yapıyoruz, hepimiz televizyonun karşısında bir şeyler atıştırmaktan hoşlanır hale geldik. Özellikle çocuklarımızın elindeki bu bilgisayarlar ve cep telefonları, maalesef onları giderek daha az iletişim içine sokan, daha az arkadaşlarla oynar hale getiren boyutlara ulaştığı,
hepimiz için çok üzücü, bu alışkanlıkların daha hamilelikten itibaren kazandırılması için de, mutlaka anne baba adaylarının yürüyüşe davet ediyoruz. Hem kendi sağlıkları açısından, hem çocukları açısından.
Tabii şimdi tedavi merkezleri açıldı Sayın Çakmak, mutlaka siz daha yakından biliyorsunuzdur bu konuyu. Teknoloji bağımlısı, çocuklarımız var 3 yaşında, şaşılacak şey diyoruz ama aslında şaşırmamak gerekiyor.
İşte dediğiniz gibi, biz bir takım alışkanlıkları çocuğumuza yaşayarak vermediğimizden dolayı, o açığı belki de çocuklar, o tabletlerde, işte bilgisayar oyunlarında kapatma çabası içerisinde oluyorlar.
Şimdi ikinci bir çocuk varsa şayet, belki de anne hamileyken, aman yorulma, aman üzülme, aman onu yapma,
bunu yapma deyip, böyle sanki fanusa koymuş gibi koruma altına alıp bir kenara koyduğunuz zaman, diğer çocuk bundan sanıyorum çok fazla etkilenecektir. Halbuki o hamilelik aşamasında, o çocuğu da katmak,
katmak derken, sorumluluk anlamında değil asla yanlış anlaşılmasın. Onun varlığından haberdar etmek, onunla ilgili güzel paylaşımlarda bulunmak sanıyorum, o çocuğu da hazırlayacaktır.
İkinci bir bebeğin eve gelmesiyle alakalı. Çevremde gözlediğim kadarıyla, çok ciddi sorunlar yaşıyor. İlk bebekler, ilk çocuklar.
Ben unutuluyor muyum? Annem babam beni bir kenara mı atacak acaba diye, ciddi psikolojik sorunlar meydana gelebiliyor. Çok haklısınız. Onun için de şunları öneriyoruz Ayşe Hanımcığım.
Çocuğumuzla sohbet edeceğiz. Ama o tabii en başından değil yani hamilelik. Çünkü hamilelik başlı başına bir risk faktörü. Ve her hamileliğin nasıl seyredeceğini ancak yaşadıkça görebiliyoruz. O nedenle de ilk üç ayda bir defa mümkünse çocuğumuzun haberi olmamasını istiyoruz.
Çünkü bir çocuk için dokuz ay çok uzun bir süre. Yani devamlı dokuz ay yatıp kalkıp çocuk her gün çocuk bir kardeş bekleyecek. Tabii unutmayacağım bir sözünüz var. Çocuklar her şeyi dev aynasında görüyorlar. Evet.
Ve bu dokuz ay bitmek bilmiyor evdeki büyük çocuğumuz için. Hele hele bir de hamileliğin ilk aylarında bebek kaybedilirse, birinci çocuğu boşuna heyecanlandırmaya, evdeki diğer çocukları boşuna heyecanlandırmaya gerek yok. Öbür taraftan diyelim ki kaybedilmiyor.
Ama gene de çocuk için çok uzun bir süreç bu ilk üç ay. O dönemde mümkünse hiç kimsenin haberinin olmamasında yarar var. Sadece anne baba bilsin. Ve söyleneceği zaman da ilk olarak öbür kardeşe söylensin. Anne baba kardeşe söylesinler.
İşte bak sen doğmadan önce biz böyleydik. Hani bebeğimizle ilgili fotoğrafların gösterilmesi. Bak sen de benim karnımda büyüdün hamilelik resimlerinin gösterilmesi. Ondan sonra bak biz seninle hastaneye gitmiştik. Doktor amca, doktor teyze bize yardım etti.
Ve seni bizim elimize verdi gibi. Küçük çocuklarımızın anlayabileceği ikişer üçer kelimelik, ikişer üçer cümle halinde çocuklarımızla konuşarak yavaş yavaş anlatılıp mutlaka hazırlanması lazım. Ama dediğim gibi kesinlikle ilk üç ayda
hatta mümkünse annenin karnı belirginleşip başkaları anlayana kadar hiç kimsenin haberinin olmamasında yarar var. Gerçekten de bebekler ve çocuklar bahsettiğiniz gibi olayları hep dev aynasında görüyorlar.
Ve eğer o bebek kaybediliyorsa bir şekilde bütün gebeliklerin kaybedilme ihtimali var. Ve herhangi bir nedenle bu gebelik sonlanırsa o zaman çocuklar çok büyük suçluluk duyuyorlar. Acaba ben kardeşimi kıskandım da onun için mi kardeşimi kaybettik? Veyahut da daha da enteresan olarak
annesi ve babasıyla ilgili bir sorun mu oldu da acaba o nedenle kardeş kaybedildi? gibi onların doğaüstü güçleri olduğuna inip hem kendilerinin hem ailelerinin olayları değişik yorumluyorlar. Ve aile içinde gereksiz bir sorun yaşanmış oluyor.
Onun için en iyisi sorun yaratmadan ilk üç ayı kendi içimizde halledip ondan sonra çocuğumuzun anlayacağı dille onun kardeşi olacağını anlatmakta. ve tıpkı ona yaptıklarımızı
kardeşine de yaptığımızı göstermek için albümleri karıştırmakta onunla ilgili doğum olaylarını anlatmakta yarar var. Ayrıca hastaneye gidildiğinde de çocuklarımızın, büyük çocuklarımızın
fotoğraflarının annenin başucunda bulundurulmasını öneriyoruz ki çocuk orada kendini yalnız hissetmesin. Aa annem beni evde bıraktı ama bak beni fotoğrafımı yanında götürmüş gibi
o başucunda bir fotoğrafı bulunsun istiyoruz. Gene çocuğumuzun hastaneye eğer getirilme izni varsa hastaneden o izin alındığında da ilk olarak babasının kucağında
anneyle kardeşin yanında gelmesini ve mümkünse anneyle bebeğin doğan bebeğin yalnız olması babayla evdeki kardeşin veya kardeşlerin birlikte gelmesini
dolayısıyla ben ailenin bir parçasıyım bak ilk defa benim haberim oluyor. Kardeşimi ilk bana gösteriyor gururunu ve mutluluğunu yaşanmasını istiyoruz. Ailelerden bunu rica ediyoruz.
Bu haftalık programımızın sonuna geldik. Çok güzel bir tablo çizdiniz. Çok çok teşekkür ediyoruz Sayın Çakmak. Değerli anne ve babalar Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği ile
birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir nesil yetiştirme konusunda yol gösterici olmaya çalışıyoruz. Derneğimiz adına çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız
doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak yine merak edilenleri cevapla da önümüzdeki hafta kaldığımız yerden devam edeceğiz. Görüşünceye dek esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Hoşçakalınız.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.