5 Yaş Altı Ölümler_BM-2
5 Yaş Altı Ölümler_BM-2
5 Yaş Altı Ölümler_BM-2
Birleşmiş Milletler'in 5 yaş altı çocuk ölümleri raporuna devam ederek ülkemizin bu alandaki başarısını, yeni doğan işitme testini ve topuk kanı taramasının neden erken teşhis için hayati olduğunu anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Geçen programımızda Birleşmiş Milletler'in 5 yaş altı çocuk ölümlerinin azaltılmasına dair bildirisine değinmiştik. Ülkemiz bu konuda OECD ülkeleri arasında ikinci sırada; bebek ve çocuk ölümlerini azaltma konusunda büyük bir başarı elde ettik. Buna rağmen dünyada doğan çocukların 7 milyonu ne yazık ki 5 yaşın altında kaybediliyor. Bunun üzücü ama bir o kadar da umut veren tarafı şu: bu kayıpların yaklaşık 850 bin kadarı önlenebilir nedenlerle yaşanıyor. Bebeği anne sütüyle beslemek, hamilelik döneminde anneye iyi bir bakım vermek, doğumun gerektiğinde teşekküllü bir hastanede yapılabilmesi, doğumdan sonra bebeğin ailesiyle birlikte iyi bakım alması ve nüfus cüzdanının çıkarılması gibi basit ama kararlı adımlarla bu kayıpların önemli bir kısmını önleyebiliyoruz.
Neden Bu Kadar Yol Katettik
Bir söz vardır: eğitim pahalıdır ama cehalet çok daha pahalıdır. Bilim ve teknolojiyi doğru kullanmak, sağlık hizmetlerinin herkese ulaşabilmesi için ucuz olması ve ailelerin bu testleri kabul edebilmesi gerekiyor. Bunun en somut örneği yeni doğan işitme testi. Bebek doğduktan sonra genelde beşinci gün civarında bir kez daha hastaneye götürülüp işitme testi yapılıyor; bu bebeğin ne canını yakıyor ne başka bir soruna yol açıyor. İşitme problemi erken teşhis edilirse tedaviye erken başlanıyor, bu da çocuğun konuşmasını, okul başarısını ve arkadaşlarıyla sosyal ortamda bulunmasını doğrudan etkiliyor. Erken tanı hayatı kurtarmakla kalmıyor, hayatın kalitesini de belirliyor.
Topuk Kanı Taraması Neden Bu Kadar Önemli
Doğumda bebeğin topuğundan kan alınıyor, bu bebeğin canını yakıyor ve pek çok ailenin hafızasında kalan bir anı. Ama bu küçük acının karşılığında bebeğin beyin hasarı yapabilecek bazı hastalıklarının olup olmadığını öğreniyoruz; bu hastalıklar ne kadar erken teşhis edilirse beyin hasarı da o kadar az, hatta hiç olmuyor. Sonuç şüpheli çıkarsa beşinci günde bir kez daha kan alınması isteniyor; bu ailenin yüreğini hoplatsa da lütfen bu çağrıdan kaçmayalım, çünkü korkunun hiçbir faydası yok. Bir şey varsa erken yakalamak, bir şey yoksa gönül rahatlığıyla büyütmek için bu test yapılıyor.
Bu testlerin kolay uygulanabilir ve ucuz olması gerekiyor ki ülkemizde yılda doğan bir buçuk milyon bebeğin her birine ulaşabilsin. Aileler için de önemli bir güvence var: topuk testiyle taranan hastalıklardan biri çıkarsa tedavisi, gerekiyorsa özel maması Sağlık Bakanlığı tarafından karşılanıyor, aileden ek bir katkı istenmiyor. Bunun için her çocuğun nüfus cüzdanının çıkarılmış ve ailesinin sağlık güvencesinin olması gerekiyor. Bir çocuğun ailesine sağlıklı olarak teslim edilmesi ve sağlığının sürdürülmesi konusunda güvence vermek, hem sağlık çalışanları hem toplum olarak hepimizin üstlendiği kutsal bir görev.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızdan merhaba diyoruz bu haftada. Siz de en kıymetliğimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız bu hayali gerçekleştirmek üzere buradayız. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği adına çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak bu haftada bizlerle birlikte.
Sayın Çakmak hoş geldiniz. Merhaba nasılsınız Ayşen? Teşekkür ediyorum siz de iyisiniz umarım. Çok iyiyim teşekkür ederim sizinle olmak çok güzel umarım bütün anneler babalar da iyidir. İnşallah diyelim.
Çocuklarıyla beraber sıcacık mutlu yaşıyorlardır. Umarım yuvalarında huzur sağlık içindedirler. Şimdi biz zaten sağlığımız açısından daha sağlıklı nasıl olabiliriz dolayısıyla nasıl daha huzurlu ve mutlu olabiliriz? Bu amaçla yola çıktık birlikte. Doğru.
Bunun üzerine konuşmaya fikir almaya çalışıyoruz sizden bilgilenmeye çalışıyoruz. Tabii bilgilerimizi ne kadar uygularsak o denli bu her şey yolunda gidecek anlamında. Niye yapıyoruz bunu? Daha kaliteli bir yaşam sürebilmek adına. Doğru.
Doğru. Doğru. Geçtiğimiz program Birleşmiş Milletler'in bir bildirisine kulak vermiştik. 5 yaş 6 ölümlerin azaltılması için neler yapılıyor? Ülkemizde de daha yapılacak şeyimiz var.
Çünkü dünya sıralamasında Türkiye'nin ikinci olduğunu söylediniz. Çok büyük bir başarı yani. Neden? Bebeklerin kayıbı konusunda çok büyük başarı elde ederek bebek ölümleri 5 yaş 6 çocuk ölümlerinin çok azaltıldığı OECD ülkelerinin ikinci sırasında yararlılıyor. Çok büyük bir başarı bu.
Bizim için çok sevindirici ama gönül istiyor ki onlar da olmasın. O kadar da kaybımız olmasın. Çünkü her insan en iyiye layık sağlıklı yaşamaya, sağlıklı bir ailesinin olmasına, annesiyle babasıyla sıcacık bir yuvada oturmak her çocuğun hakkı ve sağlıklı çocuklarla yaşamak da her anne babanın hakkı. Peki bilgilerimizi tazelemek adına 1970'li yıllardan bahsetmiştiniz sevgili hocam. 2015 yılına geldik.
O zamandan bu zamana nerelerde biz yol katettik? Neler oldu da bu denli bir azalma söz konusu oldu? Burada tabii ki eğitim çok önemli Ayşen'cim. Ne yaparsak yapalım. Bir söz var ya eğitim çok pahalı ama cehalet çok daha pahalı.
Gerçekten de hepimizin eğitime çok önem vermemiz lazım. Çünkü bir hani koluna altın bilezik takmak diye halk arasında bir inanç var. Bizim inançlarımız ve bütün dünyanın yaklaşımı bir defa herkesin sağlıklı olması konusunda. Her insana sağlık verilmesi için de düşünün dünya nüfusunun ne kadar yüksek olduğunu ve maalesef dünyada doğan çocukların 7 milyonu ne yazık ki 7 milyonu 5 yaşın altında kaybediliyor. Bu çok üzücü bir rakam 7 milyon çocuğumuz niye kaybedilsin?
Ama eğer eğitilirse ve bu konuda sizin gibi basın yayın çalışanları bizim gibi sağlık çalışanları el ele gönül gönüle verirlerse ülkemizde olduğu gibi bu rakamları düzeltmek ve bebek ve çocuk ölümlerini azaltmak elimizde. Çünkü toplumun en zayıf olan en çok bakım ve desteğe ihtiyacı olan gruplarından biri 5 yaşın altındaki çocuklarımız. Beslerseniz besleniyor, sıcakta tutarsanız ısınıyor, soğukta tutarsanız üşüyor veyahut da eğer uygun koşullarda yaşatırsanız çok kaliteli insanlar olarak topluma kazandırılabiliyor.
Veya küçük ufak tefek sağlık sorunları olduğunda da onun üstesinden ailelerinin ve sağlık çalışanların yardımıyla çok rahat gelebiliyorlar. Örneğin nasıl bu hale geldik? Bir defa bilim ve teknoloji, bilim adamlarına minnettarız. Einstein demiş ki Allah rahmet eylesin, Einstein demiş ki dünyadaki çeşit insan var. Biri iyi insan, biri iyi olmayan insan.
Gerçekten de bakıldığında bir grup insan atomdan bomba yapmış ne yazık ki. Ama bir grup insan da hala atomu insan sağlığında tedavi amaçlı kullanıyor. Ve sapasağlam insanlar olarak o tedavi gören hastalarımız topluma geri dönüyorlar. İşte bu amaçla biz sağlık çalışanları olarak bilim ve teknolojiyi iyi uygulamak zorundayız ki hastalıklar engellenebilsin. Bunların başında ne var?
Bir defa herkese ulaşması lazım. Madem ki herkes için sağlık diyor dünya sağlık örgütü, herkese ulaşması için ne olması lazım? Ucuz olması lazım. Ki kimsenin cebinden para çıkmasın ama sağlık hizmetlerinden yararlanabilsin. Veyahut da çok küçük miktarlar ödeyerek yararlanabilsin.
Bir diğeri ne olması lazım? Ailelerin bu testleri veyahut da bu teknolojiyi kabul ediyor olması lazım. Ne var mesela? İşitme testi. Doğduktan sonra bebeklere genelde 5. gün civarında bir kere daha hastaneye götürülüyorlar.
Ve bebek işitme testi yapılıyor. Bu bebeğin ne canını yakıyor ne de başka bir soruna yol açıyor. Ama ne oluyor? Bebeğin işitmesi iyiyse mesele yok. Ama ya iyi değilse ne oluyor?
O zaman bir kere daha kontrole çağırılıyor. Gene bebeğin canı yanmadan kontrole gidiyor. Diyelim ki bebeğin işitme problemi var. Bu tek taraflı olabilir. Her iki kulağında da olabilir.
O zaman ne oluyor? Eğer bunu yapıyor olmasaydık, bebeğimiz büyüdüğünde işitmesi zayıf olduğu için veyahut da hiç işlemediği için, sadece ağız hareketleriyle bir şeyleri yakalamaya çalıştığı için konuşması geçecekti. Veyahut da hiç konuşamayacaktı.
Halbuki işitme problemi olan çocukları daha doğduğu günlerde teşhis ettikten sonra tedavisini uygulamaya başlayarak çocuklarımızın konuşmasını hızlandırıyoruz ve güzelleştiriyoruz. Dolayısıyla okul başarısını hızlandırıyoruz. Arkadaşlarıyla sosyal ortamlarda bulunmasını güzelleştiriyoruz. Ne yapıyoruz? Çocuğumuzun hayat kalitesini artırıyoruz.
İşte sadece sağlık önemli değil. Tabii ki sağlıklı olacak ama sağlığı da kaliteli bir hayata döndürerek sağlıklı olmasını istiyoruz. Erken tanı hayat kurtarır deniyor. Kesinlikle. Hayatın her aşamasında kurtarıyor.
İlla yaşamak değil ama hayatı zor yaşamak da var işin ucunda. Çok geç dendiğinde bir şey için insanın sanırım en içini acıtan cümlelerden biridir. Bunu duymayı hiç kimse istemez. O halde bir beş gün sonra bebeğimizi bir kere daha görmek istiyorsa bir sağlık çalışanı gönül rahatlığıyla güle oynaya gidebilmeliyiz. Değil mi?
Doğru. Kesinlikle. Gene aynı şekilde o beşinci günde yapılan hani bebeğimizi çok ağlatıyoruz. Kanını alıyoruz topuğundan. Anılarımız aklımıza geldi.
Bebeğimizin canı yandı. Doğru. Ama neyi öğrendik? Bebeğimizin önemli bir hastalığı olmadığını öğrendik. Veya bebeğimizin şüpheli bazı durumları olduğu konusunda sağlık çalışanları bizi geri aradılar.
Dediler ki sizin bebeğinizin topuk kanında bazı şüpheli durumlar var. Bu da ailenin yüreğini çok hoplatan biraz da acıtan bir durum olsa bile mutlaka gidilip tekrar test yapılmasını öneriyoruz. Mutlaka. Lütfen bundan kaçmayalım. Çünkü korkunun necele faydası yok.
Eğer bir şey varsa amaç ne? Hastalıklar olmadan. Yani bir yerde bir şey yanıyorsa onu söndürmeye çalışırız değil mi? Evet. Yangın büyümeden ne demişler?
Atalarımız su ne yapsın yanmışa. Olay olup bittikten sonra biz teşhis ediyorsak o zaman gerçekten sizin vurguladığınız gibi çok geç. Çok geç olmadan olması gerekiyor hizmetlerin. Ne için? Çünkü sağlığı korumalıyız.
Çünkü herkesin sağlıklı olmaya hakkı var. Her çocuğun sağlıklı doğup yaşamaya hakkı var. Her anne babanın da sağlıklı doğup büyüyen bir çocukla olmaya hakkı var. Biz sağlık çalışanları ne yapıyoruz? Sizin çocuğunuzun sağlığının sürdürülmesinde yanınızdayız ve arkanızdayız.
Lütfen bizden kaçmayın diyoruz. Doğumda topuğundan kan aldık diyoruz. Onda bir şey çıkmadı. Ama bebek beslenmeye başladıktan sonra veya bebeğin bedeni olgunlaşmaya başladıktan sonra bir şey çıkabilir ihtibari nedeniyle. Lütfen beşinci gün bir kere daha gelin bir kere daha kan alalım diyoruz.
Onda bir şey çıkmadı. Oh çok şükür artık gönül rahatlığıyla bebeğinizi büyütebilirsiniz diyoruz. Ama bir şey çıktığı zaman da durun endişelenmeyin. Yine şüpheli bir durum var diyoruz. Diyelim ki bir şey çıktı.
Çıktıysa o zaman çok şanslıyız Ayşe Hanımcığım. En başında yakaladığımız için. Çünkü bu topuk testleriyle araştırdığımız hastalıklar beyin hasarı yapan hastalıklar. Ve ne kadar erken teşhis edilirse beyin hasarının çok az olduğu hatta olmadığı hastalıklar. Bir çocuğumuz topuğundan kan alınsın ağlasın mı?
Lütfen aileler buna karar versinler. Yoksa topuğundan kan alırken canı çok yanıyor. Ben çocuğumun topuğundan kan aldırmayacağım. Götürmeyeceğim. Zarar yok.
Başıma gelenlere razıyım deyip çocuğumuzun. Görme, işitme, sakatlıklarına, yürüme problemlerine veya ciddi beyin hasarına. İleride okul ve arkadaş başarılarının düşük olması. Yani burada başarı değil söz konusu. Kaliteli yaşam.
Yine oraya dönüyoruz. Evet. Kaliteli yaşamı olsun mu olmasın. Bu çocuğu yatağa mı bağlayalım? Veyahut bu çocuğu hayatını sonlandırmaya mı terk edelim?
Bu konuda yani o alınan bir topuk kanıyla çocuğumuza çok düşük maliyetle burada ne dedik başında? Bu testler bir defa kolay uygulanabilen testler olmalı. Ucuz olmalı ki her çocuğa uygulansın. Eğer dünyada ülkemizde mesela hemen hemen yılda bir buçuk milyon bebek doğuyor. Her doğan bebeğe bu test yapılmalı.
Bizim sorumluluğumuz, sağlık çalışanlarının sorumluluğu. Hatta toplumun sorumluluğu, annelerin, babaların sorumluluğu. Öyle olduğu için bu testler yapılmalı. Yapılmalıysa en ucuz yapasın ki bir buçuk milyona çok uygun bir şekilde ulaşabilsin. Çok uygun fiyatla.
Anne babanın kabul edeyim tamam birazcık canı yanıyor ama olsun zarar yok sonunda çocuğumuzun sağlıklı öğreneceğiz diye. Annenin babanın kabul edebileceği bir yöntem olsun. Yani çocuktan çok küçük ve kısa süre ağlamasına razı olduğumuz bir şey olsun. Ve ailelerin tedavi alabileceği konusunda garanti verdiğimiz bir yöntem olsun. Yani biz bu hastalığın teşhisini koyduk ama size söz veriyoruz.
Eğer bu hastalık olursa sizin çocuğunuzun tedavisini üstleniyoruz diyoruz biz sağlıklı çalışanları olarak. Bu çok büyük bir sosyal güvence. Onun için mutlaka bütün çocuklarımızın nüfus cüzdanının çıkarılması lazım. Ve nüfus cüzdanı olan çocuklarımızın aileleri tarafından sağlık güvencesinin olması lazım ki devletin çocuklarımızın tedavisi konusunda. Çünkü bunların bir kısmı özel tedaviler, ilaç tedavileri gerektirir.
Bir kısmı özel mamalar gerektirir. Daha önceki programlarımızda konuşmuştuk sizinle. Hani bazı anne sütü almaması gereken bir hastalık vardı. İşte o hastalığın mamasını Sağlık Bakanlığı temin ediyor ve ailelere veriyor. Ya küçük bir katkı payıyla veyahut da bedava veriyor.
Gene o topuk testleriyle baktığımız hastalıkların tedavisini ülkemizde devletimiz üstleniyor. Ve bunun için ailelerin ek bir şey yapması gerekmiyor. İşte Sağlık Bakanlığı'nın, Dünya Sağlık Örgütü'nün sağlık gönüllülerini yapmaya çalıştığı şey bir çocuğun ailesine sağlıklı olarak teslim edilmesi ve sağlığının sürdürülmesi konusunda garanti ve güvence verilmesi. Bu hepimizin birey olarak da, sağlık çalışanı olarak da, toplum olarak da çocuklarımıza ve ailelerimize karşı sorumluluğumuz, borcumuz ve aynı zamanda kutsal bir görevimiz.
Sayın Çakmak, dünya geneline baktığımız zaman durum nasıl? Mutlaka ülkemizde bir yerlere zihnimizde oturtturmak istiyoruz. Acaba dünya genelinde genel durum nasıl ki biz neredeyiz? Pek çok ülkenin çok daha önündeyiz. Çok sevindirici olarak ama bazı programımızın başında da konuştuğumuz gibi maalesef 5 yaşın altında 7 milyon çocuk kaybediyoruz.
Ve sevindirici olanı bunun hemen hemen 850 bin kadarı önlenebilen nedenlerle. Ya nasıl önlüyoruz? İşte demin söylediğimiz o bebeği anne sütüyle beslemek, hamilelik döneminde anneye iyi bir bakım vermek ki anne normal doğum yapabilsin, güzel bir doğum yapsın, gerektiğinde teşekküllü bir hastaneden yardım alabilsin, doğumdan sonra bebek iyi bir bakım alabilsin, ailesiyle beraber yaşayabilsin, nüfus süzdanı olsun gibi ayrıcalıklar çocuğa verildiği zaman işte 800 bin kadar, 850 bin kadar bebeği 5 yaşın altındaki ölümlerden koruyabiliyoruz.
Değil.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.