Sağlıklı hamilelik
Sağlıklı hamilelik
Sağlıklı hamilelik
Sağlıklı bir hamilelik için annelerin D vitamini takviyesinden kansızlığa, guatr taramasından cinsel yolla bulaşan hastalıkların kontrolüne kadar yapması gerekenleri anlatıyorum. Üçlü tarama testinin ülkemizde nasıl yaygınlaştığını paylaşıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Anne adaylarının hamilelik döneminde en çok ihtiyaç duyduğu şey iyi beslenmek; çünkü bebeği kendi kanıyla ve canıyla besliyor, kendinden bir şeyler kaybediyor. Özellikle kış aylarında güneşle temasın azalması nedeniyle D vitamini eksikliği hamile ve lohusa hanımlarda çok daha sık görülüyor. Lohusa döneminde bebeğini emzirirken anne, kendi kemik dokusundan bebeğe veriyor; bu yüzden hamile ve lohusa hanımlarda diş çürükleri de sık rastladığımız bir durum, çünkü bu bir tür kemik erimesinin yansıması.
Kemik sağlığı ve D vitamini
Osteoporoz denilen kemik erimesi, sanki menopozla birlikte ortaya çıkıyormuş gibi görünse de aslında daha anne karnında başlayan bir süreç. Bu yüzden anne adaylarının D vitamini takviyesi almasını, bunu takip eden doktorlarına sormasını öneriyorum. Son yıllarda güneş koruyucu kremlerin yaygın kullanımı nedeniyle yaz aylarında bile güneş ışınlarından yeterince yararlanamıyoruz; bu da D vitamini eksikliğini dünya genelinde yaygın bir sorun haline getirdi.
Üçlü tarama testi ve bilinçlendirme
Derneğimizin ilk çalışmaları, 1996 yılında Ankara'da Sosyal Sigortalar Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Hastanesi ile başlayan, halk arasında Mongol bebek olarak bilinen Down sendromlu bebeklerin teşhisi için kullanılan testin yaygınlaştırılmasına dayanıyor. O döneme kadar bir hanım adet gecikmesiyle doktora başvuruyor, hamile olduğunu öğreniyor ve doğuma kadar neredeyse hiç takip edilmiyordu; bu da kansızlık, tansiyon problemi, şeker hastalığı, guatr gibi durumların gözden kaçmasına yol açıyordu. 2000 yılından beri üçlü tarama testi Sağlık Bakanlığımızın gebelik takip programına alındı ve bu sayede anne bebek ölümleri belirgin biçimde azaldı.
Bu testlerin sonucunu almak tamamen anne baba adaylarının kararı; bir aile testi hiç yaptırmayabilir, yaptırıp sonucunu öğrenmek istemeyebilir ya da sonucu öğrenip kendi kararını verebilir. Biz sadece arzu ettikleri bilgiyi veriyoruz.
Kan tetkikleri ve taramalar
Hamilelikte anneden alınan kanda demir eksikliğine bağlı kansızlık araştırılıyor; bu, dünyada anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden biri. Guatr taraması da yapılıyor, çünkü özellikle Karadeniz bölgesinde çok yaygın olduğu için herkes tarafından ciddiye alınmayabiliyor. Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olup olmadığını anlamak için kan grubu bakılıyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar açısından da hem anne hem baba adayının taranmasını istiyorum: AIDS, bel soğukluğu, hepatit B ve frengi gibi hastalıklar. Eğer bir hastalık varsa öncelikle tedavi edilmesi, sağlıklı bir hamilelik ve doğuma kavuşulmasını sağlıyor.
Çok zayıf ya da çok kilolu anne adaylarında normal kiloya yakın olmak, iyotlu tuzla pişirilen yemekleri tercih etmek, diş sağlığını hamilelik öncesinde düzeltmek de önerdiğim adımlar arasında; çünkü çürük dişler kalp hastalıkları ve tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları için de zemin hazırlayabiliyor.
Annenin ruh sağlığı da en az bedeni kadar önemli; hormonal değişim nedeniyle bazı dalgalanmalar yaşanabiliyor, gerekirse destek alınmasını öneriyorum. Ama bunların hepsinin ötesinde en önemli şey, anne baba adaylarının birbirlerine ve gelecek bebeklerine gönül gönülle sahip çıkmaları.
Bölümün tam dökümü
Müzik Sağlıklı bebekler için el ele Müzik Değerli anne ve babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller, dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim.
Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak ettiklerinizi biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor. Sağlıklı bebekler için el ele programı başlıyor. Merhaba sevgili dinleyenler.
Sağlıklı bebekler için el ele programımız başladı. Sağlıklı bebekler için el ele derneği başkanı, doçent Doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz hocam. Nasılsınız Emine Hanım? Teşekkür ederiz.
Sizleri gördük, daha iyi olduk. Çok teşekkür ederiz. Bütün anne babalara, bütün bizi dinleyen dostlarımıza sevgi ve saygılarımızı iletiyorum derneğimiz adına. Teşekkür ederiz. Bize destek verdiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz sizlere.
Derneğinize de buradan teşekkürlerimizi sunuyoruz kurumumuz adına. Geçen hafta sağlıklı anne baba adaylarına bir merhaba demiştik. Onları bilgilendirmeye çalışmıştık. Şimdi sadece diyelim ki sağlıklı hamile kalmadan önce annenin yapması gereken önemli şeyleri konuşmak istiyoruz. Geçen haftaki programımızda anne babaları bilgilendirmiştik ama şimdi karar verildi.
Özellikle anne adaylar için çünkü hamilelikte bir çocuğun dünya getirilmesinde en büyük sıkıntıyı çeken, en büyük özveriyi gösteren anne olduğu için annenin yapması gerekenler nelerdir? Buna değinelim, anne adaylarına seslenelim. Mutlaka çok iyi beslenmelerini istiyoruz anne adaylarının. Çünkü bebeği kendi kanıyla ve canıyla besliyor ve kendinden bir şeyler kaybediyor.
Özellikle önümüzdeki aylar, kış ayları olduğu için güneşle temasın çok azalması nedeniyle D vitamini eksiği çok daha fazla görülüyor kış aylarındaki hamile hanımlarda ve kış aylarındaki lohusa hanımlarda. Çünkü lohusalarda bebeklerini emzirdikleri sürece kendilerinden bebeklerine kemik dokusundan veriyorlar, kendi kemiklerini. O nedenle hamile hanımlarda ve lohusalarda çok fazla diş çürüklerine rastlarız. Aslında bu bir çeşit yansıma, kemiklerimizdeki erimenin bir yansıması oluyor.
O nedenle mutlaka D vitamini takviyesi yapmalarını istiyoruz. Özellikle son yıllarda güneş koruyucu kremlerin çok yaygın olarak kullanılması nedeniyle güneş ışınlarından da yaz aylarında yeterince yararlanamıyoruz. Sonuçta da bütün dünyanın sorunlu haline geldi maalesef. D vitamini eksikliği ve sonucunda da kemik erimesi. Yani bu osteoporoz dediğimiz sanki menopozla beraber ortaya çıkıyormuş gibi görünen ama aslında daha anne karnında başlayan bir olay.
Kemik erimesi. Evet eğer bir hanım. O zaman mevsim olarak bir anne adayının hamile kalmadan önce mevsime de dikkat etmesi gerektiğini düşünüyorum ben siz böyle söyleyince. D vitamini takviyesi alması bizim için uygun. Çünkü o mevsime dikkat etmek pek çeşitli araştırmalar gösteriyor ki.
Bebek doğumlarında kız erkek doğumu da olsa veyahut da herhangi bir şekilde doğumlarda mevsimsel farklılık gözlenmemiş Emine Hanımcığım. Onun için mevsimler için bir yorum yapmak kolay değil. Ama mevsimle ilgili olarak kendimizi hazırlamak gerekirse mutlaka anne adaylarının D vitamini takviyesi yapmasını istiyoruz. Yani takip edildikleri doktorlara sormaları, istemeleri, aramaları gerekiyor. Zaten bizim derneğimizin amacı bu.
Ailelerin kendi sağlıkları ve bebeklerinin sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi. Dünya Sağlık Örgütü'nün önerisi de bu zaten. Sağlık Bakanlığımızın da çabaları bu doğrultuda. O nedenle hamile hanımlar hamilelikten itibaren takip ediliyorlar. Ondan sonra doğumda takip ediliyorlar.
Doğumdan sonra da bebekler takip ediliyor. Onun için tıpkı bizim derneğimizin amacı gibi sağlıklı bebekler için el ele verirken öncelikle gönül gönülle veriyoruz. Sizinle bizim iş birliğimiz gibi. Siz eksik olmayın çok güzel bir program yapıyorsunuz. Biz de sesimiz nefesimiz yettiği süre içinde sizin programınıza katkıda olmaya çalışıyoruz.
Çünkü ancak bir işin başarılması gönül gönülle vererek oluyor. Üstesinden gelinebilir. Mesela ülkemizde çocuklarımız %98 oranında aşılanmış. %98 dünya rakamlarının çok üstünde. Çok güzel bir rakam.
Diliyoruz ki o %2'lik aşılanmayan çocuklarımız da aşılansın. Ama en azından dünyanın çok yani neredeyse tamamını aşılamış, çocuklarımızın tamamını aşılamış olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu da ancak çok iyi bilinçlendirme programlarıyla sizin gibi değerli basın yayın mensuplarının bilgilendirme ve bilinçlendirme programlarıyla kazandırılan alışkanlık. Bizim derneğimizin ilk çalışmaları daha doğrusu derneğimizin kurulmasından önceki aşama hamile hanımlara halk arasında Mongol bebek olarak bilinen Down sendromlu bebeklerin teşhisi için kullanılan hamileliğin 3. ayından sonra yani 4. ayı gibi yapılan bir testin yaygınlaştırılması için yapılan bir çalışmayla biz dernekleşmeye başladık.
Çünkü o zamana kadar bu 1996 yılında başlayan bir çalışmaydı. Sosyal Sigortalar Kurumu Kadın Hastalıkları ve Doğum Eğitim Hastanesi ile Çocuk Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi'nde Ankara'da başlatılan bir çalışmaydı. Bu çalışmanın temel amacı bütün anne adaylarına hamilelik sırasında bebeğinin sağlığı hakkında bilgi ve kabaca bilgi verebilecek bir testin tanıtılması ve o anne adaylarına uygulanması ve anne baba adaylarının bu konuda bilgilendirmesi bilinçlendirilmesiydi.
Ve bu şekilde başladığımız zaman bu testlere anne adayları bundan çok etkilendiler. Çünkü bebeklerinin sağlığı hakkında geri dönüşler aldılar. Aileler de bu konuda iş birliği içinde bu testlerin yapılmasının yaygınlaşması konusunda teşvik ettiler. Ve ondan sonra o sırada bizim yapmaya çalıştığımız şey aslında bu testin oturmasıydı ama ondan daha önemli amacımız hamilelerin takip edilmesiydi. Çünkü bizim toplumumuzda öyle bir alışkanlık var ki 90.
Çünkü toplumumuzda 1995'lerdeki alışkanlık bir hanım adet gecikmesiyle beraber doktora başvuruyor. Kadın hastalıkları doğum bölümünde hamile olduğunu öğreniyor. Ondan sonra 9 ay kadar takip edilmeden 8-9 ay sonra doğumla beraber hastaneye başvuruyordu. Dolayısıyla hamile hanımın kansızlığı, tansiyon problemi, şeker hastalığı, guatırı, nefes darlığı gibi bazı veya hem anne hem babada olan bazı işte hepatit B taşıyıcısı, taşıyıcılığı.
Sizin de çok güzel vurguladığınız genetik hastalıklar gibi hastalıklar. Bunlar buzunun su altında kalan kısımları yani en büyük kısmı aslında. Tepede bizim gördüğümüz o küçücük kısmı tarayalım derken aslında su altında kalan o kocaman buzuluğu teşhis ediyorduk. Ve dolayısıyla onu tedavi edebiliyorduk. Dolayısıyla çok sevindirici olarak 2000 yılından beri bu test yani üçlü tarama testi olarak bilinen test 2000 yılından beri Sağlık Bakanlığımızın gebelere uygulama programına alındı.
Ve o zamandan beri anne ve bebeklerin sağlıklı doğma şansı çok artırıldı ve anne ve bebek ölümleri çok azaldı. Bu da gene dünya standartlarına erişildi. Hatta dünyanın bazı ülkelerinin çok önüne geçildi. Bu bizim için hem derneğimiz adına çok yüz güldürücü, bizim mutluluktan gözlerimizi dolduracak bir olay. Ve hem de toplumumuz için çok kıymetli bir bilgi.
Çünkü anne adayları baba adayları biliyorlar ki hamilelik çok kutsal bir olay. Her hamilelik risklidir. Her hamileliğin çok yakından izlenmesi gerekir. Bir sorun olduğu zaman da daima onların yanında ve arkasında olan bir sağlık çalışan grubu vardır. Onun için korkmadan, çekinmeden hastanelere başvuruyorlar.
Ayrıca burada bilmeleri gereken bir şey daha var ki ailelerin. Karar veren kişiler daima anne baba adaylarıdır. Kesinlikle biz değiliz. Sağlık çalışanları değiliz. Yahut da anne baba adayının yakınları bile olamazlar.
Neden? Çünkü bu dünyada tartışılan bir konu. Sizin geçen programımızda çok güzel sorunuz gibi neden bu oluyor diye. Bu bazı soruların cevabı yok. Yani neden hamilelik sırasında annenin bedeninde bir sürü değişim oluyor, duygularında değişim oluyor, bağışıklık sisteminde değişim oluyor.
Veya neden bazı anne babalar hamilelik hakkında bazı bilgileri alıp bazılarını almak istemiyorlar. Bu tamamıyla anne babanın kendi kararıdır. Biz sadece arzu ettikleri bilgiyi veririz, arzu etmedikleri bilgiyi vermeyiz. Örneğin bir test yaptık. Bu üçlü tarama testi dediğimiz test.
Bu testi anne baba adayı diyebilir ki biz bu testi istemiyoruz. Çünkü çocuğumuz ne olursa olsun biz bunun doğmasını istiyoruz. Yani sakat da olabilir, hasta da olabilir. Doğmasını istiyoruz. Peki bu testin yapılmasının bir sakıncası mı var da istemiyorlar?
Hayır, sakıncası yok. Ama kendi inançları doğrultusunda böyle bir testi istemeyebiliyorlar. Bu dünyada böyle yani dünyanın her ülkesinde benzer şeyler tartışılıyor. Anne baba istemiyor bu testin yapılmasını. Peki, kabul ediyoruz.
Ondan sonra veyahut da bir anne baba adayı diyor ki bu testi yapın. Ama sonucu bize bildirmeyin. Bunu da kabul ediyoruz. Yapılıyor. Test yapıldı.
Ondan sonra aile bilgi istemiyor. Veyahut da anne baba adayı diyor ki testi yapın, bize de bilgi verin. Anne baba adayına bilgi veriliyor. Testin sonucu. Sonuçta diyor ki anne baba biz bu çocuğu istiyoruz.
Sizin işte şu ihtimalle çocuğunuzun sakat olma ihtimali var deniyor. Down sendromu olma veya benzer bir hastalık olma ihtimali var deniyor. Zarar yok diyor aile. Biz bu çocuğun doğmasını istiyoruz. O zaman aileye doğumdan sonra nasıl yardımcı olacağı konusunda destek veriliyor.
Veyahut da aile diyor ki hayır biz bir çocuğu istemiyoruz. Biz sakat bir çocuğun çünkü bizim... Çok bir sorumluluk. Bu sorumluluğu taşıyamayız diyorlar. O zaman aileye verdikleri karar doğrultusunda sağlık çalışanlara yardımcı oluyoruz.
Hamile kalmadan önce yapılması gereken, anneler tarafından yapılması gerekenleri konuşuyoruz. Bunlardan bir tanesi mutlaka ve mutlaka her programda söylüyoruz. Söylemeyle devam edeceğiz. Çünkü kadın sağlığının en önemli sorularından bir tanesi ve dünyada anne ölümlerinin en önemli nedenlerinden bir tanesi demir eksikliğine bağlı kansızlık. Mutlaka annenin kansızlığı var mı yok mu?
Varsa demir eksikliği mi? Demir eksikliği ise tedavi edilmeliği araştırıyoruz. Gene annenin guatr problemleri. Gizli olabilir, aşikar olabilir bu. Mesela Karadeniz bölgesinde çok yaygın olarak guatr görülür.
Ama herkes de görüldüğü için kimse bunu ciddiye almaz. Herkesin bir boyun bölgesinde bir dolgunluk vardır. Bu herkeste var, ne var diye kaygı duymalarına gerek duymuyorlar. Oysa ki bu tedavi edilmesi gereken durumlardan biri olabilir. Onun için de mutlaka ve mutlaka araştırılması gerekir.
O nedenle anneden kan alıyorken biz daima demir eksikliği var mı? Annenin kansızlığı var mı? Araştırıyoruz. Ayrıca annenin guatr var mı? Onu araştırıyoruz.
Gene anneden kan alırken bakılması gerekenler bir tanesi annenin kan grubu. Çünkü madem ki bebeği anne besliyor, bebekle kendi arasında kan uyuşmazlığı olur mu? Hem anneden hem babadan kan gruplarının bilinmesi gerekiyor ki bizi bekleyen bir kan uyuşmazlığı söz konusu olabilir mi? Varsa da tedavi etmeliyiz bilmeleri açısından. Gene doğuştan hamilelikte ve doğumla beraber bebeği etkileyecek hem anneyi hem bebeği etkileyecek sağlık sorunlarından bir tanesi cinsel yola bulaşan hastalıklar.
Bunlardan biri AIDS hiç kuşkusuz ki bir diğeri bel soğukluğu dediğimiz bir hastalık. Bir diğeri sizin bahsettiğiniz gibi hepatit B, sifiliz dediğimiz frengi hastalığı gibi bazı cinsel yola bulaşan hastalıklar yönünden hem annenin hem babanın mutlaka araştırılmasını istiyoruz ki eğer anne baba adayında böyle bir hastalık varsa öncelikle tedavi olsunlar ki sağlıklı bir hamilelik ve sağlıklı bir doğuma kavuşabilsinler. Kilonun etkisi var mıdır hamile kalmadan önce?
Hiç kuşkusuz ki çok zayıf anne adaylarında da çok kilolu anne adaylarında mutlaka normal kiloya yakın olmaları arzu ediliyor. O nedenle beslenme alışkanlığında düzenlenmesi eğer annenin demin de söylediğimiz o guatr problemi varsa guatr probleminin de ilaç tedavisi gerekiyorsa tedavi olması gerekiyor. Aynı zamanda eğer aksi bir neden yoksa mutlaka anne adaylarının iotla tuzla pişirilen yemekleri yemesi öneriliyor. Çünkü doğuştan guatr hastalığının en önemli en basit önlem yöntemi iotlu tuzla pişirilen gıdaları tüketmek.
Bahsettiğimiz hep önlemler Emine Hanım'cığım görüyorsunuz ne kadar basit çok maniyeti çok ucuz olan şeyler. Yani yemeğimizi iotsuz tuzla pişirmek yerine iotlu tuz kullanacağız. Aynı para ödenmiş olacak. Bir tek demir hapı kullanarak hem kendi hamileliğimiz sırasında sağlığımızı koruyacağız. Hem de bebeğimizin hem sağlıklı hem de daha zeki olmasını.
Bunu özellikle vurgulamak istiyorum. Çünkü bebeğin zekasını annenin kansızlığı etkiliyor. Hem hamileliği sırasında hem doğumdan sonra. Eğer annenin kansızlık sorunu yoksa bebeğinin çok da 10 puan kadar daha zeki olması beklenenler arasında. Bu da çok önemli bir rakam.
Onun için annenin mutlaka kansızlığını tedavi etmesi lazım. Aynı zamanda bebeğinin beden gelişimi açısından da yani iyi kilo hamilelikte ki iyi kilo alması açısından da. Sağlıklı kilo. Evet annenin kansız olmaması lazım ki bebeğini kanıyla iyice besleyebilsin. Bebek de sağlıklı duyabilsin.
Tabii çok kilolu olmamak da gerekiyor değil mi hocam? Çok kilolu olmamak lazım. Çünkü bazı bayan arkadaşlardan duyuyorum. Ben diyor bebek yapmak istiyorum ama önce kilomu kontrol altında almam gerekiyor. Çok kilolu insanları hem kendi tansiyon problemi olsun, akciğer kalp problemleri olsun gibi problemler bekliyor.
Çünkü diyelim ki normal kiloyla başlayan bir insan 10 kilo aldı hamileliği sırasında veya 15 kilo kadar aldı diyelim. Şimdi düşünelim ki durduk yerde hepimiz sırtımıza 15 kilo ağırlığında bir çanta aldık veya elimize o ağırlıkta bir çuval aldık. Onu her gün taşıdığımızı düşünecek olursak akciğer yükümüz, kalp yükümüz, bedenimizin yükü çok daha fazla artmış olacak. Halbuki iyi bir kiloyla, dengeli bir kiloyla başlarsak bunu yavaş yavaş alarak bütün 9 aya yayarak çok daha sağlıklı büyüyüp bebeğimizi de sağlıklı beslemiş olacağız.
Ama aşırı kiloyla başlarsak o zaman hem hamileliğimiz zor geçecek hem bebeğimize doğumunu biraz daha sıkıntılı olabilecek. Aynı zamanda kilo problemi olan, tansiyon problemi olan, şeker problemi olan anne adaylarının bebeklerini besleme ve büyütme ihtimalleri de düşüyor. O nedenle hamilelik sırasındaki tansiyon ve şeker izlemleri çok daha kıymet kazanıyor ki bebeklerini sağlıklı bir şekilde büyütebilsinler. Diş doktoruyla da görüşmesi gerekiyor herhalde.
Diş hekimiyle görüşmek herkes için gerekli olan bir şey. Çünkü beden sağlığımız ağız sağlığımızla başlıyor. Eğer çürük dişlerimiz varsa kalp hastalıkları, diğer vücudumuza görülebilecek diğer mikroplara karşı idrar iltihapları olsun, böbrek iltihapları olsun gibi hastalıklara karşı yatkınlıklar oluşabildiği için, tekrarlayan sonunum yolu hastalıklarına yol açabileceği için mutlaka ağız sağlığının iyi kontrol edilmesi ve gebelik öncesi düzeltilmesi gerekiyor.
Diyelim ki anne adayı bütün sağlık problemlerini hallet. Fiziki sağlığı, ruhsal sağlığı konusunda ne yapması gerekiyor? Güzel şeyler düşünmesi gerekiyor her şeyden önce. Eğer hamilelik öncesinde anne adayının ruh sağlığıyla ilgili sorunları varsa belki küçük bir danışma alması uygun olabilir. Ama eğer böyle bir sorun yoksa bu büyük bir hormonal ve beden değişimi geçirdiği için annenin bazı ruh sağlığı değişiklikleri olabilir.
Mesela hamileliğin sonlanmasıyla beraber gene annenin bedeninde ve ruh sağlığında değişim olabiliyor. Çok dalgalı bir duygusal yapı gösterebiliyorlar. O zaman da ne yapıyoruz? Mutlaka ve mutlaka anne adaylarının destek almasını istiyoruz. Ama en önemlisi tabii ki anne baba adaylarını huzurlu bir toplum bırakabilmek için huzurlu ortam koşullarını yaratmamız.
Bütün erişkinlerin çok insani ve kutsal bir görevi. Ruhsal açıdan destek almak durumunda olan anne babalar, anneler diyeyim. Sadece psikoloğa mı yönlendiriyorsunuz? Herhangi bir ilaç alma hani genelde hamilelik döneminde ilaç almama gibi bir durum olduğu için? Hamilelik ve ruhsalık döneminde yani emziklik döneminde verilecek ilaçların çok özenle düşünülerek seçilmesi gerekiyor.
Çünkü bebeği de etkileyecek ilaçlar olması kaçınılmaz. Ama bebeği hani teraziyse Emine Hanım'cığım, annenin sağlığı, bebeğin sağlığı farklı kefelere konulduğunda ne taraf daha ağır basıyorsa o taraf doğrultusunda karar vermek lazım. Çünkü öyle sorunlar var ki bütün hamile hanımlar doğumla beraber küçük bir ruhsalık heyecanı ve kaygısı yaşıyorlar. Bu çok sağlıklı bir şey aslında. Çünkü anne baba olmayı 3,5 kilo ağırlığında küçücük bir bebek bize öğretiyor.
Bu bebekten öğrenirken de hepimiz zorlanıyoruz. Çünkü hayatımızda hiç sahip olmadığımız bir deneyim kazanmaya çalışıyoruz. Her ne kadar kitaplarla bir şeyler öğrenmeye çalışırsak da işte sizin programlarınızda kesinlikle denize girmeden yüzmeyi öğrenemiyoruz. Onun için anne baba olmadan anne baba olmak öğrenilmiyor. Ama bizim amacımız bu sizin yaptığınız programlar aracılığıyla anneleri babaları aydınlatmak ve onların oluşabilecek sorularını cevaplayabilmek ve kaygılarını hafifletmek.
Çünkü 3,5 kilo diyoruz ama bebeklerimizi aslında en az 3,5 ton kadar anne babanın omzuna yük bindiriyor. Çünkü bir anne baba birinin çocuğuyken birdenbire birinin annesi babası oluyor. Dolayısıyla bir kuşak atlanıyor. Ve anneler babalar anne baba adaylarının annesi babasıyken bir küçücük 3,5 kiloluk bir bebeğin büyük annesi büyük babası oluyorlar. Dolayısıyla aile içinde herkes panik yaşıyor.
Sadece yeni hamile olan yeni doğum yapan anne adayları değil baba adayları değil bütün büyükler aile efradı aynı kaygıyı yaşıyor. Çünkü acaba biz büyük annelikle büyük babalıkla başa çıkabilecek miyiz? Ve onlar yaşıyorlar. Acaba çocuklarımıza nasıl yardımcı olmalıyız? Nereye kadar karışmalıyız?
Kendi deneyimlerimizi aktarmalı mıyız? Aktarmamalı mıyız? Bizim gözlediğimiz çok fazla Lohus Hanımlara karışmalar oluyor. Ve bu annenin kaygısını çok artırıyor. O zaman sizin bahsettiğiniz o psikolojik dengesizlikleri biraz daha biz çevre olarak desteklemiş oluyoruz.
Yani daha doğrusu bu destek değil biraz köstek oluyor anne adayına. Ama sonuçta bizim dikkat etmemiz gereken çevresi olarak anne baba adaylarının yanında ve arkasında olmamız. Onların bize ihtiyacı olduğu zaman yanlarında bulunmamız. Mümkün olduğu kadar anne baba olmaları konusunda da çocuklarımızı güçlendirmemiz. Neden yapamayasın?
İşte bunu herkes yapıyor. Bu sadece insanın değil hayvanlar alemin doğasında bile var. Hayvanlar gidiyor kendi annelerini seçiyorlar. Kırsal kesimdeki aileler çok daha iyi biliyorlar. Her yavru kendi annesinden emiyor sütünü.
Gidip de başka yavrunun annesini aramıyor. Kendi annesini tanıyor ve onu buluyor. Onu bulmaya çalışıyor. Dünyada nasıl hayvanlar çocuklarına yavrularına bu kadar sahip çıkıyorsa hiç kuşkusuz ki anne babalar da yavrularına çok sahip çıkarlar. Bizim büyük anneler, büyük babalar ve çevresi olarak görevimiz onlara danışma vermek.
Onların ihtiyacı olduğu anda yanlarında bulunmak ama banyolarında ki anne babanın kendisini yapması konusunda teşvik etmek. Annenin bebeğini beslemesi konusunda teşvik etmek. Anneyi illa da sütünü bollaştırmak istiyorsak annenin beslenme alışkanlığını destekleyebilmek. Annenin güzel beslenmesi için ona güzel lezzetli yemekler büyük annelerin yapıp götürmeleri. Çok daha sağlıklı onun yanında olduğunu hissettiren şeyler.
Bu konuda başka söylemek istedikleriniz neler hocam? Programımızın sonuna geldik. O kadar çabuk geçiyor ki programlar. Çok haklısınız zaman su gibi akıyor. Bu konuda konuşacak çok şeylerimiz var.
İsterseniz bir gelecek programla devam edelim. Tamam. Bugünkü konumuz sağlıklı bir hamilelik geçirmek isteyen bayanların sorunlarını ve yapması gerekenleri konuştuk. Ve o konuda doçent doktor Fatma Nur Çakmak bize açıklamalarda bulundu. Sorularımızın cevaplarını aldık.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı doçent doktor Fatma Nur Çakmak stüdyomuza sorularımızın cevaplarını verdi. Önümüzdeki hafta ki programda yeni bir konuyla sizlerle birlikte olacağız. Şimdilik hoşçakalın diyoruz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele İçin El Ele Derneği Başkanı doktor Fatma Nur Çakmak
İçin El Ele Derneği Başkanı doktor Fatma Nur Çakmak
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.