Yeni doğanlarda sarılık
Yeni doğanlarda sarılık
Yeni doğanlarda sarılık
Yeni doğan sarılığında hayatın ikinci ve beşinci günleri arasının neden bu kadar kritik olduğunu, ışık tedavisini ve sık emzirmenin sarılığa etkisini anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Yeni doğan sarılığı üzerine geçen hafta başladığımız konuya devam ediyorum, çünkü bu gerçekten ihmal edilmemesi gereken bir konu. Sarılık yapan madde vücuttan atılamayıp doğrudan beyne yerleşiyor; bu da ileride işitme sorunları, denge problemleri, okul başarısında düşüş ve özgüven sorunlarına, hatta hayatı tehlikeye sokacak boyutlara ulaşabiliyor.
İkinci ve Beşinci Gün Arası Neden Kritik
Bebek genelde doğumdan iki gün sonra taburcu oluyor, topuk testi için beşinci günde tekrar geliyor. Bu aradaki süre hayatının en kritik dönemi; bunu 25 yaşında bir insanın 75 yaşına kadar hastalığının geçmesini bekleyip evde oturması gibi düşünüyorum. Yeni doğan sarılığı saatler içinde değişebiliyor; bu yüzden "bir gün daha bekleyelim" diye bir yaklaşımımız yok. Değeri sınıra yakın bulduğumuz bir bebeği 4, 6 ya da 12 saat sonra tekrar kontrole çağırabiliyoruz. Sarılık gördüğümüzde önce düzeyini ölçüyoruz, sonra nedenini araştırıyoruz: altta yatan bir hastalık mı var, anne-bebek arasında kan uyuşmazlığı mı var, yoksa bir enfeksiyon mu söz konusu.
Işık Tedavisi Nasıl Bulundu
Bir hemşirenin pencere önünde yatan sarılıklı bebeklerin daha çabuk iyileştiğini fark etmesiyle başlayan gözlem, bugün fototerapi dediğimiz ışık tedavisine dönüştü. Bu tedavi sayesinde bebekler artık çok nadiren kan değişimine ihtiyaç duyuyor. Işık tedavisi sırasında bebeğin gözleri özel gözlüklerle korunuyor, cildi doğrudan ışıkla temas edecek şekilde açık bırakılıyor; bu sırada beslenme sorunu ya da ateş yükselmesi olabiliyor, bu yüzden ailelerin bebeğin emmediğini ya da idrarının azaldığını fark ettiğinde sağlık çalışanlarını uyarması çok değerli.
Hepatit B Aşısı Sarılığı Önlemez
Doğumhanede yapılan sarılık aşısının yeni doğan sarılığına karşı koruma sağladığını düşünen ailelerle sık karşılaşıyorum; oysa bu aşı hepatit B virüsüne karşı yapılıyor ve yeni doğan sarılığıyla hiçbir ilgisi yok. Yeni doğan sarılığına karşı tek koruyucu, Rh uyuşmazlığı olan annelere yapılan bir iğnedir, bebeğe değil anneye uygulanır.
Ailelerin Yapabileceği En Değerli Şey: Sık Emzirmek
Annemden öğrendiğim bir öğüt var: bebeği daha sık emzirmek, gerekirse uyandırıp emzirmek, en geç iki saatte bir emzirmek sarılığın etkisini azaltıyor ve bebeğin daha çabuk toparlanmasını sağlıyor. Bu arada annenin de bol su ve sulu gıda alarak iyi beslenmesi gerekiyor ki sütü bol olsun. Antalya kültüründe sarılıklı bebekleri güneşe çıkarma, başını gölgede tutma geleneği de yıllardır uygulanan, aslında doğru bir gözlem. Ama sarılığı hastane tedavisi gerektirmeyen bebeklerde bile önce mutlaka sağlık kuruluşuna gidip sarılık değerinin ölçtürülmesi, sonrasında sağlık çalışanının önerdiği kontrol takvimine uyulması şart.
Bebeğin D vitamini ihtiyacı için de çıplak cilt, elbise ya da krem olmadan, sabah 10'dan önce ya da öğleden sonra saat 4-5'ten sonraki saatlerde güneşle temas etmesi gerekiyor; pencere arkasından güneşlenmenin D vitamini üretimine katkısı çok zayıf. Kış aylarında bebeklere damla şeklinde D vitamini desteği, emzikli ve hamile hanımlara da doktor önerisiyle D vitamini takviyesi öneriyoruz.
Yeni doğan sarılığının en üzücü yanı, önlenebilir ve tedavi edilebilir olması; ama beyne yerleştikten sonra yapılabilecek şey artık tedavi değil, denge ve öğrenme problemlerini düzeltmeye yönelik uzun süreli bir rehabilitasyon. Bu yüzden sevgili aileler, bebeğinizde en ufak bir sararma, emmede bozulma ya da olağan dışı bir davranış gördüğünüzde beklemeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bunun için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nurçakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programı başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada Cemre Akbulut, hepinize sağlıklı günler dileyerek başlıyoruz programımıza. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, Doçent Doktor Fatma Nurçakmak stüdyomuzda. Hoş geldiniz sevgili hocam. Hoş bulduk Emine Hanım, nasılsınız?
Teşekkür ederim. Sizleri görmek bizi de mutlu ediyor. Çok teşekkür ederim. Bizim için de öyle. Geçen hafta sağlıklı bebekler için yeni doğan bebeklerin sarıldıklarından bahsetmiştik. Yapılması gerekenlerden bahsettik ve sanırım konumuz bitmedi. Bu haftada yine aynı konudan devam edelim istiyorum ben.
Çok iyi olur Emine Hanımcığım. Çünkü yeni doğan bebeklerde sarılık çok tehlikeli bir şey. Daha önceki programımızda da söylediğimiz gibi sarılık yapan madde doğrudan gidiyor, beynimize yerleşiyor. Yani vücuttan atılamıyor maalesef, doğrudan beynimize yerleşiyor. Beynimize yerleştiği zaman da bebeklerimizde özellikle işitmede sorunlar yaşatabiliyor. Ve denge kusurları yani bebeğimiz büyüdüğü zaman işitme problemleri, denge problemleri, okul başarısında dolayısıyla azalma, çocuğumuzun özgüveninde sarsılma ve hatta maalesef hayatını tehlikeye sokacak boyutlara ulaşabiliyor.
O nedenle hiçbir şekilde ihmal edilmemesi ve göz ardı edilmemesi gereken bir konu. Nedeni ne olursa olsun, nedenini araştırmanın birinci sorumlusu hiç kuşkusuz ki sağlık çalışanları ama ailelerimizin sorumluluğu sarılık görüldüğü anda bebeğimizi hiç bekletmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurmaları. Çünkü bebeğin ömrü düşünün ki ikinci gün hastaneden taburcu oluyor ve en kritik dönem ikinci günde beşinci gün arasındadır.
Bebeğin hayatının ikinci ve beşinci günleri arasındadır. Bebek iki gün sonra taburcu olmuş, beşinci günde de yeni doğan topuk tarama taslidiği için hastaneye gittiğinde düşünelim ki 25 yaşında bir insan 75 yaşına kadar evde oturmuş ve hastalığının geçmesini beklemiş gibi oluyor. Veyahut da 50 yaşında bir insan 150 yaşına kadar hastalığının geçmesini beklemiş gibi oluyor. O nedenle bu dönem çok kıymetli yani aman ne olacak bir gün daha beklese ne olur değil.
Yeni doğan sarılıkları saatler içinde değişir. Öyle durumlar vardır ki biz bebeğimizi çağırırız. Aile bize getirdi sarılıklı bebeği. Baktık sınıra yakın bulduk. Bebeğin kan değişimi gerektirecek bir sınıra yakın bulduk.
Veyahut da tedavi edilmesine gerekli olacak sınıra yakın bulduk. O zaman deriz ki aileye bakın sizin bebeğinizin sarılığı yüksek miktarlarda. Öğlen gelin tekrar. Mesela sabah gelmiş bir hastamızı 4 saat sonra kontrole çağırırız. 6 saat sonra kontrole çağırırız.
Veya 12 saat sonra kontrole çağırırız. Yani 2. günden 5. güne sarılık bekletilmez. O nedenle sarılığı olan bir bebeğin derhal en yakın sağlık kuruluşuna başvurması, sarılık yapan maddenin düzeyinin öncelikle belirlenmesi lazım. O düzey yüksek bulunuyorsa ondan sonra nedeni araştırılarak neden sarılık oldu?
Acaba altta yatan bir hastalık mı var? Acaba altta yatan anne bebek arasında kan uyuşmazlığı mı var? Veyahut da bebek acaba bir şekilde bir hastalık geçiriyor da onun aniden tedavisi mi gerekiyor o mutlaka araştırılması için ya ayaktan veyahut da hastaneye yatırılarak bebeklerimizin takibi ve tedavi alınması lazım. Hastaneye yatırılmasını gerektiren durumlardan bir tanesi bebeklerin ışık tedavisi alması dediğimiz ışıkla tedavi edilmesi.
Bu da çok hoş bir şey. Dünyadaki akıllı ve iyi insanların iyi gözlemleri sayesinde bulunmuş bir şey. Bir hemşirenin bir gün pencere önünde yatan sarılık bebeklerin çok daha çabuk iyileştiklerini fark ediyor ve bunu belirtiyor. Bunun üzerine araştırma yapılıyor. Gerçekten de ışık tedavisinin sarılığı iyileştirdiği görülerek böyle bir fototerapi denilen tıpta ışık tedavisi başlatılıyor yeniden sarılıklı bebeklerde.
Ve biz bundan çok fayda görürüz. Hatta o kadar güzel gelişmiş cihazlar var ki bu cihazların sayesinde bebeklerimiz kan değişimine çok nadiren gidiyorlar bu sayede. Çok kan değişimi gerektiren durumlar var ama bunlar tıbbi açıklamalar gerektiren durumlar. Aileleri meşgul etmemize gerek yok. Ama bu ışık tedavisi de çok rahat tedavi ediliyor.
Bir diğeri gene güzel bir gözlem. Maalesef tıptaki bazı gelişmeler hataların iyi değerlendirilmesine bağlı. Sarılıklı bir bebeğin kanı biyokimya laboratuvarına gönderiliyor ve bu test biraz bekletiliyor çalışılması için. Yani zaman geçiyor. Zaman aşımı sırasında olması gereken değerden beklenen değerden çok daha düşük olduğu görülüyor.
Gene deniyor ki acaba ışık tedavisi de faydalı olacak mı diye. Ve hakikaten de çok faydalı olduğu deneylerde bulunuyor. Şu anda o bakımdan çok şanssız çok güzel ışık tedavisi yapılan cihazlarla bebeklerimizin kan değişimi olmadan sarılıkları çok rahat tedavi ediliyor. Ama bu hastane bakımı gerektiriyor. Kolay kolay evde yapılacak bir şey değil.
Gene hastanede de çalışan arkadaşlarımızın dikkat etmesi gerekenlerden bir tanesi ve ailelerin bebeklerin gözlerinin kapatılması. Çünkü çok yoğun ışık tedavisi verildiği zaman bebeğin gözü hasar görebiliyor. O nedenle özel gözlükleri vardır bebeklerin. O gözlüklerle bebekler vücutları çıplak olacak. Yani doğrudan cildine ışık gelecek şekilde bebeklere ışık tedavisi uygulanıyor.
Bu sırada bazen bebeklerin beslenme sorunları ortaya çıkabiliyor. O nedenle de ateşleri yükselebiliyor. Onun için de ailelerin bu konuda dikkatli olmaları. Ama bundan korkmamaları sadece eğer bebeğin emmesi iyi değilse, doktorunu uyarması ve sağlık çalışanı hemşire hanımları ve sağlık çalışanlarını uyarması,
bebeğim iyi emmiyor, yeterince idrar çıkarmıyor veya bebeğim biraz sıcak geldi bana diye sağlık çalışanlarının uyarması gerekiyor ki, bunu arkadaşlarımız çok iyi takip ediyordur ama gene de ailelerin gözlemleri ve izlenimleri bizim için çok kıymetli. Lütfen bunları bize iletsinler diye rica ediyoruz. Bu ışık tedavisiyle bebeklerin sarılıkları düzeltilebiliyor. Veya bebeğin altta yatan bir hastalığı varsa o hastalığa mesela bir hastalık geçiriyordur,
bulaşıcı bir hastalık geçiriyordur bebek. Ve bu bulaşıcı hastalığın tedavisi gerekiyordur. Ona yönelik tedaviler uygulanarak veya çok sık rastladığımız durumlardan bir tanesi, bebeğin idrar yolu iltihabı geçiriyor olmasıdır. Yeni doğan bebeklerle rastlanılan durum.
Çünkü bebeklerin bağışıklık sistemi yeterince gelişmemiş olduğu için, bu idrar yollarındaki iltihap çok rahatlıkla böbrek iltihabına çevirebiliyor. Ve çok rahatlıkla bu mikrop kanına karışıp bütün vücudunu etkileyerek sarılığın uzamasına veyahut da hastalıklara yol açabiliyor. Yahut da herhangi bir şekilde anne veya bebek bir ilaç kullanılması gerekiyordur.
Bu kullanılan ilaç nedeniyle de bebek sarılık geçiriyor ya da sarılığı biraz daha ağır geçiyor olabilir. Bu arada bir şeyi belirtmekte yarar var. Bebeklere yeni doğan döneminde sarılık aşısı yapıyoruz. Sarılık aşısı yaptığımız bebekler, halk arasında bir inanç var. Doğar doğmaz yapılıyor değil mi?
Doğar doğmaz. Hemen doğumhanede yapılan bir aşı. Aileler bu sarılık hastalığına yani yeni doğan sarılığına karşı yapılan bir aşı gibi algılayabiliyorlar. Halbuki sarılık aşısı dediğimiz aşı, hepatit B hastalığına karşı, o virüse karşı hazırlanmış bir aşıdır.
Ve bunun yeni doğan sarılığıyla ilgisi yoktur. Eğer anne hepatit B taşıyıcısı ise ek olarak ilaç daha, iğne daha yapılması gerekmektedir bebeğe. Hepatit B'ye geçirmesin bebeğimiz diye. Ama yeni doğan sarılığına karşı koruyucu bir ilaç değildir. Yeni doğan sarılığına karşı koruyan, anneye yapılan, RH uyuşmazlarında yapılan ilaçtır sadece.
O da anneye yapılır, bebeğe yapılması uygulama içinde değildir. Onun için hepatit B aşısıyla yeni doğan sarılığını karıştırmamamız lazım. Sarılık aşısı olduğu bebek sarılığa korunuyor değildir. Ayrıca bebeklerin geçirebileceği hastalıkları sarılık geçiriyor olması emmesini bozar. Çünkü demin de söylediğimiz gibi bebeğin doğrudan beynini etkileyen bir maddedir bu sarılık yapan madde.
O nedenle emmesi bozulur. Bebek daha sessizleşebilir veya çok huzursuz olup durmamacasına ağlayabilir. Bütün bunlar aileyi uyarmalıdır ve en yakın sağlık kuruluşta bir an önce başvurma konusu yönlendirmelidir. Bebeğin sarılık geçiriyor olması ve yeterince emmiyor olması kan şekerine düşüklüklere yol açarak sarılığını daha zararlı halede döndürebilecektir. O nedenle mutlaka bebeklerin çok iyi beslenmesi de şarttır.
Eğer bebek iyi emmiyorsa hastane takibini ise bile mutlaka arkadaşlarımızı uyarmaları lazım ailelerin ki bebeğim yeterince emmedi. Arkadaşlarımızın bir yöntemini bulup mutlaka neden emmediğini araştırdıkları gibi nasıl emeceği, besleneceği konusunda da birlikte karar vermelidir. Mesela annenin sütü sağlıp bir şekilde bebeğe ağızdan verilebilir. Çünkü çevremdeki şeyleri düşündüğüm zaman siz konuşurken bir taraftan da geçmişe gidiyorum.
Lütfen anlatın ne kadar güzel. Çevremdeki insanları da gördüğüm, yaşadığım şeyleri değerlendiriyorum. Ben annemden biliyorum işte. Diyordu ki kızım bebeğini işte emzir, daha sık emzir. Çok güzel.
Eni doğan sarılığında herkes de olabilir. Harika. Yani daha sık emzirirsen uyandır da emzir işte. Mutlaka işte en geç iki saatte bir mutlaka emzir. Çok büyük bir öneri.
Çok çabuk iyileşir bebek. Hem kendisini çok çabuk toparlar hem de çabuk iyileşir. Sarılığa da çok büyük etkisi vardır dediğini hatırlıyorum ben. Harikasınız. Başka neler?
İşte sarı tülbent örtülmesi. Ama onun faydası olmadığını biliyoruz. Aydınlıkta tutulması. Onun aydınlıkta tutulmasını ben çocukluğumdan biliyorum. İşte çocuk sarılık olmuş.
Hemen camın önüne çıkarttım. Bizim memleket de tabi Antalya olduğu için. Oh ne güzel. Hemen hemen her mevsim de güneş. Güneş bulabilirsiniz.
Mutlaka çocuğu güneşlendirin ki hani çabuk toparlasın diye. Şimdi siz fototerapi deyince demek ki eskiler de bu işi biliyormuş yani fark etmişler demek ki. Hep konuşuyoruz Eminancığım sizin programlarınızda. Aman aileleri çok iyi dinleyelim. En iyi çocuk sağlığı kitaplarının bu sağlık çalışanlarına ilk önerisi.
Lütfen anneleri babaları çok iyi dinleyin. Çünkü hiçbirimizin bilgi ve deneyimi onların gözleminin ve sezilerinin hatta sezilerin ötesinde değildir diye. Bizim halkımızın bebeği çok sık emzir. Emzirmezsen sütün küser gibi bir inancı vardır. Bu Dünya Sağlık Örgütü'nün son 25-30 yıldır çok sık söylediği şey.
Aslında bunu biz asırlardır bizim kültürümüzde olan bir bilgi. Onun için halkın gözlemleri çok kıymetli. İşte ben çok etkilendim siz. Biz Antalya'da çocukları güneşe çok sık çıkarırız. Sarılıklı bebekleri de aydınlıkta tutulur.
Sarılıkları iyileşsin diye. Ama tabii ki bunların yapılması lazım. Evdeki bebeklerin de sarılık geçiriyorsa yapılması lazım. Ama önce mutlaka sağlık çalışanlar. Ama başını mutlaka gölgelendirirlerdi.
Oradan hatırlıyorum çocuklar. O da çok önemli. Çocuğun başına güneş geçer. Aman sakın kızım bebeğin başı mutlaka gölgeli olsun. Diğer bedeni güneş görsün derlerdi.
Oradan biliyorum. Yani cildini mutlaka ışıkla temas ettiriyordu. Çok harika bir gözlem ve harika bir uygulama. Eğer sarılığı hastanede yatacak şiddetli değilse mutlaka ailelerin yapması gerekenlerden bir tanesi. Ama öncelikle gidecekler.
Sarılığı ölçtürülecek. Evet kesinlikle değerlerine bakılacak. Değerine bakılacak. Sağlık çalışanı diyorsa ki şu tarihte tekrar gel. 6 saat sonra gel.
12 saat sonra gel. 24 saat sonra gel. Ne zaman çağırıyorsa tekrar gidecek kontrole. Ama o arada annecinizin çok güzel öğüdünü uygulamakta yarar var. Bol bol bebeği emzirecek.
Ama bu arada anne kendisi çok iyi beslenecek. Çok su ve sulu gıda alacak ki bebeğine sütü bol olsun. Sık sık 1,5-2 saatte bir emzirecek ki bu yeni doğan dönemindeki sarılığın hem etkileri azalsın. Hem de bebeğin bedeli kendini toparlasın. Hem de aydınlıkta tutulsun ki aman mümkün olduğu kadar bebeğin beyni.
Hem de D vitamini de almış oluyor. D vitamini biraz daha değişik. İyi ki bunu gündeme getirdiniz. Türkiye güneş cenneti bir ülke gerçekten. Bizim halkımızda çok fazla bebeğini güneşlendirmeyi seven bir milletimiz var.
O bakımdan çok şanssız. Ama uygulamalarda bazı dikkat etmemiz gerekenlerden bir tanesi. Bir defa pencere arkasından vücudumuzda D vitamini ulaştırma ihtimali çok zayıf. Mesela bebeğin cildini yağlayıp güneşe bıraksak o bile zayıf. Elbise altından güneşin etkisinden yararlanmak çok zayıf.
O nedenle eğer bebeğimizin cildinin yani güneşten yararlanmak istiyorsak gene ileriki programlarımızda arzu ederseniz konuşuruz. Mutlaka çıplak teniyle hiç yağlamadan kremlemeden bebeğin cildini ve bunu D vitamini yetersizliğine engel olmanın en güzel yolu Emine Hanımcığım. Mutlaka çıplak tenle, balkonda veya bahçede, güneşin zararlı etkilerinin en az olduğu
sabah 10'dan önce veya akşam üzeri saat 4-5'den sonraki saatlerde ve vücudumuza hiçbir şey sürmeden, elbise olmadan bebeğimizin kollarının, bacaklarının eğer mümkünse bedeninin hani havanın sıcaklığına bağlı olarak güneşlendirilmesi. Ama bu sizin bahsettiğiniz fototerapi etkisi, ışık etkisi şeyden de olabilir, pencerenin arkasından da olur. Pencerenin arkasından da vücudumuzun D vitamini yapma ihtimali çok zayıf.
Onun için mutlaka çıplak tenle, balkonda veya bahçede, elbise olmadan ve krem yağı sürmeden cildimizin güneş ışınlarıyla temas etmesi gerekiyor ki gerekli olan D vitaminini alabilsin. Bu arada bebeklerin ihtiyacı olan D vitaminini de biz damla şeklinde bebeklerimize özellikle kış aylarında vermeyi tercih ediyoruz. Gene özellikle emziklili ve lohusa hanımların ve hamile hanımların kış aylarındaki D vitamini ihtiyacı arttığı için
hem kendilerinin hem bebeklerinin D vitamini açısından daha zenginleştirilmiş olmaları açısından da kadın hastalıkları ve doğum uzmanı arkadaşlarımızın önerileri doğrultusunda mutlaka D vitamini desteği almalarını öneriyoruz ki kendi kemik çatılarını koruyabilsinler ve bebeklerine daha fazla D vitamini verebilsinler diye. Vaktimiz azalıyor sevgili hocam.
Yeni doğan sarılıklarıyla ilgili. Evet yeni doğan sarılıklarıyla ilgili iki haftadır konuşuyoruz. Onun için ben de aklıma geldikçe size anılarımı anlatmaya çalışıyorum daha ziyade. Çok teşekkür ederiz bunlar çok kıymetli. Ailelerden de anıları olan var da size iletirse biz de onları uygun görürler ve izin verirlerse ailelerimiz.
Biz de onları diğer ailelere sizin aracılığınızı aktarmaktan mutluluk duyarız. Çünkü yeni doğan bebeklerin sarılığı çok önemli. Kalıcı sakatlıklara ve maalesef hayatı tehlikeye sokacak ciddi boyutlara ulaştırabileceği için. Ben de gerçekten şu anda ilk kez duyuyorum. Çünkü bizim kültürümüzde işte yeni doğan sarılığından işte korkmayın.
Hemen hemen işte on bebekten yarısı sarılık olur olabilir. Bu gayet normaldir. İşte emzirin çok çabuk iyileştirin. Doktora gitmeye gerek yok gibi halk arasında. Yani bence şu anda öğrendiğime göre yanlış inançlar var.
Doğru. Ve kesinlikle sevgili dinleyenler 2 ile 5 gün arasında mutlaka bebeklerinizi kontrol ederek kendi gözle gördüğünüz bir sararma. Özellikle gözlerde benim bildiğim daha sonra da ciltte bir sararma oluyor. 5. gün zaten mutlaka bir teste götüreceksiniz ama herhangi bir şekilde şüphelendiğinizde işte doktorumuzun da söylediği gibi emmekten ya da olağan dışı bir davranış gösteriyorsa bebek mutlaka bir problem vardır.
Ve belirgin bir sarılık da gördüğünüz takdirde en yakın sağlık kurumuna götürerek bebeğinizin hayatının ileride yaşayacağı büyük ciddi rahatsızlıkların önüne geçmiş olursunuz. Şimdi geçen hafta da değindiniz biraz önce de değindiniz. Gerçekten ben yeni doğan sarılığının bu kadar insanı tahrip edeceğini ciddi rahatsızlıklar verebileceğini düşünmemiştim. Ve en üzücü olanı yeni doğan sarılığı bir tanesi önlenebilir. Demin bahsettiğimiz çeşitli nedenler nedeniyle.
Eğer o nedenlere engel oluyorsak önleyebiliriz. Bunlardan bir tanesi yeni doğanlı doğuştan guatır dediğimiz hastalıktır. Doğuştan guatır da yeni doğan döneminde sarılık yapan en önemli nedenlerden bir tanesidir. Veya işte demin bahsettiğimiz kan uyuşmazları gibi nedenlerle önlenebilir. Önlenmesinin yanı sıra tedavi edilebilir.
Ve ikinci gün taburcu olup beşinci gün tekrar gittiğinde iş işten geçmiş olabilir. Hani su ne yapsın yanmışa gibi. Artık beynimize o madde yerleştikten sonra maalesef yapabileceğimiz şeyler ancak tedavi edici değil. Rehabilite edici dediğimiz işte bebeğin denge problemlerinin düzenlenmesi, bebeğin çocukluk çağına geldiğinde öğrenme, problemlerin düzenlenmesi gibi
çok daha fazla zaman ve emek verilen ve çok uzun süreç alan, takip ve tedavi gerektiren durumlar. Bunlara engel olmanın bir tek yolu var. Sizin de çok güzel söylediğiniz gibi ikinci günle beşinci gün arasında bebeğimiz taburcu olduğunda ne hoşunuza gitmiyorsa lütfen hemen en yakın sağlık kurusuna bebeğimizi götürelim.
Diyoruz ve programımızı bitiriyoruz sanırım bu konuda. Teşekkür ediyoruz. Sevgili dinleyenler Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın bugün de sonuna geldik. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmakla
bugün Sağlıklı Bebekler İçin Yeni Doğan Bebekler'de Yeni Doğan Sarılığından bahsettik. ve bu konuda yapılması gerekenleri sizlere anlatmaya çalıştık. Ben Emine Ertürk Karaslan, Teknik Basada görevli arkadaşım Cemre Akbulut. Hepinize sağlıklı günler diliyoruz.
Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele !
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.