Anne Sütü 2 (T)
Anne Sütü 2 (T)
Anne Sütü 2 (T)
Anne sütünün bebeğin bağışıklığını, beyin gelişimini ve zekasını nasıl etkilediğini anlatıyorum. Annenin kendi beslenmesinin sütün kalitesine yansımasını ve anne sütünün doğru saklanma koşullarını paylaşıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Bir bebeğin en temel hakkı beslenmek; çünkü aç kalmak her yaş grubu için tehdit edici bir durum. Anne babalara, büyükannelere büyükbabalara sesleniyorum: önce kendimize bakalım. Çünkü açlık, beynimizin o an yediğimiz gıdalardan aldığı şekeri kullanmasını engelliyor; depolanmış şeker yeterli olmuyor. Çocuklarımızın ve torunlarımızın iyi günlerini görmek istiyorsak, önce kendi beslenme alışkanlığımızı gözden geçirmemiz gerekiyor: şekerden tuzdan uzak durmak, bol sebze meyve tüketmek, bol su içmek.
Genetik bir harita, ama yolu biz çiziyoruz
Bir çocuğun genetik olarak kazandıkları, sanki eline verilmiş büyük bir harita gibi. Bu haritayı doğru kullanırsak istediğimiz yere varırız; ama haritaya bakmayı bilmezsek kendimizi hiç istemediğimiz bir yerde buluruz. Yani sağlıklı doğabiliriz ama çevreyi iyi değerlendiremezsek hastalıklara zemin hazırlamış oluruz. Bu çevresel faktörlerin en önemlisi beslenme alışkanlığı. Eğer bir ailede kilo almaya yatkınlık varsa, bebeği beslerken şekerden tuzdan kendimizi nasıl uzak tutuyorsak, ona da aynı örneği vermemiz gerekiyor.
Anneye sütünü verirken de bebeğe çevresel bir zenginlik kazandırmış oluyoruz. Ama iyi beslemek, her şeyi yedirmek demek değil; üç ana üç ara öğün ve bol su öneriyorum. Eskiden çok tüketilen inek sütü artık sanayileşmeyle birlikte alerji yapan bir gıda haline geldi; anne inek sütü içmek istemiyorsa büyükanneler büyükbabalar ısrar etmesin, onun yerine et, yumurta, balık, sebze ve meyveyle beslenmesi yeterli oluyor.
Anne sütü neden bu kadar kıymetli
Anne sütü bebeğin ihtiyacı olan her şeyi içeriyor ve adeta sindirilmiş halde, bebeğin mide bağırsak sistemine en uygun şekilde geliyor. İçindeki büyüme faktörleri organların gelişimine katkıda bulunuyor; ak yuvar hücreleri ve koruyucu maddeler bebeği hastalıklara karşı direnç kazandırıyor. Anne sütündeki yağ, beyin gelişimini de destekliyor; anne sütü alan bebeklerin, almayanlara göre 5-10 puan daha zeki olduğu gözleniyor. Bir insanın kendi hayatını sürdürebilmesi için 90 puan üstü zeka yeterliyken, bunu yüzde 10 artırmak çok değerli bir kazanım.
Anne sütü her yerde hazır, ısıtma soğutma derdi olmayan bir gıda. Aynı zamanda anne ile bebek arasındaki yakınlaşma, annenin kendine güvenini de artırıyor. Sevgili dostlar olarak yeni anne babaları yüreklendirmemiz gerekiyor; her sağlıklı insanın sütü olur, kendimizi yetersiz hissedersek en yakın sağlık kuruluşuna danışabiliriz.
Sütü artan anneye ne yapmasını öneriyorum? Sağıp saklamasını. Anne sütü oda ısısında yaklaşık 3 saat, buzdolabında 3 gün, dondurucuda ise 3 ay ya da biraz daha uzun süre saklanabiliyor. Tek kullanımlık saklama kaplarına, bebeğin bir öğünde içeceği kadar süt koymak önemli; çünkü çözülen sütü ya tüketmemiz ya da atmamız gerekiyor, boşa gitmesin istiyoruz.
Bebeğin anne sütü alması en doğal hakkı. Ama bu hakkı sağlarken anneler de çok yoruluyor; dokuz aylık hamilelik zaten yorucu bir süreç, doğum da en az 10-16 saat sürebiliyor. Doğumdan hemen sonra bebeği emzirmeye başlamak istiyoruz çünkü ilk süt bağışıklık sistemini güçlendiriyor. İlk günlerde az süt gelmesi anneyi kaygılandırmasın; iyi dinlenip beslendikçe süt bolluğu kendiliğinden geliyor.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli anne ve babalar, sizde en kıymetlimiz olan çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, Sağlıklı Nesiller Dolayısıyla Sağlıklı Bir Toplum Hayal Ediyorsanız Ne Diyoruz? Gelin Hep Birlikte Bu Hayali Gerçekleştirelim. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Sayın Fatma Nur Çakmak, bu hafta da stüdyomuzda.
Hoşgeldiniz Sayın Çakmak. Merhaba Ayşe Hanım, Nasılsınız? Çok teşekkür ediyorum, Sizde İyisiniz Umarım. Teşekkür ederim. Bu hafta Anne Sütü'ne Kaldığımız Yerden Devam Edelim İsteriz.
Çok teşekkür ederiz, çünkü gerçekten de bir bebeğin en temel hakkı beslenmek. Çünkü aç kalmak herkes için çok tehdit edici bir şey. Buradan bütün anne babalara tekrar sesleniyoruz, büyük annelere büyük babalara sesleniyoruz. Hepimizin birden çok çocuğumuz olabilir ama onların daima bir annesi, bir babası, iki tane büyük annesi, iki tane de büyük babası var. O nedenle öncelikle kendimize bakıyoruz.
Çünkü açlık her yaş grubunun en yaygın, en ciddi hastalığı. Neden? Çünkü beynimiz o sırada yediğimiz gıdalardan aldığımız şekeri kullanabiliyor. Yani depolanmış şekeri kullanmıyor. Eğer sağlıklı olmak istiyorsak, çocuklarımızın iyi günlerini, torunlarımızın iyi günlerini görmek istiyorsak, önce kendimize bakacağız.
İyi besleneceğiz, sporumuza dikkat edeceğiz. Bu alışkanlıklarımızı gözden geçireceğiz, beslenme alışkanlığımızı. Şekerden, tuzdan kendimizi uzak tutacağız. Hamur işlerine daha ölçülü kullanmaya gayret edeceğiz. Daha bol sebze, daha bol meyve tüketmeye çalışacağız.
Balığımızı, tavuğumuzu bolca yiyeceğiz. Havalar ısındıkça suyu bol bol içeceğiz. Su bol bol içeceğiz. Ve böylece çocuklarımıza çok güzel bir dünyaya hazırlık için adım atmış olacağız. Onlara da çok güzel bir örnek oluşturacağız.
Çünkü bir çocuğun genetik olarak kazandıkları doğasında var. Yani o genler büyük bir harita Ayşe Hanımcığım. Bu haritayı elimize alıyoruz, yola çıkıyoruz doğduğumuz anda. Yani annemiz babamıza bize genlerini veriyor, elimize bir harita teslim etmiş oluyor. Bu haritayı alırsak elimize ve biz şu anda Ankara'dayız.
Canımız nereye gitmek istiyor? İstanbul'a gitmek istiyor. Haritamızı açtık, İstanbul'a yola koyulduk. Fakat haritaya bakmayı bilmiyorsak kendimizi Adana'da buluyoruz. Veya başka bir yerde buluyoruz.
İşte genler böyle bir şey. Yani insan sağlıklı doğabilir. Ama çevreyi iyi değerlendiremezsek o zaman hastalıklara zemin hazırlamış oluyoruz. Arzu edilmeyen sonuçlara zemin hazırlamış oluyoruz. Bunlar arasında neler var?
Beslenme alışkanlığı. Çevresel faktörler arasında en önemlisi beslenme alışkanlığı. Eğer bir ailede kilo almaya yatkınlık varsa o zaman bebeğimizi beslerken şekerden, tuzdan nasıl kendimizi uzak tutuyorsak, bebeğimizi bir defa böyle bir örnek oluşturacağız. Şeker ve tuz o kadar çok tüketilecek gıdalar değildir.
İhtiyaç kadar alınırı öğreteceğiz çocuğumuza. Ama onun yanı sıra spor yapmanın güzel bir şey olduğunu. Yediğimiz zaman hareket edersek bedenimize yararlı gıdaların vücudumuzu geliştirmekte ve büyütmekte yararlı hale dönüştürebileceğini öğreteceğiz. Yani haritamızı güzel kullanacağız. Onun gibi bebeğimizin gene sağlık kontrollerini düzgün yaptırırsak, kendi gıdalarımıza iyi dikkat eder, kendi aşılamalarımızı iyi yapar, çocuğumuzun aşılamalarına dikkat edersek,
kendi sağlık sorunlarımıza çözüm üretirken çocuğumuza da böyle bir benim sağlık sorunum var acaba çocuğumda da olabilir mi diye doktorumuza danışırsak, o zaman hayat onlar için çok daha kolay ve zevkli hale gelebiliyor. Anne sütü verirken de gene bebeğimize muhteşem bir çevresel zenginlik kazandırmış oluyoruz. Onun için de anneleri, lohusa hanımları iyi beslemek, iyi dinlendirmek çok önemli. Ama iyi beslemek derken dediğim gibi her şeyi yedirmek değil.
Üç ana üç ara öğün almasını istiyoruz. Bol su tüketmesini istiyoruz. Sulu gıdaları alabilir. Ancak eskiden inek sütü çok tüketilen bir gıdaydı. Hatta şimdi anneler bazen aman sütüm olsun diye sevmedikleri halde süt içiyorlar.
Ama biz artık eskisi kadar inek sütünden hoşlanmıyoruz. Çünkü inek sütünün maalesef sanayileşmeyle beraber doğasında değişiklikler oldu ve çok alerji yapan bir gıda haline geldi. O nedenle eğer anne inek sütü almak istemiyorsa lütfen büyük anneler, büyük babalar ısrar etmeyelim. Anne süt içmek istemiyorsa onun yerine su içsin ama etini, yumurtasını, balığını bolca tüketsin ve sebzesini, meyvesini bolca tüketsin. Sadece su içse bile bizim için sulu gıda olarak aldığı yeterli olur.
Bebeğini beslemek açısından. Anne sütün neden bu kadar ısrarla döne döne anne sütü alsın istiyoruz? Çünkü bebeğin büyümesi için bütün maddeler içinde var. Gıdayı hazır olarak alıyor. Adeta sindirilmiş olarak alıyor.
Ve bebeğin mide barsak sistemine en uygun şeklinde yani hazmı kolay olarak alıyor. Öbür taraftan anne sütünde öyle maddeler var ki bebeğin bütün organlarının gelişimine katkıda bulunuyor. Dolayısıyla hızlı büyümesine yardımcı oluyor. Biz buna büyüme faktörleri diyoruz. Gene anne sütünde olanlardan bir tanesi bebeğin hastalıklara direncini artıran,
vücudumuzdaki kanımızda dolaşan ak yuvar dediğimiz hücreler ve kanımızda bizi hastalıklara karşı koruyan bazı maddeler anne sütünden hazır olarak bebeğe geçiyor. Dolayısıyla bebek hastalıklara karşı da korunmuş oluyor. Önlemler alınmış oluyor. Gene anne sütünde bulunan maddeler özellikle yağ nedeniyle bebeğin beyin gelişimi çok daha iyi oluyor. Ve bebeğin daha zeki, anne sütü almayan çocuklara göre, bebeklere göre 5-10 puan daha zeki olması sağlanıyor.
Zaten bir insanın 90 puanın üstünde zekasının olması kendi hayatını sürdürebilirlik açısından yeterli. Düşünün ki onu %10 artırıyoruz. Sadece anne sütü vererek ve dünyanın en kolay ulaşılabilen gıdası olduğu için çok önemli. Her yerde hazır, bebeğin her yerde ulaşabileceği bir gıda. Her yerde sıcak, ısındı mı, soğudu mu gibi bir kaygı duymadan sunulan bir gıda.
Öbür taraftan anne ile bebek arasındaki o duygusal yakınlaşma açısından, hem annenin psikolojisini düzelten yani onun kendine güvenini artıran ben bebeğime bakabiliyorum, onu besleyebiliyorum güvenini veren bir gıda. Gene burada annenin dostlarına bir mesaj verelim. Sevgili dostlar, anneleri lütfen yüreklendirelim. Çünkü o 3 kiloluk bebekler, 3-3,5 kiloluk bebekler doğdukları anda,
elimize aldığımız anda bizim omuzlarımızı adeta tonlarla yük yüklüyorlar ve diyorlar ki bize bana bakacaksınız, beni büyük insan olarak yetiştireceksiniz sorumluluğu geldiğinde, annelerin ve babaların çok ciddi panik yaşadığına tanık oluyoruz. Ve bu panik sırasında eğer biz dostları olarak onları bugünlerde geçecek, bebeğinizi nasıl olsa büyüteceksiniz,
anne sütü doğal bir gıdadır, her sağlıklı insanın çocuğuna verdiği bir gıdadır, her insanın sütü olur. Eğer kendimizi yeterli hissedemiyorsak o zaman en yakınımızdaki sağlık kuruluşuna danışabiliriz güvenini. Anneye babaya verirsek annenin sütü bollaşıyor. Onun için de ailelerin lütfen yanında olalım.
Hem arkadaşları, hem dostları, hem onları sevenler olarak. Ve annenin iyi istirahat etmesi, iyi beslenmesi konusunda destekleyelim, bol su içmesi konusunda destekleyelim ki sütü bol olsun. Sütü bol oldu annenin, bebek emdi, bir kısmı da arttı. Onu ne yapalım?
Ne yapalım? Saklayalım. Halmasını alalım, evet. Buzluklarda saklayalım. Harikasınız.
Teknoloji artık buna da müsaade ediyor. Çok şanslıyız gerçekten. Anne sütü oda ısısına yani 25 derece ısıda rahatlıkla 3 saat kadar kalabiliyor. Normal buzdolabında 3 gün kadar saklanabiliyor. 3 ay kadar da hatta biraz daha uzun bir süre buzlukta saklanabiliyor.
O nedenle çok da güzel saklama kapları, tek kullanımlık saklama kapları var. Yalnız burada dikkat edilmesi gereken anne sütünü sağdı. Eğer yakın bir süre içinde kullanacaksa, dediğimiz gibi 3 saat içinde tüketilecekse, o da ısısında saklanabilir. Yani buzdolabında koymaya gerek yok.
O ara kullanılmayacaksa, en güzeli, en güvenilir olanı buzlukta dondurarak saklamak. Ve onun üzerine süt sağmaya gerek yok. Ve şuna da dikkat etmek gerekiyor sanıyorum sevgili hocam. Çocuğun tek öğünde tüketebileceği kadarını o tek kullanımlık saklama kabının içerisine koymak. Harikasınız.
Tabii. Çünkü anne sütü çok kıymetli bir şey. Eğer o kadar kullanamıyorsak, o zaman bebeğimizin sütü boşa gidebilir. Yani daha fazlası... Çözdükten sonra onu tüketmemiz gerekiyor.
Tüketeceğiz yahut da atacağız. Bebeklerin anne sütü almak en doğal hakları. Yaşamları için gerekli olan bir hakları. Ama anne sütü verecek diye anneler bazen o kadar yıpranıyorlar ki Ayşe Hanımcığım. Düşünün ki büyük bir hamilelik geçirilmiş.
Yani hamilelik çok uzun bir süreç. 9 ay hani belki hayatımıza kısa gibi gelebilir ama. 9 ay süresince anne ay nasıl olacak? Nasıl bir bebeğim olacak? Ona bakabilecek miyim gibi bazı anneler ve babalar bazı kaygılar taşımışlar.
Ondan sonra bebek olduktan sonra doğduktan sonra çok yorgun düşüyor anne. Bebek de yorgun düşüyor. Çünkü normal bir doğum bir süreç. Hem bebek açısından hem anne açısından en az 10-16 saat süren bir süreç. Ve bunun sonunda anne tam yorgunken bebeğini emzirmek üzere biz doğumhanede daha bebeği veriyoruz ki aman sütün bol olsun.
Aynı zamanda da annenin ilk sütü çok kıymetlidir. Bağışıklık sistemini de güçlendirir. Seni de güçlendirir. Bebeğine daha yarar. Emmeyi daha çabuk kavrar gibi mesajlar veriyoruz.
Hem de bebeğini çok daha iyi bezler. Çok kıymetli bir süttür diye veriyoruz. Ama bu arada birkaç damla süt geliyor. Bazen de biraz daha gecikmeli olarak geliyor. Ve bu annenin moralini bozuyor.
O sırada anneyi destekleyelim ki aman ne olur bütün annelerin böyle olabilir. Ama ilk anda az süt geliyor olması seni kaygılandırmasın. Sen iyi dinlendikten sonra, beslendikten sonra eğer sezeryanla doğum yapmışsa sen kendi bedenini sağlığına kavuştuktan sonra sütün bol olacak. Ve bunu anne yaşadıktan sonra, bu güvenini yaşadıktan sonra gerçekten de sütü bollaşmaya başlıyor ve daha çok emziriyor. Bebeğin için çok kıymetli bir gıda.
Bir sürü nedenlerle çok kıymetli gıda. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Anneyle, aileyle daha iyi duygusal yapı ve köprüler oluşturuyor. Ama annesinin sütü arttığı zaman da onun saklanması gerekli. Çünkü anne sütü atılacak bir şey değil.
Çok kıymetli. Her bir damlası çok kıymetli. Maalesef onu bulamayan çocuklar da var, bebekler de var. Doğru. Aynı zamanda bebeğin annesi kısa bir süre sonra işine dönebilir.
İşine döndüğü zaman vereceğimiz en güvenilir gıda, gene anne sütü. Onun için onların iyi korunması, iyi saklanması bebeğin beslenmesinin bakıcı açısından da kolaylaştıran bir şey. Bak bunu şu kadar vereceksin diye tarif edilebilir. Ondan sonra birkaç ay saklandığı için anne 6. ayında işine başladığında bile rahatlıkla sütünü kullanarak, ek gıdalara başladığında 6. ayda ek gıdalara başlayacağı için ek gıdalarını sulandırma amacıyla bile rahatlıkla kullanabileceğimiz çok doğal bir gıda.
En önemli özelliklerinden bir tanesi de her bebeğe özel. Diyelim ki bazı bebeklerimiz erken doğuyorlar. Erken doğan bebeğin annesinin sütü farklı. Zamanında doğan bebeğin annesinin sütü farklı. Veya aynı annenin bebeği büyüdükten sonraki birkaç aylık olduğundaki sütü farklı.
Öyle olduğu için sanki bebeğe özel üretilen bir mama olması nedeniyle de çok çok kıymetli. Ama ne yazık ki bazı durumlar var ki anne sütünün kesilmesi gerekiyor. Bunlar genetik bazı hastalıklar. Hani bu kadar seviyoruz, övüyoruz. Gerçekten de kullanması gerekiyor diyoruz.
Ama ne olabilir çocuk için bu kadar gerekli ve onun için biçilmiş kaftan olan bu besleyici gıdanın? Onu sağlık çalışanları karar verecek. Anne sütünü kes dedikleri zaman mutlaka kesilmesi lazım. Bunlar arasında da bazı genetik hastalıklar var. Bu genetik hastalıkların da teşhisini birinci derecede sağlık çalışanları düşünecek.
Ama kesin teşhisi konulduktan sonra iyi bir metabolizma ünitesi olan bir hastanede bebeğin beslenmesi planlanarak anne sütü kesilecek. Çünkü annelerin şöyle bir deneyimi olabilir. Mesela bebekleri, daha önceki bebekleri sarılık geçirmiş olabilir. Veyahut da bu bebeğimiz sarılıklı olabilir. Daha önceki programımızda konuşmuştuk sarılık bir sürü nedenlerle ortaya çıkabilir diye.
Asılık değildir, bir nedendir demiştik. Evet, bu sarılığı ortaya çıkaran nedenlerden bir tanesi bir genetik hastalık olabiliyor. Ve bu genetik hastalık anne sütünün kesilmesini gerektirebiliyor. Onlara özel mama verilmesi gerekiyor. Yani normal piyasadan aldıkları mamayı da alamazlar bu bebekler.
Onun yerine kendi sütünü alması lazım. Daha önceki gebeliklerimizde çok ciddi sarılık şikayeti olmuşsa bebeğimizde. Veya daha önceki çocuklarımızda sakatlıklar varsa, daha önceki bebeklerimizde kayıplar olduysa, mutlaka ve mutlaka hamilelik sırasında doktorumuzu uyararak, kadın doğum doktorumuzu uyararak, benim bebeğimde, bundan önceki gebeliklerimde sarılıkla kaybedilmiş bebeklerim var,
çok ciddi hastalıklarla kaybedilmiş, yeni doğan döneminde kaybedilmiş bebeklerim var diye, kadın hastalıkları doğum doktorumuzu uyarmamız gerekiyor ki, daha anne karnındayken buna teşhis konulabilsin bazı hastalıklara. Öyle olmayıp doğumdan sonra teşhis konulması gerektiğin demin bahsettiğimiz durumlar olabilir. İşte o zaman da doğumdan hemen sonra,
hem kadın doğum doktorumuzu, doğum yapan doktorumuzu uyaracağız ki, yeni doğanını takip eden doktorumuzu uyarsın veya hemşiremizi uyarsın. Bu bebeğin kardeşlerinde sakatlıklar olmuş, erken dönemlerde kayıplar olmuş, yani bebeği kaybetmişiz veyahut da bebek çok ağır sarılık geçirmiş gibi şikayetleri olmuş deyince, o zaman anne sütü alındığında bebekle ne gibi şikayetler olabileceğini o arkadaşlarımız bilirler.
Ona yönelik tetkikler yapılır ve gerekirse anne sütü kesilir. Hemen kesilmesi gerekir. O nedenle mutlaka bu tür şikayetleri olan bebeklerin, ailelerinin doktorları uyarması lazım. Çünkü bu bir anda teşhis edilebilecek bir durum değildir. Ancak daha önceki şikayetlerle düşünülebilecek bir durumdur.
Veyahut da sarılık biraz uzun sürdüğü, inatçı bir sarılık olduğu zaman teşhis edilebilecek bir durumdur. Onun dışında yani böyle özel durumlar dışında, hiç kuşkusuz ki insan için en sağlıklı olan, yavrusunu besleyebileceği en güvenilir gıda kuşkusuz ki anne sütüdür. Annelerin sağlık sorunları olduğu zamanlar olabilir. O zaman da gene doktor kontrolünde anne sütünün verilip verilmeyeceğine karar verilmesi lazım.
Çünkü öyle durumlar vardır ki o zaman annenin sütünü vermesi hem kendi sağlığı açısından hem de bebeğe bulaşıcılık açısından zararlı olabilir. Kendimizi güvende hissedebileceğimiz en iyi adres yine sağlık çalışanlarının olduğu yerler. Mutlaka oralara başvuruyoruz. Şikayetlerimiz varsa, tedavi olmamız gerekiyorsa, sütümüz bebeğimize bazı durumlarda demek ki yaramayabiliyor.
Anne sütünün zararı da olabiliyor. Bunları da kulağımıza küpe ederek bu haftaki programımızı noktalayalım. Çok teşekkür ediyoruz Sayın Çakmak. Biz size çok teşekkür ederiz. Sevgili dinleyiciler, sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir nesil yetiştirme konusunda yol gösterici olmaya çalıştığımız programımızı bu haftada sonuna geldik. Programı hazırlayan ve sunan ben Ayşe Yücel.
Merak ettiklerinizi biz sorduk. Çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız, doçent doktor Sayın Fatma Nur Çakmak cevapladı. Önümüzdeki hafta görüşünceye dek her zaman olduğu gibi esenlik ve mutluluklar diliyoruz. Hoşçakalınız.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.