Güvenli annelik
Güvenli annelik
Güvenli annelik
Hamilelikten önce anne baba adaylarının hangi aşıları olması gerektiğini, yeni doğan tetanozunun geçmişte ne kadar ağır bir tablo olduğunu ve güvenli anneliğin kız çocuğuna değer vermekle nasıl başladığını anlatıyorum.
Bölümde neler konuşuldu
Sağlıklı bir hamilelik için anne baba adaylarının aşılanması üzerine konuşmaya devam ediyorum. Kızamık-kızamıkçık-kabakulak aşısı yıllar içinde koruyuculuğunu kaybedebiliyor; bu yüzden hamile kalmayı planlayan bir kadının, hamile kalmadan en az üç ay önce bu aşıyı olmasını öneriyorum. Üç ay önce diyorum çünkü bu aşı sanki hastalığı geçiriyormuş gibi bir iz bırakabiliyor ve bu bebeğe zarar verebilir. Difteri, boğmaca, tetanoz ve çocuk felcine karşı koruyan aşıda böyle bir kısıtlama yok; bu, hamilelik öncesinde de hamilelik sırasında da yapılabiliyor.
Hamilelikten önce hangi aşılar yapılmalı
Boğmaca hastalığı son yıllarda yeniden artmaya başladı; bunun nedeni erişkinlerin aşı programlarının yeterli olmaması. Bebeklere doğar doğmaz boğmaca aşısı yapmıyoruz, bu aşı ikinci ayda başlıyor. Peki ilk iki ayda bebeği kim koruyacak? Anne karnındayken ve anne sütüyle geçen antikorlar. Babayı da aşılıyoruz, çünkü baba boğmaca geçirirse mikrobu evde yayıp eşine ve çocuğuna bulaştırabilir. Bu yüzden hem anne hem baba adaylarının boğmacaya karşı aşılanmasını öneriyorum.
Yeni doğan tetanozunun unutulmaması gereken tarihi
Mesleki hayatımdaki en üzücü tablolardan biri yeni doğan tetanozuydu. Bebekler ışığa, dokunmaya karşı o kadar duyarlı hale geliyordu ki kucağa alındıklarında kasılmaya başlıyor, emme hareketi yapamıyor, beslenemiyorlardı. Bu yüzden bebekleri karanlık, her tarafı örtülü odalarda, yalnızca damardan besleme için hemşirenin girdiği bir ortamda tutmak zorunda kalıyorduk — benim asistanlık yıllarımda, yaklaşık kırk kırk beş yıl önce yaşanan bir gerçekti bu.
Bu tablonun kaynağı çoğu zaman uygun olmayan koşullarda yapılan doğumlardı: göbek kordonunun bakkaldan alınmış kullanılmamış bir jiletle, ya da evdeki bir çakı veya makasla, kolonya ya da alkolle silinerek kesilmesi. Tetanoz mikrobu dünyada en yaygın bulunan mikroplardan biri; düz bir kağıt kesiği, bir gül dikeni bile bu hastalığı bulaştırabiliyor. Son kırk kırk beş yılda gebe kadınların tetanoza karşı aşılanmasıyla önce anne, sonra da bebeği korunmaya başladı ve bu hastalık artık ülkemizde neredeyse hiç görülmüyor. Bu, aşıyı geliştiren bilim insanlarının ve bunu uygulayan sağlık çalışanlarının insanlığa büyük bir hizmeti.
Evlilik öncesi sağlık taraması
Evlenecek çiftlerden istenen sağlık raporları arasında Hepatit B, Hepatit C ve Hepatit A taramaları da var; bu hastalıkların her birinin ayrı riskleri var ve kişi bunları eşine, ailesine, doğacak bebeğine bulaştırabilir. Şu anki anne baba adaylarının çoğu çocuklukta Hepatit B'ye karşı aşılanmış bir kuşak, ama bu aşının koruyuculuğu da yıllar içinde azalabiliyor. Bu yüzden “ben zaten aşılıydım” rahatlığıyla hareket etmemek, gerekirse bir doz daha Hepatit B aşısı yaptırmak önemli; aksi halde erişkin dönemde geçirilen bu hastalıklar çok daha ağır seyredebiliyor ve doğacak bebeğe daha fazla zarar verebiliyor.
Güvenli anneliğin temeli: kız çocuğuna değer vermek
Güvenli annelik, her kadının en doğal hakkı. Bu, kız çocuğuna değer vermekle, özellikle babaların kız çocuklarını sevmesiyle başlıyor; bir kız çocuğunun “dünyanın en güzel kızı benim kızım” diyen bir babaya sahip olmasından daha büyük bir servet yok. Güvenli anneliğin bir diğer temel taşı da gebelik sürecinin ve doğumun en iyi koşullarda başlatılıp sürdürülmesi.
Bu konunun ne kadar hassas olduğunu hatırlatan bir kayıp yaşadım: yakınımdan bir arkadaşım, çok sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirdikten sonra doğum sonrasında ani gelişen bir kanama nedeniyle hayatını kaybetti; sebebi henüz netleşmedi, geride bir yaşındaki bebeği ve ailesi kaldı. Bu yüzden anne babalara habire “kendinize iyi bakın” demeye devam ediyorum. Çünkü bir yeni doğanın en doğal hakları var: annesiyle ve ailesiyle birlikte olmak, sevgi görmek, uygun beslenmek, temiz ve sıcak bir ortamda barınmak, gerektiğinde tıbbi bakım alabilmek, aşılanmak, cinsiyeti ve görünümüyle kabul görmek, nüfus cüzdanına sahip olmak, şiddet ve tacizden korunmak. Bu programları yıllardır sürdürme sebebimiz, ailelerin bu acı kayıpları yaşamaması, anne babaların çocuklarının en güzel günlerini sağlıkla görebilmesi.
Bölümün tam dökümü
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Değerli Anne ve Babalar, siz de en kıymetli varlıklarımız, çocuklarımızın sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde büyümesini arzu ediyorsanız, sağlıklı nesiller dolayısıyla sağlıklı bir toplum hayal ediyorsanız, gelin hep birlikte bu hayali gerçekleştirelim. Bugün için önce çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımıza kulak vermenizi tavsiye ediyoruz. Program boyunca merak edilenleri biz soruyoruz. Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak cevaplıyor.
Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımız başlıyor. Ben Emine Ertürk Karaaslan. Teknik pasada görevli arkadaşım Can İşcan ve konuğumuz Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak. Hepinize sağlıklı günler dileyerek başlıyoruz programımıza. Sevgili dinleyenler, Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmak yine stüdyomuzda. Hoş geldiniz hocam.
Merhaba Emine Hanım, nasılsınız? Teşekkür ederim. Sizleri görüyoruz. Tabii biz de mutlu oluyoruz. Biz de sizinle olmaktan, ailelerimize mesajlar iletebilmekten çok mutluluk duyuyoruz. Çok teşekkür ederiz bu güzel program için. Amacımız tabii, amacımız sağlıklı nesiller ortaya koymak, yetiştirmek ve anne babalara bu yolda destek olmak. Harikasınız, çok teşekkür ederiz.
Teşekkür ederiz. Sevgili dinleyenlerimiz, Fatma Nur Çakmak'la geçtiğimiz haftalarda sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek için yapılması gerekenlerden bahsediyorduk. Annelerin aşılanması gerektiğinden bahsettik geçen haftaki programımızda. Bugün programımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Sevgili hocam, hamilelerin mutlaka aşılanması gerektiğinden bahsettiniz. Üçlü aşıdan bahsettiniz geçen haftaki programımızda. Hatta dörtlüsü çıktı.
Dörtlüsü mi çıktı şu an? Evet, çok güzel bir aşımız var şimdi. Tetanaz aşısı. Tetanaz, çocuk felci, difteri yani halk arasında kuş palazı olarak bilinen hastalık. Bir de boğmaca. Boğmacaya karşı çocukları anne karnında korumaya başlıyorduk.
Evet, evet. Buyurun. Teşekkür ederiz. Çocuklarımızın sağlıklı olabilmesi için önce anne baba sağlıklı olacak. Onun için de hem annenin hem babanın bu aşıya karşı aşılanmasını istiyoruz.
Neden buna karşı aşılanmasını istiyoruz? Çünkü maalesef giderek boğmaca hastalığı görülür ve artar oldu. Toplumumuzda da böyle. Eskiden daha fazla vardı. Eskiden çok fazlaydı. Yani benim çocukluk dönemimde çok fazlaydı.
Ama çok şükür ki çok güzel aşı programları uygulandığı için giderek azaldı. Ama aşıların yavaş yavaş etkilerini kaybediyor olmaları ve özellikle de erişkinlerin aşı programlarının yeterli olmaması nedeniyle bu aşıların uygulanmaması nedeniyle de giderek toplumda artmaya başladı. Diyelim ki bebeklik dönemimizde biz bu aşıyı aldık. Evet. Korunduk.
Evet. Hamilelik döneminde tekrar aynı aşıyı yaptırmak zorunda mı? Evet. Neden? İdeali Emine amcim hamile olmadan önce hep diyoruz ya aman hamile olmadan önce doktora gidin. Kontrollinizi yaptırın. Kontrollinizi.
Evet. Aşılarınızı olun. İyi bir hamileliğe hazır olun. Mesela kızamık kızamıkcık kabakulak aşısı. Evet çok önemli. Çocukluk yaşında çok güzel uygulanan bir aşı. Şu andaki anne baba adaylarında çoğu kızamık kızamıkcık kabakulak aşısıyla aşılanmış bir kuşak.
Ancak yıllar içinde öğrenildi ki bu aşının etkisi yıllar içinde kayboluyor, azalıyor ve koruyuculuğu da azalıyor. Dolayısıyla mutlaka ikinci doz bir aşıya ihtiyacı var. O nedenle de annenin hem kendini hem bebeği koruyor olması hamilelik ve doğum sürecinde çok zor oluyor. Onun için de istiyoruz ki kızamık kızamıkcık kabakulak aşısıyla hamile kalmadan en az üç ay önce aşılansın. Neden en az üç ay önce aşılansın?
Çünkü bunlar sanki hastalığı geçiriyormuş gibi iz yapıp bebeğe zarar da verebilir. Onun için hamile kalmayı planlıyorsak üç ay önce kızamık kızamıkcık kabakulak aşımızı olacağız. Ondan sonra aşı olduktan üç ay sonra hamile kalacağız. Ama dikleri boğmaca çocuk felci tetanoz aşısında böyle bir şey söz konusu değil. Hamileyken de yapılabiliyor.
Hamileyken de yapılabiliyor. Hamile kalmadan kısa bir süre önce de yapılabiliyor. Hamileliğin son döneminde de yapılabiliyor. Burada temel amacımız ne? Hem annenin sağlıklı olarak korunması hem babanın korunması ve bunlar hasta olup da çocuğuna hastalığı bulaştırmasın diye herkesin korunması.
Dolayısıyla Dünya Sağlıklı Örgütü'nün amacı ne hep konuşuyoruz? Toplum sağlığının geliştirilmesi. Yani anne baba çocuk. Esas zaten son dönemlerde de yapılan çalışmalarda baktığımda koruyucu sağlık hekimlerine çok fazla önem veriliyor. En önemlisi o.
Çünkü ne diyoruz? Sağlığımızı korumak hastalıkları tedavi etmekten çok kolay. Çok daha kolay. Ve ucuz. Evet.
Yani hep burada ucuz deyip parayı gündeme getiriyormuş gibi olmayalım ama. Biraz önce bahsetmiştik hocam yani geçtiğimiz haftaki programımızda bahsetmiştik. Zaman kaybından, para kaybından, emek kaybından, iş gücü kaybından, ekonomiye verdiği zararı hiç söylemeye gerek yok zaten. Evet. Hiçbir şey çocuklarımızın ve ailelerin sağlığından kıymetli değil.
Ama eğer sağlığımızı koruyorsak o zaman hastalıklara ayrılan parayla çocuğumuzun eğitimine katkı bulunabiliriz. Veyahut da şu anda var olan ancak uygulamaya koymak için Sağlık Bakanlığı'nın gündemde tuttuğu bazı aşılar var. O aşılar için bütçeye katkıda bulunmuş olabiliriz. Dolayısıyla gene çocuklarımız için harcanacak parayı iyi değerlendirmiş oluruz. Mesela elimizde 10 lira varsa gidip de kendimize 10 liralık bir abur cubur bir şeyler almayız.
Onun yerine gideriz çocuğumuz için et alırız, süt alırız, yumurta alırız, yoğurt alırız, peynir alırız. Onun sağlığı için daha kaliteli para harcarız. Burada amacımız toplum sağlığını geliştirelim derken çocuklarımızın parasını koruyalım. Gene onların geleceği için parayı hem sağlıklarına hem de eğitimlerine daha büyük yatırımlar yapalım diye çabalıyoruz. Dolayısıyla da çocuklarımızı eğer boğmaca hastalığına karşı doğar doğmaz boğmaca hastalığına veya ilk aylarda boğmaca hastalığına karşı korumak istiyorsak anne baba adaylarının aşılanmasına önem veriyoruz.
Çünkü çocuklara doğar doğmaz boğmaca aşısı yapmıyoruz. Boğmaca aşısı daha sonraki programlarımızda konuşacağız. İkinci ayda yapılan bir aşı. Peki o ilk iki ayda kim koruyacak? Annenin aşılanmasıyla geçen antikorlar koruyacak.
Anne karnındayken geçenler sütten geçenler, anne sütünden geçenler koruyacak. Aynı zamanda babayı niye aşılıyoruz? Baba boğmaca geçirirse boğmaca mikrobunu evde yayarken hem eşine hem de çocuklarına hastalığı bulaştırmasın diye aşı oluyor. O nedenle mutlaka anne baba adaylarının boğmaca hastalığına karşı aşılanmasını öneriyoruz. Bu arada en önemlilerinden bir tanesi ki ülkemizde bu konuda çok büyük başarı elde edilmiştir.
Yeni Doğan dönemindeki tetanos hastalığına karşı bebeklerimizi korumaktır. Benim hayatımda, meslek hayatımdaki en üzücü hastalıklardan bir tanesi pek çok üzücü hastalık var. Aileler bizi dinlerken, aa o da bir şey mi diye düşünebilirler ama gerçekten de herkesin hastalığı hepimizi çok derinden yaralayan şeyler. Çünkü hepimiz çocuklarımızın ve ailelerinin sağlıklı mutlu olması için çabalıyoruz. Ama tetanos hastalığı insanı en çaresiz bırakan, özellikle yeni doğan tetanozu çok çaresiz bırakan, çok üzücü hastalıklardan bir tanesidir.
Neden? Çünkü bebekler her şeye karşı duyarlı. Bebekler ışığa karşı duyarlı. Bebekler dokunmaya karşı duyarlı. Düşünün bebeğinizi kucağınıza alamıyorsunuz.
Çünkü bebek dokunduğunuz anda kasılmaya başlıyor. Besleyemiyorsunuz. Çünkü kucağınıza alıp dokunduğunuzda veya beslemeye çalıştığınızda çocuk kasılmaya başlıyor. Dolayısıyla çene kasları emme hareketi çalışmıyor. Emme hareketi olmuyor.
O nedenle bebekleri karanlık odalarda, her tarafı simsiyah örtülerle kapalı. Karanlık odalarda sadece kım hemşiresinin, sadece tedavi damardan besleme amacıyla bebeğin odasına girmesine izin verildiği bir odada maalesef terk ediyoruz o bebekleri. Öyle üzücü bir durumdu. Yani benim öğrencilik ve asistan yıllarımda 40-45 yıl öncesinden bahsediyoruz. Böyle bir durumdu.
Peki 40-45 yılda ne değişti? Gebeler aşılandı. Tetanoz aşısına karşı, hastalığına karşı aşılandı. Ve tetanoz hastalığına karşı önce anne kendini korudu. Dolayısıyla bebeğini korudu.
Ve bu hastalık çok şükür artık ülkemizde görülmüyor. Dünyada görülmüyor ama maalesef görülüyor. Muhteşem bir şey. Yani insanlığa hizmetse insanlığa hizmet etmiş tetanoz aşısını geliştiren bilim adamları. Ve bunu uygulayan çok kıymetli sağlık çalışanları.
Ve bu çok kutsal bir emeğin ürünü olarak da çok yüz güldürücü olarak tetanoz mikrobuyla yeni doğan döneminde hastalıklar görünüyor. Çünkü siz bahsettiniz takside doğum dediniz. Takside doğum olabilir. Veyahut uygun olmayan koşullar evde doğum vardı çok yaygınlı bir zamanlar ülkemizde. Bizlerin birçoğu da evde doğmuştur.
Öyle çoğumuz evde doğmuş bebeklerdeniz. Ne oluyordu? Bakkaldan hiç kullanılmamış jilet aldım. Onun da göbeğini kestim deniyordu. Evet.
Bakkaldan hiç kullanılmamış jilet. Ya da evdeki iyi kesen bir çaklıya da makasla nedir? Sağlığı korumak adına. İşte kolonyayla sildim kestim. Efendim alkolle sildim kestim şeklinde.
Ben de duyuyordum çocukluğumda. Sonuçta ne oluyordu? İşte bebekler yeni doğan tetanoz oluyor. Aynı şekilde anne de tetanoz olabilir. Çünkü aynı mikrobu o da alıyor.
Çünkü dünyada en yaygın görülen mikroplardan bir tanesidir. Tetanoz mikrobu. Düşünün ki hepimiz elimizi kağıtla keser miyiz? Keseriz. Elimizi bıçakla makasla keser miyiz?
Keseriz. Elimize iğne batar mı? Batar. Halk arasında çok yaygın bir inanç var. Paslı çivi.
Paslı çivi tabii ki daha fazla tehlike taşıyor. Ama düz bir kağıt bile, demin saydığımız evdeki kullandığımız bıçaklar, makaslar, iğneler bile pekala bu hastalığı bulaştırabiliyor. Gene toprakla uğraşan kişilerde mesela gülün dikeni battı elime. Evet. Gülün dikeninden bile tetanoz bulaşabilir insana.
Herkese bu çok yaygın, her yerde bulunan bir mikrop. Çünkü çok mutlaka aşılanması gerekiyor. Mutlaka bütün erişkinleri aşılamaya davet ediyoruz. Büyük anneler, büyük babalar, anneler, babalar, anne baba adaylarını aşılamaya davet ediyoruz ki bebeklerimize sağlıklı bir ortam anneleriyle babalarıyla çok güzel günler görme şansını verelim diye. Tabii.
Dedi ki boğmaca hastalığı giderek artıyor. Tetanoz hastalığı çok daha yaygın. Maalesef çocuk felci de zaman zaman görülebilen. Eskiden çok daha fazlaydı sanırım çocuk felci. Evet.
Ülkemizde çok güzel, 80'li yıllardan beri çok güzel aşı programları uygulandı. Konuştuğumuz gibi %95-98 oranında çocuklarımız aşılandı. Tabii %95 aşılandı. Peki geri kalan %5 ne oldu? Ne oldu?
Onların da aşılanmasını istiyoruz. İşte aşılanmayan %5 tehlike yaratıyor. Ne açıdan tehlike yaratıyor? Onlar hastalığı geçirip etrafa yaymaları açısından tehlike yaratabiliyor. Tabii ki.
Sadece onların sağlığı da korunsun istiyoruz ama etrafa da bulaştırmasını istiyoruz. Bunun için de bütün hedefimiz aşılanmayan %2 veya 5 grubundaki çocuklarımızın da aşılanması. En az onun kadar önemlisi çocuklarımızda ulaştığımız bu aşı başarısının erişkinlere de taşınması. Yani istiyoruz ki bütün erişkinler de aşılansınlar. Ama en önemlisi de sanırım çocuk sahibi olmak isteyen hanımlar.
Tabii. En büyük sorumluluk onlara ait. Doğru. Bu arada hepatit B'den de bahsedelim. Çünkü hepatit B hastalığı yani halk arasında sarılık diye bilinen, B tipi sarılık diye bilinen hastalık.
Şu andaki, şu anda anne baba olmaya hazırlanan gençlerimizin aşırı... Hatta evlenmeden önce bir test yapılıyor. Doğru. O yapı sağlık. Son dönemlerde yani koruyucu sağlık açısından şart koşuldu.
Evlenmek isteyen çiftlere belli bir takım testler uygulanması, sağlık raporu getirilmesi isteniyor. Hatta evlenmeden önce birbirlerinden o kan ve belli testleri istemek durumundalar. Kesinlikle. Nikah muamelelerinin başlaması için çok harika bir öneri ve uygulama. Yani hepatit B'ye yakalanmış olabilir, hepatit C'ye olabilir, hepatit A'ya olabilir.
Ve bunların her birisinin ayrı tehlikeleri var. Ve eşine aynı ortamda yaşayacağı için en başta eşine ve diğer aile fertlerine bulaştıracağından dolayı önleminin alması gerekiyor. Kesinlikle. Ve aynı zamanda bebeğimizin doğacak bebeğimizin korunması. Doğacak bebeğinde korunması ve sağlıklı bir ortamda dünyaya gelmesi açısından.
Evet. Bu uygulamanın, bu ailelerimizin çoğu aşılı gençlerimiz şu andaki. Ancak yine hep başından beri konuştuğumuz gibi aşılamalar yıllar içinde. Etkisini kaybedebiliyor. Azalıyor ve kaybedebiliyor.
Dolayısıyla koruyuculuğu da azalıyor. O nedenle bu gençlerimizin de bir dos hiç olmazsa hepatit B aşılarının tekrarını öneriliyor. Onun için de mutlaka bu hepatit B aşısının da gündemde olması lazım. Çünkü ben aşılanmıştım inancı hastalıklara biraz da davetiye çıkarma. Eğer tekrar aşılar yapılmıyorsa.
Çünkü ben aşılanmıştım diye rahat hareket ediyoruz. Hepatit B'li biriyle temas edebiliriz. Boğmacalı biriyle temas edebiliriz. Çocuk felşi biriyle. Kızamık kızamık kaba kulak geçiren biriyle.
Dolayısıyla bu sefer erişkin dönemde hastalıkları geçirmeye başlıyoruz. O daha çok daha ağır oluyor bildiğim kadarıyla. Çok daha ağır olabiliyor. Yan etkileri bırakabiliyor. Çok daha fazla oluyor haklısınız.
Ve dolayısıyla çocuğumuza çok daha fazla doğacak çocuğumuza çok daha zararlı olabiliriz. Onun için hepatit B aşısının da akılla tutulması ve tekrarı mutlaka gerekli olanlardan. Ama bu arada sizin bahsettiğiniz o uygulamalar arasında bazı kan hastalıklarının da taraması yapılıyor. Nikah öncesi çalışmalarda. O da çok kıymetli bir uygulama.
Gene doğacak bebeklerimize ve ailelerine yön göstermek bilgi vermek açısından. Burada temel amaçlarımız arasında mutlaka çocuklarımızı ve ailelerini sağlıklarını koruma ve sağlıklı olanlarına sağlıklarını sürdürmeyi sağlamak var. Sevgili hocam vaktimiz de yavaş yavaş azalıyor. Bu konuda eklemek istedikleriniz varsa onları da alalım. Eminemciğim bundan sonraki uygulamalarda bahsedeceğimiz konulardan bir tanesi güvenli annelik.
Güvenli annelik çok kıymetli bir şey. Temel amaçlarımızdan bir tanesi o. Çünkü güvenli annelik bir insanın en doğal hakkı, bir kadının en doğal hakkı. Ve güvenli annelik nasıl başlıyor? Bir defa her insanın, her annenin, her babanın, her çocuğun sağlıklı bir ortamda doğmaya ve yaşamaya hakkı var.
Peki bunun için ne yapıyoruz? Bir defa güvenli annelik bir insan hakkı. Kız çocuğuna değer vererek başlıyor. Yani babaların kız çocuklarını sevmeleriyle başlıyor özetle. Bir çocuğu ne zaman öğreniyoruz?
Kız çocuk, erkek çocuk kimliğini kim öğretiyor? Annesi babası öğretiyor. Tabii ki. Ve kız çocuk olarak... İki yaşından itibaren başlıyor herhalde.
Yo doğumdan itibaren başlıyor. Yani bir çocuğu kız çocuk olarak gördüğümüzde, ay dünyanın en güzel kızı benim kızım diyen bir babaya sahip olmasından daha büyük bir servet olamaz. Tabii ki annesini sevmesi çok kıymetli ama ona diyoruz ki, bak sen bir kız çocuk olarak beğeniliyorsun ve bunu söyleyen karşı cinsden biri.
Onun için kız çocuğa değer vermek babalar tarafından başlatılıyor. Ve tabii ki kız çocuğa değer vermek asıl anneye değer vererek başlıyor. Ve bu bir insan hakkı. Güvenli anneliğin temel kurallarından bir tanesi. Gene güvenli anneliğin temel kurallarından biri,
doğumun en iyi koşullarda hem gebelik sürecinin hem de doğumun en iyi koşullarda başlatılması, sürdürülmesi ve gerçekleşmesi. Bu dünyanın her yerinde sağlık çalışanların temel amacı. Çünkü insanlar bir kere doğuyorlar, bir kere de ölüyorlar. Her ikisinin arasında da bir yaşam süreci var.
Bütün bu süreç içinde gerek doğarken, gerek yaşarken, gerek ölürken, her insanın en iyiye layık olduğu bilinciyle ve inancıyla ve bunun gönüllülüğüyle başlıyor aslında bu hizmetler. Ve buna da en iyi uygulamalardan bir tanesi hiç kuşkusuz ki, hem gebelik öncesi, hem gebelik, hem doğum dönemindeki iyi bakım sayesinde oluyor. Bunları da hep konuşuyoruz.
İyi bir anne baba adaylarının daha hamileliğe karar verdikleri anda, kan tahlillerini yaptırmaları, gerekli aşılamalarını uygulamaları, beslenme koşullarını düzeltmeleri ve düzenli hamilelik ve doğum kontrollerine gitmesiyle oluyor. Bir arkadaşımın başına gelmişti de çok bir sene önce kadar, onu biliyorum yakın yaşadığımız bir olaydı.
Çok güvenli, sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirdi anne. Hastaneye gitti, doğum sonrasında ani gelişen bir kanama sonucunda anneyi kaybettik. Çok üzüldüm. Sebebi henüz belli değil. Bir sene oldu, çocuk şu anda bir yaşında.
Çok güzel günler görsün inşallah. Babaanne devam ediyor. Hayata çok zor başlamış. Hayata çok zor başladı ve tabii ki bu aile açısından önce çocuğun en büyük, hani çocuk için en büyük kayıp, sonra eş için en büyük kayıp, aile için en büyük kayıp.
Yani bir sürü kayıp. Gerçekten çok zor günler yaşadılar. Hala da devam ediyorlar yaşamaya. Kesinlikle. Ve henüz hastane gerçek bir açıklama yapmadı yani ölüm sebebiyle ilgili.
Bazı şeyler açıklanamıyor maalesef ama sizinle kaç programdır bunu konuşuyoruz. Neden bunu konuşuyoruz? Yani ben bir çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı olarak neden habire aman ne olur sevgili anne babalar kendinize iyi bakın diye tekrar tekrar konuşuyoruz. Çünkü yeni doğanın bazı ihtiyaçları vardır. Yani bu bir çocuğun doğumdan itibaren en doğal hakkıdır.
Nedir bu? Annesiyle birlikte olma. En baştaki ihtiyaca. Annesiyle birlikte olma ve sevgi. Ailesiyle birlikte olma ve sevgi.
Uygun beslenme. Temiz sıcak bir ortamda barınma. Gerektiğinde tıbbi bakım alabilme. Aşılama hizmetlerinin iyi bir şekilde yürütülmesi. Cinsiyetinin ve görünümünün kabulü.
Nüfus cüzdanına sahip olması. Şiddet ve tacizden korunması. Bir yeni doğanın temel gereksinimleri bunlar olduğu için sizin aracılığınızda kaç programdır? Ailelere bunu iletmeye çalışıyoruz ki bu acı sonu yaşamasın çocuklarımız. Annesiyle babasıyla büyüsün.
Anneleri babaları hayatlarının en değerli varlığının en güzel günlerini sağlıklı olarak görsünler diye bu programlar için bu kadar gönül ve emek veriyoruz. Hep birlikte. Evet. Sevgili hocam programımızın sonuna geldik. Güvenli annelik konusunda sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmeden önce yapılması gerekenler, anneler tarafından yapılması gerekenlerden bahsettik.
Aşılanmalardan bahsettik. Ve önümüzdeki hafta yine sağlıklı hamilelik geçirmek için güvenli annelik ve güvenli yeni doğan bebeklerden bahsedeceğiz. Önümüzdeki programda tekrar sizi stüdyomuzda görmek istiyoruz. Çok çok teşekkür ediyoruz programımıza katıldığınız bilgiler verdiniz, bizi aydınlattığınız için. Biz de size bu güzel fırsatı bize verdiğiniz için kendim ve derneğimiz adına şükranlarımı sunuyorum size ve ekibinize ve bakanlığınıza.
Teşekkür ederiz. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele programımızın bugün de sonuna geldik sevgili dinleyenler. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Derneği Başkanı, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanımız Doçent Doktor Fatma Nur Çakmakla bugün sağlıklı bir hamilelik geçirmek için yapılması gerekenlerden bahsettik, aşılanmalardan bahsettik. Ve önümüzdeki hafta güvenli annelik ve güvenli yeni doğan bebeklerden bahsedeceğiz.
Ben Emine Ertürk Karahaslan, Teknik Basada görevli arkadaşım Can İşcan. Hepinize sağlıklı, güzel günler diliyoruz. Hoşçakalın. Sağlıklı Bebekler İçin El Ele Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Altyazı M.K. Altyazı M.K.
Bu ses kaydı genel bilgilendirme amaçlıdır; hekim muayenesinin yerine geçmez. Çocuğunuzun durumu her zaman kendi hekimi tarafından değerlendirilmelidir.
Bu bölüm tarihinde yayınlandı. Aşı takvimi ve tedavi önerileri zaman içinde güncellenebilir; güncel durum için hekiminize danışın.